Cesc etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cesc etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Aralık 2011

"Manolo için, İnsanlık Onuru ve Dayanışma İçin, Oyun Zevki ve Temiz Oyun Oynayanları Seyretme Mutluluğu İçin" Visca Barça | al vent del món



Uruguaylı yazar Eduardo Galeano, Barcelona Futbol Kulübü Vakfı ve Katalonya Gazeteciler Birliği tarafından verilen Uluslararası Manuel Vázquez Montalbán Gazetecilik Ödülü'ne layık görülüyor 25 Mayıs 2011'de. (ŞL Finali'nden önce) Büyük futbol dilencisi Galeano ödül gecesinin yapıldığı Barcelona Hükümet Sarayı'nda şunları söylüyor ve Barça'nın yalnızca Katalanlar için değil, güzel oyun ve dayanışmayı seven yeryüzünün bütün futbol seyircileri için bir kulüpten daha fazlası olduğunu gözler önüne seriyor:

"Bu ödülü Barça’nın 1936’da demokrasi düşmanları tarafından katledilen başkanı Josep Sunyol’un anısına adamak istiyorum.

Ve bir yıl sonra 1937’de bütün İspanya’da yaralı ama canlı kalan onuru ayakta tutan gezgin sporcuların anısına almak istiyorum. 1937’de Cumhuriyet yararına futbol karşılaşmalarına çıkarak Amerika Birleşik Devletleri ve Meksika’yı dolaşan Barçalı oyuncuları kast ediyorum ve aynı eylemi pek çok Avrupa ülkesini gezerek yapan Bask ulusal takımını da elbette.

Onlar sayesinde bu ödülü almak beni heyecanlandırıyor, onlar sayesinde ama aynı zamanda o yılların onurlu mirasçıları olan bugünün Barçalı oyuncuları sayesinde; bu ödül diğer taraftan, tüm bunların yanı sıra, benim can dostum Manolo Vázquez Montalbán’ın adını taşıyor.

---

Manolo’yla pek çok tutkuyu paylaşırız.

İkimiz de futbola tutkunuz; biz iki solak, iki düşüncede solak olarak kazanmayı ödev bilerek oynayanların yönettiği bir dünyada solda oynamanın en iyi yolunun keyif almak ve keyif vermek için oynayanların cesaretine sahip olanların özgürlüğünü savunmak olduğuna inanırız. Ve bu yolda, halkın ayaklarıyla düşündüğüne inanan sağ görüşlü pek çok insanın önyargılarıyla mücadeleye giriştik ama aynı zamanda halkın düşünmemesinden futbolun mesul olduğuna inanan soldaki pek çok yoldaşımızın önyargılarıyla da mücadele etmemiz gerekti.

---

Manolo’yla ben aynı zamanda ironiden, içtenlikle gülmekten ve esprinin her türlüsünden aldığımız keyifte ve bunları yazılarımızda, kitaplarımızda ve kafelerdeki sohbetlerimizde düşündüğümüzü ve hissettiğimizi söylerken kullanma biçimlerimizde de örtüşürüz. Çünkü ciddi beyefendiler, örnek hanımefendiler bize güven vermezler, çünkü kendileriyle alay etmeyi bilmezler; ne Manolo ne de ben, yine bizimkilere benzer politik düşünceleri olan bazı meslektaşlarımızda olduğu gibi sıkıcılığı ciddiyetle karıştırırız.

Şimdiki zamanda konuşuyorsam bu yanlışlıkla ya da dikkatsizlikten olmuş değil; bu üslup güvendiğim sağlam kaynakların bana ölümün kötü bir şakadan başka bir şey olmadığı konusunda güvence vermelerinden ileri geliyor.

---

Manolo’yla ikimiz için çok önemli olan bir başka ortak nokta da: kültürel çeşitliliğin bir kutsaması olarak iyi yemeği savunmamızdır.

Antonio Machado, bugün bazı budalalar şeylerin değeriyle fiyatını birbirine karıştırıyor, diyordu ve çok haklıydı, şairin o zamanının bizim yaşadığımız zamandan farkı yok gibi, çünkü günümüzde de aynı durum yaşanıyor .

En iyi yemek en pahalı olan değildir, Manolo’nun pek yerinde söylediği gibi, en pahalı yemekler çoğu zaman bir ahmakaldatandan başka bir şey değillerdir.

Ben de Manolo gibi halkların kendi kaderini tayin hakkının midenin kendi kaderini tayin hakkını da kapsadığına inanıyorum. Bu hakkı her zamankinden daha çok savunmak gerekiyor, sunduğu fırsatlarda her geçen gün daha eşitliksizken dayattığı alışkanlıklarda her geçen gün daha eşitleyici olan dünyanın mecburi macdonaldlaştırılmaya gittiği bu zamanlarda bu hakkımızı her zamankinden daha çok savunmak durumundayız.

Buraya kadar geldim. Ama biraz fazla içince aptalca şeyler söyleme riskim olduğunu biliyorum bu yüzden ben de aşağıdaki sözleri;

İnsanlık onuru ve dayanışma için,

Oyun zevki ve temiz oyun oynayanları seyretme mutluluğu için,

Bir arada olmanın getirdiği neşe için, paylaşılan ekmek ve şarap için,

Gecelere gizlenen güneşler için,

Bazen acılı olan ama her zaman insanın yolculuğuna, insanın yürüyüşüne, hayatın rüzgarına (al vent del món) yön ve duygu katan bütün tutkular için,

içmenin başka bir biçimi olarak, şarap kadehleriymişçesine Manolo’yla beraber, Manolo’nun şerefine kaldırmak istedim."

Tlaxcala'nın Notu: Galeano’nun kullandığı al vent del món, Katalancadan kelimesi kelimesine çevrilince “dünyanın rüzgarına” anlamına geliyor, ben yukarıda daha Türkçe olduğunu düşünerek “hayatın rüzgarına” dedim. Bu Katalanca deyişle aynı zamanda Franko döneminde, özellikle atmışlı yıllarda Katalanlar için özgürlük/özerklik mücadelesiyle bütünleşmiş bir şarkıya, ilk defa 1959 yılında Valensiyalı ozan Raimon tarafından yazılıp söylenen ve 1963 yılında kayıt edilen bir şarkıya gönderme yapılıyor. Şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Çeviri Bülent Kale

Kaynak:

http://www.tlaxcala-int.org/article.asp?reference=4878

***



Onlara niçin inanmalıyız?

Juan Carlos Navarro, Barça basketbol takımı kaptanı: "Çünkü ilk sorunda bu muhteşem takımdan şüphe duyamayız. Onlar bizi gururlandırdı ve bunu yapmayı sürdürecekler."

Sergi Roberto, Barça B oyuncusu "Biz Barçayız. Bir yenilgiden sonra şüpheye düşemeyiz. 15 kupanın 12'sini kazanan bir kadroya inanmayı bırakamayız. Barça en iyisi, en iyi oyunculara ve teknik direktöre sahip."

Ricard Torquemada, gazeteci: "Çünkü daha oynanacak çok maç var. Barça puanlar kaybetti ama kimliğini koruyor. Sonuna kadar savaşacaklar, her turnuvada. Barça düştüğü yerden kalkmasını bilir, onlar hiçbir zaman bir yanlış sonrası donup kalmadı."

Jordi Basté, gazeteci: "Onlara güvenmemek utanç verici olurdu. Bu takım her şeyi kazandı. 6 puan geriden gelip Madrid'i geçecekler, başaracaklar."

Xavier Bosch, gazeteci: "Çünkü, eğer tarihin en iyi takımına, en rekabetçi ve en iyi teknik adamına güvenmezsek Barça taraftarı olarak -cule- çağrılmayı hak etmiyoruz demektir."

Johan Cruyff, Barça'nın eski oyuncusu, teknik direktörü: "Çünkü bir hafta önce Milan'ı evinde yenen bir takıma güvensizlik sergileyemezsiniz. Bir maç kaybetmek, her şeyin sonu değil, Barça'nın tipik ortamı bu olmasına rağmen ve lig zaferleri Aralık'ta kazanılmaz, Mayıs'ta kazanılır."

Jamie Carragher, Liverpool kaptanı: "Barcelona insanların oyun hakkındaki düşüncelerini değiştirdi. Biz, hepimiz onlar gibi oynamak istiyoruz ama yapamayız."

Ardiles, eski Tottenham oyuncusu: "Barcelona sadece dünyanın en iyi takımı değil, tarihin de en iyisi."

Carlo Ancelotti, eski AC Milan, Chelsea teknik direktörü: "Pek çok Barça oyuncu blaugranayı giydiğinde kendini özel hissediyor çünkü orada yetiştiler. Onları kuvvetli kılan bu ve onların futbol felsefesi şu an en iyisi."

- 3 yılda 12 kupa (2 ŞL 3 lig) kazandı ama hala bir şeyler kanıtlaması isteniyor. 4 sene üst üste lig (-6 puan) ve 2 sene üst üste ŞL'nden daha iyi bir fırsat olamaz Pep için.

- 29 Kasım 2011'de Barça, 4 sene üst üste şampiyon olmak ve tercümanı bu topraklardan sonsuza dek kovmak için, yeni devrim koşusuna başladı yazalım diye.

- 29 Kasım 2010, FC Barcelona 5-0 Real Madrid, tam bir sene geçti Mourinho'nun en ağır yenilgisinin üzerinden, ütopya Futbol 401 dersinden. Çok uzak değil!

- Barça 4 sene üst üste lig şampiyonu olursa Camp Nou turu esnasında Coldplay "Every Teardrop is a Waterfall" ve "Paradise" şarkıları çalsın diye.

- Cruyff, Maradona, Laudrup, Romario, Stoichkov, Rivaldo, Ronaldinho, Eto'o, Henry, Messi + Katalanlar (aidiyet, kimlik, temsiliyet) = Barça denkleminin güzelliğine yine kapılalım.

- Barça'da oynamanın en kötü yanı Barça'yı izleyememek diyen Xavi gibi güzel insanlar kazansın diye.

- 1936'da Madrid yakınında Diktatör Franco'nun faşist ordusu tarafından katledilen eski Barça başkanı Josep Sunyol ismini bir kere daha onurlandırmak için.

***



Nasıl bir takım?

Pep Guardiola dönemi Barça'sı bir maçta en çok 4 gol -bir kez- yedi. (Atletico Madrid 4-3)

Pep Guardiola dönemi Barça'sı birden fazla farkla -en çok iki- sadece 4 maç kaybetti. (Hercules 0-2, Inter 3-1, Sevilla 3-1, Betis 3-1)

Pep Guardiola dönemi Barça'sı Camp Nou dışında yalnızca Vicente Calderon'da birden fazla yenilgi aldı. (Atletico Madrid 4-3, 2-1)

Pep Guardiola dönemi Barça'sını birden fazla -iki- yenilgiye uğratan tek teknik direktör Jose Mourinho. (Inter, Real Madrid)

Guardiola dönemi Barça'sı İngiltere'den yalnızca Arsenal ve İtalya'dan yalnızca İnter'e kaybetti. Almanya&Fransa takımlarına hiç yenilmedi.

Pep Guardiola dönemi Barça'sının 18 yenilgisinin içinde yalnızca iki takım birden çok -iki- galip gelebildi. (Atletico Madrid ve Sevilla)

Pep Guardiola, Barça'nın başında Camp Nou'da 100 maça çıktı ve 6 yenilgi aldı. (3 La Liga, 2 ŞL gruplar ve 1 Kral Kupası)

Pep Guardiola, 4 sene boyunca Barça ile 207 maça çıktı ve 18 yenilgi yaşadı. Bunlardan yalnızca 6'sı Camp Nou'da gerçekleşti.

Barça, La Liga'nın son üç sezonunda Camp Nou'da oynanan 46 maçta yalnızca bir kez yenilgi yüzü gördü. (Hercules, 0-2)

Barça, Camp Nou'daki son yenilgisini 11.09.2010'da Hercules'ten aldı. 27 La Liga+8 ŞL+ 4 Kral Kup+1 Süper Kup = 40 maç üst üste yenilgisiz.

***



Birkaç genel istatistik:

Barça vs. Mourinho

17 maç, 7 galibiyet 6 beraberlik 4 yenilgi (Jose oyuncularına 8 Kırmızı Kart)

Pep vs. Madrid

11 maç 7 galibiyet 3 beraberlik 1 yenilgi

Pep vs. Mourinho

11 maç, 5 galibiyet 4 beraberlik 2 yenilgi

Taktik deha Mourinho son 8 resmi maçın 90 dakikası sonunda Guardiola'nın Barça'sını yenemedi.

Barça 1 Inter 0
Barça 5 Madrid 0
Madrid 1 Barça 1
Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor.
Madrid 0 Barça 2
Barça 1 Madrid 1
Madrid 2 Barça 2
Barça 3 Madrid 2

Daha da ilginç olan, aslında Mourinho'nun Pep'e karşı 11 resmi maçın 90 dakikası sonunda sadece 1 galibiyeti bulunması.

Inter 0 Barça 0
Barça 2 Inter 0
Inter 3 Barça 1 -tek maç eleminasyon, ofsayt gol, Alves'in son dakika düşürülmesi, verilmeyen penaltı
Barça 1 Inter 0 -Bojan'ın sayılmayan son dakika golü-
Barça 5 Madrid 0
Madrid 1 Barça 1
Barça 0 Madrid 1 uzatmalarda, normal süre 0 - 0, kupayı birinin alması için maç devam ediyor.
Madrid 0 Barça 2
Barça 1 Madrid 1
Madrid 2 Barça 2
Barça 3 Madrid 2

Mourinho Barça'ya karşı kazanamıyor, sadece durdurabiliyor ve şansı yaver giderse, hakemler taviz verirse sonuç değişebiliyor, iki kere iki beş etmiyor parti talimat vermedikçe.

Camp Nou tarafına bakalım bir de:

Mourinho, 8 maç 5 yenilgi 3 beraberlik Barça'ya karşı, hiç kazanamadı. Barcelona'dan korktuğu kadar Tanrı'dan korkmuyor. Çünkü onu da -daima yürekten bağlıyım dediği- Barcelona yarattı ancak o ihanet eden olmayı seçti. Muhtemelen bu kazanamama laneti bütün kariyeri boyunca sürecek.

Guardiola'nın Madrid'e karşı oyuncu ve teknik direktör olarak kendi sahasında bileği bükülmüyor, 15 maç 11 galibiyet 4 beraberlik, hiç kaybetmedi.

