
19 Mart'ta, Tayfur Havutçu'nun Teknik Direktör olarak çıktığı ilk maç sonrası yazmıştım bunları;
Beşiktaş en doğru kadroyla (Rüştü, Ekrem, Toraman, İsmail ve Necip 5 yerli + 6 yabancı, Ferrari, Ernst, Guti, Quaresma, Simao, Bobo) ve formasyonla (4 - 2 - 3 - 1) sahadaydı.
Devreyi yenik de kapasalar, ikinci yarı çok güzel oynadılar, kağıt üzerinde ve taraftarın zihnindeki doğruların kesişimiden yararlanmıştı Tayfur Havutçu. Yedekleri tamamını bilmiyorum ama ortak akıl, Bobo & Almeida ve Ernst ya da Guti & Fernandes değişiklikleri olabileceği yönündeydi, ikisini de kullandılar, hakikaten ilginç. Tayfur'un ilk maçından, Schuster'in haftalardır yapmadığı -doğru- hamleleri yapması beni çok şaşırttı, takdir ettim kendisini.
Bu süre zarfında 9 maça çıkmış lig + kupa ve 4 galibiyet 4 beraberlik 1 yenilgisi var, bir de Bursa'nın hükmen yenik sayılması. Beraberliklerden biri de kupa finali, penaltılarda kazandılar. Hiç fena değil, Schuster sonrası, şimdilik beni yanıltmadı.
2 + 1 yıllık sözleşmeyle devam kararı alınmış, bence çok daha başarılı olabilir.
***
Sergio Busquets UEFA tarafından yapılan ırkçılık soruşturmasında suçsuz bulundu. Oyuncu ve Guardiola'nın söylemi zaten maymun değil sinirlisin dediği yönündeydi. (İspanyolca veya Katalanca birbirine yakın iki sözcük) Herhangi bir kanıt, rapor, tanık olmaması kararı almada etkili olmuş. Real Madrid yine her şeyi çarpıttı, Karanka ısrarla üzerinde durdu olayın, Mourinho cezalıydı, bir şey diyemedi, son bir çabayla zarar vermeya çalıştılar ama başaramadılar. Çamur at izi kalsın mantığı, kimse bu kararı hatırlamaz, dezenformasyon sonucu maymun demişti olur bu olay beş on yıl sonra sosyal medyada.
http://www.uefa.com/uefa/footballfirst/matchorganisation/disciplinary/news/newsid=1631780.html
***
Mehmet Akyüz haberleri sonrası;
1. ligden savunmaya yönelik oyuncu dışında yerli -yabancı değil, Emenike, Zenke doğru yatırım aslında- almamak daha doğru. Bizdeki altyapılarda genelde oyuncu yetenekliyse hücumdan başlayıp kaleciliğe doğru geriye gitme oluyor, gerçi Avrupa'da da bu şekilde. Çok yetenekli adam hücum bölgesinde kalıyor genellikle ve bu adam belli bir yaşa gelip keşfedilemediyse, 2. ligde kaldıysa yani, o kadar da yetenekli değildir algısı oluşuyor haliyle.
Xavi La Masia'da forvet başlamış, oyun görüşü, pas yeteneği hemen keşfedilince ve hızlı olmadığı anlaşınca, anında orta sahaya kaydırmışlar. Bu tür emsaller çok var. Mehmet Akyüz, Mehmet Batdal çok yetenekli olsaydı zaten şimdiden daha iyi yerlere gelirlerdi, hücum bölgesinde kaldıkları için. Samsunspor'dan Kemal'in kariyeri böyle gelişmiş olabilir, bu yüzden hayal kırıklığı yaratacak bir performans sunmaz, Adanaspor'dan Ersan Gülüm gibi. Elbette genellemeyi bozan isimler çıkacaktır, Altay'dan Okay misal, gerçi o da daha 17 yaşında, 24 - 25 yaşına geldiğinde hala aynı seviyede takımlarda kalırsa, bu kategoriye girer.
***
Adana Demirspor 1. lige yükselme yolunda ilerliyor. Çarşamba Bandırma ve 22 Mayıs'ta final var Antalya'da. Mavi Şimşekler'in şeytanın bacağını kırmasının zamanı geldi de geçiyor.
