14 Ekim 2010

Plan: Arda Fenerbahçe'ye Nasıl Gider?



Plan kusursuz işliyor.

2008 şampiyonluğu ve Avrupa Şampiyonası sonrası ülkede doruğa çıkan Arda Turan sevgisinin nasıl ters yüz edilebileceği ve uzak ara en yetenekli olan bu gencin Fenerbahçe'ye kazandırılabileceği üzerine kurdular herşeyi. Galatasaray'da sembol olma noktasına gelecek bir adamı çekip almak, bir gün herkes Fenerbahçeli olacak şapkasını giydirmek, görünen amaçtan bile önemliydi, tarifsiz hazlar yaşamaları için.

Aynı yaz gerçekleşen Emre Belözoğlu transferiyle süreci hızlandırdılar. Emre, Florya'dan büyüğüydü Arda'nın, sözü geçerdi, bizim toplumda doğru olan buydu, keza Milli Takım'dan da arkadaşıydı, bu ilişkileri daha ileri bir boyuta taşınabilirdi. Her türlü sosyal ortamda bunu kullandılar. Fenerbahçe Medya İlişkileri sorumlusu gibi davranan Acun Ilıcalı da başroldeydi bu görev için. Yakınlaşmaları kaçınılmazdı. Aynı yöntemi spor ilişkilerinde Rıdvan Dilmen ile sürdürmek istediler. Bülent Korkmaz, Hakan Şükür'den almadığı desteği Rıdvan verdi Arda'ya, neredeyse hiç eleştirmedi, elbette karşılığını manevi olarak bekleyecekti, yeri ve zamanı -Fenerbahçe'ye transfer olasılığı- geldiğinde.

Arda, bu yolla -sohbet, şaka- Fenerbahçe'ye ısındırılırken, diğer yandan da medyanın ona karşı bir saldırı başlatması gecikmeyecekti. Gerets döneminde 2006 - 2007'de gösterdiği yükselen performansıyla zaten hedef tahtası olup yaz aylarında bir kızla öpüşürken fotoğrafları çekilecekti. Galatasaray'dan ve ülkeden soğutma çabalarının bir aşamasaydı bu sadece. 2008 Kasım'ında sahada bayılması, 2009 Şubat'ında bir başka kızla yaşadığı özel anların basına sızdırılması, 2009 yazında Aziz Yıldırım'ın Adnan Polat'a 15 milyon Euro teklif yaptığını açıkça belirtmesi, baş başa kalabilse 15 dakikada ikna edeceğini söylemesi, hemen bunların ardından Arda'ya 10 numara ve kaptanlığın verilmesi, 2009 Nisan'ında Olimpiyat Stadında -asla tesadüf değil, Göksel Gümüşdağ hatırlandığında- güvenlik görevlisiyle tartışması, 2009 Eylül'ünde bir mekanda Aziz Yıldırım'la karşılaşmaları, 2009 Kasım'ında domuz gribine -stres etkisi vardır herhalde- yakalanması, aynı dönemde koyu Fenerbahçeliliğiyle bilinen, maçlara giden, formasını giymekten çekinmeyen, Kadıköy'de okumuş, büyümüş, oranın havasını solumuş Sinem Kobal'la tanışması, sevgili olmaları, 2010 başlarında Arda'nın sevgilisi için sinema kapatması, bu konunun haftalarca tartışılması, kendi taraftarının bir kısmından bile tepki görmesi, 2010 Nisan'ında Caner -aynı yaz Fener'e transfer olan- ile antremanda kavga etmesi, Arda'nın yaşadığı saha dışı olaylar, kusursuz planın parçaları ve buna bağımlı ya da bağımsız oluşan sonuçlardı.

2010 yazında da Atletico Madrid'den gerçek olup olmadığı halen bilinmeyen bir teklif aldığı açıklandı kulübün resmi sitesinden.

