28 Temmuz 2009

Türk Futbolu Komedisi



Türk Futbolu diye bir şey yok, Sivasspor gerçeği diye bir şey hiç yok.

Şampiyonlar Ligi Ön Elemesi'nde Anderlecht karşısında Türkiye Ligi 2.sinin, sonucu önemsemeden söylüyorum, düştüğü durum ortada. 3 pas bile yapamadılar.

Valisi, Başkanı, Teknik Adamı, küfür eden ama etmediği iddia edilen centilmen taraftarı ve hak etmediği zaman bile kazanmak istemesi gibi pek çok unsuruyla küçük Fenerbahçe'yi andıran Sivasspor'un Avrupa kaderi hak ettiği şekilde büyüğüne benzedi. Devlet desteğiyle Edirne dışına çıkmayı başarabilen futbol katledicisi bu zihniyet, asıl meydanda, desteksiz ve orantısız gücünün ne kadar olduğunu gördü. Türkiye Ligi'ndeki gibi rakipleri sindirmeye izin veren bir hakem, kural dışı sertliklere serbestlik yok Avrupa'da. Sahaya yabancı madde atamazsınız, yaptırımlar ağır, Anadolu takımı şirinliği, hokkabazlığı yok, topunu oynarsan varsın yoksa ekmek yedirmezler, 45 dakikada yarı sahana hapseder, aklını alırlar böyle, türbülansa uğrarsın.

Türk Futbolu diye bir şey yok, inanmayın bu masala! Galatasaray ne zaman başarılıysa, Türk Futbolu da o zaman başarılıdır, gerisi La Fontaine. Zico dönemi Fenerbahçe'sinin CL başarısı da tesadüf zaten Aziz Yıldırım'ın söylediği tekrarlanmama kuralından ötürü.

Bilica'yı verip Yasin'i alırsan Fenerbahçe'den, olacağı da budur. Gerçi o camiadan yetiştiği için Uygun, iyi bilmesi gerek Fenerbahçe'nin menfaati her şeyin üzerindedir.

Kızına küfredilmedi, 6 olmaz 5 olur dedi oldu, dil uzattığı Arsene Wenger'in Arsenal'inden kurtuldu, daha ne!

Geçmiş olsun faşizm, Bülent Efendi, masal anlatıcıları, hayalperestler ve Türk Futbolu sevicileri!

Teşekkürler toplumcu gerçekçi şiir, Anderlecht ve futbolun adaleti.

28 Temmuz 2009

A. Eren Loğoğlu

40 yorum:

Chao Grey dedi ki...

Döktürmüşsün. Söyleyecek laf yok üstüne.

Sade dedi ki...

fotoğraf çuk oturmuş 5 ile!

A. Eren Logoglu dedi ki...

Eyvallah Çağrı.

Koz maça, ihale bende, çok huzurluyum bu gece.

Eren.

vakilinchuk dedi ki...

Enfes.Altına imzamı atarık.Elinize sağlık...

father vic dedi ki...

yazı güzel bende sevmem sivası hatta nefret de ederim yenildiklerine de hepinizden çok sevindim ama seçtiğin resim çok yanlış..

11 şehitin verildiği haftaki fotoğraftır o..belki poz belki gerçek bilemezsin ama saygı duymalalı..umarım yazının sonundaki faşizm kelimesi ile bi ilişkisi yoktur..

serdarux dedi ki...

b.uygun nefretim bu gece biraz rahatladı huzurla uyuyacağım..

Chao Grey dedi ki...

11 şehit nerede, yüzbinlerin gözü önünde ağlamak nerede? O yaptığını hangi kalıba sığdırabilir Bülent Uygun? Dinimizde "sol elin sağ elinin verdiği sadakayı görmeyecek" düsturu var, o zaman müslümanlığa uymaz. Mütevazilikten bahsetmeye bile gerek yok, Arsene Wenger'e sallayan adamdan bahsediyoruz.Uyacağı tek kalıp "magazin milliyetçiliği"dir. Çıkıp herkesin ortasında ağlamakla kazandığı kredileri yiyor bu adam hala.

Thiam Jaba dedi ki...

Cevap budur.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Einstein'in bir sözü vardır;

"Milliyetçilik bir çocukluk hastalığıdır ve kızamık çıkartan insanlığa tekabül eder."

