<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596</id><updated>2012-02-01T01:55:08.604+02:00</updated><category term='Elano'/><category term='Premier League'/><category term='F1'/><category term='Ronnie O&apos;Sullivan'/><category term='AS Roma'/><category term='Johan'/><category term='MotoGP'/><category term='Nuri Bilge Ceylan'/><category term='Lost'/><category term='Futbol'/><category term='Academy Award'/><category term='Heroes'/><category term='Siyaset'/><category term='Everton'/><category term='Şiir'/><category term='Canım Ailem'/><category term='Celtics'/><category term='Cannes Film Festivali'/><category term='Hagi'/><category term='Aslantepe'/><category term='Leo Messi'/><category term='NBA'/><category term='How I Met Your Mother'/><category term='Arda Turan'/><category term='Müzik'/><category term='Diego'/><category term='FPL'/><category term='LeBron'/><category term='Kazım Koyuncu'/><category term='Super Bowl'/><category term='Cesc'/><category term='The Big Bang Theory'/><category term='Pep'/><category term='Snooker'/><category term='Beşiktaş'/><category term='Atletizm'/><category term='Chelsea FC'/><category term='Galatasaray'/><category term='Twin Peaks'/><category term='Roland Garros'/><category term='Prison Break'/><category term='Karşı Yaka'/><category term='Novak Djokovic'/><category term='Australian Open'/><category term='UNICEF'/><category term='Jordan'/><category term='Jose Mourinho'/><category term='FC Barcelona'/><category term='Coldplay'/><category term='Eurovision'/><category term='Liverpool FC'/><category term='Ruh Hali'/><category term='Lincoln'/><category term='Voleybol'/><category term='Sinema'/><category term='Detroit Pistons'/><category term='Hasan Şaş'/><category term='Bayern Münih'/><category term='Belgesel'/><category term='Kobe'/><category term='Ana Ivanovic'/><category term='Edebiyat'/><category term='ASY'/><category term='K Dergisi'/><category term='Schumi'/><category term='Olimpiyatlar'/><category term='Wimbledon'/><category term='CM 01 - 02'/><category term='Güzelik'/><category term='Ferrari'/><category term='Adana'/><category term='NFL'/><category term='VS'/><category term='Yönetim'/><category term='Kongre'/><category term='Tv'/><category term='Man Utd'/><category term='Tenis'/><category term='Basketbol'/><title type='text'>m i s c h a    s t y l e</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>551</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-6015445227681086080</id><published>2012-02-01T01:24:00.004+02:00</published><updated>2012-02-01T01:50:19.823+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pep'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Leo Messi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jose Mourinho'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karşı Yaka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>İyi ki Varsın Guardiola | Som Hi Barça | Takım Oyunu ve Örgütlenme | İyiler Mutlaka Kazanır</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-yK39EDBxXbQ/Tyh4jADJB0I/AAAAAAAAG6c/HO16Va6CZ5c/s1600/2012-01-27_ENTRENO_51.v1327695726.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-yK39EDBxXbQ/Tyh4jADJB0I/AAAAAAAAG6c/HO16Va6CZ5c/s400/2012-01-27_ENTRENO_51.v1327695726.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703941470768662338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Ocak Real Madrid 2-2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç önü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=MwUvJauLLL4"&gt;Bernabeu'de Kral Kupası maçı gol sonu "Estelada" açan Barça taraftarına güvenlik müdahalesi gerçekleşti.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol asla sadece futbol değil, 2011'de bile. Birileri İspanya'da burada olduğu kadar önemsenmiyor El Clasico diyorsa hala, aldırmayın. Franco dönemi geride kaldı, siyaset artık etken değil diyorsa, çok inandırıcı değil, bakın bir bez parçası rahatsız edebiliyor başkentte. Bunları konuşmayalım, tamam ama bunlar olmuyor gibi de sahte bir davranış sergilemeyelim.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya (Royal) Futbol Federasyonu, Süper Kupa maçından sonra Marcelo'ya ceza vermemişti, Kral Kupası'ndan sonra da Pepe'yi affetti. İlk vukuat değil, 5-0 biten El Clasico sonu Ramos 1 maç ceza almıştı. Hangi takımı koruduğu verilen penaltı sayısından öğrenilebilir. İspanya Süper Kupası'nda Mourinho, Tito'nun gözüne parmağını sokmuş ve 2 maç ceza ile ödüllendirilmişti. Marcelo'nun Fabregas'ın bacağını kırma girişiminde hata görülmedi.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolda heyecan şart diye rekabetin öne çıkarılması da sağlıksız, bir başka tartışma konusu. Playoff sistemi derbiyi artırıp adrenalin salgılatır ama adaleti sağlamaz. Önemli olan adil oyun ve hak edenin, güzel futbol sergileyen takımın kazanmasıdır, heyecan sonra gelir, rekabet gibi. 96-00 Galatasaray, 08-11 Barça gibi sürekli kazandığından rekabeti öldürmemesi adına kaybetmesi istenip sevimsiz gösterilmeye çalışılıyordu. İsteniyor ki Barça kaybetsin, tamam kaybetsin de rakibi Arsenal gibi futbol oynama çabası göstersin. Barça heyecanı öldürüyor argümanı o kadar yüzeysel ki düşünün 90. dakikada berabere giden bir maçta hakem hatalı bir penaltı kararı verirse adaleti sağlamadan adrenalini yükseltebilir, bunu mu arıyoruz, pes artık, el insaf!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel meselelerden bahsedeyim, can sıkıntısına boğdum biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelenek kavramı Barça'nın en can alıcı yüzü, yeryüzüne verdiği samimi mesajların önceliklisi, sahada oynanan futbol dışında. Eski yazılarımda forma numaralandırma ve kaptanlık &amp; teknik direktör seçimlerindeki tutarlılığı anlatmıştım, iki yeni hikaye, kişisel tespitlerimden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça sahaya çıkarken belirli bir ritüel yansıtıyor, pek çok izleyicinin gözünden kaçmıştır. En önde kaptan olur her zaman, Puyol, taşır senyerayı kolunda. Ardından kaleci, Valdes gelir ve üçüncü sırada Xavi vardır, ikinci kaptan. Daha sonra La Masia'dan yetişen bir üçlü/dörtlü blok gelir peşi sıra, Pique Sergio Cesc Iniesta gibi. Ardından takıma katılan bir yeni transfer varsa o çıkar, Alexis misal. Ve son üç isim asla değişmez, Alves Messi Abidal şeklinde. Messi her zaman 10. sırada çıkar sahaya Abidal olmasa bile, Alves de önündedir. Elbette ufak değişiklikler olur kimi sıra, kaleci Pinto'ysa Xavi, Puyol'un arkasına geliverir. Hatta bu El Clasico'da Pinto geç kaldı ve arkalarda çıkabildi ama yine de son üçlü bozulmadı. Oyuncular bu sahaya çıkma dizilişine riayet etme adına çaba gösteriyorlar koridorda, Alves Alexis'e yerini gösteriyordu bir maç öncesi. Barça o kadar düzenli bir takım ki bunu bile düşünüyor, belki de uğur olsun diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka gelenek soyunma odasındaki futbolcu dolaplarında daha önce kullananların ismi yazıyor, ne kadar anlamlı, değerli, vefa içeren bir davranış. Orada adınızın yazacağını hayal edip o sahaya çıkmak, Barça tarihinin küçük ya da büyük bir parçası olacağını bilerek, ölümsüzce. Messi'nin soyunma odasındaki dolabını daha önce kullanan futbolcular; Mendoza, Quini, Bakero, Oscar, Frank De Boer ve Rüştü şeklinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://svtplay.se/v/2659819/hitlatens_historia/coldplay_-_viva_la_vida"&gt;Farklı bir konu daha, Coldplay, Katalanların milli marşı haline gelen "Viva La Vida" şarkısının hikayesini -Barça'yla olan bağ- anlatıyor&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sporseverlerin ciddiye aldığı meselelere eğilelim yavaştan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AS genel yayın yönetmeni "hakemleri Madrid insanları atıyor ve Real bundan yarar sağlıyor" şeklinde cesur bir açıklama yaptı. Kimse dikkate almadı bunu ve her El Clasico sonrası Mourinho yüzsüzce suçu hakeme atabiliyor. &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=U5eCMA-ajB4"&gt;Gözlerinin önünde gerçekleştiği halde düdük çal(a)madılar oysa . Ligin daha ortası ve Barça'nın verilmeyen altı penaltısı vardı. &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Pinto----------------&lt;br /&gt;Alves----Pique-------Puyol-----Abidal&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Fabregas-------&lt;br /&gt;---Alexis------------------Iniesta---&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep şablonu bozmadı ama riske giren biri vardı karşısında bu kez. Mourinho turun ilk ayağı sonrası yine sahadan boynu bükük ayrılmasının ardından yoğun eleştiri oklarını üzerine çekmişti. Çok akıllıca bir iş yaptı sahaya çıkardığı ilk 11 ile. Mesut &amp; Kaka ve Higuain içeren aşırı ofansif kadro herkesin Madrid'den beklentisiydi. Ağır bir yenilgi olursa suçu rahatlıkla medyaya, taraftara, teknik direktörlüğü ona öğretmeye çalışanlara "ben zaten her şeyi hesaplayıp o maçları oynadım, nasıl olması gerekiyorsa" mesajını verecekti. Tur atlarsa zaten bunu da denedim, kahramanım, sonunda formülü keşfettim, dehayım diyebilecekti. Kazan-kazan durumuydu her türlü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid ön alanda baskıyla başladı, Messi'yi riske edeceklerdi çift ön kesici tercihiyle. Higuain, Alves'in pasında Pique &amp; Pinto anlaşmazlığından yararlanamadı yüzde yüz gol pozisyonunda, daha 10. saniye bile değildi. Cesaret geldi eflatun beyazlılara ve aynı anlayışla oynamayı sürdürdüler. Sağdan Kaka, Mesut ve sola doğru Ronaldo ile gelişen bir tehlike daha yaşadı Barça savunması. İlk maçın kusursuz oynayan ismi Busquets, Mesut'un sürekli içe kat etmeleriyle kalabalıklaşan savunma önü bölgesinde yetersiz kaldı, Kaka da orayı kullanınca. Brezilyalı yıldız Ronaldo'yu yine pozisyona soktu ancak Pinto izin vermedi. Savunmasını çok önde kurup baskıyı bir an olsun düşürmemeyi tercih eden Madrid karşısında Cesc ve Messi üzerinden çok rahat bir pozisyon buldu. Bir köşe vuruşunda Pepe'nin kafa şutu Sergio'nun vücuduna bitişik koluna çarptığı sanrısına kapıldılar. (göğsü) Buna bile penaltı denildi, komik bir biçimde, onlar her zaman kollanmalıydı çünkü, alışkındılar. Mesut Özil'in uzaydan gönderdiği şut direkte patladı. Pinto Abidal'ın geri pasında büyük bir hata yapıp topu Higuain'e aktardı, yine gol gelmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ana kadar Real, ilk 30 dakika, Barça önünde en iyi oyunlarından birini sergiledi. (2-2 biten İspanya Süper Kupası maçında Madrid daha organize hücumlar bulmuştu, bu maçta hatalardan yararlandılar daha çok baskı sonucu ama yazın Barça kadrosunda çok eksik vardı) Peki Jose Mourinho bunun için suçlanmalı mı, övülmeli mi? Eğer bu oyun anlayışı referans noktası olacaksa ve hücum gücü yüksek oyuncularla ön alanda baskı yaratmak Barça karşısında bir formül ortaya koyacaksa taktik deha Portekizli geride kalan 9 El Clasico'da bütün dünyayı kandırdı. Herkesin gördüğünü o fark edemedi bir buçuk sene boyunca çünkü Jose'nin gözlerini kör eden Inter mucizesinin illüzyonuydu. Eğer bu oyun anlayışı Messi'ye fazla alan yarattığından ötürü riskliyse ve referans noktası olamazsa o zaman Mourinho nasıl ilerleme kaydetti denilebilir Barça önünde. 2-2 biten ve kupadan elendiğiniz bir maç sonrası zafer elde etmiş gibi bir ortam meydana getirebilmek akıl oyunu değil de nedir! (Üstelik sürekli kaybederken bir beraberlik ile bunu başarmak, olağanüstü tercümanın manipülasyon becerisi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iniesta sakatlandı daha sonra, sarı kart almalıydı Arbeloa (Madrid'in en kötü niyetli oyuncularından biridir aslında) ve Barça'nın topu kenarlara taşıyıp pas ritmini bulma şansı iyice azaldı, ilk 30 dakikalık baskının üstüne. Barça'da bu sezon artan sakatlıklarda takımın sezon başından bu yana tempo ritmini bulamamasının ve Amerika kampının etkisi olabilir. Messi, alınan riski bulabildiği ikinci pozisyonda cezalandırmayı başardı ve golü Katalanlar buldu Pedro ile. Golde Messi'ye herhangi bir Madridli oyuncunun faul yapacak kadar bile yaklaşamaması formülün zaafları olduğunun en temel işaretiydi. Leo Messi, 18 El Clasico sonunda 13 gol, 10 asist gibi tarihi bir perfomans tablosu oluşturdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-8zNwsxSwro0/Tyh4jXsN7GI/AAAAAAAAG6o/JZgqmoLRQ_A/s1600/503359193.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 293px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-8zNwsxSwro0/Tyh4jXsN7GI/AAAAAAAAG6o/JZgqmoLRQ_A/s400/503359193.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703941477114965090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Messi, Figo'dan sonra ilk defa maç boyu büyük bir uğultuyla yuhalanan, ıslıklanan Pepe'ye normal bir faul yaptı ve kıyamet koptu. Pepe'nin yerde kıvranırken göz ucuyla hakeme nasıl baktığı ekranlara yansıdı ancak asla Sergio kadar yankı uyandırmayacaktı, tiyatral tavırlarla suçlanmayacaktı hiçbir zaman. Yorumcu Ömer Üründül'ün kırmızı kart beklentisi kara mizah örneğiydi ve bunun temelleri aslında 1-3 biten maçta Leo'nun Xabi'ye yaptığı faulde atılmıştı. Abartılı bir şekilde ihraç istenmişti o zaman da ve bilinç altına işleyen bu algı işte burada devreye giriverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=F0E5xeVu1bA"&gt;Messi'yi sevmemek ve onun kötü niyetli olabileceğini düşünmek, yapmayın.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen bunun ardına Lass'ın Messi'yi hayvanca biçmesi, pozisyon arkadan, yandan da değil, sert ayrıca ama sarı kart yok çünkü alırsa oyun dışı kalacak ve maç orada bitecek, hakem bunu istemiyor, Madrid'in gücü sahnede. Casillas arkadaşı oyunda kalsın diye çırpınıyor. Adalet tecelli etsin dercesine duran top Lass'a çarpıp Alves'in önüne düşüyor ve olağanüstü bir gol ile skor 2-0, soyunma odasına giderken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devre sonu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı pas sayıları, Barça 309 - Madrid 155&lt;br /&gt;Topa sahip olma yüzdeleri, Barça % 66 - Madrid % 34 (Başarı oranı % 89 - % 80)&lt;br /&gt;Şut girişimi, Barça 5 - Madrid 9&lt;br /&gt;Kaleyi bulan şut, Barça 2 - Madrid 3&lt;br /&gt;Fauller, Barça 10 - Madrid 12&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk maç ile karşılaştırıldığında Barça'nın yüz pas daha az yaptığı görülüyor bu sıkıntı dolu ilk yarıda. Bir diğer veri Madrid'in topla oynamayı ve pas isabet oranını artırması. Pas sayısı aynı olmasın karşın çok daha efektif oynamış Real, dokuz şut ile. 45 dakika boyunca Xavi'nin organizasyon kuramadığını ve Barça'nın savunmadan pas yaparak çıkamadığını da not düşelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir olay çıkmasın diye Puyol tünelin önünde bekledi takımlar içeri giderken. İkinci yarı Barça'nın oyunu soğutma çabası vardı, oley oley sesleri duyuldu. (2-2'yi bunun cezası olarak görenler 5-0 biten maçta daha 20. dakikada bu seslerin çıkmaya başladığını unutuyorlar) Ramos'un vuruşunda ağlara giden topun gol değeri kazanmaması kararı doğruydu, iki eliyle Alves'in kolunu çektiğinden. Jose, Lass'ı ikinci sarı kartı almasın diye oyundan aldı. Daha sonra Callejon &amp; Benzema ile Kaka &amp; Higuain değişikliğine gitti, çok doğruydu. Maç tamamen rehavet ortamında geçerken Jose kenardan gelen oyuncularla bir deneme daha yaptı, klasik 4-4-2 ile. (Bunu daha önce Copenhagen ve Betis denemişti, gayet iyiydi) Pique &amp; Puyol ikilisi Ronaldo &amp; Benzema çift forvetini tutmakta zorlandığı anlar yaşarken üst üste iki gol geldi, taktik tutmuştu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı efor sonucu oluşan Madrid yorgunluğu ve Barça'nın paniği son anlarda gözlemlenen durumlardı. Messi ve Pedro ile iki pozisyon buldu ev sahibi bitime az süre kala. Ramos zorlama bir pozisyonda ikinci sarı kartı gördü, çok daha önce ve gerçekten hak ettiği faullerinde atılmalıydı. 92:55'te oluşan serbest vuruşu kullandırmayan hakem hedef tahtasındaydı. La Liga'yı yakından takip edenler hakemlerin genellikle süre dolduğunda maçı bitirdiğini bilirler ancak Madrid oyuncuları bunu da lehlerine kullanmak istediler. Hakem her iki taraf, özellikle Madrid'ten atamadığı isimlerle kötü bir yönetim sergiledi. Bitiş düdüğüyle birlikte hakemin üzerine yürüyen ve alkışla protestoyu gerçekleştiren ismin, aslında sahaya asla çıkmaması, çıktıysa da bu süreye kadar kalmaması gereken Pepe olması Real Madrid'in tutarsızlıklar kulübü olduğunun bir başka belgesi değil mi! Bu yüzden sevimsizler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid ikinci yarıda topla oynamada % 51 ile önde kaldı Barça karşısında, olabiliyor yani, Mourinho dokuz maçı heba etti dahi olduğunu ispatlama yolunda, egosunu törpüleyemedi. Maç sonu toplamda ise Barça % 55 ile kaptırmadı bu özelliğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça, 7 Mayıs 2008'de Bernabeu'deki Madrid maçından (4-1) bu yana topla oynamada % 50 altına düşmedi. (223 maç, Pep dönemi 221)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'daki major beş ligde şampiyonluk sayısı en çok olup bunu kupaya yansıtamayan tek takım Real Madrid. Aynı durumu Türkiye'de Fenerbahçe yaşıyor, geçen sezon sayılırsa. İngiltere &amp; M. United, İtalya &amp; Juventus, Almanya &amp; B. Münih, Fransa &amp; Marsilya lig ve kupada en önde. İspanya'da farklı; lig Madrid, kupa Barça. Kuvvetli olduğu dönemler kupayı ezeli rakibine kaptıran -Madrid&amp;Fener- takımların ligi kazanırken yeterince kuvvetli olmaması, yorum yok! diyip geçiştirelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola maçtan sonra Mourinho'nun kendisini -bir kere daha- tebrik etmemesi ve hakemler üzerine gelen sorulara "Buna hakkı var, turun ilk ayağındaki galibiyetimizi tebrik ettiği için minnettarım. Madrid'e karşı oynuyorsanız iki maç ilk ayaktaki gibi oynamayı bekleyemezsiniz. Hakemler birçok Madrid oyuncusunu atmadı mı? Onlar en iyisini yapmaya çalışıyor, bunları aşmalıyız. Karşılaştığımız en iyi Madrid miydi? ŞL eşleşmesinde de çok iyiydiler, onlar her zaman güçlü ve farklı alternatifleri var." diyerek cevap verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan daha güzel, daha rencide etmeden, daha düzeyli, daha ahlaklı nasıl konuşabilir! Guardiola bir ders veriyor görmek ve anlamak isteyene, sadece saha içinde değil, dışında da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Casillas maç sonu tünelde hakeme "Barça'nın partisine katılabilirsin" söyleminde bulundu ve daha sonra bu yorumu o anın sıcaklığıyla yaptığını belirtip hakemden özür diledi. Mourinho ise otoparkta hakemleri beklerken yakalandı, ne dediğini bilemiyoruz ama tahmin edebiliriz ve bu davranışın onun karakterine ne kadar çok yakıştığından saatlerce bahsedebiliriz. Çok acınası! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi'nin off-record yaptığı gayet olağan bir konuşmayı "Real Madrid kaybetmesini bilmiyor" skandal gibi göstermeye çalıştı başkent medyası. Yazık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-qLHT7e8-QBk/Tyh48_33gII/AAAAAAAAG70/cf0vh85X50M/s1600/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2BCopa%2Bdel%2BRey%2B113.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 306px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-qLHT7e8-QBk/Tyh48_33gII/AAAAAAAAG70/cf0vh85X50M/s400/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2BCopa%2Bdel%2BRey%2B113.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703941917397975170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça yeryüzüne nasıl bir mesaj veriyor, bunu çok yazdım, bir seferlik de ekşisözlük mecrasında beğendiğim iki entry -müthiş oyuncu tespitleri ve takım oyunuyla gelen örgütlülük- ile anlatmayı deneyeceğim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;İnsanoğlunun kooperasyonu, beraber, birbiriyle uyum içerisinde iş yapabilme kabiliyeti, her zaman politik bir mesele olmuştur. Kollektif bir sistemin bireyleri öldürdüğü inancı gerici bir inançtır mesela. Komünizm, bireyleşmeyi önlemeye yönelik bir distopya olarak karalanır. Bireycilik, bir kollektifin içinde eriyip yok olmaya direnmek değildir, kooperasyona yanaşmamaktır halbuki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası da var, bireyselleşebilmek için kooperasyon şarttır. Lionel Messi standart bir takımda oynasa, kariyeri boyunca Arjen Robben gibi sağ kanattan içeri bindirip şut çekme fırsatı arayan bir oyuncu olabilirdi. Bugün taktik anlamda tasviri hala yeterince mümkün olmayan bir "Messi" rolüyle oynuyorsa, bunun sebebi takım arkadaşlarıyla olan kooperasyon kapasitesinin standart futbol rollerini sınırlayıcı kılacak derecede yükselmiş olmasıdır. Bir kanat oyuncusu veya forvet olmaktan çıkmış, "Messi" olmuştur. Xavi ile Iniesta arasında bile bariz bireysel (biri defansif, diğeri ofansif diye bölünemeyecek, sadece ikisinin oyun stillerindeki farklardan kaynaklanan) bir iş bölümü vardır: Xavi organize eder, ritm verir, makinayı ısıtır, takımın "havasını bulmasını" sağlayacak, takımın hareketliliğini başlatacak paslar verir. Iniesta gerçek dehasını ancak bu ritm oluştuktan sonra göstermeye başlar; onun uzmanlığı Xavi'nin yarattığı ritmi bir anda değiştirecek, bir anda hızlandıracak, rakip takımı hazırlıksız yakalayacak kırılma anları yaratmaktır. Guardiola'nın Yaya Toure'yi gönderip Busquets'i a takıma çıkarması çokça eleştirilmiştir. Barcelonaseverler arasında bile bence bir futbol dehası olan Sergio Busquets'e burun kıvıranlar vardır. Busquets'in Yaya Toure'ye oranla avantajı şudur: Futbolun en kritik bölgesinde en sakin paslaşan oyuncudur Busquets. Defansif ortasaha ile defans arası top kaptırılması halinde takımın güvenliğini en çok tehdit edecek bölgedir. Dolayısıyla bu bölgede kooperasyon, doğru anda doğru kararı verme, baskı altında zorlaşır. Biraz daha forvet hattına yakın oynasa çok sakin bir şekilde doğru kararlar verebilecek kapasitede ve yetenekte oyuncular, bu pozisyonlardayken gerginleşip daha kötü kararlar vermeye başlayabilirler veya kötü karar verme korkusuyla topu ileri dikme alışkanlığı elde edebilirler. Busquets ise bu bölgede vereceği pasların kararını verirken sanki antreman maçıymış veya hatta rakip yokmuş, arkadaşlar öyle paslaşıyorlarmışcasına sakin oynuyor. Onun görevi klasik bir defansif orta sahanın "rakip takımın olası ataklarını kesmek" olarak tanımlanan görevi değil: onun görevi, Xavi'nin verdiği ritmi korumak, bozmamak, top defansa geldiğinde bu ritmin bozulmasına neden olacak bir korkunun, panikle ileri dikilen bir topun oluşmasını engellemek. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Barcelona'nın gücü, bireyciliğin karşısında örgütlülüğün gücüdür ve örgütlülük, bireyin kendi bireyselliğini kısıtladığı değil; aksine kollektif bir futbolla, herkesin takımda görev paylaşımını doğru yaparak, takım için harcanması gereken enerjiyi herkesin doğru bir şekilde, herkesin kendini geliştirdiği alana göre görev paylaşarak oynandığı bir sistemde olduğu için herkesin bireysel olarak parladığı bir sistemdir. Barcelona'nın inanılmaz başarısı, aslında dünyanın hayatın her alanında gitmesi gereken yönü gösteriyor sanki. Örgütlü ve herkesin kollektif bir iş yürüttüğü ekip arkadaşlarıyla, yapılması gereken işi herkesin kendini geliştirdiği alana göre doğru bir şekilde paylaştığı, enerjisini doğru bir şekilde kanalize ettiği bir örgütlülük, her bireyinin star olduğu ve aynı zamanda her bireyinin sırayla tuvalet de temizleyeceği ve ortaya çıkarttığı işler barcelona'nın bugün futboldaki durumu gibi güçlü, sağlıklı olacaktır. O ekibin, o ekiplerin her bireyinin yüzü de gülecektir ve belki bir gün, dünyanın büyük çoğunluğu "sınırları falan ortadan kaldıralım ve hepimiz böyle muazzam bir ekip olalım, içimizde her renkten insan, her renkten kültür olsun, 'içimiz'/'dışımız' diye bir şey olmasına gerek yok, bütün insanlar 'biz' olalım" diyecek. Barcelona, 'bireysel'in karşısında, kollektif kültürün nasıl da yenilemez olduğunu ve nasıl da mutlu bireyler barındırdığının sadece küçük bir kanıtı bir ekip olarak, dünyanın gitmesi gereken yönü işaret ediyor adeta.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ReWVwAhPt0A/Tyh4jn4ia1I/AAAAAAAAG7A/82kCs0wK72I/s1600/Graffiti-de-Messi-en-Barcelona_54244242547_54115221154_600_396.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 264px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ReWVwAhPt0A/Tyh4jn4ia1I/AAAAAAAAG7A/82kCs0wK72I/s400/Graffiti-de-Messi-en-Barcelona_54244242547_54115221154_600_396.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703941481461607250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç genel istatistik: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça vs. Mourinho &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 maç, 9 galibiyet 7 beraberlik 4 yenilgi (Jose oyuncularına 9 Kırmızı Kart) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep vs. Madrid &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 maç 9 galibiyet 4 beraberlik 1 yenilgi (gol sayısı 32-13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep vs. Mourinho &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 maç, 7 galibiyet 5 beraberlik 2 yenilgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep &amp; Barça vs. Mourinho &amp; Madrid&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 maç, 5 galibiyet, 4 beraberlik, 1 yenilgi (bütün beraberlikler Katalanlara yarıyordu ayrıca) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taktik deha Mourinho son 11 resmi maçın 90 dakikası sonunda Guardiola'nın Barça'sını yenemedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça 1 Inter 0 &lt;br /&gt;Barça 5 Madrid 0 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 1 &lt;br /&gt;Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor. &lt;br /&gt;Madrid 0 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 1 Madrid 1 &lt;br /&gt;Madrid 2 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 3 Madrid 2 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 3&lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 2&lt;br /&gt;Barça 2 Madrid 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da ilginç olan, aslında Mourinho'nun Pep'e karşı 14 resmi maçın 90 dakikası sonunda sadece 1 galibiyeti bulunması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Inter 0 Barça 0 &lt;br /&gt;Barça 2 Inter 0 &lt;br /&gt;Inter 3 Barça 1 -tek maç eleminasyon, ofsayt gol, Alves'in son dk. düşürülmesi, verilmeyen penaltı- &lt;br /&gt;Barça 1 Inter 0 -Bojan'ın sayılmayan son dakika golü- &lt;br /&gt;Barça 5 Madrid 0 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 1 &lt;br /&gt;Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor. &lt;br /&gt;Madrid 0 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 1 Madrid 1 &lt;br /&gt;Madrid 2 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 3 Madrid 2 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 3&lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 2&lt;br /&gt;Barça 2 Madrid 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid + Mourinho formülünün Santiago Bernabeu'de hiç yüzü gülmüyor. Portekizli üst üste beş (önce dört idi) El Clasico kazanamayan ilk Real teknik direktörü olarak kulüp tarihine adını kazıdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camp Nou tarafına bakalım bir de: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho, 9 maç 5 yenilgi 4 beraberlik Barça'ya karşı, hiç kazanamadı. Barcelona'dan korktuğu kadar Tanrı'dan korkmuyor. Çünkü onu da -daima yürekten bağlıyım dediği- Barcelona yarattı ancak o ihanet eden olma yolunda adım attı. Muhtemelen bu kazanamama laneti bütün kariyeri boyunca sürecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola'nın Madrid'e karşı oyuncu ve teknik direktör olarak kendi sahasında bileği bükülmüyor, 16 maç 12 galibiyet 4 beraberlik, hiç kaybetmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, teknik direktörlüğü döneminde Santiago Bernabeu'de 7 maçta 5 galibiyet 2 beraberlik aldı, yenilmiyor.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detaylar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç oynandığı esnada Xavi'nin, ertesi Mourinho'nun doğum günüydü, ikisi için de kutlama sayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola'nın Barça'sı hiçbir turnuvanın çeyrek finalinde elenmedi. (6'da 6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho takımları 15. çeyrek finalinde ilk kez turu geçen taraf olamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona şehrinde metro 00.00 itibariyle kapanıyor yani maç uzatmaya gitseydi taraftarlar bir sıkıntı yaşayacaktı. (Bunu Barça'nın rehaveti olarak da yorumlamak olası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Puyol üst üste 11. El Clasico'sunda da yenilgi yüzü görmedi, keza Valdes de aynı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho geldiğinden bu yana oynanan 10 El Clasico'da 9 kırmızı kart çıktı. (Madrid 7, Barça 2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portekizli'nin Madrid'i Barça ile beş kulvarda yarıştı ve dördünü kaybetti. (lig, ŞL, İspanya süper kupa, kral kupası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-TlIiMkn41cw/Tyh47Gd-f4I/AAAAAAAAG7o/kjrJGHmdqP0/s1600/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2BCopa%2Bdel%2BRey%2B098.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-TlIiMkn41cw/Tyh47Gd-f4I/AAAAAAAAG7o/kjrJGHmdqP0/s400/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2BCopa%2Bdel%2BRey%2B098.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703941884808691586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Ocak Real Madrid 1-2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç önü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho'nun Madrid'le Barça'ya karşı tek galibiyetinde (8 maç) kaleyi Pinto koruyordu. Valdes'in Real forvetine psikolojik üstünlüğü var. İki El Clasico öncesi ilk soru elbette kaleyi kimin koruyacağı üzerine idi. Kral Kupası ritüleli sürdü ve Pinto eldivenleri giydi. Hep diyoruz ya Barça bir kulüpten daha öte, gerçekten öyle, onların kararları tutarlılık içeriyor. Kupa maçlarında kale Pinto'ya devrediliyorsa, bunu değiştirebilecek herhangi bir koşul daha bulunamadı, bulamazsınız da. Geçen sezon finalde hatalı bir gol mü yedi, fark etmez! Bu sezonki maçlar gelecek günler açısından psikolojik üstünlük kazanmak adına çok mu gerekli, değersiz! Pinto turun ilk maçında kötü bir performans ortaya koyarsa eleştiriler yükselir mi, önem arz etmiyor! Bence bütün mesele burada saklı, görmek isteyenler için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola, manevi babası Cruyff gibi bir filozof ve kale Pinto'nun, değiştirmeye hiçbir kuvvet yetmiyor. Onun bir sözü var kalecisine, o en başında inandığı düşünceyi asla terk etmiyor çünkü biliyor ki doğru olan yol bu. Ve en önemlisi kazanmak değil amaç, eğer öyle olsaydı kaleyi Valdes korurdu, amaç kazanırken bile değerlerine bağlı kalmak, felsefeyi bırakmamak, kaybetmeyi göze alarak hem de. (Güzel kaybederek, kaybettiğinde suçlu bulmayıp rakibi tebrik ederek) Bu yüzden Barça'nın galip gelmesi, kupalar kazanması diğerlerinin elde ettiği geçici zaferlerden ayrı bir yerde. (Valdes bu yüzden pas yapmayı sürdürebildi 1-3 biten maçta ve yine hata yaptı. Pinto turun ikinci ayağında pas yapmak isterken gene topu rakibe verdi ama devam etti, çok açık değil mi!) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Pinto----------------&lt;br /&gt;Alves----Pique-------Puyol-----Abidal&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Fabregas-------&lt;br /&gt;---Alexis------------------Iniesta---&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep en doğru kadro ve formasyonla sahadaydı, tam da kısa süre önce Barça'nın Cesc'i merkeze çekip Iniesta'yı sol kenara atması gerekliliğinden dem vurmuşken. (Mevcut durumda, sakatlıklar vs.) Üç küçük zaaf vardı, kalede kolay goller yiyebilen Pinto'nun olması -ayağı da Valdes kadar iyi değil- Alexis'in muhtemel top kayıpları ve en kritik nokta Ronaldo'yu United zamanlarından beri çok iyi kontrol eden Puyol &amp; Pique ikilisinin pozisyon değiştirmesiydi. Yani Ronaldo topu aldığında onu ilk karşılayan ismin kaptan olması gerekirdi, onu geçerse yakın oynayan Gerard durdurma eylemine katılacaktı. Golde açık alanda ağır kalmasından ötürü hamle sorunu olan Pique'yi karşısında bulan Cristiano sonuca rahat gitti. Tersi olsaydı tıpkı Figo'ya sağladığı mental üstünlük gibi Ronaldo'nun da zihnine girmeyi başaran Puyol, onun kadar hızlı olmasa da pozisyonun içinde kalmayı başaracak ve belki de Pique süpürme işini gerçekleştirecekti. Elbette kaleci hatasına değinmiyorum bile.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça dengeyi sağladı oyun olarak, kontrolü aldı. Madrid öne geçmenin verdiği etkiyle geçen sezon 0-2 biten ŞL maçındaki anlayışa döndü. (ultra savunma) Ön alanda baskı yapmadılar veya yalancı takip koşularıyla yer değiştirme sağladılar. (turun ikinci ayağında tam tersi bir ön alan baskısı olacaktı) Lig maçında favori olmasına karşın büyük bir hayal kırıklığına uğrayan ve Barça'yı yenme formülünü bulamadığını itiraf eden Mourinho eski taktiğine bir şans daha vermek istiyordu, Pepe'yi ön alanda oynatarak. Geçtiğimiz sezonki Kral Kupası finalinde bu anlayış özellikle ilk yarıda iş görmüş ancak Şampiyonlar Ligi'nde kırmızı kart çıkınca (kupa finalinde Pepe üç kez atılmalıydı) plan suya gömülmüştü. Dahi Portekizli'nin aklında hala bir acaba vardı ve kullandı. Üstelik ön alanda baskı yapmazken Pepe tercihi çok da akıllıca değildi. Merkezdeki ön libero sayısını üçlerken belki de Pepe'yi üçlünün en arkasında değil ucunda sürekli ilk hamleyi -finalde böyle idi- yapan olarak görevlendirse daha ciddi bir etki bırakabilirdi Barça'nın topa sahip olmasını azaltmada. Başaramadı Jose. Bir diğer deneme aynı anda yalnızca dördüncü kez sahaya çıkan Benzema, Ronaldo, Higuain üçlüsüydü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alexis'in direkten dönen kafa şutu, Iniesta ve Messi'nin vuruşlarında Casillas'ın köşeden çıkardığı toplar ilk yarının pozisyonlarıydı Barça adına ve kalesinde başka pozisyon yaşamadan. (Benzema bir de) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Bu4BR3X65kI/Tyh4jme7JyI/AAAAAAAAG6w/mVlE3WIQuuU/s1600/AjeSERECAAAC19B.png"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 301px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Bu4BR3X65kI/Tyh4jme7JyI/AAAAAAAAG6w/mVlE3WIQuuU/s400/AjeSERECAAAC19B.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703941481085740834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devre sonu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı pas sayıları, Barça 404 - Madrid 163&lt;br /&gt;Topa sahip olma yüzdeleri, Barça % 71 - Madrid % 29 (Başarı oranı % 89 - % 70)&lt;br /&gt;Şut girişimi, Barça 5 - Madrid 1&lt;br /&gt;Kaleyi bulan şut, Barça 2 - Madrid 1&lt;br /&gt;Fauller, Barça 5 - Madrid 5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iniesta'yı sol kenara atan Pep takımın üçüncü bölgede daha uzun süre kalması ve çoğalması adına sağlanması gereken genişliği yaratmıştı, Pedro ve Villa'nın yokluğunda. (Alexis bunu da yapamıyor, etkili olduğu tek konum merkez santrforda savunma arkası koşuları, ki sezon başı Messi'ye alternatif olarak yararlı olabilir yazmıştım, kenarlarda sıkıntı doğuracaktı) Iniesta'nın çizgiye inmeleri bir de karşısına gelen ismin Hamit olmasıyla bütünleşince her şey istediği gibi gitti Guardiola'nın ikinci yarıda da. Sergio işin savunma kısmında olağanüstü becerili de olunca zaten hem topa çok az sahip olan, Barça'yı ön alanda hataya da zorlamayan Madrid karşısında Katalanlar 5-0'dan sonraki en iyi maçlarını çıkardılar denebilir. (1-1 biten ŞL yarı final ikinci maçında da çok iyilerdi, ekleyelim, sayısız pozisyonda Casillas devleşmişti) Xavi çok fazla pas alış verişine girdi (turun ikinci ayağı bunu hiç yapamadılar, Madrid izin vermedi) ve bekler yeterince öne çıkarak oyun akışkanlığını artırdı. Savunma orta sahaya kadar geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho Barça maçlarında hep aynı ikileme düşüyor. 1-0 biten Inter maçında olduğu gibi takımı geriye yaslarsa (burada temel mantık üç ön kesici ve Messi'ye hiç alan bırakmama) Leo'nun gol pozisyonu yaratma şansı çok azalıyor, bu da Barça'nın % 50'sini durdurma anlamı taşıyor aslında. Bu tercihin sıkıntısı topu Barça'ya veriyorsunuz ve bu onların kalesinde az tehlike üretmenize sebep oluyor. Ayrıca Xavi ve Iniesta oyuna dahil olunca diğer % 50 üzerinden de kaybetme riski artıyor. (0-2 biten maçta da aynı durum söz konusuydu, orada golleri Messi attı ancak Pepe'nin atılmasından sonra takımın iki ön kesiciye kalması kaynaklıydı bu sonuç) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıcın diğer keskin ucunda ön alanda şuursuz baskı var ve yarıyor esasında. Bu seçimin ana problemi de savunma önünde daha rahat pozisyonlarda topla buluşan Messi'nin öldürücü driblingleri. 5-0 biten maçta Madrid savunmayı öne çıkardı, ön alanda baskı yapmak istedi ancak bunu da pek beceremedi çünkü Barça'nın pas akışkanlığı kusursuzdu o gece ve elbette Mourinho ilk denemede üç yerine iki ön kesici kullanmıştı. Messi hep markajda kalmadığı pozisyonlarda top alıp arkaya bıraktı. Jose, Carvalho'ya bire bir oyna dedi hatta, orta sahaya çıkıyordu sürekli. Bir sonraki 1-1 biten lig maçının ilk 70 dakikası Madrid geriye yaslandı bu kez top Barça'daydı ve penaltıyla öne de geçtiler, Mourinho uyandı, hücumcuları aldı, ön alan baskısı başladı ve o gün Madrid kaybetmiyor imajını yaratmayı başardı, üstelik beraberlik şampiyonluğu Barça'ya getirmişti. (benzer etki 2-2 biten turun ikinci maçında da yaşanacak, Barça yoluna devam etse de zafer Jose'nin gibi gösterilecek) Bu yaz oynanan İspanya Süper Kupası'nda da ön alan meselesine eğildi Portekizli ve ilk maç çok iyi bir oyuna karşın Messi çıktı yine sistemin açığını değerlendirdi. Keza ikinci maçta da aynı sorunsal vardı, Iniesta'ya attığı pası anımsayın, 5-0'daki Villa golüyle aynı idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-PpfHJFM-UTo/Tyh46myVTKI/AAAAAAAAG7c/0yvNfAqDs5M/s1600/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2BCopa%2Bdel%2BRey%2B094.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-PpfHJFM-UTo/Tyh46myVTKI/AAAAAAAAG7c/0yvNfAqDs5M/s400/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2BCopa%2Bdel%2BRey%2B094.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703941876304137378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jose ŞL'ndeki ultra savunma taktiği sonrası Madrid medyasından, Valdano ve Di Stefano, hatta yeni yeni öğrendiğimiz kendi oyuncularından -Ronaldo o zaman ayyuka çıkmıştı, ellerini iki yana açıp isyan ettiğinde orta sahayı geçen kimse olmayınca- çok ağır eleştiriler almıştı. Sürekli görülen, bunun yanında görülmeyen kırmızı kartlar Madrid'in imajını derinden sarsmıştı. Bu yüzden belki de ikilemin Messi'yi pasif duruma getiren bu tarafına çok eğilmemişti Mourinho, ta ki 1-3 biten lig maçında ön alan baskısı canına tak edene kadar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola ilginç bir deney yaptı bu maçta. Normalde Barça bütün köşe vuruşlarını kısa pas olarak kullanır ve böylelikle topu kaybetmez, kontratak da görmez kalesinde. Madrid-Malaga maçını iyi analiz edip (iki gol yedi Casillas aynı şekilde) bu kez direkt orta yapmayı tercih ettiler ve bu bilinçli ısrar Puyol ile tur kapısını aralayan -klişe- golü getirdi. Madrid'in ön alanda basmadığından geride kalma sorunu da eklenince bu köşe vuruşu seçimine, kontratak sıkıntısı da doğmadı ki bu da çok kritik idi esasen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Golden sonra özgüveni yerine gelen Barça daha da iyi oynamaya başladı. "Gia" filmindeki Angelina Jolie kadar asi, marjinal ve güzeldi oyunları. Messi'nin Mourinho'nun tercihi sonucu dribling alanı bulamadığı anlarda sahneye Iniesta çıktı, bir topu direkten döndü. Messi'nin eline basan Pepe'yi gördük sonra akıl almaz bir sahneydi. (Son anlarda ikinci sarı kartını almayan Carvalho'yu da hatırlatalım, Adriano'ya yaptığı sert faulde)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rooney onun için idiot dedi maçtan sonra, haklıydı. Wilshere da eleştirdi bu davranışı. Sosyal medyayı sıklıkla kullanan bağımsız gazeteci Banu Güven bile Pepe'ye isyan ediyordu. Mourinho basın toplantısında göremedim, uzaktım bahanesine sığındı, biraz zaman kazanmak istiyordu. Çok büyük tepki toplayan ve maçın da önüne geçen Pepe, kulübün resmi internet sitesinden özür diledi ve bilinçli olarak bu hareketi yapmadığını belirtti. Alenen yalan söylüyordu. Portekizli de oyuncum öyle diyorsa ben ona inanırım diyerek tarafını doğrudan, ahlaktan yana değil her zaman olduğu gibi menfaatten yana kullanıyordu. Bunu yaparken bir de Guardiola'nın Sergio'yu geçen sezon Marcelo'ya ırkçı söylemde bulunduğu iddiasında oyuncuma inanırım demesine bağlıyordu. Orada görüntüler Real Madrid TV'den alıntıydı, şahit yoktu ve ağzı kapalı bir oyuncunun ağzı okunmaya çalışıldı. Ne dediğini bilemeyiz ancak UEFA da kesinlik olmadığı için cezaya gerek duymadı. Pepe'nin bilinçli olarak ele basmasını -ölçüyor, biçiyor, ele bakıyor, hakeme bakıyor ve an gelince basıyor- Mourinho'nun iddia olarak kalan bir olayı eşleştirmeye çalışması yine akıl oyunuydu ancak çok ucuzdu. Birisi kesin, diğeri şüpheli, hatta aklanmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid medyası Pepe'nin cezalandırılacağı haberlerini yaydı ancak itibar etmedi Mourinho ve turun ikinci ayağında sahadaydı arkadaşlarını kasıtlı olarak sakatlamaya çalışan karaktersiz oyuncu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Messi'yi bu bile durduramadı ve Abidal'e gönderdiği nefis pas sonucu ve belki de turu geçen takımı tayin ediyordu. Bu sonucun ardından iyice karışan Real'in antrenmanda sözler düştü medyaya. Oyuncular teknik direktörü, Mourinho ise Ramos &amp; Casillas'ı suçluyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramos, Portekizlinin Barça maçlarında ortaya koyduğu savunma futbolundan hoşnutsuzdu. Puyol'un attığı golde Pepe ile adam değişmeleri kişisel tercihiydi ve Jose de buna kızgındı. Alt metinde ayrıca İspanyollar &amp; Portekizliler meselesi olduğu da konuşuldu. Casillas'ın bu yaz oynanan İspanya Süper Kupası ikinci maçı sonrası Marcelo'nun faul yapmadığını zannedip Xavi ve diğerleriyle maç esnasında tartışması ve maçın ardından görüntüleri izleyince haksız olduğunu görüp özür dilemesi, Tito'nun gözüne parmağını sokan ve asla özrü düşünmeyen, tebrik etme ruhu da taşımayan Mourinho tarafından not edilen bir davranış olmuştu. İspanyollar da Jose'nin Portekizlileri koruduğunu düşünüyorlardı. (Pepe) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu kaynayan kazanlar suni bir gündem yaratma çabasından öte geçmeyecekti çünkü Mourinho biliyordu ki takımı beş puan öndeydi ligde ve şampiyonluk için büyük avantaj yakalamıştı, yani sezonun bittiği falan yoktu. Evet, Barça'yı yenmenin yolunu bulamamıştı ama ligi kazanırsa her şeyi unutturacak bir gösteri sergileyeceği de çok açık idi. Ve sezon her durum onun ayrılışını müjdeliyordu. Kişisel hedefleri Real Madrid'in her zaman önündeydi ve İspanya'da iki senede bir lig bir kupa kariyerine çeşitleme olarak eklenecekti. Üstelik tarihin en iyi takımı Barça karşısında sürekli yıpranıyor ve imajı zedeleniyordu. Onun için her argümanı bir kez elde etmek yeterliydi, ağzı laf yapabilir ve geri kalan işi kendisi hallederdi. Inter ile ŞL'ni aldı Katalanlardan, Kral Kupası'nı kopardı ellerinden ve şimdi de ligi kazanmak üzere, üç sezonda üç ayrı kulvarda birer kez geçmeyi başardı, gerisinin -yenildiklerinin, muhtemel 2 ŞL, lig, kral kupası, süper kupa- ne önemi vardı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho, Madrid ile ŞL &amp; La Liga'dan en çok birini kazanamadığı an kapıya konacak, bunun bilincinde. (Son 5 senede yalnızca 2 lig ve 1 ŞL alabildi ama kimse bunu dile getirmez) Portekizli en iyi taktisyen olabilir, buna istinaden aktif en iyi teknik direktör olarak algılanabilir (bence de öyle) ancak en başarılı olmadığı ve başarı kriterini belirlemediği gerçeğini değiştirmez bu düşünce. (Sir Alex Ferguson) Farklı ülke ve liglerde şampiyon olmak, kupalar kazanmak bir beceri ancak tam tersi bakış açısıyla aynı takımla aynı koşullarda mücadele edip başarılı kalabilmeyi sürdürebilmek de göz ardı edilemez. Mourinho bir takımın başında üç sezondan fazla kalamıyor, hep ihmal edilen bir veri aslında. Tıpkı Messi'ye söylenen Arjantin'e Dünya Kupası kazandırmak zorunda veya Guardiola için Barça dışında bir takımı yönetmeli argümanı gibi. Sir Alex Ferguson böyle bir şey yapmadı (United öncesini biliyorum ama baz alınan kariyeri belli ve ada dışına çıkmadı) Uzun süreler bir takımın başında kalmak ve başarılar kazanmayı sürdürmek de bir beceri, belki de Mourinho bu yöntemde başarılı olamayacağı düşünüyor çünkü baskın karakteriyle yorduğu pek çok insan bırakıyor geride. Portekizlinin bıraktığı takımların bir süre bocalama evresi geçirmesi de, posasını çıkarana kadar günlük verim alması kaynaklı olabilir, Benitez dönemi Inter'i gibi. Veya ŞL finaline yükseltemediği Chelsea'nin Avram Grant ile anında o başarıya erişmesi Jose'nin değerini düşürür mü, bence azaltmaz. Teknik direktörlerin çalışma biçimleri üzerinden başarı kriteri belirlerken daha detaycı bakmalıyız, kontra materyalleri de hesaba katmalıyız aksi durumda  hataya düşmüş oluyor ve kimisine haddinden fazla değer verirken kimisini de yerin dibine sokuyoruz, yanlış burada. Souness Sky Sport'taki yorumculuğu esnasında Messi'yi Maradona ile kıyaslarken rekabet seviyesine vurgu yapıyor. Bu oyuncu üç sezon üst üste Şampiyonlar Ligi'ni domine ediyor ki yarışma olarak Dünya Kupası'yla eşdeğer, belki de daha önde diyor, haksız mı? Bence değil. Dünya Kupası kazanma şartı yok Barça performansını aynı şekilde sürdürürse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki tüm bu sportif tartışmayla yetinsek iyi olmaz mıydı, seviye korunmaz mıydı, elbette! "The Special One" buna izin verseydi. Pepe olayında hiç suçlanmadı ki bence payı vardı bu sert, art niyetli futbolunda. (Bu davranış tek maç süren bir hadise değil çünkü) Oyuncuların sahada birbirleriyle kavga etmesine veya absürd eylemlerde bulunmasın alışığız. Hatta kimi zaman teknik direktörler birbirlerinin üzerine yürürler. Peki siz, rakip yardımcı antrenörün arkasından gelip gözüne parmağını sokmaya çalışan -herhangi bir sebep içermeksizin- bir teknik adam bilir misiniz, Jose Mourinho. Yıllardır maç izliyoruz kaç kez gerçekleşir böyle bir olay! (Fabregas'a yerdeyken tekme attığını da unutmadan) Kaybetmeyi bu denli hazmedemeyen birine bırakın sevgiyi, saygı duyulabilir mi? Ahlaklı biri değil, hiç olmadı, kaybettikçe daha da çirkinleşti ve endüstriyel futbol onun gibileri Guardiola'ya tercih ediyor. Çünkü o polemik yaratır, gazete satışına katkı sağlar, olay çıkarmada üstüne yoktur, gittiği her yerde kazanabilir, neyse bu derin bir konu, uzatmak yersiz. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Löw dedikoduları var, Eğer Löw Madrid'in başına gelirse doğru hamle, geçiş oyunu için. Yanında mutlaka Schweinsteiger, Götze, Müller üçlüsünden birini de getirebilir. Almanya (İspanya maçları dışında, art niyetli değil) ve Madrid (Barça maçları dışında, art niyetli) aynı futbol tarzını yansıtıyor. Löw'ün bir avantajı da; Mourinho ve kovulmasını sağlayacak başarılar sonrası Barça'nın motivasyon zaafı -Pep de ayrılırsa- yaşaması olur. J. Löw döneminde Almanya -Madrid- İspanya'yı -Barça- iki kez geçemedi, formül üretemedi yani pas futboluna, ayrıca denkleme Leo katılacak, çok ilginç ve futbola daha çok katkı veren bir süreç yaşatabilir bize. Ferguson &amp; United birlikteliği devam, Villas-Boas &amp; Chelsea belirsiz, Euro 2012 sonrası Löw ve La Liga ya da ŞL kazanırsa Pep'in durumu da düşünülünce bu yaz çok hareketli geçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-4EGATbl1X5E/Tyh4kbl_yAI/AAAAAAAAG7M/o6lwX1LIctg/s1600/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2BCopa%2Bdel%2BRey%2B026.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-4EGATbl1X5E/Tyh4kbl_yAI/AAAAAAAAG7M/o6lwX1LIctg/s400/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2BCopa%2Bdel%2BRey%2B026.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703941495342483458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detaylar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci golde Alves ve Abidal tarafından gerçekleştirilen dans Brezilyalı Michel Telo'nun "Ai se eu te pego" şarkısına ait idi. Görselde Brezilya kadınının güzelliğinde elmacık kemik yapısının etkisi görülüyor, bir de çok çeşitliliğin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid'te yalnızca Xabi Alonso, Pinto'dan (25) daha çok pas yapabildi. (34)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maçla birlikte Guardiola Barça'nın başında 218. maçına çıktı. Onu geçen üç isim var; Rinus Michels 264, Frank Rijkaard 273 ve elbette Johan Cruyff 430 şeklinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho takımları (kariyeri boyunca) devreye 1-0 önde girdiği bir maçı ilk kez kaybetti. (74 maç 68 galibiyet 6 beraberlik)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho takımları kupa maçlarında iç sahad ilk kez yenilgi yüzü gördü. (29 maç 28 galibiyet 1 beraberlik)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç sahada 150 maç üst üste yenilmeme rekoru olan ve kariyeri boyunca yalnızca 11 kez kaybeden Mourinho takımları Barça'ya dördüncü kez mağlup oldu. (Pep üç kez)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola 9. El Clasico zaferini elde etti ve Cruyff'un rekorunu yakaladı. Pep bu sayıyı 13 maçta yakalarken Johan 25 maçta bu sayıya ulaştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid bu yüzyılda üçüncü kez ilk yarısını önde kapadığı bir maçı kaybetti. (Mallorca 2003, AC Milan 2009)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça tarihte Bernabeu'de 7 maç üst üste kaybetmeyen ilk takım olma unvanına erişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1933'ten bu yana tarihte ilk defa Barça ve Madrid'in galibiyet sayıları eşitlendi. (86-45-86)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fanatik gazetesinin El Clasico manşeti "İyiler mutlaka kazanır" şeklindeydi ertesi gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'deki Barça tutkusuna (15-20 yaşın yozlaşması hariç) hayranım. Akıl yoluyla ulaşılacak bir tercih başarı odaklı olsa da bulunmuş gibi. "Leyla ile Mecnun" yılbaşı özel bölümünde El Clasico göndermesi -Barça gömdü- yapıldı. Baros, Lakovic ve Torrens'ten sonra Elmander de çok iyi bir Barçalı çıktı. Güzel oyun sevdalısı Katalan populasyonu giderek artıyor memleketimde. Üstelik Barça'yı popüler kültür ikoni zannedip kendi kendine gelin güvey olarak nefret besleyen genç kesim için şaşırtıcı da bu hadise çünkü onlar Los Galacticos dönemini pek hatırlamazlar. (2000-2005 arası Real Madrid 2 La Liga, 1 ŞL, 2 İspanya Süper Kupası, 1 UEFA Süper Kupa, 1 FIFA Kıtalararası Kupası kazanmış, 2 Kral Kupası finali de kaybetmişti.)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ocak 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-6015445227681086080?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/6015445227681086080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=6015445227681086080' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6015445227681086080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6015445227681086080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2012/02/iyi-ki-varsn-guardiola-som-hi-barca.html' title='İyi ki Varsın Guardiola | Som Hi Barça | Takım Oyunu ve Örgütlenme | İyiler Mutlaka Kazanır'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-yK39EDBxXbQ/Tyh4jADJB0I/AAAAAAAAG6c/HO16Va6CZ5c/s72-c/2012-01-27_ENTRENO_51.v1327695726.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-6572306018350289352</id><published>2012-02-01T01:03:00.005+02:00</published><updated>2012-02-01T01:55:08.614+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pep'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Leo Messi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jose Mourinho'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karşı Yaka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>El Clasico'lara Gelene Kadar</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Xm-RclQ9anM/Tyh0ZFcB9PI/AAAAAAAAG54/HBFIdAHgxA4/s1600/El-staff-equipo-tecnico-al-com_54245122759_54115221152_960_640.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Xm-RclQ9anM/Tyh0ZFcB9PI/AAAAAAAAG54/HBFIdAHgxA4/s400/El-staff-equipo-tecnico-al-com_54245122759_54115221152_960_640.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703936902370030834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Ocak Villarreal 0-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce üçlü savunma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Puyol------Pique------Abidal----&lt;br /&gt;----------Sergio-----Javier----------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Fabregas-----&lt;br /&gt;----Alves-----------------Adriano----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça üç buçuk sene boyunca hiçbir zaman çift ön kesici kullanmamıştı. Pep'in sakatlıklardan dolayı elde kalan iyi oyuncuları kullanma isteğinin bir parçası olabilir bu tercih ancak onu asla haklı çıkarmaz. Sergi Roberto, Cuenca hatta görüldüğü üzere Tello kullanılabilirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep denemeleri hususunda o kadar mutsuz ki 10 dakika dolmadan Puyol ile Pique yer değiştirdi. Bunun sebebi sağ kenardan Pique ile daha iyi bir pas akışkanlığı yaratmak istemesiydi, kaptan bu konuda biraz yetersiz kaldığından. Mascherano'yu orta sahada kullanmak, çok pas hatası ve dikine az pas anlamı taşıyor. Üstelik Xavi'nin az daha öne atılmasıyla topla buluşma sayısı da düşüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra dörtlü savunma geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Puyol----Pique-------Javier----Abidal&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Fabregas-------&lt;br /&gt;---Alves-------------------Adriano---&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, Alves'i önde kullanarak aslında onun etkisini azaltıyor çünkü Brezilyalı'nın savunma yönünün muazzam olduğu hep unutuluyor. Pique &amp; Alexis değişikliği sonrası Dani tekrar sağ bek bölgesine geçti zaten. Puyol yerine onun oyundan alınma sebebi bence kaptanın duran toplardan bulabileceği bir gol idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alves &amp; Adriano kenarları üretkenlik sağlamadı. Topla oynama % 67'ye kadar eksildi ve en önemlisi pas isabeti % 84'te kaldı. Sarı denizaltılar beş sarı kart ile rakibini sindirmeyi de başardı. Şahsi görüşüm Gonzalo'nun Tello'yu çekerek durdurmasına benzer pozisyonların kırmızı kart ile cezalandırılması, sarı kart kesinlikle hafif kalıyor bu tür durumlarda. (Hakemin kararı doğru ama değişmeli) Futbol oynatmamaya çalışan ve bu uğurda hiçbir şeyden çekinmeyenler yaptırım hafif kaldığında ödül kazanıyorlar çünkü. Tello'nun da seviyesini gözlemleme şansı bulduk ve La Masia gerçekten hazine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabregas'ın direkten dönen topu bu sezonki hakem hatalarına eklemlenen şanssızlık etkisinin Barça üzerine  kara bir bulut gibi bir kez daha çöktüğünü de söylemeliyim. Sevilla maçında 90. dakikada kaçan penaltı ve 2 puan, Getafe maçı uzatmalarında direkten dönen top ve giden 1 puan, Espanyol maçında Pedro'nun vuruşunda topu karşılayan el, verilmeyen penaltı ve uçan 2 puan daha. Ramos'un Valencia maçında son anda topu elle çıkarması, Mallorca'nın sayılmayan golü de cabası diğer tarafta. Adaletli bir ortam yok ama Barça da kesinlikle geçen sezon kadar formda değil, ikisini birbirine karıştırmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lig yarışı sona erdi mi, cevabı aranıyor. Barça bütün maçlarını kazanırsa 99 puan yapıyor yani Madrid'in 100 puan barajını aşması gerekecek, bence bu çok zor. Yani Barça 18'de 18 gibi imkansız ötesi bir seri yaparsa şampiyon olur ama sezon başından beri dile getirdiğim üzere Madrid formda, oyun yapısı gereği kendinden görece zayıf rakiplere karşı daha kolay kazanıyor. La Liga fikstürü dikkatli bir biçimde incelenirse Real'in Nisan'dan önce puan kaybı yapmasının zor olduğu, hatta son haftalarda bocalama evresine girebileceği de görülebilir. Orayı da şampiyonluğa az bir zaman kala motivasyon ile atlatacaklardır. Barça artık hata yapmamak zorunda ve daha Sevilla, Mallorca deplasmanları var, ilk puan kaybı bence Mourinho'yu şampiyonluğa taşır ve sezon sonu Jose ayrılır. Bu senaryo gerçekleşirse önümüzdeki sene Barça ligi rekorlarla, silip süpürerek -100 puanı aşıp- şampiyon olur. (ŞL gelişmeleri denklemin bir başka unsuru)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-weB6k2jLDZw/Tyh0aAS_cvI/AAAAAAAAG6U/P2_nj7SoW_o/s1600/397314_10151174754150626_79298470625_22637863_1875128694_n.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-weB6k2jLDZw/Tyh0aAS_cvI/AAAAAAAAG6U/P2_nj7SoW_o/s400/397314_10151174754150626_79298470625_22637863_1875128694_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703936918169809650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki onlara hala nasıl inanabiliriz, 7 puan geriden bile gelebilirler mi? Barça resmi sitesi şöyle seslenmiş Katalanlara:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Karşınızda dünyanın en iyi takımı var. Son 16 yarışmanın 13'ünü kazandı. Üstelik üç lig şampiyonluğunda da Bernabeu'ya gitmek zorundaydı ikinci yarı. Daha kolay değildi hiçbir zaman. Bu kez onlar Camp Nou'ya gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İç sahada puan kaybı yapmadan ilerleyebiliriz. Camp Nou'daki form durumu ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Deplasmanda gelişim göstermeliyiz. 13 puan kaybı yapıldı ve eğer kalan 9 maç kazanılırsa en iyi ikinci sezon deplasman performansını sergileyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Takımın çok önemli oyuncularının sakatlıkları var. Iniesta ve Pedro dönecek. Keita da Afrika Kupası'ndan. Villa ve Afellay için de umutluyuz.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ve geri dönüşler. Bu bizim karakterimiz. Tenerife (1991-92 ve 1992-93) unutulmaz ve 1993-94 şampiyonluğu son saniyelerde geldi. (Cruyff'un son üç şampiyonluğu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan daha bir fırsat olamaz meydan okuma için! Pep bir hafta içinde oynanacak iki Kral Kupası maçı sonrası -Valencia önünde- finale kaldıktan sonra sözleşme yapar, en azından sezonu bir kupayla bitirmesi gerekiyor 2011'deki Mourinho gibi, elinde bir argüman olmak zorunda. (Daha ŞL var elbette ama Barça'nın 3-4-3 ve oyuncu bazlı form durumunun ne kadar kusursuza yakın olacağı hala belirsiz, Betis ve Madrid maçlarında yenilen dört gol, verilen onca pozisyon sezon başında öngördüğüm sorunları gün yüzüne çıkarıyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç öncesi eski Barça TV çalışanı Dani Montesinos'un bir gün önce trafik kazasında yaşamını yitirmesinden ötürü basın toplantısına dört kaptan da -Puyol, Xavi, Valdes, Iniesta- katıldı. Elbette Pep de oradaydı ve saygı duruşu yapıldı. Onlar bu yüzden farklı ve yeryüzünün her yerinde birilerinin sevgisini kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ocak Malaga 1-4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusursuz bir El Clasico sonrası lig için artık deplasman sorunsalı çözülmeliydi. Elbette anahtar Arjantinli'nin elindeydi. La Liga'da Madrid-Barça arası beş puan farkın sebebi deplasmanda Ronaldo 9 maç 11 gol &amp; 2 asist ve Messi 8 maç 1 gol &amp; 3 asist performans sergilemişti. Bu tablo değişmeliydi. Leo geçtiğimiz sezon 16 gol kaydetmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Pique-------Javier----Abidal&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Thiago--------Iniesta-------&lt;br /&gt;---Messi-------------------Adriano---&lt;br /&gt;----------------Alexis---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topla oynamanın arttığı (% 74) ve doğal olarak daha iyi bir deplasman performansı sergilenen gecede ikinci golün krize girmeden gelmesi maçı rahatlatan faktördü. Oysa maçın ilk bölümünde Malaga'nın pozisyonları Valdes'in ellerinde eridi. Alexis'in Leo'yla zaman zaman yer değiştirdiğini -özellikle ikinci yarı- ve bunun iş gördüğünü de belirtmeliyiz. Adriano'nun iyi bir kenar oyuncusu olmadığını ve sakatlıklar sonrası zorunluluktan burada kullanılmasını da not düşelim. Brezilyalı ne sol bek ne de açık olarak bütün bir oyun sergileyemiyor, her iki bölgenin bazı özelliklerini taşısa da. Betis maçında etkisiz gözüken -aslında bunun sebebi topa az sahip olan ve diğer bölgede Alexis ile oynamayı tercih eden- Cuenca düşünülmeliydi belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça bu maçla birlikte üst üste beş maç gol gördü kalesinde, savunmanın oyun akışkanlığından yani pas ritminin zayıflamasından nasıl etkilendiğini en net anlatan meseleydi. (Madrid maçıyla altı oldu ayrıca)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-63Gl5iep3-E/Tyh0Z_WK2yI/AAAAAAAAG6E/M-9WbJktAtc/s1600/Barca-Entrenamiento-de-pretemp_54243692736_54115221154_600_396.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 264px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-63Gl5iep3-E/Tyh0Z_WK2yI/AAAAAAAAG6E/M-9WbJktAtc/s400/Barca-Entrenamiento-de-pretemp_54243692736_54115221154_600_396.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703936917914704674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Ocak Betis 4-2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes--------------- &lt;br /&gt;-----Puyol------Javier-----Abidal----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Iniesta------&lt;br /&gt;----------------Fabregas-------------&lt;br /&gt;----Cuenca-----------------Alexis----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine 3-4-3 sahnede, ritimsiz bir oyun, Xavi'nin daha az topla buluşması, Betis Barça'yı durdurmak için çokça faul yapmak ve zaman çalmak gerekliliği safsatasına inananlara -Jose- ders verdi oyunuyla, bir kez daha. Mourinho kötü bir emsal oluşturmuştu Inter mucizesiyle ve en çok kendi kanmıştı bu illüzyona. &lt;br /&gt;Geçen sezon Barça'yı oyun olarak en çok zorlayan -antitez- Betis idi. Yine başardılar skordan bağımsız. Pepe Mel alkışı çoktan hak etti. Betis, Barça'nın topla oynamasını % 60'ın altına çekti ve hızlı/seri oyuncularıyla üçlü savunmanın arkasına çok kolay sarktı 2-2'ye kadar. Betis rakibin topla oynamasını azaltmak için önde baskıdan vazgeçmedi, sürekli rahatsız etti -bire bir markaj gibi- ve iyi alan korudu. Pep'in 3-4-3 ısrarı yine sıkıntı yarattı. Skor 2-2 olduğu an 4-3-3'e dönmesi de bunu açıkça anlatıyor ve işler hemen düzeldi kırmızı kart gelmeden. Belki de El Clasico öncesi 3-4-3'ün zaaflarının gün yüzüne çıkması hayırlı bile olabilirdi. Muhtelemen Madrid karşısında başlangıç yine 4-3-3 olacaktı. Betis maçında 2-2'den sonra olduğu gibi 4-3-3'te Iniesta sol kenar, Cesc merkez orta saha oynamalı sakatlıklar izin verirse. Alexis'in Barça oyun akışkanlığını bulamamışken maçın kilidini açması (üç gole doğrudan etki) rastlantısal değil, DNA bazlı, kaos varsa iyi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Messi ve Iniesta'nın sarı kart görmesi "en masum gözükeni bile sevimsiz yapabiliriz" mesajı, Madrid cephesinden. Verilmeyen penaltı komediydi. Çok basit hakem kararları vardı Camp Nou'da ama onlar yine konuşmayacaklar, futbolu sahada oynamaya ve kazanmaya kararlılar. Mallorca vs Madrid maçını izleyemedim ama skor 1-0 iken sayılmayan bir gol olduğu düştü Katalan gazetelerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola ise maçtan sonra hakemlerin bu sezon çok fazla hata yaptığına dair gelen bir soruya "onlar çok zor bir iş gerçekleştiriyorlar" şeklinde cevap vererek, karakterini ortaya koyuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-A6VbEUuaT24/Tyh0Y7QT73I/AAAAAAAAG5s/wpoTlKPpOHQ/s1600/492742237.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 218px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-A6VbEUuaT24/Tyh0Y7QT73I/AAAAAAAAG5s/wpoTlKPpOHQ/s400/492742237.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703936899636522866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Ocak Osasuna 1-2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FIFA Ballon D'or ödül töreni sonrasındaydı formalite olan Kral Kupası ikinci maçı. Yılın oyuncusu üçüncü kez üst üste Leo Messi ve Yılın teknik direktörü Pep Guardiola oldu. Törene bir gün sonraki Malaga maçını gerekçe gösteren, adaylar Mourinho ve Ronaldo katılmadı. Ödül alamayacaklarını adları gibi bildiklerinden gelmediler işin açıkçası, kimse de buna takılma gereksinimi duymadı. Oysa bu adamların kazanma/kaybetme anlarındaki davranışların ne olduğuna bakılarak bile kimin doğru/yanlış yaptığını ve El Clasico meselesini bu rezil duruma getirdiği görülebilir. Onlar kaybedince yaygara kopuyor, kazanan tebrik edilmiyor, kazanma olasılığı yoksa tenezzül edilmiyor, daha futbol dışı unsurların bu denli yoğun kullanılmasına gelmedim bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.esport3.cat/video/3894430/Viatge-tornada-Pilota-dOr"&gt;Güzel insanların mutlu sonla biten hikayesinden, uçakta Ballon D'or kutlaması, Shakira, Antonella da orada.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu görseldeki insanlar o kadar sıradan ve gerçekçi ki! Onları kötü olmakla yan yana koyanlar utanmalı bu suçlamalarından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara dair bazı sözler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rafa Benitez: "Mourinho, Guardiola veya Ferguson? Ben Guardiola'yı tercih ederim, futbola bakışı, çevresi ve yaşamı sebebiyle."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alex Ferguson: "Şu anki Barça uzak ara dünyanın en iyisi, biz bunu iki yıldır söylüyoruz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek Ronaldo: "Bu Barça tarihin en iyi takımı ya da en azundan benim yaşamım boyunca gördüğüm en iyi takım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oylamadan bazı ilginç notlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FIFA'nın 2011 Dünyada Yılın Teknik Direktörü oylamasında Zlatan, Pep Guardiola'yı tercih ederken Eto'o'nun seçimi Jose Mourinho oldu. John Terry, daha önce birlikte çalıştığı Mourinho yerine Guardiola'yı tercih etti. Almanya'nın antrenörü Joachim Löw de Guardiola'yı seçenler arasında yer aldı. En ilginç seçimlerden biri eski R. Madrid antrenörü Del Bosque'nin Pep tercihiydi. Eski Türkiye antrenörü Guus Hiddink de Guardiola'yı seçenlerden biri oldu. Tanıdık isimler Eric Gerets ve Falco Götz, Mourinho tercihinde bulundu. S. Arabistan'ı çalıştıran F. Rijkaard beklendiği gibi Guardiola seçiminde bulundu. Gökhan İnler Guardiola'yı, Hamit Altıntop Mourinho'yu -doğal- tercih etti. Arshavin, Wenger yerine Ferguson'u tercih ederek muhtemelen bir mesaj iletti hocasına. Lorik Cana, Alex Ferguson'u ve Lucas Neill, Vicente Del Bosque'yi tercih etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ballon d'Or kazananların yaş ortalaması 27,3 iken Lionel Messi üçüncü ödülüne yalnızca 24 yaşında erişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Rju2WEiukDY/Tyhzp-uH78I/AAAAAAAAG5Q/31-8soKE6Zc/s1600/d16d386ce31e2ee168ad5f4998ef8373-getty-136629167.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 316px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Rju2WEiukDY/Tyhzp-uH78I/AAAAAAAAG5Q/31-8soKE6Zc/s400/d16d386ce31e2ee168ad5f4998ef8373-getty-136629167.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703936093113020354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki meseleye daha değineceğim, maça geçmeden önce, Henry'nin Arsenal'e dönüşü ve Barça oyuncuları sahtekar sanrısı üzerine.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diego sosyalist, kokain bağımlısıydı. Leo'nun falsosu yoktu ve bu falsonun kendisi oldu. (Adam çocukluk aşkıyla hala beraber, dünyanın en şöhretli isimlerinden biri ve en ufak bir kibir emaresi yok davranışlarında) Thierry topu eliyle düzeltti. Bunları mı takılıp kalacağız, bıraktıkları futbol ne olacak? Bütün bir kariyeri tek pozisyona indirgeyip adam asmacaya dönüştürmek adalet duygusu taşımak mı? Yapmayın, hata olur, birilerinin canı yanabilir ki bu çok sevdiğimiz birisi, kavram, takım da olabilir, önemli olan hatayı yapanın niyeti ve bunu ne sıklıkla gerçekleştirdiği. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsenal "Kaybedenler Kulübü" idi, Barça sürekli kazanmaya başladı, olmaz. Hollanda zaten hep başka geldi gözüne. Temsil ettikleri güzel oyunun hiç mi değeri yok! Arsenal'i seven Barça'yı, Barça'yı seven de Arsenal'i sever genellikle, oynanan futbolun doğası gereği. İki takım arasında özel bir bağ var, Henry de bu kesişimin bir parçasıydı, sevindim onun dönüşüne. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel Oyun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2001-04 Thierry Henry &amp; Arsenal &lt;br /&gt;2004-06 Ronaldinho &amp; Barça &lt;br /&gt;2006-08 Boşluk &lt;br /&gt;2008-11 Leo Messi &amp; Barça  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://stalker-21.blogspot.com/2012/01/son-moda-suursuz-barca-nefreti.html"&gt;Diğer konuya geçeyim, Stalker-21 blogunda da değinmiştim.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemde sosyal medyada popüler olan Barça "sahtekarlar" görselinde yer bulan "hakemi aldatmaya yönelik antrenman" onlara ait değil bir kere. Muhtemelen aynı görselde yer alan Barça TV logosu da fotomontaj ya da bir reklam yayını. Oyuncuların hiçbiri tanıdık değil zaten. Bu sahtekarlık olayının sadece Madrid maçlarından seçilmesi (Inter veya Jose Madrid'e gelince) rastlantısal değil. (Mourinho kaynaklı) Özellikle ısıtılıp önümüze kokan Chelsea maçında Anelka'nın kendini yere bırakarak Abidal'ın kırmızı kart görmesini sağlaması hep es geçilir. Dört penaltı poz. ikisi net penaltı değil (Malouda, Eto'o) Drogba tartışmalı (bence yok) Pique'nin eli kesin penaltı, bu hakem hatasıydı. Stamford Bridge'da 1-1 biten maçı referans alanlar zahmet edip Camp Nou'da 0-0 sona eren mücadeleyi yorumlamaktan kaçınırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Futbol sadece futboldur" ve "Futbol asla sadece futbol değildir" sloganlarını aynı potada ve belki de aynı oranda eritebilecek tek kulüp Barça ve bence bu denli özel olmasının sebebi de bu. Yeryüzünde başka hiçbir takım bu iki olguyu aynı yoğunlukta sunamaz izleyicisine. Barça'dan nefret etmek tam da bu noktada biraz anomali doğuruyor. Her ikisinin de olduğu bir kulübe karşı nasıl öfke duyulabilir şeklinde. Barça'yı sevmeyebilirsin, Zidane'dan, Akbaba beşlisinden, herhangi basit bir sebepten ötürü Real Madrid'e sempati duyabilirsin, bunlar çok olağan şeyler ama Barça'dan nefret ediyorsa bir insan onun değer yargılarında ve spor/yaşam algısında kesinlikle sorun var demektir, derhal uzaklaşılmalıdır o insanın yanından, ıslahı zordur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve maç:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Pinto----------------&lt;br /&gt;Montoya--Pique-------Fontas---Adriano&lt;br /&gt;----------------Javier---------------&lt;br /&gt;---------Thiago--------S Roberto-----&lt;br /&gt;---Pedro-------------------Cuenca----&lt;br /&gt;----------------Alexis---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençler ağırlıklı bir kadro, ilk maçta tur geçilmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola altyapıdan oyuncu çıkarma ve saha içi organizasyonunda çok başarılı ancak Barça DNA taşıyan transfer bulamıyor. En çok top kaybı yapanlara baktığımızda Alexis &gt; Pedro &gt; Adriano &gt; Javier şeklinde bir muhtemel sıralama var. Pedro'yu özel sebeplerden ötürü ayıracak olursak transfer stratejisinde sorun anlamı taşır bu durum. Pedro tamamen tükenmiş durumda, sıradan bir oyuncu gibi. Sezon başı Alexis transferi zihnini bulandırdı, sonra sakatlıklar geldi. Pedro'nun psikolojik çöküntüsünü her pozisyon yüzünde görmek mümkün. Pas hataları, adam eksiltememe, memnuniyetsiz tavırlar. Pedro kötü, Villa yok, Alexis (Cuenca) şart oluyor haliyle. Iniesta'yı kenara atıp (az zararlı) Cesc'in Xavi yanına çekildiği 4-3-3 en rasyonel çözüm gözüküyor. (Pep bunu El Clasico'da denedi, daha sonra anlatacağım) Formsuz Pedro ve Barça DNA taşımayan Alexis bütün maç yapamadığı arkaya sarkmayı Sergi Roberto ilk pozisyonda gerçekleştirdi. Sergi Roberto'nun golü tipik Pep takımına ait işte. Üçüncü bölgede top dolaştırıp boşluğu bulan ve arkaya kaçıp düzgün vuruş yapılan bir hücum organizasyonu. Sezonun ortası geçilirken Alexis'in oyun akışkanlığına dair en ufak gelişimi olmadı. Doğru zamanda topu ayağından çıkarmıyor. Alexis topu ayağında fazla tuttuğundan kaybediyor, topla oynamanın düşüyor ve topu kazanma adına daha çok efor gerekiyor. İlk gol, Adriano'dan Alexis'e yapılan orta üzerinden şekillendi, klasik bir Pep'in takımı golü değil, zaten sorun da burada. Adriano da Alexis gibi fazla pas hatası yapıyor, çoğunlukla dengesiz bir oyuncu, tek artısı topla çok hızlı, oradan katkı. Diğer isim Javier. Savunmanın merkezinde çabukluğu ve oyun zekasıyla sırıtmadı geçen sezon ancak ön alanda kimlik sorunu var ve orada oynamak istediğini belirten demeçler verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabregas transferinin 3-4-3 şablonunu zorunlu kılması, Barça'nın alış-veriş stratejisinin ne denli yanlış olduğunun işareti. Daha denkleme Keirrison, Chygrynskiy, Hleb, Caceres, Ibra gibi isimleri katmadım bile. (Ayrılmak isteyenler de oldu, Y Toure) Yine de doğru işler oldu, özellikle ilk yaz; Keita, Pique, Alves gibi. Sonrasında Maxwell, Villa ve az Afellay. En son Cesc gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pinto'nun karşı karşıya yediği gol El Clasico habercisiydi. 1-0'dan deplasmanda geri dönmek önemliydi. Barça'nın gol yeme serisi bu maçta başladı. Ve rakip Real Madri oldu Kral Kupası'nda.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-pJW642f0U50/Tyhzn7K1PGI/AAAAAAAAG5E/KwGPUQABB7Q/s1600/31b3880a64fe8e198c5ac228a0703357-getty-508069273.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 319px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-pJW642f0U50/Tyhzn7K1PGI/AAAAAAAAG5E/KwGPUQABB7Q/s400/31b3880a64fe8e198c5ac228a0703357-getty-508069273.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703936057799949410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Ocak Espanyol 1-1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça antrenmanı 5 Ocak'ta kulüp üyelerine (halkına) ücretsiz (yaklaşık 180.000) ve olmayanlara 5 Euro idi ve Mini Estadi'de -Barça B'nin maçlarını yaptığı stad- gerçekleşti. Barça antrenmanında en dikkat çekici olay 20 metrede 6'ya 6 (kaleci dahil) hücum/savunma set çalışması yapılmasıydı. (Sarı-mavi takım) Barça antrenmanındaki 6'ya 6 maçta top hangi takımdaysa ona geçen yeşil formalı bir oyuncu (Abidal) vardı. Amaç 3-4-3'teki bir fazla oyuncunun (4-3-3'e göre) yerleşimi üzerineydi. Sarı-mavi takım (6'ya 6 + kaleciler) ve bir de yeşil formalı oyuncu şeklinde hücum/savunma çalışması ve 20 metrede şekillendi hadise. Teorik-pratik eksenliydi. Barça'nın 6'ya 6 çalışmasında kalecilerin de dar alanda (20 metre olduğundan) paslaşma becerisi de gelişiyor, baskı karşısında. Pinto'nun hala hatalar yapıyor olsa da 2008'de ilk transfer olduğunda ayaklarını yalnızca yürümek için kullandığı bilinen bir gerçekti Celta Vigo'dan.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katalunya'daki İspanyolların takımı yine her yönüyle hazırlanmıştı derbiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Puyol------Pique------Abidal----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Iniesta------&lt;br /&gt;----------------Fabregas-------------&lt;br /&gt;----Alves------------------Alexis----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sezon Guardiola ilk kez (31. maç) aynı 11'i (1-3 Madrid) ikinci defa kullanıyordu, maçın ciddiyeti adına önemli bir noktaydı. Farklılık oyuncu yerleşimlerindeydi. Alexis en uçtan sola, sol kenarda oynayan Iniesta, eski yeri Xavi'nin yanına, Fabregas ve Messi de klasik bölgelerine dönüyordu. Pep'in oturtmaya çalıştığı Xavi, Iniesta, Fabregas ve Messi'yi aynı anda oynatma düşüncesinin şablonu 3-4-3 ve zaafları sürecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça repertuarına yeni eklediği gol çeşidiyle -Alves/Adriano orta, Messi/ Cesc kafa gol- öne geçmeyi başardı ancak topla oynamada % 64'te kalacaklardı. Katalanların % 67'nin altına düştüğü her maç onlar için bir risk taşıyor çünkü bu futbol felfesenin temelinde -özellikle savunmada iyi olma yönünden- topa sahip olma yatıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Top kaybı en yüksek isim Alexis oldu yine, en can alıcı özelliklerinden biri dikine gitme olan ve pas şiddetini iyi ayarlayamayan Şilili oyuncu topun Barça'da kalmasını azaltan bir etkiye sahip. Pep'in Alexis'e 70 dk. tahammül etmesi garip idi. Oyun akışkanlığına katkı vermek yerine sisteme farklılık katmaya çalıştı ve yararsızdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garip bir zemin vardı ayrıca, çimler özellikle uzun bırakılmış gibiydi. Pas verdiğinizde top sekiyordu ki bu Barça'nın yerden ayağa kısa pas oyununun en istemeyeceği durum. Xavi ve Sergio bile pas şiddeti ayarlamada zorlandı. Top kontrolü ve topla ilerlemeyi de zorlaştırıyordu toprağın durumu. Messi'nin yüzlerce maçını izledik ve ona herhalde 7'nin altında not vermeyiz her biri için ancak o gece bir sorunu var gibiydi ve bence ortalamanın altında düştüğü ender karşılaşmalardan biri olarak tarihe geçti bu maç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dakikada Pedro'nun vuruşunda elle çıkarılan topa penaltı çalınmaması şaşırtıcı değildi çünkü her sene olduğu gibi yine Barça'nın önünün kesilmesi gerekiyordu ve maç son anlarda berabere iken bundan güzel fırsat olamazdı. Madrid için şampiyonluk alametiydi uzatmalarda Sevilla maçında kaçan penaltı, Getafe maçının son saniyesinde Messi'nin direkten dönen topu, bu maçta verilmeyen penaltı ve kontra olarak Valencia'nın Real maçının son anında çalınmayan penaltısı. (Ramos elle oynama)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça kazanmayı kesinlikle hak etmedi kendi standartlarında (topla oynama % 64) ve Espanyol'un güç-mücadele dengesi göz önüne alınınca ancak kazanmayı hak etmemek maç biterken verilmeyen penaltıyı açıklamıyor. Her sezon olduğu gibi hakemler yine Madrid'e avantaj sağlıyor. İspanya Futbol Federasyonu, Madrid maçlarını Barça'dan önce oynatmaya ve psikolojik baskı kurmaya çalışacaktır. (Fikstür avantajı da var)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son üç sezon Espanyol vs Barça (Pochettino vs Pep) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009-10 0-0&lt;br /&gt;2010-11 1-5&lt;br /&gt;2011-12 1-1 şeklinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ritm yoksa puan kaybı var anlamı çıkıyor aslında buradan ve Pochettino takdir edilmeli. Pep'in 3-4-3'üne Pochettino 4-3-3 ile çok iyi hazırlanmış. Ön alanda sürekli baskı, ileri üçlünün orta üçlüyle sürekli merkezde birleşmesi. Espanyol oynadığı 4-3-3 ile orta sahada beşli blok oluşturdu top Barça'da iken ve merkezi çok iyi kapattı. İnsanüstü çaba da sergilendi. Barça yeryüzünün en iyi takımı olabilir ama Madrid hala dünyanın en formda takımı. (biraz düşüş olsa da) El Clasico'yu kolay kaybetmesi bunu değiştirmemişti aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pochettino şöyle konuştu maçtan sonra: "En iyi oyunumuzu sergiledik. Dünyanın en iyi, belki de tarihin en iyi takımına sorunlar çıkardık." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 5 sezonda Barça'dan en çok puan çalan takımlar: Espanyol 16 - Real Madrid 13 - Villarreal 13 şeklinde. Real Espanyol'un (logosunda kral tacı var) her sezon Madrid'e 6 puan bıraktığını da unutmadan ekleyelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Katalunya Katar Değildir" ve "Katalunya bir kulüpten daha ötedir" pankartları vardı. Bunu diyenlerin Real Espanyollular olmasına ironi sözcüğü bile az gelebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rosell penaltı konusunda hakemi eleştirmemeyi tercih etti, saygın bir hareket ve Alves'e maç boyu edilen ırkçı söylemi şiddetle yadırgadı. Espanyol başkanı Condell ırkçı tezahüratı kabul etti ancak bunu kontrol etmenin zorluğundan yakındı, utanç vericiydi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-GpPpHXnD8Ek/TyhzntZc8VI/AAAAAAAAG44/FOs1br6SlUE/s1600/95c1be6a7265976f11cc1ffbc5757d80-getty-508069818.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 328px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-GpPpHXnD8Ek/TyhzntZc8VI/AAAAAAAAG44/FOs1br6SlUE/s400/95c1be6a7265976f11cc1ffbc5757d80-getty-508069818.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703936054103175506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Ocak Osasuna 4-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kral Kupası'nda bir sonraki tur ve ilk maç Camp Nou'daydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Pinto----------------&lt;br /&gt;-----Puyol------Pique------Javier----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Thiago-------&lt;br /&gt;----------------Fabregas-------------&lt;br /&gt;----Alves-----------------Pedro------&lt;br /&gt;----------------Cuenca---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç öncesinde Messi tartışmaları vardı ve ilk 11 başlamadı Leo. Mücadeleden birkaç gün önce hastalığı sebebiyle (grip) oynamayacağı söylentileri vardı, resmi açıklama yapılmadı bu konuda. Maç günü öğleden sonra Lionel'in oynamak istediği yansıdı medyaya ve ikinci yarıda oyuna girdi. Sürekli Barça'nın açığını arayanlar, bakın onlar da bizim gibi, kötüler işte etiketi yapıştırma çabasına girenlerin bir başka acziyetiydi. Bundan bile medet umdular. Messi'yi tanımadıkları belliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabregas için 3-4-3'e geçme ve onu üçlünün arkasında hücuma yönelik oynatma hamlesi bu maçta da karşılığını aldı iki golle. Elbette bu tercihin oyun akışkanlığını etkilediğini de defaatle dile getiriyorum bu işin diğer kısmı ancak sezon başında da belirttiğim gibi Cesc sürekli kullanılacaksa bundan daha iyi bir yapı da gözükmüyor şu an. Pedro ile Cuenca zaman zaman yer değiştirdi. Alves, El Clasico ile birlikte önde oynamayı sevmiş gibiydi. Pedro ile değişen ve merkezde görev alan Messi, iki klas golle sonucu tayin etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Aralık L'Hospitalet 9-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid'in ligde altı (üç, bir maç fazlaydı Barça) puan farkla lider olması ve İspanya Süper Kupası'nı da son anlarda kaybetmesi El Clasico'nun favorisi haline dönüşmelerine yol açmıştı. Katalanlar buradan da hasarsız çıkıp üstüne bir de psikolojij tahribat bıraktılar Bernabeu'de. Ardından da Uzak Doğu fethine çıktılar. Neymar'lı Santos rakip olamadı Barça'ya ve kupa sayısı 13'e yükseldi Pep Guardiola döneminde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok kupa kazanan teknik direktörler listesinde Ferguson 47, Lobanovsky 28, Hitzfeld 24, Trapattoni 24, Lucescu 21, Paisley 20, Van Gaal 19, Mourinho 18, Wenger 15, Capello 15, Bianchi 15, Cruyff 14, Hiddink 14, Lippi 14 ve Pep 13 kupa ile sıralanıyor, yani yükselişini sürdürüp adını efsaneler arasına yazdırmaya kararlı gözüküyor Guardiola.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her birinde en az bir olmak üzere teknik direktörlük de yapan oyuncular arasında en çok kupa kazananlar listesinde ise; Dalglish (29+12) 41, Cruyff (23+14) 37, Pep (16+13) 29, Rijkaard (23+5) 28 ile en üstlerde gezindiğini belirtmeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. kupa sonrası kim ne dedi onlar için, göz atalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sacchi: "Yaşamım boyunca dört harika takım gördüm, 70'lerde Ajax ve Hollanda, benim Milan'ım ve Pep'in Barça'sı. Guardiola, bu büyük gösterinin filmin senaristi ve yönetmeni."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaka: "Yenilmez değiller ama bu Barça, rakip olarak oynadığım en iyi takım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paul Breitner: "Guardiola futbolun nasıl oynanması gerektiğine dair yeni kriterler koydu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanchez Flores: "Barça tarihin en iyi takımı. Sacchi'nin Milan'ı referans noktamdı, ta ki bu takım çıkana kadar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Cruyff'un değerlendirmelerinden bir kesit; "Üç savunmacıyla oynamak bunu yapabilecek kaliteye ve bunu göze alacak cesarete bağlıdır. Pep olmasaydı, bu kadar kolay gözükmeyecekti. Pep mutlu olduğu sürece kalacaktır. Oyuncuların mantalitesi, takım için gösterdikleri özveri çok önemli. Guardiola bütün zaferleri oyunculara veriyor. Kendi zaferlerini arayan Mourinho ile onun arasındaki fark bu!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'da 28 maç sonu -bu maç öncesi en çok süre alan 11 oyuncu arasında Iniesta, Pedro, Puyol ve Pique yoktu. Geçen sezon yalnızca kaptan Puyol yer almamıştı listede. Ritm sorununa dair en belirgin verilerden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gol sağanağı şeklinde geçen Kral Kupası maçına Barça;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Pinto----------------&lt;br /&gt;-----Puyol------Pique------Fontas----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Iniesta------&lt;br /&gt;----------------Fabregas-------------&lt;br /&gt;----Cuenca----------------Thiago-----&lt;br /&gt;----------------Pedro----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçtan daha ilgi çekici olan elbette Barça oyuncularının her gol sonrası aynı sevinci gösterebilmesiydi. Gol atan, pası verene koştu, bir çember oluşturup birbirlerini tebrik ettiler, bunu istisnasız her golün ardından gerçekleştirdiler çünkü mesele diğerleri gibi kazanmak değildi. 4-0 önde olan bir takım attığı beşinci golde çok reaksiyon vermez çünkü maçı zaten kazanmıştır ancak Barça'nın olayı bu değil, Cruyff'un öğretilerinde olduğu gibi, oynanan futboldan keyif almak ve izleyenlere vermek üzerine kurulu. Üstüne bir de kazanıyorlar, 1974 Hollanda'dan, 1982 Brezilya'dan farklı olarak, özel bir evre yaşadığımız izlenimini veren de bu biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat açan isimler vardı sahada. Orta sahanın ortasında Sergi Roberto -onu pek çok kez anlattım- ve kenarlarda çabukluğuyla sivrilen Cristian Tello başta olmak üzere. Elbette performansı giderek artan Cuenca ve bu üç isme ek olarak ön kesici Jonathan Dos Santos. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Aralık'ta Katalunya Tunus'u ağırladı Olimpiyat Stadı'nda. Cruyff, Barça'dan 11 + Bojan ve Espanyol'dan 8 oyuncu çağırmıştı. Katalanlar bütün maç topa sahip olup birçok pozisyon üretse de gol bulamadılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ocak 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-6572306018350289352?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/6572306018350289352/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=6572306018350289352' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6572306018350289352'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6572306018350289352'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2012/02/el-clasicolara-gelene-kadar.html' title='El Clasico&apos;lara Gelene Kadar'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Xm-RclQ9anM/Tyh0ZFcB9PI/AAAAAAAAG54/HBFIdAHgxA4/s72-c/El-staff-equipo-tecnico-al-com_54245122759_54115221152_960_640.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-6702097296482859620</id><published>2011-12-18T17:01:00.005+02:00</published><updated>2011-12-18T20:40:15.420+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pep'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>13 / 16 | Mucha Fuerza Guaje &amp; Tito | Mavi Fil | Gelmiş Geçmiş En iyi Futbol Takımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-BK0yt2JSS7E/Tu4BOgdJQ8I/AAAAAAAAG3g/7HHLWG0l1Tg/s1600/ap-201112180726268001640.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 273px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-BK0yt2JSS7E/Tu4BOgdJQ8I/AAAAAAAAG3g/7HHLWG0l1Tg/s400/ap-201112180726268001640.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5687484728157488066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden nereye? 2004 Ocak ayında Madrid'in 18 puan gerisinde, istifası beklenen iki isimdi Laporta ve Rosell, iki yakın arkadaş. Sadece 6 ay geçmişti göreve başlamalarından. Total Failure manşetleri vardı gazete sayfalarında. Sabır değil güven istiyorlardı. Sonrasında çok şey yaşandı ve bitti, saygısızca. Katalanlar onları sırayla başa getirdi ve Barça tarihini, belki de futbol tarihini bir anda değiştiren muhalif Mavi Fil Hareketi'nden bu yana Joan Laporta 12, Sandro Rosell 6 kupa kazandı. Kulübün en başarılı günlerini yaşadığı şu günlerde hangisinin daha büyük rolü vardı, buna sanırım zaman karar verecek. Ronaldinho'yu getiren Rosell, Rijkaard tercihiyle Laporta, Mourinho yerine Guardiola önerisiyle Cruyff o kadar çok köşetaşı var ki bu tutku öyküsünün! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1973 yazı Cruyff'un Barça'ya imzasının İspanya'ya demokrasi getirmesini ve futbol tarihinin en güzel devrimini başlatmasıyla hatırlanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 yazı da bir başka isimle anılacak, 2046'da veya başka bir zaman boyutunda. Bir sene önce Barça B'yi çalıştırıp küme yükselten ve dikkatleri üzerine çekip Teknik Direktör olarak göreve başlayan Katalan, kaptan, 4 numara, top toplayıcı, 1979'da Johan'ın kurduğu akademi La Masia'nın ilk mezunlarından biri, Pep Guardiola. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FC Barcelona'nın Picasso Müzesi'nden ya da Katalan mimar Anton Gaudi'nin La Sagrada Familia'sından bile daha çok ziyaret edilen müzesine, Camp Nou'ya 3,5 yılda 13 kupa taşıdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 - 2008 B Takımı'yla lig şampiyonluğu, 2. lige yükselme &lt;br /&gt;2008 - 2009 ŞL Şampiyonluğu, Lig Şampiyonluğu, Kral Kupası, İspanya Süper Kupası, Süper Kupa, FIFA Kulüpler Dünya Kupası &lt;br /&gt;2009 - 2010 ŞL Yarı Final, Lig Şampiyonluğu, İspanya Süper Kupası &lt;br /&gt;2010 - 2011 ŞL Şampiyonluğu, Lig Şampiyonluğu, İspanya Süper Kupası, UEFA Süper Kupa, FIFA Kulüpler Dünya Kupası, Kral Kupası Final &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarıştığı 16 kupanın 13'ünü kazandı bu süre zarfında. Kaybettiklerini hatırlayalım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deplasman golüyle elendikleri bir Kral Kupası turu, yine Kral Kupası'nda, bu kez final, en az üç oyuncusunun atılması gereken Real Madrid karşısında uzatmalarda alınan 0-1'lik yenilgi ve ŞL yarı finalinde 3-1'lik yenilginin rövanşında, 1-0 ile finale uzanamama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-1'lik maçta Diego Milito'nun golünün ofsayt olması ve Alves'e son dakikada yapılan penaltının çalınmayışı hala hafızalarda. Üstelik en çok göz ardı edilen meselenin Mourinho'nun dişe dokunur tek galibiyeti olan bu skorun, Barcelona'nın İzlanda'daki yanardağ yüzünden kara yoluyla bilmemkaç kilometre seyahat etmesine denk gelmesiydi. Alışkın değillerdi, yorgundular açıkça.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camp Nou'da 1-0 peki? Şu meşhur savunma futbolu tezini -ki bence de öyle ama bazı noktaları çarpıtılıyor- biraz play by play inceleyelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toure'nin stoper, Milito'nun sol bek oynadığını, Iniesta'nın olmadığını ve en uçta Ibrahimovic'in yer aldığını hatırlatarak başlayayım. Yani savunmanın zirvesi aslında rakibin eksikliklerinden yararlanan bir geçici tez idi, ki 6 ay sonra gelen -ideal parçalarla- 5-0 bunu net bir şekilde gösterdi Jose'ye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 1:29 top auta çıkıyor ve kaleci Julio Cesar kale atışını 25 saniyede kullanıyor. (Bir kere vurmak için koşup vazgeçiyor ikincisinde pas veriyor) Daha maçın başı, biz eğer bunu meşrulaştıracaksak Sivasspor'u, Konyaspor'u ülke futbolunu geriye götürüyorlar diye eleştiremeyiz çünkü onlar da ancak böyle puan alabiliyor. Burada bir yanlışlık var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 10, Lucio ceza sahasında Ibra'nın formasını yırtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 11:00 Günlerce, haklı olarak Sergio'nun yaptığı sahtekarlığı konuşanlar, panoya hafifçe omzunu çarpıp bir süre sonra ayağa kalkan ve sahaya giren Maicon'un oyun başladıktan sonra kendini tekrar sahanın ortasına bırakmasına seslerini çıkarmıyorlar. (Dışarıda yatsa takımını eksik bırakacak) Oyunun durma sekansı tam 1 dakika 41 saniye sürüyor. Çalıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergio'nun olayında oyun tam 2 dakika duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 33:51 Ibra, Cambiasso'ya faul yapıyor. Atışı yarı sahadaki tüm atışlarda olduğu gibi -bunun da amacı zaman geçirmek- Julio Cesar kullanıyor ve 50 saniye sürüyor bu sekans, sarı kart dahil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 36:57 Keita ceza sahasında yerde, Maicon'un eli onun sırtında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 40:34 Bir hava topu mücadelesi, Messi vuruyor topa, rakibe temas yok, Chivu kendini yere bırakıp faulü alıyor. 35 saniye sürüyor atışın kullanılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 dakika uzatma oynanıyor. Ne koparırsam kar belki hakem dikkate almaz diyen makyavelist Mourinho'nun planı tutuyor ve bunun adı savunma stratejisi oluyor! Eklenmesi gereken kayıp zaman en az 6 dakika...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarının hemen başında kazanılan serbest atışta, nereden kullanacağız klişesiyle geçirilen zaman var. Hakeme sormalar, topu 5 metre öne alıp sonra geri çekmeler, geri çekince burası mıydı diye teyit almalar, teyit aldıktan sonra topun başına geçen oyuncuyu değiştirmeler, inanılmaz! Ve bu övgüye mazhar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-4M1vLkYMbsQ/Tu4BOLhd6gI/AAAAAAAAG3U/pS4uiSRtkQw/s1600/Ag87KD6CIAAoae2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-4M1vLkYMbsQ/Tu4BOLhd6gI/AAAAAAAAG3U/pS4uiSRtkQw/s400/Ag87KD6CIAAoae2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5687484722538473986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 49:20 Maicon yine işbaşında. Aktörlüğün kitabını yazıp kendini yere bırakıyor. Hakkında en ufak bir eleştiri okumadınız bugüne kadar çünkü Barça formasıyla sahada değildi o gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 52:21 Bu kez Lucio yerde, temas yok Keita'dan. Oyun duruyor, hava atışı, Barça topu veriyor, 35 saniye daha gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 59:01 Cambiasso havaya yükseldikleri anda Pedro'yu itiyor ceza sahasında, net bir penaltı! Jose gibi düşününler "vermeyebilir hakem, biz faulümüzü yapalım, adını da savunma sanatı koyarız" diyebilirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 61:23 Messi ceza sahasında yerde, pozisyon temiz, Chivu sakatlık geçiriyor. Tam 2 dakika 30 saniye daha çünkü oyuncunun tedavisi saha içinde yapılıyor ve alanını ihlal edip oyuncu değişikliği noktasına kadar gelen Mourinho'yu uyarmaya gidiyor hakem. (İki oyuncu değişikliği + Inter oyuncularının top bizdeydi bize verin kısmı da var bunun içinde)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 65:32 Eto'o faul alıyor, oyuncu değişikliği o esnada. Bir 50 saniye daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 67:58 Lucio sanırım, top taca çıkmış, top toplayıcı çocuk çıkan yere yenisini koyuyor, taç atmaya giden oyuncu bunu gördüğü halde diğer topu almaya gidiyor gibi yapıyor ve koyulan topun önünden geçiyor, ıslıklar yükselince geri dönüyor. 5 saniyelik bir şey ama sinir bozucu, niyetin ne olduğunun görülmesi açısından önemli. Boşlukları kapatan koşular, parselleme üzerine kurulu savunmanın bir parçası değil bunlar, ayrıca değerlendirilmeli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 69:36 Lucio ceza sahasında bir hava topu karşılayıp Keita'ya çarpıyor ve hakem faul veriyor. 45 saniye daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 77:54 Muntari topu kafasıyla karşılayıp, canı acıdığından olsa gerek kendini yere bırakıyor, komik!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 78:30 Messi'nin Muntari'ye faul yaptığı zannedilip faul çalınıyor. Topun gerisinde 12 metre gerilen -Hami Mandıralı edasıyla- Lucio var. Barça ceza sahası önü değil bu arada Inter ceza sahası önünden bahsediyorum, büyük savunma futbolu 101 ve Jose Mourinho!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 79:15 Bojan ofsayta yakalanıyor. Atışı yapmak üzere topun başına gelen isim gene Lucio. Bu kez daha da abartıyor, yaklaşık 15-16 metre geriliyor. Ekrana gelen Pique gülerek daha da git işareti yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 84:48 Cambiasso kendini yere bırakıyor, Messi'nin teması yok. 45 saniye daha yok oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 91:03 Bojan'ın sayılmayan golü, Toure'nin eline çarpmıyor top.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 92:47 Aralarında Figo'nun da olduğu Inter kulübesi sahaya ikinci bir top atıyor oyun dursun diye, pek çoğunuzun gözünden kaçmıştır, bu da savunmanın parçası!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzatma 4 dakika. En az 6 olması gerekiyor yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani toplamda maçtan çalınan süre en az 12 yaklaşık olarak da saymadıklarımla birlikte 17-18 dakika, siz eğer buna isyan etmiyor ve bundan övgüyle bahsediyorsanız futbolu değil Mourinho gibi ne şekilde olursa olsun kazanmayı seviyorsunuz demektir! Bu adam başarma yolunda gözleri de kör ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Inter'in 5-4 dizilimli boşlukları kapatan, sürekli koşular yapan oyun anlayışının başarısını elbette konuşacağız ama bu hırsızlığı atlamadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın kaydını bulun ve bir kere daha izleyin, belirttiğim dakikaları inceleyin, daha iyi anlayacaksınız. Özellikle ITVSport'un İngiliz anlatıcılarına denk gelirseniz onların yorumlarını da dinleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 / 16 oran ve diğer üçünün de -özellikle Mourinho'ya karşı olan ikisinin- nasıl kaybedildiği görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-EOy80nqikQ0/Tu4BNhfmGhI/AAAAAAAAG3I/7cQAafZo6pI/s1600/2011-12-18_PARTIDO_01.v1324217910.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 164px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-EOy80nqikQ0/Tu4BNhfmGhI/AAAAAAAAG3I/7cQAafZo6pI/s400/2011-12-18_PARTIDO_01.v1324217910.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5687484711256332818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid'in efsanevi teknik direktörü Miguel Munoz 15 yılda 15 kupa, Barça'nın yaratıcısı Johan Cruyff 8 yılda 11 kupa, Liverpool tarihi Bob Paisley 9 yılda 21 kupa, Jose Mourinho değişik takımlarla 11 yılda 18 kupa ve Sir Alex Ferguson 25 yılda 37 kupa kazandı Manchester United ile. Pep Guardiola tarihin en iyileri arasına şimdiden girdi ancak bir sezon sonra başka işlerin üstesinden gelerek çok daha erişilmez bir noktaya çıkabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 2 yıl üst üste kupayı kazanan takım yok, bu da göz kırpıyor başarılması gerekenler listesinde. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse Pep, Paisley'in 3 Avrupa Kupası rekoruna da eşlik edecek, Mourinho ve Ferguson'u geride bırakıp. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011-2012 sezonunda lig daha önemli ve Pep takımı 4 yıl üst üste şampiyon yaparsa Cruyff'un bu rekoruna ortak olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep oyunculuğu döneminde 16 kupa görmüştü. Toplam olarak 29 kupada imzası var şimdi. Johan Cruyff'sa her şeyin altına paraf atıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulüp son 7 yılda 5 lig şampiyonluğu 3 Şampiyonlar Ligi kupası kazandı. Muazzam bir başarı. Nerdeyse aynı oyuncular 1 Avrupa Şampiyonası 1 Dünya Kupası'nı da İspanya'ya getirdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi'nin 19. kupası. Gözlerden hep kaçan Dani Alves son 7 sezonda Sevilla + Barça formalarıyla 18 kupaya uzandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Kupaları'nda en çok kupa kazanan takım, 15 ile, güzel oyun sevdalısı ve temsilcisi Katalanlar. AC Milan'ın 14 kupası var. Yine Avrupa Kupaları'nın en çok gol atan takımı Barça çünkü hücum ediyorlar "güzel oyun" sevdasıyla, seyir zevki sunarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakmayın Madrid'in 9 Şampiyon Kulüpler ve 31 La Liga şampiyonluğuyla iki ana kategoride önde olduğuna, bunları nasıl elde ettiği -Katalunya'nın otonom olması sonrası yükselişe geçen Barça- çok iyi biliniyor. (Franco era -Bernabeu başkan- ve Di Stefano meselesi) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-g6EIMTpCV50/Tu4BO6BaODI/AAAAAAAAG3s/Hno4dzVRCqQ/s1600/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2B260.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-g6EIMTpCV50/Tu4BO6BaODI/AAAAAAAAG3s/Hno4dzVRCqQ/s400/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2B260.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5687484735020480562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç El Clasico notu, daha önce yazmadığım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola'nın Barça'sı vs. Mourinho'nun Madrid'i, 8 maç 4 galibiyet 3 beraberlik 1 yenilgi. (beraberliklerde Katalanlar avantaj sağladı, kazanma ihtiyacı yoktu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid, Barça'ya kaybettiği 5-0 öncesinde 11 maçın 10'unu, 2-6 öncesinde 18 maçın 17'sini ve 1-3 öncesinde 15 maçın 15'ini kazanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;La Liga'da pas isabet oranı en yüksek (% 85) ve uzun top -32 metre üstü- oynama oranı en düşük (% 29) kaleci Victor Valdes. Ona en çok yaklaşan isim -büyük farklar var- Iker Casillas.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lionel Messi, 16 El Clasico oynadı ve bu maçlarda 13 gol 8 asist içeren acayip performanslar sergiledi, God mode on adeta!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid'de oynayıp sevdiğim ender isimlerden olan Zidane, meğerse çocukluğunda Barça'yı tutuyormuş, şimdi her şey yerli yerine oturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cruyff köşesinden icazet verdi (iyi, kötü yanlarını ve Madrid maçında iş yapmasına değinerek) üçlü savunma oynanacak bundan böyle. Yine Cruyff  Mourinho'ya; "Yarattığım futbol felsefesini" bitirmek için sonraki El Clasico'ya gelirken tekrar yeni bir formül bulmak zorundasın mesajını da iletti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa'da yılın teknik direktörü seçilen Lille antrenörü Rudi Garcia "Guardiola'nın Barça'sı tarihin gördüğü en iyi takım" demecini verdi France Football'a.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Aralık Al Sadd 4-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik-taktiğe girmeye gerek yok. El Clasico biter bitmez Madrid medyasının satışa çıkardığı -yalanlandı- David Villa'nın gol bulma uğruna kendini aşırı zorladığı pozisyonda sakatlanması akılda kalan tek hareketiydi maçın. Umarım Villa'sız İspanya, 2012 Avrupa Şampiyonası'nı kazanamaz ve ısrarla o yalan haberi yazan Madrid medyası da cezalandırılmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezonu kapatan Villa Nisan'daki El Clasico'da son dk. girip alkışlanır ve ŞL finalinde ilk 11 başlayıp kupayı kaldırır. (bkz. Abidal, 2011) Villa'nın sezonu kapatmasından sonra transfer yapmayacak olan Barça'da Alexis belirleyici isimlerden biri konumuna yükseldi, başarı(sızlık) için. Alternatifler; elbette Alexis, diğer kenar Pedro/Cuenca şimdilik. Afellay da dönecek. Iniesta da eklemlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-xCzlyzf_QZA/Tu4BQLizh9I/AAAAAAAAG34/GG033PycrUo/s1600/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2B158.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-xCzlyzf_QZA/Tu4BQLizh9I/AAAAAAAAG34/GG033PycrUo/s400/Real%2BMadrid%2B-%2BBarcelona%2B158.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5687484756903823314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Aralık Santos 4-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Puyol------Pique------Abidal----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Iniesta------&lt;br /&gt;----------------Fabregas-------------&lt;br /&gt;----Alves-----------------Thiago-----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçlü savunma kaldığı yerden devam etti. Yaşlanması ve eski hızını kaybetmesinden ötürü üçlü savunmada sorun oluşturması beklenen Puyol'un hatasız oyunu sürdü. Tecrübe, kararlılık ve cesaretle açığı kapatıyor. Elbette El Clasico'da Ronaldo'ya karşı olan psikolojik üstünlüğünün ve Dani Alves, Pique yardımlarının da çok etkisi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Top sahip olma yüzdeleri, % 71 - % 29&lt;br /&gt;Kaleye atılan şut, 16-8&lt;br /&gt;Kaleyi bulan şut, 9-3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dominasyon bunun adı, her alanda. Pep Guardiola'nın 5 merkez orta saha oyuncusuyla -Sergio, Xavi, Iniesta, Cesc, Thiago) sahaya çıkıp Barça futbolunun ana damarını gösterdiği bir maç oldu. Santrforsuz yapının bu beşliye Messi'yi de dahil ettiği düşünüldüğünde "kalabalık orta saha" deyiminin tam karşılığı Barça oluyor ancak bu kalabalıklık sürekli daralıp genişleyen homojen bir mekanik yapıya da dönüşmüş durumda ve farkları da buradan geliyor. İki kanat özellikleri olan oyuncu -Alves, Messi- yanında bir orta saha özellikleri olan stoper -Pique, Javier- ve iki de stoper -Puyol, Abidal- artı karşı karşıya gol yemeyen, Barça futbol felsefesinin yılmaz savunucusu Valdes.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok abartılan Neymar maçtan sonra "Barça bize futbolun nasıl oynanacağı gösterdi" dedi. Robinho'dan daha öte bir oyuncu olacağını zannetmiyorum. Muhtemelen Barça'ya transfer olacak ve yanlış hanesine yazılacak yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son üç kupayı kaldırmayan -Abidal, Xavi, Xavi- ve şampiyonluk kupasını da Xavi'yle ortaklaşa kaldıran Puyol geldi bu kez kupayı almaya ve gökyüzüne yükseltti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'yı ve Messi'yi neden seviyoruz? Üçüncü golde kırmızı kart ve penaltı almak varken oynamaya devam eden bir futbol kültürünü yeryüzüne emsal gösterebildikleri, böyle de kazanılabildiğini anlattıkları için, onlar gelmiş geçmiş en iyi ve en güzel futbol takımı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Aralık 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-6702097296482859620?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/6702097296482859620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=6702097296482859620' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6702097296482859620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6702097296482859620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/12/13-16-mucha-fuerza-guaje-tito-mavi-fil.html' title='13 / 16 | Mucha Fuerza Guaje &amp; Tito | Mavi Fil | Gelmiş Geçmiş En iyi Futbol Takımı'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-BK0yt2JSS7E/Tu4BOgdJQ8I/AAAAAAAAG3g/7HHLWG0l1Tg/s72-c/ap-201112180726268001640.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-8668448121487533628</id><published>2011-12-11T22:46:00.015+02:00</published><updated>2011-12-11T23:41:27.750+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pep'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jose Mourinho'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karşı Yaka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Şah Mat | Rahat Uyu Socrates | "Güzel Oyun Asla Kaybetmez" | Guardiola: Futbol Devrimcisi | Paradise</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Vwyjx5BFIRo/TuUW85NMZVI/AAAAAAAAG2g/s__ke2CiUck/s1600/390131_10150462829483746_699473745_8694685_1249776448_n.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 297px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Vwyjx5BFIRo/TuUW85NMZVI/AAAAAAAAG2g/s__ke2CiUck/s400/390131_10150462829483746_699473745_8694685_1249776448_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684975340029240658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç öncesi havayla başlamak gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid 15 maç üst üste kazanmış, ligde bir maç eksiğiyle 3 puan önde, bütün parçalar kusursuz işliyor, çok gol atıyorlar, az gol yiyorlar, Jose Mourinho ikinci senesinde zirve yapar argümanı dillere pelesenk olmuş, Bernabeu intikam için derin bir bekleyişte, bu yaz oynanan İspanya Süper Kupası sonrası Barça'yla aradaki oyun farkının azaldığı, hatta tamamen kapandığını söyleyenler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşı yaka, Barça ilk kez 6 puan geriye düşmüş, sendeliyor, deplasmanda gol atamıyor, zor kazanıyor, takım ritmini ve doğru parçaları bir türlü oturtup geçen sezon yakaladığı akışkanlığı bulamamış, uçak rötar yapmış, Tito geçirdiği operasyondan dolayı trenle maça gelebilmiş ve Bilbao'da olduğu gibi yağmur karşılamış onları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En can alıcı nokta da Real'in pek çokları tarafından -ben de dahil- favori gösterilmesiydi tarihin en iyi takımı karşısında. 2008 Aralık'ta Schuster'in "Barça'yı yenemeyiz" sözünden buralara gelindiği düşünülürse Jose Mourinho'nun bu atmosferi yaratmış olabilmesi bile başlı başına büyük bir olay ve tarihe geçecek. Elbette bunun temelleri 1-1 biten El Clasico'da atılmaya başlanmış, Kral Kupası'yla taçlanmıştı. Portekizli bu yaz takımını öyle hazırladı ki -bütün hazırlık maçlarında aynı onbiri bozmadan- İspanya Süper Kupası'nı kazanarak başlamak istiyordu psikolojik avantajı artık tamamen eline geçirmek adına. İlk maç Barça -çok eksik kadrosuyla- yenilgiyi hak etse de beraberliği kopardı ve Camp Nou'da kupaya uzandı. İlk darbeydi Mourinho'nun sezon planına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, bu kupanın getirdiği özgüvenle, takımın yapısında yenilikler deneme -üçlü savunma, daha kalabalık orta saha- ve bunun sonucu olarak da transfer ettiği isimleri görme opsiyonları -rotasyon- yarattı takımın oyun kimyasının bir süre bozulmasını da göze alarak.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir ortamda başladı maç. Elbette gerginlik de vardı. Barça yönetiminin Bernabeu'deki bir pankartın "Mou your finger points us the way" kaldırılması talebi reddedildi Madrid yönetimi tarafından. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho ise son derece rahat bir görünüm çiziyordu diğer maçların aksine. Bunda favori olmasının ve kazanacağına -hatta farklı bir şekilde- olan derin inancının etkisi vardı. Maçtan sonraki basın toplantısında çok güzel ipuçları vardı ruh haline dair. "Kaybettiğimiz için buradayım, sorumluluğu almak adına, kazansaydık -hatta farklı dedi burada- gelmeyecektim." diyordu tercüman. Her şeyi düşünmüştü aslında, maçtan önceki basın toplantısına Karanka'yı gönderip, susmayı tercih etmesi, maçı kafasında oynamış ve sonuca bağlamış olması kaynaklıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmadan, Karanka'nın maçtan önce yaptığı açıklamada 4-3-3 oynayacağız söyleminin maç başladığında yalan olduğunun (4-2-3-1) anlaşılması da Madrid hanesine ucuz bir akıl oyunu olarak yazıldı ama Mourinho bunlara hep başvuruyor ve bunun adına da karizma deniyor işte!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tünelin girişinde uzun bir süre Pep'i bekledi ve başarı diledikten sonra Barça kulübesine yöneldi, gözleri Tito Vilanova'yı arıyordu, bulamadı ve &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/neo-el-clasico-barca-vs-madrid-mourinho.html"&gt;Carles Naval'a -1986'dan beri Barça'da temsilci- selam verip yerine döndü.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini o kadar kaptırmıştı ki yazılıp çizilenlere, söylenenlere ve mutlaka galip geleceğine, önlem almak yerine yine ofansif tercihlerle sahaya çıkardı takımını Jose. 4-2-3-1 formasyonunda iki ön kesici ve önünde dört hücum oyuncusuyla. Tıpkı İspanya Süper Kupa ilk maçında -maç öncesi yazımda da belirttiğim- olduğu gibi. (Khedira&amp;Diarra farkı vardı sadece)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep nasıl bir tercih yapacaktı, merakla beklenen buydu daha çok. Tahminler tuttu, 4-3-3 ile sahadaydı ama oyuncuların yerleriyle oynanmış bir şekilde. Cesc Fabregas, Xavi'nin yanında merkezde konumlanırken, Iniesta sol kenara atılmış, Messi sağ kenar ve Alexis en uçtaydı. La Liga'da 55 maç yan yana oynayıp hiç kaybetmeyen Puyol&amp;Pique stoper ikilisine güvenip önlerine Sergio'yu koymuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik kusursuzluk denkleminde oran 7/11 idi, değişen pozisyonlar Iniesta, Messi ve yeni isimler Alexis, Fabregas şeklinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Fa8z22cQ-eQ/TuUWz3KNxrI/AAAAAAAAG1k/_LDoD-_pQQk/s1600/Barca-Real.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 298px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Fa8z22cQ-eQ/TuUWz3KNxrI/AAAAAAAAG1k/_LDoD-_pQQk/s400/Barca-Real.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684975184861054642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid'in ön alandaki dört hücum oyuncusuyla yaptığı baskı daha ilk saniyelerde meyvesini topladı. Barça kalecisinin koşul ne olursa olsun topu pas vererek kullanması gerekliliği hataya sebebiyet verdi ve iki kez Madrid oyuncularının önüne düşen top ağlarla buluştu. Maçta şans faktörünün devreye gireceğinin anlaşıldığı andı. Golde Valdes kadar olmasa da kendini öne atıp Benzema'yı ofsayt pozisyonuna düşüremeyen Pique'nin de payı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep basın toplantısında Valdes'in Real Madrid'in golünden sonra bile topla oynamasını, pas vermesini, riske girmesini takdir ettiğini söyledi. Bu Barça felsefesinin vazgeçilmeziydi, futbola bıraktığı imza gibiydi. Böyle goller yediler, top kaybettiler ama hep pas yapmayı sürdürdüler. Bugün gelinen en üst seviye futbolun temel sebebi de bundan hiçbir şekilde ödün vermemiş olmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho için daha güzel bir maç başlangıç senaryosu olamazdı, her şey Barça aleyhine işliyordu birinci dakikanın sonunda. Bu denli zor bir durumdan zafer çıkartırlarsa onların için "tarihin en iyi takımı" tanımını kullanmaktan çekinenlerin de gönlünü kazanabileceklerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Puyol arkadaşlarına moral veriyordu, yenilen gol sonrası, klasik konuşmalarından birini yaptı muhtemelen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jose, Messi için özel bir strateji düşünmemişti, Lass bölgesi gereği onunla ilgilenecekti veya karşısına kim gelirse. İspanya Süper Kupası'ndaki Carvalho tercihinin pahalıya patlamasının ardından bu riske girilmedi. Leo'nun 6. dakikada yakaladığı pozisyon kafalarda soru işaretleri oluşturdu, Mesut'un yerine üçüncü ön kesici mi oynamalıydı tarzında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzema'nın kafası, Ronaldo'nun uzaktan şutu ve uzak köşeye bırakamadığı plasenin ardından baskıyı kırması gereken Pep strateji değiştirdi, üçlü savunmaya dönüyordu, dakikalar 17'yi gösterirken. 600. maçına çıkan Xavi'nin arkadaşlarına yaptığı yer değişim işaretleri ekrana yansıyordu anında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Puyol------Pique------Abidal----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Fabregas-----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;----Alves------------------Iniesta---&lt;br /&gt;----------------Alexis---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Messi, klasik 10 numara gibi oynarken, asıl önemli görev Sergio'daydı. Pique'nin soluna gelip stoper gibi davranırken aynı zamanda ön kesici olarak Xavi&amp;Fabregas'ın arkasını kapatıyordu Mesut tehlikesine karşı. (centre-half) Alves tamamen öne doğru kayıp kanat oyuncusu gibi pozisyon alıyor ve Puyol, Ronaldo'nun karşısına dikiliyordu. Alves'in yardımları ve Puyol'a yaklaşan Pique ile Ronaldo tamamen nötralize edildi bu hamleden sonra. (Mourinho ikinci yarı Ronaldo'yu diğer kanada attı üretim sağlasın diye) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-wuPovDve_t8/TuUWzsGgntI/AAAAAAAAG1Y/RWsMZxlvbTI/s1600/Barca-Real2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 298px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-wuPovDve_t8/TuUWzsGgntI/AAAAAAAAG1Y/RWsMZxlvbTI/s400/Barca-Real2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684975181892722386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergio'nun ara bir unsur olarak savunmaya eklemlenmesi, maçın başından bu yana yaşanan savunmadan pas yaparak çıkıp rakip yarı alana yerleşme noktasında derin bir nefes aldırdı Barça'ya. Busquets oyun görüşü yüksek olan ve top ayağına gelmeden karar veren ender ön kesicilerden biriydi yeryüzündeki ve Barça'ya her daim taktik avantaj sağladığı da bir gerçeklik artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in Johan Cruyff'tan devraldığı -Rijkaard da aracıydı- pas futboluna top kaybından hemen sonra baskı unsurunu yerleştirmesi, Messi'yi merkeze alıp sahte 9 oynatması, üçlü savunma ile orta sahada bir oyuncu daha fazla bulundurma avantajını sağlaması, bir de Sergio'nun yarı stoper-yarı ön kesici (eski tabirle süpürücü, libero) gibi davranmasıyla ön alan baskısına karşın pas yapabilip kenarlardan da gelebilen bir oyun kimliği eklendi. Guardiola taktiksel yönden kesinlikle devrim üzerine devrim yaratıyor. Yıllar sonra onun adını kitaplarda çok okuyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taktik deha Mourinho'nun Pep'in bu hamlesine karşı hiçbir şey üretememiş olması da -Ronaldo denemesi ve oyuncu değişiklikleri dışında- gecenin en ilginç ve irdelenmesi gereken hususlarından biriydi, oyuncularını psikolojik olarak ezilmekle suçlayan Portekizlinin kendisinin de Barça'yı saplantı haline getirdiği ve artık zeka parıltılarını da sergileyemediği bu maçta açıkça görüldü, üstelik form durumu olarak Real daha iyiyken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Strateji değişikliğinin bir diğer artısı da Alexis oldu. Süratı ve arkaya koşuları en etkili silahı olan Şilili, Messi'nin muazzam driblingi sonrası çok güzel bir vuruşla oyuna eşitliği getirdi. 4-3-3'e uymayan Alexis'in 3-4-3'te, hem de en uçta sağladığı -Udinese'de de burada oynadığında aynı katkıyı veriyordu- farklılık etkileyiciydi. Guardiola onu transfer ederken sistemin içerisine sokmak istediği çeşitlilikten bahsetmişti. Fabregas tam bir Barça DNA içerirken ve ondan kimsenin şüphesi yokken, pas futboluna çok da yatkın olmayan Alexis'ten nasıl verim alınacağının cevabı Madrid maçında verildi. Sistem dışı bir dişli olarak ve zaman zaman, tıpkı Ibra'nın kazandırdığı bir başka El Clasico gibi. Alexis'in attığı golde Pedro'nun 2010 Nisan'da 0-2 biten Madrid maçındaki golü ya da 1-5 biten Espanyol karşısında bulduğu ilk golün izleri vardı. Bir nevi Pedro görevini belki de ilk defa yerine getirdi de denebilir Sanchez için ki onun hakkında karar vermek adına sezon sonunu beklemek gerekecek, en uçta oynama rolünü Messi'den alması olanaksız çünkü, yalnızca bir alternatif olabilir. Pep'in onu Pedro'nun önüne koyması, biraz da fiziksel form durumuyla ilgiliydi, hala ana yapının bir parçası olduğunu söyleyemeyiz, özellikle sağ ya da sol kenarda Pedro&amp;Villa etkisi bıraktığını gözlemlemeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-WV6vDfRcgU0/TuUW0WWHmlI/AAAAAAAAG2A/50huSwbXGVk/s1600/1323558335_extras_albumes_0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 273px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-WV6vDfRcgU0/TuUW0WWHmlI/AAAAAAAAG2A/50huSwbXGVk/s400/1323558335_extras_albumes_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684975193232480850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho'nun basın toplantısında üzerinde durduğu konulardan biri bu goldü. Mesut Özil'i eleştirdi, orada gerekirse sarı kart görme pahasına faul yapmalıydı diyerek. Aslında bu söylem bile soyunma odasında oyuncularına topla ilerleyen birini gördüğünüz an faul yapın, sarı kart almaktan çekinmeyin talimatının verildiğini anlatıyordu bize, acınası! Jose, bu pozisyon sonrası kafasına yazdığı Mesut Özil'i ikinci golü yiyip geriye düştükten sonra oyundan çıkardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada başka bir noktaya temas etmek gerekir, beklentilerin çok altında bir oyun sergileyen ve hala Barça'nın gerisinde kaldığı görülen Madrid'in diğer maçlarda sergilediği temel oyun planı kesinlikle Katalanlar karşısında tutmuyor. Bunun hızlı geçiş hücumunun can damarı olan Mesut Özil'in El Clasico'lardaki verimsizliğinden rahatlıkla anlayabiliriz. Barça oyuncuları çok fazla yer değiştirerek oynuyor, geride eksik yakalansa da çabuk alanı daraltıyor ve merkezde kalabalık olup birbirine yakın oynayan orta saha oyuncuları -artı baskı elbette- sayesinde de kolay top kazanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 - 0 Mesut 45. dakikada oyundan çıktı &lt;br /&gt;1 - 1 Mesut 56. dakikada oyuna girdi&lt;br /&gt;0 - 1 Mesut 69. dakikada oyundan çıktı&lt;br /&gt;0 - 2 Mesut 45. dakikada oyundan çıktı&lt;br /&gt;1 - 1 Mesut 60. dakikada oyuna girdi &lt;br /&gt;2 - 2 Mesut 90 dakika sahada kaldı&lt;br /&gt;3 - 2 Mesut 79. dakikada oyundan çıktı&lt;br /&gt;1 - 3 Mesut 58. dakikada oyundan çıktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 El Clasico'da Mesut 720 dakikanın yalnızca 450 dakikasında forma giyebildi. Yani olmuyor onunla, bu istatistikten böyle bir sonuç çıkıyor. Keza 2008'den bu yana süregelen ve zirve yapan İspanya-Almanya futbol rekabetini de bunun üzerinden okuyabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alexis'in golünde Messi'yi karşılamaya çıkan ve yerini kaybeden Ramos'un da katkısı var, not edelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı pas sayıları, Barça 293 - Madrid 193&lt;br /&gt;Topa sahip olma yüzdeleri, Barça % 60 - Madrid % 40 &lt;br /&gt;Şut girişimi, Barça 4 - Madrid 9&lt;br /&gt;Kaleyi bulan şut, Barça 3 - Madrid 3&lt;br /&gt;Fauller, Barça 4 - Madrid 9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıyla birlikte Sergio daha önde oynamaya başladı ve bu da takımın pas sayısında ciddi bir artışa sebep oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi'nin şanslı golüyle -Real'in ilk golü gibi- Barça'nın öne geçmesi, aslında maçın o an bittiğine işaret ediyordu. Madrid Benzema, Ronaldo ve Kaka ile üç pozisyon daha harcadı ama Mourinho'nun da basın toplantısında belirttiği gibi psikolojik olarak geri dönemediler oyuna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ronaldo'nun ikinci ve Xabi Alonso'nun üçüncü goldeki tepkileri, yüz ifadeleri her şeyi açık seçik anlatıyordu. Madrid oyuncuları Barça'yı yenebileceklerine ihtimal vermiyorlardı artık çünkü bu Jose döneminde sekizinci karşılaşmaydı ve yalnızca uzatmalarda kazanılan bir maç vardı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-zmCJJ4I_1gk/TuUY3t6KnnI/AAAAAAAAG24/7wXDg2GFDLk/s1600/AgVsLNjCMAA9GE0.png"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-zmCJJ4I_1gk/TuUY3t6KnnI/AAAAAAAAG24/7wXDg2GFDLk/s400/AgVsLNjCMAA9GE0.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684977450120552050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça yerden ayağa kısa pas oyununu tamamen oturttu ikinci yarı. Iniesta resitali ön plandaydı. Üçüncü golde yine Messi'nin payı olsa da, Pep'in Alves'i öne atma hamlesi olumlu sonuç verdi hücum yönünde de ve oradan gelen ortaya, büyük bir kararlılıkla yaklaşık 70-80 metre koşu yapan Fabregas kafayı vurup skoru tayin etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkın açılmasını engelleyen unsur Barça'nın buna gereksinim duymamasıydı. Guardiola'nın taktiksel bir zaferi oldu 8. El Clasico ve Katalanlar maç fazlasıyla liderliğe yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç sonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı pas sayıları, Barça 660 - Madrid 390&lt;br /&gt;Topa sahip olma yüzdeleri, Barça % 62 - Madrid % 38 &lt;br /&gt;Şut girişimi, Barça 12 - Madrid 17&lt;br /&gt;Kaleyi bulan şut, Barça 7 - Madrid 5&lt;br /&gt;Fauller, Barça 13 - Madrid 22&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in lig daha bitmedi, şampiyon değiliz ve Mourinho'nun önümüzde Sevilla maçı var ve kazanırsak 3 puan öne geçeceğiz sözleri gecenin sonunda realizmin romantizme galebe çalmasıydı. Her ikisi de haklıydı. Barça puan farkının dokuza çıkmasına ve şampiyonluğun elinden kayıp gitmesine izin vermedi sadece. Psikolojik üstünlüğü yeniden ele aldı, travma yaşattı bir kez daha. En kritik yerde, en olumsuz şartlar altında bir kez daha kazanıp "Biz tarihin en iyisiyiz" Madrid+Mourinho denklemi bile bizi çözümlemek için şimdilik yetersiz mesajını verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho bu maç özelinde formülü bulma adına geriye doğru gitti ama genel açıdan hala bir adım önde olduğunu söyleyebiliriz, maç eksiği olduğuna göre. Psikolojik faktörlerin üstesinden gelecektir, en iyi yaptığı işlerden biridir ki daha basın toplantısında başladı buna. Barça ise tazelediği özgüven ile dört sene üst üste şampiyon olmak ve tercümanı bu topraklardan sonsuza dek kovmak için mücadelesini sürdürecek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görünmeyen kahramanlardan biri 14 top kazanan ve hiç kaybetmeyen Carles Puyol'du. Kariyeri bitti, artık görevi Javier'e devrediyor derken senyerayı koluna geçirdi ve çıkması gereken tek yere, Bernabeu'ye en önde adım attı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya Ligi'nin bir geleneği olarak Madrid yine cezalandırılmadı, dört sarı kart ile yırttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-GCir24TMUb4/TuUW0-zc6-I/AAAAAAAAG2I/B0eabPtKq-M/s1600/1323558047_extras_noticia_foton_7_0-500x238.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 190px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-GCir24TMUb4/TuUW0-zc6-I/AAAAAAAAG2I/B0eabPtKq-M/s400/1323558047_extras_noticia_foton_7_0-500x238.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684975204092931042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son düdük çalar çalmaz Mourinho, Tito Vilanova'nın yanına gidip geçmiş olsun dileklerini iletti. Maçtan sonra Messi'nin pozisyonu için yorum yapmaktan kaçındı, belki de en çok hayal kırıklığına uğradığı maçtı çünkü beklentiyi çok yukarı çekmişti haklı olarak ancak Messi hala Barça'daydı, Xavi&amp;Iniesta da, daha temkinli olabilirdi, Madrid kazanacak söylemlerinin onu çok etkilediği belliydi, tam zamanı diye düşündü ama yine olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 2 ay önce, Socrates Brezilya Milli Takımı'nın başına Pep Guardiola veya Johan Cruyff'un geçmesini isterdim dedi. "Guardiola'nın cesareti var. Barça'nın savunmasında oynayan var mı? İhtiyaç duymuyorlar, cesaret gerekiyor. Brezilya kültürünü bıraktı." şeklindeydi sözlerinin devamı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor aramızdan ayrıldı ama onun hayallerindeki gibi bir futbol oynayan, Neruda'nın şiiri, Picasso'nun yağlı boyaları akıcılığında, yaptığı iş yarım da dursa Gaudi'nin eserleri kalıcılığında, 1982 Brezilya'sına selam gönderen bir takım var şimdi yeryüzünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Socrates'in aforizmalarından biriyle bitirelim: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“To win is not the most important thing. Football is an art and should be showing creativity. If Vincent van Gogh and Edgar Degas had known when they were doing their work the level of recognition they were going to have, they would not have done them the same You have to enjoy doing the art and not think, ‘will I win?’"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Socrates ruhu için oynayan Barça kazandı, en önemli şeyin kazanmak değil güzel oynamak olduğunun bilincinde olarak. Fırında pişirilmiş (bal)kabak tatlısının (yumuşak, liflerine ayrışabilen, şerbeti az şekerli, üzerine serpiştirilen hindistan cevizi, fındık ve biraz tahin) ağızda bıraktığı lezzet gibi Barça'nın "güzel oyunu" ve rahat uyuyabilir doktor, bıraktığı futbol, kültür-sanat şehri Barselona'nın sokaklarında büyüyen çocukların ayaklarında sanata dönüşüyor ve futbolu çirkinleştirerek durdurmak isteyenlerin yüzlerine çarpıyor kapıyı tarih her seferinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Güzel oyun asla kaybetmez"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şu andan itibaren Camp Nou'da başlar Coldplay'den Paradise çalmaya. (şampiyonluk şarkısı, "Every teardrop is a Waterfall" da olabilir) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Real Madrid 72 maç sonra ilk golü attığı bir maçı kaybetti. (2-6 biten maç sanırım bir önceki de)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Real Madrid 15 maç sonra kaybetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Mourinho takımlarının evinde yenilmez rekoru Preciado -Gijon- sonrası devam etseydi buraya kadar gelebilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Guardiola'nın Barça'sı Bernabeu'de 6 maçta hiç yenilmedi. (4 galibiyet 2 beraberlik)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sezonun 26. maçında da Pep sahaya farklı bir 11 sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- La Liga'da ilk 15 dakika en çok gol bulan Barça (11) ve son 15 dakika en çok gol bulan Madrid (10) idi. Genelde bu veriler ters teperdi, yine öyle oldu ve Real ilk saniyelerde golü buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Pep Guardiola dönemindeki 12 El Clasico'nun 11'inde forma giyen Victor Valdes yenilgi yüzü görmedi bu süreçte ve üst üste 11 maç, bir rekor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Mourinho'nun en çok kaybettiği takım 8 maç ile Barça ve ikinci sırada Benitez'in Liverpool'u (belalısıydı) var 5 maç ile, ilahi adalet! Bu arada Liverpool'luların da tercümandan nefret ettiklerini belirtelim, özellikle Rafa döneminden kalma bir husumet var. Ayrıca Mourinho, Benitez Inter'den kovulunca onu aşağılayıcı sözler sarf etmişti, benzer duruma düştüğünde Avram Grant'ın onun hakkında en ufak bir demeç vermediğini unutarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Barça, 7 Mayıs 2008'de Bernabeu'deki Madrid maçından (4-1) bu yana topla oynamada % 50 altına düşmedi. (toplam 211 maç, Pep dönemi 209)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-gQrHdokdoLU/TuUW8tDaZ3I/AAAAAAAAG2U/oOying_EXwg/s1600/MD23-MADRID-10-12-2011-Los-jug_54240936757_54115221152_960_640.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-gQrHdokdoLU/TuUW8tDaZ3I/AAAAAAAAG2U/oOying_EXwg/s400/MD23-MADRID-10-12-2011-Los-jug_54240936757_54115221152_960_640.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684975336766990194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya dönemleri karşılaştırıldığında;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilgi/Maç | Guardiola 18/209=0,0861 &gt; Mourinho 9/82=0,1097 Galibiyet/Maç | Pep 151/209=0.7224 &lt; Jose 62/82=0.7560&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç genel istatistik: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça vs. Mourinho &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 maç, 8 galibiyet 6 beraberlik 4 yenilgi (Jose oyuncularına 8 Kırmızı Kart) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep vs. Madrid &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 maç 8 galibiyet 3 beraberlik 1 yenilgi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep vs. Mourinho &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 maç, 6 galibiyet 4 beraberlik 2 yenilgi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taktik deha Mourinho son 9 resmi maçın 90 dakikası sonunda Guardiola'nın Barça'sını yenemedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça 1 Inter 0 &lt;br /&gt;Barça 5 Madrid 0 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 1 &lt;br /&gt;Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor. &lt;br /&gt;Madrid 0 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 1 Madrid 1 &lt;br /&gt;Madrid 2 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 3 Madrid 2 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da ilginç olan, aslında Mourinho'nun Pep'e karşı 12 resmi maçın 90 dakikası sonunda sadece 1 galibiyeti bulunması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Inter 0 Barça 0 &lt;br /&gt;Barça 2 Inter 0 &lt;br /&gt;Inter 3 Barça 1 -tek maç eleminasyon, ofsayt gol, Alves'in son dk. düşürülmesi, verilmeyen penaltı- &lt;br /&gt;Barça 1 Inter 0 -Bojan'ın sayılmayan son dakika golü- &lt;br /&gt;Barça 5 Madrid 0 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 1 &lt;br /&gt;Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor. &lt;br /&gt;Madrid 0 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 1 Madrid 1 &lt;br /&gt;Madrid 2 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 3 Madrid 2 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho Barça'ya karşı kazanamıyor, sadece durdurabiliyor ve şansı yaver giderse, hakemler taviz verirse sonuç değişebiliyor, iki kere iki beş etmiyor parti talimat vermedikçe. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid + Mourinho formülünün Santiago Bernabeu'de de yüzü gülmüyor. Portekizli üst üste dört El Clasico kazanamayan ilk Real teknik direktörü olarak kulüp tarihine adını kazıdı. 8 maç 4 yenilgi 3 beraberlik ve uzatmalarda gelen tek galibiyet. (Kimse işin bu tarafını görmek istemiyor) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camp Nou tarafına bakalım bir de: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho, 8 maç 5 yenilgi 3 beraberlik Barça'ya karşı, hiç kazanamadı. Barcelona'dan korktuğu kadar Tanrı'dan korkmuyor. Çünkü onu da -daima yürekten bağlıyım dediği- Barcelona yarattı ancak o ihanet eden olmayı seçti. Muhtemelen bu kazanamama laneti bütün kariyeri boyunca sürecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola'nın Madrid'e karşı oyuncu ve teknik direktör olarak kendi sahasında bileği bükülmüyor, 15 maç 11 galibiyet 4 beraberlik, hiç kaybetmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-LZMCFuxmg8o/TuUW0DXOr5I/AAAAAAAAG1w/qfWuFQpj8RA/s1600/1d5c53c7dd2c9d74206a0f9305f67e5c-getty-507704991.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 276px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-LZMCFuxmg8o/TuUW0DXOr5I/AAAAAAAAG1w/qfWuFQpj8RA/s400/1d5c53c7dd2c9d74206a0f9305f67e5c-getty-507704991.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684975188136865682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok kısa La Masia tanıtımı gibi olan BATE maçına da değineyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Pinto----------------&lt;br /&gt;Montoya----Bartra----Fontas---Maxwell&lt;br /&gt;----------------Jonathan-------------&lt;br /&gt;---------Thiago-------S Roberto------&lt;br /&gt;---Cuenca-------------------Pedro----&lt;br /&gt;----------------Rafinha--------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça, BATE karşısında ŞL maçına 5 B takım oyuncusuyla çıkıyor. Yaş ort. 21,4 ve altyapıdan 9 oyuncu var. (11'in 8'si geçen sene B'deydi) Altyapıdan 9 oyuncuyla sahaya çıkan Barça'nın kadrosunda Valdes, Puyol, Pique, Sergio, Xavi, Iniesta, Cesc ve Leo yok, toplamda 17 yapıyor. Sağ bek Montoya, 14 yaşında Madrid'e gitmeyi reddeden Sergi Roberto ve Thiago'nun kardeşi Rafa'nın performanslarını merak etmiyor değilim. Mallorca maçı sonlarında oyuna giren ve özellikle "yıldız oyuncuyum" tavrını beğenmediğim Deulofeu'nun BATE'ye kenarda başlaması da anlamlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahada olan kadronun, asıl Barça'dan oyun biçemi olarak en ufak farkı bulunmuyor. Topa sahip, yerden ayağa kısa paslar, güzel oyun var, klasik 4-3-3 ile. Jonathan ön kesici, Rafa sahte 9 ve diğer görev dağılımları da sistem dahilinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakatlıktan yeni çıkan ve süre alıp form tutması gereken Pedro da onbirde. La Masia'dan yetişen biri -genellikle- çoluk çocukla oynamayı dert etmez, Pedro sıfır ego. Pep, Pedro'nun görevini ondan daha iyi yapacak birini -Alexis?- arıyor, özellikle 3-4-3 olursa. (Madrid maçı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dk. 25 Topla Oynama: 76-24 Başarılı Pas: 237-33 | Ve bu paslaşmayı 3. bölgede yapıyorlar, kaleyi 6-7 kez yokladılar. Sahada Xavi&amp;Iniesta ve Messi var gibi aynı yöntemle gol bulmak. Bir kulübün "unique" futbol felsefesi olmasının ne kadar değerli olduğunu söylüyorlar Katalanca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dk. 39 Kaleye Atılan Şut 12-0 Kaleyi Bulan Şut 3-0 | Yaklaşık 20 yaş ort. olan bir takımla böyle bir dominasyon, Barça'ya özel. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, genç oyuncuları da alıştırmak maksadıyla -Jonathan&amp;Muniesa değişikliği, dk. 58- üçlü savunmaya döndü, Maxwell ön kesici. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dk. 61 Kaleye atılan şut 19, kaleyi bulan şut 8, skor 3-0 (Cuenca 2 asist) | BATE kazansa UEFA Kupası'na gidecekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dk. 72 Başarılı Pas 632-141 | Gerard Deulofeu oyunda. Yine kasıntı, kendini gösterme çabasıyla bir sürü top ezme oysa Cuenca gibi yapının parçası olmayı denese hemen göze çarpar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça 4-0 BATE | Topla Oynama 70-30 Kaleye Atılan Şut 22-2 Kaleyi Bulan Şut 9-0 | Al Jazeera yorumcusu bu kadro El Clasico bile oynar dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Aralık 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-8668448121487533628?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/8668448121487533628/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=8668448121487533628' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/8668448121487533628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/8668448121487533628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/12/sah-mat-rahat-uyu-socrates-guzel-oyun.html' title='Şah Mat | Rahat Uyu Socrates | &quot;Güzel Oyun Asla Kaybetmez&quot; | Guardiola: Futbol Devrimcisi | Paradise'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Vwyjx5BFIRo/TuUW85NMZVI/AAAAAAAAG2g/s__ke2CiUck/s72-c/390131_10150462829483746_699473745_8694685_1249776448_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-2062303016686097880</id><published>2011-12-05T03:08:00.011+02:00</published><updated>2011-12-05T20:32:04.078+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pep'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cesc'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Leo Messi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Siyaset'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jose Mourinho'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karşı Yaka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>"Manolo için, İnsanlık Onuru ve Dayanışma İçin, Oyun Zevki ve Temiz Oyun Oynayanları Seyretme Mutluluğu   İçin" Visca Barça | al vent del món</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-wqN9z41aZ9E/TtwaH5UX10I/AAAAAAAAGw0/WmC7-m5It1I/s1600/gal_3770.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 286px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-wqN9z41aZ9E/TtwaH5UX10I/AAAAAAAAGw0/WmC7-m5It1I/s400/gal_3770.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682445552782399298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uruguaylı yazar Eduardo Galeano, Barcelona Futbol Kulübü Vakfı ve Katalonya Gazeteciler Birliği tarafından verilen Uluslararası Manuel Vázquez Montalbán Gazetecilik Ödülü'ne layık görülüyor 25 Mayıs 2011'de. (ŞL Finali'nden önce) Büyük futbol dilencisi Galeano ödül gecesinin yapıldığı Barcelona Hükümet Sarayı'nda şunları söylüyor ve Barça'nın yalnızca Katalanlar için değil, güzel oyun ve dayanışmayı seven yeryüzünün bütün futbol seyircileri için bir kulüpten daha fazlası olduğunu gözler önüne seriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu ödülü Barça’nın 1936’da demokrasi düşmanları tarafından katledilen başkanı Josep Sunyol’un anısına adamak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir yıl sonra 1937’de bütün İspanya’da yaralı ama canlı kalan onuru ayakta tutan gezgin sporcuların anısına almak istiyorum. 1937’de Cumhuriyet yararına futbol karşılaşmalarına çıkarak Amerika Birleşik Devletleri ve Meksika’yı dolaşan Barçalı oyuncuları kast ediyorum ve aynı eylemi pek çok Avrupa ülkesini gezerek yapan Bask ulusal takımını da elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar sayesinde bu ödülü almak beni heyecanlandırıyor, onlar sayesinde ama aynı zamanda o yılların onurlu mirasçıları olan bugünün Barçalı oyuncuları sayesinde; bu ödül diğer taraftan, tüm bunların yanı sıra, benim can dostum Manolo Vázquez Montalbán’ın adını taşıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;---&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Manolo’yla pek çok tutkuyu paylaşırız.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İkimiz de futbola tutkunuz; biz iki solak, iki düşüncede solak olarak kazanmayı ödev bilerek oynayanların yönettiği bir dünyada solda oynamanın en iyi yolunun keyif almak ve keyif vermek için oynayanların cesaretine sahip olanların özgürlüğünü savunmak olduğuna inanırız. Ve bu yolda, halkın ayaklarıyla düşündüğüne inanan sağ görüşlü pek çok insanın önyargılarıyla mücadeleye giriştik ama aynı zamanda halkın düşünmemesinden futbolun mesul olduğuna inanan soldaki pek çok yoldaşımızın önyargılarıyla da mücadele etmemiz gerekti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;---&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Manolo’yla ben aynı zamanda ironiden, içtenlikle gülmekten ve esprinin her türlüsünden aldığımız keyifte ve bunları yazılarımızda, kitaplarımızda ve kafelerdeki sohbetlerimizde düşündüğümüzü ve hissettiğimizi söylerken kullanma biçimlerimizde de örtüşürüz. Çünkü ciddi beyefendiler, örnek hanımefendiler bize güven vermezler, çünkü kendileriyle alay etmeyi bilmezler; ne Manolo ne de ben, yine bizimkilere benzer politik düşünceleri olan bazı meslektaşlarımızda olduğu gibi sıkıcılığı ciddiyetle karıştırırız.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şimdiki zamanda konuşuyorsam bu yanlışlıkla ya da dikkatsizlikten olmuş değil; bu üslup güvendiğim sağlam kaynakların bana ölümün kötü bir şakadan başka bir şey olmadığı konusunda güvence vermelerinden ileri geliyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;---&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Manolo’yla ikimiz için çok önemli olan bir başka ortak nokta da: kültürel çeşitliliğin bir kutsaması olarak iyi yemeği savunmamızdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Antonio Machado, bugün bazı budalalar şeylerin değeriyle fiyatını birbirine karıştırıyor, diyordu ve çok haklıydı, şairin o zamanının bizim yaşadığımız zamandan farkı yok gibi, çünkü günümüzde de aynı durum yaşanıyor .&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;En iyi yemek en pahalı olan değildir, Manolo’nun pek yerinde söylediği gibi, en pahalı yemekler çoğu zaman bir ahmakaldatandan başka bir şey değillerdir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ben de Manolo gibi halkların kendi kaderini tayin hakkının midenin kendi kaderini tayin hakkını da kapsadığına inanıyorum. Bu hakkı her zamankinden daha çok savunmak gerekiyor, sunduğu fırsatlarda her geçen gün daha eşitliksizken dayattığı alışkanlıklarda her geçen gün daha eşitleyici olan dünyanın mecburi macdonaldlaştırılmaya gittiği bu zamanlarda bu hakkımızı her zamankinden daha çok savunmak durumundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar geldim. Ama biraz fazla içince aptalca şeyler söyleme riskim olduğunu biliyorum bu yüzden ben de aşağıdaki sözleri;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İnsanlık onuru ve dayanışma için,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Oyun zevki ve temiz oyun oynayanları seyretme mutluluğu için,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bir arada olmanın getirdiği neşe için, paylaşılan ekmek ve şarap için,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gecelere gizlenen güneşler için,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bazen acılı olan ama her zaman insanın yolculuğuna, insanın yürüyüşüne, hayatın rüzgarına (al vent del món) yön ve duygu katan bütün tutkular için,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;içmenin başka bir biçimi olarak, şarap kadehleriymişçesine Manolo’yla beraber, Manolo’nun şerefine kaldırmak istedim."&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Tlaxcala'nın Notu: Galeano’nun kullandığı al vent del món, Katalancadan kelimesi kelimesine çevrilince “dünyanın rüzgarına” anlamına geliyor, ben yukarıda daha Türkçe olduğunu düşünerek “hayatın rüzgarına” dedim. Bu Katalanca deyişle aynı zamanda Franko döneminde, özellikle atmışlı yıllarda Katalanlar için özgürlük/özerklik mücadelesiyle bütünleşmiş bir şarkıya, ilk defa 1959 yılında Valensiyalı ozan Raimon tarafından yazılıp söylenen ve 1963 yılında kayıt edilen bir şarkıya gönderme yapılıyor. Şarkıyı dinlemek için &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=u9Rm3fncdBA"&gt;burayı tıklayabilirsiniz&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri Bülent Kale&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tlaxcala-int.org/article.asp?reference=4878"&gt;http://www.tlaxcala-int.org/article.asp?reference=4878&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Z3e8Rswwo7A/TtwaUgtZ_NI/AAAAAAAAGxw/pMV6R5e_ufw/s1600/12102011453.v1318506017.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Z3e8Rswwo7A/TtwaUgtZ_NI/AAAAAAAAGxw/pMV6R5e_ufw/s400/12102011453.v1318506017.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682445769514810578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara niçin inanmalıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Juan Carlos Navarro, Barça basketbol takımı kaptanı: "Çünkü ilk sorunda bu muhteşem takımdan şüphe duyamayız. Onlar bizi gururlandırdı ve bunu yapmayı sürdürecekler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergi Roberto, Barça B oyuncusu "Biz Barçayız. Bir yenilgiden sonra şüpheye düşemeyiz. 15 kupanın 12'sini kazanan bir kadroya inanmayı bırakamayız. Barça en iyisi, en iyi oyunculara ve teknik direktöre sahip." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ricard Torquemada, gazeteci: "Çünkü daha oynanacak çok maç var. Barça puanlar kaybetti ama kimliğini koruyor. Sonuna kadar savaşacaklar, her turnuvada. Barça düştüğü yerden kalkmasını bilir, onlar hiçbir zaman bir yanlış sonrası donup kalmadı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jordi Basté, gazeteci: "Onlara güvenmemek utanç verici olurdu. Bu takım her şeyi kazandı. 6 puan geriden gelip Madrid'i geçecekler, başaracaklar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavier Bosch, gazeteci: "Çünkü, eğer tarihin en iyi takımına, en rekabetçi ve en iyi teknik adamına güvenmezsek Barça taraftarı olarak -cule- çağrılmayı hak etmiyoruz demektir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Johan Cruyff, Barça'nın eski oyuncusu, teknik direktörü: "Çünkü bir hafta önce Milan'ı evinde yenen bir takıma güvensizlik sergileyemezsiniz. Bir maç kaybetmek, her şeyin sonu değil, Barça'nın tipik ortamı bu olmasına rağmen ve lig zaferleri Aralık'ta kazanılmaz, Mayıs'ta kazanılır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jamie Carragher, Liverpool kaptanı: "Barcelona insanların oyun hakkındaki düşüncelerini değiştirdi. Biz, hepimiz onlar gibi oynamak istiyoruz ama yapamayız."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardiles, eski Tottenham oyuncusu: "Barcelona sadece dünyanın en iyi takımı değil, tarihin de en iyisi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carlo Ancelotti, eski AC Milan, Chelsea teknik direktörü: "Pek çok Barça oyuncu blaugranayı giydiğinde kendini özel hissediyor çünkü orada yetiştiler. Onları kuvvetli kılan bu ve onların futbol felsefesi şu an en iyisi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 3 yılda 12 kupa (2 ŞL 3 lig) kazandı ama hala bir şeyler kanıtlaması isteniyor. 4 sene üst üste lig (-6 puan) ve 2 sene üst üste ŞL'nden daha iyi bir fırsat olamaz Pep için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 29 Kasım 2011'de Barça, 4 sene üst üste şampiyon olmak ve tercümanı bu topraklardan sonsuza dek kovmak için, yeni devrim koşusuna başladı yazalım diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 29 Kasım 2010, FC Barcelona 5-0 Real Madrid, tam bir sene geçti Mourinho'nun en ağır yenilgisinin üzerinden, ütopya Futbol 401 dersinden. Çok uzak değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Barça 4 sene üst üste lig şampiyonu olursa Camp Nou turu esnasında Coldplay "Every Teardrop is a Waterfall" ve "Paradise" şarkıları çalsın diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Cruyff, Maradona, Laudrup, Romario, Stoichkov, Rivaldo, Ronaldinho, Eto'o, Henry, Messi + Katalanlar (aidiyet, kimlik, temsiliyet) = Barça denkleminin güzelliğine yine kapılalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Barça'da oynamanın en kötü yanı Barça'yı izleyememek diyen Xavi gibi güzel insanlar kazansın diye.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;- 1936'da Madrid yakınında Diktatör Franco'nun faşist ordusu tarafından katledilen eski Barça başkanı Josep Sunyol ismini bir kere daha onurlandırmak için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-OeK5iI-HVVA/TtwaUZ1jR-I/AAAAAAAAGxk/8RRiljL2MEM/s1600/DSC_0136.v1321266312.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-OeK5iI-HVVA/TtwaUZ1jR-I/AAAAAAAAGxk/8RRiljL2MEM/s400/DSC_0136.v1321266312.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682445767669925858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir takım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep Guardiola dönemi Barça'sı bir maçta en çok 4 gol -bir kez- yedi. (Atletico Madrid 4-3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep Guardiola dönemi Barça'sı birden fazla farkla -en çok iki- sadece 4 maç kaybetti. (Hercules 0-2, Inter 3-1, Sevilla 3-1, Betis 3-1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep Guardiola dönemi Barça'sı Camp Nou dışında yalnızca Vicente Calderon'da birden fazla yenilgi aldı. (Atletico Madrid 4-3, 2-1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep Guardiola dönemi Barça'sını birden fazla -iki- yenilgiye uğratan tek teknik direktör Jose Mourinho. (Inter, Real Madrid)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola dönemi Barça'sı İngiltere'den yalnızca Arsenal ve İtalya'dan yalnızca İnter'e kaybetti. Almanya&amp;Fransa takımlarına hiç yenilmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep Guardiola dönemi Barça'sının 18 yenilgisinin içinde yalnızca iki takım birden çok -iki- galip gelebildi. (Atletico Madrid ve Sevilla)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep Guardiola, Barça'nın başında Camp Nou'da 100 maça çıktı ve 6 yenilgi aldı. (3 La Liga, 2 ŞL gruplar ve 1 Kral Kupası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep Guardiola, 4 sene boyunca Barça ile 207 maça çıktı ve 18 yenilgi yaşadı. Bunlardan yalnızca 6'sı Camp Nou'da gerçekleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça, La Liga'nın son üç sezonunda Camp Nou'da oynanan 46 maçta yalnızca bir kez yenilgi yüzü gördü. (Hercules, 0-2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça, Camp Nou'daki son yenilgisini 11.09.2010'da Hercules'ten aldı. 27 La Liga+8 ŞL+ 4 Kral Kup+1 Süper Kup = 40 maç üst üste yenilgisiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-gDCRtSM3pkY/TtwaUJUIYGI/AAAAAAAAGxY/8VyfadzqI68/s1600/2011-08-14_MADRID-BAR_A_26_.v1320578886.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-gDCRtSM3pkY/TtwaUJUIYGI/AAAAAAAAGxY/8VyfadzqI68/s400/2011-08-14_MADRID-BAR_A_26_.v1320578886.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682445763234783330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç genel istatistik: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça vs. Mourinho &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 maç, 7 galibiyet 6 beraberlik 4 yenilgi (Jose oyuncularına 8 Kırmızı Kart) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep vs. Madrid &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 maç 7 galibiyet 3 beraberlik 1 yenilgi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep vs. Mourinho &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 maç, 5 galibiyet 4 beraberlik 2 yenilgi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taktik deha Mourinho son 8 resmi maçın 90 dakikası sonunda Guardiola'nın Barça'sını yenemedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça 1 Inter 0 &lt;br /&gt;Barça 5 Madrid 0 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 1 &lt;br /&gt;Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor. &lt;br /&gt;Madrid 0 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 1 Madrid 1 &lt;br /&gt;Madrid 2 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 3 Madrid 2 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da ilginç olan, aslında Mourinho'nun Pep'e karşı 11 resmi maçın 90 dakikası sonunda sadece 1 galibiyeti bulunması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Inter 0 Barça 0 &lt;br /&gt;Barça 2 Inter 0 &lt;br /&gt;Inter 3 Barça 1 -tek maç eleminasyon, ofsayt gol, Alves'in son dakika düşürülmesi, verilmeyen penaltı &lt;br /&gt;Barça 1 Inter 0 -Bojan'ın sayılmayan son dakika golü- &lt;br /&gt;Barça 5 Madrid 0 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 1 &lt;br /&gt;Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor. &lt;br /&gt;Madrid 0 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 1 Madrid 1 &lt;br /&gt;Madrid 2 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 3 Madrid 2 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho Barça'ya karşı kazanamıyor, sadece durdurabiliyor ve şansı yaver giderse, hakemler taviz verirse sonuç değişebiliyor, iki kere iki beş etmiyor parti talimat vermedikçe. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camp Nou tarafına bakalım bir de: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho, 8 maç 5 yenilgi 3 beraberlik Barça'ya karşı, hiç kazanamadı. Barcelona'dan korktuğu kadar Tanrı'dan korkmuyor. Çünkü onu da -daima yürekten bağlıyım dediği- Barcelona yarattı ancak o ihanet eden olmayı seçti. Muhtemelen bu kazanamama laneti bütün kariyeri boyunca sürecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola'nın Madrid'e karşı oyuncu ve teknik direktör olarak kendi sahasında bileği bükülmüyor, 15 maç 11 galibiyet 4 beraberlik, hiç kaybetmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-tfSA2nsEicw/TtwaIOzjyTI/AAAAAAAAGxE/YwqDQ6p-OBA/s1600/2011-11-16_ENTRENO_57.v1321471000.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-tfSA2nsEicw/TtwaIOzjyTI/AAAAAAAAGxE/YwqDQ6p-OBA/s400/2011-11-16_ENTRENO_57.v1321471000.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682445558550350130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taktik Tahtası:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010-2011 sezonu 24 maç 19 galibiyet 3 beraberlik 2 yenilgi atılan gol 65 yenilen gol 15&lt;br /&gt;2011-2012 sezonu 24 maç 17 galibiyet 6 beraberlik 1 yenilgi atılan gol 71 yenilen gol 15&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 maç sonunda geçtiğimiz sezon ligde 2 puan öndeyken (14. hafta 37-35) bu sezon bir maç fazlasıyla üç puan geride (14. hafta 37-32) Barça. 5 puan az toplarken rakibi Madrid aslında makina gibi gözükse de yalnızca 2 puanlık artış sağlamış. Mourinho'nun takımları ikinci sezon kusursuz işler tezi en azından skora yansıma açısından farklı değil, beklentilerin -o kadar yüksek ki- altında kaldığı için Barça, Real daha iyiymiş gibi bir izlenim doğuyor. Sahada oynanan ve adına futbol denilen kavrama da geleceğim birazdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El Clasico senaryo, İspanya Süper Kupası ilk maç (2-2) gibi olabilir, Madrid'in 4-0 kazanması gereken oyun, Villa&amp;Leo mucizesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maç Guardiola döneminde topa en az sahip olunan maç aynı zamanda, % 52 ile. Barça 207 maçta % 50'nin altına hiç düşmedi. Maçtan sonra takımın Amerika seyahati sebebiyle yorgunluğundan dem vuruldu, Messi'nin devre arası kustuğu söylendi, bir ara maç içinde yere yığılacak gibiydi. 3-2 biten maçta takım daha derli topluydu her ne kadar beklentilerin altında kalsa da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid'in önde dört hücum oyuncusuyla baskı yapan -kale atışı dahil- ve top kenarlara taşındığında takımı oraya yığan anlayışı sürecektir. Top sağ kenardayken Madrid merkez orta sahasının solundaki oyuncu da yardıma gidiyor o bölgeye, kendi alanını boş bırakma pahasına. Mourinho'nun Kral Kupası'ndaki Pepe hamlesinden sonra bulduğu yeni numarası bu, merkezde Barça'ya karşı eksik kalmamak ve baskıyla onları yıpratmak için. Barça topu hızlı çevirip oyun akışkanlığı yaratamazsa bu tercihe ceza kesemiyor. Yapılması gereken belki de ilk defa yerden ayağa kısa pas yönteminden bazı anlar feragat ederek ters, uzun top oynayıp diğer kanada daha hızlı bir geçiş yapmak, böylelikle Madrid savunması kaymalarda gecikecek ve boşluklar oluşacaktır. Burada da devreye Messi, Alexis, Cuenca gibi seri isimler girebilir. (Afellay'ın yaptığı gibi, 0-2'de) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci mesele, Barça'nın kazanmak zorunda olması. Mourinho'nun üç pas ile 5 saniyede golü bulan futbol anlayışı için bulunmaz nimet bu durum. Geride bekleyip kazandığı topları koşu yollarına doğru oynadığı sürece gol pozisyonuna girmesi kolaylaşacak Madrid ekibinin. Pep çareyi 0-2 biten maçta kazanmak zorunda gibi oynamayıp daha kontrollü ve rakibin üzerine gitmeyerek bulmuştu. (Ronaldo'nun isyanı akıllarda) Tehlike bölgesi dışında top çeviren Barça, Real'e çok fazla pozisyon imkanı da tanımamış ve sinir katsayısı yükselen ev sahibi takım hakem tarafından hak ettiği kartları görüp maçtan kopmuştu. (O maç 3-4 kırmızı kart daha olmalıydı, Marcelo, Adebayor, Alonso, Ramos, Carvalho, Arbeloa'nın kasti faulleri hala gözümün önünde) Pep bu iki şartı dengeleyebilecek mi, bu kısım önemli. Çünkü hem kazanmak zorunda hem de rakibin üzerine çok fazla gitmemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El Clasico öncesi iki bomba var Pep'in kucağında; Biri Cesc&amp;Alexis'in formundan dolayı oynatılması kaynaklı 3-4-3 zorunluluğu, diğeri açıkta Alexis dışı isim Cuenca/Pedro/Villa'dan hangisi? Pedro'yu Henry'ye tercih eden Pep geçmişe ihanet etmeyip #39 demeli. Pedro onu mahçup etmemiş ve derbilere damga vuran performanslar sergilemişti, bu sefer sıra genç Cuenca'da kanımca, farklılık yaratabilir ve Barça'nın altyapısına güvenme algısına yeni bir tuğla daha koyabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken gol. Messi'yle bulunabilecek bir şok gol, her zaman bu tür maçları bir anda tersine çevirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duran toplar. Madrid ile oynuyorsanız her zaman gol şansı yüzde % 30'un üzerinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penaltı + kırmızı kart. Haftalardır Real özellikle iç sahada kolay penaltı ve kart kazanıyor, çok dikkatli olmak gerek, istenecek son şey eksik kalmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, Cesc'i Xavi'nin geleceği olarak görüp sakatlık ve rotasyon gerektiği anlarda kullansa, 4-3-3'ten vazgeçmese ritm yakalanırdı. Fabregas'ın mevcut düzene oturtulma çabası ve Thiago'nun gereğinden fazla oynatılması (3-4-3 elbette) kaynaklı sorunlar puan farkının asıl sebebi ve biraz da kanat oyuncularının yaşadığı talihsiz sakatlıklar, form tutamama. Barça, bu sezon oynadığı 24 maçta hiçbir zaman aynı 11 ile sahaya çıkmadı. Puyol'un iyileşse de oynatılacağını sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valdes, Alves, Javier, Pique, Abidal, Sergio, Xavi, Iniesta, Fabregas, Messi ve Alexis onbiri bekliyorum. 4-3-3 ya da 3-4-3 olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Pique-------Javier----Abidal&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Iniesta--------&lt;br /&gt;---Messi-------------------Alexis----&lt;br /&gt;----------------Cesc-----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Pique------Javier-----Abidal----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Iniesta------&lt;br /&gt;----------------Fabregas-------------&lt;br /&gt;----Alves------------------Alexis----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten bu 11 ile her iki formasyon da geçişler içerecek. Valencia maçında olduğu gibi Alves ön alanda yer alacak ve arka, üçlü kalacak. Brezilyalı neredeyse sağ açık gibi olduğundan Messi de sağdan merkeze kayacak, Messi kaydığı için de sıkışmama adına Fabregas geriye geçecek, tamamen yer değiştirmelerle ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada Pep'in Madrid maçlarında hep kullandığı bir tercihi de hatırlamak gerekir. Ronaldo tehlikesine karşı Alves sürekli ön alanda oynamıyor, geride stoper-bek gibi kalıyor ve bu seçim hep başarılı oldu. Yani 3-4-3 alternatifi buradan zayıflıyor biraz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuenca/Pedro/Villa üçlüsünden biri sahaya çıkarsa Cesc'in kenara gelmesi gerekecek. Iniesta'nın kanada atılıp Cesc'in geriye çekilmesi de bir başka tercih, o zaman da Alexis diğer üç isimle rekabet edebilir forma için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci tercihin Bilbao maçıyla benzerlikler taşıdığını (hatta Valencia) ve zor anlar yaşatabileceğini belirtelim. En makul olan ilk tercihte ısrarcı olup Cesc'i kenara almak, Cuenca'yı sağda ve Messi'yi de sahte 9 olarak kullanmak aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'da en çok kaleyi bulan şut atan takımlar, maç başına: 1 Barcelona - 2 Real Madrid - 3 Man City - 4 Tottenham - 5 Bayern Münih&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu veri biraz da en iyinin hala kim olduğunu gösteriyor, her ne kadar Mourinho takımını daha verimli oynatsa da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 7 maç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/k-o-n-s-n-t-r-s-y-o-n-11-kupa-jose.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/k-o-n-s-n-t-r-s-y-o-n-11-kupa-jose.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/canlar-kimin-icin-calyor.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/canlar-kimin-icin-calyor.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/05/finaldeyiz-por-que-abi-iyi-kotu-ve.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/05/finaldeyiz-por-que-abi-iyi-kotu-ve.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/master-yoda-aka-p-e-p-tarihin-en-iyisi.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/master-yoda-aka-p-e-p-tarihin-en-iyisi.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/tesekkurler-cocuklar.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/tesekkurler-cocuklar.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/m-o-u-r-i-n-h-o-m-d-r-i-d.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/m-o-u-r-i-n-h-o-m-d-r-i-d.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/neo-el-clasico-barca-vs-madrid-mourinho.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/neo-el-clasico-barca-vs-madrid-mourinho.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/11/de-te-fabula-narratur-los-lunes-al-sol.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/11/de-te-fabula-narratur-los-lunes-al-sol.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/12/bir-devam-yazs-anlatlan-senin-hikayen.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/12/bir-devam-yazs-anlatlan-senin-hikayen.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho öncesi Pep'in Madrid maçları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/04/mutluluk.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/04/mutluluk.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Arada bir El Clasico eksik, Ibra'nın attığı, askerde olmamdan ötürü, elbette izledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2009/05/katalan-zaferi.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2009/05/katalan-zaferi.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2008/12/bir-kulpten-daha-tesi-ms-que-un-club.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2008/12/bir-kulpten-daha-tesi-ms-que-un-club.html&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;3 Aralık Levante 5-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sezonun Camp Nou klasiği 3-4-3 tercih ediliyor yine. Pep bu formasyonun 4-3-3'e göre topa daha çok sahip olma şansı sunduğunun bilincinde çünkü orta saha daha kalabalık. Üstelik bu seçim Xavi&amp;Iniesta'dan birini kesmeden Fabregas'ı sahaya sürme opsiyonu da sağlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Javier-----Puyol------Abidal----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Iniesta------&lt;br /&gt;----------------Fabregas-------------&lt;br /&gt;----Cuenca-----------------Alexis----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şeklinde yayılım. Pique cezalı, Rayo maçında El Clasico'da oynamak için kasıtlı sarı kart gördüğünden. Bu tavrı Mourinho'nun Ajax maçında alenen talimat verdiği okazyona benzetenler oldu. Jose, meseleyi Platini'ye kadar götürdü arsızca. Pique kart gördüğünde kenarda somurtan, kafasını sallayan Guardiola'yı, daha önce herhangi bir yalan söylememiş, art niyetli davranmamış, sahte işlere başvurmamış bir adam olan Pep'i unutmuşlardı bu yorumları yaparken. En güzel cevabı yine konuşmayarak ve Sergio'yu sarı kart görürse Madrid maçında olmaması riskini -biraz da Levante ciddiyeti- göze alarak verdi, çok şık bir karşılık idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ritüel bozulmadı, topla oynama arttı, Cesc en yüksek verimle ve gol yollarına en yakın şekilde sahadaydı. Xavi&amp;Iniesta 4-3-3'e göre nötralize olmadı, Cuenca performansını sürdürdü ve Pedro'yla olan tarz benzerliğine bir yenisini daha -bitiricilik kalitesi- ekledi. Gol sevincinde ilk olarak pası verene koşmak yerine tribünlere yönelen ve muhtemelen bunu bilinç dışı gerçekleştiren Alexis Barça'nın soyunma odası ruhuna tam anlamıyla ısınamadığını açık etti aslında. Ayrıca no look-pass girişimi de gereksizdi, Ronaldinho dönemi geride kaldı, bu takım işini çok daha büyük ciddiyetle yapıyor. Onun dışında bireysel olarak etkiliydi ancak Barça DNA taşımadığı için sistemi sekteye uğratmaya devam ediyor, bir şansı 3-4-3 tercihinin onun için daha uygulanabilir olması. Kimlik kısmına emsal verecek olursam bir pozisyonda köşe gönderi civarında kaleye doğru dönüp takımına serbest vuruş kazandırdı, Xavi'nin ortasında topu rakip karşıladı ve kontratak oldu. Burada Pedro ve cuenca her seferinde rakip savunmacıyı eksiltemiyorlarsa kendi kalelerine doğru dönüp bek oyuncusuna pas vermeyi seçerler ve bekler yanına yaklaşan Xavi&amp;Iniesta'dan birini görür ve atak ters kanada doğru veya ara pası olasılığı varsa ceza sahasına yönelir ve olgunlaşır. Oyunun durması, ölü top kazanmak Barça'nın istediği bir olgu değil! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuenca'nın attığı gole en çok sevinenin yerini ona kaptırmasına karşın Pedro olması ve maçın 85. dakikasında (5-0) Pep'in kendisine doğru gelen topu rakip savunmada az adamla yakalanmışken hemen başlatmak amacıyla oyuncularına aktarma çabası, aslında Barça'nın niçin başarılı olduğunu da açıklıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman Alexis'i en uca alıp Messi'yi sağ kenara çeken yapı, Leo'nun tipik sağdan aktığı gol çeşitlemesiyle sonlanıyor. Ancak bu tür gollerin maç bittikten sonra gelmesi ayrıca değerlendirilmeli. Elimde veri yok ama hafızam beni yanıltmıyorsa geçtiğimiz sezon Barça'nın rakip savunmaların kilidini kırdığı ilk golü ya Messi ya da Pedro kaydediyordu. Şu an bu oranda kesinlikle azalma var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alves kenarda bu arada, 3-4-3 zaten bek istemediğinden onu kapsamıyor. Puyol sakatlandıktan sonra onun yerine oyuna giriyor üçlü savunmanın sağında oynamak için. Hücumu kadar olmasa da üst düzey bir kesici olduğundan hiç sırıtmıyor ancak uzun vadede bu bölgenin oyuncusu olabilir mi, tartışılır. Keza Pep'in yeniden yarattığı ve dünya futboluna sunduğu başka bir isimle rekabet etmek zorunda, Javier Mascherano. En iyi savunma önü orta sahalardan biriydi ve şimdi şüphesiz en iyi savunmacılardan biri. Hızlı, seri, çabuk, hamleli, kesici, doğru yerde doğru karar verme, zamanlama, her türlü müdahalede yüksek başarı oranı gibi pek çok özelliği var. Puyol gibi kısa, 1.74 metre boyunda ancak bu kısalıkla savunmanın merkezinde oynayabileceği tek takım da Barça. İşini çok iyi yapıyor ve sürekli sakatlanmaya başlayan Puyol'un ikamesi için bir numaralı aday, transfer bakmaya gerek kalmayacak. Pique'nin de merkezde kalacağı düşünüldüğünde Alves'in rotasyon parçası olma olasılığı baş ağrıtabilir Toure'nin Sergio'yla dönüşümlü oynamam kararı ve City'ye gitmesi gibi. Aynı sorun Javier'de de yaşanabilirdi ve Pep onu savunmaya çekerek -biraz da Puyol'un yokluğunda- bir çözüm üretti ancak bu kez işi daha da zor olacak sezon sonunda ve eğer takım başarısız olursa dağılma da gerçekleşebilir, Villa'nın da ayrılması gündemde çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Kasım Rayo 4-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vallecano'da Barça tarihinin adı her duyulduğunda hüzünle hatırlanan oyuncularından biri var, Raul Tamudo. 9 Haziran 2007'de attığı o son golle Camp Nou'yu sessizliğe gömüp şampiyonluğa başkente altın tepsiyle sunmuştu. Yedekler arasındaydı ama ekrana ilk onu getirdi reji, hala popülerdi Katalunya'da. Rijkaard'ın takımının üç sene üst üste şampiyon olmasını engellemesi, bir nevi tarihin en iyi takımını kurgulayan Pep'in önünü açtığı da söylenenebilir. Oyuna girdikten sonra topun ayağına değdiği her saniye ıslıklandı, alışkın olunmayan bir durum ama bu ülke düşmanını belirlediği zaman yakasını da bırakmıyor çünkü geçmiş onları böyle büyütmüş, Franco figürüyle.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım 4-3-3'le sahada;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Pique------Javier-----Abidal&lt;br /&gt;----------------Keita----------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Iniesta--------&lt;br /&gt;---Alexis-------------------Villa----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Getafe yenilgisi ve altı puan geriye düşülmesi sonrası ayaklar yere basıyor. Pep onu başarıya taşıyan klasik 4-3-3'ü tercih ediyor. Teorik kusursuzluk oranı artık Javier'i de sayarsak 9/11 yani eksik olan iki parça Keita&amp;Sergio ve Alexis&amp;Pedro şeklinde gözüküyor. Xavi (pas dağıtım organizasyonu) Iniesta (oyuna akışkanlık getirme, topla ilerleme, Leo köprüsü) Messi (bir şekilde gol) üçgeni doğru pozisyonlarıyla bir arada. Ayakların yere basma meselesi ana/yardımcı plan ile ilgili. Pep bu sezon çok defa Cesc&amp;Thiago'ya fazladan şans verdi ve onları sistem içerisinde kullanmak yerine 3-4-3 üzerinden bir orta saha oyuncusunu daha sahada tutmak istedi. Ve elbette takımın ritmini bozdu bu tercih. Xavi'nin kariyeri sona erene kadar Cesc'in kenardan gelmesi ve Thiago'nun sakatlık, cezalı ve rotasyon yapılabilecek maçlarda denenmesi daha akılcıydı ve takımın birbirine kusursuz parçalar halinde uyumlu oynayan yapısına da çomak sokmamak demekti. Cesc transferinin olumlu tarafı Xavi'nin en iyi alternatifi olmasıyla, olumsuz tarafı da çok iyi olduğundan ötürü bir an evvel takımda ona yer açılmasıydı ve düzen dışına çıkıldı. (United maçındaki mükemmel oyunu hatırlayın)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ritmini kaybeden bir takımın yeniden akışkanlık kazanması zaman alan bir durum, her ne kadar bu oyuncular yıllardır birlikte oynasa da. Burada zaten ideal olana en yakın noktadan bahsediyoruz, iyi/kötü futbol değil konumuz, o yüzden bu denli derin inceliyorum hususu. (Barça'nın Madrid dışında her takımdan daha iyi oynadığını söyleyebilirsiniz Rayo karşısında) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alves çok ileride kalarak başlıyor maça, güne özel bir tercih ve üçlü savunma değil çünkü orta saha yerleşimi ve diamond içermeyen yapı bunu net ortaya koyuyor. Keza Alves'in solda bir eşleniği yok, Abidal üçlünün solu olsa. Barça ön alanda 4 oyuncuyla 4 savunmacıya baskıdan etkileniyor ve oyuna başlarken pas hatası yapıp top kazanmak için fazla efor sarf ediyor. Pep, Valdes'in kale atışlarında ön alanda adam adama oynayan rakip baskısına hala -2011 Ocak, Kral Kupası, Betis maçı- çözüm üretemedi ve sürekli bu şekilde top kaybı yapıyor takım, hücum zamanından gidiyor bu süre. Barça'nın kale atışlarında ve top Valdes'e gelince baskı yemesinin bir sebebi de Keita'nın Sergio'dan daha az cesur olması ve bunun bilincinde olan Valdes'in ona pas vermeyi göze almaması, riske girmemesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rayo dersini çok iyi çalışmış. Kale atışları dışında da baskı var ve savunma kurguları üçlü. Böylelikle ortada bir oyuncu fazla bulunduruyor ve rakibe yakın oluyorlar, müdahale şansları artıyor. Yani Barça'yı durdurmak için ceza sahasına otobüs park etmeye gerek duymuyorlar ki onlar için gerçekten takdir edilesi bir durum. Skor yanıltıcı maç sonunda ama Rayo nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynuyor ilk 30 dakika. Gücü yetmiyor sadece, taktiksel açıdan doğru olsa da. Barça'nın bu sekansta pozisyonu yok, Messi durgun. Ancak golden sonra açılıyorlar ve Pep, Messi sağ, Alexis sol, Villa merkez tercihinde bulunuyor. Genel açıdan doğruluk önermeyen bu tercih, rakibin sağ bölgeye daha çok önlem almasından ötürü Alexis'e pozisyon olanağı tanıyor ve goller geliyor, maç kopuyor. Elbette bu anlattıklarımı açıklayan bir veri var, maçtan sonra dökülüyor. Barça bu sezonki en düşük pas yüzdesiyle oynamış %81 (ort. 89,6) ile ve Pep maç sonu rakibi öven açıklamalar yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Kasım Getafe 1-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Pique-------Abidal---Maxwell&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Thiago---------&lt;br /&gt;---Messi-------------------Alexis----&lt;br /&gt;----------------Villa----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik kusursuzluk oranı 5/11 sadece ve elbette gol bulmak zorlaşıyor. Messi sağ kenardan merkeze kayınca Alves sağ kenar gibi oynayacak, böylelikle merkezde oyuncu fazlalılığı sağlanacak, Pep'in zihninde oluşan düşünce bu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedekler arasında Pedro ve birkaç maç forma şansı bulup gayet iyi oynayan Cuenca var ama 30 milyon Euro verilen bir oyuncuyu oynatmamak olmaz. Küsebilir ve onu kazanmak gerekiyor bu kadar para harcandığına göre, Alexis sahada. 3 puan kaybının sebeplerinden biri bu tercih elbette. (Camp Nou'da onun 3 golüyle gelen 6 puanın bir önemi kalmıyor işte, oyuncu ritm buldu ama en kritik yerde puan farkı açıldı belki de 4 sene üst üste şampiyonluk gidecek bu rotasyonlar yüzünden)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'da işlerin iyi gitmiyor Ağustos başından beri ve ben bunu söyleyince abartıyorsun gibi eleştiriler alıyorum. Denklemin dışına çıkılan, yenilikler denenen, kötü oynanan maçlar olur ama Ağustos'tan bugüne olan düşüşü de görmezden gelemeyiz. İç sahada gol rekorları kurmak, sezona iki kupayla başlamak tabelada her şeyi güzel gösterebilir ancak gelecek derinliklerde, farklı nüanslarda şekilleniyor ve bunu her maç seyreden göremiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça oyuncuları krizin o kadar farkında ki, uzun zaman sonra ilk kez son dakikalarda -Xavi de katıldı- panikleyip doldur-boşalt yaptılar. Oyuncular geçen seneki gibi oynamadıklarını biliyorlar ve bu da maç sonunda gerilim, doğru karar verememe olarak zihne yansıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç sonlarında Sergio'nun klasik abartmasının ardından yere yatmasıyla topu dışarı atayım derken rakibe veren oyuncular hakem atışıyla başlayan oyunda, tribünler ıslıklayınca acaba top onlarda mıydı diye düşünüp aralarında tartıştılar, Barça'nın farkı biraz da burada!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Getafe gibi takımların Barça'ya karşı böyle kapanması, sürekli fauller ile oyunu durdurması ve duran top üzerinden gol bulması son derece doğal. Onların bütçesi, potansiyeli bu kadar. Sorun 400 m Euro'luk Madrid gibi takımların (fark yaratması beklenen Bielsa'nın Bilbao'da) bunu tercih etmesi ve yalnızca o maç için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jose'nin Barça maçları dışında, topa az sahip olup hızlı/dikine geçiş hücumununu her daim övmeliyiz, sorun bu değil, hiç olmadı. "Transition game" tarzının Almanya çıkışlı teknik analizini defalarca irdeledim, Mourinho'nun bunu nasıl başarıyla uyarladığını, Özil&amp;Nuri tercihlerinin bu eksende rasyonel olduğunu. Bu meseleye tamamen tercümanın karakterinden de bağımsız olarak bakıyorum. Rakip antrenörün gözüne parmağını sokan, saygısı olmayan, küstah, rakip oyuncuya çaktırmadan tekme atabilen, rakip kulübenin önüne gelip gol sevincini kasıtlı olarak abartan, zehir zemberek ve bazen de yalanlar söyleyerek açıklamalar yapan, yenilgiyi asla hazmedemeyen, yeri geldiğinde rakibini tebrik etmeyen, el sıkmayan, akıl oyunlarına başvurmadan maçlara çıkamayan, rakibe kokuyorsun gibi bir işaret yapan, sahanın ortasına hazırladığı bir şablonla dalan, fikstüre müdahale edilmesini isteyen, ödül törenlerinde kendi oyuncuları dışında kimseye sarılmayan, rakibi tahrik etme uğruna taraftarların en sevmediği adamı kulübeye getirip maç içerisinde antrenör gibi oradan çıkmasını isteyen, kenara gelen rakip oyunculara sürekli bir şeyler söyleyen, yanına çeken hatta rakip antrenörle oyuncusunun arasına bile girmeye tenezzül eden karakterini hesaba katmıyorum bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid'in Barça karşısındaki oyununun stratejik hamle gösterilmesi, bizim ülke futboluna kötü emsal yaratıyor. Savunma futboluna karşı değilim, Jose'nin Barça'ya karşı sergilediği art niyetli, sert fauller olan oyuna karşıyım. ŞL rekoru 31 faul ve o kadar çok kasti hareket oldu ki, hangi birini sayayım. Marcelo'nun ceza sahasında Pedro'nun bacağına basmasından tutunca en az 10-12 pozisyon. Sertliğin, art niyetin, kastın savunma futbolu enstrümanları adı altında meşrulaştırılması doğru değil ve zararlı. Denk takımlar, adı üstünde, bütçeleri yakın. Kendi oyunlarını sergilediklerinde kimin kazandığını görmek olmalı amaç, yarışma bunun için var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı senaryo: Fener topu bize versin ve Kadıköy'de kontratak kovalasın, biz iyi oynadık diyelim, onlar kazansın. Adil değil! 7 kere geldiler 6 gol oldu argümanı, Karabük maçında 22 faul yapıp oyunu sürekli durdurmaları, biz bunlardan yakınırken, Madrid gibi bir yıldızlar topluluğunu Barça'yı alt etmek için böyle oynamak -sert, art niyetli, kasti- zorunda dersek kendimizle de çelişmiş oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu meşhur savunma futbolu tezini -ki bence de öyle ama bazı noktaları çarpıtılıyor- biraz play by play inceleyelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toure'nin stoper, Milito'nun sol bek oynadığını, Iniesta'nın olmadığını ve en uçta Ibrahimovic'in yer aldığını hatırlatarak başlayayım. Yani savunmanın zirvesi aslında rakibin eksikliklerinden yararlanan bir geçici tez idi, ki 6 ay sonra gelen -ideal parçalarla- 5-0 bunu net bir şekilde gösterdi Jose'ye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 1:29 top auta çıkıyor ve kaleci Julio Cesar kale atışını 25 saniyede kullanıyor. (Bir kere vurmak için koşup vazgeçiyor ikincisinde pas veriyor) Daha maçın başı, biz eğer bunu meşrulaştıracaksak Sivasspor'u, Konyaspor'u ülke futbolunu geriye götürüyorlar diye eleştiremeyiz çünkü onlar da ancak böyle puan alabiliyor. Burada bir yanlışlık var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 10, Lucio ceza sahasında Ibra'nın formasını yırtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 11:00 Günlerce, haklı olarak Sergio'nun yaptığı sahtekarlığı konuşanlar, panoya hafifçe omzunu çarpıp bir süre sonra ayağa kalkan ve sahaya giren Maicon'un oyun başladıktan sonra kendini tekrar sahanın ortasına bırakmasına seslerini çıkarmıyorlar. (Dışarıda yatsa takımını eksik bırakacak) Oyunun durma sekansı tam 1 dakika 41 saniye sürüyor. Çalıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergio'nun olayında oyun tam 2 dakika duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 33:51 Ibra, Cambiasso'ya faul yapıyor. Atışı yarı sahadaki tüm atışlarda olduğu gibi -bunun da amacı zaman geçirmek- Julio Cesar kullanıyor ve 50 saniye sürüyor bu sekans, sarı kart dahil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 36:57 Keita ceza sahasında yerde, Maicon'un eli onun sırtında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 40:34 Bir hava topu mücadelesi, Messi vuruyor topa, rakibe temas yok, Chivu kendini yere bırakıp faulü alıyor. 35 saniye sürüyor atışın kullanılması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 dakika uzatma oynanıyor. Ne koparırsam kar belki hakem dikkate almaz diyen makyavelist Mourinho'nun planı tutuyor ve bunun adı savunma stratejisi oluyor! Eklenmesi gereken kayıp zaman en az 6 dakika...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarının hemen başında kazanılan serbest atışta, nereden kullanacağız klişesiyle geçirilen zaman var. Hakeme sormalar, topu 5 metre öne alıp sonra geri çekmeler, geri çekince burası mıydı diye teyit almalar, teyit aldıktan sonra topun başına geçen oyuncuyu değiştirmeler, inanılmaz! Ve bu övgüye mazhar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 49:20 Maicon yine işbaşında. Aktörlüğün kitabını yazıp kendini yere bırakıyor. Hakkında en ufak bir eleştiri okumadınız bugüne kadar çünkü Barça formasıyla sahada değildi o gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 52:21 Bu kez Lucio yerde, temas yok Keita'dan. Oyun duruyor, hava atışı, Barça topu veriyor, 35 saniye daha gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 59:01 Cambiasso havaya yükseldikleri anda Pedro'yu itiyor ceza sahasında, net bir penaltı! Jose gibi düşününler "vermeyebilir hakem, biz faulümüzü yapalım, adını da savunma sanatı koyarız" diyebilirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 61:23 Messi ceza sahasında yerde, pozisyon temiz, Chivu sakatlık geçiriyor. Tam 2 dakika 30 saniye daha çünkü oyuncunun tedavisi saha içinde yapılıyor ve alanını ihlal edip oyuncu değişikliği noktasına kadar gelen Mourinho'yu uyarmaya gidiyor hakem. (İki oyuncu değişikliği + Inter oyuncularının top bizdeydi bize verin kısmı da var bunun içinde)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 65:32 Eto'o faul alıyor, oyuncu değişikliği o esnada. Bir 50 saniye daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 67:58 Lucio sanırım, top taca çıkmış, top toplayıcı çocuk çıkan yere yenisini koyuyor, taç atmaya giden oyuncu bunu gördüğü halde diğer topu almaya gidiyor gibi yapıyor ve koyulan topun önünden geçiyor, ıslıklar yükselince geri dönüyor. 5 saniyelik bir şey ama sinir bozucu, niyetin ne olduğunun görülmesi açısından önemli. Boşlukları kapatan koşular, parselleme üzerine kurulu savunmanın bir parçası değil bunlar, ayrıca değerlendirilmeli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 69:36 Lucio ceza sahasında bir hava topu karşılayıp Keita'ya çarpıyor ve hakem faul veriyor. 45 saniye daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 77:54 Muntari topu kafasıyla karşılayıp, canı acıdığından olsa gerek kendini yere bırakıyor, komik!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 78:30 Messi'nin Muntari'ye faul yaptığı zannedilip faul çalınıyor. Topun gerisinde 12 metre gerilen -Hami Mandıralı edasıyla- Lucio var. Barça ceza sahası önü değil bu arada Inter ceza sahası önünden bahsediyorum, büyük savunma futbolu 101 ve Jose Mourinho!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 79:15 Bojan ofsayta yakalanıyor. Atışı yapmak üzere topun başına gelen isim gene Lucio. Bu kez daha da abartıyor, yaklaşık 15-16 metre geriliyor. Ekrana gelen Pique gülerek daha da git işareti yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 84:48 Cambiasso kendini yere bırakıyor, Messi'nin teması yok. 45 saniye daha yok oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 91:03 Bojan'ın sayılmayan golü, Toure'nin eline çarpmıyor top.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakika 92:47 Aralarında Figo'nun da olduğu Inter kulübesi sahaya ikinci bir top atıyor oyun dursun diye, pek çoğunuzun gözünden kaçmıştır, bu da savunmanın parçası!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzatma 4 dakika. En az 6 olması gerekiyor yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani toplamda maçtan çalınan süre en az 12 yaklaşık olarak da saymadıklarımla birlikte 17-18 dakika, siz eğer buna isyan etmiyor ve bundan övgüyle bahsediyorsanız futbolu değil Mourinho gibi ne şekilde olursa olsun kazanmayı seviyorsunuz demektir! Bu adam başarma yolunda gözleri de kör ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Inter'in 5-4 dizilimli boşlukları kapatan, sürekli koşular yapan oyun anlayışının başarısını elbette konuşacağız ama bu hırsızlığı atlamadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın kaydını bulun ve bir kere daha izleyin, belirttiğim dakikaları inceleyin, daha iyi anlayacaksınız. Özellikle ITVSport'un İngiliz anlatıcılarına denk gelirseniz onların yorumlarını da dinleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep intihar etti, Mourinho 6 puan farkla lider ve El Clasico'yu kazandığı an şampiyonluğunu ilan edecek. Bir devir sona eriyor. 2003'te Ronaldinho'yla başlayan devrim son zamanlarında. Barça'yı bu süreçte -popüler- destekleyenler Madrid'e doğru yol alabilir artık. 1999-2003 arasında Barça'nın hüsran, Madrid'in Los Galacticos günlerini tecrübe etmeyenler, şu an kaybedilenin ne olduğunu bilemezler. Barça'yı 90'lardan bu yana -Rivaldo'yla hatta öncesiyle- sevenleri sıkıntılı bir dönem bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu takım 3 yılda 12 kupa kazandı. 2 ŞL ve 3 lig var içinde, bir ŞL de kılpayı kaçtı. Erişilen son noktaydı skor ve oyun yönünden. Nüanslardan bahsediyorum aslında yoksa ortada hala iyi bir yapılanma ve jenerasyon var ama ikincileri hiçbir zaman tarih yazmaz. Barça, yapılanma takımı, altyapı tabanlı. O yüzden dönemsel başarı yakalar, emek tandanslı. Bu sene kaybedilirse duraklama devrine girilecek belli ki. Bu tür kusursuzluğa yakın takımların kaderi sezon başında çizilir, plan program işi bir anlamda. Buradan dönüş olmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho makyavelist. 3 seneden fazla takım başında kalamaması zaaf, sistem kuramıyor, reaktif ama tarzında en iyisi. Hiçbir takımı dört sene çalıştırmadı. Bu sezon başarılı olursa bunu Madrid'de deneyecektir, başka bir hedef çizme olasılığı yok çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Kasım AC Milan 2-3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-rVNEQbb7j2w/TtwaHhivZLI/AAAAAAAAGwk/vRaqSuzCn1c/s1600/milan-barca1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 298px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-rVNEQbb7j2w/TtwaHhivZLI/AAAAAAAAGwk/vRaqSuzCn1c/s400/milan-barca1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682445546400212146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ilginç ve fantezi tercihler var yine Pep'ten. Üstelik takım deplasmanda zor rakipleri yenemiyor gibi bir algı yaratılmışken bunun kırılması da şart. Geri üçlü Puyol Javier Abi, ön kesici Sergio, merkez orta ikili Xavi&amp;Keita, önde Thiago, sağ kenar Messi, sol kenar Villa ve sahte 9 Cesc. Messi maça sağ kenarda başlayıp 15. dakikadan sonra merkeze kayıyor ve onun bölgesini Thiago dolduruyor. Pep'in zihninde sahaya elde bulunan en iyi oyuncularla çıkmak var ve kanatlarda oynayanların sakatlıkları yüzünden Fabregas'ı en uçta, Messi'yi sağda görüyoruz. Ancak bu mantığın pek de doğru olduğunu söylenemez. 3 orta saha oyuncusu sakat olan takımın, forvetleri daha kaliteli oyuncular diye kötü 3 orta saha yerine 3 forvet sürmesi ne kadar anlaşılmazsa bu da o kadar saçmalık içeriyor! Alves'in yokluğunda üçlü savunma akılcı ancak deplasmanda -içerde denenmeli- bir kez daha iki golle cezasının kesilmiş olması da gayet normal. İlk golde üç savunmacı dört Milan hücumcusunu paylaşamıyor, bunda Seedorf'un zekası ve kendini boşluğa doğru çekmesi de etken, bir ters top, kaymada geciken üçlü Barça savunması, Seedorf'tan Ibra'ya ve gol. İşte zaaf!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thiago'nun ısrarla oynatılması oyuncuya zarar veriyor artık, sorumluluk çok ani biçimde arttıkça altında kalıyor genç isim. Iniesta'yı andıran -kolay adam eksiltme, dikine topla ilerleme- özelliklerinde gerileme var. Thiago'dan Xavi olmasını beklemek yersiz, Xavi rolü, oyun görüşü ve pasör olmakla ilgili, adam eksilttiğini görmezsiniz ama çok iyi top saklar, dağıtır, araya bırakır. Thiago bunlara haiz değil. Pas, Barça oyun felsefesinin aort damarı olduğundan öyle gözükmesi olağan. Pasları verirken ayağını çektirmesi ve artistik bir tavra girmesi de Barça'nın mevcut haline yakışmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat çekici detaylardan biri Sergio'nun üçlünün önünde başlayıp maç ilerledikçe Javier'in yanına, yani geriye doğru kayması ve savunmayı dörtlemesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-gLK2DT3ftY4/TtwaHt9IezI/AAAAAAAAGwc/M0ivh6FwZNQ/s1600/milan-barca2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 108px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-gLK2DT3ftY4/TtwaHt9IezI/AAAAAAAAGwc/M0ivh6FwZNQ/s400/milan-barca2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682445549732133682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça kazandı ama geçen sezon oynadığı gibi makina düzeninde değildi. Milan'ı San Siro'da yenmek elbette bir mesaj rakiplere ve ŞL'ne ancak yetersiz.  27 maç üst üste kaybetmedi Barça 30 Nisan 2011'den (2-1 Sociedad) bu yana. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Johan Cruyff “Pep mutlu olduğu sürece devam edecek ve bir gün ayrılması gerekirse yerine geçecek kişiyi de bulacak. Kim olduğunu söylemem ama bildiğim bir şey varsa o kişi Mourinho olmayacaktır" dedi bu maçtan birkaç gün sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Puyol "AC Milan'a her zaman hayranlık duydum. İkinci takımım" şeklinde bir açıklama yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Kasım Zaragoza 4-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Pique-------Puyol----Maxwell&lt;br /&gt;----------------Keita----------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Fabregas-------&lt;br /&gt;---Cuenca------------------Alexis----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça hala -geçen sezonki- makine düzeninde değil. Klasik 4-3-3 ve kaçırılan bir sürü pozisyon ve dört gol olsa da, oyun akışkanlığı yoktu yine. Xavi artık belini 2009'daki (Madrid, 2-6) gibi çeviremiyor ve o esnada kaybedilen bir saniye, Barça oyun akışkanlığını etkiliyor. Ritm bulma sorunu; teorik kusursuzluk denklemi 6/11, topla oynama % 67, bunları doğuran da kenarda Alexis, merkezde Cesc eklemleriydi. Zaragoza maçının en çok top kaybeden -ezen- oyuncusu muhtemelen Alexis idi, bu da topla oynama oranında azalma olarak geri döndü. Cesc merkezde Iniesta etkisi sağlamıyor, Xavi'nin yanında, çünkü o da daha çok pasör, o bölgede adam eksilten oyuncu şart, üçüncü bölgeye bağlantı ve ani boşluklar bulmak için. Cuenca yine çok başarılı bir maç çıkardı, estetik yönünü de gösterdi. Tek top, sıfır ego, verkaç, içeri kat, rakibe baskı, Barça DNA işte. Cuenca sergilediği bu performansla, yaklaşık 30 milyon Euro'ya transfer edilen Alexis'ten daha ciddi katkı verdi takıma, La Masia farkı. Bu arada sezona çok kötü başlayan Barça B çabuk toparlandı, son altı haftada yenilgi yüzü görmedi İspanya 2. Ligi'nde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Kasım L'Hospitalet 0-1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtan iki gün sonra futbol oynamadan antrenör olanları öven ve Jose Mourinho en iyi olabilir diyen Guardiola "Kazanıyorsam sebebi yüksek bir bütçeye ve harika bir takıma sahip olduğum için. 4 milyon Euro bütçem olsaydı veya bu harika insanlar olmasaydı, kazanamazdım" açıklamalarıyla gönüllere bir kere daha girdi. Barça'ya yakıştığını gösterdi. Pep "Biz Barça'yı en güzel futbolu oynayarak ve davranarak, en iyi şekilde emsil etmek istiyoruz" söylemiyle de kulübün felsefesini bir kez daha gözler önüne serdi. Barça'nın bu deplasmanda bile -Camp Nou'ya çok yakın sanırım- zorlanması yine soru işaretleri doğurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Kasım A. Bilbao 2-2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marcelo Bielsa maçtan önce "Guardiola'nın hücum ve savunma konsepti radikal ve modern futbolda bir devrim" gibi övgü dolu sözler sarf etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Javier-------Pique----Abidal&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Iniesta--------&lt;br /&gt;---Messi------------------Adriano----&lt;br /&gt;----------------Cesc-----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik kusursuzluk oranı 6/11, yine düşük. Zemin çok ağır, yağmur aralıksız, top şiddetini ayarlamak zorlaşıyor. Gol yine sağdan ve Javier'in hatasında. (Valencia) Adriano'nun maç başında yakaladığı pozisyon klasik Pedro tarzıydı ve o olsaydı, bitiricilik çok iyi olduğundan maç 0-1 başlardı. Fabregas'ın topu altı pasa aktardığı -boş kale- pozisyon, olmayan Pedro&amp;Villa ve sağ kenara hapsolan Messi'den dolayı gol olmadı. Alexis, Afellay sakatlıkları, Pedro ve Villa'nın formsuzlukları artı dönem dönem sakatlıkları rotasyonu çok daralttı ayrıca ve Cuenca doğdu zaten buradan. Beraberlik golü, Barça felsefesiyle uzaktan yakından ilgili değil. Pep'in belki de ilk kez 3-4-3'e bu kadar ihtiyacı vardı ve kullan(a)madı. Topla oynamanın % 61'e kadar düşmesi bütün sıkıntıları anlatıyor. Bu zemin ve hava şartlarında daha iyisini beklemeli miyiz, şüpheliyim. Bilbao sürekli faullerle oyunu yavaşlattı. Basklılar her hamlede topla karışık ayağa vurma geleneğini sürdürüyor, Bielsa da engel olamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-FXRY5q2EeH8/Ttwafupn5TI/AAAAAAAAGx8/30omnwy4SfE/s1600/2011-11-06_PARTIDO_16.v1320616254.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-FXRY5q2EeH8/Ttwafupn5TI/AAAAAAAAGx8/30omnwy4SfE/s400/2011-11-06_PARTIDO_16.v1320616254.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682445962235602226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarı ortaları Cesc Xavi'nin yerine, Alexis sağ kenar, Messi sahte 9 şu an. Leo'nun San Mames'te golü olmaması ve 13 golü Camp Nou'da atması, işaret aslında. Bu tip absürd bir hatayla köşe vuruşuna dönüşen toplar gol olması genellemesi yine doğrulanıyor. Bilbao o kadar çok faul yapıyor ki, bu şekilde maç kazanılmamalı derken Futbol Tanrıları, yine adaleti sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilbao maç boyunca 25 faul ile oynuyor, bu bir taktik ve Bielsa'ya hiç olmayacak bir elbise. Birkaç veri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;La Liga'da en az faul yapanlar: Barcelona 115 - Villarreal 125 - Malaga 128 - R Sociedad 131 - Sevilla 139&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010-2011 sezonunda ŞL faul ortalaması 14 civarı. En yüksek 18,1 ile Shakhtar ve en düşük 10 ile Rangers. Barça da sondan birinci 10,77 ile. Maç başına 14,42 -bu maç dahil- fouls committed ile oynayan Real Madrid, 1-1 biten Barça maçında 31 fouls committed ile ŞL rekoru kırmıştı. 400 milyon Euro'ya kurulan bir takım için utanç verici!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin en güzel yanı Bielsa -özel yeri var Pep'in kariyerinde- ve Guardiola'nın maç sonu birbirlerini içtenlikle tebrik etmesiydi. Birisinden, özel olsun ya da olmasın -Jose'yi kast ediyorum, ima yersiz- bu tür davranışları göremiyoruz maç sonrası. Bielsa maçı kazansaydık adil olmazdı dedi maç bitimi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-4-3 denenmeliydi kenar oyuncuları eksik iken. Cesc merkez, Messi kenar hamleleri çılgıncaydı. Barça'nın deplasmanda zorlanma, puan kaybetme sorunsalı sürüyor. Leo'nun ilk golünü atması da bununla paralel. İşler hala iyi değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in Barça'sı, La Liga'da ilk kez Madrid'in üç puan gerisine düştü. Daha önce 2008-2009 sezonu 2. haftasında 2 puan fark oluşmuştu. Pep'in Barça'sı 20. hafta sonunda; 2008-2009'da 12 puan, 2009-2010'da 5 puan, 2010-2011'de 4 puan fark yapmıştı Madrid'e. Pep'in Barça'sı 2008-2009'da 30 hafta, 2009-2010'da 28 hafta, 2010-2011'da 26 hafta, 2011-2012'da 2 hafta lider oldu. 86/126 gibi bir oran var, kesinlikle hanedanlık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Hu3CWL7yyUQ/TtwaI8oscFI/AAAAAAAAGxM/qa4yzHKPE2I/s1600/2011-11-06_PARTIDO_06.v1320615953.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Hu3CWL7yyUQ/TtwaI8oscFI/AAAAAAAAGxM/qa4yzHKPE2I/s400/2011-11-06_PARTIDO_06.v1320615953.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682445570852810834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım V. Plzen 0-4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;877 dakikayla Victor Valdes, Barça tarihinde en uzun süre gol yemeyen kalecisi oldu. Eski rekor Pepe Reina'nın babası Miguel'e aitti, gelenek! Düz hesap oldu: Pep Guardiola 2008-11 @ Barça - 200 maç 500 gol (2,5 ort.) | Bu evrede Leo Messi - 176 maç 160 gol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ekim Mallorca 5-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Alves------Javier-----Abidal----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Thiago---------Keita--------&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;----Cuenca-----------------Adriano---&lt;br /&gt;----------------Villa----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;46. dakikada Abidal &amp; Pique değişikliği sonrası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Javier-------Pique---Adriano&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Thiago---------Keita--------&lt;br /&gt;---Cuenca------------------Villa-----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça klasik formatının -merkezden hücum- dışında oynasa da Adriano -bence onun için en iyi yer sol açık- ve Cuenca ile çok etkili oldu. Alves de üçlünün sağ parçası gibi davranırken çok fazla öne çıkıp Cuenca'yı çizgiye itiyor ve Messi'yle pas diyaloguna giriyor. Keita sürpriz goller aradı tahmin ettiğim gibi. Üç gol de tabir-i caizse Barça tarzı değil, kenarlardan ortalarla geldi. Barça'nın bu kadrosu, top kazanmaya çok uygun; Alves, Javier, Abidal, Sergio, Thiago, Keita hamleli oyuncular. Guardiola geleceği buradan şekillendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru tespit yine. Bojan, Sergio, Pedro, Nolito, Thiago, şimdi de Cuenca. Mesele yetenek değil, Barça DNA içeren oyuncu yetiştiren La Masia. Cuenca o kadar etkileyici oynuyor ki! Tek pas, doğru yerde topu ayağından çıkarma, topsuz koşular, içeri kat etme, al ver, kusursuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce birkaç kez 90 dakika izleme şansı bulduğum Deulofeu -yaş 17- ise hayal kırıklığı yarattı ilk maçında. Beklentileri düşürmeliyiz. Deulofeu'nun en olumsuz özelliği duruş olarak "ben yıldızım" havası takınıp yalandan pres yapması ve rakip savunmayı rahatsız etmemesiydi. Messi uzatmada hala baskı yapmayı sürdürürken, Gerard 17 yaşın verdiği heyecanı taşımıyordu. İkili mücadelelerin de tamamını kaybetti. Cuenca karakter ve oyun yapısı olarak Pedro'ya benzerken, Deulofeu ise Thiago'yu andırıyor, daha havalı ve beklenti çok yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim Kimdir? / Bianet alıntı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-4du8B4n-J9E/TtweW2j8OlI/AAAAAAAAGyI/iJ9C6cIZg0g/s1600/300-213.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-4du8B4n-J9E/TtweW2j8OlI/AAAAAAAAGyI/iJ9C6cIZg0g/s400/300-213.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682450207786941010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Josep Sunyol i Garriga (21 Temmuz 1898 -  6 Ağustos 1936) Katalan avukat, politikacı ve FC Barcelona'nın efsanevi başkanı. 1928'de kulübün teknik direktörü oldu. Sosyalist gazete La Ramba'yı 1930'da kurdu. Bir yıl sonra Katalan Cumhuriyetçi Sol Parti'den İspanya'nın yasama organı Cortes'e seçildi. 1935'te kulübün başkanlık seçimini kazandı. 6 Ağustos 1936'da İspanya İç Savaşı'nın ilk günlerinde, Franco'nun askerleri tarafından tutuklandı ve mahkemeye çıkarılmadan idamedildi. Bedeni ailesine teslim edilmedi. Mezarı ancak 1990'ların ilk yıllarında "Els Amics de Josep Sunyol" (Josep Sunyol'un Arkadaşları) adlı bir grubun kampanyası sonrası kazılabildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1936'da İspanya İç Savaşı, Real Madrid ve FC Barcelona arasındaki rekabet, Francocular ile Cumhuriyet yanlıları arasındaki mücadeleyi simgeler olmuştu. Simon Kuper'in dediği gibi "Futbol asla sadece futbol değildi" artık. Barcelona'da filizlenen solcu Halk Cephesi, Rivera diktatörlüğünü devirip cumhuriyeti ve başta Katalonya olmak üzere İspanya'yı oluşturan tüm bölgelerin otonomisini ilan ettiklerinde, Kastilya'daki muhafazakar geleneklerin hepsi sağcı general Franco'nun etrafında toplandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyetçiler, Franco zulmüne karşı dünyanın dört bir yanından aralarına katılan gönüllüler ile beraber mücadele ederken FC Barcelona'yı "İspanya Cumhuriyeti'nin elçisi" sıfatıyla Meksika ve Amerika'ya gönderirler. Takımın başında İrlandalı bir cumhuriyetçi olan teknik direktör Patrick O'Connell vardır. 1925 yılında bir maçtan önce Barcelona taraftarları Kralcı İspanya marşını yuhaladığında başkan olan Gampar, Rivera diktatörlüğü tarafından "İspanya'nın düşmanı dış mihrak" ilan edilerek sınır dışı edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manuel Vázquez Montalbán (27 Temmuz 1939 - 18 Ekim 2003). Yazar, şair, gastronom, gazeteci, filozof ve en önemlisi FC Barcelona maçlarını iki eli kanda olsa takip eden spor yazarı. Katalan Birleşik Sosyalist Partisi üyesiydi. Montalbán, "FC Barcelona Katalan halkının sembolüdür. 'Més que un club' (Bir kulüpten daha fazlası) adıyla anılır. Diktatörlük döneminde Barcelona'yı desteklemek Katalan olduğunu göstermenin en dikkat çeken yoludur" demişti. Montalbán adına 2004'ten beri gazetecilik ödülü veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Aralık 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-2062303016686097880?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/2062303016686097880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=2062303016686097880' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/2062303016686097880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/2062303016686097880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/12/manolo-icin-insanlk-onuru-ve-dayansma.html' title='&quot;Manolo için, İnsanlık Onuru ve Dayanışma İçin, Oyun Zevki ve Temiz Oyun Oynayanları Seyretme Mutluluğu   İçin&quot; Visca Barça | al vent del món'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-wqN9z41aZ9E/TtwaH5UX10I/AAAAAAAAGw0/WmC7-m5It1I/s72-c/gal_3770.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-4044541824224135402</id><published>2011-10-29T19:14:00.005+03:00</published><updated>2011-10-29T19:52:21.153+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Barça'da -Geciken- Ekim</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-yg7Q24rk4ec/TqwoEiqUWAI/AAAAAAAAGRU/xefKAVj6DrI/s1600/Minuto-de-silencio-en-memoria-_54231423568_54115221154_600_396.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 264px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-yg7Q24rk4ec/TqwoEiqUWAI/AAAAAAAAGRU/xefKAVj6DrI/s400/Minuto-de-silencio-en-memoria-_54231423568_54115221154_600_396.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668950089441499138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ekim Sporting 0-1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep üçlü savunma tercih etti yine ancak 3-4-3 evriminde artık çığır açan işler peşinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Alves------Javier-----Abidal----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Thiago-------&lt;br /&gt;---Adriano------------------Villa----&lt;br /&gt;------------Messi---Pedro------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın başında 34. dakikaya kadar Messi ve Pedro aynı hat üzerinde oynadı. Kimi zaman Messi top almak için geriye gelirken, kimi zaman bu görevi Pedro üstlendi. Sıklıkla ön-arka yer değişikliği yaptılar, Y ekseninde. X ekseninde ise hiç farklılık olmadı, Messi sağa, Pedro sola yakın oynadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in Alves, Javier, Abidal ve Adriano gibi hızı ön planda olan dört oyuncuyu tercih etmesi, biraz da geçen sene 1-1 biten maçta görülen kontratakları engelleme amaçlıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şablon 55-56'da Abidal'ın sakatlığı sonrası oyuncu değişikleriyle yerini klasik 4-3-3'e bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;55-79 dk.lar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Pique------Javier----Maxwell&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Thiago---------&lt;br /&gt;---Adriano------------------Villa----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İdeal formata dönen takımda kusursuzluk denklemi için oran 7/11 idi. 79. dakikada Adriano - Keita değişikliği oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;79-90 dk.lar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Pique------Javier----Maxwell&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Keita----------&lt;br /&gt;---Thiago-------------------Villa----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıntı yaşanan bir karşılaşma olmadı, bulunan pozisyonlar vardı, değerlendirilemedi. Maç sonu çıkış koridorunun önünde Barça oyuncularını bekleyip onları tek tek tebrik edip içtenlikle sarılan Preciado'yla noktalandı. Gecenin en güzel sahnesiydi &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/waka-waka-dusunecekleri-bir-sey-bile.html"&gt;ve mesaj rakiplerine bu saygıyı gösteremeyen Jose Mourinho'ya gitti.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça 7. hafta sonunda La Liga'da liderlik koltuğuna yükseldi. Geçen sezon 13. hafta El Clasico'yu 5-0 kazanıp koltuğa kurulmuş, bir daha da kalkmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlık Taraf ise başka işlerle uğraşıyordu o esnada. Mourinho, &lt;a href="http://www.marca.com/2011/10/03/futbol/equipos/real_madrid/1317600714.html"&gt;Espanyol maçı sonra Barcelona topraklarında Katalanca soruyu cevaplamadı ve muhabir Kastilyanca konuşsun istedi.&lt;/a&gt; Yeni saha dışı taktiği siyasi-tarihi zemini kayganlaştırmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinden çok fazla süre geçmeden İspanya'nın başkenti Madrid'in gazetesi Marca, ŞL &amp; La Liga'yı kazanan Pep dururken "Kral" Kupası'nı evlerine getiren Jose Mourinho'yu "Yılın Teknik Direktörü" seçti. Kastilya'nın önem sırası farklıydı elbette. Biz biliyorduk bunu ya bilmeyen, inanmayanlar da böylelikle öğrendi meseleyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katalan gazetelerine 2. Florentino Perez dönemi penaltı istatistikleri yansıdı. Madrid 23 Barça 8 şeklindeydi. Tercüman "Hakemler işlerini çok iyi yapıyor" minvalinde bir açıklama ile ortalığı alevlendirmek istedi. Haklıydı, La Liga'da hakemler Real Madrid için her zaman iyidir, onun derdi UEFA maçlarında, oraya gücü yetmiyor, bunu da UNICEF'e bağlıyor aklınca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Messi'ye yapılan fauller yönetmelikten çıkartılmış gibi bir algı oluşmaya başladı artık. Ona yapılan penaltılar nedense çalınmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar yetmezmiş gibi İspanya Futbol Federasyonu da her sene olduğu gibi -bakmayın 3 yıldır Barça'nın şampiyon olduğunu, nasıl engellenmeye çalışıldığı ve aslında Madrid'in ne şekilde itildiği arşiv yazılarımda mevcut- yine fiyasko bir karara imza attı. Haftalardır ertelenen, bekletilen Süper Kupa cezaları açıklandı. Mourinho 2 maç, karşılık veren Tito 1 maç ceza aldı, futbol hayatı bitirmeye teşebbüs eden Marcelo'nun adı bile geçmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jose Mourinho'nun o gece neler yaptığını bir kez daha hatırlayalım. Messi'ye kokuyorsun işareti, Fabregas'a tekme ve Vilanova'nın gözüne parmağını sokma. Hiçbirinde tahrik yok, kendisi geliyor, eylemi gerçekleştiriyor ve ardına bakmadan kaçıyor. Üstüne de komik bir şey yapmış gibi sırıtıyor, zaten yüzündeki o son ifade ruhsal olarak birtakım bozukları olduğunun da göstergesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid basını geçen sene ŞL Yarı Finali'nde Sergio'nun Marcelo'ya ırkçı söylemde bulunduğunu iddia etti. Busquets'in savunması alındı, görseller incelendi ve oyuncu aklandı. "Royal" Federasyon Mourinho'dan bir görüş almaya bile tenezzül etmedi. Kimse Messi'ye yaptığının üzerine düşmedi. Üstelik bu cezalar Süper Kupa'da çekilecek, yani seneye Madrid kendini oraya atabilirse. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna ödül denir sanırım, daha çok saldır Barça'ya talimatı vermekten farksız. Onların adaleti ancak bu kadar olur, zaten güvenmiyorduk da -Ramos'a 1 maç veren, Barça'yı 3 puanla tehdit eden- şimdi iyice ayyuka çıktı tezgahları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Ekim Santander 3-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Pique------Puyol-----Maxwell&lt;br /&gt;----------------Thiago---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Iniesta--------&lt;br /&gt;---Messi--------------------Pedro----&lt;br /&gt;----------------Villa----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. dakikada Pique sakatlanıyor, yerine Abidal giriyor, merkez, sağda Puyol, solda Abidal şeklinde düzenleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in bu sezonki en ciddi sorunu iki maç üst üste aynı şablonu (pozisyon-oyuncu ve sistem) tercih etmemesi. Barça'nın ritm bulmasını zorlaştıran sebeplerin başında bu geliyor. Her hafta yeri değişen bazı isimler, 3-4-3 düzeniyle sorumluluklarında olan çemberin değişmesi gibi sorunlar gün yüzüne çıkıyor sürekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez de Messi, sağa kaydırılmış, hiçbir anlam ihtiva etmiyor, edemez. Messi'nin sahte 9 olarak merkezde ne denli yararlı olduğu ortadayken Samuel Eto'o dönemi düzenine dönmenin rasyonel bir açıklaması yok. Hele de Ibra gibi kötü bir deneyim yaşamışken ağır kalan ve sürekli ofsayta düşen Villa'yı merkeze almanın izahı yetersiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35-45 arası Messi sahte 9 rolüne geçerken, Villa sağ, Pedro solda oynadı. Geçici bir denemeden öteye gitmedi. 45. dakikadan sonra tekrar ilk düzene dönüldü, Villa merkezde ve etkisizdi. (Villa transfer olurken merkezde oynaması gerektiğini öngörmüş ve Pep'in dahice onu sola kaydırıp başarı kazanmasıyla da yanıldığımı anlamıştım.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topla oynama oranı % 83.9 idi ve son 6 senedeki en yüksek ikinci orandı bu, birinci yine Barça, Mayıs ayındaki Levante maçıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Ekim Plezen 2-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klasik 4-3-3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Javier------Abidal---Adriano&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Iniesta--------&lt;br /&gt;---Pedro--------------------Villa----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'nın sezon başından bu yana en iyi maçlarından biri, topa sahip olma, top sirkülasyonu seri, kaçan onlarca pozisyon, Messi'nin harcadığı 4-5 yüzde yüz dahil buna, iki topu da direkten döndü. 10-0 bitebilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayern Münih'in 24 maç üst üste gol atma rekoru kırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chelsea Teknik Direktörü Villas-Boas "Barça futbol oynama şekline yeni standartlar getirdi. Onlar modern futbolun ölçütü." diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtan bir gün sonra yeni La Masia açılış töreni gerçekleşti. Futbola dair sevilen ne kadar insan varsa oradaydı, o ailenin bir parçası olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-9eaYax95TvQ/TqwoE6r29iI/AAAAAAAAGRg/TKtkWWusbgE/s1600/Una-imagen-para-la-historia-Am_54234883028_54115221154_600_396.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 264px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-9eaYax95TvQ/TqwoE6r29iI/AAAAAAAAGRg/TKtkWWusbgE/s400/Una-imagen-para-la-historia-Am_54234883028_54115221154_600_396.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668950095890413090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ekim Sevilla 0-0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, bir kez daha şablonu değiştiriyor, çocuk oyuncağına döndü bu iş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Alves------Javier-----Abidal----&lt;br /&gt;----------------Keita----------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Thiago-------&lt;br /&gt;----------------Iniesta--------------&lt;br /&gt;---Adriano------------------Villa----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pedro ve Sergio niçin kenarda? Rotasyon ve yoğun maç trafiği dışında bir açıklaması bulunmuyor. İlk 30 dakika eveleme geveleme ve 0 pozisyon ile geçiyor. Oysa üç aylık periyotta Barça maçları sıklıkla burada koparıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30-63 dk.lar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Javier------Abidal---Adriano&lt;br /&gt;----------------Keita----------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Thiago---------&lt;br /&gt;---Messi--------------------Iniesta--&lt;br /&gt;----------------Villa----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik kusursuzluk oranı 3/11, her şeyi açıklıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-3-3'e dönülüyor, baskı artıyor, pozisyonlar bulunmaya başlıyor ancak kaleci Javi Varas ve gol yemedikçe artan direnç var şimdi. Birkaç maçtır süregelen ve gereksiz gözüken Villa'nın hedef santrfor, Messi'nin sağ kenar oynama sorunsalının gol bulmanın zorlaşmasındaki payı yadsınamaz, Pep deneyi abartıyor. Villa statik kalıyor, kalmadığı anlarda savunma çizgisinin gerisinde ofsayta yakalanıyor. Messi kenardan içeri kat etmeler esnasında sürekli yıpranıyor ve top kaybı yapıyor. Leo'nun pas başarı oranı % 68 yani takımdaki en kötü yüzde, herhalde Pep'in ne denli bir yanlış yaptığını anlatan en iyi done bu. Messi'yi sahte 9 oynatmamak Barça'nın ritm bulmasını hep engelleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;63-74 dk.lar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Javier------Abidal---Adriano&lt;br /&gt;----------------Thiago---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Iniesta--------&lt;br /&gt;---Messi--------------------Pedro----&lt;br /&gt;----------------Villa----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keita-Pedro değişikliği olumlu ancak pozisyon tercihlerinde yine hatasında ısrar ediyor Guardiola. Thiago'nun ön kesici olması, Iniesta'nın bir süre sola atılması, bunlar hep oyun akışkanlığını optimum seviyenin altına çeken hareketlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;74-88 dk.lar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Javier------Abidal---Adriano&lt;br /&gt;----------------Xavi-----------------&lt;br /&gt;-------Fabregas-------Iniesta--------&lt;br /&gt;---Messi--------------------Pedro----&lt;br /&gt;----------------Villa----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça için en tehlikeli durum, merkez orta saha üçlüsü Xavi, Cesc ve Iniesta. Sistemi işleten Xavi'nin ön kesici bölgesine atılması, hata üstüne hata, panik üstüne panik. Pep, hatasının o kadar farkında ki 88'de kontratak veya duran top golü yiyebilirim diye Xavi-Sergio değişikliğine de gitti. Sevilla ceza sahasına 20 orta girişiminde bulunulması da anormal, bunda en yüksek pay Barça DNA taşımayan Adriano'nun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, Pique &amp; Puyol yokluğunda, Cesc'e (Thiago'ya bazen) yer açmalıyım diyerek Xavi &amp; Iniesta merkezde yan yana formülünü bozmaya devam ederse 3-4-3 veya oyuncuların yerleriyle oynayıp, sorun büyüyecek. Barça'yı Mourinho değil kendisi yavaşlatıyor şu an.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevilla özellikle maç sonu tavırlarıyla kesinlikle puanı hak etmedi. Kanoute'nin penaltı noktasındaki topa dokunma ahlaksızlığını atlamayalım. (Bilica'yı yerin dibine sokup ona bir şey söylememek çelişki barındırır)Fabregas'a vurması, son andaki faule -ki çok net Pedro'nun pozisyonu, dengesiz geliyor- yapılan akıl almaz itiraz, bunların cezasının sahada verilmesi son derece olağandı. En ilginciyse penaltı pozisyonundaki kesinliğin -diğer ayağını yukarı kaldırıp temas ediyor Iniesta'ya- atlanmaya ve sanki Barça haksız bir kazanım elde ediyormuş izleniminin yaratılma çabasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça liderlik koltuğunu bırakıp psikolojik üstünlüğü yitirdi. Jose bunu kullanacak, El Clasico'da puan farkını dörde çıkarmak stratejisi. Pep'in en kötü sezon başlangıcı 18 puan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adada City, United'ı Old Trafford'da 1-6 ile geçiyor. Barça ve Madrid, David Silva ve Juan Mata'yı, gözlerinin önünden nasıl kaçırdıklarına daha çok yanacaklar gibi duruyor. Rossi, Silva, Mata varken Alexis Sanchez'i almak, ne derece doğruydu, sezon sonunda hep birlikte göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Ekim Granada 0-1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves----Javier------Abidal---Maxwell&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Fabregas-------&lt;br /&gt;---Pedro--------------------Cuenca---&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik kusursuzluk denklemi oran 6/11, hiç fena değil ve Sevilla maçına göre muazzam. Pique &amp; Puyol sayılmazsa 6/9 ki o zaman ideal denebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, birkaç yanlışından birden aynı anda dönüyor. Adriano 11'de yok, sol bek Maxwell, daha dengeli bir oyuncu. Isaac Cuenca beğendiğim türde bir oyuncu, Pedro'ya benziyor tarzı. Tam bir La Masia ürünü, ne yapması gerekiyorsa onu gerçekleştiriyor. Topu aldığı an pas zihninde beliriyor. Rakip bastığı an topu ayağından çıkarıyor. (Alexis bunu hiç yapmıyor ve top kaybı yaratıyor) Doğru zamanda adam eksiltmeyi düşünüyor. Sahada yer alması çok olumlu bir tercih idi, Afellay da yokken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru sistem, oyuncu ve pozisyon tercihleri anında karşılığını alıyor. Barça topa sahip (%77) ve çokça pozisyon üretiyor (5) ilk yarıda. İki bariz sorun var Xavi-Messi pas bağlantısını adam eksiltip sağlayan Iniesta yok. Cesc görevi yapıp Leo'yu doğru yerde topla buluşturamıyor. Sezon başında Fabregas geldiğinde, merkezde iki denklemin başarı getirebileceğini savundum, hala da tezim çürümemiş durumda. Xavi &amp; Iniesta veya Fabregas &amp; Iniesta yan yana oynamak zorunda, merkezde. Eğer üç oyuncu 4-3-3 ekseninde aynı anda sahada yer alırsa başka zaaflar doğuyor ki Pep de bu yüzden 3-4-3 oynatmaya çalışıyor. Diğer itirazım Xavi &amp; Fabregas merkezde yan yana birbirini tamamlayan özelliklere sahip iki oyuncu değil. Oyun akışkanlığı Xavi'den Iniesta'ya ve ondan Messi üzerine kurulu. Üçüncü bölgede Iniesta'nın adam eksiltmesi ve Messi'nin gol vuruşunu kolaylaştırması çok değerli. Santander ve Plezin maçlarındaki gollere göz attığınız an fark ortaya çıkıyor. Fabregas, Xavi gibi pasör bir oyuncu ve ikisi yan yana iken topu ön alana pas dışında taşıyamıyorlar, topla 10 metre ilerlemeleri şart. Bu da çakılı oynayan savunmalara karşı bir süre sonra etkisizlik doğuruyor. Mutlaka ceza sahası önünde adam eksiltmeniz şart. Bu görev sadece Messi'ye kaldığında yorgunluk emareleri beliriyor ve yüzde yüz verimlilikle oynayamıyor Arjantinli.  &lt;br /&gt;Sergio formunu buldu, bu çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça Ekim içinde 5 maçta yalnızca 7 gol atabildi. Kuraklığın genel sebebi Leo, Barça'yı İspanya'nın daha çok gol atıp keyif veren versiyonuna o dönüştürüyor çünkü. Barça şu haliyle kimi zaman zevk vermeyen İspanya'yı andırıyor. Leo estetiği katan isim, ona ihtiyaç var daha güzel oynamak için. Guardiola onun için "Futbol tarihinde üç günde bir maç yapan ve 4 yıldır bu seviye oynayan bir oyuncu bulamazsınız" dedi. Messi'yi hedef alan haberler yapan Marca ve AS cevabını almıştır herhalde. Onların soğuk savaş stratejilerinden bir başkası daha. Geçen sene de Ballon D'or töreninden sonra yaptılar aynı şeyi. İşlemedi. Oyuncular sildiler fotoğraflardan ve en ağırı doping suçlamasında bulunacak kadar sınırı geçtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-F9YZfsexLg8/TqwoFO5li3I/AAAAAAAAGRo/-3EoL7xEv9Q/s1600/Victor-Valdes-y-su-mujer-Yolan_54236343745_54115221154_600_396.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 264px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-F9YZfsexLg8/TqwoFO5li3I/AAAAAAAAGRo/-3EoL7xEv9Q/s400/Victor-Valdes-y-su-mujer-Yolan_54236343745_54115221154_600_396.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668950101316701042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu evrede takım gol yemedi, bu da topa sahip olmanın ve Cruyff öğretilerinin bir sonucu. Victor Valdes kesinlikle hak ettiği değer verilmeyen bir isim. Son 4 yıldır top 10 kaleciden biri olduğu su götürmez bir gerçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya'nın efsane ismi Franz Beckenbauer "Bu Barça, hayatım boyunca gördüğüm en iyi takım" ifadelerini kullandı onlar için, belge niteliğindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camp Nou'da 37 maçtır kaybetmedi FC Barcelona. Madrid'in 1 puan gerisinde. Daha hiçbir şey kaybedilmedi ancak Kasım ayına girerken bu form düzeyinin çok daha ötesine çıkmaları gerekirdi. Pep belki de ayarlamayı Aralık için yaptı bu sene, bunu da zamanla öğreneceğiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ekim 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-4044541824224135402?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/4044541824224135402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=4044541824224135402' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4044541824224135402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4044541824224135402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/10/barcada-geciken-ekim.html' title='Barça&apos;da -Geciken- Ekim'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-yg7Q24rk4ec/TqwoEiqUWAI/AAAAAAAAGRU/xefKAVj6DrI/s72-c/Minuto-de-silencio-en-memoria-_54231423568_54115221154_600_396.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-3874479735240268153</id><published>2011-09-29T22:53:00.003+03:00</published><updated>2011-09-30T14:39:08.894+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>3-4-3 ya da 4-3-3, sonuç 5-0 | Pedro</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-kwT5eq2YYcc/ToTNbbVuJjI/AAAAAAAAGNk/MFJVuBgvYkQ/s1600/pedro.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-kwT5eq2YYcc/ToTNbbVuJjI/AAAAAAAAGNk/MFJVuBgvYkQ/s400/pedro.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657872902963209778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül ayına kötü başlayan Barça önce Atletico Madrid'i Camp Nou'da rahat geçti ve ardından Katalanlar Borisov deplasmanında beklentilerin altında bir tehlikesizlik yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valencia beraberliği sonrası, daha doğrusu dört maçta üç beraberlik alınmasının etkisiyle Pep'in 3-4-3'ten vazgeçip temel formasyonuna geçeceği pek çoğumuzun öngörüsüydü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Top bizdeyse onlar gol atamaz" akılcılığı yine sahnedeydi ve defaatle dile getirildiği gibi iç saha maçlarında, baskısız ortamda, özgüven yüklü bedenler 3-4-3'ün yerleşim sıkıntılarıyla kimi zaman boğuşsalar da, orta sahanın merkezinde sayısal üstünlüğü artırmanın avantajı kullanacak ve gol olup yağacaklardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Alves------Javier-----Abidal----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Thiago-------&lt;br /&gt;---------------Fabregas--------------&lt;br /&gt;---Pedro--------------------Villa----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şeklindeydi yayılım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, daha önce söylemlerinde kullandığı ancak hiç uygulamadığı bir tercihe kalkıştı. Dani Alves üçlü savunmanın sağında oynadı, ne bek ne de açık oyuncusuydu bu sefer, bildiğin stoper. Burada devreye Guardiola'nın istediği çabukluk giriyor sanırım, dikkat edilirse her üç oyuncu da top kazanma oranı yüksek ve rakibi kovalayabilen isimler. Sürekli savunmaya yardım eden ve ön alanda baskı yapıp Barça sistemini çok iyi işleten Pedro ve Villa'nın da etkisiyle oyunun savunma yönü şekilleniyor. Sergio, Puyol ve Pique'nin yavaşlıkları üçlü savunmada büyük zaaflar doğuracağından belki de bu çözüm en doğrusu gibi duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pique ve Puyol döndüğünde Pep'in eski kurguya dönüp dönmeyeceğini zaman gösterecek, BATE Borisov değerlendirmesiyle bir parça buna da değineceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçlü savunma ve Alves, Javier, Abidal seçiminin bir sıkıntısı, bek katkısından feragat etmek olarak gözüküyor. Alves topla hiç çıkamıyor. Burada da Guardiola'nın merkezi daha çok kullanmak hesabı bar. Xavi + Cesc + Leo eksenli bir hücum planı, özellikle iç sahada durdurulamaz bir seviyeye yükseltiyor. Sezon başına göre Barça'nın gol sayısının geçtiğimiz senelere göre artış göstermesinin sebebi de merkezde dört oyuncu kullanılmasıyla ilgili, Messi'nin veriminin artmasının da bunun payı fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçlü savunma kenarlarını bek gibi iyice taç çizgisine yaklaştıran Barça'nın neredeyse 9 oyuncuyla rakip yarı sahada (4-3-3'te genelde 8) kalabildiği, oraya yerleşebildiği düşünüldüğünde Atletico Madrid'in niçin topa hiç dokunamadığı, Falcao'nun ceza sahası dışında bırakılmak suretiyle nasıl etkisiz hale getirildiği ve atılan beş gol, kaçan onca pozisyon daha iyi anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topun Barça'da olması ilk strateji. Yerleşim ikinci sırada. 4-3-3 size ideal bir yapı sunuyor, çünkü kanat - merkez denge oranı daha yüksek, 3-4-3 ise zaten iki üç oyunculu blok ortasına dört isim yerleştirip en önemli bölgeyi merkez olarak belirliyor. Artı Fabregas'a da oynama şansı tanıyor, Xavi + Iniesta'yla birlikte. Pep'in ısrarı biraz da bundan. Her seferinde oyununu geliştirmek için başka bir yöntem bulmayı beceriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atletico Madrid'in maç öncesi tek planı, hücum dörtlüsünden birini kenarda bırakıp merkezdeki oyuncu sayısını üçlemekti ancak Pep'in 3-4-3 tercihi, sayısal üstünlüğü tekrar Barça'ya kazandırınca, bu hamle geçerliliğini yitirdi ve olan yedek bırakılan Arda'ya oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;300. maçına çıkan Victor Valdes'e topun pek ulaşmadığı gecede Pedro gizli kahramandı. Birkaç haftadır gözlemlenen form durumunda düzelme kendini tamamen iyileşmeye bırakmış. Müthiş koşularla arkaya sarktı ve takım topu kaybettiğinde hemen baskıya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pique'nin 52'de Sergio'nun yerine oyuna girmesiyle 4-3-3'e dönüldü ve Keita oyuna dahil olana kadar (Cesc'in yerine ve 72'de) da ön süpürücü rolünü Thiago üstlendi. İlginç bir tercih olmasına karşın pek sıkıntı yaratmadı bu da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52-72. dk.lar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves-----Pique------Javier----Abidal&lt;br /&gt;----------------Thiago---------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Fabregas-------&lt;br /&gt;---Pedro--------------------Villa----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça 2. yarı temponun düşmesine izin verdiği için topla oynama oranı %71'den %63'e kadar azaldı, normal karşılanmalı. Aynı tempoyu bütün maç boyunca sürdürmek, ilerisi için akıllıca olmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pique &amp; Puyol'u kenarda oturtup Alves Javier Abidal ile üçlü oynamak ancak Barça'ya yakışırdı, Pep sezon sonunda hepimizi şah-mat edebilir bu açıdan. 3-4-3 ile ilgili hala ciddi çekincelerim var ve puan kayıplarının sebepleri arasında konsantrasyondan sonra ilk sırada gelir ancak Pep'in gelişim noktasında denemeler yapmasını da doğal karşılamalıyız. Pique de kendisine yöneltilen bir soruya 3-4-3 iç saha maçları için çok ideal bir sistem şeklinde cevap verdi. Aynı dili konuşuyoruz hala Barça'yla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim BATE maçına. Uzaklık arttıkça Barça'nın puan kayıplarının arttığı, bunun yanında zemin ve hava koşullarının zorlayıcı olabileceği düşünüldüğünde bu kadar erken kopacağı ve farka gideceği beklenmiyordu maçın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞL'nde deplasmanda kazanmanın kolay olmadığı futbolun yazılı kuralıdır ve son üç sezon fırtına gibi esen Barça bile bu maç öncesinde 14 karşılaşmada sadece 3 galibiyet alabilmişti, not olarak düşülsün bir kenara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konsantrasyon eksikliği de göz önünde bulundurulursa puan bırakılabilirdi ancak Pep maç öncesi ısrarla uyardığı oyuncularında istediği heyecanı yarattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez yayılım tercihi 4-3-3 idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;Alves-----Javier------Puyol----Abidal&lt;br /&gt;----------------Keita----------------&lt;br /&gt;---------Xavi---------Thiago---------&lt;br /&gt;---Pedro--------------------Villa----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BATE'nin topun arkasına geçip ceza sahasını koruma psikolojisine girmesi ve baskı yapmadan geride beklemesi sonun başlangıcıydı onlar adına. Alves ve Abidal formasyonun bek farklılığını ortaya koyup çokça bindirme yaptılar. Barça merkezde sıkışıp kalmak ve kalabalık savunma arasında boğulmak yerine oyunu beklerin de yardımıyla kenarlara açmayı başardı ve 4-3-3 burada devreye girdi daha çok. Alves, Pedro ve Messi üçgenleri bir kez daha kuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞL'de 23 maç üst üste gol atma becerisi gösteren ve rekoru (22, Bayern Münih 1998-2000 arası) eline geçiren Barça, 24 Eylül 2002'de Ali Sami Yen'de oynadığı Galatasaray maçından sonra ilk defa bir ŞL maçında iki kafa golü birden buldu. O gece goller Kluivert ve Luis Enrique'den geldi ve Barça'nın 11'inde Valdes, Puyol, Xavi bulunmaktaydı, Fatih Terim ise Galatasaray'ı yönetiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça Ekim ayında 6 maç yapacak, bunların dördü Camp Nou'da. Kalan iki deplasman da Gijon ve Granada. Pep'in geçen sezon puan bıraktığı yerde bu kez herhangi bir aksiliğe tahammülü olamaz. Barça'nın bu altı maçlık periyodu kayıpsız atlatması şart. Böylelikle bir seri de yakalamış olunacak ve zorlu Kasım, Aralık aylarına daha keskin bir giriş yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afellay uzun bir süre sahalardan uzak kalacak, Alexis ve Iniesta'nın ise Ekim ortası dönmesini bekleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 maç 36 gol, Napoli maçı da sayılırsa dört adet 5-0, iç sahada atılan sayısız gol, Maradona'yı sonradan izlemiş biri olarak şimdiden hafızamıza çıkmayacak anılar kazıyan Leo Messi (194 gol ile Kubala'nın yanına geldi) ile başarıya aç olarak devam ediyor koşuları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar "güzel oyun" büyütüyor bahçelerinde, model oluyor yeryüzüne, futbolun ortak dili etrafında topluyor insanlığı ve iyi, doğrunun stratejik davranmadan, çirkinleşmeden de kazanabileceğini gösteriyor. En azından bir sene daha, hiç yaşanmayacakmış gibi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Eylül 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-3874479735240268153?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/3874479735240268153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=3874479735240268153' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/3874479735240268153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/3874479735240268153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/09/3-4-3-ya-da-4-3-3-sonuc-5-0-pedro.html' title='3-4-3 ya da 4-3-3, sonuç 5-0 | Pedro'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-kwT5eq2YYcc/ToTNbbVuJjI/AAAAAAAAGNk/MFJVuBgvYkQ/s72-c/pedro.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-6847188117872341902</id><published>2011-09-24T19:36:00.003+03:00</published><updated>2011-09-24T19:46:26.477+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Mestalla'da Tek Devre</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-brpjrOVVJxA/Tn4HtXyrXAI/AAAAAAAAGNc/kTKesi7pTTg/s1600/pep.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 289px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-brpjrOVVJxA/Tn4HtXyrXAI/AAAAAAAAGNc/kTKesi7pTTg/s400/pep.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655966658086001666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunlar ve yanlış tercihler sürüyor. Pep Guardiola'nın 3-4-3 ısrarı Barça'ya bedel ödetti bu kez. Barça oynadığı son dört maçın üçünü kazanamadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valencia maçında ilk yarı yayılım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------Valdes---------------&lt;br /&gt;-----Javier-----Puyol-----Abidal-----&lt;br /&gt;----------------Sergio---------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Keita--------&lt;br /&gt;---------------Fabregas--------------&lt;br /&gt;---Alves--------------------Pedro----&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtan önceki basın toplantısında hangi formasyonla oynayacağımıza daha karar vermedim diyen Pep, 3-4-3 deneyinden vazgeçmedi. Daha önce de belirttiğim gibi Barça'nın ve onun özelinde futbolun gelişimi açısından bu mesele kesinlikle çok önemli ancak iç saha maçları dışında takımın alışkın olmadığı bir yapıyla hareket etmesini istemek tehlikeli! Puan kaybına da davetiye çıkarmaktan başka bir şey değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça, bu denli istim üstünde olduğu bir zamanda, 4-3-3 ile 3-4-3 arasındaki geçişi çok yumuşak bir yöntemle yapmak zorunda. Aksi durumda elindeki mevcut, kusursuzluğa en yakın 4-3-3'ü (3 yılda nerdeyse 3 ŞL kazanacaktı) de kaybetme olasılığıyla karşı karşıya. 3-4-3 oynanan her maç 4-3-3'ten uzaklaşma ve oyun mekaniğini kaybetme anlamı taşıyor. Oyuncular pratik yaptıkları işleri, farklılaşan yayılımlar üzerinden -değişen pas açıları- okuma baskısı altında kalıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı oldukları için kenarlarda düşünülen Javier ve Abidal doğru tercihler gibi durabilir 3-4-3'te. Arkasına top atıldığında veya stoper gibi davranmaları gerektiğinde bu dengeyi kuramadıklarıysa çok açık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçlü &amp; dörtlü savunma arasındaki fark belirgin, saha 105 metre x 68 metre, enine üç paralel alana (savunma-orta saha-hücum) böldüğünüzde 35 metre X 68 metre bir kısım savunmacıların ana kontrol yeri oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-4-3 oynarsanız 2380 metrekarelik alandan her bir savunmacıya düşen pay 793 metrekare, 4-3-3 oynarsanız 595 metrekare ile sınırlı. Yani 200 metrekare bir bölgeyi daha sırtlarına yüklüyorsunuz oyuncuların ve haliyle hata riski artıyor. Farkı Sergio'nun arkaya gelmeleriyle kapatmak istiyorsunuz, bu sefer de dörtlenen savunmanın önünde müthiş bir boşluk oluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Javier ve Abidal 4-3-3 tandeminde oynadıkları kadar verimli olamıyor çünkü zaman zaman bek gibi de davranması gereken pozisyonlar doğuyor. Keza yenilen gollerin kenardan arkaya atılan topla başlaması ve ceza sahasına kesmeyle sonuçlanması rastlantı olamaz! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki donenin yanında üçüncü ve facia bir karar daha var, Puyol'un merkezde oynaması. Kaptan özellikleri gereği üçlünün ortasında süpürücü gibi oynamaya uygun biri değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-4-3 ile değişen mevkiler takımın topa sahip olma oranını da % 55'e kadar düşürdü. Kalesinde tehlikeler gören Barça, üstüne bir de pozisyon üretemedi ilk yarı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soldado'nun kaçırdığı golle 3-1 geriye düşmenin kıyısında dönen Pep'in aklı başına geldi ve ikinci yarıya 4-3-3 ile başlayıp bitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45-57. dakikalar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------Valdes----------------&lt;br /&gt;Alves---Javier--------Puyol----Abidal&lt;br /&gt;---------------Sergio----------------&lt;br /&gt;---------Xavi-----------Keita--------&lt;br /&gt;---Pedro------------------Fabregas---&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keita'nın etkisizliği -bence artık rotasyonda arka plana atılmalı- ve Fabregas'ın sola atılması hücum verimi açısından sağlıksız bir ortam sunsa da, oyun akışkanlığı düzelme emareleri gösterir oldu bu hamlelerle. Burada ideal pozisyon/oyuncu oranı 8/11, anlamlı gelişme, tez yine doğrulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;62-90. dakikalar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------Valdes----------------&lt;br /&gt;Alves---Javier--------Sergio---Abidal&lt;br /&gt;----------------Xavi-----------------&lt;br /&gt;---------Thiago-------Fabregas-------&lt;br /&gt;---Adriano-------------------Villa---&lt;br /&gt;----------------Messi----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Puyol sakatlıktan yeni çıktığından olsa gerek oyundan alındı. İlginç bir şekilde, geçtiğimiz sene Messi'ye soldan bindirme yapıp tek golü attıran Adriano, kanatta kullanıldı, aynı etki arayışıyla. İşe de yaradı bu bireysel çözümleme. Afellay ve Alexis'in yokluğunda bu tür tercihler veya La Masia'ya bir bakış görebiliriz, Cuenca aklıma gelen ilk isim. Thiago da etkili bir oyun ortaya koydu, Keita'nın yerine maç başından görevlendirilebilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in zor deplasmanlarda üçlü savunma denememesi şart, Camp Nou'da kilit bir şekilde açılıyor, Cesc &amp; Messi'nin merkez işbirliği ve topa daha çok sahip olmayla. Ancak evsahibi avantajını da -hakem, taraftar- kullanan takımlar Barça'ya sorun çıkarmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri ilk yarıda diğeri maç sonunda Messi'ye yapılan iki hareket de penaltıydı, es geçildi. 90 +4 verdi hakem, tam 2 dakika kırmızı kart göstermek ile geçti, Valencialı oyuncuların ben mi kart gördüm bakışları ve sorularıyla çaldıkları zaman. Ve bunları değerlendirip maçı dört dakikanın da üzerinde oynatması gereken hakem 3.30'da düdüğünü üfledi. İspanya Futbol Federasyonu Barça'yı ince detaylarla durdurma ritüelini hiç aksatmadan uyguluyor, takdir edilmeli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Villa o son saniyede golü atsaydı, Real Madrid'in üç puan önünde olunacaktı ve bu büyük bir fırsattı, kaçtı. Sociedad maçında +1 yazmıştım, burdan da -2 yazıyoruz, 2010-2011'e istinaden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'nın artık 4-3-3'e dayalı akışkanlık içeren ritmini bulması gerekiyor, üst üste galibiyetler alması için. Xavi &amp; Cesc ikilisinin merkezde yan yana (Iniesta'nın tamamlayıcılığı eksik) oynaması meselesinin adaptasyon olarak değil mekanik açıdan nasıl çözüleceğine dair hala bir çözüm bulunamadı. Cesc'in topla ilerleyip dribling yapması elzem, topsuz koşuları dışında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Eylül 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-6847188117872341902?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/6847188117872341902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=6847188117872341902' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6847188117872341902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6847188117872341902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/09/mestallada-tek-devre.html' title='Mestalla&apos;da Tek Devre'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-brpjrOVVJxA/Tn4HtXyrXAI/AAAAAAAAGNc/kTKesi7pTTg/s72-c/pep.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-4966606287237258178</id><published>2011-09-20T00:46:00.003+03:00</published><updated>2011-09-20T01:08:12.538+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Con Ocho Basta | Hafta 3, Mourinho'dan 1 Puan Önde</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-1cvEGO_Pgu0/Tne4Y6jqj9I/AAAAAAAAGNU/o_Rc72JH0Yk/s1600/erd.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 265px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-1cvEGO_Pgu0/Tne4Y6jqj9I/AAAAAAAAGNU/o_Rc72JH0Yk/s400/erd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654190595362164690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katalan gazetesi Sport bir gün önce manşetten girmişti "Çenelerini kapatmak için sahaya çıkacaklar" şeklinde. Sanırım 8-0 yeter, Pep'in Barça'sının bittiğini düşünenlere. Küstah ve ahlaksız tercümanın hatalı çevirilerine sahada cevap vermeye devam ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle Guardiola beyaz, Mourinho siyah giyiniyor, Barça ve Madrid maçlarında, bir şey ifade etmeli temsiliyet açısıdan. Sahi n'oldu Mourinho'nun cezası, İspanya Futbol Federasyonu, Madrid yanlılığından ne zaman vazgeçip adalet dağıtacak? 5-0'dan sonra Ramos'a tek maç ceza verilmesi ve yaşatılan erteleme rezaleti hala unutulmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça Osasuna karşısında 3-4-3 oynadı yine, iç saha maçlarında denenmesinde sakınca gözükmüyor, hele de Cesc gol artımı konusunda faktörken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------Valdés----------------&lt;br /&gt;---------Javier---Puyol---Abidal--------&lt;br /&gt;------------------Sergio----------------&lt;br /&gt;--------Thiago-------------Xavi---------&lt;br /&gt;-------------------Cesc-----------------&lt;br /&gt;--Alves--------------------------Villa--&lt;br /&gt;------------------Messi-----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Goller:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alves - Messi&lt;br /&gt;Messi - Cesc&lt;br /&gt;Abidal - Villa&lt;br /&gt;? - Villa&lt;br /&gt;Cesc - Messi&lt;br /&gt;Messi - Xavi&lt;br /&gt;Cesc - Villa&lt;br /&gt;Cesc - Messi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;54. dakikada Puyol oyundan çıkınca Barça'nın orjinal stoperi kalmadı, savunma Adriano Javier Maxwell üçlüsüyle oynadı, 0-10-0 bu ara sık kullanılan abartılı tabirle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60 - 90. dakika arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------Valdés----------------&lt;br /&gt;---------Adriano--Javier---Maxwell------&lt;br /&gt;------------------Sergio----------------&lt;br /&gt;--------Thiago-------------Afellay------&lt;br /&gt;-------------------Cesc-----------------&lt;br /&gt;--Alves--------------------------Villa--&lt;br /&gt;------------------Messi-----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün mesele elbette topa sahip olma, stoper olması şart değil, total futbol v2 da denebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topla oynama % 83, başarılı pas sayısı 805, kaleyi bulan şut 15, 8 gol 2 direkten dönen top.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence en ilginç veri oyun liderinin kim olduğunu göstermesi açısından; Fabregas 101 pas &gt; Xavi 87 pas.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesc, tamamen Messi etkisiyle oynuyor yani skoru artırmanın ana formülü, daha asıl kilit çözücü olduğu söylenemez, ki bu Sociedad ve Milan maçlarında test edildi. Barça'yı tanımlarken özellikle 2008 ve 2010 şampiyonu İspanya Milli Takımı + Messi formülünü belirtiyorum. İspanya kazanıyor ancak skor kısır oluyor ve bazen gerçekten sıkıcı gelebiliyor oyun, Messi bunu güzelleştiren isim, estetik formata dönüştüren. Aynı görev Fabregas'ta şu an ve Messi'yle birlikte olağanüstü işler başarıyorlar. Sürekliliğe dönüştüğünde, daha çok kritik maçlarda, o zaman önemli bir kazanımdan söz edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabregas 3 asist, Messi 3 gol 2 asist, Villa 2 gol, Pedro neden oynamadı, Puyol iki stoperin ortasında oynamaz, Afellay'da gerileme var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola'nın Katalan parlamentosunda altın madalya alırken söylediği "Hiçbir şeyi kazanmak için söz vermiyorum" cümlesini bile kullanmaya çalıştı karaktersiz. Söylemin hedefinin cules olduğu belliydi hem de. Mourinho alt lige düşmememiz için bilmem kaç puana daha ihtiyacımız var dedi, aklınca alay etti Pep'in ifadeleriyle, mütevazilik ne bilmediğinden. Birileri de bu utanıp sıkılmak gereken lafları aldı, beğendi, önemsedi, güzel bir şey gibi yayınladı, Jose'ye hizmet etti açıkçası, gücüne güç kattı. Mourinho'nun her yaptığına ayar, kapak, karizma algısıyla bakıp doğrulama çabasına girişenler futbola kesinlikle zihinsel olarak zarar veriyorlar. Bunu ne zaman bırakacaklar merak ediyorum! Umarım daha aklı başında yorumlar olur artık Jose'nin dile getirdiklerine dair, çünkü buna bile bravo denilmesi, bu adamın onu sevenleri de sağlıksızlaştırdığını, kendine benzetmeye başladığını ve virüs gibi yayıldığını gösteriyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gereken dersi Levante vardı, ağız ishaliyle maç kazanılmıyor, futbol sahada oynanıyor, Madrid masa başını iyi bilse de. Taraftar Madrid ikinci lige tezahüratı yaptı. Jose Mourinho yine maç sonunda, suçu birilerine atmayı başardı. Üstelik rakibin tuzağına düştüklerinden, provoke olduklarından falan bahsederek. Oysa Barça maçlarında bunlara başvuran ta kendisiydi, tutarsızlığı tavan yaptı artık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defaatle rotasyon yapmamaya özen göstermesine vurgu yapmıştım, Ronaldo ve Özil'i kenarda beklettiği ilk maçta puan kaybı yaşadı Madrid. Bir de puan olarak geriye düştü, bakalım susmayı başarabilecek mi, sanmıyorum, oradan besleniyor çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz da Milan maçı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/09/zorla-kusursuzluk-olmaz.html"&gt;Sociedad analizinde belirttiğim gibi&lt;/a&gt; Fabregas &amp; Thiago'yu kesti Milan maçında, 8/11 teorik kusursuzluk oranı vardı sahada. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valdes, Alves Javier Sergio Abidal, Keita Xavi Iniesta, Pedro Messi Villa ile klasik 4-3-3, Puyol yok, 30-45 dk. süre artımı olacak. Sergio &amp; Javier tandem, Keita ön süpürücü, diğerleri ideal pozisyon / oyuncu denklemindeydi. Milan, Mourinho Inter'inin ceza sahasına otobüs park etme taktiğiyle oynadı, öne de geçti, maç uzun süre 18 önündeydi. 4 ceza sahası, 4 ceza sahası önü savunması (4-4 dizilimini uygulayan olmuştu) ve boşluk az, topla oynama % 80 civarıydı ilk yarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şok etkisi yaratan Pato'nun Flash golü, Barça'nın oyun ritmini hiç bozmadı aslında. Esas sorun Sociedad maçında olduğu gibi 3. golü atamayıp maçı öldürememe ve cezanın kesilmesiydi. Konsantrasyon zaafından bahsedilebilir, ikinci golden sonra rölantiye geçme pahalıya patladı. ŞL'nin en kısa takımı -1,78- Barça'nın en ciddi zaafı hep duran toplar olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Messi ön alan baskısına hiç katılmadı, ciddi sıkıntıydı not edilmeli ancak Osasuna maçında tekrarlamadı, fiziksel gücünü kazanmasıyla ilgili olabilir. Xavi &amp; Fabregas yan yana üçüncü bölgede birbirini tamamlamıyor, Iniesta önemliydi, sakatlandı. 3-4-3 içerisinde Cesc önde oynayınca etkenliği artıyor ve Xavi'yi daraltmıyor arkada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Javier bolca pas hatası yaptı, Alves sağdan arkaya sarkamadı, Iniesta olmayınca Messi oyunu açamadı, küçük detaylar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın başı ve sonunda atılan iki gol ile beraberlik koparttı koca AC Milan, yarım puanı bile hak etmedi, maç başında saçma bir gol, sonunda bir duran top, aradaki 90 dakika boşluk, yazık Sacchi'den bugüne!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'nın İki maç üst üste berabere kalması ve sürekli sakatlık olması iyiye işaret değildi, &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/canlar-kimin-icin-calyor.html"&gt;sezon başında yeni sorunlar doğacağına değinmiştim.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola "Rakibin orta saha oyuncuları stoper gibi oynarken hücum etmek kolay değildir. Amaçları ceza sahasını savunmaksa bunu başardılar. Milan'ın bu skoru hak etmesi için pek çok neden var. Kalemize iki buçuk kez geldiler ve bir puanı aldılar. Bu gibi Avrupa takımları, futbol anlayışımıza inancımızı daha da güçlendiriyor. İyi bir maç oynadık. Geliştirmemiz gereken şeyler olmasına rağmen, Milan'ı kendi sahasına hapsettik. Bu sadece ilk maçtı, daha oynayacağımız 5 maç var." şeklinde gayet yerinde ve can alıcı tespitler yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valencia deplasman, Atletico Camp Nou 6 puan almak hem Madrid'e mesaj hem de iki beraberlik sonrası ruhani lider Puyol'un sözleriyle kenetlenen oyuncuların özgüveni açısından gereksinim ve kanımca olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Eylül 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-4966606287237258178?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/4966606287237258178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=4966606287237258178' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4966606287237258178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4966606287237258178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/09/con-ocho-basta-hafta-3-mourinhodan-1.html' title='Con Ocho Basta | Hafta 3, Mourinho&apos;dan 1 Puan Önde'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-1cvEGO_Pgu0/Tne4Y6jqj9I/AAAAAAAAGNU/o_Rc72JH0Yk/s72-c/erd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-4756252119588755508</id><published>2011-09-19T22:54:00.002+03:00</published><updated>2011-09-19T22:57:33.330+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tenis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Novak Djokovic'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basketbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arda Turan'/><title type='text'>Zihinden Geçen Ne Varsa 9!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-s4T9nsz5itE/TneedCjViaI/AAAAAAAAGNM/ezubOmHCsaA/s1600/B_11124_B.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 152px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-s4T9nsz5itE/TneedCjViaI/AAAAAAAAGNM/ezubOmHCsaA/s400/B_11124_B.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654162078925425058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğun bir yazı olacak, birden çok konu, birikmiş döküntüler köşebaşlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Terim'in 2. maçıyla başlayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-1-4-1 formasyon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------Muslera--------------&lt;br /&gt;Sabri-----Ujfa--------G Zan---H Balta &lt;br /&gt;------------------Melo---------------- &lt;br /&gt;Kazım---Eboue---------Selçuk---Riera &lt;br /&gt;------------------Baros---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım topu üçüncü bölgeye taşıyabiliyor artık, son yıllarda yaşanan bu sıkıntı tamamen ortadan kalkmış Melo ve Selçuk sonrası. Yeni sorun üçüncü bölgede golü üretecek hamlenin olmayışı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selçuk Burak'ını arıyor, takım sürekli sağdan bindirme yapan Sabri'ye endeksli bir hücum planıyla davranıyor, ara pası kavramı tamamen literatürden silinmiş, Baros güçsüz, özgüveni azalmış. Terim santrfor ısrarında haklıymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sercan &amp; Elmander iyi bir ikili gibi durdu, biri çok hareketli, diğeri bitirici, dengeli bir tamamlama var. 4-2-3-1 veya 4-4-2 denenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selçuk iyi oynadı yorumu için, savunma arkasına doğru koşular yapan biri şart, Baros olmuyor, golde Sercan topu koşu yoluna aldı Selçuk'tan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Riera, Melo, Selçuk ve Kazım, iyi top saklıyor, kaybetmiyor, oyun temposu düşse de, top bizde kalınca rakip sahaya yerleşim kolaylaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melo ve savunma önü kesici / süpürücü kavramının ne denli önemli olduğu her maç daha net anlaşılıyor, taç çizgisine geliyor top kazanmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eboue yerini yadırgadı, sağ iç. Bir sonraki maç; Muslera, Eboue Ujfa Servet Balta, Kazım Melo Selçuk Riera, Sercan Elmander görebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İBB maçı sonrasında takım iyi oynuyor veya eskiye nazaran daha bir oturaklı gözükse de rakibi çözecek o ilk golü, mucizevi bir şekilde filelere gönderecek oyuncu bulunmadığından dert yanmıştım, adres Forlan'dı. Aslında ilk 20 dakika farklı gelişmedi Olimpiyat'tan, Melo'nun harika vuruşuyla takımı öne geçirmesi dışında Arena'da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İBB maçında kalede Muslera, Ujfa sağ bek, Zan &amp; Servet tandem, sol bek Çağlar, savunma önünde Melo, merkez orta saha Sabri &amp; Selçuk, sağ / sol kenar Kazım / Eboue ve en uçta Baros şeklindeydi görev dağılımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plan sağ koridor Ujfa ve merkezden oraya kayacak Sabri ile kuvvetlenir, bolca bindirme, bu durum Kazım'ı ceza sahasına 2. forvet gibi iter üzerineydi. Sağ taraf Ujfa, Sabri, Kazım destekli olunca Selçuk mecburen sol iç bölgesinden merkeze kaydı. Eboue de sol açık/bek gibi davrandı. Merkez orta saha Sabri &amp; Selçuk arkalarındaki Melo'yla birlikte üçlü gibi gözüktü, yanıltıcı olmasın, önemli kısım bloklar ve kaymalar! Hasan Şaş'ın 2-3-5'inde kasıt beklerin merkez orta sahayla (1-2, Melo + Sabri &amp; Selçuk) bütünleşmesi ve kenarların -Kazım &amp; Eboue- merkeze kayması olarak açıklanabilir. Eboue Arsenal oyuncusu, pası verdikten sonra hemen boşa kaçıp pas açısı yaratıyor, dinamik, artı topu ayağında az tutuyor, Barça DNA taşıyor yani. Ancak her nedense Samsun maçı ya yerini yadırgadı ya da isteksiz idi, Selçuk ve Melo'ya göre. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutmadı bir kısım hesaplar. Zan, Çağlar, Sabri ve Baros takımın en zayıf halkalarıydı Olimpiyatta ve Sabri &amp; Eboue yer değişimi + Riera gerekiyordu. (Samsun maçında uygulandı hemen ve teyit edildi düşüncem) Terim, ön alanda baskı yerine topun arkasında kalmayı tercih edince, top kaybı sonrası çok efor -blok arası mesafeler uzun- sarfedildi. Oyunu kanatlara yayarak oynamak istediğimizden top kazanmamız zorlaştı ve rakip yarı alanda baskı kurulamadı, merkez + koşu, ara pası şart. Galatasaray savunması kendisine inanmadığından ön alana çıkamıyor ve orta sahaya yaklaşmayınca da hücumda süreklilik sağlanamıyordu. Bazı riskleri göze alıp merkezde kompakt kalabilmek ve topa anında basmak çözüm belki, tandem kurgulama sezon öncesi işiydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İBB maçı 2. yarı Sabri sağ bek, tandem Ujfa &amp; Servet, merkez Melo, Yekta Selçuk. Aksaklık stoper + bek + sağ iç + santfror omurgasının zayıflığı. Omurganın sağlam olabilecek parçaları; Muslera, Ujfa, Melo, Selçuk ve Kazım, belki Elmander, Riera eklenir ve potansiyel Yekta, Engin ve Sercan gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samsun maçı, Olimpiyat denemesinin dersleriyle doluydu kısaca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eurobasket 2011 sona erdi, İspanya'nın şampiyonluğuyla, beklenen oldu. 2006 Dünya, 2007 Avrupa ikincisi ve 2009 Avrupa Şampiyonu'ydu onlar. Hatta 2008 Olimpiyatlarında Amerika'yı yenebilirlerdi finalde, gerçekleşmemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa basketbolunda Yugoslavlar sonrası İspanya dominasyonundan artık kesinlikle bahsedilmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya'da hakkı edilmesi gereken bir isim vardı, son üç maçta 26, 35 ve 27 sayı attı, turnuvanın MVP'si Juan Carlos Navarro. Boğazdan aktığında doyumsuz tatlar bırakan yıllanmış şarap yudumları gibi etkileyici onu izlemek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim hiç gelinmek istenmeyen Türkiye'ye. Hatalar silsilesi, cesaret yoksunluğu, ev sahibi olmadığı organizasyonlarda başarısız olan ülke imajını silemeyen bir topluluk. Orhun Ene'yi çok severim ama iyi antrenör Hedo/Tunçeri/Onan döneminin kapandığını fark eder, akılcı davranıp onları turnuvaya götürmeme kararını verirdi. İzzet / Furkan, Tutku tercihleri de sorgulanmalı. Daha da önemlisi saha içi, Emir, Enes, Ömer Aşık -potansiyelli üç oyuncu- çok motive yanına iki isim -Ender, belki Sinan, post-up için Oğuz, artı Ersan- eklenmeliydi oyun şablonu yaratırken. Israrla eski silahlar, yetmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç sevmem ama sevimsiz şahıslar da doğru söyleyebilir, İbrahim Kutluay Hedo üzerinden aslında arka odalarda neler yaşandığını ve 12 Dev Adam denilen zorlama takımdaşlığın maddi manevi değerler karşısındaki yenilgisini gözler önüne serdi. Biz beceremiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecan fırtınasının zirvesi US Open'da yaşandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu form durumundaki Djokovic'i yenebilecek tek oyuncu Federer idi, iki şampiyonluk puanı kaçırdı ve kaybetti Sırp raketin azmi karşısında. (RG'ta Djokovic'i yenmesi başlı başına büyük olaydı, fark edilmedi.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nadal'ın yenemeyeceği tek oyuncu Novak idi ve tahminler yine yanıltıcı olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Federer Nadal'ı nasıl yeneceğini bulamamıştı, şimdi Nadal altıncı maçında da Djokovic'i ne şekilde yenerim sorusunu cevaplayamayıp sınıfta kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rafa Fedex'ten 6 GS (4 RG) çaldı, benzerini Novak Rafa'ya yapıyor. Panzehir savunma, Fedex'in kaybettiklerinin intikamı belki de. Vaktiyle Rafa, Fedex'i yendiğinde -ki bunların çoğu topraktaydı- bu istatistiğin -H2H- daha iyi olarak anılmak için bir argüman olamayacağını defaatle vurguladım. Çünkü Nadal, Fedex'e özel bir stratejiyle oynuyor ve biraz da ters geliyordu, tarz olarak. Federer daha büyük oyuncuydu, estetik kusursuzluğun timsaliydi ama Nadal onu daha fazla yenmişti, mesele değildi ancak anlayamadı Nadal hayranları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi aynı durum başlarına geldi. Nadal Djokovic'i yenemiyor, 2 GS finali kaybetti bile, devamı da gelecektir. Novak Rafa'dan daha büyük oyuncu mu, değil işte, sadece şu an daha iyi oynuyor ama tarih Rafa'yı onun önünde yazacak, Federer'iyse en üstte, gelmiş geçmiş en büyük oyuncu diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon'un Inter zaferi büyüleyiciydi. Fenerbahçe'nin CL'ye gitmemesi ülkenin hayrına oldu. Bu maçın yol gösterici tarafı; ülke futbolunun Avrupa'yla makası daraltabileceği tek (kurtuluş) yol yabancı sınırının kaldırılmasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cech, Glowacki, Zokora, Colman, Celutska, Alanzinho, Henrique ve sonradan oyuna dahil olan Sapara, Vittek. Oyuncu kalitesini artırdılar, bir arada takım olgusu yarattılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manisa ve İBB maçı, kısıtlama geldiği anda yerli oyuncu bulma zorunluluğundan ötürü, buna yakın bir futbol oynanamayacağının ispatıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arda Turan'ın ayrılması söz konusu olduğunda La Liga'nın ona en uygun yer olduğunu dile getirmiştim, çabuk adaptasyon sağladı bizim çocuk. Şimdiden üç asist ile Mesut Özil etkisi bırakabileceğini gösterdi, en az onun kadar yetenekliydi zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reyes Diego Arda, Falcao dörtlüsü öngörüsü de erken devreye sokuldu Atletico Madrid'te, çok yaratıcı bir hücum hattı oldu ancak Barça ve Real onlara ne kadar top gösterir, orası muamma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Falcao için 40 milyon Euro çok, o para Hulk'un değeri demiştim, mahçup ediyor. Müthiş bir ceza sahası golcüsü ve modern oyuna çok yatkın hareketli tarzıyla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mata sonrası Valencia'nın düşüş yaşacağını tahmin ediyordum, Soldado ayakta tutuyor gibi, 1 Eylül'de yazmıştım, hala geçerli;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Atletico Madrid 4 Villarreal 5 Valencia 6 Bilbao 7 Malaga 8 Betis 9 Sevilla 10 Sociedad.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökhan Gönül'ü Barça'ya uygun gören ve oyuncuyu da buna inandıran -Alves'in yedeği olmam dedi bir de, garip- kitle ne düşünüyor acaba Arda'yı izlerken?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir karşılaştırma:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arda Turan maç sayıları, Türkiye 06-11 26/33 (%79) Galatasaray 06-07 36/48 + 07-08 44/52 + 08-09 46/53 + 09-10 47/55 + 10-11 19/44 = 192/252 (%76)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökhan Gönül maç sayıları, Türkiye 07-11 14/29 (%48), Fenerbahçe 07-08 36/53 + 08-09 46/53 + 09-10 45/56 + 10-11 35/42 = 162/204 (%79)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arda ile Gökhan aynı potada erimez, biri özveriyle oynar, diğeri milli maç dönemi sakatlanır, birinin mesleğine saygısı vardır, diğeri için Fener'in menfaatleri her şeyin üzerindedir, tavsiye alır yüzde yüz on futbol yorumcusundan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şenol Güneş'e Samsun maçı öncesi TT Arena'da Metin Oktay kitabı hediye edilmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu adama sahip çıkın, bu ülkenin Guardiolası'dır, anti-Mourinho'sudur, mütevaziliğiyle kazanır gönülleri, hiç çıkmaz oradan, her sözü bir öncekinden daha vurucudur ama anlayana, alay etmez, karizmayla alıp veremdiği olmaz, önemsizdir, adalet peşindedir, daha çok da "güzel oyun" ve emek tarafında işin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunları söyler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Babam ve annem okuma yazma bilmiyordu. Benim üniversite okumam için çok çalıştılar. 15 yaşında hayata başladım. 5 kardeştik. 15 yaşında aileme bakan bir kişiydim. Ortaokulda mahalle arasında oynarken , büyüklerin baskısıyla kaleye geçtim. 24 yıl kaleciliği sevmeyerek yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o zaman fakir bir ailenin çocuğu olarak, denizde yüzüyordum, kumsalda geziyordum, özgürdüm, organik meyve yiyordum. Bugün ekonomik durumu iyi olan bir baba olarak çocuğumu yüzmeye götüremiyorum, organik meyve yediremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hiç kaleci eldiveni giymedim. Zonguldak maden işçilerinin eldivenleriyle toprak sahada antrenman yapıyordum. Eskiden fakirler oynuyordu, zenginler seyrediyordu. Yani açlar oynarken, toklar seyrediyordu. Şimdi ise toklar ve zenginler oynuyor, fakirler seyrediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece sonuçsal kaygı ve ekonomik beklenti var. O zaman olmaz. Eskiden yokluktan çıkarırken, şimdi eskisi gibi başarılı sporcular çıkaramıyoruz."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka Şenol Güneş yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Eylül 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-4756252119588755508?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/4756252119588755508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=4756252119588755508' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4756252119588755508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4756252119588755508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/09/zihinden-gecen-ne-varsa-9.html' title='Zihinden Geçen Ne Varsa 9!'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-s4T9nsz5itE/TneedCjViaI/AAAAAAAAGNM/ezubOmHCsaA/s72-c/B_11124_B.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-1966604820658089134</id><published>2011-09-12T23:30:00.003+03:00</published><updated>2011-09-13T00:47:06.357+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Zorla Kusursuzluk Olmaz!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-k3m3FfLTKG8/Tm5s3oq6u8I/AAAAAAAAGMk/F_umhU4TrMs/s1600/pep.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-k3m3FfLTKG8/Tm5s3oq6u8I/AAAAAAAAGMk/F_umhU4TrMs/s400/pep.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651574285462584258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok iyi giden bir işi daha iyi duruma getirmek büyük riskler taşır çünkü çok iyiyi daha iyi duruma getirmek için yaptığınız şey bir gerileme de yaratabilir, belki de doğrusu riske girmeden o çok iyiyi korumaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep Guardiola 2008-2009'da treble yaptığında her şey kusursuz gibiydi. Chelsea maçları onu endişeye sevk etti ve Ibra hamlesinde bulundu, Eto'o karşılığında. Beklentiler karşılanamadı ve Mourinho'nun Inter'i öyle ya da böyle tarihin en iyi takımını elemeyi başardı 2009-2010'da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dersler çıkarıldı o eşleşmeden, diyalektik olarak gelişiyordu her şey ve kritik maçlar Barça'nın futbol evrimine katkıda bulunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010-2011'de yine taçlandı güzel oyun, hem de panzehre aldırmadan. Fakat Pep yedi El Clasico üzerine bir defa daha hamle sırasının geldiğini düşündü ve Alexis &amp; Fabregas + Thiago çıktı şapkadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın 2 kupa kazanmasından -aslında oyun bazlı endişe taşımalıydı- kuvvet alıp fantezi zorlamalarla hem rotasyonu çok genişletip hem de ideal kusursuzluk denklemine ihanet etti Guardiola. Geleceğin futbol modeli olabilecek 3-4-3 üzerine yoğunlaştı bu evrede. Çok iyiyi daha iyi yapmak isterken eldeki iyiden olma yolunda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temelde atladığı bir şey vardı, Barça'yı başarıya kolay yoldan ulaştıran ana unsur, yani ideal oyuncular ve pozisyonları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Sociedad zor bir deplasman, hep öyleydi Bask diyarı, Pep'in oyuncu &amp; antrenör olarak 11. maçı ve 1 galibiyeti var hala. Bunu bile dikkate alsa bu kadar çokça rotasyon yaparak bu maça çıkılmaması gerektiğini fark ederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-3-3 ile sahadaydı Barça.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------Valdes------------------&lt;br /&gt;Alves------Sergio-------Fontas----Adriano&lt;br /&gt;------------------Keita------------------&lt;br /&gt;-----------Xavi----------Thiago----------&lt;br /&gt;----Pedro-----------------------Alexis---&lt;br /&gt;-----------------Fabregas----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergio &amp; Fontas tandem, Alexis ilk kez solda, Fabregas yine "sahte 9" rolünde, Keita ön süpürücü. Pique sakat, Puyol 7 ay sonra kulübede, Iniesta &amp; Messi dinlendiriliyor, Abidal &amp; Javier sezon başından hiç kesik yememişken kenara çekiliyor. Enteresan tercihler oluyor kısaca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, biraz da hafta içi oynanacak ŞL'deki AC Milan maçını düşünüyor. Jose Mourinho'ysa ŞL grubunun kolaylığına güvenip Getafe karşısında -3 aydır tek oyuncu değişmeden sürülen, nasıl bir hırs bürüdüğünü anlayın- ideal 11'iyle sahaya çıkıyor, ne de olsa Zagreb maçında istediğini dinlendirebilir, dahice! ŞL kuraları bir parça ligin kaderini etkiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik kusursuzluk denklemi 4/11 seviyesinde. Valdes, Alves, Xavi ve Pedro orjinal pozisyonlarında. Pique, Puyol, Abidal, Iniesta, Villa ve Messi yok, Busquets de savunmaya çekilmiş. Meselenin özü bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid'i 5-0 yenen takım kusursuzluğa en yakın olandı, o parçalar, o parçaların yerleri en ince ayrıntısına kadar birbirine eklemlenmiş ve ortaya mükemmel bir iş çıkmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fontas ağır, savunma yetileri -ofsayt, kademe- zayıf ve sadece sol ayağını iyi kullanarak oynayabileceğini zannetmemeli. Adriano hala dengesiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keita, savunmanın yeterince öne çıkamadığı maçlarda top kazanma görevini başaramıyor, Villarreal maçında çok iyiyken dün takımın en kötüsüydü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabregas'ın sürekli geriye gelmesi ve Messi gibi dribling üzerinden oynamaması, Xavi'nin oyun alanını daraltıyor. Xavi &amp; Fabregas gibi iki pasa dayalı organizasyon kuran oyuncunun akışkanlık yaratması olası değil çünkü topu bir bölge ileri taşıyacak isim değil ikisi de. Israrla vurgulama sebebim de bu, Xavi'nin tamamlayıcısı topu ön alana adam eksilterek taşıyan Iniesta ve Fabregas'ı etkin kullanmak ancak Iniesta sahadaysa mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fantastik işlere girip üçünü bir arada oynatma çabası da yersiz. Tüm bunlara bir de Thiago'yu ekleme girişimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada başarı kazanmış -12 kupa- bir kurgu var. Xavi &amp; Iniesta ve arkasında Sergio. Pep bu üçünden ikisini oynatmadığı sürece topla oynama % 70 altına düşmeye devam edecek ve bunun yanında takım daha çok geriye gelmek zorunda kaldığından daha fazla efor sarf edip hücumda üretken olamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabregas / Thiago kullanımı kesinlikle daha sınırlı ve rotasyon ekseninde olmalı, onları ilk 11'e monte etme çabası Barça'ya şampiyonluğa bedel olabilir çünkü arkanızda her hatasını değerlendirmek için bekleyen açlık hissinin doruklarında gezen bir Real Madrid bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pedro'nun formsuzluğu, Alexis'in takıma ısınma turları atarken 8 hafta sahalardan uzak kalacak olması ciddi sıkıntı. Afellay sakatlıktan döndü ancak birkaç hafta forma şansı bulamaz. Bu da geriye tek alternatif bırakıyor, Iniesta'nın sola kaydırılıp Villa'nın sağda oynaması ve merkezin Xavi &amp; Fabregas ile kurulması, ki bence bu da yanlış bir tercih, Milan maçında görürsek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça bir an önce maç kazanma ve daha önemlisi topa daha çok sahip olup kendi ritüel pozisyon bulma şekline -Sociedad maçındaki goller tamamen Barça tarzı dışıydı ve Fabregas kaynaklıydı- dönmeli. Pep, Fabregas'ı tam da bu çeşitliliği sağlasın diye transfer etti ancak ondan daha büyük beklentiler içine şimdiden girmek ve düzen dışına -sahte 9- çıkmasını istemek, oyun akışkanlığı açısından büyük zaaflar yaratıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabregas Barça DNA taşısa da, bazı tercihleri yeni yeni öğreniyor, ilk yarı orta sahada top alıp çalımla oyun kurmaya çalışıp topu kaptırması kabul edilemez örneğin, Xavi'nin hiç yapmayacağı bir şey, pasla çıkması veya savunma arkasına oynarken sürekli havadan oynamayı düşünmemesi gerektiğini zamanla kavrayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;62 - 80. dk.lar arası yayılım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------Valdes------------------&lt;br /&gt;Alves------Sergio-------Fontas----Adriano&lt;br /&gt;------------------Keita------------------&lt;br /&gt;-----------Xavi----------Fabregas--------&lt;br /&gt;----Pedro------------------------Villa---&lt;br /&gt;-----------------Messi-------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80 - 90. dk.lar arası yayılım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------Valdes------------------&lt;br /&gt;------Alves------Sergio------Adriano-----&lt;br /&gt;------------------Keita------------------&lt;br /&gt;-----------Xavi----------Iniesta---------&lt;br /&gt;----Pedro-------Fabregas---------Villa---&lt;br /&gt;-----------------Messi-------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk çizim, Xavi &amp; Fabregas uyumsuzluğu ve alan paylaşım sıkıntıları doğurmasını anlatıyor. Maçın en etkisiz isminin Barça oyun yapısının beyni Xavi olması rastlantı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 10 dakika ise tamamen panik. 3-4-3 formasyonuna dönen bir Barça ve savunma üçlüsünde sadece hız aranan iki isim Alves, Adriano.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol iyi oyuncularla oynanıyor doğru ama böyle bir kadronun 10 dakikada hiçbir şey üretememesini de bununla açıklayamıyorsunuz işte, başka unsurlar var, sistem, teknik taktik, görev paylaşımı, yerleşim gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça maçın başından sonuna oyun ritmini yakalayamadığı için Villarreal maçına benzer bir yapıyı sonlarda kullanması bile çözüm üretmiyor. Futbol o kadar mekanik ve menajerlik oyunlarındaki gibi oyuncuyu değiştirmenizle sonucu almanızın bir olduğu bir ortam sunmuyor, hele de bu takm, model üzerinden kusursuzluk arayan Barça'ysa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=aHA8gHlSyjk"&gt;Allas'ın görselinde de anlatıldığı üzere&lt;/a&gt; Sociedad'ın ilk ve ikinci devre arasındaki savunma anlayışındaki farklılık da -rakibi geride bekleme ve ön alanda basma- maça etki eden bir başka faktördü. Bunun yanı sıra Barça oyuncularının kendilerinden hiç beklenmeyecek pas hataları yapmaları, muhtemelen konsantrasyon eksiklikleri ve FIFA virüsü ekseninde değerlendirilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 sene üst üste şampiyonluk arayan Barça'nın geçen sezondan -96- daha çok puan toplaması şart ve tek teselli, Sociedad maçının haneye artı 1 olarak yazılması şimdilik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho iki puan farkı koruyup El Clasico'da beşe çıkartmanın hesaplarını şimdiden yapmaya başlamıştır çünkü sezon öncesi 10'da 10 başlangıcı yaparsak şampiyon oluruz kelamında bulunmuştu. Onun doğru okuduğu -ŞL maçlarını hesaba katıp- Pep'in de daha dikkatli irdelemesi gerekiyor, beş ya da sekiz puan geriye düşüldüğü anda Madrid'i yakalamak çok zor olabilir ve Barça üç yıldır hep kovalanan oldu, diğer duruma dair herhangi bir deneyimi yok, bu psikolojik etkiyi de göz ardı edemeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Puyol &amp; Pique dönmeli, Abidal &amp; Javier sık sık kullanılmalı, Sergio ön alana geçmeli, sistem kusursuzluğa ancak onunla erişebilir yeniden ve Xavi &amp; Iniesta yan yana sahada olmalı. Xavi'nin yokluğunda da Fabregas / Thiago alternatiflerine yönelmeli, bu planın dışına çıkan her hamle Barça'ya zor anlar yaşatabilir Sociedad maçında olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutulmaması gereken bir nokta daha var, Madrid yine haksız bir penaltıyla galibiyete uzandı, Kastilya'ya olan destek hiçbir zaman eksilmeyecektir, Katalan parlamentosundan altın madalya alan Pep'in bunu da hesaba katması şart şampiyonluk için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-1966604820658089134?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/1966604820658089134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=1966604820658089134' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/1966604820658089134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/1966604820658089134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/09/zorla-kusursuzluk-olmaz.html' title='Zorla Kusursuzluk Olmaz!'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-k3m3FfLTKG8/Tm5s3oq6u8I/AAAAAAAAGMk/F_umhU4TrMs/s72-c/pep.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-8520264181798655620</id><published>2011-09-03T21:17:00.010+03:00</published><updated>2011-09-03T21:39:18.628+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Yeni Sezon ve Terim'in Galatasaray'ı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-yJwvnEvRGDY/TmJvXpBlKbI/AAAAAAAAGMc/Oh-jXYwxW_U/s1600/B_6a43e3946e85ccdd2a18019806e4ada5.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-yJwvnEvRGDY/TmJvXpBlKbI/AAAAAAAAGMc/Oh-jXYwxW_U/s400/B_6a43e3946e85ccdd2a18019806e4ada5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5648199334616181170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut kadro:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muslera&lt;br /&gt;Aykut&lt;br /&gt;Ufuk&lt;br /&gt;Eboue&lt;br /&gt;Sabri&lt;br /&gt;Ujfa&lt;br /&gt;Servet&lt;br /&gt;G Zan&lt;br /&gt;H Balta&lt;br /&gt;Çağlar&lt;br /&gt;Ceyhun&lt;br /&gt;Melo&lt;br /&gt;Selçuk&lt;br /&gt;Ayhan&lt;br /&gt;Yekta&lt;br /&gt;Engin&lt;br /&gt;C Kazım&lt;br /&gt;Riera&lt;br /&gt;Elmander&lt;br /&gt;Baros&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altyapı takviye: Semih, E Çolak, Aydın, Anıl, İsmail Berk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formasyon 4-1-4-1 ve pozisyon alternatif:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleci Muslera / Aykut / Ufuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ Bek Eboue / Sabri / Ujfa&lt;br /&gt;Merkez Sağ Savunmacı Ujfa / Servet / G Zan / Ceyhun&lt;br /&gt;Merkez Sol Savunmacı Servet / G Zan / H Balta&lt;br /&gt;Sol Bek H Balta / Çağlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön Süpürücü Melo / Ceyhun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ Açık Kazım / Eboue / Sabri / Elmander&lt;br /&gt;Merkez Sağ Orta Saha Selçuk / Yekta / Ayhan / Sabri / Eboue&lt;br /&gt;Merkez Sol Orta Saha Yekta / Engin / Ayhan / Selçuk&lt;br /&gt;Sol Açık Riera / Engin / Eboue&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Santrfor Baros / Elmander&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omurga üzerinden başlayalım kurgulamaya ve Terim'in zihnindekileri anlamaya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 yabancı var ve Elmander'in Baros'un arkasında beklediği her seçim kontenjana takılmıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer 4-4-2 ekseninde Baros &amp; Elmander birlikteliği düşlenirse Ujfa &amp; Riera'dan birinin takımdan kesilmesi gerekecek ki klasik bir açık oyuncusu olan Riera'nın çıkması çift santrfor tercihini anlamsızlaştıracağından, Ujfa kenara gelme olasılığı en yüksek yabancı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 yabancı sabit öyleyse her koşulda, Muslera + Eboue + Melo + Riera + Baros.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 yabancı + 2 yerli kaleciyi çıkartırsak elde yalnızca 11 yerli isim var. Terim  joker oyuncular istiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 yerli kontenjanı için hiyerarşi oluşturalım, Selçuk, Kazım, Servet sanırım ilk üçte. Onların ardından sırası önemsiz Sabri, G Zan ve H Balta geliyor. 6'lı bir oyuncu topluluğu. Bunun dışında bilinmezlikler taşıyan Yekta, Engin ve Ceyhun ile 9, hesaba katılmayan Çağlar ile 10, emektar Ayhan ile 11 oyuncuya ulaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani Terim Selçuk, Kazım, Servet'i tahtaya yazdıktan sonra 7 oyuncu içinden -Ayhan'ı sayma- ikisini daha belirleyecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7'nin 2'li kombinasyonu 21 opsiyon çıkar karşımıza, hesap kabarık, futbol yönünden kabuller yapıp sadeleştirmeye gidelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pozisyonun değişmesi zor görünen oyuncular:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muslera&lt;br /&gt;XXX&lt;br /&gt;XXX&lt;br /&gt;XXX&lt;br /&gt;XXX&lt;br /&gt;Melo&lt;br /&gt;Kazım&lt;br /&gt;Selçuk&lt;br /&gt;XXX&lt;br /&gt;Riera&lt;br /&gt;Baros &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XXX: değişkenlik gösterme olasılığı daha yüksek olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Denklemin en karmaşık kısmı merkez orta sahanın solunun nasıl doldurulacağıyla ilgili. Yekta, Engin, Ayhan pozisyon orjini olarak burada oynayabilir ancak Fatih Hoca farklı bir yöntem deniyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selçuk'u merkez orta sahanın soluna kaydırıp -Arda varken daha anlamlıydı, birbirlerine yakınlaştıklarından- Sabri'yi merkez orta sahanın sağına yerleştirmek gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Sabri---------Selçuk---Riera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şablonda amaç Sabri'nin dinamizmi, ön alanda rakibe baskısı, sağ kanat işlerlik katma gibi etkilerinden yarar sağlamak. Mourinho'nun Coentrao'yu Xabi Alonso'nun yanında oynatıp Marcelo'yla değişimli sol koridor kullanımı gibi bir faktör aranıyor. Sabri, arkasından gelecek bek ile -Ujfa ya da Eboue- birlikte bindirme kombinasyonları uygulayacak ve yanında oynayacak açık oyuncusunun -Eboue ya da C Kazım- merkeze kayıp daha çok ceza sahası içinde bulunmasına, gole yaklaşmasına da olanak tanıyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terim benzer bir etkiyi Sabri yerine Eboue üzerinden de sınayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Eboue---------Selçuk---Riera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şeklinde. Her ikisine de antrenman ve maçlarda göz atılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabri &amp; Eboue deneyi dışında mevcut kadronun orjinal orta sahalarının forma şansı bulması da bir seçenek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu söylerken bir farklılığı da göz önüne koyalım, Sabri &amp; Eboue'nin sağ bek / açık koordinasyonlu orta saha konumlandırması Selçuk'u sola atmamıza sebep oluyordu. Eğer Yekta ya da Engin ilk 11'e katılırsa Selçuk da yeniden merkez sağ orta saha pozisyonuna dönebilir ve bu neden bu kadar önemli? Yerli Xavi diyoruz ya ona, Xavi'yi kısaca inceleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar Xavi oyun akışkanlığına ciddi katkı sağlayan bir yer değişimle maçı tamamlasa da, hücumları şekillendirdiği bölge hiç değişmez, merkezin sağı. Messi'nin top sürmeleri, Alves'in bindirmeleri ve Iniesta'nın soldan onun paslarını taşıyarak bütünü tamamlaması. Sağ ayaklı Xavi'nin sağ bölgeye yakın oynaması oyun görüşünü ve ayağını istediği gibi kullanabilme özgürlüğünü kısıtlamayan en önemli saha içi tercihlerinden biridir ve Guardiola'nın bundan taviz verdiğine pek rastlamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terim eğer Selçuk'tan yüzde yüz verim almak istiyorsa kesinlikle onu merkez sağ orta saha oynatmalıdır. (Tıpkı Xavi gibi Selçuk da merkez sol orta saha oynar ancak maksimum etkiyi ve oyunu görüşünü sunamaz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Selçuk--------Yekta----Riera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;veya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Selçuk--------Engin----Riera &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki orta saha şablonundan birini kullanmak çok daha rasyonel duruyor. Sezonun belki de en kritik iki adamı bu açıdan Yekta ve Engin olabilir çünkü onların performansına mahkum 10 oyuncu bulunacak etraflarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Dört bilinmezden (XXX) oluşan savunma kurgusu nasıl olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabri &amp; Eboue'nin orta saha kullanımına göre diğeri sağ bek seçilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabri---XXX-----------XXX----XXX&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Eboue---------Selçuk---Riera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;veya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eboue---XXX-----------XXX----XXX&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Sabri---------Selçuk---Riera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta Sabri'nin ilk 11'de olmadığı üçüncü bir alternatif var, bunu da çok önemsiyorum hazırlık dönemine bakarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ujfa----XXX-----------XXX----XXX&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Eboue---------Selçuk---Riera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı bir sağ bek performansı ortaya koyan ve takımın havasını değiştiren Ujfa'yı, biraz da Türkiye Ligi'nin yapısını ön planda tutup bu şekilde oynatabilir Terim. Kaçınılmaz olan Ujfa'yı bek yapmanın size iki yerli stoper olarak geri dönmesidir, bu riski de göze alacaklar muhtemelen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ters tarafa bakalım, sol bek pozisyonuna. En zayıf halka ve yalnızca iki olasılık üzerinde durulabiliyor, H Balta ve Çağlar. Selçuk, Kazım, Servet'ten sonra dördüncü yerli oyuncuyu buraya seçmek zorundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ütopik dursa da Eboue'nin sol bek oynaması da hesap edilebilir ancak çok sıcak baktığımı söyleyemem, Lahm gibi uzun yıllar ters ayaklı bek oynatılmadıkça yüksek performans alınması çok zor olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 stoper var, Servet ilk yazılırsa diğer dördü de ikinci yer için adaylar olarak gözüküyor. Ceyhun ve H Balta'nın acil çıkış kapısı stoperleri olduğunu da bildiğimizden geriye G Zan ve Ujfa kalıyor. Burada devreye elbette Ujfa'nın nasıl kullanılmak istendiği girecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ujfa------G Zan-------Servet---H Balta&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Eboue---------Selçuk---Riera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;veya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eboue-----Ujfa--------Servet---H Balta&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Sabri---------Selçuk---Riera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sabri-----Ujfa--------Servet---H Balta&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Eboue---------Selçuk---Riera  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Servet'i ısrarla merkez sol savunmacıya yazma sebebim H Balta'nın hatalarını kapatma potansiyelinin bulunması, G Zan'ı o tarafa atmak silahı kafamıza dayamak ve birinin gelip tetiği çekmesini beklemek olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terim'in zihnindekiler bunlarken şahsi kanaatime göre olması gereken:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eboue-----Ujfa--------Servet---H Balta&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Selçuk--------Yekta----Riera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türlü varyantlar çıkabilir, birkaç maç fantezi de olsa Sabri sağ bek, Eboue sol bek deneyi, sıklıkla Ujfa sağ bek (Servet &amp; G Zan'ı zorunlu kıldığından çok taraf değilim) ve Yekta yerine Engin hamlelerini maç içinde görüp analiz etmek gerekir, kağıt üstündekine benzemeyebilir, belki daha iyiye bile yükselebilir takım uyumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terim'in 2008 Avrupa Şampiyonası'nda kullandığı savunma şablonu da -beğenmesem de, &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/07/savunma-kurgusu-ve-basar-kosullar-yuzde.html"&gt;savunma kurgusu &amp; başarı odaklı tezimden dolayı&lt;/a&gt;- aklımızın bir köşesinden hiç çıkmamalı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabri-----G Zan-----Servet---H Balta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Hücum hattı, çok fazla tartışmaya açık değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazım sağ kenar, Riera sol kenar kesin gibi, onları yedekleyebilecek kalitede, belki üstünde bir Eboue de var kadroda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ujfa, Eboue ya da Sabri'nin yer aldığı sağ kenar paylaşımlı hücum koridoru C Kazım'ı sürekli merkeze kaydırıp ikinci santrfor gibi oynatacaktır. Riera'nın merkeze kaymayan, klasik çizgide kalan bir açık oyuncusu olması bu yönden C Kazım'ı dengeleyici bir unsur. Önemli ve olumlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eboue'nin çok sık önde kalacağı düşünülürse, Kazım'ın bu kaymayı gerçekleştirmesi takımımıza hücumda sayısal zenginlik ve pozisyon üstünlüğü getirecektir. Riera'nın gol sayısı ne kadar azsa -asist yapar daha çok orta üzerinden- Kazım'ınki bir o kadar yüksek olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor'daki Selçuk &amp; Burak ikilisinin Selçuk &amp; Kazım'a evrilmesini seyredeceğiz. Koşu yoluna pas, verimli duran top, kanat bindirmesi kavramları yeniden hayatımıza girecek. Golü takımca atacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96-00 dönemini hatırlayın. Davala, Fatih, Capone, Okan ve Arif arasından en az üçü sahada yer alır ve üçgenler kurarak sağ taraftan oyunun akmasını sağlarlardı. Ujfa, Sabri, Eboue, Kazım ve Elmander üzerinden kurgulanacak benzer senaryolar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücumun en ucunda Baros, alternatifi Elmander denilirse yanlış olmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eboue-----Ujfa--------Servet---H Balta&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Selçuk--------Yekta----Riera&lt;br /&gt;------------------Baros---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terim'in deneyeceği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ujfa------G Zan-------Servet---H Balta&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Eboue---------Selçuk---Riera&lt;br /&gt;------------------Baros---------------&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Maç sıkıştığı anlarda, özellikle TT Arena'da Baros'un yanına Elmander alınabilir, Ujfa oyundan çıkarılıp. İlk kadroda Yekta &amp; G Zan değişikliğine gitmek zorundasınız böyle bir durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elmander &amp; Kazım pozisyon tercihine hiç rastlamayabiliriz, hem sağ bölgede oynayabilecek yeterince isim var hem de Kazım'ın yerine Elmander olursa yabancı kontenjanı sorunu baş gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Kaleci = Muslera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------Muslera---------------&lt;br /&gt;Ujfa------G Zan-------Servet---H Balta&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Eboue---------Selçuk---Riera&lt;br /&gt;------------------Baros---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------Muslera---------------&lt;br /&gt;Eboue-----Ujfa--------Servet---H Balta&lt;br /&gt;------------------Melo----------------&lt;br /&gt;Kazım---Selçuk--------Yekta----Riera&lt;br /&gt;------------------Baros---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok varyant var, ötekiler yazıdaki detaylardan oluşturulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Zaaflar ve avantajlar neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol bek bölgesinin yine en zayıf halka olması, merkez orta sahadaki üçüncü ismin (Melo+Selçuk+XXX) hala tespit edilememesi, Baros'un sakatlığı halinde Elmander'in yaşayabileceği uyum sorunu ve beraberinde gelecek santrforsuzluk -C Kazım ya da altyapıdan takıma alınmak istenen İsmail Berk son çözüm- meselesi, Forlan &amp; Reyes derken Riera'nın beklentileri karşılayamaması ve stoperlerin nerede ne yapacağının belirsizliği can sıkıcı konular. Bunların giderilememiş olması elbette vahim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaptanlık derdi de sırasını bekliyor. Hiyerarşi birinci unsur olsa Arda'nın ayrılmasının hemen arından Sabri'nin kaptanlığı açıklanırdı, bu tercih edilmedi. Keza Arda kaptan yapıldığında, yaşça ondan büyük olan -daha uzun süre Galatasaray bünyesinde bulunan, can alıcı kısım, asıl referans- Sabri'nin es geçilmesi, hiyerarşi önceliğini kaybettiğinin ve kaptan olarak düşünülmediğinin göstergesiydi. Arda ayrılınca elde kalan adam üzerinden "hiyerarşi önemli" vurgusu yapmak çok daha yaralayıcı. Kadroda bulunan isimlerin zihninden de bu soru işaretleri geçecektir, Sabri kaptan yapılırsa. Kısacası kaos doğurur bu karar. Hiyerarşi gözetilmezse akla en yatkın isim Selçuk, daha ilk senesi olsa da eğer liderlik edebilecek bir karakteri varsa tercih edilebilir. Hiyerarşi gözetilmeye devam ederse takımda beşinci senesini geçiren ve ilk 11 oynaması hemen hemen kesin olan Servet düşünülecektir. Sabri'nin ilk 11 kriterini sağlayacağı da şüpheli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar hücuma dönelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arshavin -dribling üzerinden- Podolski -gol atan kenar- ve Riera -saf açık- üçü de apayrı özellik ve görevleri olan kenar oyuncularıydı. Riera tercihi bu açıdan da kafaları kurcalıyor, bilinçli bir hamle değil de kapıya dayanan yumurta izlenimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücum hattı yaratıcılıktan bir hayli yoksun. Alex gibi tek oyuncu yoluyla bu açık giderilebilirdi -kesinlikle adres Forlan'dı- ancak olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut kadroyla yapılacak en iyi iş takım olabilmekten geçiyor. Riera buna yatkın bir isim, taktik disiplinden kopmaz. Keza elde Eboue, Melo ve Selçuk da bulunuyor. Kazım'ın patlayıcılığı ve Baros'un golcülüğünün standart üstüne çıkmasıyla problemler en aza indirgenebilir hücumda. Elmander'i de unutmayalım, gol yükünü üçü çekecek ve 40-45 gole ulaşmaları hedef koyulabilir. Bu da takımın 65-70 golü geçemeyeceğine bir işaret, şampiyonluk takım savunmasıyla -oyunu- kazanılacak, duran toplar, kanat bindirmeleri en belirleyici silahlar olsa da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 3 yılda ileri uca yapılan şaşalı transferlerin, büyülü ayakların, kadro mühendisliği hataları sonucu -Selçuk &amp; Melo olsaydı- herhangi bir katkı verememesinden sonra, bu sezon daha sönük isimlerle -Riera, Elmander- anlaşıldı. Taraftar hayalkırıklığına uğramış olabilir ancak bilmediğimiz tek oyun olan masabaşını saymazsak şampiyonluk asla transfer sezonlarında kazanılmadı, hep sahada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/gelismis-versiyon-3-4-3-pepin-yeni.html"&gt;Bugün Barça bir savunmacı dokuz orta saha oyuncusuyla, santrforsuz oynayıp Villarreal'i 5-0 yeniyorsa -topla oynama % 80 civarı, rakibin kaleyi bulan ilk şutu 85. dakikada- ve futbol literatüründe devrim niteliğinde sayfalar açıyorsa, futbolun hala orta saha üzerinden şekillenen bir oyun olduğunu kabul etmeliyiz.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;3 yılda 12 kupa kazanan Pep Guardiola şöyle diyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Futbol, ilk ve en önemlisi orta saha oyuncularıyla oynanır. Bizde bir sürü var ve çok iyiler."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Independent'ın yorumu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Felsefe şu, neden sadece savunma yapabiliyor diye bir oyuncu seçeyim, en iyi savunma formu topa sahip olmaksa? Rakip, top kendinde değilse gol atamaz, o zaman takımı topu hiç vermeyen oyuncularla doldurmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar iddialı değiliz ama Melo + Selçuk transferlerine ve kaybedilen üç sezona bu pencereden bakmalıyız bir de. Performanslarıyla savunma dörtlüsünün bırakacağı izlenimi biraz olsun olumlu bir şekle çevirebilirler. Umut ışığı veren bir nokta bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğeriyse savunma kurgusuna kör topal da olsa eğilim gösterilmesidir. Muslera, Eboue ve Ujfa ciddi takviyeler ve bu coğrafyada başarı savunmadan geçer, bu da bir başka umut kapısı sezon için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Eylül 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-8520264181798655620?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/8520264181798655620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=8520264181798655620' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/8520264181798655620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/8520264181798655620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/09/yeni-sezon-ve-terimin-galatasaray.html' title='Yeni Sezon ve Terim&apos;in Galatasaray&apos;ı'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-yJwvnEvRGDY/TmJvXpBlKbI/AAAAAAAAGMc/Oh-jXYwxW_U/s72-c/B_6a43e3946e85ccdd2a18019806e4ada5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-3571049147577222481</id><published>2011-08-30T15:43:00.016+03:00</published><updated>2011-09-08T23:15:19.295+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pep'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cesc'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Gelişmiş Versiyon: 3-4-3 | Pep'in Yeni Çözümü "Sahte 10"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-83cmrfDzldY/TlzbEgfkhEI/AAAAAAAAGME/imREunwpOAA/s1600/o_f_c_barcelona_josep_guardiola-350131.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 262px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-83cmrfDzldY/TlzbEgfkhEI/AAAAAAAAGME/imREunwpOAA/s400/o_f_c_barcelona_josep_guardiola-350131.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646628903304070210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih yazmaya devam etmek isteyen ve her kulvarda Real Madrid tarafından yakın takibe alınan Barça için yaşlanmaya başlayan kadrosuna bazı genç, yetenekli ve oyun kimliğini -DNA- taşıyan isimler eklemesi gerekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Porto'ya karşı sahaya çıkan kadro, 2007'deki Sevilla'dan bu yana en yaşlı 11 idi UEFA Süper Kupa Finali'nde. (28 sene 145 gün) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meselenin bu boyutunu iyi irdeleyen Pep, 22 yaşında Alexis, 24 yaşında Fabregas, 20 yaşında Thiago ve 21 yaşında Fontas ile ana omurgayı takviye etmeyi düşündü. Transferi çok konuşulan Rossi'nin de 24 yaşında olduğunu ekleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rossi &amp; Alexis tercihiyle ilgili Villarreal maçının da etkisiyle Pep birkaç açıklamada bulundu, konuyu özümsemek adına önemli. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Rossi'nin bu yaz bir seçenek olduğunu ve Barça tarzına mükemmel bir şekilde uyacağını ancak daha çok açık oynayan birine ihtiyaç duyduklarını ve Alexis gibi orjinal bir kanat oyuncusu tercih ettiklerini&lt;/span&gt; belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette Pep'in sözleri, ısrarla ve defaatle aynı vurguyu yapıyor, kanat (açık) oyuncusu arıyordum. &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/06/alexis-sanchez-yanls-hesap-bagdattan.html"&gt;4-3-3 kenarlarından birinin merkez forvetten devşirme Villa, diğerinin de Barça DNA ile yoğrulmuş, savunmaya müthiş katkı veren, doğru pozisyon koşuları yapan, son vuruşu kusursuz, yıldız apoleti takma gereksinimini hiçbir zaman duymayan ve sorun çıkarmayan Pedro olduğu hesaplandığında Alexis yerine Messi'ye de sahte 9 oynama konusunda alternatif yaratabilecek Rossi'nin daha uygun olduğunu dile getirmiştim.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesaba katmadığımız veya az önemsediğimiz tek veri, Pep'in bu sene sıklıkla 3-4-3 oynama ve özellikle Villa'nın bu sistemde zaaf oluşturma olasılıklarıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan Villarreal maçına geçiş yapıp Alexis'in yeni rolü üzerine de konuşalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1986-1994 arası Barça'yla 410 resmi maça çıkan Andoni Zubizarreta'nın -Sportif Direktör şu an- rekoru Victor Valdes tarafından egale edildi. Xavi'yi sahaya çıkarmayıp Valdes'in kaptan olarak sahada yer almasını bile düşünmüş olabilir Pep, bu incelikleri Barça dikkate alıyor çünkü. Ayrıca Fabregas'ın gelmesiyle ikinci plana atılan Thiago'nun ilk 11 başlaması da oyuncuya verilen güzel bir mesajdı kanımca. Rotasyon, doğru yer / doğru zaman çerçevesinde iyi ayarlanmak zorunda, Pep bu konuda gerçekten başarılı, hem hedefe ilerleyip hem de her oyuncuya eşit derecede şans verme gayreti içinde olmak, takdir edilmeli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep maçtan önce &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Bu takım özel nesil oyunculardan kurulu, aynı zamanda yakın arkadaşlar, ki bu nadiren olur, sorunları kolaylıkla çözmeye dair onlara izin veriyor. Yenilgiyi kabullenmek ve kazandığında mütevazi olmak, daha gizli kutlamak hususunda eğitim aldım."&lt;/span&gt; ifadeleriyle karşı yakaya kibar bir dokundurmada bulunurken, takımını da övmekten geri kalmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyunma odası, takım olma, mantalite ve yalnızca sahada doğru işler yaparak değil saha dışında da nasıl olunması gerektiğini öğreterek sergiliyorlar "güzel oyun" felsefesini, özel olan bu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ndBNtZLNsIg/TlzbEVYqHYI/AAAAAAAAGL8/9P0t6YsXATs/s1600/barcavvillarreal2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 298px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ndBNtZLNsIg/TlzbEVYqHYI/AAAAAAAAGL8/9P0t6YsXATs/s400/barcavvillarreal2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646628900322286978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı pas sayıları Barça 798 - 235 Villarreal&lt;br /&gt;Topla oynama oranları Barça % 72 - %28 Villarreal (Katalan radyolarında % 75-78 arası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Marcelo Bielsa'nın Şili'si ve Louis Van Gaal'in Ajax'ı ya da Johan Cruyff'un Barça'sı 3-3-1-3 formasyonu kullanıyordu. Bir nevi 3-4-3 çeşitlemeleri.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - serbest ya da sabit oyuncu tanımının bloklardan bağımsız olduğunu net bir biçimde göstermek adına kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün gece bu rolü Keita'ya -sabit- veya Fabregas'a -serbest- dağıtabiliriz. 3-1-3-3 ya da 3-3-1-3 şeklinde. Benim daha önce kullandığım 3-3-3-1 formasyonu Villa'nın hedef santrfor rolü Messi'ye uymadığından -sahte 9- bu maç ekseninde geçerli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabregas transfer edildiğinde 3-4-3'ün mutlaka deney olarak karşımıza çıkacağını öngörmüştüm. Bu düşünceyi dayandırdığım referanslar geçen sezon oynanan bazı maçlardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/09/sergio-defansif-orta-saha.html"&gt;2-1 kazanılan Atletico Madrid maçında Sergio, iki merkez savunmacının ortasına çekildi, Alves ve Maxwell de geriden kenarları kullandı.&lt;/a&gt; Villarreal maçında apayrı bir uygulama -Alexis, Pedro önde, en uç Leo, arka Cesc- vardı, savunma üçlü olsa da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/10/3-3-3-1.html"&gt;Zaragoza karşısında 2-0 kazanırken 3-3-3-1 (3-4-3) formasyonuyla sahadaydı takım. Geride Puyol &amp; Pique &amp; Abidal, kenarlar Pedro ve Iniesta'ydı.&lt;/a&gt; Villarreal maçına benzer bir uygulama. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/12/barca-rubin-uclu-savunma-pas-says.html"&gt;ŞL'de 2-0 biten Rubin Kazan maçı, görseller üzerinden Zaragoza maçına da göz atmıştım yeniden, çarpıcıydı. &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/03/uc-yl-ust-uste-sampiyonluk-yolunda.html"&gt;1-0 biten Valencia maçı. Alves ve Adriano kenarlar, alt model.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/03/bu-defa-olmad.html"&gt;1-1 biten Sevilla maçı.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 sorun, en uç Villa arkasında Messi, sahte 9 işlerliğini azaltıyor ve kenarlar Alves, Adriano orjini bek olan isimlerle hücum varyantlarını artırmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözüm? Yeni bir teknik terimle tanışmaya hazır olun, "false 10" yani sahte 10 ile gelişmiş versiyon 3-4-3:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Teorik kusursuzluk denklemi, ideal 4 - 3 - 3 görseli; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-MCIDiUZv0hI/TklmNRYpu4I/AAAAAAAAGIM/qnMIJrbpxyg/s400/untitled2.bmp"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 246px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-MCIDiUZv0hI/TklmNRYpu4I/AAAAAAAAGIM/qnMIJrbpxyg/s400/untitled2.bmp" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Teorik kusursuzluktan kasıt, görselde yer alan 11 oyuncunun, yalnızca belirtilen pozisyonlarda oynaması. Emsalen Puyol'un merkez sol savunmacı olması bir koşul, başarı için. Ve Pep'in tercihleri, denklemin dışına ne kadar az çıkarsa başarıya giden yol da bir o kadar kısalıyor. En az 7/11 oranı sağlanırsa sorun yok. Yine de bazı kritik pozisyonlarda ideal oyuncular bulunmalı, ön süpürücü Sergio ve merkez savunmacı Puyol gibi. Bu iki oyuncu takımda yoksa galibiyet oranı neredeyse % 20 azalıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transfer listeleri şekilleniyor hafiften. Sezon içersinde sürekli vurguladığım gibi ana hedefler Cesc, Rossi, Alexis Sanchez, Javier Pastore, Agüero gözüküyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omurgaya Thiago ve Fontas eklemeleri de düşünüldüğünde, stoper, sol bek de transfer edilebilir. Maxwell, Milito'nun ayrılması an meselesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abidal daha çok merkez savunma olarak oynayacak önümüzdeki sezon, sözleşmesini uzatırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi / Cesc denklemini Guardiola çok istiyor, Rosell temkinli yaklaşıyor çünkü bu kadar para ödenecek oyuncunun kenarda bekleme olasılığı da var ve aynı bedel ile başka bölgeye transfer yapma şansı ellerinden alınmış oluyor onun düşüncesine göre. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi, Cesc ve Iniesta'nın aynı anda sahada olduğu denklem bu sezonki kadar kusursuz olmayacaktır. Andres'in sola atılması, Xavi'yle olan topsuz yer değiştirmeler, paslaşmalar ve boşluk yaratma sekanslarını düşürecektir. Keza Xavi ve Cesc'in iki pasör olarak yan yana olmalarından aynı etkiyi beklemek de yanlış olur. Üçünün bir arada olup Xavi'nin geriye atılması olasılığı da var göz ardı etmeyelim, hatta Sergio'nun üçlü savunmanın merkezinde denenme sebebi biraz da bu yüzden. Xavi geriye atılırsa Sergio kadar top kazanabilir mi, bunun yanında Cesc en az onun kadar üretken olabilir mi, zaman gösterir. Elbette Xavi'nin de sürekli öne çıkacağını unutmamak gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce kullanılan ve olası Cesc transferiyle revize edilecek 3 - 3 - 3 - 1 görseli; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-tkmfXD4bH1w/TklmZ690B6I/AAAAAAAAGIU/Fdrp6iCqvuA/s400/untitled3.bmp"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 246px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-tkmfXD4bH1w/TklmZ690B6I/AAAAAAAAGIU/Fdrp6iCqvuA/s400/untitled3.bmp" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burda oyunun kaymasına göre Pique ve Abidal'in kenarlara açıldığı Sergio'nun tamamen öne çıkarak Xavi'yle bütünleştiği, Xavi'nin de Sergio'dan güç alıp Cesc ve Iniesta'ya katıldığı, Villa'nın gezgin ama daha çok sola yatkın uç oyuncu modelini benimsediği, Messi'nin sahte 9 numaraya devam ettiği bir 3 - 3 - 3 - 1 (3 - 4 - 3'den türeyen) görülebilir. Villa'nın yanında en uç bölgede Alves ve Pedro var teoride. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 - 3 - 3'e göre orta sahada bir oyuncu fazla oynatma şansı beliriyor. Alves'in kanat üretkenliği artıyor, nerdeyse forvet gibi davranabiliyor. Xavi, Cesc ve Iniesta aynı anda ve en önemlisi merkezde birbirine yakın oynayabiliyor. Messi de geriye gelerek onlara katılacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rossi'nin tercih edilme sebeplerinden biri de bu sistem, Villa / Rossi değişikliğiyle özellikle Real Madrid gibi katı oynayan takımlara karşı daha seri, dikine giden isimlere ihtiyaç var, Afellay da bunlardan biri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Rossi, Villarreal'deki rolüyle Messi'nin sahte 9 numara görevine de en uygun isim, üç yılın ardından bazı zamanlar Leo'yu dinlendirmek gerekecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pedro / Rossi / Messi gibi çok keskin bir üçlü denenebilir veya Pedro'nun formsuzluğunda David Villa konumlanabilir. Daha atladığımız bir Afellay olacak, önümüzdeki sene müthiş bir patlama yapacağını şimdiden öngörebiliyorum, Di Maria'nın Madrid'e verdiği kadar bir katkı bekliyorum ondan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 - 3 - 3 içersinde Xavi'yi daha ekonomik kullanmak amaçlı Xavi / Cesc rotasyonuna da gidilebilir. Keita'nın 27 maç ilk onbir çıktığı düşünülürse Cesc de sorun çıkarmayacaktır 30 - 40 maç bandında kalmaya. Sezona Sergio'nun alternatifi olarak başlayan Javier'in 35 maç ilk onbir çıkması da önemli bir veri sağlıyor bize. Pep, oyuncuları küstürmeyecek şekilde rotasyona dahil etmeyi çok iyi beceriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında 3 - 3 - 3 - 1 formasyonunda Xavi'nin önde oynamasının büyüteceği sorunlar da baş gösterecek. Bu sezon Pep'in yaptığı deneylerde geride Sergio ya da Javier oynadı, önünde de duruma göre yine ikisinden biri. Yani asli tanımı ön kesici olan iki oyuncu kullanıldı bu kritik pozisyonlarda. Xavi'nin bu bölgeye adaptasyonu nasıl olur, bunu ancak sahada görebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif 3 - 3 - 3 - 1 görseli, Pedro çok geride; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-L8MiOP0LK9Q/TklmiXLOLcI/AAAAAAAAGIc/bAOx8Plfuaw/s400/untitled4.bmp"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 246px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-L8MiOP0LK9Q/TklmiXLOLcI/AAAAAAAAGIc/bAOx8Plfuaw/s400/untitled4.bmp" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çok taraftarı değilim bu sistemin ancak bazı maçlarda oyunu gerçekten açtığına da şahit olundu, göz ardı edemeyiz. Yeri geldiğinde bu sistemi kullanmak veya yine sezon boyunca Barça'nın yaptığı gibi maç içersinde bile sistemi dönüştürebilmek de önemli bir opsiyon sağlıyor anti tezler için.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Önceki yazımı revize etmem gerekirse, isimler üzerinden sistemi daha işler hale getirmeye çalışıyor Guardiola ve bir farklılığa gidiyor, sahte 10 ile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sezon 3-4-3 formatlarının oynandığı maçlardaki Messi &amp; Villa ikilisinin az veriminden ötürü Cesc &amp; Messi ikilisine bir geçiş önizlemesi yapıldığı söylenenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geride Javier &amp; Sergio &amp; Abidal üçlüsü. Busquets'in hızlı düşünüp karar verme, çabuk tek pas özelliğini ve oyun görüşünü kullanıyor, onu merkezde oynatıp. Böylelikle savunmadan çıkarken yaşanan sorunların (Javier &amp; Abidal tandemi + Keita ön süpürücünün doğurduğu problemler hafızada çok taze, &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/canlar-kimin-icin-calyor.html"&gt;Madrid 2-2&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/3-ylda-12-kupa-tarih-yazmak-ve-pep.html"&gt;Porto 2-0&lt;/a&gt;) da önüne geçiyor. Sergio ağır olduğundan yanına iki hızlı isim ekliyor, Javier ve Abidal, arkaya atılan topları kaçırmama adına. Keita ön kesici ve işini kusursuza yakın yaptı dün gece. Orta sahaya kadar çıkan üçlü savunmayla birlikte rakip ataklar olgunlaşmadan topu kazanmayı başardı. Javier &amp; Abidal ve Keita dün gecenin üç önemli ismiydi, pek çok izleyici gollere yoğunlaşırken topu bir an önce kazanıp arkadaşlarına aktaran ve hücumu olgunlaştıran. Üstelik Javier &amp; Abidal, zaman zaman bek gibi iyice taç çizgisine kadar açılıp hücuma da katıldılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep de onların hakkını verdi maçtan sonra &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Mascherano ve Keita'ya dokunmayın, onlar benim küçük çocuklarım, onlar iki güneş ışığı"&lt;/span&gt; diyerek. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Tek bir savunmacımız vardı, Abi -Fontas'ın yanında- Bu yüzden böyle oynamayı düşündük, pek çok top sirkülasyonuyla. (oyun akışkanlığı) Fontas süre alacak, iyi bir oyuncu ve karakter. Yedekler de takımımız için önemli. Hazır olmalı oynamaya."&lt;/span&gt; sözleriyle de Fontas'ı unutmadığını gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bek olarak hücuma katılma noktasında da geleceğe dair bir ipucu verdi &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Alves de üçlü savunma oynayabilir"&lt;/span&gt; şeklinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl mesele önde. Thiago sağ iç &amp; Iniesta sol iç ve Thiago sağ kenara kayarken, Iniesta daha çok merkez öne kayıyor, bunun da sebebi Pedro'nun müthiş enerjisiyle sol kenarı tamamen kontrol edebilmesi kaynaklı. Alexis'in Messi'yle koordinasyonunda sorunlar olmasa dün çok daha etkileyici bir başlangıç yaptığından bahsedilebilirdi ancak topu oraya kadar getirip pas hatası yapmasını şimdilik adaptasyon sürecine yoruyorum. Pep'in istediği sistem dışı katkıyı -çeşitlilik ve Messi'nin tıkanma anlarında- ise kesinlikle sağlıyor, çok süratli, arkaya rahat deplase oluyor, kontratak kısmında başarılı, topu ayağında olabildiğince az tutuyor. Ibra'yı sisteme entegre edemeyen bu topluluk bakalım Alexis'i nasıl değerlendirecek, ikna olmak için erken, ön yargılarda kalmak için de geç artık çünkü takım &amp; Alexis sahada ve performansını reel olarak analiz etme şansı var şimdi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maçta anlayamadığım ya da Barça'nın yapamadığı tek hamle, kenar oyuncularının -Pedro, Alexis- savunmanın arkasına sürekli sarkma talebinin olmamasıydı. Pep, sahte 9 Messi'nin geriye gelmelerinde bu eylemi merkez oyuncuların -Cesc, Iniesta, hatta Thiago- yapmasını istedi. Alternatif bir plan mıydı Messi kilitlendiğinde devreye sokulacak yoksa Fabregas'ın da gelmesiyle merkezi daha da kuvvetlendirme çabası mıydı, bunu zaman içersinde öğreneceğiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkez kenarlardan niçin daha önemli Barça sisteminde, bunu pek çok kez anlattım. Oyun merkezde kaldığı sürece Barça kompakt ve dar alana -30 metre takım boyu- sıkıştırdığı yapısıyla, topu kaptırdığı an tehlikeli atak yemeden tekrar kazanma şansını yakalıyor. Eğer oyun çok fazla kenarlara yayılsaydı, Barça'nın derin savunma zaafları ortaya çıkacaktı. Ana oyun planı topa sahip olmak ve merkezden hücum etmek olduğundan, rakipler Barça'ya göre şekilleniyor ve zaaflardan yararlanamıyorlar. Mourinho'nun sürekli uzun diyagonal top oynatma sebebi salt kendi hücumunu şekillendirme üzerine kurulu değil, rakibin top hakimiyeti ve kompaktlığını da azaltmaya yönelik bir girişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in dün geceye dair &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Düşüncemiz merkezde pek çok oyuncuyla çok fazla top dolaşımına sahip olmaktı" &lt;/span&gt;sözleri, bütün yazdıklarımı destekler nitelikte zaten. Ayrıca &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Bu takımda koşmayanlara ve takım arkadaşlarına pas vermeyenlere yer yok"&lt;/span&gt; beyanatıyla asıl unsurların Cruyff'un öğretilerinde olduğu gibi topa sahip olma, pas ve koşu üzerinden süreceğinin işaretini de veriyor, sayılardan bağımsız. Formasyonlar sistemi kusursuzlaştırmak adına ufak rötuşlar gibi, 4-3-3 ve 3-4-3 ekseninden sapmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Messi en uçta sahte 9 görevine -deep- devam ederken ona eşlik eden ve görev değişimlerinde bulunan -Messi marke vaziyette kalırsa Carvalho'nun onunla gelmesi gibi- klasik 10 numaradan farklı olarak ikinci forvet gibi ceza sahasına giren, bunun dışında merkezde serbest takılan bir Fabregas vardı sahada. Sahte 9'un yarattığı boşluklara hareketlenen sahte 10.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Cesc sistemi, pek çok oyuncuyu çocukluğundan bu yana biliyor. Arsenal gibi büyük bir takımın kaptanıydı."&lt;/span&gt; diyerek Fabregas'ın herhangi bir adaptasyon sürecinden geçmediğini de doğruladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tomwfootball.com/2010/06/16/world-cup-tactics-after-the-false-nine-the-false-10/"&gt;2010 Dünya Kupası'ndan "False 10" yazısı.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel çerçevede Cesc'in oyun liderliğini de aldığını düşünürsek, Xavi'nin rolünde ne gibi değişimler olacak, bu kısım belirsizliğini koruyor. Dün gece sürekli Keita'nın bölgesinde -etkisiz alan- topla buluşan Xavi'nin görevi topu sahte 10'a -o esnada Iniesta'ydı, Cesc oyundan alınmıştı- aktarmanın dışına hiç çıkmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/--DBGwc8Q12k/TlzbEsoNNHI/AAAAAAAAGMM/tXVpoKrlZ94/s1600/thiago.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 313px;" src="http://2.bp.blogspot.com/--DBGwc8Q12k/TlzbEsoNNHI/AAAAAAAAGMM/tXVpoKrlZ94/s400/thiago.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646628906561516658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=f6ncoRnqaWI"&gt;Gol analizleri:&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gol, pası veren Fabregas, topu süren ve şutu atan Thiago, ceza sahasına koşu yapan Cesc ve Messi. Bahsettiğim gibi Pedro ve Alexis geride kalıyor çünkü oyun tamamen merkezden kurgulanmış, onların kenarda kalması isteniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci gol, Messi'ye pası veren ve pas almak için tekrar boşa çıkan Thiago, koşuyu yapan Fabregas, pası atan Messi, sahte 9-10 yer değişimi var burada. Pedro ve Alexis yine ceza sahası dışında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü gol yine sistem ürünü. Bolca pas, yakalanan çizgi savunma, yaratılan boş alan ve Alexis'in Thiago'nun pasına koşusu. Gol sonrası vücudunu göstermek için formayı çıkarıp sarı kart görmesi Alexis'in Ronaldo'ya benzeyen bir başka yönü herhalde. Top cambazlığı, 9 numara şımarıklığı ve şimdi de gösteriş merakı, Barça'ya hiç uymayan haller.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü gol tipik Barça. Thiago sağ kenardan merkezi görüyor, Iniesta Fabregas'la verkaç yaparken, Messi koşusuna başlıyor ve Andres aradan ona ulaştırıyor topu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşinci gol dar alanda kısa paslaşmaların ardından topun Messi'ye gelmesi, Thiago'ya aktarılması ve tekrar Messi'yle buluşmasıyla sonlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görülüyor ki Fabregas ön alanda çok yararlı olacak, tahminleri boşa çıkarmayacak ve gol / asist istatistiğinde Xavi &amp; Iniesta'yı geçecek. Thiago da büyük bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-3-3'ten 4-6-0'a, 3-4-3'ten 3-7-0'a doğru uzanan, çok değil 10 yıla kadar bir sürü kitap yazılacak -umarım biri de ben olurum- Barça'nın yarattığı futbol devrimi üzerine. Pep, Alves üçlü savunma oynar emsaliyle başka bir şeye, nerdeyse bir ütopyaya göz kırpıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------Valdes-------------&lt;br /&gt;----Alves----Pique----Abidal----&lt;br /&gt;-------------Sergio-------------&lt;br /&gt;--------Xavi--------Iniesta-----&lt;br /&gt;--Alexis----Fabregas-----Pedro--&lt;br /&gt;-------------Messi--------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola 2008'de göreve geldiğinden bu yana yapılan 187 resmi maçın tamamında takım topla oynamada % 50'nin altına düşmedi. Ortalamalar 2008 - 2009'da % 65.8, 2009 - 2010'da % 68.7 ve 2010 - 2011'da % 73.4 şeklindeydi, sürekli bu yönde bir gelişim gösterildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni hedef % 80 muhtemelen. Pique'nin savunmada tek kaldığı, Alves ve Abidal'ın kenarlara yayıldığı -dün Javier yapmıştı bazen- merkezde 9 oyuncuyla -şu an 7 kimi zaman 8- top dolaştırabilen, santrforsuz, pas pas pas koşu koşu koşu, topa daha çok sahip olma, sahte 9 ve sahte 10, kenarlarda zıpkın gibi Alexis ve Pedro ile, üstelik Xavi ve Iniesta'nın yerleriyle oynamadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Puyol'un devrinin -futbol açısından- bittiğini buradan da anlıyoruz aslında. Birkaç seneye Xavi &amp; Thiago, Abidal &amp; Fontas eklemleri de yapılabilir ana omurgaya. Eric'in yerine yine hızlı bir oyuncu daha elzem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana çok fantezi geliyor, başarılması imkansıza yakın. Son 3 yılda 2 ŞL 3 La Liga ve toplamda 12 kupa kazanan 4-3-3 formasyonu ve alışılmış bir oyun akışkanlığı varken zorlama duruyor bu düşünce, büyük risk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette 4-3-3'ün 2008'den bu yana değişimler gösterdiğini -sahte 9 ve ön alanda baskı- de unutmuyoruz. Ama evrimler hep sistemin dışına çıkmadan gerçekleşmişti, bu kez biraz daha farklı, yine 3-4-3 olduğundan aynı yerden doğuyor ancak çok daha kompleks.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten bunları düşünüp uygulayınca Pep Guardiola olunuyor, ortaya bir farklılık koyunca. Bizse gözlemlerimizi yazıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, Puyol'un Eylül'de döndüğünün müjdesini vererek, ana oyun planının hala 4-3-3 olduğunun altını da kalın bir biçimde çizdi kanımca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-h8lIK6c5Yq0/TlzbEn-bLrI/AAAAAAAAGMU/I5WAhB9oBwo/s1600/ywom.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-h8lIK6c5Yq0/TlzbEn-bLrI/AAAAAAAAGMU/I5WAhB9oBwo/s400/ywom.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646628905312530098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Villarreal Teknik Direktörü Garrido'nun maç sonu konuşması her şeyi apaçık gözler önüne seriyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Bir süredir aynı şeyi söylüyorum, Barça yeryüzünün en iyi takımı ve tarih yazıyorlar."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Johan Cruyff ile bitirelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Bu Rüya Takım, eskisinin daha iyi bir versiyonu."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;187 maç oldu, bıkmadan usanmadan onları seyreyliyoruz. Bir futbol devrimine tanıklık ediyoruz. Belki 5 sene sonra bu denli güzel oynayan bir takım olmayacak ve biz arşivden çıkarıp bu maçlara bakacağız özlemle. Bu güzel oyunun önünü futbol dışı işlerle kesmeye çalışana -Mourinho'ya olanak tanımayın- kızacağız. Bir daha bu denli özel bir takım görme şansımız olmayabilir, pişmanlık yaşamayın yıllar sonra. Futbolu seven biri olarak mutlulukla dolun onları televizyonda gördüğünüzde, bunun için oynuyorlar, güzel oyun alkışlansın, model olsun diğerlerine, bir de aidiyetleri, kimlikleri Barça kazansın diye. Ufak detaylara, manipülasyonlara takılıp bu güzel insanlar topluluğunu yalnız bırakmayın, bir daha olmayabilir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmiş üç sezondan çok daha önemli bu sezon, her şey iyi başladı ama aslolan iyi bitmesi ve insanların gönüllerini fethetmeyi sürdürerek, başka türlüsü Barça'ya yakışmaz, yakışmadı da asla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha hiç yaşanmayacakmış gibi keyif alın onları izlerken!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört sene üst üste şampiyon olmak ve futbola değil kazanmaya tapan şahsı bu topraklardan sonsuza dek kovmak için!  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-3571049147577222481?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/3571049147577222481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=3571049147577222481' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/3571049147577222481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/3571049147577222481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/gelismis-versiyon-3-4-3-pepin-yeni.html' title='Gelişmiş Versiyon: 3-4-3 | Pep&apos;in Yeni Çözümü &quot;Sahte 10&quot;'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-83cmrfDzldY/TlzbEgfkhEI/AAAAAAAAGME/imREunwpOAA/s72-c/o_f_c_barcelona_josep_guardiola-350131.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-4994363492853310255</id><published>2011-08-29T12:48:00.003+03:00</published><updated>2011-12-31T12:50:28.586+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>V i c d a n</title><content type='html'>Ağlamanın hangi dilde karşılığı varsa&lt;br /&gt;Sular seller gibi öğrendim edebiyatını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanlı bıçaklı sezaryen öncesi   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kovalamaca ve şantaj ulaşım hattından&lt;br /&gt;Hakaretin bini bir mücevher&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü ve çirkin, iyi denklem dışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakışıklı durmayan sorulara&lt;br /&gt;Alışık olunmayan bir güzellikle: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Seni onlarla asla bir tutmadım, asla"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her dalga sonrası aynı inkar&lt;br /&gt;Aynı aldatan intikam bakışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzüp yüzüp salladığı kuyruğuna gelinen mutluluk hayvanı&lt;br /&gt;Dönüşüverdi birden açlık besleyen familya üyesine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okyanusları aşıp boğulmak üzere çocuk havuzunda&lt;br /&gt;Sebep sonuç ilişkisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sancı başladı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hissizlik iliklerime işlemiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Agresif, infiale kapılsa da &lt;br /&gt;Ödün vermeyip dürüstlükten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişmanlık yasası aklamaz suçluyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akılalmaz &lt;br /&gt;Değersiz olanla değer eşleniği  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesip atmak canın acıdığı an yarayı &lt;br /&gt;İrin tamamen vücudunda oysa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tükenmez denilen kalemi kırmak, idam istemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En acımasız yaptırım terk-i yaşam!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdan rahatsız edici &lt;br /&gt;Gece yastığa koyduğunda başını &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erteleme ilaçlarını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şey ve hiç kimseye karşı&lt;br /&gt;Yalnızca yorgun, kıyısında yatağın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sona eren mücadele&lt;br /&gt;Savunmasız, masum bebek ölü doğdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-4994363492853310255?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/4994363492853310255/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=4994363492853310255' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4994363492853310255'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4994363492853310255'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/v-i-c-d-n.html' title='V i c d a n'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-5182848291291633595</id><published>2011-08-27T15:00:00.006+03:00</published><updated>2011-08-27T15:30:54.797+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pep'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>3 Yılda 12 Kupa | Tarih Yazmak ve Pep | L'Estelada Vermella</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-MXRy9cofTq0/Tljcx_k3ZBI/AAAAAAAAGLc/2aPQmEOt7H0/s1600/ers.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 301px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-MXRy9cofTq0/Tljcx_k3ZBI/AAAAAAAAGLc/2aPQmEOt7H0/s400/ers.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645504884346676242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1973 yazı Cruyff'un Barça'ya imzasının İspanya'ya demokrasi getirmesini ve futbol tarihinin en güzel devrimini başlatmasıyla hatırlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 yazı da bir başka isimle anılacak, 2046'da veya başka bir zaman boyutunda. Bir sene önce Barça B'yi çalıştırıp küme yükselten ve dikkatleri üzerine çekip Teknik Direktör olarak göreve başlayan Katalan, kaptan, 4 numara, top toplayıcı, 1979'da Johan'ın kurduğu akademi La Masia'nın ilk mezunlarından biri, Pep Guardiola.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FC Barcelona'nın Picasso Müzesi'nden ya da Katalan mimar Anton Gaudi'nin La Sagrada Familia'sından bile daha çok ziyaret edilen müzesine, Camp Nou'ya 3 yılda 12 kupa taşıdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 - 2008 B Takımı'yla lig şampiyonluğu, 2. lige yükselme &lt;br /&gt;2008 - 2009 ŞL Şampiyonluğu, Lig Şampiyonluğu, Kral Kupası, İspanya Süper Kupası, Süper Kupa, FIFA Kulüpler Dünya Kupası&lt;br /&gt;2009 - 2010 ŞL Yarı Final, Lig Şampiyonluğu, İspanya Süper Kupası &lt;br /&gt;2010 - 2011 ŞL Şampiyonluğu, Lig Şampiyonluğu, İspanya Süper Kupası, UEFA Süper Kupa, Kral Kupası Final &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarıştığı 15 kupanın 12'sini kazandı bu periyodda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid'in efsanevi teknik direktörü Miguel Munoz 15 yılda 15 kupa, Barça'nın yaratıcısı Johan Cruyff 8 yılda 11 kupa, Liverpool tarihi Bob Paisley 9 yılda 19 kupa, Jose Mourinho değişik takımlarla 10 yılda 17 kupa ve Sir Alex Ferguson 24 yılda 37 kupa kazandı Manchester United ile. Pep tarihin en iyileri arasına şimdiden girdi ancak bir sezon sonra başka işlerin üstesinden gelerek çok daha erişilmez bir noktaya çıkabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 2 yıl üst üste kupayı kazanan takım yok, bu da göz kırpıyor başarılması gerekenler listesinde. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse Pep, Paisley'in 3 Avrupa Kupası rekoruna da eşlik edecek, Mourinho ve Ferguson'u geride bırakıp. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011-2012 sezonunda lig daha önemli ve Pep takımı 4 yıl üst üste şampiyon yaparsa Cruyff'un bu rekoruna ortak olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-KXdYEW9xaT0/TljcydMN-5I/AAAAAAAAGLs/-HDuY5RR2ek/s1600/1669616_w2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-KXdYEW9xaT0/TljcydMN-5I/AAAAAAAAGLs/-HDuY5RR2ek/s400/1669616_w2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645504892296362898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep oyunculuğu döneminde 16 kupa görmüştü. Toplam olarak 28 kupada imzası var şimdi. Johan Cruyff'sa her şeyin altına paraf atıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulüp son 7 yılda 5 lig şampiyonluğu 3 Şampiyonlar Ligi kupası kazandı. Muazzam bir başarı. Nerdeyse aynı oyuncular 1 Avrupa Şampiyonası 1 Dünya Kupası'nı da İspanya'ya getirdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi, Amor'un 17 kupa rekorunu geçti, 18 ile. Gözlerden hep kaçan Dani Alves son 7 sezonda Sevilla + Barça formalarıyla 17 kupaya uzandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Kupaları'nda en çok kupa kazanan takım, sonunda, 15 ile, güzel oyun sevdalısı ve temsilcisi Katalanlar. AC Milan'ın 14 kupasını geçtiler. Yine Avrupa Kupaları'nın en çok gol atan takımı Barça çünkü hücum ediyorlar "güzel oyun" sevdasıyla, seyir zevki sunarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakmayın Madrid'in 9 Şampiyon Kulüpler ve 31 La Liga şampiyonluğuyla iki ana kategoride önde olduğuna, bunları nasıl elde ettiklerini de biliyoruz. (Franco era -Bernabeu başkan- ve Di Stefano meselesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça tarihini bir anda değiştiren muhalif Mavi Fil Hareketi'nden bu yana Joan Laporta 12, Sandro Rosell 4 kupa kazandı. Kulübün en başarılı günlerini yaşadığı şu günlerde hangisinin daha büyük rolü vardı, buna sanırım zaman karar verecek. Ronaldinho'yu getiren Rosell, Rijkaard tercihiyle Laporta, Mourinho yerine Guardiola önerisiyle Cruyff o kadar çok köşetaşı var ki bu tutku öyküsünün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz da maçtan bahsedelim, istatistikler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleye atılan şutlar Barça 9 - 8 Porto&lt;br /&gt;İsabetli şutlar      Barça 5 - 2 Porto&lt;br /&gt;Topla oynama (%)     Barça 68 - 32 Porto &lt;br /&gt;Pas sayıları         Barça 650 - 199 Porto&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-uEbtQhsu1Zk/TljcnDkYcPI/AAAAAAAAGLU/Qv9rBgFC8WY/s1600/cup.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 243px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-uEbtQhsu1Zk/TljcnDkYcPI/AAAAAAAAGLU/Qv9rBgFC8WY/s400/cup.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645504696439828722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klasik Barça verileri, birkaç farkla ki detaylar orada gizli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Porto Barça karşısında &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/05/tarihin-en-iyisi-we-love-football-el.html"&gt;Man Utd&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/03/g-u-z-e-l-o-y-u-n.html"&gt;Arsenal&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/yeryuzu-askn-yuzu-oluncaya-dek.html"&gt;Shakhtar&lt;/a&gt;'dan daha az pas yapabildi ancak Barça'yı da daha az pas yapmaya zorladı. &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/master-yoda-aka-p-e-p-tarihin-en-iyisi.html"&gt;Madrid'in ŞL Yarı Finali'nde kaybettiği maça&lt;/a&gt; yakın oranlar. Porto'nun az pas yapması aslında Madrid gibi dikine oynamaya gösterdiği özenden geliyor. Daha çok koşu yoluna pas ve dribling üzerinden bir geçiş -transition- oyun kurguladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Barça 8 defa ofsayta yakalandı, bu sayıyı yarıya düşürse maç daha erken bitebilirdi. Porto çizgi savunması görevini çok iyi yaptı ve gol pozisyonu sayısını azalttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsenal, Shakhtar, Man Utd maçlarına niye benzemedi peki oyun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- En can alıcı mesele, zemin. Çok kötüydü ve Barça'nın pas şiddetini ayarlayamamasına sebep oldu. Top sürekli sekti, kontrol edilemedi ve rakibin ön alan baskısının işe yaramasına olanak tanıdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Javier &amp; Abidal merkez savunma, Adriano sol bek ve önünde Keita kesici / süpürücü dörtlüsü top çıkarmak konusunda çok yetersiz kalıp baskı yediklerinde hata yaptılar. Bunun sonucu olarak Xavi, ortalama bölgesinin çok daha gerisinde kalıp pozisyon üretmeye fazla katkı sağlayamadı ki maçın adamının Iniesta olmasının ana sebebi, top taşıyan tek oyuncu olarak gözükmesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/canlar-kimin-icin-calyor.html"&gt;Top çıkaramama sorunu Bernabeu'de 2-2 biten İspanya Süper Kupa maçında da yaşanmıştı. Orada dünkü maçın dörtlüsüne ek olarak Thiago ve Alexis de vardı.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik kusursuzluk denklemi -ideal oyuncu / pozisyon oranı 1.0 olan- 7/11 idi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Javier - Pique'nin yokluğunda merkez savunmanın sağında &lt;br /&gt;Abidal - Puyol'un yokluğunda merkez savunmanın solunda &lt;br /&gt;Adriano - Abidal'in merkez sol savunma oynamasından ötürü sol bek görevine &lt;br /&gt;Keita - Sergio'nun yokluğunda ön kesici / süpürücü görevine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tüm bu veriler ve önceki maçların referanslarından daha başka olarak takımın fizik kondisyon seviyesinin hala yetersiz olduğu görülmekteydi. Sezonu zorunluluktan geç açtıkları için daha oyun ritmini bulamadılar, doğal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Oyunun gelişimi açısından Porto, United'in Barça'ya karşı her iki ŞL  finalinde denediği ve Madrid'in Kral Kupası finalinin ilk 45 dakikasında sunduğu oyuna hızlı başlama ve şok etkisi yaratma dalgası ritüeli yaşattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Pep'in Keita tercihi, sanırım Sergio'nun hazır olmaması kaynaklı, Madrid maçında kötü bir performans sergilemişti. Pique, Puyol ve Sergio döndüğünde savunmadan başlayan ve Xavi'ye, oradan da Iniesta aracılığıyla Messi'ye aktarılan ana hücum yolu yeniden işlerlik kazanacaktır, ön alanda baskı olsa bile.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Fabregas ve Alexis'in kenardan oyuna girmesi, Thiago ve Afellay'ın önünün kesildiğinin açık işaretiydi. Sanchez'in en ufak bir katkısı yok, hatta bir pozisyonda Barça sisteminin dışına çıkıp Ronaldovari bir şut çıkardı, bencillik! Cesc ise Barça DNA yüklü ve yıllardır burada gibi, ayağında daha az top tuttuğunda -fauller de bu sebepten oluyor ona- çok daha verimli olacaktır. Gol ve asist sayılarının Xavi &amp; Iniesta'nın çok üzerinde olduğunu defaatle belirtmiştim. Bunun yansımaları şimdiden görülüyor ve Pep çok doğru bir hamleyle onu ön alanda düşünüyor, Xavi'yi geriye atmadan. Üçünün aynı anda sahada olması alışkın olunmayan bir durum ve Iniesta'nın top taşıyıcılığını azaltıyor, buna çözüm bulmak zorunda Guardiola. (3 - 4 - 3 deneyi gelecektir mutlaka) En kolayı hiç riske girmeden Xavi / Fabregas rotasyonunu kullanmak kanımca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç sonunda kupayı yine Xavi kaldırdı. Puyol'un devrinin bittiğini bir kupa önce dile getirmiştim, tahminim bundan sonra da kazanılan kupaları Xavi gökyüzüne yükseltecek, gururla. Messi'den dolayı ödül kazanamamak ve Puyol'dan dolayı kupa kaldıramamak onun yazılmış kaderiydi, Barça'nın soyunma odası kardeşliği çözümü bu şekilde gerçekleştirdi, isyan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesc Fabregas yuvaya dönüşü sonrası 2 kupa birden yazdırdı kariyerine. Keza Javier Mascherano gibi bir başka büyük oyuncu da burada kazanma geleneğini sürdürüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-I62qBbQ0yck/Tljcm0miR9I/AAAAAAAAGLE/e-zfz5xZH7k/s1600/800px-Mural_Pa%25C3%25AFsos_Catalans.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-I62qBbQ0yck/Tljcm0miR9I/AAAAAAAAGLE/e-zfz5xZH7k/s400/800px-Mural_Pa%25C3%25AFsos_Catalans.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645504692422330322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 numaranın kutlaması, Katalunya bayrağının -Barça kaptanının her daim kolunda taşıdığı dört kırmızı şeritli sarı band- kızıl yıldız ve sarı üçgen eklenmiş hali olan ve bağımsız sosyalist ve komünistleri temsil eden "Red Estelada" bayrağıyla gerçekleşti. "Red Estelada"nın çıkışı -Socialist Party for the National Liberation of the Catalan Countries- PSAN'a kadar dayanıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Daha çok kullanılan bayraksa "Blue Estelada" mavi üçgen ve beyaz yıldızıyla bağımsız Katalunya'yı temsil ediyor. Franco rejimine karşı direnen -National Front of Catalonia- FNC'ye kadar uzanıyor öyküsü. PSAN'ın 60'lı yıllarda üniversitelerde FNC'den ayrılarak kurulduğunu da ekleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayrağıyla, marşıyla, ülkesiyle, insanıyla, kimliğiyle, aidiyetiyle, değerleriyle, Barça'sıyla ve bizler için en önemlisi "güzel oyunu"yla tarih yazmaya devam edecekler. Pazartesi Villarreal maçı, La Liga başlasın, 4 sene üst üste şampiyon olmak ve tercümanı bu topraklardan sonsuza dek kovmak için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-5182848291291633595?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/5182848291291633595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=5182848291291633595' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/5182848291291633595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/5182848291291633595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/3-ylda-12-kupa-tarih-yazmak-ve-pep.html' title='3 Yılda 12 Kupa | Tarih Yazmak ve Pep | L&apos;Estelada Vermella'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-MXRy9cofTq0/Tljcx_k3ZBI/AAAAAAAAGLc/2aPQmEOt7H0/s72-c/ers.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-4932366694205054363</id><published>2011-08-25T22:54:00.005+03:00</published><updated>2011-08-26T00:23:44.733+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Leo Messi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Camp Nou Açılış | ŞL Kura</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-bLUhf9eHKjM/Tlao_NIDp5I/AAAAAAAAGKs/eP6aYX59UlA/s1600/leo2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 311px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-bLUhf9eHKjM/Tlao_NIDp5I/AAAAAAAAGKs/eP6aYX59UlA/s400/leo2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5644884986764175250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Napoli maçı öncesi yeni sezon açılışı minvalinde bir tanıtım gerçekleşti Camp Nou'da. Sırasıyla sahaya çıkan isimler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Props managers Gabriel Galan, José Antonio Ibarz and Chema Corbella, scouts Carles Planchart, Jordi Roura and Domènec Torrent, physiotherapists Juanjo Brau, Emili Ricart, Jaume Munill and Roger Gironès, physicians Dr. Daniel Medina and Dr. Ricard Pruna, physical trainers Lorenzo Buenaventura, Paco Seirul•lo, Aureli Altimira and Francesc Cos, delegate Carles Naval, player’s support officer Pepe Costa, external relations officer Manel Estiarte and coaching staff Juan Carlos Unzúe, Tito Vilanova and Pep Guardiola."&lt;/span&gt; şeklindeydi. (Çevirmiyorum orjinal yazıyı, anlaşılıyor isimler.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tito çağrıldığında adı haykırıldı Katalanlar tarafından, yüzünde minicik bir utanma hali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=5CW2teo5ls8"&gt;Daha sonra oyuncular sahanın ortasına kadar geldiler tek tek, öncelik yeni oyunculardaydı, Alexis ve Fabregas'ta. Ve ardından elbette ilk gelen kaptan Puyol oldu.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün oyuncular yerlerini aldıktan sonra bir klasik olarak Puyol mikrofona uzandı:&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Thank you so much for being here. we would like to welcome our new teammates. we have had a great start of the season. we have already won a title but we want more. We want more and we can get more with your support. I'm confident that. If we stay united we will continue making history. Thank you so much. Visca el Barça, y visca Catalunya!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca "Daha çok kupa istiyoruz, daha çok, sizlerin desteğiyle daha çok kazanabiliriz. Kenetlenmeyi sürdürürsek, tarih yazmaya devam edeceğiz" şeklindeydi konuşması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in zamanıydı:  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"I would like to thank Jeffren, Bojan and Milito for their effort over the past years for helping us to reach our goals. It is really hard to win. It doesn't matter the competition we are playing whether if it is big or small. We face big and small teams and it's always hard and keep winning is even harder. You already know that, and it is not necessary for me to say it but we have worked really hard (to win) every Sunday, every Wednesday. These kids have earned your respect. We are very proud of our hard work and we promise you that we will keep up the hard work as long as it takes to win everything again. I will be in charge of that for you to come here everytime and see us working hard. All of this makes sense because of you, all we have won last season, the past three seasons has been possible because of you. Visca el Barça, visca Catalunya and here for a great season!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımdan ayrılan üç isme değindi, verdikleri emeğe teşekkür ederek. Sonra &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Bu çocuklar sizin saygınlığınızı kazandılar, çok çalıştılar ve biz bununla gurur duyuyoruz. Sıkı çalışmaya ve her şeyi kazanmaya devam edeceğimizin sözünü veriyorum. Bütün bunlar sizinle anlamlı, geçen sezon kazandıklarımız, son üç sezondakiler, sizin sayenizde mümkün oldu."&lt;/span&gt; dedi Pep. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakışır bir konuşmaydı, vefa, çaba, saygı, taraftar ve bütünleşme kavramlarını aynı potada eriten. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kulüp yarattığı değerlerle kupalardan çok daha önemli olan bir şeyi başarmayı sürdürecek, gönülleri fethetmeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi kura çekiminde kupayı getiren Puyol'du. Salonun ambiyansına uygun olmayan kıyafetiyle dikkat çeken ve takdir toplayan isimdi ayrıca. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Barça logosunun kalbime yakın olduğu bir kıyafet giyince kendimi çok iyi hissediyorum."&lt;/span&gt; şeklinde bir beyanat verdi sosyal medyada. Böyle de güzel bir adam, kaptanlığın tanımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H Grubu'na 2. torbanın en zor takımı geldi, AC Milan. Inter'e sonunda dur diyen ve yeniden Avrupa'nın zirvesine doğru ilerlemek isteyen bir takım görünümünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ibra için intikam maçları olacak, dikkat etmeli! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer iki takım, Bate ve Plzen kapalı kutu, çok zorlayacak takımlar gibi durmasalar da ciddiye almak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç takvimi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Eylül Salı  Barça - AC Milan&lt;br /&gt;28 Eylül Çarş. BATE - Barça &lt;br /&gt;19 Ekim  Çarş. Barça - Plzen&lt;br /&gt;1 Kasım  Salı  Plzen - Barça&lt;br /&gt;23 Kasım Çarş. AC Milan - Barça&lt;br /&gt;6 Aralık Salı  Barça - BATE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikstür iyi değil, iki deplasman üst üste, en nefret edilesi ŞL programıdır. İlk 4 maç kayıpsız geçilirse, Milano'dan yenilgiyle ayrılmak olası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor, kanımca ilk ikiyi zorlayabileceği bir gruba düştü, belki de en iyi kurayı çekti ancak kadrosu buna ne kadar izin verir, bunu zamanla öğreneceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manchester United'ın hiç zorlanmayacağı, Madrid'in de görece rahat takımlarla eşleştiği belirtilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A, F, G grupları zor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Villarreal'i defalarca anlattım, Barça'nın karbon kopyası bir model ile futbol oynuyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dortmund'un lig şampiyonluğu hasretine son veren Jurgen Klopp, her şeyin harika olduğu Barcelona dışında Borussia'dan iyi kulüp yok diyor ve ekliyor Barcelona'nın taraftarı, atmosferi, oynadığı futbol tarzı, kupalar kazanması, çok parası olması var ve elbette şehrin güzelliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shakhtar teknik direktörü Lucescu Barça'ya elendiğinde, eğer ŞL'ni kazanırlarsa çok mutlu olacağım şeklinde belirtmişti gönlünden geçeni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım Villarreal, Dortmund ve Shahktar gibi üç güzel oyun sevdalısı ekip gruplarından çıkmayı başarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Napoli bir de, Barça'ya 5-0 kaybettikten sonra başkanları De Laurentiis'in açıklamaları "Barcelona akademisinin büyük bir hayranıyım, onların modelini takip etmek istiyoruz. Mourinho'nun sinirlendiğini görmek çok eğlenceli. Guardiola'yla baş edemeyeceğini biliyor" şeklindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir alıntı, UEFA'nın Champions dergisine konuşan Javier Mascherano'dan: -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Xavi is the engine. I enjoyed him watching play when I was at Liverpool. Now I have go to know him, he is just incredible. It looks so easy, the way he manages different situations. The play goes through Xavi and Sergio, then brings the play forward, which is then finished by Leo Messi. Iniesta is the intermediary between Xavi and Leo, he links them and determines the team's play. Both Xavi and Iniesta are extraordinary players who never stop surprisng me with their human qualities."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça sistemini anlatıyor ve gerçekten yalın ama etkileyici bir söylemle. "Xavi takımın ana makinası, oyun Xavi ve Sergio'ya geliyor, sonra hücuma taşınıyor ve Messi ile sonuçlandırılıyor. Iniesta, Xavi ile Messi arasındaki aracı, onları birbirine bağlıyor ve takımın oyununu saptıyor." olarak özetlenebilir ifadeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leo Messi, UEFA tarafından Avrupa'da yılın futbolcusu seçildi, olması gerektiği gibi. Törende en dikkat çekici olan kura çekimine katılan hain Figo, çekim sonrası yerine geçerken, önde oturan Cristiano Ronaldo'yu tebrik edip Xavi ve Messi'yi es geçti. Mourinho'nun Barça maçları öncesi Inter ekibine aldığı arkadaşından da ancak bu beklenirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın 12. kupa için Monaco'da, tarih yazmaya devam!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-4932366694205054363?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/4932366694205054363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=4932366694205054363' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4932366694205054363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4932366694205054363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/camp-nou-acls-sl-kura.html' title='Camp Nou Açılış | ŞL Kura'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-bLUhf9eHKjM/Tlao_NIDp5I/AAAAAAAAGKs/eP6aYX59UlA/s72-c/leo2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-4361958766889271658</id><published>2011-08-23T00:51:00.003+03:00</published><updated>2011-08-23T01:15:33.480+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Gamper Kupası'ndan Napoli Geçti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-bK-GPY0GmtY/TlLP0pmINjI/AAAAAAAAGKk/dKzYWuI3lDU/s1600/1916d4a84f344cf8cbff2db2f52bc2d7-getty-505189398.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 231px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-bK-GPY0GmtY/TlLP0pmINjI/AAAAAAAAGKk/dKzYWuI3lDU/s400/1916d4a84f344cf8cbff2db2f52bc2d7-getty-505189398.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5643801786474575410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - 45. dakikalar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------Pinto------------------------&lt;br /&gt;Montoya------Pique-----------Fontas-----Adriano---&lt;br /&gt;------------------------Keita------------------------&lt;br /&gt;---------------Thiago------------Iniesta-------------&lt;br /&gt;-----Kiko Femenia------------------------Villa-------&lt;br /&gt;------------------------Cesc-------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45 - 57. dakikalar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------Pinto------------------------&lt;br /&gt;D Santos-----Bartra----------Fontas-----Adriano---&lt;br /&gt;------------------------Keita------------------------&lt;br /&gt;---------------Thiago------------S Roberto-----------&lt;br /&gt;-----Cuenca------------------------------Pedro-------&lt;br /&gt;------------------------Cesc-------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;57 - 63. dakikalar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------Pinto------------------------&lt;br /&gt;D Santos-----Bartra----------Fontas-----Adriano---&lt;br /&gt;------------------------Keita------------------------&lt;br /&gt;---------------Xavi--------------S Roberto-----------&lt;br /&gt;-----Cuenca------------------------------Pedro-------&lt;br /&gt;------------------------Messi------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;63 - 90. dakikalar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------Pinto------------------------&lt;br /&gt;D Santos-----Bartra-----------Javier-----Abidal----&lt;br /&gt;------------------------Sergio-----------------------&lt;br /&gt;---------------Xavi--------------S Roberto-----------&lt;br /&gt;-----Cuenca------------------------------Pedro-------&lt;br /&gt;------------------------Messi------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncu değişikleri sonucu oluşan yerleşimler görülebilir çizimlerden. Pep'in maç başlangıcında çok ilginç bir tercihi oldu. Messi'nin görevinde sahte 9 numara olarak Fabregas'ı kullandı ve Cesc attığı golde Messi gibi topu boş kaleye yuvarlamak için doğru koşuyu yaptı, daha önemlisi Villa'ya derin paslarla hazırladığı pozisyonlar Messi tarzıydı. Pep maçtan sonra onun önde oynama arzusundan yararlanmak istedim diyerek Cesc'e dair ne kadar doğru bir teşhis yaptığını gözler önüne serdi. Son 6 yılda top 5 ligde Avrupa'nın en çok asist yapan oyuncusu konumundaki ve neredeyse her sezon Xavi, Iniesta'dan daha fazla gol bulan Cesc bu açıdan doğru bir tercih idi. Kişisel bir şey ama Cesc Fabregas -belki biraz iddialı- Barça tarihinin gelmiş geçmiş en iyi orta saha oyuncusu olarak anılabilir. Xavi, Iniesta ve Pep'in önünde yer alacak potansiyel kesinlikle onda var ve daha 24 yaşında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'nın sağ bekinde yer alan Montoya oynadığı her maç daha iyiye gidiyor. B Takım için transfer edilen Kiko Femenia da fena bir oyuncu değil. Fontas'tan bahsetmeden olmaz, Pique'nin sol ayaklısı, ilk çıktığı günden beri söylüyorum bunu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle ikinci yarının tamamında forma giyen Cuenca ve Sergi Roberto çok yetenekli oyuncular. Cuenca Pedro'yu andırıyor tarz olarak, sürekli koşular ve ayağında top tutmayıp pası düşünüyor, ayrıca topu da iyi saklayıp adam eksiltebiliyor. Dos Santos sağ bek bölgesinde hiç sırıtmıyor tekniğiyle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pedro eski günlerine dönüşün sinyalini verdi muhteşem koşularıyla, zamanla form tutacak. 2 topu direkten döndü ve bir gol attı. Cuenca'nın da bir topu direğe takıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Messi ve Xavi bildiğimiz gibi, girdikleri an oyunun şekli şemali değişiyor. Her ikisi de ritm bulmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keita ön süpürücü / kesici olarak ilk kez iyi bir performans sundu ancak bunda oyunun savunma yönüne çok fazla gereksinim duyulmaması ve Keita'nın daha öne çıkarak, pas organizasyonuna katılarak oynamasının etkisi vardı. Rakip daha çok hücum ederse savunma zaafları ortaya çıkıyor o bölgede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleceğin kaptanı Bartra sırıtmadı yine. Javier ve Abidal'e geçen seneye göre gerileme var, zamanla kendilerine geleceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir hazırlık maçı oldu, takım ritm bulma, maç kondisyonu açısında gelişim içerisinde. Cesc Fabregas kesinlikle doğru parça ve inanılmaz yararlı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darısı Avrupa Süper Kupası'nın başına, Pep'in 12. kupası ve Cruyff'u geçmesi için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-4361958766889271658?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/4361958766889271658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=4361958766889271658' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4361958766889271658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/4361958766889271658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/gamper-kupasndan-napoli-gecti.html' title='Gamper Kupası&apos;ndan Napoli Geçti'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-bK-GPY0GmtY/TlLP0pmINjI/AAAAAAAAGKk/dKzYWuI3lDU/s72-c/1916d4a84f344cf8cbff2db2f52bc2d7-getty-505189398.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-776666944066290929</id><published>2011-08-20T22:09:00.005+03:00</published><updated>2011-08-21T14:11:04.894+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Fotoğraf: Aile</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-3YgwWTnwQAA/TlAGnwIXxUI/AAAAAAAAGJ8/g2ZRX__vErw/s1600/1313778492787.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 253px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3YgwWTnwQAA/TlAGnwIXxUI/AAAAAAAAGJ8/g2ZRX__vErw/s400/1313778492787.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5643017613099910466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011-12 sezonu için fotoğraf çekiminde bir arada takım, daha doğrusu Barcelona ailesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözüme ilişen birkaç detay:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 oyuncu var, 22 + 2 kaleci şeklinde. 22 ise 19 + 3 olarak kurgulanmış. 3 oyuncu Barça B'den. Montoya, Muniesa, Jonathan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğrafın merkezinde Pep ve yardımcıları var. Pep'in hemen alt hizasında kaptan Puyol bulunuyor. Puyol'un yanında diğer kaptanlar oturuyor. Dördüncü kaptan Valdes kaleci olduğundan köşede, diğer köşede de Pinto bulunuyor. Hiyerarşiyi koruyorlar. Pep'in üst hizasında, ilk onbirin diğer üç ismi Abi, Pique ve Sergio gözüküyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünün en iyi oyuncusu değilmiş gibi Messi kıyıda köşede. Yine bir düzenleme yapılmış. Alt üçlünün -Andres, Puyol, Xavi- kenarlarına Messi, Alves ve Pedro, Alexis simetrik konumlanmış. Keza altyapıdan takım arkadaşı Thiago, Jonathan da en dıştan simetri yaratıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in bulunduğu sırada transfer edilen 5 oyuncu var, Cesc de bunlardan biri. Montoya bozuyor sadece. Üst hizanın bir tarafında La Masia -Muniesa, Fontas- ve diğer tarafında transferler -Afellay, Keita- var. Valdes ve Pinto'nun sağ / sol seçiminde bunun etkisi görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bir kısmı zorlama dursa da yorumların, temelde atlamadıkları bir düşünceyi açıkça gözler önüne seriyor. Barça bir beden olsa yüreği La Masia'dır, her şey onun pompaladığı kan yoluyla şekillenir, beyin ve onun ürettiği felsefe bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelik sırasına göre pozisyon dağılımı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleci: Valdes, Pinto&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ Bek: Alves, Puyol, Montoya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol Bek: Abidal, Adriano, Maxwell, Fontas, Muniesa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkez Sağ Savunmacı: Pique, Puyol, Javier, Sergio&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkez Sol Savunmacı: Puyol, Pique, Abidal, Fontas, Muniesa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön Kesici / Süpürücü: Sergio, Javier, Keita, Jonathan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkez Sağ Orta Saha: Xavi, Fabregas, Iniesta, Thiago, Jonathan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkez Sol Orta Saha: Iniesta, Thiago, Keita, Fabregas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İleri Üçlü Sağ Forvet: Pedro, Alexis, Afellay, D Villa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İleri Üçlü Sol Forvet: D Villa, Afellay, Iniesta, Pedro&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İleri Üçlü Merkez Forvet: Messi, D Villa, Alexis, Afellay   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;La Masia'dan 14 oyuncu içeriyor 24 kişilik kadro. Bence sezon ortasında alınabilecek Sergi Gomez, Gerard Deulofeu ve Marc Bartra da var daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer fotoğraflar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-hdxOApU4S5U/TlAGocfP0WI/AAAAAAAAGKU/t2LcSr-Xbgo/s1600/1313778613063.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-hdxOApU4S5U/TlAGocfP0WI/AAAAAAAAGKU/t2LcSr-Xbgo/s400/1313778613063.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5643017625007018338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-AtVGXGbhftI/TlAGob_lc1I/AAAAAAAAGKM/Gx5hNtu4b_w/s1600/1313778553003.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-AtVGXGbhftI/TlAGob_lc1I/AAAAAAAAGKM/Gx5hNtu4b_w/s400/1313778553003.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5643017624874218322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-oNKQTAZsnMY/TlAGoITDE0I/AAAAAAAAGKE/uxN9pWLoChI/s1600/1313778492717.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-oNKQTAZsnMY/TlAGoITDE0I/AAAAAAAAGKE/uxN9pWLoChI/s400/1313778492717.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5643017619587142466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70 yaşına gelmiş ve hayatta yapmak istediği her şeyi başarmış bir dede huzuru, birbirine bağlı olsa da koşullar sonucu bayramdan bayrama görüşebilen, toplanan aile bireylerinin kavuşma havası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep ile Puyol arasında jenerasyon dozajı çok kaçmamış bir baba &amp; oğul duruşu, Puyol ile diğerleri arasında dozajdan bağımsız kutsal ruh, birlikte ve beraber sözcüklerini sırt çantasında taşıyan aynı sınıfın öğrencileri, Puyol sınıf başkanı bir şeyler anlatıyor kara tahtanın önünde, Pep uzakta, öğretmen. Cesc sınıfa sonradan katılan çocuğun utangaçlığında şimdilik. Sonu mutluluğa açılan sınıf kapısı, teneffüs zili çaldığında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı kulüp, aynı takım, aynı şehir, aynı kültür, aynı dil, aynı coğrafya, aynı kimlik, aynı aidiyet için yan yana oynayanlar, birlikte ve beraber, iyi ve güzel, Johan'dan bu yana felsefeyle, kendileri, aileleri ve arkadaşları için oynayanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyanmak istenmeyen bir rüya gibi!   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-776666944066290929?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/776666944066290929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=776666944066290929' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/776666944066290929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/776666944066290929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/fotograf-aile.html' title='Fotoğraf: Aile'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-3YgwWTnwQAA/TlAGnwIXxUI/AAAAAAAAGJ8/g2ZRX__vErw/s72-c/1313778492787.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-6517130363034302708</id><published>2011-08-19T00:12:00.012+03:00</published><updated>2011-08-22T17:41:36.775+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karşı Yaka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>K o n s a n t r a s y o n | 11. Kupa | Jose Mourinho "Futbolun Mezar Kazıcısı"| "Güzel Oyun Asla Kaybetmez"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-NqvM4Y-EXgc/Tk2CdFM04QI/AAAAAAAAGJ0/6mDdF0XcI-0/s1600/xavi.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 287px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-NqvM4Y-EXgc/Tk2CdFM04QI/AAAAAAAAGJ0/6mDdF0XcI-0/s400/xavi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5642309344288891138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine iyiler kazandı, yine güzel oyun sevdalıları mutlu, yine futbol oynamak isteyenler sevinçli, yine yine yine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi denedi ve gene kaybetti.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç genel istatistik: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça vs. Mourinho &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 maç, 7 galibiyet 6 beraberlik 4 yenilgi (Jose oyuncularına 8 Kırmızı Kart)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep vs. Madrid &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 maç 7 galibiyet 3 beraberlik 1 yenilgi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep vs. Mourinho &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 maç, 5 galibiyet 4 beraberlik 2 yenilgi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taktik deha Mourinho son 8 resmi maçın 90 dakikası sonunda Guardiola'nın Barça'sını yenemedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça 1 Inter 0 &lt;br /&gt;Barça 5 Madrid 0 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 1 &lt;br /&gt;Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor. &lt;br /&gt;Madrid 0 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 1 Madrid 1 &lt;br /&gt;Madrid 2 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 3 Madrid 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da ilginç olan, aslında Mourinho'nun Pep'e karşı 11 resmi maçın 90 dakikası sonunda sadece 1 galibiyeti bulunması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Inter 0 Barça 0 &lt;br /&gt;Barça 2 Inter 0 &lt;br /&gt;Inter 3 Barça 1 -tek maç eleminasyon, ofsayt gol, Alves'in son dakika düşürülmesi, verilmeyen penaltı &lt;br /&gt;Barça 1 Inter 0 -Bojan'ın sayılmayan son dakika golü- &lt;br /&gt;Barça 5 Madrid 0 &lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 1 &lt;br /&gt;Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor. &lt;br /&gt;Madrid 0 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 1 Madrid 1 &lt;br /&gt;Madrid 2 Barça 2 &lt;br /&gt;Barça 3 Madrid 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho Barça'ya karşı kazanamıyor, sadece durdurabiliyor ve şansı yaver giderse, hakemler taviz verirse sonuç değişebiliyor, iki kere iki beş etmiyor parti talimat vermedikçe. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camp Nou tarafına bakalım bir de: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho, 8 maç 5 yenilgi 3 beraberlik Barça'ya karşı, hiç kazanamadı. Barcelona'dan korktuğu kadar Tanrı'dan korkmuyor. Çünkü onu da -daima yürekten bağlıyım dediği- Barcelona yarattı ancak o ihanet eden olmayı seçti. Muhtemelen bu kazanamama laneti bütün kariyeri boyunca sürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola'nın Madrid'e karşı oyuncu ve teknik direktör olarak kendi sahasında bileği bükülmüyor, 15 maç 11 galibiyet 4 beraberlik, hiç kaybetmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cruyff Dönemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1988 - 1989 Kupa Galipleri Kupası&lt;br /&gt;1989 - 1990 Kral Kupası&lt;br /&gt;1990 - 1991 Lig Şampiyonluğu, İspanya Süper Kupası, Kupa Galipleri Kupası'nda Final (Sir Alex Ferguson ve United'a karşı)&lt;br /&gt;1991 - 1992 Şampiyon Kulüpler Kupası, Lig Şampiyonluğu, Süper Kupa, İspanya Süper Kupası&lt;br /&gt;1992 - 1993 Lig Şampiyonluğu&lt;br /&gt;1993 - 1994 Şampiyonlar Ligi Final, Lig Şampiyonluğu, İspanya Süper Kupası&lt;br /&gt;1994 - 1995&lt;br /&gt;1995 - 1996&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplamda 11 kupa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola Dönemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 - 2008 B Takımı'yla lig şampiyonluğu, 2. lige yükselme&lt;br /&gt;2008 - 2009 ŞL Şampiyonluğu, Lig Şampiyonluğu, Kral Kupası, İspanya Süper Kupası, Süper Kupa, FIFA Kulüpler Dünya Kupası&lt;br /&gt;2009 - 2010 ŞL Yarı Final, Lig Şampiyonluğu, İspanya Süper Kupası&lt;br /&gt;2010 - 2011 ŞL Şampiyonluğu, Lig Şampiyonluğu, İspanya Süper Kupası , Kral Kupası Final &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplamda 11 kupa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Josep Guardiola 3 yılda 11 kupa kazandı. Real Madrid'in efsanevi teknik direktörü Miguel Munoz 15 yılda 15 kupa, Barça'nın yaratıcısı Johan Cruyff 8 yılda 11 kupa, Liverpool tarihi Bob Paisley 9 yılda 19 kupa, Jose Mourinho değişik takımlarla 10 yılda 17 kupa ve Sir Alex Ferguson 24 yılda 37 kupa kazandı Manchester United ile. Pep tarihin en iyileri arasına şimdiden girdi ancak bir sezon sonra başka işlerin üstesinden gelerek çok daha erişilmez bir noktaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi'nde 2 yıl üst üste kupayı kazanan takım yok, bu da göz kırpıyor başarılması gerekenler listesinde. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse Pep, Paisley'in 3 Avrupa Kupası rekoruna da eşlik edecek, Mourinho ve Ferguson'u geride bırakıp.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011-2012 sezonunda lig daha önemli ve Pep takımı 4 yıl üst üste şampiyon yaparsa Cruyff'un bu rekoruna ortak olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep oyunculuğu döneminde 16 kupa görmüştü. Toplam olarak 27 kupada imzası var şimdi. Johan Cruyff'sa her şeyin altına paraf atıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulüp son 7 yılda 5 lig şampiyonluğu 3 Şampiyonlar Ligi kupası kazandı. Muazzam bir başarı. Nerdeyse aynı oyuncular 1 Avrupa Şampiyonası 1 Dünya Kupası'nı da İspanya'ya getirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi, Amor'un 17 kupa rekorunu yakaladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-GU8T0btjaR0/Tk2Cc1zPWiI/AAAAAAAAGJk/suwDh87AVHk/s1600/takim.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 344px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-GU8T0btjaR0/Tk2Cc1zPWiI/AAAAAAAAGJk/suwDh87AVHk/s400/takim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5642309340155042338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FC Barcelona iki ayrı ego, iki ayrı mihrak ile mücadele etmek zorunda, bu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Birbirini tamamlayan iki figür Jose Mourinho ve Real Madrid CF.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in üçüncü şampiyonluk ve ikinci ŞL sürecini kısaca hatırlayım haydi, bakalım Barça'yı durdurmak için futbol dışı hangi unsurları kullanmaya çalışmışlar, balık hafızaları fil formatına çevirelim, İspanya Süper Kupa ikinci maçında yaşananları daha iyi tahlil edebilmek için:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kasım ayının sonunda 5 - 0 biten Madrid maçındaki olaylar, Ronaldo'nun Guardiola'yı itmesi, Carvalho ve Pepe'nin Messi'ye akıl almaz kaçak vuruşları. Ramos'un Messi'ye kasti faulü,  Federasyon dişe dokunur bir ceza verdi mi, hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- El Clasico'dan bir hafta sonra Osasuna maçı, önce Federasyon kulüple anlaşıp gitmemeyi onayladı, ardından karardan vazgeçip durumu geç bildirdi ve Barça maç başlangıcına yetişemedi. En zavallı kısmı da maça gidilmezse 3 puan silinme tehdidinde bulunulmasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ocak ayında Ballon D'or ödül töreni. Xavi, Iniesta ve Messi adaydı, La Masia kazandı. Mourinho ve Madrid medyası nifak tohumları ekmeye çalıştı, Messi ödülü alınca. Hak etmediğini söylediler, Casillas İspanya'dan takım arkadaşlarını kolluyordu. Kısa süre önce Inter'den kovulan Benitez'le alay eden ve ayrıldıktan hemen sonra Chelsea'yi finale taşıyan Avram Grant'ın kendisiyle alay etmemesini hiçbir zaman anlayamayacak bir adamın Barça'daki arkadaşlığı bozması beklenemezdi. Takım daha uçakta yan yana poz verdi, dosta düşmana karşı bir aradayız, biz yılmayız mesajını iletti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 24. hafta Bilbao maçında Madrid medyası akıl almaz bir işe kalkıştı. Alves'in içersinde yer aldığı bir ofsayt pozisyonunun fotoğrafında montaj yaparak Barça aleyhine gündem oluşturmak istendi, ters tepti ve özür dilediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Doping suçlamaları vardı sahnede. Dünya ve Avrupa şampiyonu ülkelerinin iskeletini oluşturan oyuncuları, kendi liglerinde doping almakla itham ettiler. Kafayı sıyırmışlardı artık futbol dışı işlerle çünkü Barça sahada durdurulamıyordu ve Real Madrid bu yöntemleri hakikaten çok iyi biliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tüm bu tartışmalar ve boş yere gündem meşgul eden olayların arkasında kalan Real Madrid maçlarında yapılan hakem hataları vardı. Villarreal ve Valencia iç saha maçlarından sonra çetele tutmayı bıraktım, ağır geliyordu bünyeye, mide kaldırmıyordu. Sarı denizaltıların kulübesiyle Jose Mourinho'nun yaşadıkları anlatıyordu olan biteni ve "canım ne var, adam sevinmesin mi attığı gole, o kulübenin orda bilmemneyi oturuyormuş o yüzden oraya gitmiş" diyerek onu savunan zavallılar vardı hala, onun niyetini ne olduğunu çözemeyecek saflıkta bir bakış açısıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 4 maç El Clasico geldi çattı, herkes futbol karnavalı bekliyordu, unuttukları bir faktör vardı, sadece kazanmaya endeksli bir şeytan. Bolca gerilim, El Clasico meydan savaşları. İlk iki maç çok büyük olaylar çıkmadı, ilk maç stresten uzak bir ortamdaydı, Mourinho aşırı defansif kadrolarla stratejik denemeler yaptı ve Kral Kupası'nda biraz da hakemin Pepe ve türevi oyuncuları ısrarla sahada tutmasıyla başarılı oldu. "Sıradan biri" aynı taktikle -bolca faul, faulle karışık topa girme, rakibi sindirme, topa gelirken bile korkutma gibi çiğ düşünceler- ŞL'ni de geçeceğini düşünüyordu, Avrupalı hakemler İspanyollardan farklıydı, cezayı kestiler, oyundan atıldı tercüman. UEFA'yı suçladı küstahça. "Por que" deyimi eklendi futbol literatürüne. Guardiola'nın elini sıkmadı. Sergio'yu ırkçılıkla suçladılar, aklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çok şey konuşuldu, konuşulmayan mevzu kalmadı El Clasico'ya dair ve bu periyod hakikaten yıpratıcıydı. Oyuncuların İspanya Milli Takımı'ndaki arkadaşlığına kadar ilerledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-AjUuK1NVfSc/Tk2Ccx32D8I/AAAAAAAAGJc/EpNXJ11MRsA/s1600/leo.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 342px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-AjUuK1NVfSc/Tk2Ccx32D8I/AAAAAAAAGJc/EpNXJ11MRsA/s400/leo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5642309339100614594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir ortamda Barcelona'nın sadece futbola odaklanmasını beklemek insafsızlık olurdu. Çünkü karşısında futbol dışı her unsuru kullanmak isteyen iki ayrı haksız kazanım üyesi vardı. Üzücü olan kısım Barça'nın zaman zaman güzel oyun felsefesinden sapma göstermesiydi. Rakip takım oyuncularının aşırı sert oyunları cezalandırılsın diye pozisyonlar abartıldı yeri geldiğinde, kimileri Barça'nın da fair play ruhu taşımadığından yakındılar, halbuki Mourinho özelinde gerçekleşen eylemlerdi. Doğru değildi, yakışmıyordu ancak ona, adam olmayana, adam olmadığını gösterircesine davrandılar, çok da suçlayamıyorum onları. 2010 Dünya Kupası Finali'nde tarafsız maçı izlerken Hollanda oyuncularının aşırı sert müdahaleleri sonucu İspanya'yı desteklemeye başlayan biri gibiydiler sahada. Rakibin hamlesine karşı argüman buldular sürekli, yere yattılar, zamandan çaldılar, hakeme itirazı sıklaştırdılar ama çoğunda haklılardı çünkü rakip oynamak ve oynatmak istemiyordu. Şampiyonlar Ligi Finali'nde tek olay dahi çıkmaması, kendini abartarak yere atan herhangi bir Barça oyuncusunun bulunmaması, meselenin temelinde Real Madrid ve Mourinho olduğunu açıkça ifade ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayları yalnızca derbi maçında gerilim, sert faul, kırmızı kart olur argümanıyla da açıklayamayız. Yaklaşık 10 ayda 7 maç yapıp, o günden bu yana bir milim bile olumlu gelişme yaşanmaması rastlantı değil. Birileri gerilim devam etsin istiyor, o birilerinin kim olduğu, olayları kimin çıkardığına bakarak rahatlıkla anlaşılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho öncesi Pep döneminde oynanan altı El Clasico'yu hatırlayın. Hiç kavga olmadı. Ve Madrid bu maçların bazılarında (2-0 Eto'o &amp; Messi, 1-0 Ibra) Barça'yı şu ankinden daha çok zorlamıştı. Üstelik o maçlarda Casillas, Ramos, Arbeloa, Pepe, Marcelo, Albiol, Xabi Alonso, Ronaldo, Higuain, Benzema gibi isimler vardı ve oyuncuların birbirine girdiği anlar yaşanmadı. Aynı oyuncular Mourinho geldikten sonra evrim geçirdiler neredeyse. Art niyet, posta koyma, kavga, kırmızı kart, hakemle oynama, maç sonu demeçlerinde rakibe saygıya dair emare göstermeme gibi pek çok argüman sunulabilir. "Por que" denilmesi gereken yer tam da burası aslında, gözlerden kaçıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne değişti, futbol yönü kuvvetli bu oyuncular nasıl oldu da birer canavara dönüştüler ve artık Barçalı oyuncuları bile -Messi'nin topu dışarı vurması, Iniesta'nın rakibini itmesi, onlar da zorunluluktan, hakkını aramak için isyan ediyor, naif adamlardı bunlar, yazık- kendilerine benzetmeye başladılar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesut Özil'in nasıl bir ruh haline büründüğü gözlemleniyor, keza Ronaldo'nun bu olaylardan sıkıldım tadındaki yaklaşımı, sezon sonu ayrılacak kanımca başarı gelmezse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulabildiğim tek cevap Jose Mourinho ve onun tamamen kazanmaya yoğunlaşmış futbol felsefesi. Elbette Madrid'in sürekli Pep'in Barça'sına karşı kaybetmesi -11 maç 1 galibiyet, o da uzatmalarda- oyuncular üzerinde psikolojik bir tahribat yarattı. Bazı kasıtlı müdahaleler bunun dışavurumu, ezilmişliğin getirdiği bir çökme var Real üzerinde. Bunun üstesinden gelemiyorlar ve mevcut süreci yönetmesi için getirilen son teknik adam, bu ortamdan beslenmeyi seven bir vampir, oyuncularına aşırı duygu yüklemesi yaparak nemalanıyor. Kan dökülsün istiyor işte, başka izahı var mı! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol konuşamıyoruz, istediği bu. Maç bitiyor o manşetlerde. Yaptıkları yayınlanıyor, iyi ya da kötü, doğru ya da çirkin. Rol çalıyor. Barça'nın her başarısına gölge düşürme telaşıyla davranıyor. Barça'yı istediği zemine çekiyor, beyinlerini kurcalıyor, Barça oyuncularının her demecinde onun adı geçiyor, istediği bu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediği bu ya, bence Barça her seferinde savaştan mental olarak güçlenerek çıkıyor. Sezon boyunca konuşmayıp sahada soğukkanlı kalarak ve sıklıkla futbolu düşünerek tuzağa düşmediler bunca zaman. Mourinho'nın soğuk savaş taktikleriyle baş etmeyi öğrendiler ve bunu en güzel Bernabeu'de 0 - 2 kazandıkları maçta gerçekleştirdiler, üzerine gitmeyeceğim sen gel topa bas çağrısında bulunarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho bunun da farkında, zekice kurguladığı gerilim planları tutmuyor ve ateşi daha da alevlendiriyor kontrolsüz bir şekilde. Bir süredir kazanamıyor ve üzerinde oluşan baskı ona tamamen saçmasapan işler yaptırmaya başladı. Barça'nın gerisinde kaldığını görüyor, bunu hazmedemiyor ve saygınlığını yitirmeye devam ediyor. Kazanmaya o kadar endekslenmiş ki, kaybetmenin ne anlama geldiği konusunda bir düşünce üretemiyor ve abukluklar da biraz buradan çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delirmiş gibi davranmaya başladı, tüm yeryüzü izledi. Messi'ye yaptığı anlamsız hareket, Fabregas'ın kafasına tekme atmak için yanına kadar gelmesi, Vilanova'nın gözüne parmağını sokmaya çalışması gibi eylemler başka türlü açıklanamaz. Hakeme itiraz, hakaret, her pozisyondaki abartılı mimikler bir nebze anlaşılır ancak şu son olaylar travmatik boyutlarda bir ruh haline geçtiğinin göstergesi sanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bir dipnot düşeyim. Şu Katalan meselesinin artık önemsiz olduğundan dem vuran arkadaşlar için maçtan bir sahne sunacağım. İspanya'nın uzun yıllar devlet tarafından desteklenmiş televizyonu TVE, Mourinho'nun Vilanova'ya yaptığı hareketi &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=RgHjEFZjh7U"&gt;şu görüntülerle&lt;/a&gt; duyurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet televizyonu alenen manipülasyon yapıp olayın başlangıcını makaslıyor farklı bir açı kullanarak. Sanki Mourinho orada öylece dururken Vilanova gelip tokat atıyor gibi bir imaj çıkıyor ortaya, nasıl yanılsama! Önce Barça'ya, aslında Barça üzerinden Katalunya'ya karşı sergilenen düşmanlığın ve ayrımcılığın ifadesi. Hala yok öyle bi' şe' demeye devam etsin birileri, üç maymunu oynasınlar. Geçmişe göre azalma var ancak Madrid &amp; başkent &amp; Krallık kültürünün bir anda yok olması tarihin diyalektiğine aykırı, hep atlıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç sonu basın toplantısında Vilanova'yı tanımadığını söyledi Jose. Tanımadığı birini gitti o hengamede buldu ve gözüne parmağını sokmaya çalıştı öyle mi! Alenen yalan söylüyor. Tıpkı geçen sene olduğu gibi. Bir de ismini değiştirerek alay ediyor aklı sıra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona en iyi cevabı Pep verdi; "Tanıyıp tanımamasının önemi yok, o bizim için önemli biri şeklinde." Güzel adam böyle olunuyor. Ayrıca bir gün kötü şeyler olacak, umarım futbol sahada kalır deyip noktayı koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç bitiminde ödül törenini beklemedi Madrid, talimatı veren Jose Mourinho'ydu. Xavi "Kral Kupası Finali'nde biz onları alkışlamıştık" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pique, bu olanların ve bir süredir yaşanan tansiyonun Madrid oyuncularıyla bir ilgisi olmadığını çünkü onları daha önceden de tanıdığını ve harika insanlar olduklarını belirtti. Birisi bu işe dur demeli, Mourinho İspanyol futbolunu mahvediyor diye devam etti sözlerine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K o n s a n t r a s y o n burada devre giriyor tam da. Barça Jose Mourinho ve onun ani-futbol zihniyetiyle boğuşarak daha da kuvvetleniyor. Motivasyonunu artırıyor. Bence İspanya Süper Kupası'nda yaşananlar, özellikle Jose'nin Vilanova'ya hareketi ciddi bir kamçı olacak sezon boyu. Barça'nın sık sık rotasyona gideceği lig maratonunda böyle bir itici etkiye çok ihtiyacı var. Hazırlık sürecinde üç maç kaybetmesinin ana unsurlarından biri buydu çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yalın ama ince bir detay vereyim, Barça genelde La Masia'nın ters tarafındaki kaleye ikinci yarıları hücum etmek ister ve tercihini böyle kullanır. (5-0 öncesindeki El Clasico'larda gollerin atıldığı kalelerden -Ibra, Eto'o &amp; Messi) kafanızda bir resim çizebilirsiniz.) Jose Mourinho Camp Nou'daki son iki maç Casillas'a kaleyi seçtirip Barça'yı rutin eyleminin dışına çıkmaya zorluyor. Elbette maçın gelişimine zerre katkısı olmayan bir nüans ancak sinir bozucu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-d_E19-JWLI8/Tk2Ccf9i4bI/AAAAAAAAGJU/8s1S2cvixCE/s1600/fab.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 332px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-d_E19-JWLI8/Tk2Ccf9i4bI/AAAAAAAAGJU/8s1S2cvixCE/s400/fab.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5642309334292685234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelgelelim teknik analize:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öngördüğüm gibi Guardiola bu defa riske girmedi. Teorik kusursuzluk denklemi -ideal oyuncu / pozisyon oranı 1.0- 9/11 gibi bir oran işaret ediyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Javier - Pique'nin merkez sol savunma oynamasından ötürü merkez savunmanın sağında &lt;br /&gt;Pique - Puyol'un yokluğunda merkez savunmanın solunda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer 9 oyuncu, ideal pozisyonlardaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid'in iki maç sonunda -özellikle ilk maç- futbol olarak arayı kapattığı üzerine bir algı yaratıldı. Buna pek katılmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana sebebi, Barça'nın geçtiğimiz sezonu Madrid'den neredeyse bir ay sonra kapaması -Madrid için ŞL Yarı Final sonrası sezon bitti- ve yeni sezonu 15 gün geç açmasıydı. Oynanan hazırlık maçları ve bu maçlarda tercih edilen oyuncular bile bunu görmek isteyen adına yeterli argümanlarını sunuyor bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid tamamen İspanya Süper Kupası Finali'ne olabilecek en hazır kadroyla gelip Barça'yı yenmeyi planladı. Böylece psikolojik üstünlüğü elde edecekti bütün sezon boyunca. Sanırım 5 yıl sonra ilk maçın Bernabeu'de olduğunu da düşünürsek Barça'ya karşı üç maçlık bir periyotta baskı yaratabilirdi bir anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'ysa gerek as oyuncuların yokluğu gerekse yorucu Amerika turu sebebiyle iyi bir hazırlık dönemi geçirmedi. Guardiola yeni isimler deneyerek sezonunda kimleri kullanabileceğini sınadı. Xavi, Pique, Sergio ve Pedro'nun ilk ciddi maçıydı Camp Nou'daki Madrid karşılaşması, bu açıdan da bakmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın olağan pas ritmini bulamayıp topa sahip olamamasında temel faktör buydu, ilk maçtan bağımsız. Barça daha kontrollü hücum etti bile denilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleye atılan şutlar eşit, ilk maça göre ciddi düzelme vardı takımda ve üstelik takımın fizik kondisyonu yerlerde sürünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'nın gollerinde Madrid savunmasının öne çıkıp alanı daraltma ve Barça'yı o bölgeye sıkıştırma stratejisinin etkisi vardı. Arkaya sarkmalar sıkça yaşandı Messi özelinde. Jose Mourinho ritmi bozmak adına bunu göze aldı da denebilir. Bu taktiğe, ofsayt itirazı olarak elleri havada oynama ve sürekli yan hakemle konuşma gibi eklemeler de yaptı elbette, ondan beklendiği gibi. İstisnasız her pozisyon yan hakeme oynadılar, özellikle ilk yarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça fizik olarak iyi bir seviyeye geldiğinde pas ritmi de otomatik olarak düzelecektir çünkü çakılı kalan oyuncular yerine hareket halinde, dinamik bir takım olma hali Barça'nın oyun planının en önemli parçası. Sergio'nun en kötü maçlarından birini çıkartma sebebi tam da bu hareketsizlik meselesiyle ilintili ve Madrid'in baskısıyla bunun bağlantısı yok çünkü çok daha zor pozisyonlarda, ceza sahası içinde bile paslaşabildiklerini biliyoruz. Guardiola da kazanmayı beklemiyordum tarzında bir demeç vardı, ilk maçta girdiği riski hazır olunmadığı için kupayı feda etmesiyle açıklayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'nın dört gol yemesi savunma yönünden tehlike sinyalleri olarak algılanabilir. Puyol yok hala, büyük mesele. Javier'in merkez savunma uyum süreci daha tamamlanmamış. Pique'nin de sola yakın oynamak zorunda kalması, oyuncuyu topla ileri çıkışlar ve Alves'i oyuna sokma konusunda kilitliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça üç yıllık Pep döneminin en çok gol yediği sezonunu yaşayabilir. Bunun gerekçelerinden biri Keita'nın ön alan ve Javier'in arka alan savunmasına kaydırılmasıdır. Pep'in zihninde bana göre doğru olmayan Xavi &amp; Cesc &amp; Iniesta ütopyası var. Bu denemenin de savunma zaafı olarak sonuçları olacaktır. Aynı şekilde hücuma alternatif kazandıracağı da kesin. Fabregas, Xavi'ye göre önde oynamayı daha çok seven ve asist, gol sayıları yüksek olan bir oyuncu. Birkaç sene içinde dünyanın en iyi orta sahası olarak anılacağını düşünmeye şimdiden başladım ve 10 dakika yetti bu yargıya varmam için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola'nın Thiago, Xavi &amp; Iniesta'nın 20 yaşındaki halinden iyi tanımını, Cesc Xavi &amp; Iniesta'nın 24 yaşındaki halinden iyi olarak genişletebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alexis Sanchez nasıl monte edilecek, bunu da zamanla öğreneceğiz ancak dün gece bir kez daha anlaşıldı ki Pedro çok önemli işler -koşu, pas, baskı- yapan, takım arkadaşlarını tamamlayan bir oyuncu, ondan vazgeçmek sistemin sekteye uğraması ve savunma zaaflarının artması anlamı taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Villa çok top ezdi, bazı maçlarda Afellay / Alexis tercihini bu bölge üzerinden değerlendirmek daha akılcı olabilir, Iniesta'yı kaydırmak yerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilen gollerin duran top sonrası kaoslar olması can sıkıcıydı. Madrid'in en önemli silahının bu olduğunu ısrarla vurgulamamıza karşın toplamda üç golün bu şekilde gelmesi, konsantrasyon eksikliğinin de ifadesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Messi'nin en yetersiz halinin -bazı anlar ayakta duracak hali olmadığı belli oluyordu- 3 gol 2 asist ile kupaya imzasını atması, sezonun korkutucu boyutlarda güzel geçebileceğinin habercisiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dani Alves'in Ronaldo karşısında sergilediği savunma performansı takdire şayandı, gerektiğinde bunu da yapabileceğini gösterdi. Tüm maç boyunca yalnızca bir kez geçildi sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdeal kadro sahaya çıkınca kara bulutlar biraz olsun dağıldı. Ancak çıkarsama yapmak için çok erken. Ön yargılardan sıyrılıp her şeyi sahada gözlemleyecek ve analiz edeceğiz. Süper Kupa Finali'ndeki Porto maçı var sırada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola 11. kupa, bu bir rekor şeklindeki yoruma, "Ben kazanmadım, yalnızca bu kulübün bir parçasıyım, Hiçbir kupa sayısı, Johan'ın bu kulüp için yaptıklarının yanına bile yaklaşamaz" cevabını verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in sözleri her şeyi anlatıyor. Kimin desteklenmesi ve kime ruhun satılmaması gerektiğini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;La Masia:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011/12: Valdés, Pique, Puyol, Xavi, Iniesta, Messi, Busquets, Pedro, Fontas, Thiago, Cesc &lt;br /&gt;2010/11: Valdés, Piqué, Puyol, Xavi, Iniesta, Bojan, Messi, Jeffren, Busquets, Pedro &lt;br /&gt;2009/10: Valdés, Piqué, Puyol, Xavi, Iniesta, Messi, Bojan, Busquets, Pedro. &lt;br /&gt;2008/09: Valdés, Piqué, Puyol, Xavi, Iniesta, Messi, Bojan, Busquets, Jorquera. &lt;br /&gt;2007/08: Valdés, Puyol, Xavi, Iniesta, Giovanni, Messi, Oleguer, Bojan,  Jorquera. &lt;br /&gt;2006/07: Valdés, Motta, Puyol, Xavi, Messi, Oleguer, Iniesta, Jorquera. &lt;br /&gt;2005/06: Valdés, Motta, Puyol, Xavi, Gabri, Oleguer, Iniesta, Jorquera. &lt;br /&gt;2004/05: Valdés, Motta, Puyol, Xavi, Gerard, Oleguer, Iniesta, Jorquera. &lt;br /&gt;2003/04: Valdés, Puyol, Xavi, Gerard, Gabri, Luis Garcia, Motta, Jorquera. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni sezon Barça'ya Cesc'le birlikte ilk 11'in tamamının La Masia çıkışlı olabileceği bir durum yaratıyor, fantezi de dursa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-uVrhZtDMB2A/Tk2CdJkt7WI/AAAAAAAAGJs/ta7MTVuiIo0/s1600/uy2at.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-uVrhZtDMB2A/Tk2CdJkt7WI/AAAAAAAAGJs/ta7MTVuiIo0/s400/uy2at.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5642309345462840674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kupayı kaptan Puyol kaldırmadı, bir devrin sona erdiğinin mesajıydı adeta. Xavi yıllarca beklediği onuru yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelmiş geçmiş en güzel oyunu sergileyen, altyapısından çıkardığı oyuncularla bunu başaran, futbol dışı unsurlara rakibi bunu dikte etmedikçe başvurmayan, takım olmayı başaran, her gol sevincinde yüzlerde ve kucaklaşmalarda ben kazandım değil biz kazandık hissini uyandıran FC Barcelona, bir kulüpten daha öte olan, çirkinliğe, kötülüğe, ahlaksızlığa inat sürdürecek koşusunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Güzel oyun asla kaybetmez"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/07/menottinin-anti-mourinhocu-ve-markist.html"&gt;Menotti için&lt;/a&gt;, adalet için, futbol için, durmayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Ağustos Cuma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-6517130363034302708?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/6517130363034302708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=6517130363034302708' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6517130363034302708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6517130363034302708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/k-o-n-s-n-t-r-s-y-o-n-11-kupa-jose.html' title='K o n s a n t r a s y o n | 11. Kupa | Jose Mourinho &quot;Futbolun Mezar Kazıcısı&quot;| &quot;Güzel Oyun Asla Kaybetmez&quot;'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-NqvM4Y-EXgc/Tk2CdFM04QI/AAAAAAAAGJ0/6mDdF0XcI-0/s72-c/xavi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-2456683177476504178</id><published>2011-08-16T23:06:00.004+03:00</published><updated>2011-08-16T23:37:10.832+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pep'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cesc'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Fabregas'ın 2001'deki Formasında Pep İmzası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-rG5vYAZ9oI0/TkrN9mZ2J9I/AAAAAAAAGJM/wZnN1S1k6zg/s1600/1313438990768.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 308px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-rG5vYAZ9oI0/TkrN9mZ2J9I/AAAAAAAAGJM/wZnN1S1k6zg/s400/1313438990768.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641547941399635922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2001'de kaptan Guardiola, 14 yaşındaki Fabregas'ın formasına şu notu düşüyordu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Francesc Fabregas için, umarım seni birkaç sene içinde 4 numaralı formayla Camp Nou'da görürüz. Bol şans. Pep Guardiola"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikayeyi başka kulüpler yazamaz, &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/03/4-6-8.html"&gt;Cruyff'tan Pep'e, Pep'den Xavi'ye, Xavi'den Cesc'e ve belki de Cesc'ten Thiago'ya uzanan bir yolculuk.&lt;/a&gt; &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2009/06/barcann-basar-srr-99-09.html"&gt;1999'da Pep'in Iniesta'ya ödül verme anını kim unutabilir!&lt;/a&gt; Bu yüzden değerli onların başarıları. Bu yüzden bir kulüpten daha öte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep ve Cesc birlikte şimdi, Teknik Direktör ve 4 numaralı formayla. Mutluluk. Hikaye sürüyor, sürecek. Bu yüzden güzel onları anlatmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulübün yakın tarihçesine kronolojik olarak değinelim kısaca;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1973 Cruyff Barselona şehrine ayak basar.&lt;br /&gt;1974 Lig şampiyonluğu kazanılır 14 yılın ardından. Real Madrid Bernabeu'de 5 - 0 mağlup edilir.&lt;br /&gt;1975 Franco ölür.&lt;br /&gt;1979 Demokrasiye geçiş ve Katalunya'nın otonom bölge ilan edilmesi, şehrin ve ülkesinin her alanda yükselişe geçme evresinin başlangıcı olur.&lt;br /&gt;1979 Cruyff, Ajax altyapı modelini Barça'ya önerir, La Masia kurulur.&lt;br /&gt;1984 Guardiola 13 yaşında La Masia okuluna yazılır.&lt;br /&gt;1988 Cruyff Teknik Direktör olarak geri döner.&lt;br /&gt;1990 Guardiola 19 yaşında ilk maçına çıkar.&lt;br /&gt;1991 Xavi 11 yaşında La Masia'nın yolunu tutar.&lt;br /&gt;1992 Cruyff Barça'ya ilk Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazandırır.&lt;br /&gt;1994 Cruyff Barça'yı 4 yıl üst üste lig şampiyonu yapar.&lt;br /&gt;1995 Puyol 17 yaşında La Masia'ya gelir.&lt;br /&gt;1996 Iniesta 12 yaşında La Masia'ya seçilir.&lt;br /&gt;1997 Guardiola kaptanlığa yükselir.&lt;br /&gt;1998 Messi'nin büyüme hormonu tedavisi görmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;1998 Xavi 18 yaşında ilk maçına çıkar.&lt;br /&gt;1999 Van Gaal Barça'yı 2 yıl üst üste lig şampiyonu yapar.&lt;br /&gt;1999 Guardiola Iniesta'ya bir turnuvadan dolayı ödül verir.&lt;br /&gt;1999 Puyol 21 yaşında ilk maçına çkıar.&lt;br /&gt;2000 Messi Barselona şehrine ayak basar, kulüp tedaviyi karşılar.&lt;br /&gt;2001 Luis Enrique kaptanlığa yükselir.&lt;br /&gt;2002 Iniesta 18 yaşında ilk maçına çıkar.&lt;br /&gt;2003 Rijkaard, Cruyff'un tavsiyesiyle teknik direktörlüğe getirilir.&lt;br /&gt;2004 Puyol kaptanlığa yükselir.&lt;br /&gt;2004 Messi 17 yaşında ilk maçına çıkar.&lt;br /&gt;2006 Rijkaard Barça'ya ilk Şampiyonlar Ligi'ni kazandırır.&lt;br /&gt;2006 Rijkaard Barça'yı 2 yıl üst üste lig şampiyonluğuna taşır.&lt;br /&gt;2007 Guardiola Barça B'nin başına geçer.&lt;br /&gt;2008 Xavi, Iniesta, Puyol'un olduğu İspanya Avrupa Şampiyonu olur.&lt;br /&gt;2008 Guardiola Barça B'nin şampiyon olup 2. lige yükselmesini sağlar.&lt;br /&gt;2008 Rijkaard ayrılır, yerine Guardiola geçer. Tavsiyeyi veren Cruyff'tur yine.&lt;br /&gt;2008 Luis Enrique Barça B'nin başına geçer.&lt;br /&gt;2009 Guardiola Barça'ya ikinci Şampiyonlar Ligi'ni kazandırır. Üçleme yapılır, bir sezonda 6 kupa elde edilir.&lt;br /&gt;2010 Xavi, Iniesta, Puyol'un olduğu İspanya Dünya Kupası'nı kazanır.&lt;br /&gt;2010 Şampiyonlar Ligi Yarı Finali'nde Mourinho'nun Inter'i Barça'yı eler.&lt;br /&gt;2010 Guardiola Barça'yı 2 yıl üst üste lig şampiyonu yapar.&lt;br /&gt;2011 Guardiola Barça'yı 3 yıl üst üste lig şampiyonu yapar.&lt;br /&gt;2011 Guardiola Barça'ya üçüncü Şampiyonlar Ligi'ni kazandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döngü şeklinde ilerliyor. Ve bu kulübün neden başarılı olması gerektiğini anlıyorsunuz her bir satırı okuduğunuzda. Birileri "por que" diyor ya işte, cevabı bu tablo, kısır olmayan, doğurgan çember, toprağı tırnaklayarak elde edilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabregas da eklendi bu kronolojiye: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1997 Cesc 10 yaşında La Masia'nın yolunu tutar.&lt;br /&gt;2001 Kaptan Guardiola, Fabregas'ın formasına tarihi notu düşer.&lt;br /&gt;2003 Cesc Arsenal'e gider.&lt;br /&gt;2011 Fabregas yuvası Katalunya'ya geri döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-2456683177476504178?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/2456683177476504178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=2456683177476504178' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/2456683177476504178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/2456683177476504178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/fabregasn-2001deki-formasnda-pep-imzas.html' title='Fabregas&apos;ın 2001&apos;deki Formasında Pep İmzası'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-rG5vYAZ9oI0/TkrN9mZ2J9I/AAAAAAAAGJM/wZnN1S1k6zg/s72-c/1313438990768.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-2401873564435392602</id><published>2011-08-16T00:23:00.006+03:00</published><updated>2011-08-16T20:53:58.011+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pep'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jose Mourinho'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karşı Yaka'/><title type='text'>Çanlar Kimin İçin Çalıyor!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-qonQKaehvXM/TkmOxu1depI/AAAAAAAAGI0/m9zeKdJAn0Y/s1600/leo.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 296px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-qonQKaehvXM/TkmOxu1depI/AAAAAAAAGI0/m9zeKdJAn0Y/s400/leo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641196993295252114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/05/finaldeyiz-por-que-abi-iyi-kotu-ve.html"&gt;Mayıs ayının başında Jose Mourinho'nun anti-futbol ekibi Real Madrid'i eleyen&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/05/tarihin-en-iyisi-we-love-football-el.html"&gt;sonunda Manchester United'ı olağanüstü bir performansla geçen Barça&lt;/a&gt;, Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna erişmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey mükemmel gitmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da mükemmel olabilirler miydi ya da en önemlisi bu seviye korunabilir miydi? Bu denklem için hesaba katılması gereken çok faktör bulunabilir ama en korkutucu olan tercüman, unutulmamalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorular ve ardı sıra takip eden cevaplar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/06/alexis-sanchez-yanls-hesap-bagdattan.html"&gt;Kapalı kutu Alexis Sanchez ile açıldı Haziran.&lt;/a&gt; Thiago çıktı birdenbire, büyüledi her yerde. Cesc Fabregas çıkışın bulunamadığı labirent idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa şampiyonu olan İspanya U19'da Gerard Deulofeu ve Sergi Gomez parladı. Yine Avrupa Şampiyonu olan İspanya U21'de 5 Barça, 6 La Masia oyuncusu vardı. U20 Dünya Kupası Yarı Finali'nde elenen İspanya'da 6 Barça, 7 La Masia oyuncusu bulunuyordu, kaptan, gözyaşlarını tutamayan Bartra'ydı. Johan Cruyff Futbolcu Fabrikası üretimde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Copa America, 62 maç süren bir sezon düşünüldüğünde Barça ideal oyuncularından yoksun hazırlık maçları oynadı. Her daim yorucu olan ve takımların fiziksel ritmini etkileyen bir Amerika Turnesi yaşandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer, karşı, karanlık taraf sessiz sedasız bekledi savaşı. Çok transfer yapmadılar, ideal kurguları bozulmadı, oyuncular geç gelmedi, Darth Vader -Jose Mourinho- ilmik ilmik işledi günleri. Geceleri uyumadı, bilinmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça endişe verici -Pep döneminde ilk kez üç fark ve üst üste iki yenilgi- performanslar -United, &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/chivas-uyars.html"&gt;Chivas&lt;/a&gt;- sergiledi. Ön süpürücü / kesici bölgesinde Keita'nın oynatılması kaynaklı yenilen kontratak gollerine çare bulunamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/fc-barcelona-2011-2012-sezonu-baslasn.html"&gt;2008 ve 2010 yazında iyimserdim, 2009 yazındaysa karamsar. Yine benzer bir süreçten geçiliyordu.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya Süper Kupası'nı kazanan, ciddi bir psikolojik avantaj elde edecekti. Ertelendi bütün planlar, El Clasico geldi çattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tercümanı alt etme sonrası motivasyon yerlerde sürünüyordu oysa Krallık yanlıları nakavt için bekliyordu Barça'yı, Bernabeu'de. Jose Mourinho için her yeni Barça maçı kurtarıcı nitelik taşıyordu. İkinci senesiydi ve artık ihanet ettiği yere boyun eğmemek zorundaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya'nın başkenti inanıyordu, 14 Ağustos doğru geceydi onlar için. Pep'in başarı eğrisinin düşüşe geçmesini bekledikleri an gelmişti, "özel biri"nin hala özel olarak tasarladığı bir zafer hikayesi olmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;57.000 kişiye antrenman yaptılar, nasıl motivasyon yaratıldığının göstergesiydi. Barça maçıyla yatıp kalkıyorlardı, önemsemiyor gözükmeleri kesinlikle bir yanılgıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son El Clasico'dan bu yana akan sular durulmuş gibi gözüktü ama su akıp yatağını bulma konusunda ısrarcıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça Santiago Bernabeu'de son dört El Clasico yenilgi yüzü görmemişti. Beş maç üst üste bunu başardığı görülmemişti, işleri zordu. Kontra argüman, Barça'nın Avrupa Kupası'nın kazandığı her sene -1992, 2006, 2009- Süper Kupa'yı da müzesine götürmesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Puyol varken % 82 olan kazanma oranı, yokluğunda % 68'e düşüyordu ve kolunda senyera sarılı Katalan kaptan geminin güvertesinde değildi uzun zamandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi, Sergio ve Pique şüpheliydi, Messi'nin dinlenmesi gerekiyordu, Pedro formsuzdu, omurga çatırdıyordu, titanik buzullara çarpıp su alıyordu maç önünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadrolar açıklandı. Sakat denilen Ramos bile sahadaydı, Real Madrid toplu intikam arayışında, Barça'ysa rehavetin esiri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------Valdes----------------&lt;br /&gt;Alves---Javier------Abidal---Adriano&lt;br /&gt;--------------Keita-----------------&lt;br /&gt;--------Thiago------Iniesta---------&lt;br /&gt;--Alexis-------------------D Villa--&lt;br /&gt;--------------Messi-----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik kusursuzluk denklemi -ideal oyuncu / pozisyon oranı 1.0 olan- yerle yeksan. Guardiola şaşırmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Javier  - Pique'nin yokluğunda merkez savunmanın sağında&lt;br /&gt;Abidal  - Puyol'un yokluğunda merkez savunmanın solunda&lt;br /&gt;Adriano - Abidal'in merkez sol savunma oynamasından ötürü sol bek görevine&lt;br /&gt;Keita   - Sergio'nun yokluğunda ön kesici / süpürücü görevine&lt;br /&gt;Thiago  - Xavi'nin yokluğunda orta üçlünün sağı görevine&lt;br /&gt;Alexis  - Pedro'nun yokluğunda ileri üçlünün sağı görevine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam 6 değişiklik ideal formattan ve karşında aç kurtlar gibi bekleyen bilenmiş bir Madrid. Toplamda 6/11 gibi bir oran takım ritminin bozulması adına yeterliydi ve kadroyu öğrendiğimde öngörülerim bu yöndeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi fark olabilir ve Pep'in deneyi ağır bir şekilde cezalandırılabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Javier &amp; Abidal merkez savunmasının hıza dayalı alan anlayışı pas yapılamadığından dolayı bu maç özelinde kullanılamayan uzuv gibi kalacaktı.  Üstelik Pique ve Sergio'nun yokluğunda düşülen boy dezavantajı, zaten çok tehlikeli olan Madrid duran toplarını öldürücü bir konuma sokabilirdi. Sol bek bölgesinde dengesiz oyunlar sergileyen Adriano ve en düşündürücü olanı, ön kesici / süpürücü görevinde hiçbir zaman başarılı olamayan Keita tercihleri, korkunun boyutlarını artıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında daha önce bu kadroyla hiç büyük maç oynanamamış iki tecrübesiz, Thiago ve Alexis de oyun akışkanlığını bozmak adına sahadaydı. Son iki sezonda 100'den fazla maça çıkıp 45 gol atan Pedro kesiği yemiş ve Alexis, ayağının tozu toprağa kavuşmadan ilk 11'e yerleşmişti. Daha iyi olayım derken mevcut iyiyi bitirme, asıl tehlike!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endişeler yersiz değildi, anlaşılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho, takımına ön alanda basma -kale atışı da dahil- ile top kazanan ve uzun diyagonal toplar üzerinden hızlı hücumlar içeren bir şablon belirlemişti. Stratejik savaş taktiğinin esas mahareti bu değildi. Geride kalan dört El Clasico'da olduğu gibi bolca dram, gözyaşı, acı, isyan, kavga, gürültü istiyordu. Futbol dışı ne varsa etken olarak, Madrid'e yarıyordu, özelliğini yitiren biri bunu biliyordu, yine kullanmaktan çekinmedi. Her biri emir almış birer nöbetçi asker gibi orta sahada topla buluşup dönmeye çalışan oyuncuya faul yaptılar, diz darbesi, topa vurulduğu an savrulan bacağın rakibe değme olasılığını düşünüp çekmeyecek kadar sinsice, çift dalıp hakeme bir şey diyecek kadar alçakça, aynı pozisyon içinde üç farklı bölgeye darbe indirip bir de forma çekip hakemin yüzüne bile bakamayan oyuncular güruhuydu Madrid gene. Yüz milyonlarca euro, onbin milyon yetenek -baloncuk gibi- içerdiklerinin farkındalığı yoktu üzerlerinde. ŞL tarihinin en çok faul yapan takımı -31 ile Barça'ya karşı- Madrid idi, unutulmaz bir lekeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valdes - Pique - Sergio - Xavi, ana pas koridoru olmayınca, Barça topu tutamadı, topla çıkamadı, savunmada çakılı kaldı, top kaybetti, mecbur uzun oynadı. Madrid'in bolca pozisyona girmesi çılgın ön alan baskısı ve bu omurganın olmayışı kaynaklıydı. Javier, Abidal, Keita ve Thiago koordinasyon kuramadı, pas hata sayısı manyakça bir noktaya ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk golde Javier'in anlamsız yardım koşusu, arkada boş kalan bir Mesut ve golü getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topla oynama minimum seviyede ve kaleye atılan şut istatistiğinde Real açık ara öndeydi, beklenmeyen ama öngörülebilir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi farkı engelleyen önce Victor Valdes, ardından da David Villa'nın şapkadan boğa çıkardığı golüydü. Madrid hak ettiği sonucu bulamayıp, Messi'nin merkezde ilk aldığı top ve adam eksiltmeyle pas aktarımı üzerinden oluşan pozisyonda golü yaratmasının sarsıntısını yaşayacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok geçmedi, bir savunma hatası ve Leo, en çok nefret edildiği yerde golünü yazdı, köşesine koştu, elini salladı Kastilyanlara. Barça'nın ölüsü 1-2 öndeydi El Clasico'da. Jose Mourinho çaresiz olmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa sonuç aldatıcı ve bir o kadar yanıltıcıydı, kaleyi bulan şut ikiydi yalnızca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-b31PVIRn3Qs/TkmPIgT8T-I/AAAAAAAAGJE/vaR0lC4RtHk/s1600/Young-players-fc-barcelona-23159561-1136-1196.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 380px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-b31PVIRn3Qs/TkmPIgT8T-I/AAAAAAAAGJE/vaR0lC4RtHk/s400/Young-players-fc-barcelona-23159561-1136-1196.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641197384533561314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesc transferi açıklandı devre arası. Kabak tadı veren hikayenin daha fazla sansasyon yaratmaması, Arsenal'in rencide olmaması adına şık bir tavırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesc varsa Arsenal'in kazanma oranı % 64 idi, yoksa % 31. Cesc son beş sezonun, major beş Avrupa liginde en çok asist yapan oyuncusuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'da Messi'nin yorgunluktan -zaten sahadaki halinden belliydi bir şeyler olduğu- kusması dışında bu gelişmeler yaşanırken diğer odada Mourinho, muhtemelen takımının nasıl iyi oynadığından, hak ettiklerinden ve ikinci yarı istediklerini alacaklarından bahsettiği bir konuşma yaptı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alexis, garip bir şekilde Xavi'nin bir sezonda yaptığından daha fazla faul yapmayı başardı ve topu ayağında fazla tutarak bir sürü faul aldı, gereksizdi çünkü Madrid'in istediği tam da buydu. "Topun canı var" algısının Barça oyun akışkanlığı potasında erimesi işlerine gelmiyordu. Topun durması, oyunun yavaşlaması, Barça'nın ritmini bulması için yapması gereken pas alışverişinden mahrum kalması Madrid için akıllıca, futbol için ahlaksızcaydı. Alexis uzunca bir süre uyum sorunu çekecek. Dün gece Marcelo'yu bir kez ekarte edebilmesi, karşı karşıya kaldığı pozisyonda ayakta kalamaması hanesine yazılan diğer negatif unsurlardı. İlk zamanları olduğundan heyecanın da etkisiyle savunmaya geldi ve bu da olumluydu ancak haftalar geçtikçe yıldız edasına kapılıp geriye gelme alışkanlığını yitirecektir, Pedro'nun La Masia'da aldığı çalışma azmi ve disipliniyle yarışması olası değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Top % 60 ve üzeri Barça'nın ayağında olmadığından, takım savunması -topa sahip olma oranına dayandığından- zaafları ortaya çıktı. 45 - 65 dakikaları arasında abluka yaşandı. 57'de giren Xavi bile ilaç olamadı 10 dakika takıma. Kalp yetmezliği yaşayan bir hasta gibiydi Barça. 61'de Pique de girdi ancak oyun akışkanlığı ve ritmi mekanik bir şey değildi, zamanla kazanılıyordu. Sahaya ayak basıldığı an gerçekleşemezdi. Tempoyu ayarlayan Madrid yoruldu ve oyun dengelendi son 20 dakika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gol, bir duran top organizasyonu kaosundan doğdu, es geçmeyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid güzel oynadı, heyecan vardı gibi argümanlar türetenler aslında geçmiş dört El Clasico boyunca Barça'ya güzel oynadı diyemeyenlerdi, işin ironik kısmı bu! Tıpkı Barça'nın çok pas yapmasını eleştirip şimdi referansı üç pas üst üste yapamadılar şekline dönüştürenler gibi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid bir kez daha stratejik oynadı, bolca kasti faul yaptı, topla karışık sert girdi rakibe, faul rekoru kırdı, hakeme oynadı, kazandığı topları Barça'nın zaaflarından yararlanıp daha verimli kullandı ve çok pozisyona girdi. Özet böyle! Bunun üzerinde bir yorum çok zorlama. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgüveni yerine gelen ve biraz da Barça'nın geniş davranacağını tahmin eden Mourinho, iki ön alan orta sahasıyla yetindi ve hücum varyantlarının artmasını sağladı. Pepe arkada kalacaktı. Villa'nın golündeki Madrid zaafı tamamen sayısal üstünlük / azlık denkleminin parçasıydı. Barça'ya karşı 3'e 3 olamazsanız şansınız yok merkezde ki daha Sergio ve Fabregas ile Pep'in bu bölgeyi beş oyuncuyla kullanma hayali var, üçlü savunma üzerinden, artı bir de Alves. Messi'nin dün geceye özel rakibi karşılayamama sorunu bayağı baş ağrıttı, bunu da not edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep Alves'i yine çıkarmadı sağ koridordan, Jose'yse karşı hamle Ronaldo'yu sola koydu. Teknik Direktör olarak 184. maçıydı, en kötü beş performansından biriydi, maçların hepsini 90 dakika izlemiş biri olarak söylüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep bir deney düzeneği kurdu, riske girdi ve başarılı da olmadı. Madrid sadece bir kupa kaybedecek, oyun olarak özgüven aşıladılar bünyelerine. Mourinho panzehrin kimyasal bileşimini biraz daha geliştirdi. Uzun bir aradan sonra ilk kez iki gol attılar Barça'ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ypnP50WWxGU/TkmOx4b89rI/AAAAAAAAGI8/OAxbxL5xz2c/s1600/pep.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 270px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ypnP50WWxGU/TkmOx4b89rI/AAAAAAAAGI8/OAxbxL5xz2c/s400/pep.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641196995872618162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç genel istatistik:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça vs. Mourinho&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 maç, 6 galibiyet 6 beraberlik 4 yenilgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep vs. Madrid&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 maç 6 galibiyet 3 beraberlik 1 yenilgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep vs. Mourinho&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 maç, 4 galibiyet 4 beraberlik 2 yenilgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taktik deha Mourinho son 7 resmi maçın 90 dakikası sonunda Guardiola'nın Barça'sını yenemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça 1 Inter 0&lt;br /&gt;Barça 5 Madrid 0&lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 1&lt;br /&gt;Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor.&lt;br /&gt;Madrid 0 Barça 2&lt;br /&gt;Barça 1 Madrid 1&lt;br /&gt;Madrid 2 Barça 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da ilginç olan, aslında Mourinho'nun Pep'e karşı 10 resmi maçın 90 dakikası sonunda sadece 1 galibiyeti bulunması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Inter 0 Barça 0&lt;br /&gt;Barça 2 Inter 0&lt;br /&gt;Inter 3 Barça 1 -tek maç eleminasyon, ofsayt gol, Alves'in son dakika düşürülmesi, verilmeyen penaltı&lt;br /&gt;Barça 1 Inter 0 -Bojan'ın sayılmayan son dakika golü-&lt;br /&gt;Barça 5 Madrid 0&lt;br /&gt;Madrid 1 Barça 1&lt;br /&gt;Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor.&lt;br /&gt;Madrid 0 Barça 2&lt;br /&gt;Barça 1 Madrid 1&lt;br /&gt;Madrid 2 Barça 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho Barça'ya karşı kazanamıyor, sadece durdurabiliyor ve şansı yaver giderse, hakemler taviz verirse sonuç değişebiliyor, iki kere iki beş etmiyor parti talimat vermedikçe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camp Nou tarafına bakalım bir de;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mourinho, 7 maç 4 yenilgi 3 beraberlik Barça'ya karşı, hiç kazanamadı. Guardiola'nın Madrid'e karşı oyuncu ve teknik direktör olarak kendi sahasında bileği bükülmüyor, 14 maç 10 galibiyet 4 beraberlik, hiç kaybetmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra ne olacak peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep, Fabregas'ın da gelişimiyle rotasyon kurcalama deneyine ve yeni oyuncular üzerinden deneme / yanılma hatta idare etme meselesine bir müddet daha eğilecektir. Bu sezon en önemli kulvar olan lig kaybedilmeden bundan vazgeçer ve Barça'nın ideal 11 oyuncusuna ritmini buldurursa daha hayırlı olacak. Thiago, Alexis gibi eklemlerin sezon ortasına doğru forma şansı bulması daha doğru. Sırasını bekleyen ve sürekli olumlu yönde ilerleyen Afellay'ın hakkı yenmemeli bu uğurda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşamba, Xavi, Pique oynayacaktır. Pedro &amp; Alexis tercihi Pep'e kalıyor ancak en kritik oyuncu Sergio, mutlak yer almak zorunda bu maçta. Javier'i öne atmak da bir opsiyon ancak Pep, Cesc sonrası Keita'yı sadece Sergio'nun alternatifi olarak kullanmayı düşünüyor sanırım, bütün hazırlık maçlarında bu bölgede oynamasının başka izahı yok. Bunun diğer anlamı Javier'in de tamamen geriye çekilmesi ve yine merkez savunmacı rolüne bürünmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madrid'in bol faul ve baskın hücuma dayanan stratejisi devam edecek. Basın toplantısına gelmeyip Karanka'yı gönderen Mourinho hala pislik peşinde. Dün gece de hakemi suçlamayı başardılar, tek pozisyonla bir de. Utanmaları da kalmadı, Sir Alex Ferguson'dan feyz alamayacak zavallı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça kupayı buradan bırakmaz, 2-2 avantaj değil, hele de geriye düşersen. Buna göre oynamalı takım, Mourinho Camp Nou'un dikkatini üzerine toplamaya çalışacak, aldırış etmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezon çok uzun ve onun futbol dışı taktikleriyle uğraşmak zaman kaybı. O da bunu istiyor, Barça'nın futbol düşünmesini engellemek. Ekmeğine tereyağ ve bal sürmemeliyiz. Porto'yla oynanacak final var daha ve La Liga başlıyor, dört sene üst üste şampiyon olmak duygusu, Cruyff'dan bu yana süregelen bir arzu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol sahada ve kuralları dahilinde oynanmalı, güzel oyun kazanmalı, futbolu değil kazanmayı seven adam bir kez daha kaybetmeli, futbolun geleceği için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kupayla başlayalım, onların ellerinden alarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-2401873564435392602?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/2401873564435392602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=2401873564435392602' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/2401873564435392602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/2401873564435392602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/canlar-kimin-icin-calyor.html' title='Çanlar Kimin İçin Çalıyor!'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-qonQKaehvXM/TkmOxu1depI/AAAAAAAAGI0/m9zeKdJAn0Y/s72-c/leo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-2402667189489350408</id><published>2011-08-15T21:15:00.009+03:00</published><updated>2011-08-16T00:14:34.696+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cesc'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><title type='text'>Katalan çocuğun gerçekleşen hayali | Forma Devir Teslim: 4 Cesc Fabregas</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-1-sup436MrM/TkmMLowHlQI/AAAAAAAAGIs/pBtroV8SXKQ/s1600/cesc.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-1-sup436MrM/TkmMLowHlQI/AAAAAAAAGIs/pBtroV8SXKQ/s400/cesc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641194139803948290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda gerçekleşti. Nazım Hikmet'in Piraye'ye seslenişi gibiydi birbirlerine duydukları şey;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Seni nasıl seviyorum biliyor musun? Ot yağmuru nasıl severse, ayna ışığı nasıl severse, balık suyu ve insan ekmeği nasıl severse, sarhoşun şarabı, şarabın billur kadehi sevdiği gibi, annenin çocukları, çocukların anneleri sevdikleri gibi, Lenin'in inkılâbı ve inkılâbın Marx'ı sev­diği kadar, velhasıl seni Nazım Hikmet'in Hatice Zekiye Pirayende Piraye'yi sevmesi gibi seviyorum. Çıkarsam ve sana kavuşursam, bu öyle dayanılmaz bir saadet olacak ki, gebereceğim diye korkuyorum." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa öyle olmadı. Taze bir ekmek hayaliyle yıllar yılı aç yaşayan biri, hasretle dişlediği somunun dördüncü diliminde ne hissederse onu hissetti Nazım; ot yağmura, ayna ışığa kavuştuğunda ne olursa, o oldu. Alışıldı. Sarhoş şaraptan bıktı, şarap kadehten taştı, inkılâp Marx'ı aştı. Aşk bitti ve ayrıldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra'dan Barcelona şehrine süzülerek bir uçak indi ve aşkın sigortası olan uzaklık kavramının süresi sona erdi. Kavuştular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk bitti mi yoksa yeni mi başlıyor bunu zamanla öğreneceğiz. Şair ruhunun gezginliğinden ziyade son istasyona ulaşmış bir mavi tren görüyorum şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katalan Fabregas, yetiştiği yere, 16 yaşında koparıldığı şehre, halkını temsil eden takıma, 4 numaralı formasını giymek isteyip model aldığı Pep'in yönetimine, arkadaşlarının yanına, kimliğine döndü. Futbol tarihinin en güzel oyununu sergileyen kulübüne, bir kulüpten daha öte olana, FC Barcelona'ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thiago'ya teşekkür etti ilk, 4 numaralı formayı kendisine bıraktığı için, sonra Wenger'e, onu büyüten babasına. Yuvasına döndüğü için mutluydu. 16 yaşında devlet parasız yatılı kazanıp evinden ayrılan ve yurdu karış karış dolaşan, lise - üniversite derken sonunda memleketine dönüp öğretmen, doktor gibi kutsal bir mesleği icra eden biri gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katalan bir çocuğun hayaliydi, blaugrana altında Camp Nou çimlerinde koşmak, ailesine ve arkadaşlarına gururla dönüp bakmak... Orada, baktığı noktada onları görmek... Aynı duygularla bir kulübü sevmek, attığı gole çılgınlar gibi sevinmek, para değil, çocuksu duygularla, kirlenmemiş, öz içeren bir yan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=1mwMpjqB5ZU"&gt;Fabregas başardı.&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski defterleri karıştırayım biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 - 3 - 3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GK - Valdes / Pinto&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RB - Alves / Puyol / Montoya &lt;br /&gt;CB - Pique / Puyol / Bartra / Sergio / Javier&lt;br /&gt;CB - Puyol / Abidal / Milito / Fontas&lt;br /&gt;LB -Abidal / Maxwell / Adriano / Fontas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DMC -Sergio / Javier / Pique&lt;br /&gt;MC - Xavi / Cesc / Thiago / Keita / Dos Santos&lt;br /&gt;MC - Iniesta / Thiago / Keita / Cesc&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMR - Pedro / Alexis / Afellay / Messi&lt;br /&gt;AML - Villa / Alexis / Afellay / İniesta&lt;br /&gt;SC - Messi / Villa / Alexis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-2KRth5Ntx2k/TkllxUtbUEI/AAAAAAAAGIE/Z0uBaIG9BQM/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 118px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-2KRth5Ntx2k/TkllxUtbUEI/AAAAAAAAGIE/Z0uBaIG9BQM/s400/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641151906305495106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesc Fabregas da 24 yaş kategorisinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grafikte yer alan mor alanların geçişi önemli, bir nevi jenerasyon ve denge unsuru. Xavi, Iniesta'dan Cesc, Thiago'ya uzanan bir orta saha geçişi açıkça görülüyor. Pep'in daha Thiago'nun sırası değil deme sebebi de bu. 32 yaşından 27'ye, 27'den de 24'e düşmek istiyor çünkü 20 yaşın tecrübesizliğine yapılacak bir yatırım risk ve keskin bir tercih anlamı taşıyor. Cesc bu yüzden de bir gereksinim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik olarak da oyun şekillendiricisi, pasör olarak Xavi ve Cesc birbirine benzerken, adam eksilterek oyun açan pasörün tamamlayıcısı ise Iniesta ve Thiago. Bu ayrım çok iyi yapılmak zorunda. 2 - 1 kaybedilen Manchester United maçı da bu teorimi anlatmak adına güzel bir emsal oldu. ŞL final maçından daha çok pas yapmasına karşın fazla pozisyon üretemedi Thiago &amp; Iniesta ikilisi. Elbette Messi'nin olmaması da ciddi bir faktördü ancak daha belirleyici olan her iki oyuncunun birbirini tamamlamaktan çok kısıtlamasıydı pasör özelliklerinin Xavi ve Cesc'den az olması sebebiyle. Ayrıca ne Iniesta, ne Thiago, ne de Cesc, Xavi kadar alan değiştiren oyuncular değil, Xavi oyun şekillendirici olarak dinamik bir oyun akışı yaratma hususunda çok eşsiz bir oyuncu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep demeçlerinden birinde Thiago'nun Xavi ve Iniesta'nın 20 yaşındaki halinden çok daha iyi olduğunu söyledi, harika bir tespit. Yine de yeterli değil. Benim bundan önce söylediğim de her zaman şuydu, Cesc Xavi'nin 24 yaşındaki halinden çok daha iyi. Bunu da göz ardı etmemesi gerekiyor Barça'nın ve sistem devam edecekse bunu Cesc sağlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-c6xUeb02XS4/TklrMn7EpaI/AAAAAAAAGIk/v_dPfrxFQ_U/s1600/2011-08-15_ENTRENO_34.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 289px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-c6xUeb02XS4/TklrMn7EpaI/AAAAAAAAGIk/v_dPfrxFQ_U/s400/2011-08-15_ENTRENO_34.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641157872877610402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'nın oyun akışkanlığını kusursuza yakın devam ettirmesi için, Xavi sonrası bir organizatöre ihtiyacı var, bu isim Thiago değil çünkü Mazinho'nun oğlu daha çok Iniesta'ya benziyor topla haşır neşir tavırlarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahada iki Iniesta olması sistemi sekteye uğratır, merkezde Messi'yle bütünleşen iki ismin birbirinin eşleniği değil tamamlayıcısı olması gerekiyor. Bu da görece Xavi'ye nazaran daha az pasör olan ama içeri kat etmeleri çok üst düzey Iniesta'nın, Xavi'nin olağanüstü oyun görüşü ve pas yeteneğiyle dengelenmesi anlamına geliyor. Thiago, Iniesta rolünü görecekse ilerde, onda biraz Xavi'nin pas yeteneği ama daha çok Andres'in driblingle adam eksiltmesi var, yanında Xavi tarzı pasör biriyle oynamak zorunda. Bu tercih onu dünyanın en iyi orta sahalarından biri yapabilir. O parça da Cesc Fabregas.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi'nin 25 yaşındaki halinden çok daha önde bir oyun görüşü var şu an ancak Xavi'nin şu anki halini geçebilir mi, ben inanıyorum buna, o potansiyeli görüyorum Xavi'yi 7 yıl önceyle karşılaştırınca. Fabregas çok daha iyi olabilir. Pas organizasyonu için mükemmel bir tercih ve merkezde Iniesta'yla, rotasyonel olarak da Thiago'yla harika bir ikili olabilir birkaç yıl içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça'nın er ya da geç bu transferi yapması gerekiyor ve bence başarı ivmesini Madrid'in eline vermemek adına önümüzdeki sezon çok önemli, bu yaz transfer edilmeli bu yüzden, şevkleri kırılacaktır bir parça.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi / Cesc, Iniesta / Thiago, Keita orta üçlünün ikilisi rotasyonuna bakalım bir de. Sergio / Javier ön alanda hiç tercih edilmediğinden onları ayrıca değerlendireceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi + Iniesta + Keita + Thiago 11828 dakika süre almışlar. Iniesta'nın ileri üçlünün solunda 400 dakika oynadığı kısım çıkarılırsa geriye 11428 kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;62 maç x merkez orta saha ikilisi (2) x 90 dakika = 11160 dakika maksimum süre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayının fazla çıkma sebebi Iniesta'nın muhtemelen üçlünün kenarlarında daha çok süre alması ve Afellay'ın ilk zamanlar birkaç maç merkezde oynatılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yakın bir sayıya ulaşmamız Barça'nın maksimum seviyede oyuncularından yararlandığı ancak bunun yanında sırtlarına aşırı bir yük de koyduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iniesta 3600&lt;br /&gt;Fabregas 3000 - 2700&lt;br /&gt;Xavi 2400 - 2700&lt;br /&gt;Thiago 1500&lt;br /&gt;Keita 700&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki pozisyonu beş oyuncu arasında paylaştırmak çok zor bir iş. Cesc geldiğinde Pep'in Xavi / Iniesta / Fabregas üçlüsünün süresini artırmak ve her birini merkezde kullanmak için ekstra formasyon - yer denemeleri (3 - 4 - 3) olacaktır, sola kaydırma yapıp sistemi sekteye uğratmadan. Çünkü Xavi &amp; Cesc'in yan yana merkezde oynatılması oyun akışkanlığı açısından iyi bir tercih değil, her ikisi de pasör ve adam eksiltme konusunda Iniesta'ya nazaran görece zayıflar. Parça uyumu yok. Xavi / Cesc + Iniesta olmak zorunda, birkaç yıl sonra da denkleme Thiago'nun katılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön süpürücüye de göz atalım. Sergio + Javier 6977 dakika süre almış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;62 maç x savunma önü süpürücü (1) x 90 dakika = 5580 dakika maksimum süre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergio'nun 3883 dakikasını düşünce geriye 1697 dakika kalıyor Javier'in bu pozisyonda oynadığı süre olarak. Genellikle yedek beklediği söylenebilir ya da ideal onbirin parçası olamadığı. Mutsuzluk belirtisi Liverpool'da sürekli oynayan ve Arjantin'in kaptanı için. Açığı kapatıp onu mutluluğa sürükleyen, önce Puyol'un sakatlığı, sonra Abidal'in hastalığı sonrası kendini birdenbire merkez savunmacı bulması. 