***



Taktik Tahtası:

2010-2011 sezonu 24 maç 19 galibiyet 3 beraberlik 2 yenilgi atılan gol 65 yenilen gol 15
2011-2012 sezonu 24 maç 17 galibiyet 6 beraberlik 1 yenilgi atılan gol 71 yenilen gol 15

24 maç sonunda geçtiğimiz sezon ligde 2 puan öndeyken (14. hafta 37-35) bu sezon bir maç fazlasıyla üç puan geride (14. hafta 37-32) Barça. 5 puan az toplarken rakibi Madrid aslında makina gibi gözükse de yalnızca 2 puanlık artış sağlamış. Mourinho'nun takımları ikinci sezon kusursuz işler tezi en azından skora yansıma açısından farklı değil, beklentilerin -o kadar yüksek ki- altında kaldığı için Barça, Real daha iyiymiş gibi bir izlenim doğuyor. Sahada oynanan ve adına futbol denilen kavrama da geleceğim birazdan.

El Clasico senaryo, İspanya Süper Kupası ilk maç (2-2) gibi olabilir, Madrid'in 4-0 kazanması gereken oyun, Villa&Leo mucizesi.

Bu maç Guardiola döneminde topa en az sahip olunan maç aynı zamanda, % 52 ile. Barça 207 maçta % 50'nin altına hiç düşmedi. Maçtan sonra takımın Amerika seyahati sebebiyle yorgunluğundan dem vuruldu, Messi'nin devre arası kustuğu söylendi, bir ara maç içinde yere yığılacak gibiydi. 3-2 biten maçta takım daha derli topluydu her ne kadar beklentilerin altında kalsa da.

Real Madrid'in önde dört hücum oyuncusuyla baskı yapan -kale atışı dahil- ve top kenarlara taşındığında takımı oraya yığan anlayışı sürecektir. Top sağ kenardayken Madrid merkez orta sahasının solundaki oyuncu da yardıma gidiyor o bölgeye, kendi alanını boş bırakma pahasına. Mourinho'nun Kral Kupası'ndaki Pepe hamlesinden sonra bulduğu yeni numarası bu, merkezde Barça'ya karşı eksik kalmamak ve baskıyla onları yıpratmak için. Barça topu hızlı çevirip oyun akışkanlığı yaratamazsa bu tercihe ceza kesemiyor. Yapılması gereken belki de ilk defa yerden ayağa kısa pas yönteminden bazı anlar feragat ederek ters, uzun top oynayıp diğer kanada daha hızlı bir geçiş yapmak, böylelikle Madrid savunması kaymalarda gecikecek ve boşluklar oluşacaktır. Burada da devreye Messi, Alexis, Cuenca gibi seri isimler girebilir. (Afellay'ın yaptığı gibi, 0-2'de)

İkinci mesele, Barça'nın kazanmak zorunda olması. Mourinho'nun üç pas ile 5 saniyede golü bulan futbol anlayışı için bulunmaz nimet bu durum. Geride bekleyip kazandığı topları koşu yollarına doğru oynadığı sürece gol pozisyonuna girmesi kolaylaşacak Madrid ekibinin. Pep çareyi 0-2 biten maçta kazanmak zorunda gibi oynamayıp daha kontrollü ve rakibin üzerine gitmeyerek bulmuştu. (Ronaldo'nun isyanı akıllarda) Tehlike bölgesi dışında top çeviren Barça, Real'e çok fazla pozisyon imkanı da tanımamış ve sinir katsayısı yükselen ev sahibi takım hakem tarafından hak ettiği kartları görüp maçtan kopmuştu. (O maç 3-4 kırmızı kart daha olmalıydı, Marcelo, Adebayor, Alonso, Ramos, Carvalho, Arbeloa'nın kasti faulleri hala gözümün önünde) Pep bu iki şartı dengeleyebilecek mi, bu kısım önemli. Çünkü hem kazanmak zorunda hem de rakibin üzerine çok fazla gitmemek.

El Clasico öncesi iki bomba var Pep'in kucağında; Biri Cesc&Alexis'in formundan dolayı oynatılması kaynaklı 3-4-3 zorunluluğu, diğeri açıkta Alexis dışı isim Cuenca/Pedro/Villa'dan hangisi? Pedro'yu Henry'ye tercih eden Pep geçmişe ihanet etmeyip #39 demeli. Pedro onu mahçup etmemiş ve derbilere damga vuran performanslar sergilemişti, bu sefer sıra genç Cuenca'da kanımca, farklılık yaratabilir ve Barça'nın altyapısına güvenme algısına yeni bir tuğla daha koyabilir.

Erken gol. Messi'yle bulunabilecek bir şok gol, her zaman bu tür maçları bir anda tersine çevirebilir.

Duran toplar. Madrid ile oynuyorsanız her zaman gol şansı yüzde % 30'un üzerinde.

Penaltı + kırmızı kart. Haftalardır Real özellikle iç sahada kolay penaltı ve kart kazanıyor, çok dikkatli olmak gerek, istenecek son şey eksik kalmak.

Pep, Cesc'i Xavi'nin geleceği olarak görüp sakatlık ve rotasyon gerektiği anlarda kullansa, 4-3-3'ten vazgeçmese ritm yakalanırdı. Fabregas'ın mevcut düzene oturtulma çabası ve Thiago'nun gereğinden fazla oynatılması (3-4-3 elbette) kaynaklı sorunlar puan farkının asıl sebebi ve biraz da kanat oyuncularının yaşadığı talihsiz sakatlıklar, form tutamama. Barça, bu sezon oynadığı 24 maçta hiçbir zaman aynı 11 ile sahaya çıkmadı. Puyol'un iyileşse de oynatılacağını sanmıyorum.

Valdes, Alves, Javier, Pique, Abidal, Sergio, Xavi, Iniesta, Fabregas, Messi ve Alexis onbiri bekliyorum. 4-3-3 ya da 3-4-3 olabilir.

----------------Valdes---------------
Alves----Pique-------Javier----Abidal
----------------Sergio---------------
---------Xavi---------Iniesta--------
---Messi-------------------Alexis----
----------------Cesc-----------------

ya da

----------------Valdes---------------
-----Pique------Javier-----Abidal----
----------------Sergio---------------
---------Xavi-----------Iniesta------
----------------Fabregas-------------
----Alves------------------Alexis----
----------------Messi----------------

Zaten bu 11 ile her iki formasyon da geçişler içerecek. Valencia maçında olduğu gibi Alves ön alanda yer alacak ve arka, üçlü kalacak. Brezilyalı neredeyse sağ açık gibi olduğundan Messi de sağdan merkeze kayacak, Messi kaydığı için de sıkışmama adına Fabregas geriye geçecek, tamamen yer değiştirmelerle ilgili.

Burada Pep'in Madrid maçlarında hep kullandığı bir tercihi de hatırlamak gerekir. Ronaldo tehlikesine karşı Alves sürekli ön alanda oynamıyor, geride stoper-bek gibi kalıyor ve bu seçim hep başarılı oldu. Yani 3-4-3 alternatifi buradan zayıflıyor biraz.

Cuenca/Pedro/Villa üçlüsünden biri sahaya çıkarsa Cesc'in kenara gelmesi gerekecek. Iniesta'nın kanada atılıp Cesc'in geriye çekilmesi de bir başka tercih, o zaman da Alexis diğer üç isimle rekabet edebilir forma için.

İkinci tercihin Bilbao maçıyla benzerlikler taşıdığını (hatta Valencia) ve zor anlar yaşatabileceğini belirtelim. En makul olan ilk tercihte ısrarcı olup Cesc'i kenara almak, Cuenca'yı sağda ve Messi'yi de sahte 9 olarak kullanmak aslında.

Avrupa'da en çok kaleyi bulan şut atan takımlar, maç başına: 1 Barcelona - 2 Real Madrid - 3 Man City - 4 Tottenham - 5 Bayern Münih

Bu veri biraz da en iyinin hala kim olduğunu gösteriyor, her ne kadar Mourinho takımını daha verimli oynatsa da.

***

Son 7 maç

http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/k-o-n-s-n-t-r-s-y-o-n-11-kupa-jose.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/08/canlar-kimin-icin-calyor.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/05/finaldeyiz-por-que-abi-iyi-kotu-ve.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/master-yoda-aka-p-e-p-tarihin-en-iyisi.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/tesekkurler-cocuklar.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/m-o-u-r-i-n-h-o-m-d-r-i-d.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/04/neo-el-clasico-barca-vs-madrid-mourinho.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/11/de-te-fabula-narratur-los-lunes-al-sol.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/12/bir-devam-yazs-anlatlan-senin-hikayen.html

***

Mourinho öncesi Pep'in Madrid maçları

http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/04/mutluluk.html

Arada bir El Clasico eksik, Ibra'nın attığı, askerde olmamdan ötürü, elbette izledim.

http://erenlogoglu.blogspot.com/2009/05/katalan-zaferi.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2008/12/bir-kulpten-daha-tesi-ms-que-un-club.html

3 Aralık Levante 5-0

Bu sezonun Camp Nou klasiği 3-4-3 tercih ediliyor yine. Pep bu formasyonun 4-3-3'e göre topa daha çok sahip olma şansı sunduğunun bilincinde çünkü orta saha daha kalabalık. Üstelik bu seçim Xavi&Iniesta'dan birini kesmeden Fabregas'ı sahaya sürme opsiyonu da sağlıyor.

----------------Valdes---------------
-----Javier-----Puyol------Abidal----
----------------Sergio---------------
---------Xavi-----------Iniesta------
----------------Fabregas-------------
----Cuenca-----------------Alexis----
----------------Messi----------------

şeklinde yayılım. Pique cezalı, Rayo maçında El Clasico'da oynamak için kasıtlı sarı kart gördüğünden. Bu tavrı Mourinho'nun Ajax maçında alenen talimat verdiği okazyona benzetenler oldu. Jose, meseleyi Platini'ye kadar götürdü arsızca. Pique kart gördüğünde kenarda somurtan, kafasını sallayan Guardiola'yı, daha önce herhangi bir yalan söylememiş, art niyetli davranmamış, sahte işlere başvurmamış bir adam olan Pep'i unutmuşlardı bu yorumları yaparken. En güzel cevabı yine konuşmayarak ve Sergio'yu sarı kart görürse Madrid maçında olmaması riskini -biraz da Levante ciddiyeti- göze alarak verdi, çok şık bir karşılık idi.

Ritüel bozulmadı, topla oynama arttı, Cesc en yüksek verimle ve gol yollarına en yakın şekilde sahadaydı. Xavi&Iniesta 4-3-3'e göre nötralize olmadı, Cuenca performansını sürdürdü ve Pedro'yla olan tarz benzerliğine bir yenisini daha -bitiricilik kalitesi- ekledi. Gol sevincinde ilk olarak pası verene koşmak yerine tribünlere yönelen ve muhtemelen bunu bilinç dışı gerçekleştiren Alexis Barça'nın soyunma odası ruhuna tam anlamıyla ısınamadığını açık etti aslında. Ayrıca no look-pass girişimi de gereksizdi, Ronaldinho dönemi geride kaldı, bu takım işini çok daha büyük ciddiyetle yapıyor. Onun dışında bireysel olarak etkiliydi ancak Barça DNA taşımadığı için sistemi sekteye uğratmaya devam ediyor, bir şansı 3-4-3 tercihinin onun için daha uygulanabilir olması. Kimlik kısmına emsal verecek olursam bir pozisyonda köşe gönderi civarında kaleye doğru dönüp takımına serbest vuruş kazandırdı, Xavi'nin ortasında topu rakip karşıladı ve kontratak oldu. Burada Pedro ve cuenca her seferinde rakip savunmacıyı eksiltemiyorlarsa kendi kalelerine doğru dönüp bek oyuncusuna pas vermeyi seçerler ve bekler yanına yaklaşan Xavi&Iniesta'dan birini görür ve atak ters kanada doğru veya ara pası olasılığı varsa ceza sahasına yönelir ve olgunlaşır. Oyunun durması, ölü top kazanmak Barça'nın istediği bir olgu değil!

Cuenca'nın attığı gole en çok sevinenin yerini ona kaptırmasına karşın Pedro olması ve maçın 85. dakikasında (5-0) Pep'in kendisine doğru gelen topu rakip savunmada az adamla yakalanmışken hemen başlatmak amacıyla oyuncularına aktarma çabası, aslında Barça'nın niçin başarılı olduğunu da açıklıyor.

Zaman zaman Alexis'i en uca alıp Messi'yi sağ kenara çeken yapı, Leo'nun tipik sağdan aktığı gol çeşitlemesiyle sonlanıyor. Ancak bu tür gollerin maç bittikten sonra gelmesi ayrıca değerlendirilmeli. Elimde veri yok ama hafızam beni yanıltmıyorsa geçtiğimiz sezon Barça'nın rakip savunmaların kilidini kırdığı ilk golü ya Messi ya da Pedro kaydediyordu. Şu an bu oranda kesinlikle azalma var.

Alves kenarda bu arada, 3-4-3 zaten bek istemediğinden onu kapsamıyor. Puyol sakatlandıktan sonra onun yerine oyuna giriyor üçlü savunmanın sağında oynamak için. Hücumu kadar olmasa da üst düzey bir kesici olduğundan hiç sırıtmıyor ancak uzun vadede bu bölgenin oyuncusu olabilir mi, tartışılır. Keza Pep'in yeniden yarattığı ve dünya futboluna sunduğu başka bir isimle rekabet etmek zorunda, Javier Mascherano. En iyi savunma önü orta sahalardan biriydi ve şimdi şüphesiz en iyi savunmacılardan biri. Hızlı, seri, çabuk, hamleli, kesici, doğru yerde doğru karar verme, zamanlama, her türlü müdahalede yüksek başarı oranı gibi pek çok özelliği var. Puyol gibi kısa, 1.74 metre boyunda ancak bu kısalıkla savunmanın merkezinde oynayabileceği tek takım da Barça. İşini çok iyi yapıyor ve sürekli sakatlanmaya başlayan Puyol'un ikamesi için bir numaralı aday, transfer bakmaya gerek kalmayacak. Pique'nin de merkezde kalacağı düşünüldüğünde Alves'in rotasyon parçası olma olasılığı baş ağrıtabilir Toure'nin Sergio'yla dönüşümlü oynamam kararı ve City'ye gitmesi gibi. Aynı sorun Javier'de de yaşanabilirdi ve Pep onu savunmaya çekerek -biraz da Puyol'un yokluğunda- bir çözüm üretti ancak bu kez işi daha da zor olacak sezon sonunda ve eğer takım başarısız olursa dağılma da gerçekleşebilir, Villa'nın da ayrılması gündemde çünkü.

29 Kasım Rayo 4-0

Vallecano'da Barça tarihinin adı her duyulduğunda hüzünle hatırlanan oyuncularından biri var, Raul Tamudo. 9 Haziran 2007'de attığı o son golle Camp Nou'yu sessizliğe gömüp şampiyonluğa başkente altın tepsiyle sunmuştu. Yedekler arasındaydı ama ekrana ilk onu getirdi reji, hala popülerdi Katalunya'da. Rijkaard'ın takımının üç sene üst üste şampiyon olmasını engellemesi, bir nevi tarihin en iyi takımını kurgulayan Pep'in önünü açtığı da söylenenebilir. Oyuna girdikten sonra topun ayağına değdiği her saniye ıslıklandı, alışkın olunmayan bir durum ama bu ülke düşmanını belirlediği zaman yakasını da bırakmıyor çünkü geçmiş onları böyle büyütmüş, Franco figürüyle.