Hastalığa yakalanan Bülent, kızamık geçirme rolüne kendini kaptırıp, duygu yoğunluğundan nemalanma yolunu da seçerek bu fotoğraf karesini düşürüyor. Karakteri, özü, benliği kötü bir adam olduğu seçtiği her sözcükten, girdiği her ortamdan belli olan bu adamın ekranlara yansıttığı hal ve hareketlerin de çok gerçekçi, masum olduğuna inanmıyorum.

Fotoğraf, faşizm ilişkisi dolaylı yoldan kurulabilir ancak anlatmak istediğim bambaşka bir şeydir, bir kavrama geçmiş olsun diyerek.

Eren.

father vic dedi ki...

milliyetçilik (sen faşizm desende) ülkeler varoldukça yaşayacaktır..tıpkı para varoldukça kapitalizmin varolacağı ve toplumcu düzene karşı(söylenmek istenen şey komünizm)her zaman kazanacağı gibi..

neyse sölemek istediğim bülente diil sadece 11 kişiye saygı gösterilmeli..yoksa ne bülentin milliyetçiliği umrumda(ki dediğiniz gibi faşist,ırkçı milliyetçi olsa kürtlerin içinde çalışmazdı)ne de bedevi inancı umrumda..

extensor dedi ki...

Yazıda ki her noktaya katılırım. Fakat şu maçtan sonra yazılması gerektiğine katılamam ağabey.

Üstelik koskoca bir şehrin takımını... Tek bir ideolojiye, tek bir isme eşitlemek hiç doğru değil diye düşünüyorum.

Şimdi o renkler için göz yaşı döken, faşist olmayan insanlarda vardır o şehirde.

Takım yönetiminde ki yanlışlıkları, adil olmayan yönetim anlayışını yazarsınız... Fakat bu maçtan sonra mutlu olmuş bir şekilde değil!

Ben mesela spor salonundan vücut geliştirme antrenörümle izledim bu maçı... Evinde bir iki bira içtik, eşiyle çocuğuyla ağırladı beni...
Sivas'lı bir alevidir kendisi... Ve sol görüşlü bir insandır... Onların üzüntüsünü gördükten sonra bu yazı güzel olmuyor be hocam.

Saygılarımla...

father vic dedi ki...

ayrıca ben samimiyetinden şüphe etsem de o açıdan onu eleştiremem(şov yaptığı iddaası)kimsenin içinde ne yaşadığını bilemeyiz..gerçekten hissetmişse evinde de ağlayabilir onlar için saygı duruşu yaparken de ağlayabilir..bu herşeyden bağımsız fakklı bi konudur ve başka bişeye alet edilmesi son derece yanlıştır..

herkese ii geceler..

A. Eren Logoglu dedi ki...

Extensor,

senin yarattığın bu mantıkla hiçbir takıma, kavrama, düşünceye eleştiri getirilemez, hak ettiği kötü söz söylenemez çünkü her birinin bünyesinde güzel insanlar vardır.

Bu sebeple söylemini çok anlamsız bulduğumu belirtmeliyim, Sivas'ı tutan güzel insanlar var diye, takımın üzerine yapışan, temsil ettiği değerleri, şehrin tarihini, Fenerbahçe vizyonunu sorgulamak, Galatasaray'a söylenmiş her bir ifadeyi cevaplamak hakkımdan vazgeçmem, her zaman da kullanırım, beğenirsin, beğenmezsen senin bileceğin iş.

Milliyetçilik konusuna gelince, 90 Dünya Kupası'nda bir İtalyan olsam ve Napoli'de bulunsam Arjantin'i desteklerdim, öyle de bir adamım.

Eren.

extensor dedi ki...

"senin yarattığın bu mantıkla hiçbir takıma, kavrama, düşünceye eleştiri getirilemez,"

Getirilir ağabeyde, tam düştüğü anda tekme atmak için getirilmez, yapıcı olsun diye olur...

Milliyetçilik konusuna gelirsek bende öyle biriyim de... Zerre mühim değil bu husus.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Getirilemez.

