14 Mart 2014

Umudun Çocuğu

Berkin Elvan. Daha 14 yaşındaydı, ekmek almaya giderken kafasından gaz kapsülüyle vuruldu. Bir daha dönemedi evine. 296 gün komada kaldı. 15'indeydi öldüğünde. 16 kiloya düşmüştü. Berkin'in umutları ve hayalleri vardı. Sevgilileri olacaktı. Sızısı dökülecekti gözlerinden aşk acısının. İnönü'ye maça gidecekti Berkin. Sokak arasında top oynayacaktı daha. Akşam ezanıyla terli terli eve dönecek, anası onun sırtına havlu koyacaktı. Okuyacak kitapları vardı onun. Yazacakları vardı. Söyleyecekleri. Göreceği şehirler vardı Berkin'in. Üniversitede eğitim alacaktı. Yürüyecek yolları vardı. Bekleyecek durakları göğe baktığı. Berkin'in diş ağrısı olacaktı. Bir tas çorba içecekti. Şarkılar dinleyecekti daha. Mırıldanacağı türküler vardı. Islık çalacaktı Berkin. Denize girecekti koşa koşa. Boyayacağı resimler vardı onun. Yer alacağı fotoğraf kareleri. Büyüyecekti. Arkadaşlar edinecekti gezeceği. Yağmur altında ıslanacaktı. Asacağı çamaşırları vardı. Giyeceği kıyafetleri. Güneş toplayacaktı. Babasını yormamak için takacağı perdeler vardı. Geceleri dama çıkıp uzanarak yere yıldızlara bakacaktı. Çalışacaktı. Yaşayacak günleri vardı daha Berkin'in.

Herkese yetecek oksijeni vardı dünyanın. Suyu vardı herkese yetecek. Bırakmadılar sana. Çok gördüler. Elimizden aldılar seni çocuk. Katilini tanıyoruz...

***

Gözlemlerimden ve sol örgütlere dair bugüne kadar okuyup öğrendiklerimden yola çıkarak son günlerde yaşananları kaleme almaya çalışacağım.

Berkin Elvan muhtemelen Halk Cephesi (Parti Cephe veya DHKP-C) mensubu bir ailenin evladı. Tabutunun kırmızı bayrağa sarılması ve etrafında kırmızı bayraklar örgütün tören ritüellerinden. Cenazenin koordinasyonu ve organizasyonunu da kırmızı HC maskeli ekiplerin yaptığını gördük. Bunu ya aile istedi ya da aileye bu yönde baskı geldi bilemiyoruz. Cenaze aracı ve yakınları taşıyacak vasıtalar için koridor açtı, tabutu getirdi, çiçek taşıdı vs. cepheliler. Okmeydanı mahallesi örgütün yuvası zaten. Tüm duvarlardaki yazılamalardan bunu rahatlıkla anlayabilirsiniz. Veya esnafa sorun, anlatsınlar. (Elvan ailesinin evine çok yakın olan HDP seçim bürosu pencerelerinde bile P/C afişleri mevcut, hakimiyeti anlatıyor. Bölgede HDP bayraklarının asılmasına da izin verilmiş, göze çarpıyor. İstanbul BB adayı Pınar Sağ bi' ara ailenin yanındaydı evin önündeki fotolardan bulunabilir ki kendisi DHKP-C propagandası yapmakla da suçlanmıştı birkaç sene önce)

HC'nin Berkin'i sahiplenmesi bununla da sınırlı kalmadı. Şişli meydanında planlamayı sağlayan ve sloganları yönlendiren Taksim Dayanışma otobüsüne üyeleri de çıktı, kortej mezarlığa doğru ilerlemeye başlayıp Pangaltı dönüşünde durunca. Konuşma yaptılar kalabalığa. Berkin'in ekranlara yansıyan birçok fotoğrafı -satranç oynarken vs- örgütün resmi hesaplarından biri olan Halkınsesi'nden servis edildi. Belki aileden belki okuldan aldılar, bunu da bilemiyoruz. (Berkin'in elinde sapan yüzünde kırmızı bez maske olan fotosuna dair yorum yapmak zor Gezi direnişinden mi yoksa montaj mı kestiremiyoruz)

DHKP-C'ye yakınlığıyla bilinen Grup Yorum Berkin için hemen şarkı yaptı. Yorum'un daha önce örgüt tarafından devrim şehidi olarak anılan birçok isme de türkü yaktığını biliyoruz. Sibel Yalçın bunlardan biri ve adının geçtiği park Elvan ailesinin evine de çok yakın. Keza grubun müzik çalışmaları için parkın yanıbaşındaki İdil Kültür Merkezi'ni kullandığını da söyleyebiliriz.