Takım 4-3-3'le sahada;

----------------Valdes---------------
Alves----Pique------Javier-----Abidal
----------------Keita----------------
---------Xavi---------Iniesta--------
---Alexis-------------------Villa----
----------------Messi----------------

Getafe yenilgisi ve altı puan geriye düşülmesi sonrası ayaklar yere basıyor. Pep onu başarıya taşıyan klasik 4-3-3'ü tercih ediyor. Teorik kusursuzluk oranı artık Javier'i de sayarsak 9/11 yani eksik olan iki parça Keita&Sergio ve Alexis&Pedro şeklinde gözüküyor. Xavi (pas dağıtım organizasyonu) Iniesta (oyuna akışkanlık getirme, topla ilerleme, Leo köprüsü) Messi (bir şekilde gol) üçgeni doğru pozisyonlarıyla bir arada. Ayakların yere basma meselesi ana/yardımcı plan ile ilgili. Pep bu sezon çok defa Cesc&Thiago'ya fazladan şans verdi ve onları sistem içerisinde kullanmak yerine 3-4-3 üzerinden bir orta saha oyuncusunu daha sahada tutmak istedi. Ve elbette takımın ritmini bozdu bu tercih. Xavi'nin kariyeri sona erene kadar Cesc'in kenardan gelmesi ve Thiago'nun sakatlık, cezalı ve rotasyon yapılabilecek maçlarda denenmesi daha akılcıydı ve takımın birbirine kusursuz parçalar halinde uyumlu oynayan yapısına da çomak sokmamak demekti. Cesc transferinin olumlu tarafı Xavi'nin en iyi alternatifi olmasıyla, olumsuz tarafı da çok iyi olduğundan ötürü bir an evvel takımda ona yer açılmasıydı ve düzen dışına çıkıldı. (United maçındaki mükemmel oyunu hatırlayın)

Ritmini kaybeden bir takımın yeniden akışkanlık kazanması zaman alan bir durum, her ne kadar bu oyuncular yıllardır birlikte oynasa da. Burada zaten ideal olana en yakın noktadan bahsediyoruz, iyi/kötü futbol değil konumuz, o yüzden bu denli derin inceliyorum hususu. (Barça'nın Madrid dışında her takımdan daha iyi oynadığını söyleyebilirsiniz Rayo karşısında)

Alves çok ileride kalarak başlıyor maça, güne özel bir tercih ve üçlü savunma değil çünkü orta saha yerleşimi ve diamond içermeyen yapı bunu net ortaya koyuyor. Keza Alves'in solda bir eşleniği yok, Abidal üçlünün solu olsa. Barça ön alanda 4 oyuncuyla 4 savunmacıya baskıdan etkileniyor ve oyuna başlarken pas hatası yapıp top kazanmak için fazla efor sarf ediyor. Pep, Valdes'in kale atışlarında ön alanda adam adama oynayan rakip baskısına hala -2011 Ocak, Kral Kupası, Betis maçı- çözüm üretemedi ve sürekli bu şekilde top kaybı yapıyor takım, hücum zamanından gidiyor bu süre. Barça'nın kale atışlarında ve top Valdes'e gelince baskı yemesinin bir sebebi de Keita'nın Sergio'dan daha az cesur olması ve bunun bilincinde olan Valdes'in ona pas vermeyi göze almaması, riske girmemesi.

Rayo dersini çok iyi çalışmış. Kale atışları dışında da baskı var ve savunma kurguları üçlü. Böylelikle ortada bir oyuncu fazla bulunduruyor ve rakibe yakın oluyorlar, müdahale şansları artıyor. Yani Barça'yı durdurmak için ceza sahasına otobüs park etmeye gerek duymuyorlar ki onlar için gerçekten takdir edilesi bir durum. Skor yanıltıcı maç sonunda ama Rayo nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynuyor ilk 30 dakika. Gücü yetmiyor sadece, taktiksel açıdan doğru olsa da. Barça'nın bu sekansta pozisyonu yok, Messi durgun. Ancak golden sonra açılıyorlar ve Pep, Messi sağ, Alexis sol, Villa merkez tercihinde bulunuyor. Genel açıdan doğruluk önermeyen bu tercih, rakibin sağ bölgeye daha çok önlem almasından ötürü Alexis'e pozisyon olanağı tanıyor ve goller geliyor, maç kopuyor. Elbette bu anlattıklarımı açıklayan bir veri var, maçtan sonra dökülüyor. Barça bu sezonki en düşük pas yüzdesiyle oynamış %81 (ort. 89,6) ile ve Pep maç sonu rakibi öven açıklamalar yapıyor.

26 Kasım Getafe 1-0

----------------Valdes---------------
Alves----Pique-------Abidal---Maxwell
----------------Sergio---------------
---------Xavi---------Thiago---------
---Messi-------------------Alexis----
----------------Villa----------------

Teorik kusursuzluk oranı 5/11 sadece ve elbette gol bulmak zorlaşıyor. Messi sağ kenardan merkeze kayınca Alves sağ kenar gibi oynayacak, böylelikle merkezde oyuncu fazlalılığı sağlanacak, Pep'in zihninde oluşan düşünce bu!

Yedekler arasında Pedro ve birkaç maç forma şansı bulup gayet iyi oynayan Cuenca var ama 30 milyon Euro verilen bir oyuncuyu oynatmamak olmaz. Küsebilir ve onu kazanmak gerekiyor bu kadar para harcandığına göre, Alexis sahada. 3 puan kaybının sebeplerinden biri bu tercih elbette. (Camp Nou'da onun 3 golüyle gelen 6 puanın bir önemi kalmıyor işte, oyuncu ritm buldu ama en kritik yerde puan farkı açıldı belki de 4 sene üst üste şampiyonluk gidecek bu rotasyonlar yüzünden)

Barça'da işlerin iyi gitmiyor Ağustos başından beri ve ben bunu söyleyince abartıyorsun gibi eleştiriler alıyorum. Denklemin dışına çıkılan, yenilikler denenen, kötü oynanan maçlar olur ama Ağustos'tan bugüne olan düşüşü de görmezden gelemeyiz. İç sahada gol rekorları kurmak, sezona iki kupayla başlamak tabelada her şeyi güzel gösterebilir ancak gelecek derinliklerde, farklı nüanslarda şekilleniyor ve bunu her maç seyreden göremiyor.

Barça oyuncuları krizin o kadar farkında ki, uzun zaman sonra ilk kez son dakikalarda -Xavi de katıldı- panikleyip doldur-boşalt yaptılar. Oyuncular geçen seneki gibi oynamadıklarını biliyorlar ve bu da maç sonunda gerilim, doğru karar verememe olarak zihne yansıyor.

Maç sonlarında Sergio'nun klasik abartmasının ardından yere yatmasıyla topu dışarı atayım derken rakibe veren oyuncular hakem atışıyla başlayan oyunda, tribünler ıslıklayınca acaba top onlarda mıydı diye düşünüp aralarında tartıştılar, Barça'nın farkı biraz da burada!

Getafe gibi takımların Barça'ya karşı böyle kapanması, sürekli fauller ile oyunu durdurması ve duran top üzerinden gol bulması son derece doğal. Onların bütçesi, potansiyeli bu kadar. Sorun 400 m Euro'luk Madrid gibi takımların (fark yaratması beklenen Bielsa'nın Bilbao'da) bunu tercih etmesi ve yalnızca o maç için.

Jose'nin Barça maçları dışında, topa az sahip olup hızlı/dikine geçiş hücumununu her daim övmeliyiz, sorun bu değil, hiç olmadı. "Transition game" tarzının Almanya çıkışlı teknik analizini defalarca irdeledim, Mourinho'nun bunu nasıl başarıyla uyarladığını, Özil&Nuri tercihlerinin bu eksende rasyonel olduğunu. Bu meseleye tamamen tercümanın karakterinden de bağımsız olarak bakıyorum. Rakip antrenörün gözüne parmağını sokan, saygısı olmayan, küstah, rakip oyuncuya çaktırmadan tekme atabilen, rakip kulübenin önüne gelip gol sevincini kasıtlı olarak abartan, zehir zemberek ve bazen de yalanlar söyleyerek açıklamalar yapan, yenilgiyi asla hazmedemeyen, yeri geldiğinde rakibini tebrik etmeyen, el sıkmayan, akıl oyunlarına başvurmadan maçlara çıkamayan, rakibe kokuyorsun gibi bir işaret yapan, sahanın ortasına hazırladığı bir şablonla dalan, fikstüre müdahale edilmesini isteyen, ödül törenlerinde kendi oyuncuları dışında kimseye sarılmayan, rakibi tahrik etme uğruna taraftarların en sevmediği adamı kulübeye getirip maç içerisinde antrenör gibi oradan çıkmasını isteyen, kenara gelen rakip oyunculara sürekli bir şeyler söyleyen, yanına çeken hatta rakip antrenörle oyuncusunun arasına bile girmeye tenezzül eden karakterini hesaba katmıyorum bile.

Madrid'in Barça karşısındaki oyununun stratejik hamle gösterilmesi, bizim ülke futboluna kötü emsal yaratıyor. Savunma futboluna karşı değilim, Jose'nin Barça'ya karşı sergilediği art niyetli, sert fauller olan oyuna karşıyım. ŞL rekoru 31 faul ve o kadar çok kasti hareket oldu ki, hangi birini sayayım. Marcelo'nun ceza sahasında Pedro'nun bacağına basmasından tutunca en az 10-12 pozisyon. Sertliğin, art niyetin, kastın savunma futbolu enstrümanları adı altında meşrulaştırılması doğru değil ve zararlı. Denk takımlar, adı üstünde, bütçeleri yakın. Kendi oyunlarını sergilediklerinde kimin kazandığını görmek olmalı amaç, yarışma bunun için var.

Aynı senaryo: Fener topu bize versin ve Kadıköy'de kontratak kovalasın, biz iyi oynadık diyelim, onlar kazansın. Adil değil! 7 kere geldiler 6 gol oldu argümanı, Karabük maçında 22 faul yapıp oyunu sürekli durdurmaları, biz bunlardan yakınırken, Madrid gibi bir yıldızlar topluluğunu Barça'yı alt etmek için böyle oynamak -sert, art niyetli, kasti- zorunda dersek kendimizle de çelişmiş oluruz.

Şu meşhur savunma futbolu tezini -ki bence de öyle ama bazı noktaları çarpıtılıyor- biraz play by play inceleyelim;

Toure'nin stoper, Milito'nun sol bek oynadığını, Iniesta'nın olmadığını ve en uçta Ibrahimovic'in yer aldığını hatırlatarak başlayayım. Yani savunmanın zirvesi aslında rakibin eksikliklerinden yararlanan bir geçici tez idi, ki 6 ay sonra gelen -ideal parçalarla- 5-0 bunu net bir şekilde gösterdi Jose'ye.

Dakika 1:29 top auta çıkıyor ve kaleci Julio Cesar kale atışını 25 saniyede kullanıyor. (Bir kere vurmak için koşup vazgeçiyor ikincisinde pas veriyor) Daha maçın başı, biz eğer bunu meşrulaştıracaksak Sivasspor'u, Konyaspor'u ülke futbolunu geriye götürüyorlar diye eleştiremeyiz çünkü onlar da ancak böyle puan alabiliyor. Burada bir yanlışlık var.

Dakika 10, Lucio ceza sahasında Ibra'nın formasını yırtıyor.

Dakika 11:00 Günlerce, haklı olarak Sergio'nun yaptığı sahtekarlığı konuşanlar, panoya hafifçe omzunu çarpıp bir süre sonra ayağa kalkan ve sahaya giren Maicon'un oyun başladıktan sonra kendini tekrar sahanın ortasına bırakmasına seslerini çıkarmıyorlar. (Dışarıda yatsa takımını eksik bırakacak) Oyunun durma sekansı tam 1 dakika 41 saniye sürüyor. Çalıyorlar.

Sergio'nun olayında oyun tam 2 dakika duruyor.

Dakika 33:51 Ibra, Cambiasso'ya faul yapıyor. Atışı yarı sahadaki tüm atışlarda olduğu gibi -bunun da amacı zaman geçirmek- Julio Cesar kullanıyor ve 50 saniye sürüyor bu sekans, sarı kart dahil.

Dakika 36:57 Keita ceza sahasında yerde, Maicon'un eli onun sırtında.

Dakika 40:34 Bir hava topu mücadelesi, Messi vuruyor topa, rakibe temas yok, Chivu kendini yere bırakıp faulü alıyor. 35 saniye sürüyor atışın kullanılması.

2 dakika uzatma oynanıyor. Ne koparırsam kar belki hakem dikkate almaz diyen makyavelist Mourinho'nun planı tutuyor ve bunun adı savunma stratejisi oluyor! Eklenmesi gereken kayıp zaman en az 6 dakika...

İkinci yarının hemen başında kazanılan serbest atışta, nereden kullanacağız klişesiyle geçirilen zaman var. Hakeme sormalar, topu 5 metre öne alıp sonra geri çekmeler, geri çekince burası mıydı diye teyit almalar, teyit aldıktan sonra topun başına geçen oyuncuyu değiştirmeler, inanılmaz! Ve bu övgüye mazhar...

Dakika 49:20 Maicon yine işbaşında. Aktörlüğün kitabını yazıp kendini yere bırakıyor. Hakkında en ufak bir eleştiri okumadınız bugüne kadar çünkü Barça formasıyla sahada değildi o gün.

Dakika 52:21 Bu kez Lucio yerde, temas yok Keita'dan. Oyun duruyor, hava atışı, Barça topu veriyor, 35 saniye daha gitti.

Dakika 59:01 Cambiasso havaya yükseldikleri anda Pedro'yu itiyor ceza sahasında, net bir penaltı! Jose gibi düşününler "vermeyebilir hakem, biz faulümüzü yapalım, adını da savunma sanatı koyarız" diyebilirler...

Dakika 61:23 Messi ceza sahasında yerde, pozisyon temiz, Chivu sakatlık geçiriyor. Tam 2 dakika 30 saniye daha çünkü oyuncunun tedavisi saha içinde yapılıyor ve alanını ihlal edip oyuncu değişikliği noktasına kadar gelen Mourinho'yu uyarmaya gidiyor hakem. (İki oyuncu değişikliği + Inter oyuncularının top bizdeydi bize verin kısmı da var bunun içinde)

Dakika 65:32 Eto'o faul alıyor, oyuncu değişikliği o esnada. Bir 50 saniye daha.