Fenerbahçeli, karakteri düzgün bir arkadaşımla -öyle biri yok da- maç seyrediyorum diye Fenerbahçe'yi ve savunduğu değerleri eleştirirsen, ayıp etmiş olursun, adam üzülürken demeye geliyor senin mantığın, tekmenin kavga hali ya da düşme esnasıyla ilgisi yok yani. Fenerbahçe'yi tutan insanlar ayrı, Fenerbahçe'nin savunduğu değerler ayrı, yeri geliyor insanı da eleştiriyoruz ama Sivas üzerinden hangi kavramları, futbola dair değerleri eleştirdiğim açık bu sebeple üzülen insanları görünce böyle yazılar güzel olmuyor mantığını asla kabul etmiyorum.

Eren.

Chao Grey dedi ki...

Bir anti-futbol temsilcisi kaç tane Galatasaraylı'nın tartışmasına sebep oldu be. İşte yaşantısı da böyle bunların, etkileri de.

aşkın dedi ki...

''Türk futbolu sevicileri''
Extensor'un sitesinde tartışmıştık Atahan ile, demiştim ki ben Sivas'ı değil Sivas'ın şampiyonluğunu destekliyorum.Onların şampiyonluğu muazzam taraftar ve belediye desteklerine haiz (çoğu zaman ikisine birden sahip) kulüplerimize ders olacak, artık mazeretleri kalmayacak.
Bırakın milliyeti insan denen varlığı sevmiyorum (mizantropizm deniyormuş bunun adına), haliyle Bülent Uygun'un yaşantısı ve değer biçtikleriyle en fantastik rüyamda bile kesişme ihtimalim olmaz.
Mevcut Türk futbolundan mutluysak içinde Galatasaray'ın da bulunduğunu gözden kaçırmadan hal ve gidişattan yana şikayetimiz yok demektir.Bir değişim olacaktı, değiştirmeye namzet olanın kimliğini sorguladık.Yazı uzarsa korkarım birileri Bülent Uygun güzellemesi yazdığımı düşünecek, her tür tepkiye şaşırmıyorum artık.
Kimya Simya'dan doğdu, büyücülükle altın elde etmeye çalışırken.
Benzinin gündelik hayatımıza girişi Hitler'in tanklarına elverişli yakıt aramasıyla oldu.
Bazı teknolojik buluşlar daha fazla insan öldürmek için silah icat etmeye çalışırken gerçekleşti.
En tuhafıysa, Barcelona'yı desteklediğim için bazı zirzopların yaşadığım ülke dışında bir takım oması hasebiyle embesil yorumlarına muhatap olmam, 40 yılın başı Türk futbolunu düşündüğümdeyse bu kez genelgeçer algı konteksinin engeliyle karşılaşmam oldu.
Seneye yine 4 Eylül'ün buzlu zemini ve güreş futbolu, İstanbul'a deplasmana gelen Anadolu takımlarının malum klasiğiyle başbaşayız.Anadolu lige döndü, Türk futbolunda değişim ise başka bahara.Belki de hiçbir zaman.

Adsız dedi ki...

"Fenerbahçeli, karakteri düzgün bir arkadaşımla -öyle biri yok da-"


böyle yazdığın zaman olmuyor işte.bu anlayış faşizan bir anlayış değilmidir?

ha sen şimdi "ben kendi hayatımda fenerli ve düzgün karakterli kimse yok demek istemiştim." de diyebilirsin,ama öyle anlaşılmıyor işte...

sivassporla ilgili yorumuna ise tamamen katılıyorum.

Başar Bölükbaş dedi ki...

Herkeze merhaba,
Eren blogunu ilk defa okudum. Chao Grey'in blogundaki link ile. Ama bayildim yazilarina ve tarzina.
Son post.una bastan sona katiliyorum. Ve bu konunun milliyetcilik ya da fasizm eksenine neden kaydigini anlayamiyorum. Burasi bir blog. Bir yazari var. Onun kendi dusunceleri var. Insanlarin bu tur yazilarin altina bir mesaj verme kaygisi ile yorumlar yazmasini da anlamiyorum. Bu yazilarin devami sehitlere savaslara milliyetcilige uzanmamali. Post.u yazarsin. Guzel olur. Kotu olur. Katiliyorum dersin. Su sebepten katilmiyorum dersin. Karsilikli atisma vs ile Chao Grey.in dedigi gibi mevzu ozunden cikiyor ve bizde okuyucu olarak gercek tadi alamiyoruz.
Ama sen tarzini ve yorumlarini degistirmeden bizi bu guzel yazilar ile bulusturmaya devam et...
Sevgiler.

