Premier League etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Premier League etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06 Şubat 2011

N'oldu Torres?



Premier Lig tarihi bir hafta sonu yaşadı.

7 maç sonunda atılan gol sayısı 38 sayısına ulaşınca, kalan 3 maç ile ilgili beklentiler yükselmişti ancak karşılanmadı.

Stoke City 3 Sunderland 2

Asamoah Gyan ilk defa 11. hafta 90 dakika oynayabilmişti, sürekliliğiyse son 4 hafta yakalayabildi. 8 gol 4 asist ile muazzam bir hedef santrfor performansı sergiliyor.

Maçın kahramanlığını Gyan'dan çalan adam, panzeri andıran bir Almandı, Robert Huth. Delap'ın taç atışları, Etheringhton ve Pennant'ın duran toplarıyla büyük üstünlük kurdular havadan ve üç gol de bu şekilde gelişti. Carew, Jones, Shawcross gibi hava topu hakimiyeti yüksek isimlerden oluşan bir kadro olunca bu stratejinin kaçınılmaz olduğu bir gerçek.

Sunderland'in 2 defa öne geçip, mağlubiyet golünü 90 + süre içersinde yediğini de hatırlatalım.

Newcastle 4 Arsenal 4

25 dakikada 0 - 4 gibi bir eziyete dönüşmüştü evsahibi için maç. Arsenal'in Fabregas, Walcott, Arshavin, Van Persie gibi çok etkili gol ayakları var ve arkaya atılan her ara topunun tehlike olma şansı doğuyor haliyle.

Diaby'nin Barton'la mücadelesinden sonra meydana gelen olaylar sonrası çıkan kırmızı kart haksızdı ve maçın seyrini değiştirdi. Barton nerdeyse Diaby'nin bacağını kırıyordu. Kaderiyle oynanan maç, birilerini mahçup etmemek adına Barton'un eline kalemi de veriyordu senaryoyu yazması için.

Son 25 dakikada 4 - 4 oldu maç, geri dönüş kavramının tezahürüydü.

Tottenham 2 Bolton 1

Sezonun en iyi bireysel performanslarından biri Van Der Vaart'a ait. Maça da müthiş bir penaltı golüyle başladı, çatala takarak. Çok kısa bir süre sonra yine penaltı oldu ve topun başına VDV geldi, topu aynı yere, örümcek ağlarını alacak şekilde astı ancak hakem, atışı geçerli saymadı. VDV'nin penaltı kullanma şekli zor ve her oyuncunun başarabileceği türden bir vuruş değil, bazı aklını kullanan oyuncular kaleciyi yatırıp atıyorlar penaltıyı, Tevez, Messi gibi, VDV farklı bu anlamda, çok estetik. Atış tekrarlandı ve dışarı vurdu VDV ama yine köşe koordinatlarında gitti top.

Galibiyet golünü 90. dakikada Kranjcar attı Tottenham adına, Şampiyonlar Ligi iddiasından dolayı önemliydi.

Hafta penaltılarla doluydu, bu ayrıntıyı da atlamayalım. Hakemler -doğru ya da yanlış- sürekli cezaya hükmettiler alan içersinde.

Everton 5 Blackpool 3

Deplasman takımı 3 - 2 öne geçmesine karşın sonucu koruyamadı. Devre arasında sanrtfor takviyesi konusunda spekülasyonlara, Louis Saha'ya güveniyorum diyerek mesaj veren David Moyes, birkaç haftadır bu hamlesinin karşılığını alıyor. Saha 4 gol ile yıldızlaştı. Arteta hala eski formunu bulmuş değil, Cahill yeni döndü, Everton toparlanma sürecine girebilir, buna da ihtiyaçları var.

Sezon başından bu yana yakından takip ettiğim Charlie Adam da gollerine devam ediyor, Liverpool'a gitmesi an meselesiydi, sezon sonunu bekleyecek gibi İskoç ve eski model 10 numara.

Wigan 4 Blackburn 3

Blackburn Rovers düşününü durduramıyor. Yağmurlu bir havada ve aşırı bozulmuş bir zeminde oynandı maç. Wigan, Mc Carthy ve Watson gibi oyuncularıyla yeniden yapılanma sürecine girmiş gibi, onların yanında N'Zogbia ve Rodallega gibi isimler de var. Blackburn, Santa Cruz'u bekleyecek, Formica da oynatılmadı.

Aston Villa 2 Fulham 2

Darren Bent transferiyle tekrardan bir ivme yakaladı villa. Geçtiğimiz sezonun en flaş ekiplerinden biriydiler, çok zor gol yiyen ve evinde iyi oynayan. Milner'in gidişiyle her şey yerle yeksan oldu. Tekrar toparlanıyorlar, gerçekten potansiyeli yüksek oyuncuları var, Ashley Young, Downing, Agbonlahor gibi. Makoun da transfer edildi.

Hodgson sonrası Fulham biraz düşüş yaşasa da, sistem takımı olmasının avantajlarını koruyor. Değişen çok bir şey yok, Dempsey liderliğinde varlıklarını sürdürüyorlar. Salcido, Dembele, şimdi de Gudjohnsen takviyeleri aslında olumlu katkı yapmalıydı, beklenenin altında kaldılar.

Maça gelince, beraberliği Dempsey kurtardı.

Manchester City 3 WBA 0

Bazen Teknik Direktörleri anlamak gerçekten güçleşiyor. İyi giden bir yapıyla, daha iyisini yaratma adına oynamak, genelde sağlıklı sonuçlar vermiyor.