Dakika 67:58 Lucio sanırım, top taca çıkmış, top toplayıcı çocuk çıkan yere yenisini koyuyor, taç atmaya giden oyuncu bunu gördüğü halde diğer topu almaya gidiyor gibi yapıyor ve koyulan topun önünden geçiyor, ıslıklar yükselince geri dönüyor. 5 saniyelik bir şey ama sinir bozucu, niyetin ne olduğunun görülmesi açısından önemli. Boşlukları kapatan koşular, parselleme üzerine kurulu savunmanın bir parçası değil bunlar, ayrıca değerlendirilmeli!

Dakika 69:36 Lucio ceza sahasında bir hava topu karşılayıp Keita'ya çarpıyor ve hakem faul veriyor. 45 saniye daha.

Dakika 77:54 Muntari topu kafasıyla karşılayıp, canı acıdığından olsa gerek kendini yere bırakıyor, komik!

Dakika 78:30 Messi'nin Muntari'ye faul yaptığı zannedilip faul çalınıyor. Topun gerisinde 12 metre gerilen -Hami Mandıralı edasıyla- Lucio var. Barça ceza sahası önü değil bu arada Inter ceza sahası önünden bahsediyorum, büyük savunma futbolu 101 ve Jose Mourinho!

Dakika 79:15 Bojan ofsayta yakalanıyor. Atışı yapmak üzere topun başına gelen isim gene Lucio. Bu kez daha da abartıyor, yaklaşık 15-16 metre geriliyor. Ekrana gelen Pique gülerek daha da git işareti yapıyor.

Dakika 84:48 Cambiasso kendini yere bırakıyor, Messi'nin teması yok. 45 saniye daha yok oldu.

Dakika 91:03 Bojan'ın sayılmayan golü, Toure'nin eline çarpmıyor top.

Dakika 92:47 Aralarında Figo'nun da olduğu Inter kulübesi sahaya ikinci bir top atıyor oyun dursun diye, pek çoğunuzun gözünden kaçmıştır, bu da savunmanın parçası!

Uzatma 4 dakika. En az 6 olması gerekiyor yine.

Yani toplamda maçtan çalınan süre en az 12 yaklaşık olarak da saymadıklarımla birlikte 17-18 dakika, siz eğer buna isyan etmiyor ve bundan övgüyle bahsediyorsanız futbolu değil Mourinho gibi ne şekilde olursa olsun kazanmayı seviyorsunuz demektir! Bu adam başarma yolunda gözleri de kör ediyor.

Inter'in 5-4 dizilimli boşlukları kapatan, sürekli koşular yapan oyun anlayışının başarısını elbette konuşacağız ama bu hırsızlığı atlamadan.

Maçın kaydını bulun ve bir kere daha izleyin, belirttiğim dakikaları inceleyin, daha iyi anlayacaksınız. Özellikle ITVSport'un İngiliz anlatıcılarına denk gelirseniz onların yorumlarını da dinleyin.

***

Pep intihar etti, Mourinho 6 puan farkla lider ve El Clasico'yu kazandığı an şampiyonluğunu ilan edecek. Bir devir sona eriyor. 2003'te Ronaldinho'yla başlayan devrim son zamanlarında. Barça'yı bu süreçte -popüler- destekleyenler Madrid'e doğru yol alabilir artık. 1999-2003 arasında Barça'nın hüsran, Madrid'in Los Galacticos günlerini tecrübe etmeyenler, şu an kaybedilenin ne olduğunu bilemezler. Barça'yı 90'lardan bu yana -Rivaldo'yla hatta öncesiyle- sevenleri sıkıntılı bir dönem bekliyor.

Bu takım 3 yılda 12 kupa kazandı. 2 ŞL ve 3 lig var içinde, bir ŞL de kılpayı kaçtı. Erişilen son noktaydı skor ve oyun yönünden. Nüanslardan bahsediyorum aslında yoksa ortada hala iyi bir yapılanma ve jenerasyon var ama ikincileri hiçbir zaman tarih yazmaz. Barça, yapılanma takımı, altyapı tabanlı. O yüzden dönemsel başarı yakalar, emek tandanslı. Bu sene kaybedilirse duraklama devrine girilecek belli ki. Bu tür kusursuzluğa yakın takımların kaderi sezon başında çizilir, plan program işi bir anlamda. Buradan dönüş olmaz!

Mourinho makyavelist. 3 seneden fazla takım başında kalamaması zaaf, sistem kuramıyor, reaktif ama tarzında en iyisi. Hiçbir takımı dört sene çalıştırmadı. Bu sezon başarılı olursa bunu Madrid'de deneyecektir, başka bir hedef çizme olasılığı yok çünkü.

23 Kasım AC Milan 2-3



Çok ilginç ve fantezi tercihler var yine Pep'ten. Üstelik takım deplasmanda zor rakipleri yenemiyor gibi bir algı yaratılmışken bunun kırılması da şart. Geri üçlü Puyol Javier Abi, ön kesici Sergio, merkez orta ikili Xavi&Keita, önde Thiago, sağ kenar Messi, sol kenar Villa ve sahte 9 Cesc. Messi maça sağ kenarda başlayıp 15. dakikadan sonra merkeze kayıyor ve onun bölgesini Thiago dolduruyor. Pep'in zihninde sahaya elde bulunan en iyi oyuncularla çıkmak var ve kanatlarda oynayanların sakatlıkları yüzünden Fabregas'ı en uçta, Messi'yi sağda görüyoruz. Ancak bu mantığın pek de doğru olduğunu söylenemez. 3 orta saha oyuncusu sakat olan takımın, forvetleri daha kaliteli oyuncular diye kötü 3 orta saha yerine 3 forvet sürmesi ne kadar anlaşılmazsa bu da o kadar saçmalık içeriyor! Alves'in yokluğunda üçlü savunma akılcı ancak deplasmanda -içerde denenmeli- bir kez daha iki golle cezasının kesilmiş olması da gayet normal. İlk golde üç savunmacı dört Milan hücumcusunu paylaşamıyor, bunda Seedorf'un zekası ve kendini boşluğa doğru çekmesi de etken, bir ters top, kaymada geciken üçlü Barça savunması, Seedorf'tan Ibra'ya ve gol. İşte zaaf!

Thiago'nun ısrarla oynatılması oyuncuya zarar veriyor artık, sorumluluk çok ani biçimde arttıkça altında kalıyor genç isim. Iniesta'yı andıran -kolay adam eksiltme, dikine topla ilerleme- özelliklerinde gerileme var. Thiago'dan Xavi olmasını beklemek yersiz, Xavi rolü, oyun görüşü ve pasör olmakla ilgili, adam eksilttiğini görmezsiniz ama çok iyi top saklar, dağıtır, araya bırakır. Thiago bunlara haiz değil. Pas, Barça oyun felsefesinin aort damarı olduğundan öyle gözükmesi olağan. Pasları verirken ayağını çektirmesi ve artistik bir tavra girmesi de Barça'nın mevcut haline yakışmıyor.

Dikkat çekici detaylardan biri Sergio'nun üçlünün önünde başlayıp maç ilerledikçe Javier'in yanına, yani geriye doğru kayması ve savunmayı dörtlemesiydi.



Barça kazandı ama geçen sezon oynadığı gibi makina düzeninde değildi. Milan'ı San Siro'da yenmek elbette bir mesaj rakiplere ve ŞL'ne ancak yetersiz. 27 maç üst üste kaybetmedi Barça 30 Nisan 2011'den (2-1 Sociedad) bu yana.

Johan Cruyff “Pep mutlu olduğu sürece devam edecek ve bir gün ayrılması gerekirse yerine geçecek kişiyi de bulacak. Kim olduğunu söylemem ama bildiğim bir şey varsa o kişi Mourinho olmayacaktır" dedi bu maçtan birkaç gün sonra.

Puyol "AC Milan'a her zaman hayranlık duydum. İkinci takımım" şeklinde bir açıklama yaptı.

19 Kasım Zaragoza 4-0

----------------Valdes---------------
Alves----Pique-------Puyol----Maxwell
----------------Keita----------------
---------Xavi---------Fabregas-------
---Cuenca------------------Alexis----
----------------Messi----------------

Barça hala -geçen sezonki- makine düzeninde değil. Klasik 4-3-3 ve kaçırılan bir sürü pozisyon ve dört gol olsa da, oyun akışkanlığı yoktu yine. Xavi artık belini 2009'daki (Madrid, 2-6) gibi çeviremiyor ve o esnada kaybedilen bir saniye, Barça oyun akışkanlığını etkiliyor. Ritm bulma sorunu; teorik kusursuzluk denklemi 6/11, topla oynama % 67, bunları doğuran da kenarda Alexis, merkezde Cesc eklemleriydi. Zaragoza maçının en çok top kaybeden -ezen- oyuncusu muhtemelen Alexis idi, bu da topla oynama oranında azalma olarak geri döndü. Cesc merkezde Iniesta etkisi sağlamıyor, Xavi'nin yanında, çünkü o da daha çok pasör, o bölgede adam eksilten oyuncu şart, üçüncü bölgeye bağlantı ve ani boşluklar bulmak için. Cuenca yine çok başarılı bir maç çıkardı, estetik yönünü de gösterdi. Tek top, sıfır ego, verkaç, içeri kat, rakibe baskı, Barça DNA işte. Cuenca sergilediği bu performansla, yaklaşık 30 milyon Euro'ya transfer edilen Alexis'ten daha ciddi katkı verdi takıma, La Masia farkı. Bu arada sezona çok kötü başlayan Barça B çabuk toparlandı, son altı haftada yenilgi yüzü görmedi İspanya 2. Ligi'nde.

9 Kasım L'Hospitalet 0-1

Maçtan iki gün sonra futbol oynamadan antrenör olanları öven ve Jose Mourinho en iyi olabilir diyen Guardiola "Kazanıyorsam sebebi yüksek bir bütçeye ve harika bir takıma sahip olduğum için. 4 milyon Euro bütçem olsaydı veya bu harika insanlar olmasaydı, kazanamazdım" açıklamalarıyla gönüllere bir kere daha girdi. Barça'ya yakıştığını gösterdi. Pep "Biz Barça'yı en güzel futbolu oynayarak ve davranarak, en iyi şekilde emsil etmek istiyoruz" söylemiyle de kulübün felsefesini bir kez daha gözler önüne serdi. Barça'nın bu deplasmanda bile -Camp Nou'ya çok yakın sanırım- zorlanması yine soru işaretleri doğurdu.

6 Kasım A. Bilbao 2-2

Marcelo Bielsa maçtan önce "Guardiola'nın hücum ve savunma konsepti radikal ve modern futbolda bir devrim" gibi övgü dolu sözler sarf etti.

----------------Valdes---------------
Alves----Javier-------Pique----Abidal
----------------Sergio---------------
---------Xavi---------Iniesta--------
---Messi------------------Adriano----
----------------Cesc-----------------

Teorik kusursuzluk oranı 6/11, yine düşük. Zemin çok ağır, yağmur aralıksız, top şiddetini ayarlamak zorlaşıyor. Gol yine sağdan ve Javier'in hatasında. (Valencia) Adriano'nun maç başında yakaladığı pozisyon klasik Pedro tarzıydı ve o olsaydı, bitiricilik çok iyi olduğundan maç 0-1 başlardı. Fabregas'ın topu altı pasa aktardığı -boş kale- pozisyon, olmayan Pedro&Villa ve sağ kenara hapsolan Messi'den dolayı gol olmadı. Alexis, Afellay sakatlıkları, Pedro ve Villa'nın formsuzlukları artı dönem dönem sakatlıkları rotasyonu çok daralttı ayrıca ve Cuenca doğdu zaten buradan. Beraberlik golü, Barça felsefesiyle uzaktan yakından ilgili değil. Pep'in belki de ilk kez 3-4-3'e bu kadar ihtiyacı vardı ve kullan(a)madı. Topla oynamanın % 61'e kadar düşmesi bütün sıkıntıları anlatıyor. Bu zemin ve hava şartlarında daha iyisini beklemeli miyiz, şüpheliyim. Bilbao sürekli faullerle oyunu yavaşlattı. Basklılar her hamlede topla karışık ayağa vurma geleneğini sürdürüyor, Bielsa da engel olamadı.



İkinci yarı ortaları Cesc Xavi'nin yerine, Alexis sağ kenar, Messi sahte 9 şu an. Leo'nun San Mames'te golü olmaması ve 13 golü Camp Nou'da atması, işaret aslında. Bu tip absürd bir hatayla köşe vuruşuna dönüşen toplar gol olması genellemesi yine doğrulanıyor. Bilbao o kadar çok faul yapıyor ki, bu şekilde maç kazanılmamalı derken Futbol Tanrıları, yine adaleti sağladı.

Bilbao maç boyunca 25 faul ile oynuyor, bu bir taktik ve Bielsa'ya hiç olmayacak bir elbise. Birkaç veri:

La Liga'da en az faul yapanlar: Barcelona 115 - Villarreal 125 - Malaga 128 - R Sociedad 131 - Sevilla 139

2010-2011 sezonunda ŞL faul ortalaması 14 civarı. En yüksek 18,1 ile Shakhtar ve en düşük 10 ile Rangers. Barça da sondan birinci 10,77 ile. Maç başına 14,42 -bu maç dahil- fouls committed ile oynayan Real Madrid, 1-1 biten Barça maçında 31 fouls committed ile ŞL rekoru kırmıştı. 400 milyon Euro'ya kurulan bir takım için utanç verici!

Gecenin en güzel yanı Bielsa -özel yeri var Pep'in kariyerinde- ve Guardiola'nın maç sonu birbirlerini içtenlikle tebrik etmesiydi. Birisinden, özel olsun ya da olmasın -Jose'yi kast ediyorum, ima yersiz- bu tür davranışları göremiyoruz maç sonrası. Bielsa maçı kazansaydık adil olmazdı dedi maç bitimi.

3-4-3 denenmeliydi kenar oyuncuları eksik iken. Cesc merkez, Messi kenar hamleleri çılgıncaydı. Barça'nın deplasmanda zorlanma, puan kaybetme sorunsalı sürüyor. Leo'nun ilk golünü atması da bununla paralel. İşler hala iyi değil!

Pep'in Barça'sı, La Liga'da ilk kez Madrid'in üç puan gerisine düştü. Daha önce 2008-2009 sezonu 2. haftasında 2 puan fark oluşmuştu. Pep'in Barça'sı 20. hafta sonunda; 2008-2009'da 12 puan, 2009-2010'da 5 puan, 2010-2011'de 4 puan fark yapmıştı Madrid'e. Pep'in Barça'sı 2008-2009'da 30 hafta, 2009-2010'da 28 hafta, 2010-2011'da 26 hafta, 2011-2012'da 2 hafta lider oldu. 86/126 gibi bir oran var, kesinlikle hanedanlık.