3Pas1Gol dedi ki...

Yazı süper olmuş ellerine sağlık ;)

aksilaz dedi ki...

Hersey cok güzel hoş ama geçmiş olsun faşizm ne demek bunu anlayamadım ...

Arkhe dedi ki...

Sivasspor gerçeği varmış ki bu kadar sevindirmiş, sizleri bu kadar doldurmuş ve bu garip yazıyı yazdırmış.

Neyse ki aranızda extensor gibileri de var..

Hüseyin Altıkıllı dedi ki...

Yüreğine sağlık abi.
Paralel olarak bir de şu var;

http://lappappa.blogspot.com/2009/07/sivasn-yollarna.html

Adsız dedi ki...

fotoğraf ve skor cuk oturmuş, yazın muhteşem, tebrikler dostum. türbülente, dolayısyla da sivasa kapak olsun. haaa, akılları başlarına gelir mi, hiç ama hiç sanmıyorum ama bizimkisi de züğürt tesellisi işte...

Adsız dedi ki...

hehe en güzel laf buydu abim. Fenerbahçeli karakteri düzhün arkadaşım yok. benim hiç fenerli arkadaşım yok abi. karakterlisini bulsam edinecem ne zaman bi hırsız uğursuz üçkaatçı tiple tanışsam fenerli çıkıyo abey.

burhan dedi ki...

Fenere niye bu kadar giydirmişsin onu anlamadım. Sanki Türkiye ve türk futbolu tamamen sosyalist bir düzende yönetiliyor arada Fener kapitalist zihniyeti temsil ediyor gibi. Bu kulüplerin hepsi şirket. Fener şirketi(kulüpten bahsetmiyorum) iyi yönetti ve zengin, digerleri kötü yönetti ve yönetiyor.
Aziz Yıldırımın tesadüf lafınıda bence herkes anlıyor ama anlamak istemiyor, adam orda iyi bir jenerasyon geldi ve başarılı oldu ama planlı olsaydı devamı gelirdi deme istedi ve bence dogru. Sonuçta alınanda bir uefa kupası avrupanın en büyüğü olunmuyor uefayı alınca, geçen senede shaktar aldı ondan önceki sene kim aldı hatırlamıyorum bile.
Uzun lafın kısası, Galatasaraylılar Fener daha göz önünde ve zengin oldugu için sağda Cimbomuda nedenini bilmedigim sebeplerden dolayı, burjuva sınıfının kurup yönetmesine ragmen solda görmek istiyorlar ama bu iki kulübünde bi siyasal görüşü temsil etmedigi gayet açık

poseidon_05 dedi ki...

Galatasaray uefa kupasını aldı ardından Türkiye dünya üçüncüsü oldu..Fenerbahçe cl de çeyrek final oynadı ardından Türkiye avrupa şampiyonasında yarı final oynadı...ne zamanki bu takımlar istikrarlı bi şekilde hemen hemen her sene avrupada başarılı olur o zaman milli takım olarakta daha istikrarlı oluruz her şampiyonaya katılırız...umarım bu sene 3 büyük takımımızda başarılı olur

euler dedi ki...

Ellerine sağlık Eren , fotoğraf da pek güzel durmuş yazının üstünde...
Bu kadar insanın antipatisini toplayan birkaç unsur daha var bu ülkede 17+1 şeklinde söylemlere kadar giden. Benzemeye çalıştığı yerle de fazlasıyla benzerlikleri mevcut zaten..Daha iki gün evvel Arda ile ilgili birşeyler zırvaladı Bülent efendi , çenesinin çalıştığının 1/10 kadar beyni de çalışsa belki bişey olabilir ama ı-ıh bişey olmaz bundan !!
Ayrıca 6 olmadan maçın bitmesine de üzüldüğümü söylemeden geçemeyeceğim.
Sivas ile bir ilgisi yok...

A. Eren Logoglu dedi ki...

Yazıda Fenerbahçenin yer almasının belirli sebepleri var elbet, bazıları anlamasa da.