Bitmedi. Sosyal medyada Berkin Elvan sözcüklerini aratınca çocuğun vurulup -16 Haziran sanırım- hastaneye düşmesinden itibaren örgütün onu sahiplendiğini ve birçok kez onun için eylem düzenlendiğini fark ediyoruz.

Bu yazılanların hiçbiri Burak Can Karamanoğlu'nun ölümünü meşrulaştırmaz. (Belki de oraya lince giden kitleden bağımsız hiç yaşananlarla ilgisi olmayan bir mahalleliydi) Olayın nasıl geliştiğini anlamamıza yardımcı olabilir. Ergenekon'dan tasfiye olan derin devletin üzerine meseleyi ihale etmek aslında en kolayı ama işin bu kadar karmaşıklık içermediğini ifade edebiliriz. Cephenin yaptığı açıklamaya göre mahallede çıkan bir çatışmadan bahsediliyor. AKP'li bir grubun Kasımpaşa'dan (1453) Okmeydanı'na geldiği rivayet edildi. Ne derece doğru bilinmez ama internete düşen bir videoda meydandaki bir grubun tekbir getirdiği net duyulup görülüyor. Sosyal medyada aynı topluluğun Çeşme durağındayız beyanı var. SY Parkı'na yakın bir lokasyon ve PC ile çatışma çağrısı da denebilir buna. Yakın zamanda palalılar, eli sopalılar şeklinde tarif edilen birtakım grupların ortaya çıktığını da biliyoruz, özellikle Haziran isyanında. Provokasyon ihtimali çok yüksek. Örgütlü olduğu mahallesini ve Elvan'ı sahiplenen cephenin -ölümden iki gün sonra cenaze evinin civarına gelinmesi- böyle bir saldırıya karşılık vermesinin sebebi olarak görülebilir en basit haliyle. Bir çeşit refleks. Savunma ya da. DHKP-C'nin kullanılmasından ziyade karşıt grubun onları işin içine çekme çabasına benziyor olay bu açıdan. Çünkü örgütün buna uygun mazisi zemin hazırlıyor açıklamalara. Ancak geçmişteki örneklerden ve Dev-Sol geleneği üzerinden Berkin Elvan cenazesinin bir gün ardından gerçekleşen bu vakayı değerlendirmek çok doğru durmuyor açıkçası. P/C'nin eylemin oluş biçimini anlatarak dolaylı yoldan durumu kabul etmesi -haber yapanların başlığıydı- pek rastlanır bir yöntem de değil. Keza Cemevinden dün yapılan mahalleye saldırı var çağrısı da anlatılanlarla örtüşüyor. (Polis saldırısının Kürt gruplardan YDG-H yardımıyla bertaraf edildiği de duyuruldu) Çelişkide kalan kısım Burak'ın Kasımpaşa 1453'ün parçası olarak mı yoksa o bölgede oturduğundan ötürü mü olayların içinde yer aldığı. İntikam-rövanş duygusuyla Okmeydanı'nı şiddet nehrine ve kan gölüne çevirmek isteyenlere fırsat verilmemesi bundan sonrası için dileğimiz olabilir ancak. Polis müdahalesi -veya saldırısı- devam ederse işler içinden çıkılmaz bir noktaya da gidebilir. (Elektrikler kesiliyor düşünün) Tabii böyle bir görüntüden mitinglerde yararlanılması ve bunun sandığa muhafazakar bir yansıması olmasının amaçlanması da kuvvetle ihtimal. Tehlikeli bir tırmanış var. Gerilim kasten artılıyor seçime az bir süre kala. Psikolojik savaş hamlesi. "Oyuna gelmeyin" ve "Bu gece kötü şeyler olacak" kalıplarını sıklıkla duyuyoruz. Gezi sürecinde sokağa çıkanlar ve Berkin Elvan'ın ardından yürüyenler daha fazla ses çıkarmasın, eylem ve gösterilere katılmasın isteniyor. Korku duvarını aşmasın diye insanlar DHKP-C adıyla ürkütme gayesi var. Yüzbinler evlerinde otursun ve yalnızca oy versin tanımına sığdırma hesabı. Protesto kültürünün yerleşmemesi adına. Çekiniyorlar. Sırrı Süreyya Önder şu anektodu paylaşıyor: "Berkin'i 60. günde hastaneden atıyorlardı. Daha başka rezalet; polisler gelip gidip annesine hakaret ediyorlardı. Bu suçlar bir yere yazılıyor, bunlar hep insanlık suçları. Çocuğun yasını tutmaya gelenlere hastanenin bahçesinde gaz atıyorsunuz." Emri vereni biliyoruz. Bizzat kendisi itiraf etti.