1 Kasım V. Plzen 0-4

877 dakikayla Victor Valdes, Barça tarihinde en uzun süre gol yemeyen kalecisi oldu. Eski rekor Pepe Reina'nın babası Miguel'e aitti, gelenek! Düz hesap oldu: Pep Guardiola 2008-11 @ Barça - 200 maç 500 gol (2,5 ort.) | Bu evrede Leo Messi - 176 maç 160 gol

29 Ekim Mallorca 5-0

----------------Valdes---------------
-----Alves------Javier-----Abidal----
----------------Sergio---------------
---------Thiago---------Keita--------
----------------Messi----------------
----Cuenca-----------------Adriano---
----------------Villa----------------

46. dakikada Abidal & Pique değişikliği sonrası

----------------Valdes---------------
Alves----Javier-------Pique---Adriano
----------------Sergio---------------
---------Thiago---------Keita--------
---Cuenca------------------Villa-----
----------------Messi----------------

Barça klasik formatının -merkezden hücum- dışında oynasa da Adriano -bence onun için en iyi yer sol açık- ve Cuenca ile çok etkili oldu. Alves de üçlünün sağ parçası gibi davranırken çok fazla öne çıkıp Cuenca'yı çizgiye itiyor ve Messi'yle pas diyaloguna giriyor. Keita sürpriz goller aradı tahmin ettiğim gibi. Üç gol de tabir-i caizse Barça tarzı değil, kenarlardan ortalarla geldi. Barça'nın bu kadrosu, top kazanmaya çok uygun; Alves, Javier, Abidal, Sergio, Thiago, Keita hamleli oyuncular. Guardiola geleceği buradan şekillendiriyor.

Doğru tespit yine. Bojan, Sergio, Pedro, Nolito, Thiago, şimdi de Cuenca. Mesele yetenek değil, Barça DNA içeren oyuncu yetiştiren La Masia. Cuenca o kadar etkileyici oynuyor ki! Tek pas, doğru yerde topu ayağından çıkarma, topsuz koşular, içeri kat etme, al ver, kusursuz.

Daha önce birkaç kez 90 dakika izleme şansı bulduğum Deulofeu -yaş 17- ise hayal kırıklığı yarattı ilk maçında. Beklentileri düşürmeliyiz. Deulofeu'nun en olumsuz özelliği duruş olarak "ben yıldızım" havası takınıp yalandan pres yapması ve rakip savunmayı rahatsız etmemesiydi. Messi uzatmada hala baskı yapmayı sürdürürken, Gerard 17 yaşın verdiği heyecanı taşımıyordu. İkili mücadelelerin de tamamını kaybetti. Cuenca karakter ve oyun yapısı olarak Pedro'ya benzerken, Deulofeu ise Thiago'yu andırıyor, daha havalı ve beklenti çok yüksek.

***

Kim Kimdir? / Bianet alıntı



Josep Sunyol i Garriga (21 Temmuz 1898 - 6 Ağustos 1936) Katalan avukat, politikacı ve FC Barcelona'nın efsanevi başkanı. 1928'de kulübün teknik direktörü oldu. Sosyalist gazete La Ramba'yı 1930'da kurdu. Bir yıl sonra Katalan Cumhuriyetçi Sol Parti'den İspanya'nın yasama organı Cortes'e seçildi. 1935'te kulübün başkanlık seçimini kazandı. 6 Ağustos 1936'da İspanya İç Savaşı'nın ilk günlerinde, Franco'nun askerleri tarafından tutuklandı ve mahkemeye çıkarılmadan idamedildi. Bedeni ailesine teslim edilmedi. Mezarı ancak 1990'ların ilk yıllarında "Els Amics de Josep Sunyol" (Josep Sunyol'un Arkadaşları) adlı bir grubun kampanyası sonrası kazılabildi.

1936'da İspanya İç Savaşı, Real Madrid ve FC Barcelona arasındaki rekabet, Francocular ile Cumhuriyet yanlıları arasındaki mücadeleyi simgeler olmuştu. Simon Kuper'in dediği gibi "Futbol asla sadece futbol değildi" artık. Barcelona'da filizlenen solcu Halk Cephesi, Rivera diktatörlüğünü devirip cumhuriyeti ve başta Katalonya olmak üzere İspanya'yı oluşturan tüm bölgelerin otonomisini ilan ettiklerinde, Kastilya'daki muhafazakar geleneklerin hepsi sağcı general Franco'nun etrafında toplandı.

Cumhuriyetçiler, Franco zulmüne karşı dünyanın dört bir yanından aralarına katılan gönüllüler ile beraber mücadele ederken FC Barcelona'yı "İspanya Cumhuriyeti'nin elçisi" sıfatıyla Meksika ve Amerika'ya gönderirler. Takımın başında İrlandalı bir cumhuriyetçi olan teknik direktör Patrick O'Connell vardır. 1925 yılında bir maçtan önce Barcelona taraftarları Kralcı İspanya marşını yuhaladığında başkan olan Gampar, Rivera diktatörlüğü tarafından "İspanya'nın düşmanı dış mihrak" ilan edilerek sınır dışı edilir.

Manuel Vázquez Montalbán (27 Temmuz 1939 - 18 Ekim 2003). Yazar, şair, gastronom, gazeteci, filozof ve en önemlisi FC Barcelona maçlarını iki eli kanda olsa takip eden spor yazarı. Katalan Birleşik Sosyalist Partisi üyesiydi. Montalbán, "FC Barcelona Katalan halkının sembolüdür. 'Més que un club' (Bir kulüpten daha fazlası) adıyla anılır. Diktatörlük döneminde Barcelona'yı desteklemek Katalan olduğunu göstermenin en dikkat çeken yoludur" demişti. Montalbán adına 2004'ten beri gazetecilik ödülü veriliyor.

5 Aralık 2011

A. Eren Loğoğlu

30 Ağustos 2011

Gelişmiş Versiyon: 3-4-3 | Pep'in Yeni Çözümü "Sahte 10"



Tarih yazmaya devam etmek isteyen ve her kulvarda Real Madrid tarafından yakın takibe alınan Barça için yaşlanmaya başlayan kadrosuna bazı genç, yetenekli ve oyun kimliğini -DNA- taşıyan isimler eklemesi gerekiyordu.

Porto'ya karşı sahaya çıkan kadro, 2007'deki Sevilla'dan bu yana en yaşlı 11 idi UEFA Süper Kupa Finali'nde. (28 sene 145 gün)

Meselenin bu boyutunu iyi irdeleyen Pep, 22 yaşında Alexis, 24 yaşında Fabregas, 20 yaşında Thiago ve 21 yaşında Fontas ile ana omurgayı takviye etmeyi düşündü. Transferi çok konuşulan Rossi'nin de 24 yaşında olduğunu ekleyelim.

Rossi & Alexis tercihiyle ilgili Villarreal maçının da etkisiyle Pep birkaç açıklamada bulundu, konuyu özümsemek adına önemli. Rossi'nin bu yaz bir seçenek olduğunu ve Barça tarzına mükemmel bir şekilde uyacağını ancak daha çok açık oynayan birine ihtiyaç duyduklarını ve Alexis gibi orjinal bir kanat oyuncusu tercih ettiklerini belirtti.

Elbette Pep'in sözleri, ısrarla ve defaatle aynı vurguyu yapıyor, kanat (açık) oyuncusu arıyordum. 4-3-3 kenarlarından birinin merkez forvetten devşirme Villa, diğerinin de Barça DNA ile yoğrulmuş, savunmaya müthiş katkı veren, doğru pozisyon koşuları yapan, son vuruşu kusursuz, yıldız apoleti takma gereksinimini hiçbir zaman duymayan ve sorun çıkarmayan Pedro olduğu hesaplandığında Alexis yerine Messi'ye de sahte 9 oynama konusunda alternatif yaratabilecek Rossi'nin daha uygun olduğunu dile getirmiştim.

Hesaba katmadığımız veya az önemsediğimiz tek veri, Pep'in bu sene sıklıkla 3-4-3 oynama ve özellikle Villa'nın bu sistemde zaaf oluşturma olasılıklarıydı.

Buradan Villarreal maçına geçiş yapıp Alexis'in yeni rolü üzerine de konuşalım.

1986-1994 arası Barça'yla 410 resmi maça çıkan Andoni Zubizarreta'nın -Sportif Direktör şu an- rekoru Victor Valdes tarafından egale edildi. Xavi'yi sahaya çıkarmayıp Valdes'in kaptan olarak sahada yer almasını bile düşünmüş olabilir Pep, bu incelikleri Barça dikkate alıyor çünkü. Ayrıca Fabregas'ın gelmesiyle ikinci plana atılan Thiago'nun ilk 11 başlaması da oyuncuya verilen güzel bir mesajdı kanımca. Rotasyon, doğru yer / doğru zaman çerçevesinde iyi ayarlanmak zorunda, Pep bu konuda gerçekten başarılı, hem hedefe ilerleyip hem de her oyuncuya eşit derecede şans verme gayreti içinde olmak, takdir edilmeli.

Pep maçtan önce "Bu takım özel nesil oyunculardan kurulu, aynı zamanda yakın arkadaşlar, ki bu nadiren olur, sorunları kolaylıkla çözmeye dair onlara izin veriyor. Yenilgiyi kabullenmek ve kazandığında mütevazi olmak, daha gizli kutlamak hususunda eğitim aldım." ifadeleriyle karşı yakaya kibar bir dokundurmada bulunurken, takımını da övmekten geri kalmıyor.

Soyunma odası, takım olma, mantalite ve yalnızca sahada doğru işler yaparak değil saha dışında da nasıl olunması gerektiğini öğreterek sergiliyorlar "güzel oyun" felsefesini, özel olan bu!



Başarılı pas sayıları Barça 798 - 235 Villarreal
Topla oynama oranları Barça % 72 - %28 Villarreal (Katalan radyolarında % 75-78 arası)

Marcelo Bielsa'nın Şili'si ve Louis Van Gaal'in Ajax'ı ya da Johan Cruyff'un Barça'sı 3-3-1-3 formasyonu kullanıyordu. Bir nevi 3-4-3 çeşitlemeleri.

1 - serbest ya da sabit oyuncu tanımının bloklardan bağımsız olduğunu net bir biçimde göstermek adına kullanılıyor.

Dün gece bu rolü Keita'ya -sabit- veya Fabregas'a -serbest- dağıtabiliriz. 3-1-3-3 ya da 3-3-1-3 şeklinde. Benim daha önce kullandığım 3-3-3-1 formasyonu Villa'nın hedef santrfor rolü Messi'ye uymadığından -sahte 9- bu maç ekseninde geçerli değil.

Fabregas transfer edildiğinde 3-4-3'ün mutlaka deney olarak karşımıza çıkacağını öngörmüştüm. Bu düşünceyi dayandırdığım referanslar geçen sezon oynanan bazı maçlardı:

2-1 kazanılan Atletico Madrid maçında Sergio, iki merkez savunmacının ortasına çekildi, Alves ve Maxwell de geriden kenarları kullandı. Villarreal maçında apayrı bir uygulama -Alexis, Pedro önde, en uç Leo, arka Cesc- vardı, savunma üçlü olsa da.

Zaragoza karşısında 2-0 kazanırken 3-3-3-1 (3-4-3) formasyonuyla sahadaydı takım. Geride Puyol & Pique & Abidal, kenarlar Pedro ve Iniesta'ydı. Villarreal maçına benzer bir uygulama.

ŞL'de 2-0 biten Rubin Kazan maçı, görseller üzerinden Zaragoza maçına da göz atmıştım yeniden, çarpıcıydı.

1-0 biten Valencia maçı. Alves ve Adriano kenarlar, alt model.

1-1 biten Sevilla maçı.

2 sorun, en uç Villa arkasında Messi, sahte 9 işlerliğini azaltıyor ve kenarlar Alves, Adriano orjini bek olan isimlerle hücum varyantlarını artırmıyor.

Çözüm? Yeni bir teknik terimle tanışmaya hazır olun, "false 10" yani sahte 10 ile gelişmiş versiyon 3-4-3:

Teorik kusursuzluk denklemi, ideal 4 - 3 - 3 görseli;



Teorik kusursuzluktan kasıt, görselde yer alan 11 oyuncunun, yalnızca belirtilen pozisyonlarda oynaması. Emsalen Puyol'un merkez sol savunmacı olması bir koşul, başarı için. Ve Pep'in tercihleri, denklemin dışına ne kadar az çıkarsa başarıya giden yol da bir o kadar kısalıyor. En az 7/11 oranı sağlanırsa sorun yok. Yine de bazı kritik pozisyonlarda ideal oyuncular bulunmalı, ön süpürücü Sergio ve merkez savunmacı Puyol gibi. Bu iki oyuncu takımda yoksa galibiyet oranı neredeyse % 20 azalıyor.

Transfer listeleri şekilleniyor hafiften. Sezon içersinde sürekli vurguladığım gibi ana hedefler Cesc, Rossi, Alexis Sanchez, Javier Pastore, Agüero gözüküyor.

Omurgaya Thiago ve Fontas eklemeleri de düşünüldüğünde, stoper, sol bek de transfer edilebilir. Maxwell, Milito'nun ayrılması an meselesi.

Abidal daha çok merkez savunma olarak oynayacak önümüzdeki sezon, sözleşmesini uzatırlar.

Xavi / Cesc denklemini Guardiola çok istiyor, Rosell temkinli yaklaşıyor çünkü bu kadar para ödenecek oyuncunun kenarda bekleme olasılığı da var ve aynı bedel ile başka bölgeye transfer yapma şansı ellerinden alınmış oluyor onun düşüncesine göre.

Xavi, Cesc ve Iniesta'nın aynı anda sahada olduğu denklem bu sezonki kadar kusursuz olmayacaktır. Andres'in sola atılması, Xavi'yle olan topsuz yer değiştirmeler, paslaşmalar ve boşluk yaratma sekanslarını düşürecektir. Keza Xavi ve Cesc'in iki pasör olarak yan yana olmalarından aynı etkiyi beklemek de yanlış olur. Üçünün bir arada olup Xavi'nin geriye atılması olasılığı da var göz ardı etmeyelim, hatta Sergio'nun üçlü savunmanın merkezinde denenme sebebi biraz da bu yüzden. Xavi geriye atılırsa Sergio kadar top kazanabilir mi, bunun yanında Cesc en az onun kadar üretken olabilir mi, zaman gösterir. Elbette Xavi'nin de sürekli öne çıkacağını unutmamak gerekiyor.

Daha önce kullanılan ve olası Cesc transferiyle revize edilecek 3 - 3 - 3 - 1 görseli;



Burda oyunun kaymasına göre Pique ve Abidal'in kenarlara açıldığı Sergio'nun tamamen öne çıkarak Xavi'yle bütünleştiği, Xavi'nin de Sergio'dan güç alıp Cesc ve Iniesta'ya katıldığı, Villa'nın gezgin ama daha çok sola yatkın uç oyuncu modelini benimsediği, Messi'nin sahte 9 numaraya devam ettiği bir 3 - 3 - 3 - 1 (3 - 4 - 3'den türeyen) görülebilir. Villa'nın yanında en uç bölgede Alves ve Pedro var teoride.

