19 Mart 2010

Sığınacak Liman Kalmadı!



Acizliğin Fenerbahçe'yi hangi noktaya getirdiğinin belgesidir, resmi siteden yayınlanan bildiri. Yazının başlığı bile ele veriyor, haklı olmadıklarını bilerek gerilim tırmandırma amacında olduklarını. "Sahaya insan atmak münferit, para atmak suç" buyurmuş, kendilerini Cumhuriyet ilan eden, herhalde resmi dilleri de Türkçe olan bu kurum. Ne vahimdir ki düşmek ile atmak fiilerinin farklılığından habersiz olarak koyuyorlar fotoğrafı, kendilerini yalanlıyorlar.

Bir insanı atmak tanımını getirebilmek için tutup kaldırıp fırlatman gerekir ki, böyle bir şey olmadı. Düşülen yer tribün bu arada, onu da sahaya diye açıklıyorlar kılıfa uydurmak için, sahaya sanki cisim gibi insan atılmış dercesine, yuh artık sizin zihniyetinize, gördüğünü anlamayan, algılamayan bir topluluk yönetiyor koskoca Fenerbahçe'yi ve bir sürü taraftar bunlara, söylediklerine inanıyor, acıyorum sadece, hiç üzüntü duymadan!

Bir de münferif sözcüğü eklemişler, gazeteler kaynaklı. TFF açıklamasında münferit diye bir açıklama yapmıyor bile;

"Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş.'nin, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 100.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına"
Bir sürü yalanlar söylediler, Galatasaray'ın UEFA Kupası'ndan sonra, eziklik içersinde. Yepyeni bir yapılanma gerekiyordu, ekseni Galatasaray olan. Altyapıdan üstyapıya her konuda, her spor dalında Galatasaray'ın yöntemlerini örnek aldılar, kopyaladılar, yetmedi Galatasaray kadrolarını transfer ettiler, beceremeyince kendi öz değerleri. Önce stad yaptılar şehrin merkezine, türlü çıkar ilişkilerini kullanarak, devleti zarara uğratarak, yasal olmayan yollarla. Biliyorlardı stad gelir adına önemliydi ve buradan bir fark yaratabilirlerdi. Terör mabedine çevirdiler Kadıköy'ü ve her yıl Galatasaray'ı bu sayede yenmeyi başardılar. Zor zamanlarında gerilimi tırmandırdılar, başka türlü kazanamazlardı, biliyorlardı. Aidiyet yarattılar olmayan bir Fenerbahçe Cumhuriyeti üzerinden, tarihleri bile flu olan, resmi sitesinde yalan bilgiler sunduğu belgelenen bir kurumun böyle bir aidiyet yaratmasının ne denli ironi dolu olduğunu düşün(e)meden! O kadar çok yalan söylemeleri gerekiyordu ki, bunun için medyayı görevlendirdiler. Atatürk Fenerbahçe'liydi, birkaç hikaye ortaya çıksa yeterdi, işgal zamanı yapılan maçları kahramanlık olarak değerlendirdiler, 25 - 30 hatta 70 milyon taraftarları oldu, her ankette Galatasaray'ın daha çok taraftarı çıktığını bilseler de. Yalanlar yetmedi, aidiyet Fenerium ile somut hale getirilmeli, paraya dönüştürülmeliydi, başarılı oldular bu konuda. Öyle çok kandırdılar ki insanları, öyle çok sömürdüler ki saf Fenerbahçe sevgisini, saflık kalmadı bünyelerde. Kendi kendilerini öyle çok ötekileştirdiler ki, birer canavara dönüştüler. Her Galatasaray maçında ağızlarından alevler çıkararak, döverek, söverek, kavga çıkartarak kazanmak istediler, kazandılar da ve bu onlara güç sağladı her seferinde. Avea'nın reklamında yaratılan Fenerbahçe tek, diğerleri beraber resmini vermek istiyorlardı her seferinde. Nefret inanılmaz boyutlara ulaştı saflık da uzaklaşınca etraftan. Etki tepki prensibi benim gibileri doğurdu haklı olarak. Hakkının yendiğine inananların, kurulan bu sahte düzene isyan etmesi gerekiyordu. Kulübe yönetici olanların bugün vergi listelerinde geldikleri nokta ortada, Nihat Özdemir'in kazanmadığı ihale kalmadı, ordu, devlet, derin devlet ile ilişkilerde her zaman iyiydiler. Ve sonunda söyledikleri yalanlara bizzat söyleyenler de inandı çünkü bu dünya uzaktan bakınca etkileyiciydi ve herkesin bundan menfaati vardı, eskimiş gerçek dünyanın bir anlamı yoktu artık, unutuldu tamamen. Biz bu kadar iyiyiz, hatta en iyiyiz her alanda dediler, o zaman yenilmememiz gerekiyor. Eğer yeniliyorsak bunun sebebi olmalı, komplo var, hakemler bizden taraf değil, federasyon bizim şampiyon olmamızı zaten istemiyor masalları sundular sevdalılarına. Oysa biliyorlardı bütün bu düzeni yaratan da onlardı, kademe kademe. Özellikle seçilen Galatasarayımsılar -Emre Belözoğlu, Göksel Gümüşdağ, Turgay Demirel, Lütfi Arıboğan- gibi isimlerle kurmuşlardı bu sistemi, şimdi sorguladıkları sistem değil, neden itaatsizlik yapıyorsunuz serzenişi sadece.

Aziz Yıldırım geleli 12 yıl oldu ve 2000'den bu yana süregelen bu masal devam ediyor aynı zihniyetle. Yine TFF'yi suçluyorlar, üstelik yalan yanlış ifadelerle, bakın şu kısma;
"Sahaya pet şişe ya da madeni para atıldığı gerekçesi ile kulüplere saha kapatma cezası veren PFDK nasıl olur da sahaya bir insanın atılmasını "münferit" olarak nitelendirerek para cezası ile geçiştirilebilir? Takımımızın İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda Everton ile oynadığı özel karşılaşmada, üstelik stadyum dışından atılan bir kurşunla bir taraftarın yaralanması sonucu kulübümüze kapatma cezası veren PFDK bu kez stadyumun içinde herkesin gözü önünde yaşanan bir olayın ardından hangi gerekçe ile para cezası vermeyi uygun görmüştür?"
Sahaya insan atılmadığı görüntülerde var, keza bu durum münferit olarak da nitelendirilmiyor TFF tarafından, resmi sitelerinde var, alenen yalan söylüyorlar. Yabancı cisim atılması kuralının tekrarlar halinde kapatmaya dönüştüğünün ve güvenlik ihlali olmadığının farkında olsalar da söylemiyorlar. Art niyetliler, gerilim istiyorlar, şampiyon olamayacaklarını bildikleri bir sezonda Galatasaray da olmasın istiyorlar, düzenleri devam etsin diye. Kulüplerin asıl sahibi olan taraftarların uyanıp da hesap sormaması için en uygun şekil de bu, mantıklarına göre. Galatasaray'ı durdurmanın yolu da psikolojik savaştan geçiyor, sahada kazanamayacaklarını biliyorlar çünkü.

Silahla, bıçakla yaralanma ile iki kişinin kavga etmesinin benzer olaylar olmadığının farkındalar ama yapacak başka birşeyleri yok, uykudan uyanma vakti yakın, 3 yılda 3 şampiyonluk sözü verilen bir süreç derin uykulardan uyandırdı kimilerini.

Hangi karşılaşma olduğunu hatırlamıyorum, Fenerbahçeliler tribünde birbirleriyle kavga etmişti, Bursa deplasmanı olabilir, herhangi bir ceza da verilmedi, ki normali de buydu, Galatasaray'ın da böyle bir talebi olmadı.

Bir başka olay bu sezondan;
"Kayserispor- Gaziantepspor karşılaşması sırasında havalandırma boşluğuna düşen stad görevlisi 17 yaşındaki Ahmet Odabaşı, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kadir Has Stadı'nda oynanan Kayserispor- Gaziantepspor karşılaşması sırasında Doğu trübünü C bölümünde görev yapan Ahmet Odabaşı, bir anda dengesini yitirip yaklaşık 12 metre yükseklikten havalandırma boşluğuna düştü. Ağır yaralanan Odabaşı, polis ve itfaiye ekipleri tarafından düştüğü yerden çıkarıldıktan sonra Kayseri Eğitim ve Araştrıma Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak Ahmet Odabaşı, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı."
Birşey dediler mi buna, hayır. TFF ceza verdi mi, hayır.