Saha içersinde yaşananları farklı bir gözle değerlendirmek gerekir bu noktada. Fenerbahçe'nin menfaatleri, Arda transferinden anlık tepkiler olarak daha önemliydi, öncelik sırasına göre. Kadıköy'de Arda'ya saldırılması, maç kazanma ölçekli sığ bir eylemdi, yine Ali Sami Yen'de Semih'le olan kavga da aynı düşüncenin ürünüydü. O olayda bile Semih, net bir özür dilemezken, Arda küçük olmanın da etkisiyle açıkça özrünü sunmuştu.

Arda'ya taraftar desteğinin azaldığını da gözardı edemeyiz, yaşanan başarısızlıkların etkisiyle.

Son olarak, sakatlığına dair yapılan eleştirilere Arda ağlayarak cevap verdi. Aziz Yıldırım anında Arda'yı kollayan açıklamalar yaptı, Fenerbahçeli Uğur Dündar, canlı yayında Star Haber'de, Arda'yla telefonda konuşup, destek verdiğini söyledi.

Arda, bu olaylar silsilesi sonucu, sıkıntılı ülkesinden, nefret ettiği durumlardan kurtulmak için menajer Ahmet Bulut'un bulacağı orta karar bir Avrupa takımına transfer olacak, uyum sorunu yaşayıp ya da başarısız olup Fenerbahçe'nin teklifiyle karşılacaktı. Bu noktada da devreye Arda'yla özel ilişkiler kuran insanlar -Emre B, Acun, Rıdvan, Göksel Gümüşdağ, Uğur Dündar, adını bilmediğimiz pek çok kişi ve belki de Sinem Kobal- girecekti, en doğru kararın bu olduğu ve profesyonel davranması gerektiğini belirterek, geçmişten örnekler verip Aziz Yıldırım'ın ona olan ilgisini, desteğini, korumacı yapısını anlatarak.

Arda'nın 2007'den bu yana yaşadığı süreçte elbette ilk sorumlu kendisidir, bu tercihler ona zorla dikte ettirilmedi, muhtemelen Arda kendini bu ilişkilerin bir parçası olarak bulmuş ve bunu bir güvence olarak görmüştür geleceği adına. Burada Galatasaray camiasının, yönetiminin ve sosyal ortamının da etkisizliği suçlanabilir. Galatasaray'ın ağır havası, böyle magazinel, ucuz sosyal ilişkiler için uygun olmadığından, Arda'yı cezbetmemiş de olabilir.

Suçlu aramak, av peşinde koşan avcı olmak bu konuda kolaycılığa kaçmaktan farklı değildir. Pek çok kez Arda'ya desteğini esirgemeyen Galatasaray taraftarının da hataları -sinema olayı, Tayfa'nın tavrı- oldu, Arda'nın kariyerini planlayacağım deyip menajerini bile değiştiremeyen başkan Adnan Polat'ın da, Arda'yı Acun gibilere yem eden Galatasaray'ın aristokrat yapısının da. Suçsuz kimse yok kanımca bu davada.

Fenerbahçe'nin hesap etmediği tek bir şey var, Arda'nın yüreğinden, sevdası Galatasaray'ın nasıl sökülüp atılacağı. Arda bu konuda Emre Belözoğlu'ndan da farklı bir duruş sergiliyor. Eğer onu kulübünden de nefret edecek duruma getirecek olaylar yaşanacaksa bilemem, ancak görünürde daha Arda'nın bağları kopmadı, kopması da zor. Galatasaray'ın Arda'ya kaptanlığı ve Metin Oktay'ın 10 numarasını vermesi de buna yönelik bir aidiyet hamlesiydi, planın işlerliğini bozmak adına. Ben bu tercihin yanlış olduğunu asla düşünmüyorum, Arda'yı kaybetmemek için yapılması gerekenlerden biri buydu, her ne kadar bu tercihi olumluluğa çeviremesek de hala.