4 - 3 - 3'e göre orta sahada bir oyuncu fazla oynatma şansı beliriyor. Alves'in kanat üretkenliği artıyor, nerdeyse forvet gibi davranabiliyor. Xavi, Cesc ve Iniesta aynı anda ve en önemlisi merkezde birbirine yakın oynayabiliyor. Messi de geriye gelerek onlara katılacak.

Rossi'nin tercih edilme sebeplerinden biri de bu sistem, Villa / Rossi değişikliğiyle özellikle Real Madrid gibi katı oynayan takımlara karşı daha seri, dikine giden isimlere ihtiyaç var, Afellay da bunlardan biri.

Yine Rossi, Villarreal'deki rolüyle Messi'nin sahte 9 numara görevine de en uygun isim, üç yılın ardından bazı zamanlar Leo'yu dinlendirmek gerekecektir.

Pedro / Rossi / Messi gibi çok keskin bir üçlü denenebilir veya Pedro'nun formsuzluğunda David Villa konumlanabilir. Daha atladığımız bir Afellay olacak, önümüzdeki sene müthiş bir patlama yapacağını şimdiden öngörebiliyorum, Di Maria'nın Madrid'e verdiği kadar bir katkı bekliyorum ondan.

4 - 3 - 3 içersinde Xavi'yi daha ekonomik kullanmak amaçlı Xavi / Cesc rotasyonuna da gidilebilir. Keita'nın 27 maç ilk onbir çıktığı düşünülürse Cesc de sorun çıkarmayacaktır 30 - 40 maç bandında kalmaya. Sezona Sergio'nun alternatifi olarak başlayan Javier'in 35 maç ilk onbir çıkması da önemli bir veri sağlıyor bize. Pep, oyuncuları küstürmeyecek şekilde rotasyona dahil etmeyi çok iyi beceriyor.

Aslında 3 - 3 - 3 - 1 formasyonunda Xavi'nin önde oynamasının büyüteceği sorunlar da baş gösterecek. Bu sezon Pep'in yaptığı deneylerde geride Sergio ya da Javier oynadı, önünde de duruma göre yine ikisinden biri. Yani asli tanımı ön kesici olan iki oyuncu kullanıldı bu kritik pozisyonlarda. Xavi'nin bu bölgeye adaptasyonu nasıl olur, bunu ancak sahada görebiliriz.

Alternatif 3 - 3 - 3 - 1 görseli, Pedro çok geride;



Ben çok taraftarı değilim bu sistemin ancak bazı maçlarda oyunu gerçekten açtığına da şahit olundu, göz ardı edemeyiz. Yeri geldiğinde bu sistemi kullanmak veya yine sezon boyunca Barça'nın yaptığı gibi maç içersinde bile sistemi dönüştürebilmek de önemli bir opsiyon sağlıyor anti tezler için.

Önceki yazımı revize etmem gerekirse, isimler üzerinden sistemi daha işler hale getirmeye çalışıyor Guardiola ve bir farklılığa gidiyor, sahte 10 ile.

Geçen sezon 3-4-3 formatlarının oynandığı maçlardaki Messi & Villa ikilisinin az veriminden ötürü Cesc & Messi ikilisine bir geçiş önizlemesi yapıldığı söylenenebilir.

Geride Javier & Sergio & Abidal üçlüsü. Busquets'in hızlı düşünüp karar verme, çabuk tek pas özelliğini ve oyun görüşünü kullanıyor, onu merkezde oynatıp. Böylelikle savunmadan çıkarken yaşanan sorunların (Javier & Abidal tandemi + Keita ön süpürücünün doğurduğu problemler hafızada çok taze, Madrid 2-2 ve Porto 2-0) da önüne geçiyor. Sergio ağır olduğundan yanına iki hızlı isim ekliyor, Javier ve Abidal, arkaya atılan topları kaçırmama adına. Keita ön kesici ve işini kusursuza yakın yaptı dün gece. Orta sahaya kadar çıkan üçlü savunmayla birlikte rakip ataklar olgunlaşmadan topu kazanmayı başardı. Javier & Abidal ve Keita dün gecenin üç önemli ismiydi, pek çok izleyici gollere yoğunlaşırken topu bir an önce kazanıp arkadaşlarına aktaran ve hücumu olgunlaştıran. Üstelik Javier & Abidal, zaman zaman bek gibi iyice taç çizgisine kadar açılıp hücuma da katıldılar.

Pep de onların hakkını verdi maçtan sonra "Mascherano ve Keita'ya dokunmayın, onlar benim küçük çocuklarım, onlar iki güneş ışığı" diyerek. "Tek bir savunmacımız vardı, Abi -Fontas'ın yanında- Bu yüzden böyle oynamayı düşündük, pek çok top sirkülasyonuyla. (oyun akışkanlığı) Fontas süre alacak, iyi bir oyuncu ve karakter. Yedekler de takımımız için önemli. Hazır olmalı oynamaya." sözleriyle de Fontas'ı unutmadığını gösterdi.

Bek olarak hücuma katılma noktasında da geleceğe dair bir ipucu verdi "Alves de üçlü savunma oynayabilir" şeklinde.

Asıl mesele önde. Thiago sağ iç & Iniesta sol iç ve Thiago sağ kenara kayarken, Iniesta daha çok merkez öne kayıyor, bunun da sebebi Pedro'nun müthiş enerjisiyle sol kenarı tamamen kontrol edebilmesi kaynaklı. Alexis'in Messi'yle koordinasyonunda sorunlar olmasa dün çok daha etkileyici bir başlangıç yaptığından bahsedilebilirdi ancak topu oraya kadar getirip pas hatası yapmasını şimdilik adaptasyon sürecine yoruyorum. Pep'in istediği sistem dışı katkıyı -çeşitlilik ve Messi'nin tıkanma anlarında- ise kesinlikle sağlıyor, çok süratli, arkaya rahat deplase oluyor, kontratak kısmında başarılı, topu ayağında olabildiğince az tutuyor. Ibra'yı sisteme entegre edemeyen bu topluluk bakalım Alexis'i nasıl değerlendirecek, ikna olmak için erken, ön yargılarda kalmak için de geç artık çünkü takım & Alexis sahada ve performansını reel olarak analiz etme şansı var şimdi.

Bu maçta anlayamadığım ya da Barça'nın yapamadığı tek hamle, kenar oyuncularının -Pedro, Alexis- savunmanın arkasına sürekli sarkma talebinin olmamasıydı. Pep, sahte 9 Messi'nin geriye gelmelerinde bu eylemi merkez oyuncuların -Cesc, Iniesta, hatta Thiago- yapmasını istedi. Alternatif bir plan mıydı Messi kilitlendiğinde devreye sokulacak yoksa Fabregas'ın da gelmesiyle merkezi daha da kuvvetlendirme çabası mıydı, bunu zaman içersinde öğreneceğiz.

Merkez kenarlardan niçin daha önemli Barça sisteminde, bunu pek çok kez anlattım. Oyun merkezde kaldığı sürece Barça kompakt ve dar alana -30 metre takım boyu- sıkıştırdığı yapısıyla, topu kaptırdığı an tehlikeli atak yemeden tekrar kazanma şansını yakalıyor. Eğer oyun çok fazla kenarlara yayılsaydı, Barça'nın derin savunma zaafları ortaya çıkacaktı. Ana oyun planı topa sahip olmak ve merkezden hücum etmek olduğundan, rakipler Barça'ya göre şekilleniyor ve zaaflardan yararlanamıyorlar. Mourinho'nun sürekli uzun diyagonal top oynatma sebebi salt kendi hücumunu şekillendirme üzerine kurulu değil, rakibin top hakimiyeti ve kompaktlığını da azaltmaya yönelik bir girişim.

Pep'in dün geceye dair "Düşüncemiz merkezde pek çok oyuncuyla çok fazla top dolaşımına sahip olmaktı" sözleri, bütün yazdıklarımı destekler nitelikte zaten. Ayrıca "Bu takımda koşmayanlara ve takım arkadaşlarına pas vermeyenlere yer yok" beyanatıyla asıl unsurların Cruyff'un öğretilerinde olduğu gibi topa sahip olma, pas ve koşu üzerinden süreceğinin işaretini de veriyor, sayılardan bağımsız. Formasyonlar sistemi kusursuzlaştırmak adına ufak rötuşlar gibi, 4-3-3 ve 3-4-3 ekseninden sapmadan.

Messi en uçta sahte 9 görevine -deep- devam ederken ona eşlik eden ve görev değişimlerinde bulunan -Messi marke vaziyette kalırsa Carvalho'nun onunla gelmesi gibi- klasik 10 numaradan farklı olarak ikinci forvet gibi ceza sahasına giren, bunun dışında merkezde serbest takılan bir Fabregas vardı sahada. Sahte 9'un yarattığı boşluklara hareketlenen sahte 10.

Pep "Cesc sistemi, pek çok oyuncuyu çocukluğundan bu yana biliyor. Arsenal gibi büyük bir takımın kaptanıydı." diyerek Fabregas'ın herhangi bir adaptasyon sürecinden geçmediğini de doğruladı.

2010 Dünya Kupası'ndan "False 10" yazısı.

Genel çerçevede Cesc'in oyun liderliğini de aldığını düşünürsek, Xavi'nin rolünde ne gibi değişimler olacak, bu kısım belirsizliğini koruyor. Dün gece sürekli Keita'nın bölgesinde -etkisiz alan- topla buluşan Xavi'nin görevi topu sahte 10'a -o esnada Iniesta'ydı, Cesc oyundan alınmıştı- aktarmanın dışına hiç çıkmadı.



Gol analizleri:

İlk gol, pası veren Fabregas, topu süren ve şutu atan Thiago, ceza sahasına koşu yapan Cesc ve Messi. Bahsettiğim gibi Pedro ve Alexis geride kalıyor çünkü oyun tamamen merkezden kurgulanmış, onların kenarda kalması isteniyor.

İkinci gol, Messi'ye pası veren ve pas almak için tekrar boşa çıkan Thiago, koşuyu yapan Fabregas, pası atan Messi, sahte 9-10 yer değişimi var burada. Pedro ve Alexis yine ceza sahası dışında.

Üçüncü gol yine sistem ürünü. Bolca pas, yakalanan çizgi savunma, yaratılan boş alan ve Alexis'in Thiago'nun pasına koşusu. Gol sonrası vücudunu göstermek için formayı çıkarıp sarı kart görmesi Alexis'in Ronaldo'ya benzeyen bir başka yönü herhalde. Top cambazlığı, 9 numara şımarıklığı ve şimdi de gösteriş merakı, Barça'ya hiç uymayan haller.

Dördüncü gol tipik Barça. Thiago sağ kenardan merkezi görüyor, Iniesta Fabregas'la verkaç yaparken, Messi koşusuna başlıyor ve Andres aradan ona ulaştırıyor topu.

Beşinci gol dar alanda kısa paslaşmaların ardından topun Messi'ye gelmesi, Thiago'ya aktarılması ve tekrar Messi'yle buluşmasıyla sonlanıyor.

Görülüyor ki Fabregas ön alanda çok yararlı olacak, tahminleri boşa çıkarmayacak ve gol / asist istatistiğinde Xavi & Iniesta'yı geçecek. Thiago da büyük bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

4-3-3'ten 4-6-0'a, 3-4-3'ten 3-7-0'a doğru uzanan, çok değil 10 yıla kadar bir sürü kitap yazılacak -umarım biri de ben olurum- Barça'nın yarattığı futbol devrimi üzerine. Pep, Alves üçlü savunma oynar emsaliyle başka bir şeye, nerdeyse bir ütopyaya göz kırpıyor:

-------------Valdes-------------
----Alves----Pique----Abidal----
-------------Sergio-------------
--------Xavi--------Iniesta-----
--Alexis----Fabregas-----Pedro--
-------------Messi--------------

Guardiola 2008'de göreve geldiğinden bu yana yapılan 187 resmi maçın tamamında takım topla oynamada % 50'nin altına düşmedi. Ortalamalar 2008 - 2009'da % 65.8, 2009 - 2010'da % 68.7 ve 2010 - 2011'da % 73.4 şeklindeydi, sürekli bu yönde bir gelişim gösterildi.

Yeni hedef % 80 muhtemelen. Pique'nin savunmada tek kaldığı, Alves ve Abidal'ın kenarlara yayıldığı -dün Javier yapmıştı bazen- merkezde 9 oyuncuyla -şu an 7 kimi zaman 8- top dolaştırabilen, santrforsuz, pas pas pas koşu koşu koşu, topa daha çok sahip olma, sahte 9 ve sahte 10, kenarlarda zıpkın gibi Alexis ve Pedro ile, üstelik Xavi ve Iniesta'nın yerleriyle oynamadan.

Puyol'un devrinin -futbol açısından- bittiğini buradan da anlıyoruz aslında. Birkaç seneye Xavi & Thiago, Abidal & Fontas eklemleri de yapılabilir ana omurgaya. Eric'in yerine yine hızlı bir oyuncu daha elzem.

Bana çok fantezi geliyor, başarılması imkansıza yakın. Son 3 yılda 2 ŞL 3 La Liga ve toplamda 12 kupa kazanan 4-3-3 formasyonu ve alışılmış bir oyun akışkanlığı varken zorlama duruyor bu düşünce, büyük risk.

Elbette 4-3-3'ün 2008'den bu yana değişimler gösterdiğini -sahte 9 ve ön alanda baskı- de unutmuyoruz. Ama evrimler hep sistemin dışına çıkmadan gerçekleşmişti, bu kez biraz daha farklı, yine 3-4-3 olduğundan aynı yerden doğuyor ancak çok daha kompleks.

Zaten bunları düşünüp uygulayınca Pep Guardiola olunuyor, ortaya bir farklılık koyunca. Bizse gözlemlerimizi yazıyoruz.

Pep, Puyol'un Eylül'de döndüğünün müjdesini vererek, ana oyun planının hala 4-3-3 olduğunun altını da kalın bir biçimde çizdi kanımca.

***



Villarreal Teknik Direktörü Garrido'nun maç sonu konuşması her şeyi apaçık gözler önüne seriyordu:

"Bir süredir aynı şeyi söylüyorum, Barça yeryüzünün en iyi takımı ve tarih yazıyorlar."

Johan Cruyff ile bitirelim:

"Bu Rüya Takım, eskisinin daha iyi bir versiyonu."