Şuna da vurgu yapmak lazım. Burak'ı Geziciler öldürdü diye bir karalama kampanyası dolaşıyor ortalıkta. İşin getirilmek istendiği yeri en iyi özetleyen kısım sanırım. Örgüt 31 Mayıs'ta başlayan direnişe en ön saflarda katıldığı ve parkın polislerden alınmasında öncü rol oynadığı için -1 Mayıslarda alana da en kalabalık gelen grup son dönemde- teknik olarak Gezi'nin unsurlarından biri. (Örgütün dayı lakaplı liderleri Dursun Karataş'ın ölümü sonrası güç kaybettiği de dile getiriliyor keza Gezi sürecinde herhangi bir silahlı çatışmada yer almamış ve yanlış çıkarımlara  mahal vermemişlerdi) Ruhunu yansıtıp yansıtmadığıyla ilgili tartışmalar ise sosyolojik olarak onları çemberin dışına atıyor. Burada kararı kim veriyor, ruhu belirleyen ne, Gezi denilen heterojen yapıdan tek muhalif kimlik yaratmak mümkün mü gibi sorulara cevap bulmanın subjektifliği çözümsüzlüğe doğru büyük bir delik açıyor. Vicdanlara kalıyor bi' nebze.

***

Berkin Elvan. Daha 14 yaşındaydı, ekmek almaya giderken kafasından gaz kapsülüyle vuruldu. Bir daha dönemedi evine. 296 gün komada kaldı. 15'indeydi öldüğünde. 16 kiloya düşmüştü. Berkin'in umutları ve hayalleri vardı. Sevgilileri olacaktı. Sızısı damlayacaktı gözlerinden aşk acısının. İnönü'ye maça gidecekti Berkin. Sokak arasında top oynayacaktı daha. Akşam ezanıyla terli terli eve dönecek, anası onun sırtına havlu koyacaktı. Okuyacak kitapları vardı onun. Yazacakları vardı. Söyleyecekleri. Göreceği şehirler vardı Berkin'in. Üniversitede eğitim alacaktı. Yürüyecek yolları vardı. Bekleyecek durakları göğe baktığı. Berkin'in diş ağrısı olacaktı. Bir tas çorba içecekti. Şarkılar dinleyecekti daha. Mırıldanacağı türküler vardı. Islık çalacaktı Berkin. Denize girecekti koşa koşa. Boyayacağı resimler vardı onun. Yer alacağı fotoğraf kareleri. Büyüyecekti. Arkadaşlar edinecekti gezeceği. Yağmur altında ıslanacaktı. Asacağı çamaşırları vardı. Giyeceği kıyafetleri. Güneş toplayacaktı. Babasını yormamak için takacağı perdeler vardı. Geceleri dama çıkıp uzanarak yere bakacaktı yıldızlara. Çalışacaktı. Yaşayacak günleri vardı daha Berkin'in.

Herkese yetecek oksijeni vardı dünyanın. Suyu vardı herkese yetecek. Bırakmadılar sana. Çok gördüler. Elimizden aldılar seni çocuk. Katilini tanıyoruz...

Hiç yorum yok: