
Bayern München'in bu yıl oynadığı maçlar ve aldığı sonuçlar şu şekilde ;
Nov 24, 07 BL Bayern München 2 - 1 VfL Wolfsburg
Nov 10, 07 BL VfB Stuttgart 3 - 1 Bayern München
Nov 08, 07 UEFA Bayern München 2 - 2 Bolton Wanderers
Nov 03, 07 BL Bayern München 0 - 0 Eintracht Frankfurt
Oct 31, 07 DFB Bayern München 3 - 1 Borussia Mönchengladbach
Oct 28, 07 BL Borussia Dortmund 0 - 0 Bayern München
Oct 25, 07 UEFA Crvena Zvezda Belgrade 2 - 3 Bayern München
Oct 20, 07 BL VfL Bochum 1 - 2 Bayern München
Oct 07, 07 BL Bayern München 3 - 0 FC Nürnberg
Oct 04, 07 UEFA OS Belenenses Lisbon 0 - 2 Bayern München
Sep 29, 07 BL Bayer Leverkusen 0 - 1 Bayern München
Sep 26, 07 BL Bayern München 5 - 0 Energie Cottbus
Sep 23, 07 BL Karlsruher SC 1 - 4 Bayern München
Sep 20, 07 UEFA Bayern München 1 - 0 OS Belenenses Lisbon
Sep 15, 07 BL Bayern München 1 - 1 FC Schalke 04
Sep 02, 07 BL Hamburger SV 1 - 1 Bayern München
Aug 25, 07 BL Bayern München 3 - 0 Hannover 96
Aug 18, 07 BL Werder Bremen 0 - 4 Bayern München
Aug 11, 07 BL Bayern München 3 - 0 Hansa Rostock
Aug 06, 07 DFB Wacker Burghausen E 1 - 1 E Bayern München
Jul 28, 07 DFL FC Schalke 04 0 - 1 Bayern München
Jul 25, 07 DFL VfB Stuttgart 0 - 2 Bayern München
Jul 21, 07 DFL Werder Bremen 1 - 4 Bayern München
2 ve 5 maçlık iki farklı duraklama sürecinden bahsedebiliriz bu tabloya göre. Kaybedilen puanların aralıklarla oynanan maçlarda değil de üst üste oynananlarda olması, durumun duraklama süreci olarak algılanabilmesinin, Bayern'in makine gibi çalışan bir sisteme bağlı olduğunun ve sistemde sıkıntılar olabildiğinin ifadesi gibi.
Peki nedir bu sistem sıkıntıları, onlara değinebilmek adına 5 maçlık dönemin 4 maçının kadrolarına bir göz atalım ;
Dortmund maçı kadrosu : Rensing - Lell, Lucio, Demichelis, Jansen - Sosa (Altintop 66), Van Bommel (Ottl 87), Zé Roberto, Schweinsteiger - Klose, Toni (Podolski 70)
Frankfurt maçı : Kahn - Lell, Lucio, Demichelis, Lahm - Altintop (Schweinsteiger 67), Van Bommel, Zé Roberto (Podolski 85), Ribéry (Schlaudraff 76) - Klose, Toni
Bolton maçı : Kahn - Lell, Lucio, Van Buyten, Jansen - Schweinsteiger (Altintop 73), Van Bommel, Ottl, Ribéry (Kroos 61) - Klose, Podolski (Toni 57)
Stuttgart maçı : Kahn - Lell (46. Schweinsteiger), Lucio, Demichelis, Lahm - Ribery, Altintop, Ze Roberto, Kroos (73. van Buyten) - Toni, Podolski (46. Klose)
Bek bölgelerinde Lell 4 maçta da oynarken Jansen ve Lahm 2şer maç oynayarak rotasyona uğramışlar. Savunmanın ortasında Lucio-Demichelis ikilisi 3 defa yan yana oynamış. Orta sahanın ortasında Van Bommel-Ze Roberto ikilisi 2 defa yan yana oynamış. Orta sahanın sağ ve sol bölgelerinde 1 defa Sosa, 2 defa Schweinsteiger, 1 defa Hamit, 1 defa Kroos ve 3 defa da Ribery görev almış. Forvet bölgesinde Klose-Toni ikilisi 2 defa yan yana oynayabilmiş.
Bayern'in modern, sisteme dayalı oyun anlayışını analiz ederken bu ikililer üzerinde durmuştuk. Takımın iskeleti bu 3 ikiliden oluşmakta, onlara ek olarak bek rotasyonu ve orta bölgede Ribery+Schweinsteiger+Altintop üçlüsünden 2 oyuncuyu da dönüşümlü olarak kullanmaktalar.
Bayern'in bek bölgesinde sürekli rotasyon denemesi, yine daha az olmasına rağmen beklerin önünde oynayan oyuncularda da değişimlere gitmesi, bir arayış içerisinde olduğunun göstergesidir. Savunma dörtlüsünün, 2 göbek+1 bek ile üçlüye kaymalarında da oyun içerisinde zaman zaman sıkıntı yaşıyorlar. Bu da genellikle beklerin bazı zafiyetlerinden ve sisteme adaptasyonlarını daha tam sağlamamış olmalarından kaynaklanıyor. Bunun yanında beklerin önünde oynayan 2 oyuncunun özellikle Ribery'in desteğinin az olduğu göz önüne alındığında, bu kaymaların çok başarılı olarak uygulanması gerekiyor.
Tüm bu bilgilerin ve izlediğim maçların ışığında, Bayern'in sisteminin yeni ve birbirine alışma sürecinde olan oyunculardan kurulmuş olmasının belli zamanlarda karşısına duraklama süreci olarak geri döndüğünü görüyoruz. İskelet dediğimiz 3 ikiliden birinde eksiklik olması veya Lige fırtına gibi girdikleri ilk üç maçta 9 oyuncunun ve oyuna giren 3 oyuncunun aynı olması gibi sistematik oyuncu seçiminin dışına çıkılan her durum Bayern'e olumsuzluk olarak geri yansıyor.
Bu duruma çözüm sanırım sürecin devamlılığı ile sağlanabilir. Bayern veya Bayern gibi yeni sistemler kuran ve ona göre oyuncu seçimleri yapan takımlar, sancılı duraklama dönemlerine katlanmak zorundadır. Lucio, Ze Roberto, Van Bommel, Toni ve Klose beşlisinin 29+ olduğu düşünülürse, Bayern'in bu çözüm ve sonuca ulaşma sürecinin ancak 3–4 sene sürebileceği de unutulmamalı. Muhtemelen de önümüzdeki 2 yıl Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olmak adına önemli bir aday olabilmek, yeni kurdukları bu sistemin öncelikli ulaşmasını istedikleri nokta olmalıdır.
Sisteminin dışına hiç çıkmayarak, hatta Ronaldinho, Messi gibi oyuncularını bile sisteme uyum sağlamak zorunda bırakarak oynayan FC Barcelona'nın da bu duraklama süreçleriyle sıklıkla karşılaştığını biliyoruz. Sistemin temelinde olan oyuncuların yaşadığı uzun süreli sakatlıklar ya da formsuzluklar duraklamaya önemli birer etmen oluyorlar. Hem yeni Bayern hem de Barcelona, aslında doğru oyuncuları seçerek doğru bir sistem üzerinden oynuyorlar ama karşılarına gelişim adına sıkıntılar ve sakatlık, formsuzluk gibi etmenler çıkıyor.
Bayern'in 23 maçta sadece 1 defa yenildiğini hatırlatıp, bu maçta nasıl goller yediğine bir bakalım ;
Stuttgart maçında yenilen ilk golde hatasız bir ceza sahası savunmasına rağmen (3e 3 paylaşım), Demichelis'in topu karşılayamamasının rolü var. Sürekli sistemden bahseder iken oyun içerisinde bireysel hataların da olabileceğini hatırlayalım. 2. golde hücumda iken kaptırılan bir topun bek bölgesinden kontra atak olarak geri dönüşü var ama savunma 3 oyuncuyla kaymayı gerçekleştirmiş ve doğruyu yaparak sadece ters kanatı boş bırakmış. Bu pozisyonda sıkıntı Lucio'nun bek bölgesinde rakibi karşılaması ve geriden atağa katılan rakip oyunculara eşlik eden orta saha oyuncularının olmamasıdır. Ze Roberto'nun Lucio'nun eksikliğinde ceza sahasına yaslanması, Yıldıray'a şut ve gol imkanı tanımıştır. 3. gol ise çok ilginç bir şekilde gelişiyor. Bayern savunmasının ilk 2 golün de etkisiyle demoralize olduğu açık ancak olayın bir de teknik görünüşü var. Hücumun orta sahadan gelişimine baktığınızda Bayern'in 7 oyuncuyla alan savunması yaptığını, 8. oyuncunun karede olmadığını yani sağ bek önündeki bölgenin boş olduğunu görürsünüz. (videoda 04.07) 4.06da ise orada olması gereken oyuncunun ve nerede olduğunun cevabı vardır. O oyuncu Ribery'dir, bu durumun Bayern'in sıkıntılarından biri olduğundan bahsetmiştim daha önce. Lucio'un bir anlık topla buluşan oyuncuyu karşılama kararsızlığıyla öne çıkması, bek bölgesindeki oyuncunun, bölgesine gelen topa mı, yoksa Lucio'nun arkasında kalan oyuncuya mı yönelmesi konusunda kararsızlığa düşmesine, her 2 yöne dönerken zaman kaybetmesine ve hücum oyuncusunun ortayı yapmasına olanak sağlıyor. Bundan sonrasının analiz edilecek bir yanı yok, hava topuna çıkan ve yerde kalan bir oyuncu, izlenen bir top ve sonucunda gol. Lucio'nun kararsızlığı, hava topuna çıkmak için o bölgeye yetişmesine de engel olmaktadır. Golde hem bireysel yerleşim hataları hem de sistemin sıkıntıları aynı anda görülebilmektedir.