City'nin en etkili oyuncusu Carlos Tevez, bölgesi ya da görevi merkez santrfor, işini iyi de yapıyor, sistemi işletiyor, üzerine yapı kurulabiliyor. Mancini'yse bununla yetinmek istemeyip Dzeko alınırsa şampiyon oluruz diyor ve Edin Dzeko transfer ediliyor. Aynı hatayı Ancelotti de Torres konusunda yaptı, ona da geleceğim birazdan.

Dzeko & Tevez yan yana formasyonu ciddi zaaflar doğuruyor, Wolves ve Aston Villa maçları bunu açıkça gösterdi. Üstelik Dzeko'yu uçta oynatma uğruna -orta saha özellikleri olmadığından başka şansı da yok- Tevez'i en verimli olduğu yerden daha geriye çekmek durumunda kalıyorsunuz. Yanlış üstüne yanlış. Dünyada top class futbol oynanan takımların büyük bir çoğunluğu tek santrfor oynayıp kenarlarında ve arkasında forvet ve orta saha özellikleri bütünleşik oyuncular kullanıyorlar, Mancini, Premier Ligde oynayan bir takım için bunu görmezden gelemez, diğer türlü hüsrana uğrayacaktır.

Dzeko'suz başlayan Tevez hat trick yaptı ve birkaç haftadır Dzeko kaynaklı kaçırdığı gollerin acısını çıkardı. 3 golün ikisi penaltıdandı.

Wolves 2 Manchester United 1

Ligin dibine demir atan takım, yenilmezlik ünvanıyla gelen Fergie'yi boynu bükük gönderdi şehrine.

West Ham 0 Birmingham 1

Joe Hart'ı mükemmel alan savunmalarının arkasında bir yıl pişirip City'ye armağan eden Birmingham, kalecisini kaybetse de savunma stratejisini koruyor. Ridgewell & R Johnson ikilisi geçilmez bir duvar gibi, Fulham'ın Hangeland & Hughes ikilisini andırıyorlar.

Chelsea 0 Liverpool 1

Yazının başlığına geldi sıra. Armayı öpmedim, futbolda romantizme yer yok, para kazandırdım gibi söylemleri, en az transferi kadar konuşuldu Torres'in. Kupa kazanmak için ayrıldım dedi ama kazanmak için geldiği yer de kaybetmek üzre şampiyonluğu, belki de sorun kendisindedir çünkü Liverpool 2005'te CL'yi aldı, oysa Chelsea'nin sadece lokal başarıları var.

Xabi Alonso ve Mascherano'yu bırakmak hedeflerden uzaklaşmak anlamı taşır, ayrılma sebeplerinden bu kısma katılıyorum. Ancak bir Liverpool efsanesi olan Kenny Dalglish gelmişken bir süre daha bekleyebilirdi kanımca.

Rasyonel sebeplerin dışında futbolda romantizm var, yaşamda olduğu gibi. O yüzden kırmızılar kazandı Londra'da, sırf sen mavilere büründün diye.

Gelelim Ancelotti'nin Torres tercihine. Onlar City gibi değiller, bir şeyler iyi gitmiyor ve çıkar yol arıyorlar ancak takımınızda Drogba varken Torres ne alaka?

Tevez & Dzeko olayından hiçbir farkı yok. 2 merkez santfor ile çıktı bugün sahaya ve Anelka'yı sürdü yanlarında, anlaşılır değil. Drogba'nın yaşlanmasına istinaden bir transferse Torres meselesi anlam kazanabilir. Ancak böyle düşününce de zamanlama yanlış geliyor, sezon sonunda da olabilirdi bu iş.

Torres ve Anelka'yı kenarlara atarak onların etkenliğini öldürüyor Ancelotti. Bunun yanı sıra Malouda, Kalou gibi isimleri de kullanamıyor hücum ve savunma yönünden. Bütün yük Essien & Lampard ikilisine kalıyor.

Bu düzene 45 dakika dayanabildiler zaten. 58 milyon Euro verip Torres'i alacaklarına bambaşka alternatifler düşünebilirlerdi.

6 Şubat 2011

A. Eren Loğoğlu

03 Ekim 2010

EPL Özet



Premier League'de ilk sezonunu geçiren Charlie Adam harikalar yaratmaya devam ediyor, Blackpool'dan önce Rangers'da da iyi bir sezon geçirmişti 2006 - 2007'de. Biraz yaşlı gösteriyordu, 25 imiş daha. Tam bir serbest oyuncu, klasik 10 numara, kanatlara da kaçıyor, Hagi türünün son örneklerinden, lider, sol ayağı raket, duran toplar çok etkili. Bizim ligde her takımda oynar, Cernat kontenjanından. Bir de bunun Stoke City'de Etherington ismiyle oynayanı var, gol ve asist sayılarında çok istikrarlı bir oyuncudur.

Chelsea - Arsenal maçına da göz attım, o nasıl bir tempodur öyle! Premier League diğer Avrupa liglerinden bu yönüyle kesinlikle ayrışıyor. Taktik disiplinden kopmadan, mahalle maçına dönmeden top bir o kalede, bir bu kalede olabilme şansını yakalıyor.

Birkaç yıl önceydi, en iyi santrfor tartışmaları vardı, Torres, Eto'o, Drogba, Ibra gibi isimler arasında. Tercihimi Eto'o'dan yana kullanmış ancak oyunda en çok etki bırakan ismin Drogba olduğunu belirtmiştim, eğer yaşlanmamış olsaydı onu söyleyeceğimi de. Hala inanılmaz performansını devam ettiriyor, çok özel bir oyuncu.

Ramires'i pek çözemedim, yüksek bonservis ücretiyle alındıysa paralar boşa gitmiş gibi duruyor, ekstra bir şey yapmıyor, bunun yanında fiziksel gücü de yok Mikel tarzı.