Sivasspor'un Fenerbahçe'ye benzeme çabaları ilk olarak. Fenerbahçeli kökenli Bir Teknik Adam ve Fenerbahçe Kongre Üyesi bir başkana sahip bir camiadan da daha farklı bir atılım beklemek anlamsız olurdu. E haliyle bu minvalde Bülent Uygun'un söylediği sözler, Nihat Özdemir'in, Mahmut Uslu'nun, Aziz Yıldırım'ın, Murat Özaydınlı'nın geçmişte sarfettiklerinden farklı değil, paralel düşünebilen zihinlerden çıkma düşünceler.

Kulübün ayrıca Fenerbahçe'yle çıkar ilişkisi var. Bilica'yı Fenerbahçe dışında başka bir takım isteseydi, bu kadar ucuza gitmeyecekti, belki takımda da kalacaktı Bilica ve bu hezimet gerçekleşmeyebilirdi. Fenerbahçe'nin menfaatleri başkalarında olduğu gibi Bülent Uygun için de her şeyden önce geldiğinden, neredeyse peşkeş çeker gibi, işin ironi tarafını da katıp Yasin'i de karşılığında alarak, Bilica transferi gerçekleşti çünkü Fenerbahçe'nin ihtiyacı vardı, eski camiasına, özüne bir ihtimas geçmeliydi Uygun, tabii bunu yaparken mesleğine ve Sivasspor'a ihanet içinde olduğunu kimse dillendiremedi, Başkan da aynı yolun yolcusuydu çünkü.

Bir başka ortak nokta, futbola bakış. Kazanayım ama nasıl olursa olsun zihniyeti yani Fenerbahçe'nin özellikle son 10 yılda, Saraçoğlu'nun yapımıyla zihinlere ve yüreklere aşıladığı iğrenç kazanma anlayışı. Küfretme, demeç verme, sahaya yabancı madde atma, koridorda oyuncuya saldırma, sindirme, korkutma, emniyetle ortak hareket etme, valinin özel gol sevinçleri, hazmedememe, rakip takıma saldırma, hakeme sallama, hak etmeden kazanma arzusuyla yanıp tutuşma gibi sayabileceğim pek çok unsur.

Şimdilik yeterli sanırım bunlar, Braga yenilgilerinden sonra Anderlecht de, Sivasspor gerçeğini, sistemsizliğini ders olarak sundu Türk futbolseverine, bir başka -bu sefer 7 olsun- hezimette tekrardan bu konulara değiniriz.

Eren.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Bir de ekleme yapayım, eleştiriler geliyor.

Fenerbahçeli arkadaşım pek yok, hayatıma almıyorum, ki bu almadığım insanlar bilinçli olanlar, futbolu ciddi takip eden, maçlara giden kitle, onlarla anlaşma şansım yok. Saf ve masum duygularla babadan, Lefter'den gelme bir anlayışla Fenerbahçe'yi tutan, Aziz Yıldırım falan önemsemeyen, bunları Fenerbahçe'ye yakıştıramayan, o yüzden, bir kere tuttum değiştiremem tadında düşünebilen arkadaşlarım da var, sözüm onlara değil.

Bunun yanında arkadaşlarımın çoğunluğu çok iyi Galatasaraylılar olmakla birlikte, pek çok da Beşiktaşlı arkadaşım var, onlarla iyi anlaşırım, nedense!

Bir de son olarak, Fenerbahçe'nin savunduğu değerler kısmını açayım, eski yazılarıma bakılabilir, sosyalizm kapitalizm eksenli bir algı değil bu, spora, spor olaylarına, spor insanına, medyaya, topluma, taraftarına bakıştan yarattıkları Atatürk, Kurtuluş Savaşı gibi dogmalardan oluşan tarih algısına kadar pek çok konuya dair bir değerler hatta değersizlikler bütünüdür, Fenerbahçe bunlardan beslenir ve öyle yaşamını sürdürür.

Eren.

Engin dedi ki...