187 maç oldu, bıkmadan usanmadan onları seyreyliyoruz. Bir futbol devrimine tanıklık ediyoruz. Belki 5 sene sonra bu denli güzel oynayan bir takım olmayacak ve biz arşivden çıkarıp bu maçlara bakacağız özlemle. Bu güzel oyunun önünü futbol dışı işlerle kesmeye çalışana -Mourinho'ya olanak tanımayın- kızacağız. Bir daha bu denli özel bir takım görme şansımız olmayabilir, pişmanlık yaşamayın yıllar sonra. Futbolu seven biri olarak mutlulukla dolun onları televizyonda gördüğünüzde, bunun için oynuyorlar, güzel oyun alkışlansın, model olsun diğerlerine, bir de aidiyetleri, kimlikleri Barça kazansın diye. Ufak detaylara, manipülasyonlara takılıp bu güzel insanlar topluluğunu yalnız bırakmayın, bir daha olmayabilir!

Geçmiş üç sezondan çok daha önemli bu sezon, her şey iyi başladı ama aslolan iyi bitmesi ve insanların gönüllerini fethetmeyi sürdürerek, başka türlüsü Barça'ya yakışmaz, yakışmadı da asla.

Bir daha hiç yaşanmayacakmış gibi keyif alın onları izlerken!

Dört sene üst üste şampiyon olmak ve futbola değil kazanmaya tapan şahsı bu topraklardan sonsuza dek kovmak için!

30 Ağustos 2011

A. Eren Loğoğlu

16 Ağustos 2011

Fabregas'ın 2001'deki Formasında Pep İmzası



2001'de kaptan Guardiola, 14 yaşındaki Fabregas'ın formasına şu notu düşüyordu;

"Francesc Fabregas için, umarım seni birkaç sene içinde 4 numaralı formayla Camp Nou'da görürüz. Bol şans. Pep Guardiola"

Bu hikayeyi başka kulüpler yazamaz, Cruyff'tan Pep'e, Pep'den Xavi'ye, Xavi'den Cesc'e ve belki de Cesc'ten Thiago'ya uzanan bir yolculuk. 1999'da Pep'in Iniesta'ya ödül verme anını kim unutabilir! Bu yüzden değerli onların başarıları. Bu yüzden bir kulüpten daha öte.

Pep ve Cesc birlikte şimdi, Teknik Direktör ve 4 numaralı formayla. Mutluluk. Hikaye sürüyor, sürecek. Bu yüzden güzel onları anlatmak.

Kulübün yakın tarihçesine kronolojik olarak değinelim kısaca;

1973 Cruyff Barselona şehrine ayak basar.
1974 Lig şampiyonluğu kazanılır 14 yılın ardından. Real Madrid Bernabeu'de 5 - 0 mağlup edilir.
1975 Franco ölür.
1979 Demokrasiye geçiş ve Katalunya'nın otonom bölge ilan edilmesi, şehrin ve ülkesinin her alanda yükselişe geçme evresinin başlangıcı olur.
1979 Cruyff, Ajax altyapı modelini Barça'ya önerir, La Masia kurulur.
1984 Guardiola 13 yaşında La Masia okuluna yazılır.
1988 Cruyff Teknik Direktör olarak geri döner.
1990 Guardiola 19 yaşında ilk maçına çıkar.
1991 Xavi 11 yaşında La Masia'nın yolunu tutar.
1992 Cruyff Barça'ya ilk Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazandırır.
1994 Cruyff Barça'yı 4 yıl üst üste lig şampiyonu yapar.
1995 Puyol 17 yaşında La Masia'ya gelir.
1996 Iniesta 12 yaşında La Masia'ya seçilir.
1997 Guardiola kaptanlığa yükselir.
1998 Messi'nin büyüme hormonu tedavisi görmesi gerekmektedir.
1998 Xavi 18 yaşında ilk maçına çıkar.
1999 Van Gaal Barça'yı 2 yıl üst üste lig şampiyonu yapar.
1999 Guardiola Iniesta'ya bir turnuvadan dolayı ödül verir.
1999 Puyol 21 yaşında ilk maçına çkıar.
2000 Messi Barselona şehrine ayak basar, kulüp tedaviyi karşılar.
2001 Luis Enrique kaptanlığa yükselir.
2002 Iniesta 18 yaşında ilk maçına çıkar.
2003 Rijkaard, Cruyff'un tavsiyesiyle teknik direktörlüğe getirilir.
2004 Puyol kaptanlığa yükselir.
2004 Messi 17 yaşında ilk maçına çıkar.
2006 Rijkaard Barça'ya ilk Şampiyonlar Ligi'ni kazandırır.
2006 Rijkaard Barça'yı 2 yıl üst üste lig şampiyonluğuna taşır.
2007 Guardiola Barça B'nin başına geçer.
2008 Xavi, Iniesta, Puyol'un olduğu İspanya Avrupa Şampiyonu olur.
2008 Guardiola Barça B'nin şampiyon olup 2. lige yükselmesini sağlar.
2008 Rijkaard ayrılır, yerine Guardiola geçer. Tavsiyeyi veren Cruyff'tur yine.
2008 Luis Enrique Barça B'nin başına geçer.
2009 Guardiola Barça'ya ikinci Şampiyonlar Ligi'ni kazandırır. Üçleme yapılır, bir sezonda 6 kupa elde edilir.
2010 Xavi, Iniesta, Puyol'un olduğu İspanya Dünya Kupası'nı kazanır.
2010 Şampiyonlar Ligi Yarı Finali'nde Mourinho'nun Inter'i Barça'yı eler.
2010 Guardiola Barça'yı 2 yıl üst üste lig şampiyonu yapar.
2011 Guardiola Barça'yı 3 yıl üst üste lig şampiyonu yapar.
2011 Guardiola Barça'ya üçüncü Şampiyonlar Ligi'ni kazandırır.

Döngü şeklinde ilerliyor. Ve bu kulübün neden başarılı olması gerektiğini anlıyorsunuz her bir satırı okuduğunuzda. Birileri "por que" diyor ya işte, cevabı bu tablo, kısır olmayan, doğurgan çember, toprağı tırnaklayarak elde edilmiş.

Fabregas da eklendi bu kronolojiye:

1997 Cesc 10 yaşında La Masia'nın yolunu tutar.
2001 Kaptan Guardiola, Fabregas'ın formasına tarihi notu düşer.
2003 Cesc Arsenal'e gider.
2011 Fabregas yuvası Katalunya'ya geri döner.

16 Ağustos 2011

A. Eren Loğoğlu

15 Ağustos 2011

Katalan çocuğun gerçekleşen hayali | Forma Devir Teslim: 4 Cesc Fabregas



Sonunda gerçekleşti. Nazım Hikmet'in Piraye'ye seslenişi gibiydi birbirlerine duydukları şey;

"Seni nasıl seviyorum biliyor musun? Ot yağmuru nasıl severse, ayna ışığı nasıl severse, balık suyu ve insan ekmeği nasıl severse, sarhoşun şarabı, şarabın billur kadehi sevdiği gibi, annenin çocukları, çocukların anneleri sevdikleri gibi, Lenin'in inkılâbı ve inkılâbın Marx'ı sev­diği kadar, velhasıl seni Nazım Hikmet'in Hatice Zekiye Pirayende Piraye'yi sevmesi gibi seviyorum. Çıkarsam ve sana kavuşursam, bu öyle dayanılmaz bir saadet olacak ki, gebereceğim diye korkuyorum."

Oysa öyle olmadı. Taze bir ekmek hayaliyle yıllar yılı aç yaşayan biri, hasretle dişlediği somunun dördüncü diliminde ne hissederse onu hissetti Nazım; ot yağmura, ayna ışığa kavuştuğunda ne olursa, o oldu. Alışıldı. Sarhoş şaraptan bıktı, şarap kadehten taştı, inkılâp Marx'ı aştı. Aşk bitti ve ayrıldılar.

Londra'dan Barcelona şehrine süzülerek bir uçak indi ve aşkın sigortası olan uzaklık kavramının süresi sona erdi. Kavuştular.

Aşk bitti mi yoksa yeni mi başlıyor bunu zamanla öğreneceğiz. Şair ruhunun gezginliğinden ziyade son istasyona ulaşmış bir mavi tren görüyorum şimdi.

Katalan Fabregas, yetiştiği yere, 16 yaşında koparıldığı şehre, halkını temsil eden takıma, 4 numaralı formasını giymek isteyip model aldığı Pep'in yönetimine, arkadaşlarının yanına, kimliğine döndü. Futbol tarihinin en güzel oyununu sergileyen kulübüne, bir kulüpten daha öte olana, FC Barcelona'ya.

Thiago'ya teşekkür etti ilk, 4 numaralı formayı kendisine bıraktığı için, sonra Wenger'e, onu büyüten babasına. Yuvasına döndüğü için mutluydu. 16 yaşında devlet parasız yatılı kazanıp evinden ayrılan ve yurdu karış karış dolaşan, lise - üniversite derken sonunda memleketine dönüp öğretmen, doktor gibi kutsal bir mesleği icra eden biri gibi.

Katalan bir çocuğun hayaliydi, blaugrana altında Camp Nou çimlerinde koşmak, ailesine ve arkadaşlarına gururla dönüp bakmak... Orada, baktığı noktada onları görmek... Aynı duygularla bir kulübü sevmek, attığı gole çılgınlar gibi sevinmek, para değil, çocuksu duygularla, kirlenmemiş, öz içeren bir yan...

Fabregas başardı.

Eski defterleri karıştırayım biraz.

4 - 3 - 3

GK - Valdes / Pinto

RB - Alves / Puyol / Montoya
CB - Pique / Puyol / Bartra / Sergio / Javier
CB - Puyol / Abidal / Milito / Fontas
LB -Abidal / Maxwell / Adriano / Fontas

DMC -Sergio / Javier / Pique
MC - Xavi / Cesc / Thiago / Keita / Dos Santos
MC - Iniesta / Thiago / Keita / Cesc

AMR - Pedro / Alexis / Afellay / Messi
AML - Villa / Alexis / Afellay / İniesta
SC - Messi / Villa / Alexis



Cesc Fabregas da 24 yaş kategorisinden.

Grafikte yer alan mor alanların geçişi önemli, bir nevi jenerasyon ve denge unsuru. Xavi, Iniesta'dan Cesc, Thiago'ya uzanan bir orta saha geçişi açıkça görülüyor. Pep'in daha Thiago'nun sırası değil deme sebebi de bu. 32 yaşından 27'ye, 27'den de 24'e düşmek istiyor çünkü 20 yaşın tecrübesizliğine yapılacak bir yatırım risk ve keskin bir tercih anlamı taşıyor. Cesc bu yüzden de bir gereksinim.

Teknik olarak da oyun şekillendiricisi, pasör olarak Xavi ve Cesc birbirine benzerken, adam eksilterek oyun açan pasörün tamamlayıcısı ise Iniesta ve Thiago. Bu ayrım çok iyi yapılmak zorunda. 2 - 1 kaybedilen Manchester United maçı da bu teorimi anlatmak adına güzel bir emsal oldu. ŞL final maçından daha çok pas yapmasına karşın fazla pozisyon üretemedi Thiago & Iniesta ikilisi. Elbette Messi'nin olmaması da ciddi bir faktördü ancak daha belirleyici olan her iki oyuncunun birbirini tamamlamaktan çok kısıtlamasıydı pasör özelliklerinin Xavi ve Cesc'den az olması sebebiyle. Ayrıca ne Iniesta, ne Thiago, ne de Cesc, Xavi kadar alan değiştiren oyuncular değil, Xavi oyun şekillendirici olarak dinamik bir oyun akışı yaratma hususunda çok eşsiz bir oyuncu.

Pep demeçlerinden birinde Thiago'nun Xavi ve Iniesta'nın 20 yaşındaki halinden çok daha iyi olduğunu söyledi, harika bir tespit. Yine de yeterli değil. Benim bundan önce söylediğim de her zaman şuydu, Cesc Xavi'nin 24 yaşındaki halinden çok daha iyi. Bunu da göz ardı etmemesi gerekiyor Barça'nın ve sistem devam edecekse bunu Cesc sağlayacak.

***



Barça'nın oyun akışkanlığını kusursuza yakın devam ettirmesi için, Xavi sonrası bir organizatöre ihtiyacı var, bu isim Thiago değil çünkü Mazinho'nun oğlu daha çok Iniesta'ya benziyor topla haşır neşir tavırlarıyla.

Sahada iki Iniesta olması sistemi sekteye uğratır, merkezde Messi'yle bütünleşen iki ismin birbirinin eşleniği değil tamamlayıcısı olması gerekiyor. Bu da görece Xavi'ye nazaran daha az pasör olan ama içeri kat etmeleri çok üst düzey Iniesta'nın, Xavi'nin olağanüstü oyun görüşü ve pas yeteneğiyle dengelenmesi anlamına geliyor. Thiago, Iniesta rolünü görecekse ilerde, onda biraz Xavi'nin pas yeteneği ama daha çok Andres'in driblingle adam eksiltmesi var, yanında Xavi tarzı pasör biriyle oynamak zorunda. Bu tercih onu dünyanın en iyi orta sahalarından biri yapabilir. O parça da Cesc Fabregas.

Xavi'nin 25 yaşındaki halinden çok daha önde bir oyun görüşü var şu an ancak Xavi'nin şu anki halini geçebilir mi, ben inanıyorum buna, o potansiyeli görüyorum Xavi'yi 7 yıl önceyle karşılaştırınca. Fabregas çok daha iyi olabilir. Pas organizasyonu için mükemmel bir tercih ve merkezde Iniesta'yla, rotasyonel olarak da Thiago'yla harika bir ikili olabilir birkaç yıl içinde.

Barça'nın er ya da geç bu transferi yapması gerekiyor ve bence başarı ivmesini Madrid'in eline vermemek adına önümüzdeki sezon çok önemli, bu yaz transfer edilmeli bu yüzden, şevkleri kırılacaktır bir parça.

Xavi / Cesc, Iniesta / Thiago, Keita orta üçlünün ikilisi rotasyonuna bakalım bir de. Sergio / Javier ön alanda hiç tercih edilmediğinden onları ayrıca değerlendireceğim.

Xavi + Iniesta + Keita + Thiago 11828 dakika süre almışlar. Iniesta'nın ileri üçlünün solunda 400 dakika oynadığı kısım çıkarılırsa geriye 11428 kalır.

62 maç x merkez orta saha ikilisi (2) x 90 dakika = 11160 dakika maksimum süre

Sayının fazla çıkma sebebi Iniesta'nın muhtemelen üçlünün kenarlarında daha çok süre alması ve Afellay'ın ilk zamanlar birkaç maç merkezde oynatılmasıdır.

Çok yakın bir sayıya ulaşmamız Barça'nın maksimum seviyede oyuncularından yararlandığı ancak bunun yanında sırtlarına aşırı bir yük de koyduğunu gösteriyor.