Bu olayı da geçtim, Diyarbakırspor konusu var, o konu hakkında da açıklama yapsanız ya! 25 Ekim'de oynanan maçta atılan cisimlerle yan hakem Tarık Ongun yaralanmış, orta hakem Bünyamin Gezer, Acıbadem Hastanesinden getirilen doktorların telkinleriyle Fenerbahçe - Galatasaray maçını oynatmaya karar vermiş ve maç sonunda da tatil etsem, infial olurdu şeklinde korku dolu bir açıklama yapmıştır. Bunları yaşamadık mı, yaşadık. TFF'ye sordunuz mu bu maçı tatil etmediniz biz de oynansın istedik ve oynattınız, peki neden Diyarbakır - Bursa maçı tatil ediliyor diye, hayır! Diyarbakır'da Acıbadem Hastanesi yok tabii! Bursa'da yaşananların hesabını sordunuz mu, çifte standart diye ağlıyorsunuz ya İBB maçı nasıl olur da 1 - 0 tescil edilebilir dediniz mi, hayır!

Yalancı çobandan farkınız yok, ha sizin son defa söyleyecek bir doğrunuz da yok, ondan da kötü durumdasınız. Gerilim de yetmeyecek size, korkmakta haklısınız!

Kaynakça;

1) http://www.haber24.com/Spor/1-58177/Kadir-Has-Stadi-olum-getirdi.html

2) http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=200&ftxtId=9456

3) http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=19008

19 Mart 2010

A. Eren Loğoğlu

6 yorum:

koala dedi ki...

Eren gerçekten şahane bir yazı olmuş..

Falagar dedi ki...

Yazı çok güzel olmuş öncelikle elinize sağlık.Her ne kadar tamaiyle doğruları yansıtsa da,Fenerbahçe ciddi anlamda 'çakal ve sinsi'bir camia olsa da üslub biraz daha yumuşak olmalıydı bence.Tabii blog sizin.Kendi takımım hariçte her takımdan nefret etmeye başladım bu aralar.Biraz da memleketim Antep,Diyarbakır ve ilginçtir Trabzon yakın geliyor bu iğrenç futbol ortamında.

Elinize sağlık.

bonaventure dedi ki...

çok güzel bir yazı olmuş.
ayrıca ilk defa adnan polat yönetimini bu tip olaylar karşısında sessiz görüyorum. pasif değil ama sessiz. bakalım neler olacak..

Adsız dedi ki...

kardeşim yüreğine sağlık.
Son 2-3 haftada benim de dikkat ettğim nokta ile örtüşen(ya da teyit eden) bir tablo oluştu.2-3 haftadır(fener ligden koptuğundan beri),Rıdvan Dilmen,feneri eleştirmemek için,(çünkü ucu,klübü 12 yıldır yanlış yöneten aziz yıldırma dokuncak)total türk futbolu analizi yapıp fenerin yanına GS'i de yerleştirerek yorum yapıyor,ve bir Bursa amigosu gibi davranarak atmpofer yaratmak istiyor.Galatasaray'ın kaliteli yabancıları ile fenerin kalitesiz yabancıları aynı kefede eleştriyor,ki direk aziz yıldırım eleştirisi yapmaktan kurtuluyor(daha doğrusu kıvırıyor).
Sanrım Klübünden, amigo Rıdvanına kadar,dolaylı kelimelerle Ali samiyenin kapanmasını isteyen Demirkola kadar bu 'Gs'ı şampiyon yapmama ruhu' çok etkin,çirkef boyutunda..NTV' 'yorumcu proflini(fenerli-çirkef bjk'li)' değiştirmale artık..
sağlıcakla kardeşim

Chao Grey dedi ki...

"şimdi sorguladıkları sistem değil, neden itaatsizlik yapıyorsunuz serzenişi"

Bu cümle var ya bu cümle, üstüne ne desem boş...

onur dedi ki...

Mükemmel olmuş yazı; ekleyecek birşey yok ya, yine de hatırlatma babında:

1) Olimpiyat Stadı'nda oynanan İBB Spor-FB maçı sonunda çıkış tüneline yönelen İBB Spor oyuncusu kafasına gelen "yabancı madde" sonucu hastanelik oldu. Kadıköy'deki olayın tekrarı olarak ele alınıp FB'nin ceza alması lazımdı.Tabii ki unutturuldu!

2) İnönü stadında BJK taraftarı bizzat kendi başkanlarının beslediği "diğer" BJK taraftarlarınca tekme tokat dövüldü. Öyle 1-2 kişi de değil yüzlerce kişi kapıştı tribünlerde. Nerde ceza?