Arsenal'de Nasri büyülemeye devam ediyor, topu verdikten sonra yaptığı koşularla Barça'nın futbol felsefesini özünden hissedip uyguladığını gösteriyor. Eğer oyunu izlerken onu takip etmezseniz topsuz oyundaki inceliklerini asla göremezsiniz.

Fabregas'ın olmadığı Arsenal, Xavi'siz Barça'yla eşdeğer, etkenlik yarı yarıya düşüyor. Savunmayı tutturamadığı sürece de Chelsea ve United'ın rakibi olamayacak Wenger. Bunun farkında ve sürekli yeni isimler deniyor -Vermaelen, Koscielny, Squillaci- ama bir türlü oturtamadı geriyi.

Bu sezon şu ana kadar dikkat çeken diğer isimler, elbette Malouda, Essien, Nani, Berbatov ilk akla gelenler. Tottenham'da Galli sol bek / açık, genç Bale, Rafa Van Der Vaart, WBA'dan her zaman beğendiğim Chris Brunt, Everton'dan her daim Arteta ve Baines, Fulham'dan Dembele -çok adı geçmişti, denilen kadar varmış- City'den Tevez, Bolton'dan Elmander sezona iyi başlayanlardı.

City'nin Newcastle maçında bir oyuncu dikkatimi çekti, 24 numaralı, Tiote. Twente'den gelmiş, Fildişi Sahili'den, orta sahanın merkezinde oynuyor, dinamo gibi çalışıyor, topu ayağına yapıştırabiliyor, çok seri, çabuk, süratlı ve tatlı sert oynuyor. Bir pozisyonda Yaya Toure'yi perişan etti kısa boyuyla. Bizim ligde çok iş yapabilecek bir başka adamdır gözümde, EPL'de böyle çok oyuncu var zaten, Fulham'a giden Salcido, Wolves'daki Van Damme gibi.

Tevez'den de bahsetmeden olmaz, öyle ateşleyici bir isim ki, takıma dinamizm katmak konusunda üstüne adam tanımıyorum, oyun anlamında. United'da Ronaldo gibi çok seri dikine giden bir oyuncuyla bunu daha rahat gösteriyordu, keza geçen yıl aynı görevi Bellamy üstlenmişti, Stamford Bridge'de fethedilemeyen Chelsea kalesini ele geçirmişlerdi. Messi'nin yanına en çok yakıştırdığım oyunculardan biri, Barça'da görmek istediğim.

Liverpool'un düştüğü hal içler acısı, Steve G, savunmanın önünde, süpürücü gibi oynuyordu ilk yarı, dayanamadım Anfield'in haline ve diğer maçlara geçtim.

Bir not da bizim ligden, İBB maçından sonra takımda herhangi bir gelişme olmadığını, bunun denilebilmesi için kanat oyuncularının topu sırtı dönük ve marke vaziyette değil, yüzü kaleye dönük ve demarke vaziyette top almasını şart koşmuştum. Selçuk & Colman'ı izledikten sonra ikinci bir şartı da ekliyorum;

Ne zaman ki orta saha çizgisinin 10 metre gerisinde top alan bir merkez oyuncu, topla birlikte 20 metre ilerleyebilir, o zaman bir gelişimden bahsedilebilir. Zaten bu tanımın biraz daha açık hali, box to box oyuncuya doğru yol alır.

Trabzon'da bunun Colman yapıyor, Selçuksa ters toplar dağıtıyor kanatlara.

4 Ekim 2010

A. Eren Loğoğlu

15 Ağustos 2010

Premier League & İngiltere Milli Takımı Uçurumu



Dünya Kupası'nın en büyük hayal kırıklığıydı İngiltere ve Capello. Premier Ligde ilk hafta geride kalıyor ve Capello'nun Güney Afrika'ya götürdüğü / oynattığı kadronun ne derece doğru olduğu tartışılmaya devam edecek.

ENGLAND'S OFFICIAL 23-MAN ENGLAND SQUAD:

Goalkeepers - Rob Green, David James, Joe Hart.

Defenders - Rio Ferdinand, Ashley Cole, Glen Johnson, John Terry, Jamie Carragher, Stephen Warnock, Matthew Upson, Ledley King.

Midfielders - Gareth Barry, Michael Carrick, Joe Cole, Steven Gerrard, Frank Lampard, Aaron Lennon, James Milner, Shaun Wright-Phillips.

Strikers - Wayne Rooney, Emile Heskey, Jermain Defoe, Peter Crouch.

Left out - Bent, Walcott, Baines, Adam Johnson, Tom Huddlestone, Scott Parker, Michael Dawson.

Kişisel Premier Lig oyuncu havuzum;

Joe Hart
Paul Robinson
Ben Foster

Micah Richards
Joleon Lescott
Ashley Cole
John Terry
Rio Ferdinand
Chris Smalling
Glen Johnson
Jamie Carragher
Michael Dawson
Ledley King
Leighton Baines
Phil Jagielka
Michael Turner
Titus Bramble
Gary Cahill
Ryan Shawcross
Phil Jones
Roger Johnson
Liam Ridgewell

Adam Johnson
Gareth Barry
Frank Lampard
Michael Carrick
Steven Gerrard
Joe Cole
Theo Walcott
David Bentley
Aaron Lennon
Jermaine Jenas
Jamie O'Hara
Jack Rodwell
Stewart Downing
Ashley Young
James Milner
Scott Parker
David Dunn