Eren Sivas ve Fener hakkında yaptığın analizlerine ve belirttiğin görüşlerine katılmamam mümkün değil. Eklemek istediğim bir başka nokta da, Fener zihniyetinin geldiği noktada, hepimizin o çok iyi bildiği,"olm bizim paramız stadımız var, cinconlar vs. sefilleri oynuyor zuahaha" anlayışıyla ilgili. Bu sözler direkt 80lerde türk toplumuna başarıyla "embed" edilmiş "parayı buldum, köşeyi döndüm, bir elimde cımbız bir elimde ayna umurumda mı değirmenin suyu nereden geliyor, biz en zenginiz" magandalığının yepisyeni bir tezahürü bana göre. Fenerin parası, aziz başkanın parası, Galatasaray'ı yenmek dışında ciddi elle tutulur bir sportif başarıya, ondan geçtim, sportmenliği sulandırıp yozlaştırıp iğrençleştirmekten başka bir halta imza atamamış bu gariplikler "ekol"ünün yılmaz destekçilerinin nasıl oluyorsa göğsünü kabartıyor. Parayla övünmek, ne sefil bir durum, nasıl bir paraya tapma ve bunun sonucu dimağın dumura uğramışlığı, bunu düşünmek lazım.

Stadıyla, parasıyla övünen ve rakiplerinin parasızlığı üzerinden büyüklük küçüklük algısı kurup kendi kendine sevindirik olan dünya üzerinde kaç klüp taraftarı vardır acaba??

engin dedi ki...

Bir de şu var, mesele savaşta ölenleri anmaksa, bunu Bülent Uygun zihniyetiyle anma jestlerine saygı duymaya davet etmekle filan yapacağımıza, dürüst olalım, o insanların ölümüne Bülent Uygun tadında duygu dünyası ve jestlerle üzülmektense bu insanların niye öldüğünü,başkalarının aynı şekilde ölmemesi için neler yapılabileceğine kafa patlatalım, kendimizi o yönde zorlayalım. Bülent Uygunun vb (zer)zevatın zırlayarak selam durması ertesi gün bir kaç kişinin daha ölmesini engelleyebildi mi, ona bakalım.30 yıldır süren bir savaş ve bu savaşın hiçbir tarafı uzaydan gelmedi. öğrenilmiş,ezberletilmiş insanlığımızla ışık saçtığımızı sanmayalım.

Başkanson dedi ki...

Bülent Uygun'un istanbul da laila sivas da La İlahe İllallah dediği an zaten adamın bittiği andır benim için.
Bu kadar ayırımcı ve insanlara nefret tohumu ekici bir adam da bu dakika layık olduğu şekilde eleştiri alır halktan.
ortadaki durum budur.
......................
bir takım yenildiğinde (herkes fark yiyor, biz geçen sene evimizde körfez den 5 yiyince dünya başımıza yıkıldı sonuçta) hocası tüm ortamlarda takımın önüne geçip saha dışı icraatlarından dolayı eleştiri alıyorsa o adamın verdiği zarar da gün gibi ortadadır. başka bir blog da da bu fikrimi söylemiştim, aynısını yine yazasım var ; yukarıya çıkarken herkesi ezmeye çalışan herkesle didişen insanlar inişte de bu şekilde eleştirilmeye alışık olacak.
....................
maç kısmı ise apayrı rezalet, 1980 ler türk futbolundan bir 2009 kesiti. türbülent beye tebrikler.

extensor dedi ki...

"Fenerbahçe'yi ve savunduğu değerleri eleştirirsen, ayıp etmiş olursun, adam üzülürken demeye geliyor senin mantığın"

Ağabey ben öyle birşey demek istemedim, rica ederim çarpıtma.

Ben Sivasspor yönetiminin soyunduğu düşünce yapısını, ideolojiyi bütün bir Sivasspor'a mal edemezsin, etmemelisin dedim... O verdiğim Alevi ağabey ile içki içip Sivas maçı izleme örneği sırf bu nedenleydi.

Eleştirebilme yada eleştirememe ile alakası yoktu... Eleştirinin içeriği ile alakalıydı.

Benim zamanlama konusunda ki düşüncem ise, şuydu işte... Hani biz berbat bir gece sonunda Hamburger'e elemiştik ya Ali Sami Yen'de! Ben bütün gece karın ağrısı çekmiştim, sabaha kadar uyku girmemişti gözüme...
Muhtemelen sende öyleydin, o durumdaydın.

Hani sonra sabah uyandığımızda FB resmi sitesi açılış sayfasında bir resim gördük. Final biletleriniz bizden diyorlardı.

İşte o ne kadar büyük bir kabızlıksa, arsızlıksa... Bunun da ondan bir farkı yok ağabey bence.

(Tüm bu yazının dışında... Yazılarını uzun süredir takip ediyorum, Galatasaray'lılığını örnek alıyor ve mesela Melih ağabeyi gösterdiğim gibi bir çok arkadaşıma seni örnek gösteriyorum... Beni yanlış anlamayacağını ümit ediyorum, saygılarımla...)

Deniz dedi ki...

Su yazidaki fikirlerin saglamligini bugun cogu Fenerbahceli'nin Bulent ve onun Sivas'iyla birlikte nasil samimi bir uzuntuye burundugunu, Galatasaray ve Besiktaslilarin ise ayni meseleden oturu nasil huzur buldugunu gorerek teyid ettim. Bulentle dalga gecen tum bloglara teker teker cevap yazan, Bulent Uygun'un aslinda ne kadar yuce bir insan oldugunu anlatmaya calisan, GS menseili olsaydi boyle algilanmayacakti, Turk takimi yenilmis siz seviniyorsunuz falan diyenler var. Ve evet hepsi Fenerbahceli. Tesaduf tabi, aci bir tesaduf bu!

fabio luciano dedi ki...

böyle tek taraflı ne güzel atılıp tutuluyor değil mi?yorumumum yayınlama cesareti gösteremediğimn için beni ayrıca mutlu ettin.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Galatasaray'a küçücük de olsa bir hakaret içeren, buna dair algı yaratan, imalı söylemleri yayınlamam.

Tarafım, burası da Galatasaraylı bir yazarın blogu, buna göre yorum yazarsan yayınlanır yoksa hakaret edebileceğin yerlerde dolaşırsın, buralara hiç uğramazsın.

Cesaret falan gerek yok bu beylik laflara.

Eren.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Extensor çarpıtmıyorum, söylediklerin böyle bir algı yaratıyor, bunu belirttim.

Sivasspor Bülent Uygun'u teknik adam, Mecnun Odyakmaz'ı Başkan seçtiyse, hem bu durumu, hem bu durumun yarattığı olayları hem de bu adamlar üzerinden oluşan Sivasspor imajını elbette eleştireceğim, bunda yanlış bir taraf göremiyorum.

Aziz Yıldırım üzerinden bütün Fenerbahçe camiasını eleştiremezsin ya da bu coğrafyada çok kullanılan münferit sözcüğüne karşılık gelen olaylar gibi bir anlam yaratıyor senin mantığın.

Sivasspor şu an bununla, bu adamların ideoljisi, yönetimi ile yaşıyorsa eleştirilecek, üstelik içerik de 6 - 8 diye gönderme yapan, Arda'ya laf atan, Kızıma küfrettiler diyen, Mehmet Yıldız'ı Galatasaray'a vermeyip, Bilica'yı peşkeş çeken adam için gayet normal. Bence sen, içinde bulunduğun durumun da etkisiyle duygusal bakıyor ve yanlış düşünüyorsun.

Örneğinin konuyla bir ilgisi yok, benzer değil. Galatasaray'ın hocası, başkanı Fenerbahçe'ye hakaret etmedi, küçümsemedi ki o dönemlerde, benzer bir duygu yaratsın bende. Fenerbahçe'yi bildiğim için o eksende değerlendirdim sitelerine astıkları bilet yazısını da. Galatasaray'la oynanan kupa maçından sonra Volkan'ın fotoğrafını asıp teşekkürler diyen bir kurumdan bahsediyoruz.

Sapla samanı karıştırıyorsun kanımca, Bülent Uygun bu lafları etti mi etti, Galatasaray'ı küçümsedi mi küçümseme gayretine girdi, her ortamda aleyhine çalıştı mı, çalıştı, e o zaman kusura bakmasın da onu oraya getirenler de bundan nasibini alacak, bunun kabız olmaya falan ilgisi yok, ben Galatasaraylıysam, tarafsam, buna cevabı veririm kendi olanaklarımla. Gider Kapalı'ya pankartımı asarım, tezahüratımı yaparım, bloguma yazarım, elimden gelen budur, yakasını bırakmam böyle adamların, Türk Sporu'nun üzerine çökmüşler, gitmiyorlar, türüyorlar sürekli, iğrenç bir zihniyetle, adalet duygusundan yoksun, belirli menfaatlere hizmet ederek büyüme telaşında. Medya eleştiremez, 90 dakika yayından kalkar, Haberturk susturulur, Cihan Oskay yok olur, şike belgeleri önemsenmez, yenilirler basketbolcu döverler, hazımsızlık diz boyudur, en çok para, en iyi stad bende en çok formayı ben sattım, e benim şampiyon olmam lazım, olamıyorsam bir pislik vardır, kabul etmem algısıyla yaşayanlar varolduğu müddetçe ben böyle yazmaya devam edeceğim, seni hayalkırıklığına uğratmak istemezdim, umarım uğramadın, uğramazsın.