Maçın videosu :
http://www.myvideo.de/watch/2729123
27 Kasım 2007
A. Eren Loğoğlu
05 Aralık 2007
Yeni Bayern Münih_2
Yeni Bayern Münih

Akdeniz insanı olduğumdan mı yoksa gönlümü zaten başka takımlara kaptırdığımdan mıdır bilemiyorum ama İspanya ve İtalya dışında herhangi bir ülkenin takımına sempatiyle bakamadım. Özellikle İngiliz ve Alman takımları hep sevimsiz, antipatik oldular. Transfer politikası, Almanya'da doğup büyüyen bir arkadaşımın ya Bayernlisin ya da değilsindir söylemi, Beckenbauer'in imparatorluğu görünümündeki sistemi gibi pek çok unsurdan ötürü Bayern Münih bu kümenin en daimi elemanı olmuştur.
Kafamdaki pek çok ön yargı, olumsuz düşünce, anti bakış açısı gibi durumlara rağmen dün izlediğim 'Yeni Bayern Münih' beni seyir zevki açısından çok etkiledi. Ribery'nin bu düşüncemdeki etkisi elbette gözardı edilemez ancak takım olabilmek, mevkilerinin en iyi oyuncularıyla değil birbirlerini en iyi tamamlayan oyunculardan -doğru oyunculardan- kurulu olmak gibi her başarıyı arayan takımın felsefesi olmalı anlayışını uygulamasından dolayı Bayern'in etki bıraktığını söyleyebiliriz. Fenerbahçe sanırım bu anlayışın en başarısız örneklerden biridir, bunu da ek olarak söyleyelim.
Dünkü maçın ışığında 'Yeni Bayern Münih'in futbola nasıl bir seyir zevki getirdiğini, neleri doğru yaptığını irdelemek istiyorum.
Kadro ve diziliş şu şekilde idi :
----------------------Kahn--------------------------
Lahm-------Lucio----------Demichelis------Jansen
------------Van Bommel---Zé Roberto-----------
Schweinsteiger------------------------------ Ribéry
------------------Toni----Klose---------------------
Lahm hücum yönü, Jansen savunma yönü daha kuvvetli 2 bek, birbirlerini bu konuda tamamladıklarını rahatlıkla görebiliyoruz. Jansen'in uzun boyu ile 3. stoper olarak da savunmaya ciddi bir katkısı var. Lahm'in disiplinli bindirmeleri ile hücum varvasyonlarına katıldığını da söyleyelim. Lucescu'nun bu başarılı uygulamayı -bir bek hücum bir bek savunma- zaman zaman Capone ile Galatasaray'da da yakaladığını hatırlamaktayız. Lucio ile devam edelim. Bayern'in ülkenin en iyi oyuncularını toplama politikasının sonucu da olsa Lucio çok özel bir savunma oyuncusu. Rakibin doğru bir dizilişle uyguladığı alan savunmasını kırabilmenin en akılcı yolu stoperlerinizin topla ilerleyerek oyuna katılmasıdır. Popescu'nun toplu çıkışlarından sonraki verdiği paslarla açılan oyunu hatırlıyoruz burada da. Lucio bu katılımı en iyi uygulayan oyuncu sanırım tüm dünyada ve onun da tamamlayıcısı savunma yönü kuvvetli ve çabuk bir oyuncu olan Demichelis. Her 2 oyuncu da hamleli, pozisyon alma önsezine sahip, duracağı yeri bilen, alan ve markaj savunmayı değişerek oynayabilen oyuncular. Tüm bunların yanında Bayern'in Sagnol, Van Buyten, Ismael gibi 3 önemli savunma oyuncusu daha var.