Wayne Rooney
Jermaine Defoe
Carlton Cole
Darren Bent
Bobby Zamora
Jerome

Kaleciyle başlayalım. İngiltere'nin en ciddi sorunlarından biri gözüken bölgede, Afrika'ya götürülüp oynatılmayan Joe Hart'ın kalıcı bir çözüm olabileceği iyice ayyuka çıkmaya başladı. Capello'nun ona şans vermemesi büyük bir hataydı. Premier Ligin bitiminde şöyle yazmıştım, Galatasaray'ın kaleci arayışlarına referans olması amacıyla;

Capello'nun Dünya Kupası kadrosuna girmeyi başaran Joe Hart, sezonun en değerli kalecilerinden biri, Birmingham City'nin başarısında en önemli rol onun. Genç ve gelecek vaad ediyor olması da bir başka avantajı ancak bu aynı zamanda bir dezavantaj, ada dışına çıkması şimdilik zor gözüküyor zaten M City'nin kiralık gönderdiği bir oyuncuydu.
Savunmada Ferdinand'ın sakatlığından dolayı sıkıntılar yaşandı, Upson tercihi de çok tartışmalıydı. Çok farklı alternatifler gidebilirdi Afrika'ya. Genç ya da tecrübeli pek çok isim düşünülebilirdi. Richards, Smalling, Cahill, Shawcross ve Jones'u bir sonraki Dünya Kupası kadrosunda muhtemelen kadroda göreceğiz.

Orta sahada alınabilecek isimler kadrodaydı, belki Downing ve Young düşünülebilirdi, SWP'nin yerine. Burada daha çok yerleşim ve görev paylaşımı üzerinden bir değerlendirme de yapmak gerekir. Gerrard ve Lampard gibi iki olağanüstü oyuncunun neden en yüksek verimle kullanılamadığı derinlemesine incelenmelidir. James Milner, Lampard gibi oynamaya devam ediyor Villa'da.

Ve santrfor bölgesi, Rooney'in muazzam sezon performansına güvenip arkasını çok da iyi kurgulayamamak çok pahalıya patladı İngiltere'ye. Heskey'in Afrika'da ne aradığı günlerce konuşuldu. Bent'in alınmaması, Carlton Cole ya da yükselen isim Zamora'nın akla bile gelmemesi düşündürücüydü. Geçtiğimiz sezon harika bir performans gösteren Jerome bile olabilirdi kadroda.

İngiltere Milli Takımı'nda bağımsız, sol bek bölgesinde Ashley Cole olsa da, Gareth Bale'nin İngiltere için oynayamaması büyük şanssızlık, sol açık oynadı son City maçında ve ters kanatta Lennon ile Milli Takım için de çok faydalı olabilirdi, gerçi Ashley Young da bu görevi üstlenebilir.

Bir parantez de Nasri'ye, yeniden hayran oldum kendisine. Cesc'in olmadığı Arsenal, Xavi'nin olmadığı Barça'yı andırsa da, Arsene Wenger'in sistem için biçilmiş kaftan Nasri'yi keşfetmesi de alkışı hak ediyordu. Çok büyük işler yapmadı ama Liverpool maçında topla yaptığı dansları -dikine giderken topa basıp durması ve terse yönebilme, ekseni etrafında Xavi gibi hızlı dönüşlerle adam eksiltebilme ve oyunun yönünü değiştirebilme, topu iyi saklama- görülmeye değerdi ve sistemi işleten en değerli oyuncuydu, Cesc'e gereksinimi vardı sadece.

15 Ağustos 2010

A. Eren Loğoğlu

27 Mayıs 2010

1966'dan sonra İngiltere



Dünya Kupası TRT'de. Ayrıca test yayınında olan TRT HD kanalından da izlenebileceğine dair beklentiler var.

İlk ve son olarak 1966’da Dünya Kupası kazanan İngiltere sürpriz kontenjanından ciddi bir aday olabilir kanımca.

Hart, G Johnson, Terry, Ferdinand, Cole, Baines, Carrick, Milner, Lampard, Gerrard, J Cole, Lennon, Walcott, Barry, A Johnson, Rooney ve Bent üzerinden doğru kombinasyonlar kurulabilir. Capello da bunu yapabilecek en doğru isimlerden biri. Aston Villa’dan Ashley Young da olsaydı Lennon’a ters kanattan etkili bir destek verilebilirdi, muhtemelen Walcott’a güveniyorlar. City’de çok iyi performans gösteren Adam Johnson’ı da görmek mümkün. Bir ihtimal çok güçlü olunan ve oyuncu sayısı fazla olan merkez orta sahayı üçleyip –Lampard, Gerrard, Milner & Barry & Carrick- J Cole destekli bir hücum hattı kullanabilirler. Merkez orta saha bölgesinde hangi iki ya da üç oyuncunun ilk 11’de yer alacağını belirlemek çok zor olacak her olasılıkta. Bir de Rooney faktörü var, inanılmaz bir sezon geçirdi.

Penaltılara kalmamak da önemli, kaçırmaz denilen her isim klasik İngiliz fobisine takılabiliyor turnuvalarda.

28 Mayıs 2010

A. Eren Loğoğlu

15 Mayıs 2010

Fantasy Premier League Sezon Analizi 2



Oyun hakkında geçtiğimiz sezon açıklayıcı olduğuna inandığım bilgiler sunmuştum, özellikle oyunun -sanal futbolun- sunduğu verilerin, performans değerlendirmelerinin, reel futbola ne kadar yakın olduğunun altının çizilmesi gerekiyor. Transfer sezonu öncesi açık bir bilgi havuzu oyun.

http://erenlogoglu.blogspot.com/2009/05/fantasy-premier-league-sezon-analizi.html

Premier League, an itibariyle dünyanın en üst düzey ligi. Tempo ve sertlik açısından La Liga'nın çok ilersinde. Messi'nin İngiliz takımlarına gol atamıyor istatistiği -Arsenal'a 4 gol atarak bunu kırdı, Jose takımları karşısında hala boynu bükük- ve Ronaldo'nun La Liga'ya getirdiği etki, Ada futbolunun farklı bir yerde olduğunun yalın anlatımları gibi.

Rüya Takım ile ilgilenmek yerine, Galatasaray'a gelmesi daha muhtemel oyuncular üzerinden bir bakış sunacağım;

Öncelikle yılın takımından başlayalım;

Kaleci: Reina (Liverpool)
Savunmacılar: Dunne (A Villa), Terry (Chelsea), Evra (ManUtd)
Orta Saha Oyuncuları: Lampard (Chelsea), Fabregas (Arsenal), Milner (A Villa), Malouda (Chelsea)
Forvet: Drogba (Chelsea), Rooney (ManUtd), Tevez (ManCity)

Kaleciler:

Capello'nun Dünya Kupası kadrosuna girmeyi başaran Joe Hart, sezonun en değerli kalecilerinden biri, Birmingham City'nin başarısında en önemli rol onun. Genç ve gelecek vaad ediyor olması da bir başka avantajı ancak bu aynı zamanda bir dezavantaj, ada dışına çıkması şimdilik zor gözüküyor zaten M City'nin kiralık gönderdiği bir oyuncuydu.

Sorensen, 2 yıldır çok iyi performans koyuyor ortaya Stoke City'de. Çok tecrübeli bir isim, güven veriyor duruşuyla.

Savunmacılar;

Tottenham'dan Gareth Bale. Sol iç ve bek pozisyonlarında çok başarılı bir sezon geçirdi. 3 gol, 5 asist ve 24 bonus puanı var, muazzam. 1713 dakika gibi az bir süre almasına rağmen 100 puan barajını geçti.

Bir başka sol bek Leighton Baines, Everton'dan. Tam bir duran top ustası. Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısından itibaren yükselen bir form grafiği var. 9 asistle oynadı bu sezon.

Merkez savunmacı olarak, her yıl üzerine koyan ve birkaç yıl sonra Terry, Ferdinand statüsüne erişmesini beklediğim Ryan Shawcross var Stoke City'den. Talihsiz bir sakatlama olayıyla bu yıl çok anılsa da, performansı da konuşulmaya değerdi.

Liverpool'dan Kyrigiakos sezonun ikinci yarısında daha çok süre almaya başlayıp gayet etkileyici bir performans sergiledi. Everton maçında kırmızı kart görüp hız kesmese çok yüksek puanlara ulaşabilirdi.

Blackburn'den Ryan Nelsen bir başka başarılı isimdi. 4 gol atmasıyla da dikkat çekiyor. Lider bir oyuncu, Şubat sonuna doğru ciddi bir sakatlık geçirmesine rağmen kısa sürede takıma dönmeyi başardı.

Orta Saha Oyuncuları;

Bu mevkide sezonun en başarılı isimleri hep bilinen oyuncular, Lampard, Fabregas gibi. Bir başka isim, James Milner -Yeni Lampard, oyun tarzıyla- müthiş bir yıl geçirdi 7 gol ve 12 asistle.

Chelsea ve orta sahasından bahsetmemek olmaz. Son haftalarda Ballack ve Lampard box to box modunda, geriden gelip atağa katılıyorlar, pas dağıtıyorlar, rakibi bozuyorlar, adam kovalıyorlar. Kenarlarda Kalou ve Malouda, driplingleriyle, sıklıkla ceza sahasında ters kademeden gol koklarken bulabileceğiniz iki isim. İleride Anelka, daha çok sağ açık mevkisine yakın pozisyonda ve en uçta yırtıcı, bitirici, santrforun tanımı Drogba. Mikel'siz -önliberosuz- bu yeni yapı çok başarılı oldu bütünden ayrılmadan hareket edebilen blokları sayesinde. Futbola farklı bir soluk getirebilir.

Oyun, Chelsea'nin hakkını her alanda vermiş. Ligin ilk ve son üçü, oyuncularının toplam puanlarıyla oluşturulan sıralamada da aynı. Chelsea'den 4 oyuncunun rüya takımda yer alması da gayet olağan bu anlamda.



Sezonun en başarılı bir diğer ismi, Everton'dan Mikel Arteta. Futbolla 23. hafta tanışıp, ilk 90 dakikasını 27. haftada oynayan bu adam, 6 gol 2 asist gibi olağanüstü işler yapıp, bu kadar kısa sürede 17 bonus puanı topladı, takımının en önemli oyuncusu olduğunu gösterdi. Kaleyi cepheden gören duran topları kullanıyor -kenarlardan Baines- penaltı kaçırması imkansıza yakın, kornerleri çok etkili, Barcelona altyapısından yetişen, ayağa pası çok iyi oynayan Arteta, Galatasaray'ın her ihtiyacına çare olabilecek bir transfer olur, Everton'ın bırakacağını sanmasam da.

Blackburn'den David Dunn, Fulham'dan Clint Dempsey, Tottenham'dan Kranjcar etkili performanslar sundular.

Forvetler;

Bu sezon forvetlerin sezonuydu adeta. Geçtiğimiz sezon rüya takım 4-5-1 -en çok puan toplamaya göre- dizilirken, bu sezon 3-4-3 şekline büründü, Drogba, Rooney ve Tevez ile.

Onların dışında Sunderland'den Darren Bent olağanüstü bir sene geçirdi. Birmingham'dan Jerome diğer başarılı bir isimdi. Pavlyuchenko'nun son 10 haftadaki performansı da etkileyiciydi.

15 Mayıs 2010

A. Eren Loğoğlu

20 Şubat 2010

Moyes ve Everton Gerçeği



10 gün arayla Chelsea ve Manchester United'ı yendiler. Son 2 yılı 5. olarak bitirdiler, Big Four'un arkasında. Bu sezon Liverpool'un düşüş gösteren performansıyla, 4.lük şanslarını zorluyorlar. Geçmişi çok köklü, kazanma kültüründen beslenen Everton adına bu başarılar yeterli görülmüyor olabilir ancak Moyes küçümsenmemesi gereken bir iş gerçekleştiriyor.

Kurgusunu, savunma ve hücumu birlikte yapabilen, İngiliz futbolunun temel özelliklerini -hızlı paslaşma ve kanatlara inme gibi- sürekli kullanan, temposu düşmeyen, sabreden, çok mücadeleci bu takım, alkışlanmayı fazlasıyla hak ediyor.

Orta sahada, çok üst düzey olmasa da hücumu daha çok düşünen oyuncuları tercih eden Moyes, transfer tercihlerinde artık pek de yanılmıyor. Donovan yapıya çok uyan bir isim, örneğin.

Arteta, Cahill, Pienaar, Osman, Bilyaletdinov, Fellaini gibi olağanüstü bir hücum gücü, bu yapıya uçta eklenen Saha, Donovan ve Yakubu. Geriden onları destekleyen Neville ve Baines. Savunmanın merkezinde biraz sıkıntıları var, bunun sebebi de Jagielka'nın sakatlığı ve Manchester City'ye giden Lescott. Distin'in Lisbon maçında yaptığı hata, turu da zora soktu UEFA Avrupa Ligi'nde. Heitinga, Yobo ve Senderos alternatifleri bu bölgede. Kalede ise iyi bir kaleci, Howard bulunuyor. Duran topları Baines kenarlardan, Arteta karşıdan kullanıyor, çok etkili her ikisi de, Arteta sakatlıktan yeni döndü ve alışma sürecinde. Takımda benzer hücum özellikleri olan çok oyuncunun olması ve her birinin formu, Arteta'yı savunmaya biraz daha yaklaşan bir göreve yönlendiriyor.

Benzer bir başarı tablosu çizen O'Neill ve Aston Villa'dan uzak durup -güzel oyun izleme sevdasından ötürü- Moyes ve Everton'ı izlemek çok büyük futbol keyfi sunuyor bu aralar, takibe devam etmeli!

20 Şubat 2010

A. Eren Loğoğlu

25 Mayıs 2009

Fantasy Premier League Sezon Analizi



Kewell ve Baros gibi iki eski Premier Lig oyuncusunu sezon başında kadrosuna katan Galatasaray, bu transferlerle birlikte İngiltere piyasasına da girmiş oldu, doğru bir hamleyle.

Fantasy Football, her ne kadar internet üzerinden oynanan sanal bir oyun olsa da, oyuncuların gerçek performansına dayandırılan puanlaması ile, CM gibi menajerlik oyunlarından ayrılıyor. Oyuncuların performansına dayalı bu sistem, transfer açısından da bize bir yol gösterebilir.

Oyunun işleyişi hakkında kısa bilgiler vereyim. 100 birim parayla başlıyor kullanıcılar oyuna. Her oyuncunun birim karşılığından bir değeri var, örneğin Ronaldo en pahalı olanı ve 14 birim oyunun başlangıcında. (Sezon içerisinde transfer edilme veya yerine birini transfer etmeye göre değer artma ve azalma gösteriyor, sezon sonunda 14.5 idi Ronaldo'nun değeri, eğer bu oyuncu, 14 birim iken alınıp 14.5'a yükseldiğinde başka bir oyuncuyla değiştirilirse, 2 birimin ortalaması alınarak satış yapılmış olunuyor)

100 birim parayla 2 kaleci, 5 savunmacı, 5 orta saha oyuncusu, 3 de forvet yani toplam olarak 15 oyuncu alınması gerekiyor. Her hafta, 1 kaleci dahil 4 yedek belirleyip, bir 11 oluşturuluyor, burada oyunun şöyle bir kuralı var, ilk 11'de 1 kaleci, en az 3 savunmacı, en az 1 forvet bulundurmak zorunda her takım.

Puanlama sistemi ise kısaca şöyle, 4 - 4 sona eren Liverpool - Arsenal maçını hatırlayalım, Arshavin 4 gol atmıştı. Bir forvet attığı gol başına 4 puan, bunun yanında oynadığı için 1 puan ve en az 60 dakika oynarsa 1 puan daha kazanıyor. Bir de bonus denilen ve maçları izleyen bir kurul tarafından maçın en iyi 3 oyuncusuna, 3, 2, 1 şeklinde puanlar dağıtılıyor. Maçın adamı Arshavin 3 puan da bonus olarak elde ediyor. Toplamda 4 * 4 = 16 + 1 + 1 + 3 = 21 puan alıyor o hafta.

Tabii puanlama işlemi bu kadar yalın değil, forvet attığı gol başına 4 puan alırken, orta saha oyuncuları 5, savunmacılar 6 puan alıyorlar. Puanlamada dikkat edilmesi gereken en önemli iki konu, o hafta ilk 11'de kimin kaptan yapılacağı ve seçilen savunmacı sayısı. Kaptan seçilen futbolcunun puanları 2 ile çarpılıyor. Gol yemeyen takımların, kaleci ve savunmacıları 4'er, orta saha oyuncuları 1'er puan alıyorlar. İngiliz Futbolu'nda bu duruma 'Clean Sheet' adı verilip, gerçek maç istatistiklerinde de yer alıyor bu. Carragher, ligin son ve önemsiz WBA maçında, takımı 2 - 0 öndeyken Arbeola'ya bir pozisyondan sonra çok kızmıştı, maç sonunda lig bitse de Reina ve takım için Clean Sheet durumunun önemli olduğundan bahsetti.