1397 dakika oynamış bu bölgede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım onu seneye de savunmada sıkça izleyeceğiz, Busquets tercihinden vazgeçilecektir orda ve Puyol da o kadar sakat kalmayacaktır, artı Abidal de var ve Fontas daha çok süre alabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik kusursuzluk denklemi, ideal 4 - 3 - 3 görseli;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-MCIDiUZv0hI/TklmNRYpu4I/AAAAAAAAGIM/qnMIJrbpxyg/s1600/untitled2.bmp"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 246px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-MCIDiUZv0hI/TklmNRYpu4I/AAAAAAAAGIM/qnMIJrbpxyg/s400/untitled2.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641152386449390466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teorik kusursuzluktan kasıt, görselde yer alan 11 oyuncunun, yalnızca belirtilen pozisyonlarda oynaması. Emsalen Puyol'un merkez sol savunmacı olması bir koşul, başarı için. Ve Pep'in tercihleri, denklemin dışına ne kadar az çıkarsa başarıya giden yol da bir o kadar kısalıyor. En az 7/11 oranı sağlanırsa sorun yok. Yine de bazı kritik pozisyonlar da ideal oyuncular bulunmalı, ön süpürücü Sergio ve merkez savunmacı Puyol gibi. Bu iki oyuncu takımda yoksa galibiyet oranı neredeyse % 20 azalıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transfer listeleri şekilleniyor hafiften. Sezon içersinde sürekli vurguladığım gibi ana hedefler Cesc, Rossi, Alexis Sanchez, Javier Pastore, Agüero gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omurgaya Thiago ve Fontas eklemeleri de düşünüldüğünde, stoper, sol bek de transfer edilebilir. Maxwell, Milito'nun ayrılması an meselesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abidal daha çok merkez savunma olarak oynayacak önümüzdeki sezon, sözleşmesini uzatırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi / Cesc denklemini Guardiola çok istiyor, Rosell temkinli yaklaşıyor çünkü bu kadar para ödenecek oyuncunun kenarda bekleme olasılığı da var ve aynı bedel ile başka bölgeye transfer yapma şansı ellerinden alınmış oluyor onun düşüncesine göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi, Cesc ve Iniesta'nın aynı anda sahada olduğu denklem bu sezonki kadar kusursuz olmayacaktır. Andres'in sola atılması, Xavi'yle olan topsuz yer değiştirmeler, paslaşmalar ve boşluk yaratma sekanslarını düşürecektir. Keza Xavi ve Cesc'in iki pasör olarak yan yana olmalarından aynı etkiyi beklemek de yanlış olur. Üçünün bir arada olup Xavi'nin geriye atılması olasılığı da var göz ardı etmeyelim, hatta Sergio'nun üçlü savunmanın merkezinde denenme sebebi biraz da bu yüzden. Xavi geriye atılırsa Sergio kadar top kazanabilir mi, bunun yanında Cesc en az onun kadar üretken olabilir mi, zaman gösterir. Elbette Xavi'nin de sürekli öne çıkacağını unutmamak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce kullanılan ve olası Cesc transferiyle revize edilecek 3 - 3 - 3 - 1 görseli;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-tkmfXD4bH1w/TklmZ690B6I/AAAAAAAAGIU/Fdrp6iCqvuA/s1600/untitled3.bmp"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 246px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-tkmfXD4bH1w/TklmZ690B6I/AAAAAAAAGIU/Fdrp6iCqvuA/s400/untitled3.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641152603769538466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burda oyunun kaymasına göre Pique ve Abidal'in kenarlara açıldığı Sergio'nun tamamen öne çıkarak Xavi'yle bütünleştiği, Xavi'nin de Sergio'dan güç alıp Cesc ve Iniesta'ya katıldığı, Villa'nın gezgin ama daha çok sola yatkın uç oyuncu modelini benimsediği, Messi'nin sahte 9 numaraya devam ettiği bir 3 - 3 - 3 - 1 (3 - 4 - 3'den türeyen) görülebilir. Villa'nın yanında en uç bölgede Alves ve Pedro var teoride.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 - 3 - 3'e göre orta sahada bir oyuncu fazla oynatma şansı beliriyor. Alves'in kanat üretkenliği artıyor, nerdeyse forvet gibi davranabiliyor. Xavi, Cesc ve Iniesta aynı anda ve en önemlisi merkezde birbirine yakın oynayabiliyor. Messi de geriye gelerek onlara katılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rossi'nin tercih edilme sebeplerinden biri de bu sistem, Villa / Rossi değişikliğiyle özellikle Real Madrid gibi katı oynayan takımlara karşı daha seri, dikine giden isimlere ihtiyaç var, Afellay da bunlardan biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Rossi, Villarreal'deki rolüyle Messi'nin sahte 9 numara görevine de en uygun isim, üç yılın ardından bazı zamanlar Leo'yu dinlendirmek gerekecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pedro / Rossi / Messi gibi çok keskin bir üçlü denenebilir veya Pedro'nun formsuzluğunda David Villa konumlanabilir. Daha atladığımız bir Afellay olacak, önümüzdeki sene müthiş bir patlama yapacağını şimdiden öngörebiliyorum, Di Maria'nın Madrid'e verdiği kadar bir katkı bekliyorum ondan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 - 3 - 3 içersinde Xavi'yi daha ekonomik kullanmak amaçlı Xavi / Cesc rotasyonuna da gidilebilir. Keita'nın 27 maç ilk onbir çıktığı düşünülürse Cesc de sorun çıkarmayacaktır 30 - 40 maç bandında kalmaya. Sezona Sergio'nun alternatifi olarak başlayan Javier'in 35 maç ilk onbir çıkması da önemli bir veri sağlıyor bize. Pep, oyuncuları küstürmeyecek şekilde rotasyona dahil etmeyi çok iyi beceriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında 3 - 3 - 3 - 1 formasyonunda Xavi'nin önde oynamasının büyüteceği sorunlar da baş gösterecek. Bu sezon Pep'in yaptığı deneylerde geride Sergio ya da Javier oynadı, önünde de duruma göre yine ikisinden biri. Yani asli tanımı ön kesici olan iki oyuncu kullanıldı bu kritik pozisyonlarda. Xavi'nin bu bölgeye adaptasyonu nasıl olur, bunu ancak sahada görebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif 3 - 3 - 3 - 1 görseli, Pedro çok geride;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-L8MiOP0LK9Q/TklmiXLOLcI/AAAAAAAAGIc/bAOx8Plfuaw/s1600/untitled4.bmp"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 246px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-L8MiOP0LK9Q/TklmiXLOLcI/AAAAAAAAGIc/bAOx8Plfuaw/s400/untitled4.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641152748780924354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çok taraftarı değilim bu sistemin ancak bazı maçlarda oyunu gerçekten açtığına da şahit olundu, göz ardı edemeyiz. Yeri geldiğinde bu sistemi kullanmak veya yine sezon boyunca Barça'nın yaptığı gibi maç içersinde bile sistemi dönüştürebilmek de önemli bir opsiyon sağlıyor anti tezler için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçlü savunma emsalleri için:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/12/barca-rubin-uclu-savunma-pas-says.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/12/barca-rubin-uclu-savunma-pas-says.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/10/3-3-3-1.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/10/3-3-3-1.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/03/bu-defa-olmad.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/03/bu-defa-olmad.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/03/uc-yl-ust-uste-sampiyonluk-yolunda.html"&gt;http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/03/uc-yl-ust-uste-sampiyonluk-yolunda.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi'nin yaşlanması ve bu sene baz alındığında gerileyen performansı incelenmelidir. 2010 onun yılıydı, 2009 Xavi ve Iniesta'nın, 2011 tekrar Iniesta'nın oldu. Döngü gibi. Xavi elbette çok iyi bir sezon geçirdi ancak yarattığı beklentilerin kanımca altındaydı. Bu sebeple Cesc Fabregas'ın transfer edilmesi konusunda bu yaz daha ısrarcı olunacaktır, üstelik oyuncu Arsenal şampiyonluğa oynayacak kadroyu kurmayacaksa beni bıraksın diyerek restini de çekmişken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 Yaz Dönemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep bu yıl, klasik 4 – 3 – 3 'ten farklı olarak 4 – 2 – 3 – 1 sistemini de oturtmaya çalıştı. Yeri geldiğinde takım bu düzene de geçebilmeliydi onun düşüncesine göre. Klasik 4 – 3 – 3 'ün diğer sistemlerden farkı sahaya matematiksel olarak en dengeli dağılımı sunmasından kaynaklanıyor. Futbol sahasını 9 eşit parçaya böldüğünüzde bu yerleşim, bütün bu 9 alanı parselleyerek oynamak üzerine kurulu, 4 – 4 – 2 ya da diğer yerleşimler mutlaka 9 parçadan en az birini dolduramıyor. Tüm bunlara karşın Barça'nın yerden, kısa paslara dayanan, topa sahip olmayı amaç edinen, sabırla top çevirip, üçüncü bölgede konuşlandıktan sonra belirli set hücumlarıyla gol girişiminde bulunan düzeni aslında herhangi bir dizilimden bağımsız şekilleniyor. Barça sahaya nasıl yerleşirse yerleşsin önemli olan bu felsefe. Zaten savunmanın merkezinden topla çıkışlar, iç içe geçen savunma ve orta saha bütünlüğü, yer değişkenliği gösteren -bazen aynı kanatta kalıyorlar pozisyon gereği- hücum hattı gibi durumlar yerleşimi tamamen belli bir şablondan çıkarıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça biraz da buna güvenerek Ibra ve Villa'yı hücumda birlikte oynatabilir, tıpkı İspanya'nın Euro 2008'de şampiyon olurken Villa'yı Torres ile birlikte oynatması gibi. Arkalarında Xavi, Iniesta, Silva üçlüsü, bu üçlünün ardında da Senna vardı. 4 – 1 – 3 – 2 gibi bir yerleşim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç bir veri sunacağım şimdi, doğru analiz açısından. Fabregas turnuva boyunca daimi yedek ve Villa final maçında yerini Fabregas'a bıraktı. Her maçı iki forvetle oynayan Aragones, finali Torres önde tek, arkasında Iniesta Xavi Fabregas Silva dörtlüsüyle kazandı. En önemli maç Villa yedeğe yollandı, yerleşim gereği. Bu da yardımcı oyuncu olmasının bedeli, modern futbolun Villa'yla değil Torres'le beslenmesinin sonucu. Barça bu sıkıntıyla karşı karşıya gelecektir eğer Ibra kalacaksa. Bu denli bonservis ödenip transfer edilmiş iki oyuncunun sürekli kenarda beklemesi pek olası değil, baskı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça klasik 4 – 3 – 3 'ünden vazgeçip İspanya modeline dönebilir bu durumda. Torres pozisyonunda Ibra yanında Villa, arkalarında Messi Xavi Iniesta ve ön süpürücü Sergio ya da Toure. Pep, böyle bir formasyonu, oynatma zorunluluğu kaynaklı kullanabilir ya da Ibra'yı Henry gibi solda oynatmayı deneyebilir klasik 4 – 3 – 3 'te, yani 6 kupa kazanılan yerleşimde. Ibra'nın bu görevi üstlenip üstlenemeyeceğine ancak sahada görüp karar verilebilir, teorik düşünce yetersiz kalacaktır, daha önce böyle bir role soyunmadığı için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yere kadar bu İspanya modeli de Barça'nın oyun felsefesini, akışkanlığını bozmayabilir. Ancak Barça'yı bekleyen çok ama çok büyük bir tehlike var, o da Cesc'in transferi halinde ön süpürücüden vazgeçme fantezisi. Los Galacticos'un da zamanında düştüğü yanlış da denebilir, Makalele etkisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya'nın yaptığı gibi Cesc'in takıma girmesi, Torres ya da Villa'dan birinin kenara gelmesi demektir, futbol doğrusu olarak. Bu da haliyle tek forvete daha uygun olan Torres değil, Villa olmuştur. Barcelona'da benzer durum vuku bulacaktır. 4 – 1 – 3 – 2 'den yumuşak bir geçişle 4 – 1 – 4 – 1 'e yol alınacak. Messi Xavi Cesc Iniesta, önlerinde Ibra ya da Villa tercihi ortaya çıkacaktır. Bu da her maç Cesc, Villa ve Ibra'dan birinin yedek oturma zorunluluğudur ki bu çok lüks kaçar, huzursuzluk yaratır, sorun oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makalele etkisi neden önemli? Yani 4 – 4 – 2 düşünülüp, ön süpürücüyü yok eden ve merkezde Xavi Cesc'in box to box özelliğine, bunun yanında topa daha çok sahip olmaya güvenen sistem neden intihar olabilir buna da değinelim. Messi Xavi Cesc Iniesta dörtlüsünün önünde Ibra Villa ikilisinin kullanılması olasılığından. Barça gibi topa sahip olan takımların oyunda dominasyonunu sağlayan ana etkenlerden biri, dönen topu çabuk kazanıp, ataklarını yeniden ve zaman kaybetmeden olgunlaştırmaları. Dönen topları kazanan da ön süpürücü ya da merkez savunmacılar oluyor özellikle Barça'da. Eğer Messi vs. total savunmada yorulursa hücum verimliliği azalacaktır, dönen topu kazanamayan ya da geç kazanan takım, topa daha az sahip olacak ve felsefesine en tahrip edici zararı verecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça Cesc'i transfer ederken Xavi'nin yaşlanmasını da dikkate alıyor ancak takımın ritmini ve yerleşim şeklini kesinlikle sekteye uğratmamalılar. Ibra'nın gitmesi bir çözüm. Cesc de gelir, üstüne bir de Toure giderse facia kaçınılmaz olabilir. Txiki, Pep ve Cruyff bu nokta üzerinde mutlaka duruyorlardır, durmalılar da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Villa ve olası Fabregas transferine Ibra'dan sonra daha bir temkinli ve yerleşim, görev olasılıkları üzerinden bakmaya çalıştım. Dünya Kupası farklı olasılıklar için referans olacaktır Pep'e.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeklikten biraz uzaklaşıp bir de fantezi yapalım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Valdes 2 Alves 3 Pique 4 Cesc 5 Puyol 6 Xavi 7 Villa 8 Iniesta 9 Ibra 10 Messi ... Aklım almıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola formasını Cesc'e teslim etmeyi bekliyor olsa gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-2402667189489350408?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/2402667189489350408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=2402667189489350408' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/2402667189489350408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/2402667189489350408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/katalan-cocugun-gerceklesen-hayali.html' title='Katalan çocuğun gerçekleşen hayali | Forma Devir Teslim: 4 Cesc Fabregas'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-1-sup436MrM/TkmMLowHlQI/AAAAAAAAGIs/pBtroV8SXKQ/s72-c/cesc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-7832796606483253390</id><published>2011-08-05T23:04:00.003+03:00</published><updated>2011-08-05T23:30:54.952+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>İstila</title><content type='html'>Beklemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl tutulması&lt;br /&gt;Öteyle beri arasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masumiyet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat terk &lt;br /&gt;Diploma(tik) kriz, külkedisi için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıskanmak&lt;br /&gt;Kader gibi yalandan gizlenmiş özne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binbir aroma &lt;br /&gt;Ve birkaç ağrı kesici bile yetmez  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızlık hissiyle örtülü göz kapakları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşatılmış &lt;br /&gt;Okul öncesi ve sonrası çocukluk  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceyi gündüze çeviren ışıl&lt;br /&gt;Güney esaretinden Bizans surlarına &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dur durak bilmez temmuz yolcusu&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Bulunsa ya kavuşma mefhumunu açan anahtar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk içinde aşk dışında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok yere esas, rasyonel çarpışmalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokak köşesi boyunca sararmış bina&lt;br /&gt;Kırık dökük duvarlardan okunan günlük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edilgen cümleler taşıdım sırt çantam ağır&lt;br /&gt;Serbest çağrışım, başıboş güzel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahverengi istilasına karşı koymadım&lt;br /&gt;Basmakalıp olsa da karıncalanma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-7832796606483253390?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/7832796606483253390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=7832796606483253390' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/7832796606483253390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/7832796606483253390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/istila.html' title='İstila'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-9069180348086856830</id><published>2011-08-04T15:18:00.003+03:00</published><updated>2011-08-04T15:22:32.751+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Chivas Uyarısı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-tEjYHHnBsuk/TjqOegQkXKI/AAAAAAAAGH0/s4xg_YNS62k/s1600/49nov%2B%25281%2529.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 322px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-tEjYHHnBsuk/TjqOegQkXKI/AAAAAAAAGH0/s4xg_YNS62k/s400/49nov%2B%25281%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636974538314243234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep'in Barçası üç senelik periyotta ilk defa üç farklı yenildi ve üst üste iki yenilgi aldı. Dikkate değer olmalı, yaklaşık 15 gündür belirttiğim düşüş emareleriyle birlikte değerlendirildiğinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Line up&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------Pinto-------------------------------&lt;br /&gt;---D Santos------Pique-----------Fontas------Abidal----&lt;br /&gt;------------------------------Keita-------------------------------&lt;br /&gt;---------------------Xavi------------Thiago-------------------&lt;br /&gt;-----Cuenca-----------------------------------Carmona------&lt;br /&gt;-----------------------------D Villa------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45-62. dakikalar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------Pinto-------------------------------&lt;br /&gt;---D Santos------Sergio-----------S Gomez----Abidal---&lt;br /&gt;------------------------------Keita-------------------------------&lt;br /&gt;--------------------Thiago----------Iniesta-------------------&lt;br /&gt;-----Cuenca-----------------------------------Pedro----------&lt;br /&gt;----------------------------Carmona----------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç 1-1 oluyor. Yenilen golde ön kesici / süpürücü Keita önde kalıyor ve topla buluşan rakibe merkez savunma oyuncusu müdahale ediyor. Bu hamle merkez savunma çizgisinin arkasında derin bir boşluk yaratıyor. (&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=o1UPuoWfIhQ"&gt;Süre 01:07&lt;/a&gt;) Rakip oyuncu koşuyu tercih etmeyip etrafının boş olmasıyla uzaktan şut ile yokluyor kaleyi. ManUtd maçında olduğu gibi Sergio Busquets'nin ön alanda yaptıklarının ne denli önemli olduğunu bir defa daha kavrıyoruz bu pozisyonda, Keita bu bölge için düşünülmemeli, biraz daha ileri gideyim, Cesc geldiğinde -veya Thiago'ya yer açmak için- Xavi'nin geriye atılması da aynı ağır sonucu doğuracaktır, umarım bu hataya düşmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;63-74. dakikalar arası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------------------Pinto-------------------------------&lt;br /&gt;---D Santos----Sergio----------Armando----Muniesa--&lt;br /&gt;------------------------------Keita-------------------------------&lt;br /&gt;------------------Espinosa---------Iniesta--------------------&lt;br /&gt;-----Pedro---------------Riverola--------------Deulofeu---&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç 1-3 oluyor. İkinci gol hücum esnasında kaptırılan topun sol bek bölgesinden hızla kontratağa dönüşmesi sonucu gerçekleşiyor. Savunma dörtlü bir blok halinde orta saha çizgisinde yakalanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü golde Muniesa'nın rakibe sol bek bölgesinde eşlik ettiği koşu esnasında sakatlığı nüksediyor ve takibini bırakıyor. Ceza sahasına aktarıla pasa yetişebilen Barça oyuncusu yok, müthiş bir çaresizlik var ayaklarda ve yüzlerde, daha önce Barça'da hiç görmediğimiz bir şey bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilen üç golün ortak noktası kaleci Pinto, merkez savunmacı Sergio ve ön kesici Keita şeklinde görülüyor. Özellikle Keita'nın bir daha bu bölgede oynamaması şart. Sergio ve Javier varken ona zaten bu görev düşmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pedro ŞL Final maçının çok gerisinde bir performans sergiliyor, genelde oynadıkça açılan bir oyuncu olmasına karşın bu kadar yetersiz bir oyun ortaya koyması teknik sebeplerle açıklanamaz. Alexis Sanchez transferiyle kendisini zorlayan Afellay sakatlandı ve Pedro'nun zihninde yedek kalacağım korkusu belirdi, başka bir izah göremiyorum şu an.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de oyunculardaki ciddi motivasyon eksikliği çok net gözlemleniyor. Geçtiğimiz sezonun ana konsantrasyon sebebi Jose Mourinho'ydu çünkü ellerinden çalmıştı ŞL kupasını Inter'le. İntikam alındı ve ateş sönmeye yüz tuttu son iki ayda. Oysa karşı yaka, özel birinin liderliğinde bu sezonu bekliyor, yeniden sahneye çıkmak için ve tercüman ikinci yıllarında mutlaka farklı işler çıkarıyor. Barça oyuncularının yeni bir odaklanmaya ihtiyacı var, dört sene üst üste şampiyonluk gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir koşulda bırakmadığım iyimserliği taşıyamıyorum demiştim, umarım beni yanıltırlar İspanya Süper Kupa maçlarında, az zaman kaldı ve muhtemelen Messi, Puyol olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-9069180348086856830?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/9069180348086856830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=9069180348086856830' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/9069180348086856830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/9069180348086856830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/chivas-uyars.html' title='Chivas Uyarısı'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-tEjYHHnBsuk/TjqOegQkXKI/AAAAAAAAGH0/s4xg_YNS62k/s72-c/49nov%2B%25281%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-6701459859584654843</id><published>2011-08-02T22:23:00.009+03:00</published><updated>2011-08-02T23:04:32.630+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>FC Barcelona 2011 - 2012 Sezonu Başlasın!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-vndZXJArlOE/TjhO0SHsOfI/AAAAAAAAGHU/ULKLXUnTdBo/s1600/filistin.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-vndZXJArlOE/TjhO0SHsOfI/AAAAAAAAGHU/ULKLXUnTdBo/s400/filistin.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636341593778436594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Totemlerden başlayalım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;San Antonio Spurs'un sonu tek sayıyla biten senelerde şampiyon olması illüzyonu gibi, Barça'nın da son üç senesindeki ŞL başarısı benzer bir yoldan yürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formanın önünde artık Qatar Foundation yazacak, UNICEF arkaya atılıyor. Yine forma şeklinde de 08-09 parçalı, 09-10 çubuklu, 10-11 yarı parçalı, 11-12 çubuklu şeklinde bir tercih var .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010'da dikkat çekici transfer Zlatan Ibrahimovic idi ve gelir gelmez 9 numarayı aldı. 2012'de bu misyon Alexis Sanchez'in. 2009 ve 2011'de forma Eto'o ve Bojan'daydı, ilk sezonunda olmayan oyuncularda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/06/barca-futbol-modeline-uyan-birkac-isim.html"&gt;Barça'nın kusursuz takımı bozmadan daha üst bir seviyeye taşıyabilmesi için transfer etmesi gereken üç oyuncu kendilerini açıkça belli ediyordu, Bale, Cesc ve Rossi. 3'te 0 şu an.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Jose Mourinho'nun Real Madrid'deki ikinci senesi, başarılı olmak zorunda özel biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşaretler hayra alamet değil ancak bunların tamamı biraz da inanç eksenli, bilimselliğe dayanmayan argümanlar. Asıl meseleye gelelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guardiola imzasını beklediğim tek oyuncu kaldı şeklinde bir demeç verdi, Cesc Fabregas bekleniyor. Gervinho'yu transfer eden ve Juan Mata'ya talip olan Arsene Wenger'in Cesc yerine onun gibi gitmek isteyen Nasri'yi bırakması daha olası gözüküyor, sebebi de transfer edilen ve talip olunanların açık oyuncuları olması. Wilshere &amp; Ramsey ikilisine bu denli bir güven beslediğini düşünmek zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesc ayrılmak istiyor, sözleşmesi devam ediyor. Ayrılmak isteyen bir oyuncuyu sözleşmesi var diye zorla tutmak kölelik, Arsenal'in Barça'dan hakkı olan parayı beklemesi de son derece olağan. Çözülmesi imkansıza yakın bir sorun. Katalanların son bir teklif sunduğu konuşuluyor, bakalım ne çıkacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada da FCB'nin resmi site editörlerinin forma numaraları dağıtılmasa da Thiago'yu Pique ve Puyol'un arasına koyması, 4 numarayı taşıyacağının sinyali olarak görüldü bile. &lt;a href="http://www.fcbarcelona.cat/web/english/futbol/temporada_11-12/plantilla/plantilla.html"&gt;Belki de bir mesajdı ve sırf bu yüzden Thiago'nun ismini tekrar listenin sonuna taşıdılar, Cesc'in forması hala boşta.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç olan oyuncunun sürekli gelişim gösterip dünya çapında bir yıldıza dönüşme hususunda herkesi ikna etmeye yaklaşmasıydı, Pep hariç. Guardiola karar vermek için çok erken diyerek biraz frene bastı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bojan ayrıldı, Jefrren tahmin ettiğim gibi sırada. Rotasyon daralıyor yeniden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 - 3 - 3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GK - Valdes / Pinto&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RB - Alves / Puyol / Montoya  &lt;br /&gt;CB - Pique / Puyol / Bartra / Sergio / Javier&lt;br /&gt;CB - Puyol / Abidal / Milito / Fontas&lt;br /&gt;LB -Abidal / Maxwell / Adriano / Fontas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DMC -Sergio / Javier / Pique&lt;br /&gt;MC - Xavi / Thiago / Keita / Dos Santos&lt;br /&gt;MC - Iniesta / Thiago / Keita&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMR - Pedro / Alexis / Afellay / Messi&lt;br /&gt;AML - Villa / Alexis / Afellay&lt;br /&gt;SC - Messi / Villa / Alexis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Takım kadrosunda 21 oyuncu var, Bartra + Montoya + Dos Santos Barça B'den sezon içerisinde gelebilecek takviyeler. Guardiola mutlaka süpriz isimler de çıkaracaktır, Espinosa, Rafa, Gerard, Soriano, Sergi Roberto, Muniesa, Sergi Gomez gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaş skalası;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-9JyTk60TIO0/TjhR8odJPDI/AAAAAAAAGHs/S4nPtDrg5AQ/s1600/yaskala.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 118px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-9JyTk60TIO0/TjhR8odJPDI/AAAAAAAAGHs/S4nPtDrg5AQ/s400/yaskala.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636345035747834930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesc Fabregas da 24 yaş kategorisinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grafikte yer alan mor alanların geçişi önemli, bir nevi jenerasyon ve denge unsuru. Xavi, Iniesta'dan Cesc, Thiago'ya uzanan bir orta saha devir teslimi açıkça görülüyor. Pep'in daha Thiago'nun sırası değil deme sebebi de bu. 32 yaşından 27'ye, 27'den de 24'e düşmek istiyor çünkü 20 yaşın tecrübesizliğine yapılacak bir yatırım risk ve keskin bir tercih anlamı taşıyor. Cesc bu yüzden de bir gereksinim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik olarak da oyun şekillendiricisi, pasör olarak Xavi ve Cesc birbirine benzerken, adam eksilterek oyun açan pasörün tamamlayıcısı ise Iniesta ve Thiago. Bu ayrım çok iyi yapılmak zorunda.  2 - 1 kaybedilen Manchester United maçı da bu teorimi anlatmak adına güzel bir emsal oldu. ŞL final maçından daha çok pas yapmasına karşın fazla pozisyon üretemedi Thiago &amp; Iniesta ikilisi. Elbette Messi'nin olmaması da ciddi bir faktördü ancak daha belirleyici olan her iki oyuncunun birbirini tamamlamaktan çok kısıtlamasıydı pasör özelliklerinin Xavi ve Cesc'den az olması sebebiyle. Ayrıca ne Iniesta, ne Thiago, ne de Cesc, Xavi kadar alan değiştiren oyuncular değil, Xavi oyun şekillendirici olarak dinamik bir oyun akışı yaratma hususunda çok eşsiz bir oyuncu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pep demeçlerinden birinde Thiago'nun Xavi ve Iniesta'nın 20 yaşındaki halinden çok daha iyi olduğunu söyledi, harika bir tespit. Yine de yeterli değil. Benim bundan önce söylediğim de her zaman şuydu, Cesc Xavi'nin 24 yaşındaki halinden çok daha iyi. Bunu da göz ardı etmemesi gerekiyor Barça'nın ve sistem devam edecekse bunu Cesc sağlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-IeO-7Mcln6E/TjhO0mgtbhI/AAAAAAAAGHk/rJmLIj9p0Gc/s1600/piqueshakira.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 260px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-IeO-7Mcln6E/TjhO0mgtbhI/AAAAAAAAGHk/rJmLIj9p0Gc/s400/piqueshakira.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636341599252082194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xavi ve Puyol yoğun maç temposuna ayak uydurabilecek mi, bunu zaman gösterecek. Puyol'un olmadığı her maç takım sıkıntı yaşıyor, son dönemlerde ön kesici / süpürücü olarak Sergio'nun olmadığı her maç da benzer bir unvanı şimdiden kazandı. Puyol ve Sergio ideal pozisyonlarında sahadaysa Barça için minimumu savunma riski verilmiş oluyor. 2-1 kaybedilen Manchester United maçında yenilen ilk gol, rakip ceza sahası önünde kaptırılan bir top sonrası kontratak üzerinden gelişti ve Keita'nın iki merkez savunmacının önündeki alanda bulunmaması, pas atanın görüş açısı kapanmadığı için, iki merkez savunmacı arasından topu pas olarak iletmesine olanak tanıdı. İkinci golde de Sergio'nun merkez savunmaya uyumsuzluğunun etkisiyle yaptığı pas hatası gole dönüştü. Oyuncuların poziyonlarıyla çok fazla oynamamak ve &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/06/sl-finali-video-analiz-yaz-program-cesc.html"&gt;teorik kusursuzluk denklemini -ideal 11 oyuncunun pozisyonlarında sapma olmadan, sağ sol bile geçersiz-&lt;/a&gt; bozmamak birinci şiarı olmalı Pep'in, eğer sakatlık / cezalı / rotasyon zorunluluğu yoksa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelgelelim Alexis Sanchez'e;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sahaya çıkmadan zarar vermeye başladı. Pedro çok kötü maçlar çıkarıyor, Afellay sakatlandı. Hücum rotasyonu gitgide sıkışıyor. &lt;a href="http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/06/alexis-sanchez-yanls-hesap-bagdattan.html"&gt;Alexis'in topla oynama, dribling arzusu, cambazlık ve şımarıklık karışımı vücut dili nasıl törpülenecek çok merak ediyorum.    &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman kalmadı. 14-17 Ağustos'ta intikam ateşini yakıp bekleyen bir Portekizli olacak. Psikolojik üstünlüğün Real Madrid'e geçmemesi, sezon başlangıcı açısından da referans gözükebilir. 21 Ağustos'ta La Liga başlarken, 26 Ağustos'ta Porto'yla Süper Kupa finali oynanacak. Pep, Barça müzesine kazandırdığı 10 kupayı 12'ye yükseltme şansına sahip ve önünde sadece 3 maç var. Eylül başında zihinlerde net bir fotoğraf ortaya çıkacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz sezon hiçbir koşulda bırakmadığım iyimserliği taşıyamıyorum, Cesc'in gelmesi bile bu heyecanı verir mi, bekleyip göreceğiz. 4 sene üst üste lig şampiyonu olmak, 2 sene üst üste ŞL'ni kazanmak -son 4 yılda 3 defa- kolay değil, en zor sezon başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolu açık olsun futbol tarihini değiştiren sevdalıların, ne gelir elden futbolun selameti için kazanmalarını istemekten başka!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-6701459859584654843?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/6701459859584654843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=6701459859584654843' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6701459859584654843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/6701459859584654843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/fc-barcelona-2011-2012-sezonu-baslasn.html' title='FC Barcelona 2011 - 2012 Sezonu Başlasın!'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-vndZXJArlOE/TjhO0SHsOfI/AAAAAAAAGHU/ULKLXUnTdBo/s72-c/filistin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-7391301974998034633</id><published>2011-08-02T13:44:00.003+03:00</published><updated>2011-08-02T14:35:41.623+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><title type='text'>Galatasaray Dergisi 103. Sayı Çıktı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ANPYVtScJgs/TjfVSovnPzI/AAAAAAAAGHM/JDdTUlxVxuM/s1600/B_10731_b.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 152px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ANPYVtScJgs/TjfVSovnPzI/AAAAAAAAGHM/JDdTUlxVxuM/s400/B_10731_b.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636207974828949298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.galatasaray.org/gsdergi/haber/10731.php"&gt;Galatasaray Dergisi Sayı 103, "salt beyaz kapak" ve yeni logo / sayfa  tasarımları, dopdolu bir içerikle karşınızda&lt;/a&gt;;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray Dergisi Sayı 103 için kaleme aldığım konular;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayfa 14-16, 18-20: Tekerlekli Sandalye Basketbol ve Sutopu Şampiyonluk Hikayeleri&lt;br /&gt;Sayfa 25: "Hatırladıklarımdan" kitabına dair | Arena'ya Taşınıyoruz&lt;br /&gt;Sayfa 32: Son Topa Kadar Galatasaray | Furkan Aldemir Rekor Tanımadı | Potanın Perileri'nden Gümüş Madalya | 2011 WNBA All-Star Doğu: 118 - 113 Batı&lt;br /&gt;Sayfa 37: Kurucumuz Ali Sami Yen Kabri Başında Anıldı&lt;br /&gt;Sayfa 38: Evladımız Furkan'ın Ardından...&lt;br /&gt;Sayfa 78: Darius Songaila&lt;br /&gt;Sayfa 79: Ender Arslan, Cevher Özer&lt;br /&gt;Sayfa 94-98, 100: Euroleague Nereden Nereye | Rakibimiz PAOK BC | Kadınlar Ölüm Grubu&lt;br /&gt;Sayfa 138-139: Dünyadan Futbol - Milyonerler de Düşer! | Futbol Maçı Tablo Olursa | En Eski Futbol Kuralları Kitabı | Rooney'nin Forması Tehlikede | Camp Nou'da Evlenmek&lt;br /&gt;Sayfa 156-157: NBA - Bu İşyerinde Lokavt Var! | Enes Sonunda Özgür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlaka göz atmanız gerekenlerden birkaçı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayfa 10-12: Hocaların Hocası Coşkun Özarı&lt;br /&gt;Sayfa 42-66: Kamp Raporu, müthiş görseller ve anlatımlar&lt;br /&gt;Sayfa 112-113: Dünyanın Her Yerinde "Kırmızı" Liverpool taraftarı John Prince anlatıyor...&lt;br /&gt;Sayfa 82-93: Galatasaray neresi, Beyoğlu'nun kalbi&lt;br /&gt;Sayfa 128-132: 2x45'likler, Futbol + Müzik&lt;br /&gt;Sayfa 134-137: Fotoğraflarla Geçen Ay - Tutku | Gurur - Hakan Üstünberk | Kürek Omuzda Taşınır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi okumalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ağustos 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-7391301974998034633?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/7391301974998034633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=7391301974998034633' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/7391301974998034633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/7391301974998034633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/galatasaray-dergisi-103-say-ckt.html' title='Galatasaray Dergisi 103. Sayı Çıktı'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ANPYVtScJgs/TjfVSovnPzI/AAAAAAAAGHM/JDdTUlxVxuM/s72-c/B_10731_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-198867566728936409</id><published>2011-07-31T15:26:00.008+03:00</published><updated>2011-07-31T22:28:58.338+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Liverpool Maçı Üzerine Görsel Analiz, Selçuk &amp; Melo Etkisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-a5Nd_d1dh4A/TjVzB3BxHtI/AAAAAAAAGHE/WKQEhsMBlso/s1600/B_5604232701604134cdef16a9649fd434.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-a5Nd_d1dh4A/TjVzB3BxHtI/AAAAAAAAGHE/WKQEhsMBlso/s400/B_5604232701604134cdef16a9649fd434.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635536984512470738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baros / Elmander rotasyonu Türkiye Ligi için kesinlikle yeterli, üstüne üstlük bir de orada oynayabilen Colin Kazım varken. Ayrıca sık sakatlanan Baros ve neredeyse hiç sakatlanmayan Elmander, forma şansı bulma açısından da iyi bir denklem sunuyor bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok Arda / Colin Kazım'ı yedeklemek, hatta bana göre birinden daha etkili bir yaratıcı kenar oyuncusu bulmak ilk hedefimiz olmalı son bir aylık süreçte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih hocanın Lass Diarra'yı istediğini düşünmüyorum, şöyle bir olasılık var yalnızca; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 - 1 - 4 - 1 içerisinde (merkez orta saha 1+2) tek kesici / süpürücü Lass ve önlerinde Selçuk + Melo gibi. Liverpool maçında gördüğümüz diyagonal uzun paslar atan ve şut kovalayan Felipe Melo'nun hücum yönü Lass'tan çok daha etkili kanımca. Real Madrid'de Diarra orta çizgiyi bile geçmeyen türden bir oyun çıkarıyordu ama savunma yönünden kusursuz biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam da Melo gibi iki yönlü oynayabilen birini bulmuşken, orta sahada ofansif kısma daha çok katkı veren bir isme yönelmek çok daha akıllıca olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol bek ve merkez savunmaya yapılacak iki transferle de sağlam bir omurgaya sahip olurduk ama o kadar geniş düşünemediler. Melo veya Selçuk sakatlanırsa Yekta, Ayhan'a razı olunması gereken bir yapı var şu an önümüzde. Eboue gelirse, Sabri'yi de o rotasyona ekleyebiliriz ki bu önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liverpool maçına dair yazamadım yoğunluktan, birkaç gözlemlediğim detayı ekleyeyim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 - 1 - 4 - 1 (4 - 3 - 3 geçişli ve zaman zaman 3 - 4 - 3 benzeri) sistemi bize ve ülke coğrafyasında oynanan futbola uyum gösteriyor. Dört ana hat üzerinden oluşturulması ve bazı hatların diğerleriyle geçişler içermesi, uzayan takım boyundan dolayı oluşan zaafları örtmek adına çözüm üretiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selçuk + Melo gibi iki yönlü oyuncu ve bunlara eklenen hücumcu sağ bek Ujfalusi, bir takımın çehresini kısa sürede ancak bu kadar değiştirirdi. Çok zayıf bir Liverpool ile oynadığımızı unutmayalım yine de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce de vurguladığım Terim'in 96-00 arası kurguladığı sağ koridor işlerliğini bu sene de göreceğiz. Sağ bek ısrarı da bu yüzden. Capone, Ü Davala, F Akyel &amp; Okan &amp; Arif eksenli açıları ve boşlukları kullanan, koşuya ve o yola atılan pasa dayalı üçgen futbol, Ujfalusi, Eboue &amp; Sabri, Melo &amp; Kazım, Elmander üzerinden şekillenecek. Birinci golümüz güzel bir emsaldi buna ve Colin Kazım'ın çok yararlı işler yaptığını da söylememiz gerekiyor. Top alma, saklama, doğru yerde arkadaşını topla buluşturma, sık sık ceza sahasına girme gibi hücum akışkanlığını olumlu yönde etkileyen özelliklerini geldiğinden bu yana sergiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melo'nun Selçuk merkezden öne doğru koştuğunda (Xavi ve Iniesta yapıyor bunu sık sık, bence Terim bizimkilere Barça'yı izletiyor, birkaç demecinde de hep onları model olarak gösterdi.) 45 derece açıyla -ben buna yarım adam geçme diyorum- ona pas vermesinin oyunu rakip sahaya yıkma ve açık alan bulma açısından ne denli etkisi olduğunu gözlemledim. Üç koca sezondur yapamadığımız saha içi hamle de buydu, orta saha çizgisini -elbette orada konumlanan rakip orta saha oyuncularını- bu yolla geçebilmek. Selçuk &amp; Colman ikilisi de bunu iyi uyguluyordu, kağıt üzerindeki teori sahada gerçekleşmiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka gizli detay, bir Liverpool hücumu esnasında, Servet ve G Zan'ın Carroll &amp; J Cole ikilisini ofsayt bölgesinde bırakan 5 - 10 metrelik öne çıkmalarıydı. Takımın boyu 30 metreye kadar düştü o an, harikaydı kompak yapı açısından. Aynı kaymaları sağ / sol ve ön / arka şeklinde yavaş yavaş artırdığımız an hem çok gol pozisyonuna girip (yaratıcılık ve organizasyon dahilinde) hem de kalemizde az pozisyon göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon'da Selçuk &amp; Colman bizde Melo &amp; Selçuk ikilisine denk düşüyor, çapraz yani, tespit yine doğru, onlarda koşuyu Colman yapıp pası Selçuk veriyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://gelgidersin.blogspot.com/2011/07/felipe-melo-liverpool-macnda-ne-yapt.html"&gt;Melo'nun 09:21 süren videosundan&lt;/a&gt;;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pozisyon 01:11'de başlıyor, dikkat edin ilk pası veren Selçuk, pası verdikten sonra 45 derece açıyla soldan sağ öne doğru koşusunu gerçekleştiriyor, paslaşmalara akışkanlık katan iki isim Arda ve Colin Kazım. Selçuk'un ilk pası Arda'ya, Arda'dan Melo'ya, Melo atağı olgunlaştırmak için geriye doğru top almaya çıkan Colin Kazım'a dönüyor, Colin sırtı dönük topu alıp tekrar Melo'ya veriyor. Bu sekans yalnızca 7 saniye sürüyor. Daha top ikinci bölgeden üçüncüye aktarılamadı, tehlikeli alanda hücum zenginliği oluşturulamadı ancak detay burada, bunun için hazırlanıldı ve doğru zamanı bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-mR0inmDFYK0/TjVw7Tjo2rI/AAAAAAAAGGk/sgiofxdSyKU/s1600/liverpool_update0111.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 227px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-mR0inmDFYK0/TjVw7Tjo2rI/AAAAAAAAGGk/sgiofxdSyKU/s400/liverpool_update0111.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635534672888388274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felipe Melo üç sezondur yapılamayanı gerçekleştiyor, 01:19'dan 01:20'ye, bir saniyelik aksiyon. Top, koşusunu yapıp kendini (X saha boyu Y saha eni olsun) X ekseninde 15-20 metre öne atan Selçuk'un ayağında. Galatasaray herhangi bir oyuncusu çalıma (yani riske) girmeden, pas açısı ve koşu yordamıyla hücumu olgunlaştırdı. Selçuk topu iyi kontrol edemediğinden geri dönmek zorunda kalıyor ama bunun önemi yok. Bir sonraki maçta topu uçtaki arkadaşlarına aktarıp tehlike yaratabilecek. Doğru futbol o bir saniyenin içinde var oluyor işte!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-jKuz5wtxzmQ/TjVxBQ_VyKI/AAAAAAAAGGs/i80JidH_Hp8/s1600/liverpool_update0119-20.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 226px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-jKuz5wtxzmQ/TjVxBQ_VyKI/AAAAAAAAGGs/i80JidH_Hp8/s400/liverpool_update0119-20.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635534775278487714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;02:04'te açıya bakın, top Sabri'nin ayağında ve hücumun olgunlaşması için pası Melo'ya vermesi gerekiyor, yapamıyor ve geriye dönüyor. Bütün mesele bu, Melo açıyı bulduğu an Selçuk'u topla buluşturmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hücum nasıl olgunlaştırılır, 05:48'de. Melo topu alır almaz, 30 derecelik açıyla 10 metre önündeki Selçuk'u görüyor, iki rakip oyuncunun arasından. Liverpool ön alan savunması aşılmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-CRDZ0KX5RGI/TjVw6xnngwI/AAAAAAAAGGE/PCyNbpudEGs/s1600/liverpool_update_0548.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 224px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-CRDZ0KX5RGI/TjVw6xnngwI/AAAAAAAAGGE/PCyNbpudEGs/s400/liverpool_update_0548.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635534663778272002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;01:05'te savunmanın arkasına yapılan koşuyu gören veya 08:23'de sağ bekin koşusunu ödüllendiren uzun topu, Melo'nun hücum yönünü destekleyen argümanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik Taktik açılımlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;07:55 ve 07:56'da oyunu başlatırken aldığımız formasyon, 2 - 3 - 2;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------Gökhan----------Servet-------------------&lt;br /&gt;-----Ujfalusi----------------Melo-----------------H Balta----&lt;br /&gt;-------------------Sabri------------Selçuk-------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şeklinde. Üç baklava var kaleciyi de sayarsak, açı istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-bNbGO2wKwmA/TjVw7KBnoAI/AAAAAAAAGGM/OS8qu6T0uhM/s1600/liverpool_update_0756.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-bNbGO2wKwmA/TjVw7KBnoAI/AAAAAAAAGGM/OS8qu6T0uhM/s400/liverpool_update_0756.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635534670329782274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"href="http://3.bp.blogspot.com/-e6rpt30AtIw/TjVyd51oARI/AAAAAAAAGG8/1SsZ_YjIfQE/s1600/liverpool_update_0755.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 221px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-e6rpt30AtIw/TjVyd51oARI/AAAAAAAAGG8/1SsZ_YjIfQE/s400/liverpool_update_0755.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635536366791557394" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç öncesi verilen formasyonları anlamak için belirli anlar var. Kale atışı, taç atışı, maçın başlama vuruşu gibi. Buralardan yola çıkalım, kayma ve geçişlerde yanılmamak adına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-jov_9_XAVns/TjVxBgndJ0I/AAAAAAAAGG0/6wgklXT1GNA/s1600/liverpoolupdate_0051.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 226px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-jov_9_XAVns/TjVxBgndJ0I/AAAAAAAAGG0/6wgklXT1GNA/s400/liverpoolupdate_0051.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635534779473274690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;00:51'deki kale atışını anlatayım. 4 - 1 - 4 - 1, hatta 4 - 3 - 3 örneklemesi gözüküyor. Top sol bek bölgesine geliyor, Hakan Balta hava topuna çıkacak ancak Barça'yı da anlatırken sıklıkla dile getirdiğim ön kesici / süpürücü salt merkezi, stoperlerin önünü temizleyen adam değil, savunma hattının bütün ön alanını koruyan, yıkayan, silen oyuncudur -Sergio'nun oyunun her yerinde, özellikle taç çizgisi kenarlarında top kazanması- tezime uygun şekilde Felipe Melo, sol bek bölgesine kayıyor ve Hakan Balta'dan önce davranıp hava topunu alıyor. Onun merkezde kaldığı kurguda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------Gökhan----------Servet--------------------&lt;br /&gt;-----Ujfalusi----------------Melo-----------------H Balta----&lt;br /&gt;-------------------Sabri------------Selçuk-------------------&lt;br /&gt;-----Colin Kazım----------------------------------Arda-------&lt;br /&gt;-----------------------------Baros---------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu kağıt üzerindeki yerleşimin tek farkı, sol bek bölgesine kayan Melo. Takımın Y eksenindeki darlığına bakın ve dikkat edin, teoride olduğu gibi Arda ve H Balta, Ujfalusi ve Colin Kazım aynı hizada Y koordinatında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece 9 saniye sonrası, Melo topu karşılayıp saha dışına göndermiş ve Liverpool taç kullanıyor. Pozisyonu inceleyelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Servet ofsaytı bozuyor kendini öne atsa dörtlü çizgi savunma net görülecek. Melo, yapması gerekeni yine uyguluyor. Dörtlü savunmanın önündeki alanda cirit atan her oyuncunun hesabını o kesecek, rakibine yaklaşıyor arkadan. Bu arada Selçuk da yardıma geliyor, Y ekseninde aynı hizadan. Asıl çarpıcı olan Arda ve Colin Kazım geriye gelip Sabri'yle X ekseni hizasında konumlanmış. Selçuk çok az geride, sebebini de belirttim, yakınındaki rakibe basmak, 01:02'de 1 - 4 - 1 yapısı net görülüyor. 00:50'deki 4 - 3 - 3, ideal 4 - 1 - 4 - 1'e dönüşüyor 00:59'da;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Ujfalusi------Gökhan----------Servet---------H Balta----&lt;br /&gt;-----------------------------Melo----------------------------&lt;br /&gt;-----C Kazım-------Sabri------------Selçuk--------Arda-------&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;-----------------------------Baros--------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-BbxaqJCY634/TjVw7ZEAvEI/AAAAAAAAGGc/Co8j1BEv9jA/s1600/liverpool_update0102.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 226px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-BbxaqJCY634/TjVw7ZEAvEI/AAAAAAAAGGc/Co8j1BEv9jA/s400/liverpool_update0102.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635534674366348354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-hlxsriT9uFc/TjVw7EYe_aI/AAAAAAAAGGU/YVNqWttILyQ/s1600/liverpool_update0059.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 228px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-hlxsriT9uFc/TjVw7EYe_aI/AAAAAAAAGGU/YVNqWttILyQ/s400/liverpool_update0059.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635534668815072674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pozisyonun gelişim yönü ve şekliyle oluşan kaymalar -Kazım'ın bazen ikinci forvet gibi ileride kalması buna emsaldir veya Ujfa'nın çıktığı anlarda üçlü savunma gibi durulması- haricinde ana şablon bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;08:32'de dörtlü savunma görülüyor. Melo topun geldiği yön, sağa doğru kayıyor merkezden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Temmuz 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-198867566728936409?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/198867566728936409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=198867566728936409' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/198867566728936409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/198867566728936409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/07/liverpool-mac-uzerine-gorsel-analiz.html' title='Liverpool Maçı Üzerine Görsel Analiz, Selçuk &amp; Melo Etkisi'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-a5Nd_d1dh4A/TjVzB3BxHtI/AAAAAAAAGHE/WKQEhsMBlso/s72-c/B_5604232701604134cdef16a9649fd434.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-3808441806759995728</id><published>2011-07-26T11:22:00.003+03:00</published><updated>2011-07-26T11:28:15.837+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Savunma Kurgusu ve Başarı Koşulları (Yüzde)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-9uGXrTFN5-o/Ti56b5aeKCI/AAAAAAAAGF4/9LJ-Id41lpA/s1600/603px-positions_american_football-svg.png"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-9uGXrTFN5-o/Ti56b5aeKCI/AAAAAAAAGF4/9LJ-Id41lpA/s400/603px-positions_american_football-svg.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633574803573975074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eboue de gelirse, zamanında sunduğum bir teori daha doğruluğa doğru yelken açacak, Terim işi biliyor, savunma kurgusunda bu oranları yakalamak başarının anahtarı gibi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleci - Fernando Muslera - Yabancı&lt;br /&gt;Sağ Bek - Emmmanuel Eboue - Yabancı&lt;br /&gt;Stoper - Tomas Ujfalusi - Yabancı&lt;br /&gt;Ön Kesici - Felipe Melo - Yabancı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stoper 1 / 2 oranı - checked&lt;br /&gt;Kaleci + Stoper 2/3 oranı - checked&lt;br /&gt;Kaleci + Stoper + Bek 3/5 oranı - checked&lt;br /&gt;Kaleci + Stoper + Bek + Ön Kesici 4/6 oranı- checked&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Yabancı kontenjanı kalıyor, santfror da yabancı olacak, tek düşünmedikleri ve beni de endişeye sevk eden kenarların Arda, Colin Kazım'a kalması ve yaratıcı bir yabancı sağ açık eksikliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabri, Servet, H Balta, Selçuk, Arda + Colin Kazım (5 +1) yerli tercihlerimiz şu an, orada da bir sıkıntı yok gözüküyor kağıt üzerinde, H Balta'yı kabullenirsek elbette.&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;- Stoper: 1 / 2 Yabancı Oranı&lt;br /&gt;- Bek: 1 / 2 Yabancı Oranı&lt;br /&gt;- Kaleci + Stoper: 2 / 3 Yabancı Oranı&lt;br /&gt;- Kaleci + Stoper + Bek: 3 / 5 Yabancı Oranı&lt;br /&gt;- Kaleci + Stoper + Bek + Ön Kesici: 4 / 6 Yabancı Oranı ( 3 / 6 da yeterli olabilir ancak 2 / 3 kaleci + stoper şartını sağlamak kaydıyla)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce başarı göstermiş takımlarda bu şartları arayalım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe 2010 - 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Volkan, Gökhan, Lugano, Yobo, Santos, Emre, Topuz, Alex, Niang + 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökhan / Santos şartı sağlıyor. Stoper her ikisi de yabancı çünkü kaleci yerli. 2 / 3 ve 3 / 5 yabancı oranı tutuyor. Christian ile 4 / 6 oranı da sağlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor 2010 - 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onur, Serkan, Giray, Egemen, Cale, Selçuk, Colman, Jaja, Burak, Umut + 1 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serkan / Cale şartı sağlıyor. 2 stoper de yerli ancak sezon başı planlaması 1+1 şeklindeydi, Glowacki ile. Kaleci de yerli. Yabancı oranı tutmuyor, kadro incelendiğinde konservatif kalıyor, yerel bazda, Avrupa programı daha yapılmamış. 2 / 5 yabancı oranı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray 1999 - 2000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taffarel, Capone, Bülent, Popescu, Ergün, Suat, Okan, Emre, Hagi, Arif, Hakan Şükür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Capone / Ergün şartı sağlıyor. Zaman zaman Ümit, Fatih sağ bek, Hakan Ünsal sol bek, Capone stoper olabiliyor. Bülent / Popescu şartı sağlıyor. 2/3 ve 3/5 yabancı oranı tutuyor. 4 / 6 yerine 3 / 6 oranı var, anlaşılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray 2001 - 2002&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mondragon, Perez, Bülent, Emre Aşık, Ergün, Fleurquin, Ayhan, Sergen, Hasan Şaş, Arif, Ümit Karan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Victoria sol bek, Ergün orta sahaya kayıyor bazı zamanlar. Fleurquin stoper olabiliyor. Perez / Ergün şartı sağlıyor. 2 stoper de yerli, 1 / 3 oranı var. 3 / 5 oranı Victoria'yla birlikte tutuyor. 4 / 6 oranı da sağlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray 2005 - 2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mondragon, Cihan, Tomas, Song, Orhan, Saidou, Ayhan, İliç, Hasan Şaş, Necati, Ümit Karan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 bek de yerli, şartı sağlamıyor ancak kaleci + 2 stoper yabancı, ordan kotarıyor. 2 / 3, 3 / 5 ve 4 / 6 şartlarının tümünü sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe 1995 - 1996&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüştü, İlker, Uche, Högh, Erol, Kemalettin, Oğuz, Tayfun, Bülent, Boliç, Aykut&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 bek de yerli, elbette yabancı kontenjanı 3 ile sınırlı. Yine de 2 / 3 şartı sağlanıyor, 2 stoper yabancı çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş 2002 - 2003&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cordoba, Kaan Dobra, Ronaldo, Zago, Ahmet, Guinti, Tayfur, Sergen, Pancu, İlhan, Nouma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tümer ve İbrahim Üzülmez de sık sık katılıyordu onbire. 2 / 3, 3 / 5 ve 4 / 6 oranlarını sağlıyor. 2 stoper yabancı gene.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe 2004 - 2005&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüştü, Önder, Luciano, Servet, Ümit, Aurelio, Appiah, Tuncay, Alex, Anelka, Nobre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 / 2 stoper oranını sağlıyor, 1 / 2 bek oranı da Önder'in Belçikalı olmasıyla yakalıyor. 3 / 5 ve 4 / 6 oranları yok ancak Appiah'ı da katınca 3 / 7 gibi anlaşılır bir noktaya tutunuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe 2007 - 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Volkan, Gökhan, Lugano, Edu, Wederson, Aurelio, Selçuk, Uğur Boral, Alex, Deivid, Kezman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 stoper yabancı, 2 / 3 şartı var. 1 / 2 bek şartı bulunuyor. 3 / 5 ve 4 / 6 şartları da rahatlıkla sağlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 / 2 bek, 1 / 2 stoper, 2 / 3 kaleci + stoper, 3 / 5 hatta 4 / 6 yabancı şartlarını (en kötü 3 / 6) dengeleri bozmadan uygulama zorunluluğu var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın mevcut şartlarında;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdeal onbirde aynı anda iki Stoper yerli olursa akışkanlık sekteye uğruyor.&lt;br /&gt;İdeal onbirde aynı anda iki Bek yerli olursa akışkanlık sekteye uğruyor.&lt;br /&gt;İdeal onbirde Kaleci kesinlikle yabancı olmak zorundadır. &lt;br /&gt;İdeal onbirde Santrfor kesinlikle yabancı olmak zorundadır.&lt;br /&gt;İdeal onbirde Sağ Açık kesinlikle yabancı olmak zorundadır. (Sol Açık Arda olması kaynaklı)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Temmuz 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Eren Loğoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6796099211558267596-3808441806759995728?l=erenlogoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/feeds/3808441806759995728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6796099211558267596&amp;postID=3808441806759995728' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/3808441806759995728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6796099211558267596/posts/default/3808441806759995728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/07/savunma-kurgusu-ve-basar-kosullar-yuzde.html' title='Savunma Kurgusu ve Başarı Koşulları (Yüzde)'/><author><name>A. Eren Logoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12294383888246080880</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_0kKegXgDm7A/SKcRWqUPqvI/AAAAAAAAC9E/dyJkyCXpeBM/S220/306-02.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-9uGXrTFN5-o/Ti56b5aeKCI/AAAAAAAAGF4/9LJ-Id41lpA/s72-c/603px-positions_american_football-svg.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6796099211558267596.post-7067023488529037640</id><published>2011-07-24T17:39:00.004+03:00</published><updated>2011-07-24T17:43:33.444+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FC Barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Zihinden Geçen Ne Varsa 8!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-IoXKj4JD0pw/Tiwutn9qPHI/AAAAAAAAGFw/yiEI8NU9tvo/s1600/26373_112709902093860_111778065520377_138202_170269_n.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-IoXKj4JD0pw/Tiwutn9qPHI/AAAAAAAAGFw/yiEI8NU9tvo/s400/26373_112709902093860_111778065520377_138202_170269_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632928595290242162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Juvenil A'dan Barça B'ye yükseltilen 94 doğumlu Gerard Deulofeu (yeni Messi) U19 Sırbistan - İspanya maçında döktürdü sağ kenarda. Ayrıca 10 numaralı formasıyla Pablo Sarabia dikkat çekiciydi, Juan Mata'yı andırdı. Malaga'nın 17 yaşındaki forveti Juanmi de bir gol kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;La Masia'dan bir başka haber de Oriol Romeu'dan geldi, yaprak dökümü devam ediyor. Doğruluğu kesin olmamakla birlikte Chelsea'ye 5 milyon Euro'ya transfer inin gerçekleşeceği ve 2 yıl sonunda 8 milyon Euro buy-back opsiyonu konulduğu söyleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok potansiyeli olan bir isim Romeu, defansif orta saha ve tarzı Busquets'e benziyor. Villas-Boas geleceğin en önemli orta sahalarından biri olacak demiş, biraz iddialı ama ihtimal var. Sergio Busquets 22-23 yaş civarında olduğundan formayı kaptırması zor, bu yüzden gönderilmiş de olabilir. Javier transferi de tuttu çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bojan da Roma'nın yolunu tuttu. Yalnız Bojan transferinde Roma, Barça'nın pilot takımı gibi olmuş. 12 milyon Euro bonservis ödüyorlar, 2 sene sonunda 13 milyon Euro'ya Barça isterse satmak zorundalar, dilerlerse verdikleri parayı 40 milyon Euro'ya tamamlayıp Bojan'ı, Barça istese de alabiliyorlar. 2 sene içinde başka takıma satamıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Luis Enrique, Barça'nın istediği Gijonlu genç sol bek Jose Angel'i de transfer etmiş, Serie A'da Barça gibi oynanabilir mi, ilginç bir deneyim olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barça ilk hazırlık maçına Hajduk Split karşısında çıktı. Hırvatistan'daki mücadele 0-0 sonuçlandı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Yarı Kadro, 4 - 3 - 3: Valdes / Dalmau Armando Fontas Lobato / Thiago Dos Santos Keita / Carmona Villa Afellay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayın kamerasından formanın sırıtmadığını, takımın Barça olduğunun rahat anlaşıldığını söyleyebilirim. Yakın çekimlerdeyse şık durmuyor. Bir de 2008-09 parçalı, 09-10 çubuklu, 10-11 yarı parçalı, 11-12 çubuklu şeklinde olacak, totem bu ya, ŞL zor. Hatta 09-10 Ibra, 11-12 Alexis, UNICEF arkaya, Jose var, işler kötüye gidiyor bile denebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Numaralar daha dağıtılmış, isimler sırtta yazmıyordu, Dalmau 2 numaraydı, öylesine giyilmiş, belli. Barça resmi sitesi editörleri 4 numarayı -3 Pique ve 5 Puyol'un arasındaydı- Thiago'ya vermiş, Cesc saplantısına elveda demeye yakınız. Guardiola da eğer transfer