Eren.

Engin dedi ki...

Konu bu başlıkta sivasspor, Sivassporla ilgili pek bişey belirtmemişim, ona istinaden...

Eskişehirspor, Eskişehirspor olduğu zaman, o günün olanaklarında o kentin çocukları ya da yörede yaşayan futbola gönül vermiş insanların gayretleriyle bir noktaya gelmişti, yaratılan/yaşanılan hamaset yoktu ancak İstanbul takımlarına kafa tutmanın "Anadolulu" dikkafalılığı vardı tabii, "Erkişehirsporluluk" o dönemden gelmedir bugüne. Keza Trabzonspor, kadrosunu Trabzonlu ve kendisini futbola adamış gençlerden oluşturarak Karadeniz Fırtınası" haline gelmişti. Ne zaman ki meşhur yönetici Mehmet Ali Yılmaz vb. oyuncağı edindi Trabzon'u,bu doku sarsıldı, o zamandan beridir, tanığıyım, Trabzon öyle "4. büyük" (ne dimekse) falan değil, bildiğin, "Anadolu Takımı"(ne dimekse). Baktığımız zaman Trabzon hala tutulmasa da sempati toplayabiliyorsa biraz, bunun rolü büyüktür.

Şimdi, Sivas'a bakarsak, yukarıda saydığımız örneklere ne kadar "Uygun". Fener üyesi başkan, "altyapı" sorumlusu uygun bir Sivas, yapı genç değil ama Bilica örneğinde gördüğümüz gibi basbayağı alt, Anadolu'dan güya Fener'i destekleyecekler, kafa bu. Bu ne ki? Ne olduğunu dün gece gördük, ki buna benzer bir durumun (dumurun!?) daha önce yaşanmamış olması sadece şans, daha doğrusu bu ve benzeri bloglarda analiz edildiği üzere Türk futbolunun gidişatıyla iniltilidir.

Bülent Uygun kimliğinde disipline edilmişlikle nereye varılabileceği görülmüş oldu dün gece. Ben Uygun'un kariyerinin ziyadesiyle yapılmışının var olduğunu düşünüyorum: Anadolu takımlarıyla çıkış yakalamaksa Yılmaz Vural, Aduk suduk hamasi laflarla poz kesmekse F.Terim var, alanlarında uzman. Uygun'un yanılgısı, F.Terim tarzını çok iyi kopya ettiğini/benimsediğini, kapısında çok iyi nöbet tutmanın yeterli olduğunu düşünerek, ideolojik foseptiğini çarçabuk boşaltmaya davranmada yatıyor. Hesap öyle olunca sonuç da dünkü gibi oluyor, foseptik elde patlıyor. Haçlı seferine karşı sefere gider gibi hazırlık maçına çıkarak motivasyon ve hazırlık dönemi geçirme yılları F.Terimle kapanmıştı zaten, şimdi yine F.Terim'i taklit bir şekilde, sanki çok iyi bir halt etmiş gibi "Sorumluluk ben de" falan demekle olmuyor. Diyorum, yapılmışı var çoktan.

Zerre üzülüyorsam dün geceki duruma Fenerli'yim. Sevinmek? Niye ki?

Dün gece bence Uygun'un Süper Lig'imizin kadrolu "antrenörü" olacağı tescillenmiş oldu, hayırlı olsun. Hepimize geçmiş olsun...

aşkın dedi ki...

Bilica kimseye peşkeş çekilmedi, en önemli futbolcusunu 5 milyona pazarlamaya çalışan kulübün Bilica'ya astronomik bedel biçmesi komik olur.
Mehmet Yıldız konusunda Arda kısmı hariç haklıdır, burada artniyet vardır, şampiyonluk yolundaki rakibinin en önemli futbolcusuna talip olmak ciddiyet gerektirir.
Aynısını Aziz Yıldırım yapsa yerden yere vururduk.