Kuralların tamamı için: http://fantasy.premierleague.com/M/rules.mc

Oyunu önemseme sebebim, kurallar incelendiğinde daha anlaşılır oluyor aslında. Premier Lig 2008 - 2009 sezonunda hangi oyuncu ne performans göstermiş, Galatasaray'ın ilgilenebileceği oyuncular kimler olabilir, zihinlerde cevaplar bulunabiliyor bu sorulara.

Transfer konusu da detaylı incelenmeli, oyun biraz da her hafta başarılı performans gösterecek oyuncuları tahmin edip takıma katmak üzerine kurulu ancak 1 transferden sonraki her transfer için 4 puan eksiliyor toplam puandan, bu da yapılmak istenen transferin 4 puandan yüksek getirisi olup olmadığını muhakeme etmeyi gerektiriyor. Bir de transfer edilen oyuncunun bedelinin, transferde gönderilen oyuncudan yüksek olmaması gerekiyor. Pek çok strateji üretmek gerekebiliyor her hafta özelinde.

Öncelikle yılın takımından başlayalım;

Kaleci: Schwarzer (Fulham)
Savunmacılar: Vidic (ManUtd), Lescott (Everton), Carragher (Liverpool), Bosingwa (Chelsea)
Orta Saha Oyuncuları: Lampard (Chelsea), Gerrard (Liverpool), Ronaldo (ManUtd), Kuyt (Liverpool), Barry (Aston Villa)
Forvet: Anelka (Chelsea)


Chelsea ve Liverpool'dan 3, ManUtd'dan 2, Everton, Aston Villa ve Fulham'dan 1'er oyuncu bulunuyor 2009'un Rüya Takım'ında. Oyun o kadar gerçeklerle uyumlu ki, bu takımlar zaten ligin ilk 7 sırasında bulunuyorlar, eksik olan tek parça Arsenal. Arsenal'in bu tabloda yer almayışının temel sebepleri, Arsenal'ın rotasyona girebilen çok oyuncusunun olması ve sakatlıklar yaşaması.

Oyunun gerçekliğine dair bir başka veri de ManUtd'ın 2012 puanla en çok puan toplayan takım olması, 2. Liverpool 1975, 3. Chelsea 1973 puanda kalmış. Oyunun puan sistemine göre küme düşen takımlar da gerçeğiyle aynı, Newcastle, WBA ve M'brough.



Şimdi, tek tek pozisyonlara bakalım.

Kaleciler;

Sezonun en çok puan toplayan kalecisi Schwarzer, en çok kurtarış yapan -saves- kalecisi Jaaskelainen Bolton'dan, Schwarzer bu kategoride 2. sırada. En fazla Clean Sheet kazanan kaleci Van Der Sar 21 maç ile, Reina 20, Cech 19, Howard 17 ve Schwarzer 15 maç. Dikkat çeken Premier League'e bu sezon yükselen Stoke City kalecisi Sorensen'in 12 maçlık Clean Sheet performansı. Maç başına puan olarak ise Cech 4.9, Van Der Sar 4.7, Schwarzer 4.6, Sorenson 4.0 ortalama ile oynadılar.

Schwarzer, Sorensen ve Jaaskelainen, transfer listesinde olması gereken kaleciler, performanslarına ve bedellerine bakıldığında.

Savunmacılar;

Sezonun en çok puan toplayan savunmacısı Vidic. Rüya Takım'daki 4'lüyü puan olarak takip eden Hangeland bulunmakta Fulham'dan. Yine Everton'dan Jagielka, Stoke City'den Faye Ab ve Shawcross, Wigan'dan Bramble, Bolton'dan Cahill, Hull City'den Turner, West Ham'dan Upson listenin üst sıralarında puan anlamında. Vidic, Clean Sheet kazanmada da 23 maç ile ilk sırada, Terry ve Carragher 20 maç ile onu takip ediyorlar. Dikkat çekici olanlara göz attığımızda Hangeland 14, Bramble 12 maç ile karşımıza çıkıyor. Maç başına en çok puan toplayan da Vidic 5.5 ile. Chelsea'den Alex 5.0, Aston Villa'dan Laursen 4.5, Everton'dan Baines 4.1, Hangeland 4.0, Cahill 3.8 ortalama ile önemli performanslar sergilediler.

Baines, duran topları iyi kullanma özelliğiyle, 7 asist yaptı ve ligin en çok asiste sahip savunmacısı oldu. Bolton'dan Steinsson 5 asist ile göze çarpan bir başka isim. En çok gol atan savunmacılar 4 gol ile Turner ve Lescott.

Savunmanın belkemiği denilebilecek, en çok bonus puanı alan savunmacı ise Jagielka. O'nu takip eden listede diğer kategorilerde saydığım savunmacılar dışında, Blackburn'den Nelsen'in de iyi bir sezon geçirdiği görülüyor. Portsmouth'dan Johnson, yine Blackburn'den Samba da dikkat çeken isimler.

Oyuncuların bedellerini de göz önüne alarak, Hangeland, Faye Ab, Shawcross, Cahill, Turner, Bramble, Upson, Baines, Steinsson ve Nelsen transfer listesinde yer alabilirler.

Baines'in sol bek, Steinsson'un sağ bek, diğer oyuncuların ise merkez savunmacı olduklarını belirtelim.