Orta sahada oyunu dikine oynayan, çok koşan, disiplinli Schweinsteiger sağ bölgede görev yapıyor. Ancak Ribery ile yaptıkları bölge değişiminin de takıma hücum açılımları anlamında büyük katkıları var. Sağ iç, sol iç gibi kavramlarla ifade edilebilen daha çok kanat -çizgi- oyuncusu gibi değil de orta saha gibi oynamasının da kalabalık orta saha, alan paylaşımı açısından takıma olumlu etkileri var. Ribery'in hem sol hem sağ hem de sahanın orta bölgesini kullanarak sürekli oyunu dikine oynama isteği takımın en büyük hücum silahı olarak gözüküyor. Hız, çabukluk, teknik anlamında pek bir eksiği olmayan Ribery'in dripling özelliğini de çizgide kullanarak takımın bu yönden eksik kalmamasını sağladığını da unutmayalım. Ribery'in bu son transfer hamlesiyle futbolun en önemli oyuncularından biri olacağını görmemek de olmaz sanırım. Bu Ribery'in kötü karakterli olduğu ya da Galatasaray yönetiminin büyük bir hata yaptığı gerçeğini değiştirir mi, elbette değiştirmez. Ama kaçan balığın ne kadar büyük olduğunu bir kaç yıl içinde daha açık bir şekilde anlayacağız. Her 2 bölgede yine bir tamamlayıcılık var kısaca Ribery ve Schweinsteiger'in özellik ve oyun anlayışlarından dolayı. Orta sahanın ortasında Van Bommel ve Ze Roberto, topun oyuna dağılımı, savunmanın önünü kapatma, top çalma gibi uygulamaları başarıyla uygulamalarını yanı sıra birbirini tamamlayan özellikleriyle de çok başarılı oyuncu seçimleridir. Van Bommel uzun toplarla oyunun açılımını sağlar iken, Ze Roberto da çalım yeteğini kullanarak kısa driplingler ile topu ileri alana sürüklemektedir. Ze Roberto'nun savunma yönü zayıf olmasına rağmen Van Bommel ve Schweinsteiger'in savunma yönleri takımın bu anlamda olumsuz etkilenmesinin de önüne geçmektedir. Ze Roberto'nun yaşına rağmen çalışkan bir oyuncu olduğunu da belirtelim. Ribery'den dolayı oluşan savunma zaafiyeti de hem arkasında oynayan bek ile hem de o alana kayan Van Bommel ya da Ze Roberto ile kapatılmaya çalışılmaktadır. Ribery'nin oyunun savunma yönüne katkısının da arttığını söylemek gerekir. Sosa ve Hamit gibi 2 önemli yedek oyuncu da zaman zaman katkılar sağlayacaktır. Dün kısa bir süre oynamasına rağmen Hamit'in orta sahaya getirdiği savunma ve hücum dinamizmini unutmamak gerekir. Adam geçebilen, sert ve isabetli şutlar atabilen, özellikle orta bölgede çok başarılı işler yapan Hamit'in bu takımın sahaya çıkacak 11 dışı ilk oyuncusu olacağı söylenebilir.
Gelelim forvet bölgesine. 29 ve 30 yaşında -bir forvet oyuncusunun veriminin en yüksek olacağı yaşlar- iki oyuncu Klose ve Toni. Kıskanılacak bir ikili. Yine mevkilerinin en iyileri değilller dünyada ama o kadar farklı özellikleriyle birbirlerini tamamlayacaklardır ki, Henry-Eto'o'dan daha verimli bir ikili olacaklarını öngörmek yanlış olmaz. Bitirici, dağıtıcı, gezgin, duvar olabilen, top tutabilen, kafa vuran bir Toni ile yüksek zıplayan, son vuruşlarda rahat, doğru yerlerde bulunan, çalım atabilen, yine gezgin bir Klose. Olağanüstü bir tamamlayıcılıkla karşı karşıyayız. Podolski'nin hız özelliğinin de zaman zaman kullanılacağı dönemler olacaktır.
'Neu Bayern Munchen' hayırlı uğurlu olsun dünya futboluna. Bu yılın seyir zevki en yüksek ve aynı zamanda en başarılı takımlarından biri olacaklardır. Bize düşen de bu seyir zevkini yaşamak sanırım. UEFA Kupası'nda karşımıza çıkmadan elenmelerini de dileyelim.
12 Ağustos 2007
A. Eren Loğoğlu