***
Sivas'ta taraftar çoğunluğu Fenerbahçe'de olacakmış, şimdiden şampiyonluk psikolojisi üretiyorlar, Samsunspor maçını anımsadım 2001'deki. İlhan ve Tümer'in ön protokol imzaladığı dedikoduları ayyuka çıkmıştı. İlk golü -ertesi sezon Fener'e giden Ali Akdeniz atmıştı sanırım- yiyip devreden sonra şahlanabilirler yine, çok belli olmasın hesabına her şey.
http://www.dha.com.tr/sivas-4-eylul-stadinda-oynanacak-sivasspor-fenerbahce-karsilasmasinda-tribunlerin-yarisi-fenerbahcenin-son-dakika-haberi_162213.html
***
Tavşanlı Linyit'in Teknik Direktörü Mustafa Reşit Akçay yardımcı antrenör olarak çok iyi bir yabancı teknik adamın yanında -Louis Van Gaal gibi bir Hollandalı özellikle, Ajax'da çalışmış sanırım- yarar sağlar. Adam bildiğin filozof.
Barçalaşma süreci bitmiş ayrıca, bizim Calzada'yı dışlamışlar, Kurth ve Kenyon duruyor hala dedikodu tandanslı haberlerde.
Terim geliyor gibi, enteresan bir deneyim olacak her yönden.
***
UNICEF anlaşması devam edecek, Mourinho endişeli. Formanın arkasına taşınıyor, sırt numarasının altına. Önde Qatar Foundation yazacak bilindiği üzre.
16 Mayıs 2011
A. Eren Loğoğlu
16 Mayıs 2011
"Her Telden" Bölüm 2
10 Eylül 2010
Bono @ Istanbul

Gelip geçti U2 da bir çırpıda. Kendilerini popülist ve liberal olarak tanımlıyorlar ve bu halleriyle bana uzak olsalar da, yararlı işler yapabildiklerini de söylemek gerekiyor. Pek çok projede yer alıyorlar, ülkemize gelip Fehmi Tosun'u anıyorlar, Zülfü Livaneli'yle sahneyi paylaşıyorlar, köprü geçme hadisesi için trafik içersinde sıkışıp bekleyenlerden özür diliyorlar.
Rock müzik ile kıyısından köşesinden ilgilenip U2 dinlemeyen yoktur herhalde. Vertigo, Sunday Bloody Sunday, With or Without You, Beatiful Day, One, Where The Streets Have No Name, uzar gider...
360 derece tur kapsamında İstanbuldaydı grup, bu konserler serisinin başlangıcı 2009 Barcelona'ydı ve Bono 1 numaralı FC Barcelona formasını sırtına geçirmişti Camp Nou'da, gururla taşıyorum çünkü formasında UNICEF yazan tek takım onlar demişti, Manu Chao'nun üçüncü dünya ülkesi Türkiye'nin takımı Galatasaray'ın formasını giymesine benzer bir düşünceydi, doğruyu bir şekilde temsil etmek üzerine kurguluydu herşey.
Başbakan U2'yu biz getirdik şeklinde beyanat vermiş bir röportajında, eşeğin aklına karpuz kabuğu da düşürelim, kavun yetersiz geldi, Radiohead işine de el atsınlar, anayasa, seçim falan bıraksınlar bu olayları.
10 Eylül 2010
A. Eren Loğoğlu
12 Haziran 2009
Perez ve Laporta'nın Transfer Anlayışı!

Perez, Kaka ve Ronaldo'yu, nereden geldiği belli olmayan bir parayla ve anlamsız, zorlama, uçuk transfer bedelleriyle Madrid'e getirdiği sırada, FC Barcelona ve Laporta, başka coğrafyaların çocuklarını, yaşama transfer etme uğraşı içerisindeydi;
http://www.fcbarcelona.com/web/english/noticies/club/temporada08-09/06/n090611105486.html
http://www.swazilandorphans.org/swaziland-eng.html
http://www.unicef.org/infobycountry/spain_49970.html
12 Haziran 2009
A. Eren Loğoğlu