Arda'nın arkadaş, sevgili, çevre tercihlerini değiştirmek zor, belki de Acun'la zaman geçirmekten hoşlanan birisidir, zorla Okan Bayülgen'in, Candan Erçetin'in yanına çekme şansınız yok, ortak ilgi alanları, sosyal seviyesi tutmayacaktır çünkü. Yine de onu kontrol altına almak, farklı arkadaşlar edinmesi sağlamak da gerekiyor. Bu konuda Galatasaray'ın sıkıntısı eski efsane futbolcularından hiçbir katkı görmemesidir, adamlar zaten Galatasaray'la uğraştıkları için para kazanıyorlar, Arda'ya sahip çıkmak, ona yol göstermek işleri değil, yapsalar da Fenerbahçe'ye git derler muhtemelen.

Bu oyunu bozacak biri varsa o da Arda'nın kendisidir, bunların az çok farkında olacak, sağ gösterip sol vuracak plan yapıcılarına, yüreğinden sevdasının sökülüp alınmasına izin vermeyecek, Galatasaray'ı daha çok yaşayacak, aklı futbolda olacak, şerefsizlere cevabını sahada verecek ve başarı kazanacak, çare yok, devir 14 yıl şampiyon olamayıp sorgusuz, sualsiz peşinden gidilen değerlere inanılan devir değil, devir herşeyin endüstrileştiği, teknolojiyle yargılandığı devir.

Bu çocuğa sahip çıkılması gerek, daha 23 yaşında yahu, unutmayalım.

14 Ekim 2010

A. Eren Loğoğlu

5 yorum:

Anoz dedi ki...

görünen oki türkiyenin gelmis gecmis en iyi genc futbolcusunu toplum olarak yok etmeye calisiyoruz. Bir yerden fenerbahce onu kazanmak ve güc gösterisi olarak kullanma pesinde, diger yandan Galatasaray onu kayip etmemek icin kaptan yapip türk basinin önüne yem olarak firlatiyor, GSde kalsin diye... ve eni sonu kim kayip ediyor? Arda Turan ve türk futbolu...! Peki neden? Genc ola bilir ama bir insan kafasiz olamaz... Futbolcular einstein olsun demiyorum, genc yasta bu tür oyunlara cabuk kana bilirsin, sonucta tecrüben su bu azdir... ama yinede en cok genc yasta dinamiktirsin, birseyleri degistirmeye calisirsin ugrasirsin! Zor mu okadar bir mentör tutup ona yillik 200'000 dolar maas vermek? Zor mu okadar haftada bi kac gün ingilizce ders almak, ki premier league de oynamak istersen orda cabuk yeni arkadaslarinla kaynasasin? Bunlar okadar zorsa ozaman kalsin Emrelerle acurlara... ne gerek var ki kendini yormaya? alirim parami, söhretim var nede olsa... Arda bu söhreti seviyor, tamam abartildi hersey, ve görünen oki artik kaldiramiyor bu baskiyi ve cökmüs durumda. Ama Ardanin yapisi söhreti seven birisi oldugunu gösteriyor. Nasil önce medya onu büyütüyse ve o bundan hem para hem sevgi kazandiysa, ayni medya simdi onu alip yere atiyor! Iste tam bu zamanda ya bir insanin kisligi inanilmaz güclü olur (ki zor, hele hele futbolda), yada benim aklim buna uymaz, ben bunu uzmanlara sorarim dersin ve mentör / coach tutarsin! ama yok bizde öyle birsey yok! Bizim mentörlerimiz Ridvan. Emre, Acun, Hakan Sükür, Bülent Korkmaz...!

barış dedi ki...

Sinem Kobal, arda Fenerli olsun diye mi onla? paranoid olmuşsun

CaptainIrmak dedi ki...

İlginç bir bakış açısı. Bu olup bitenleri bu şekilde hiç düşünmemiştim.

Sinem Kobal'ı herhalde tüm galatasaraylılar sevmiyordur en azından ben sevmiyorum. (Hoş gerçi sevsem ne sevmesem ne olacak ki)

Söz konusu arda olunca korumak gerek onu. Kaptan olmak ciddi sorumluluk isteyen bir makam. Arda'nın kaptan olmasını istememiştim ama tüm bu olanları düşününce belki de doğru bir karar oldu sonuçta.

Arda bunlarla öğreniyor daha da öğrenecek.

Bazı insanların mayası güzeldir. Ülkenin o çirkef tarafına benzemiyor zaten Arda'nın ruhu. Öyle de yapsalar böyle de yapsalar Arda doğru yolda ilerleyecektir. Sağduyu lazım bizlere.
Kulübün başındakilerin güçlü olması gerek. Varsa böyle aşağılıkça bizans oyunları bunları da o mayası güzel insanlar kalpleriyle yenerler.

Arda da bunları zamanla görecek.

Rıdvan, Acun, Emre, Aziz Yıldırım...

Bu yapılanlar iyi oluyor tüm bu olup bitenler...

Keser döner sap döner bir gün Arda ve Galatasaray çıkıp tüm bu olup bitenlere daha güzel yanıt verir.

O zaman o ismi geçen şerefsizler de kaçacak yer ararlar.

Aziz yıldırım, Emre, Acun, Rıdvan bunlar gelip geçecektir.

İnsanların vicdanları doğruları görecektir en sonunda.

Can dedi ki...

Birinci ağızdan duyduğum şeyler olduğundan noktasına virgülüne kadar katılıyorum. Fenerbahçeliler açık bir şekilde Arda'nın yurt dışına gitmesini beklediklerini her fırsatta dile getiriyorlar. Paranoyaklık değil bu; bilerek ya da bilmeyerek gerçekleştirilen bir eylem. Planlı olduğu kesin. Medyada Fenerbahçe'nin gücü ortada iken, Aziz Yıldırım'ın Arda'yı "haklı" bulması ne kadar gülünç değil mi?

Nereden baktığınıza göre değişiyor bu anlatılanlar ama, ben tamamına katılıyorum. Ve en çok Arda'ya kızıyorum; yüreği bu kadar iyi olmasa bu kadar acı çekmeyeceğini, bunların hiçbirinin olmayacağını da adım gibi biliyorum. Bana kalsa hiç gitmesin ama, bu kadar güzel bir adama yazık ediyoruz el birliği ile. O bundan fazlasını hak ediyor.

hücum futbol dedi ki...

tüm fener medyasında arda git yurtdışına kurtar kendini modu var. sebebi senin de dediğin gibi çok açık. arda oraya gidecek ve 2 sezon sonra aynen fenere gelmesi için türlü baskılara maruz kalacaktır. acurlar, rıdvan, emre şerefisizi, ahmet bulut denen çakal&sansar, hepsi..
ama ne yazık ki Adnan polat'ın da ardayı yok şu zaman satarım, şu fiyata satmam tarzı Arda'yı satmak gibi laflar etmesidir.
Adamın bir yere gitmek istediği yok. Adam her fırsatta Galatasaraylı olmakla gurur duyduğunu yineliyor. taraftarım diyor. burada iyi para kazanıyor, hayatı ailesi, sevgilisi burada. niye zorla göndermeye çalışıyoruz ki. GS altyapısı her sene bir Arda mı çıkartıyor. Fenerbahçe hasetinden çatlasın kendi oyuncusunu yetiştşremediği için. Fenere en büyük azap, Arda'yı mental olarak destekleyip, GS forması altında kaptan olarak Fenerbahçeyi ezerek verilir.

yönetim Arda'ya sahip çıksın. çakalların eline bırakmasın. bu çocuk daha nice kupalara önderlik edecek. altyapıdan çıkma, gs kültürünü almış, diğer altyapıdan gelecekler için de büyük bir örnek.

harcanmasına izin vermeyelim. sahip çıkalım...