Orta Saha Oyuncuları;

Ligin ilk 3 sırasındaki takımların en önemli oyuncuları, sezonun da en çok puan toplayan orta saha oyuncuları oldular, Lampard, Gerrard ve Ronaldo. Kuyt'ın da mükemmel bir sezon geçirdiğini unutmayalım. Puan olarak bu oyuncuları takip eden listede, Man City'den Ireland, Aston Villa'dan A Young ve Barry, Bolton'dan Taylor yer alıyor. Taylor, tam bir duran top uzmanı.

Everton'dan Cahill ve Osman, Fulham'dan Dempsey, WBA'dan Brunt, Hull'dan Geovanni, Aston Villa'dan Milner iyi sezon geçiren diğer orta saha oyuncuları.

Gerrard, sezonun bütününün en iyi oyuncusu, bu, maç başına 7.0 ile en çok puan toplayan orta saha oyuncusu olmasından anlaşılıyor. Arteta 5.0, Fabregas 4.9, Pienaar 4.2, Alonso 3.9 ortamalayla göze çarpan oyuncular, diğer yüksek ortalamaya sahip olanlar zaten daha önce bahsettiğim isimler.

Ronaldo 18 gol 6 asist, Gerrard 16 gol 10 asist, Lampard da 12 gol 10 asist ile oynamışlar. Bolton'dan Taylor 10 gol 5 asist, Ireland 9 gol 10 asist, Brunt 9 gol 3 asist ile özel performanslar ortaya koymuşlar. Fabregas 10, Modric 9, Milner 9, Pedersen 8 asist yapmışlar.

En çok bonus puan toplayan, takımı sırtlayan oyuncular da yine aynı isimler, farklı olarak Alonso, Fulham'dan Murphy, Lennon, Malbranque dikkat çekiyor.

Oyunun belki de gerçeklikten uzaklaştığı tek nokta, savunma yönü olan orta saha oyuncularının çok puan toplayamaması, listelerden de farkedebiliyor. Puanlama sistemi gol ve asist üzerine kurulduğundan, orta saha oyuncuları ve forvetler için, savunmada daha çok kalan Carrick, Mascherano, Mikel gibi oyuncular listelerin en üstlerinde yer alamıyolar.

Bu istatistikler ışığında ve oyuncu bedellerini de dikkate alarak, Taylor, Osman, Pienaar, Dempsey, Brunt transfer listesine girebilirler.

Forvetler;

Sezonun en çok puan toplayan forveti Anelka. Onu takip edenler Agbonlahor, Van Persie ve Robinho. Anelka 19 gol 5 asist, Torres 14 gol 5 asist, Van Persie 11 gol 10 asist, Davies ve Carew 11 gol, Cole 10 gol 5 asist, Berbatov 9 gol 10 asist ile en göz önündeki forvetlerdi.

Maç başına en çok puan toplayan ise, Arsenal'e 2. devre katılan Arshavin, 7.2 ile. Bu, oyunun en yüksek ortalaması aynı zamanda. O'nu takip eden listede Torres ve Van Persie'nin dışında, Stoke'dan Beattie 5.0, Cole 4.7 ortalamaya sahipler.

West Ham'dan Cole aynı zamanda en çok bonus toplayan, maça en çok etki eden forvet.

Transfer listesine girebilecek isimler, Cole, Davies, Beattie.

İstatistikler için: http://fantasy.premierleague.com/M/stats.mc

Türk oyuncuların da performansına göz atalım;

Tugay, 1553 dakika forma giyip 1 gol attı. Çok az gol atmasına rağmen, ne kadar başarılı maçlar çıkardığı, 11 bonus puanı kazanmasından anlaşılıyor. 61 puan topladı.

Tuncay, 2669 dakika forma giyip 7 gol 4 asistlik bir performansa imza attı. 10 bonus puanıyla takımının en iyi 2. ismiydi bu alanda ve 108 puan topladı toplamda, küme düşen bir takım için oldukça başarılıydı.

Biraz da kendi oyun performansımdan söz edeyim, bu kadar anlatıyorsun da sen ne yapabildin oyunda diye düşünenler için. 1970 puanla sezonu 37274. sırada tamamladım. Katılımcı sayısı 1 945383 idi, yaklaşık 2 milyon. Türkiye'den katılan 2083 kullanıcı arasında ancak 31. olabildim. Aslında Dünya ve Türkiye sıralamasında daha iyi bir yerde olabilirdim ancak oyunu her yönüyle -kurallar, hinlikler, oyuncuların tamamını tanıma vb.- kavrayabilmem ilk 16 haftanın deneme yanılma süreci olarak gelişmesine neden oldu. Bu süreçte, sürekli transfer yapıp, en iyi kadro kombinasyonunu bulmaya çalıştım ve 16. hafta sonunda oluşturduğum yapı, beni 1 milyonuncu sıradan 30 binlere kadar taşıdı. Tabii bu süreçte kaybedilen 128 transfer puanı, çok daha ileriye gitmemi, top 5000'e girmemi engelledi.



Takım geçmişi: http://fantasy.premierleague.com/M/entryhist.mc?id=97031

Galatasaray ya da herhangi bir Türkiye Ligi takımı, Fantasy Premier League verilerini kullanarak, rahatlıkla transfer listeleri oluşturabilir, transferler yapabilirler. Bunları söylerken haftada 3-4, toplamda 120'ye yakın Premier League maçı izlemem göz ardı edilmemeli. Türk takımları da bu anlamda, transfer etmek istedikleri oyuncuların maç performansını mutlaka izlemeliler, bir yargı oluşturabilmek için.

26 Mayıs 2009

A. Eren Loğoğlu