Iniesta 3600
Fabregas 3000 - 2700
Xavi 2400 - 2700
Thiago 1500
Keita 700

İki pozisyonu beş oyuncu arasında paylaştırmak çok zor bir iş. Cesc geldiğinde Pep'in Xavi / Iniesta / Fabregas üçlüsünün süresini artırmak ve her birini merkezde kullanmak için ekstra formasyon - yer denemeleri (3 - 4 - 3) olacaktır, sola kaydırma yapıp sistemi sekteye uğratmadan. Çünkü Xavi & Cesc'in yan yana merkezde oynatılması oyun akışkanlığı açısından iyi bir tercih değil, her ikisi de pasör ve adam eksiltme konusunda Iniesta'ya nazaran görece zayıflar. Parça uyumu yok. Xavi / Cesc + Iniesta olmak zorunda, birkaç yıl sonra da denkleme Thiago'nun katılması.

Ön süpürücüye de göz atalım. Sergio + Javier 6977 dakika süre almış.

62 maç x savunma önü süpürücü (1) x 90 dakika = 5580 dakika maksimum süre

Sergio'nun 3883 dakikasını düşünce geriye 1697 dakika kalıyor Javier'in bu pozisyonda oynadığı süre olarak. Genellikle yedek beklediği söylenebilir ya da ideal onbirin parçası olamadığı. Mutsuzluk belirtisi Liverpool'da sürekli oynayan ve Arjantin'in kaptanı için. Açığı kapatıp onu mutluluğa sürükleyen, önce Puyol'un sakatlığı, sonra Abidal'in hastalığı sonrası kendini birdenbire merkez savunmacı bulması. 1397 dakika oynamış bu bölgede.

Sanırım onu seneye de savunmada sıkça izleyeceğiz, Busquets tercihinden vazgeçilecektir orda ve Puyol da o kadar sakat kalmayacaktır, artı Abidal de var ve Fontas daha çok süre alabilir.

***

Teorik kusursuzluk denklemi, ideal 4 - 3 - 3 görseli;



Teorik kusursuzluktan kasıt, görselde yer alan 11 oyuncunun, yalnızca belirtilen pozisyonlarda oynaması. Emsalen Puyol'un merkez sol savunmacı olması bir koşul, başarı için. Ve Pep'in tercihleri, denklemin dışına ne kadar az çıkarsa başarıya giden yol da bir o kadar kısalıyor. En az 7/11 oranı sağlanırsa sorun yok. Yine de bazı kritik pozisyonlar da ideal oyuncular bulunmalı, ön süpürücü Sergio ve merkez savunmacı Puyol gibi. Bu iki oyuncu takımda yoksa galibiyet oranı neredeyse % 20 azalıyor.

Transfer listeleri şekilleniyor hafiften. Sezon içersinde sürekli vurguladığım gibi ana hedefler Cesc, Rossi, Alexis Sanchez, Javier Pastore, Agüero gözüküyor.

Omurgaya Thiago ve Fontas eklemeleri de düşünüldüğünde, stoper, sol bek de transfer edilebilir. Maxwell, Milito'nun ayrılması an meselesi.

Abidal daha çok merkez savunma olarak oynayacak önümüzdeki sezon, sözleşmesini uzatırlar.

Xavi / Cesc denklemini Guardiola çok istiyor, Rosell temkinli yaklaşıyor çünkü bu kadar para ödenecek oyuncunun kenarda bekleme olasılığı da var ve aynı bedel ile başka bölgeye transfer yapma şansı ellerinden alınmış oluyor onun düşüncesine göre.

Xavi, Cesc ve Iniesta'nın aynı anda sahada olduğu denklem bu sezonki kadar kusursuz olmayacaktır. Andres'in sola atılması, Xavi'yle olan topsuz yer değiştirmeler, paslaşmalar ve boşluk yaratma sekanslarını düşürecektir. Keza Xavi ve Cesc'in iki pasör olarak yan yana olmalarından aynı etkiyi beklemek de yanlış olur. Üçünün bir arada olup Xavi'nin geriye atılması olasılığı da var göz ardı etmeyelim, hatta Sergio'nun üçlü savunmanın merkezinde denenme sebebi biraz da bu yüzden. Xavi geriye atılırsa Sergio kadar top kazanabilir mi, bunun yanında Cesc en az onun kadar üretken olabilir mi, zaman gösterir. Elbette Xavi'nin de sürekli öne çıkacağını unutmamak gerekiyor.

Daha önce kullanılan ve olası Cesc transferiyle revize edilecek 3 - 3 - 3 - 1 görseli;



Burda oyunun kaymasına göre Pique ve Abidal'in kenarlara açıldığı Sergio'nun tamamen öne çıkarak Xavi'yle bütünleştiği, Xavi'nin de Sergio'dan güç alıp Cesc ve Iniesta'ya katıldığı, Villa'nın gezgin ama daha çok sola yatkın uç oyuncu modelini benimsediği, Messi'nin sahte 9 numaraya devam ettiği bir 3 - 3 - 3 - 1 (3 - 4 - 3'den türeyen) görülebilir. Villa'nın yanında en uç bölgede Alves ve Pedro var teoride.

4 - 3 - 3'e göre orta sahada bir oyuncu fazla oynatma şansı beliriyor. Alves'in kanat üretkenliği artıyor, nerdeyse forvet gibi davranabiliyor. Xavi, Cesc ve Iniesta aynı anda ve en önemlisi merkezde birbirine yakın oynayabiliyor. Messi de geriye gelerek onlara katılacak.

Rossi'nin tercih edilme sebeplerinden biri de bu sistem, Villa / Rossi değişikliğiyle özellikle Real Madrid gibi katı oynayan takımlara karşı daha seri, dikine giden isimlere ihtiyaç var, Afellay da bunlardan biri.

Yine Rossi, Villarreal'deki rolüyle Messi'nin sahte 9 numara görevine de en uygun isim, üç yılın ardından bazı zamanlar Leo'yu dinlendirmek gerekecektir.

Pedro / Rossi / Messi gibi çok keskin bir üçlü denenebilir veya Pedro'nun formsuzluğunda David Villa konumlanabilir. Daha atladığımız bir Afellay olacak, önümüzdeki sene müthiş bir patlama yapacağını şimdiden öngörebiliyorum, Di Maria'nın Madrid'e verdiği kadar bir katkı bekliyorum ondan.

4 - 3 - 3 içersinde Xavi'yi daha ekonomik kullanmak amaçlı Xavi / Cesc rotasyonuna da gidilebilir. Keita'nın 27 maç ilk onbir çıktığı düşünülürse Cesc de sorun çıkarmayacaktır 30 - 40 maç bandında kalmaya. Sezona Sergio'nun alternatifi olarak başlayan Javier'in 35 maç ilk onbir çıkması da önemli bir veri sağlıyor bize. Pep, oyuncuları küstürmeyecek şekilde rotasyona dahil etmeyi çok iyi beceriyor.

Aslında 3 - 3 - 3 - 1 formasyonunda Xavi'nin önde oynamasının büyüteceği sorunlar da baş gösterecek. Bu sezon Pep'in yaptığı deneylerde geride Sergio ya da Javier oynadı, önünde de duruma göre yine ikisinden biri. Yani asli tanımı ön kesici olan iki oyuncu kullanıldı bu kritik pozisyonlarda. Xavi'nin bu bölgeye adaptasyonu nasıl olur, bunu ancak sahada görebiliriz.

Alternatif 3 - 3 - 3 - 1 görseli, Pedro çok geride;



Ben çok taraftarı değilim bu sistemin ancak bazı maçlarda oyunu gerçekten açtığına da şahit olundu, göz ardı edemeyiz. Yeri geldiğinde bu sistemi kullanmak veya yine sezon boyunca Barça'nın yaptığı gibi maç içersinde bile sistemi dönüştürebilmek de önemli bir opsiyon sağlıyor anti tezler için.

Üçlü savunma emsalleri için:

http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/12/barca-rubin-uclu-savunma-pas-says.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/10/3-3-3-1.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/03/bu-defa-olmad.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/03/uc-yl-ust-uste-sampiyonluk-yolunda.html

***

Xavi'nin yaşlanması ve bu sene baz alındığında gerileyen performansı incelenmelidir. 2010 onun yılıydı, 2009 Xavi ve Iniesta'nın, 2011 tekrar Iniesta'nın oldu. Döngü gibi. Xavi elbette çok iyi bir sezon geçirdi ancak yarattığı beklentilerin kanımca altındaydı. Bu sebeple Cesc Fabregas'ın transfer edilmesi konusunda bu yaz daha ısrarcı olunacaktır, üstelik oyuncu Arsenal şampiyonluğa oynayacak kadroyu kurmayacaksa beni bıraksın diyerek restini de çekmişken.

***

2010 Yaz Dönemi

Pep bu yıl, klasik 4 – 3 – 3 'ten farklı olarak 4 – 2 – 3 – 1 sistemini de oturtmaya çalıştı. Yeri geldiğinde takım bu düzene de geçebilmeliydi onun düşüncesine göre. Klasik 4 – 3 – 3 'ün diğer sistemlerden farkı sahaya matematiksel olarak en dengeli dağılımı sunmasından kaynaklanıyor. Futbol sahasını 9 eşit parçaya böldüğünüzde bu yerleşim, bütün bu 9 alanı parselleyerek oynamak üzerine kurulu, 4 – 4 – 2 ya da diğer yerleşimler mutlaka 9 parçadan en az birini dolduramıyor. Tüm bunlara karşın Barça'nın yerden, kısa paslara dayanan, topa sahip olmayı amaç edinen, sabırla top çevirip, üçüncü bölgede konuşlandıktan sonra belirli set hücumlarıyla gol girişiminde bulunan düzeni aslında herhangi bir dizilimden bağımsız şekilleniyor. Barça sahaya nasıl yerleşirse yerleşsin önemli olan bu felsefe. Zaten savunmanın merkezinden topla çıkışlar, iç içe geçen savunma ve orta saha bütünlüğü, yer değişkenliği gösteren -bazen aynı kanatta kalıyorlar pozisyon gereği- hücum hattı gibi durumlar yerleşimi tamamen belli bir şablondan çıkarıyor.

Barça biraz da buna güvenerek Ibra ve Villa'yı hücumda birlikte oynatabilir, tıpkı İspanya'nın Euro 2008'de şampiyon olurken Villa'yı Torres ile birlikte oynatması gibi. Arkalarında Xavi, Iniesta, Silva üçlüsü, bu üçlünün ardında da Senna vardı. 4 – 1 – 3 – 2 gibi bir yerleşim.

İlginç bir veri sunacağım şimdi, doğru analiz açısından. Fabregas turnuva boyunca daimi yedek ve Villa final maçında yerini Fabregas'a bıraktı. Her maçı iki forvetle oynayan Aragones, finali Torres önde tek, arkasında Iniesta Xavi Fabregas Silva dörtlüsüyle kazandı. En önemli maç Villa yedeğe yollandı, yerleşim gereği. Bu da yardımcı oyuncu olmasının bedeli, modern futbolun Villa'yla değil Torres'le beslenmesinin sonucu. Barça bu sıkıntıyla karşı karşıya gelecektir eğer Ibra kalacaksa. Bu denli bonservis ödenip transfer edilmiş iki oyuncunun sürekli kenarda beklemesi pek olası değil, baskı olacaktır.

Barça klasik 4 – 3 – 3 'ünden vazgeçip İspanya modeline dönebilir bu durumda. Torres pozisyonunda Ibra yanında Villa, arkalarında Messi Xavi Iniesta ve ön süpürücü Sergio ya da Toure. Pep, böyle bir formasyonu, oynatma zorunluluğu kaynaklı kullanabilir ya da Ibra'yı Henry gibi solda oynatmayı deneyebilir klasik 4 – 3 – 3 'te, yani 6 kupa kazanılan yerleşimde. Ibra'nın bu görevi üstlenip üstlenemeyeceğine ancak sahada görüp karar verilebilir, teorik düşünce yetersiz kalacaktır, daha önce böyle bir role soyunmadığı için.

Bir yere kadar bu İspanya modeli de Barça'nın oyun felsefesini, akışkanlığını bozmayabilir. Ancak Barça'yı bekleyen çok ama çok büyük bir tehlike var, o da Cesc'in transferi halinde ön süpürücüden vazgeçme fantezisi. Los Galacticos'un da zamanında düştüğü yanlış da denebilir, Makalele etkisi.

İspanya'nın yaptığı gibi Cesc'in takıma girmesi, Torres ya da Villa'dan birinin kenara gelmesi demektir, futbol doğrusu olarak. Bu da haliyle tek forvete daha uygun olan Torres değil, Villa olmuştur. Barcelona'da benzer durum vuku bulacaktır. 4 – 1 – 3 – 2 'den yumuşak bir geçişle 4 – 1 – 4 – 1 'e yol alınacak. Messi Xavi Cesc Iniesta, önlerinde Ibra ya da Villa tercihi ortaya çıkacaktır. Bu da her maç Cesc, Villa ve Ibra'dan birinin yedek oturma zorunluluğudur ki bu çok lüks kaçar, huzursuzluk yaratır, sorun oluşturur.

Makalele etkisi neden önemli? Yani 4 – 4 – 2 düşünülüp, ön süpürücüyü yok eden ve merkezde Xavi Cesc'in box to box özelliğine, bunun yanında topa daha çok sahip olmaya güvenen sistem neden intihar olabilir buna da değinelim. Messi Xavi Cesc Iniesta dörtlüsünün önünde Ibra Villa ikilisinin kullanılması olasılığından. Barça gibi topa sahip olan takımların oyunda dominasyonunu sağlayan ana etkenlerden biri, dönen topu çabuk kazanıp, ataklarını yeniden ve zaman kaybetmeden olgunlaştırmaları. Dönen topları kazanan da ön süpürücü ya da merkez savunmacılar oluyor özellikle Barça'da. Eğer Messi vs. total savunmada yorulursa hücum verimliliği azalacaktır, dönen topu kazanamayan ya da geç kazanan takım, topa daha az sahip olacak ve felsefesine en tahrip edici zararı verecektir.

Barça Cesc'i transfer ederken Xavi'nin yaşlanmasını da dikkate alıyor ancak takımın ritmini ve yerleşim şeklini kesinlikle sekteye uğratmamalılar. Ibra'nın gitmesi bir çözüm. Cesc de gelir, üstüne bir de Toure giderse facia kaçınılmaz olabilir. Txiki, Pep ve Cruyff bu nokta üzerinde mutlaka duruyorlardır, durmalılar da.

Villa ve olası Fabregas transferine Ibra'dan sonra daha bir temkinli ve yerleşim, görev olasılıkları üzerinden bakmaya çalıştım. Dünya Kupası farklı olasılıklar için referans olacaktır Pep'e.

Gerçeklikten biraz uzaklaşıp bir de fantezi yapalım;

1 Valdes 2 Alves 3 Pique 4 Cesc 5 Puyol 6 Xavi 7 Villa 8 Iniesta 9 Ibra 10 Messi ... Aklım almıyor!

Guardiola formasını Cesc'e teslim etmeyi bekliyor olsa gerek!

15 Ağustos 2011

A. Eren Loğoğlu