
NBA'de hamleler devam ediyor. Efsane Pistons'ın en önemli parçalarından, manevi direnç noktalarından biri, artık devrin de kapanmasıyla ayrılıp, en doğru tercihe Boston'a geçiyor.
Artest'i kadrosuna katan 2009'un şampiyonu Lakers, Ariza'yı bırakmak zorunda kalmıştı Houston'a, bu anlamda Artest hamlesinin ne kadar etkenlik yaratacağı, Ariza'dan daha verimli olabileceği şüpheliydi. Spurs'un Jefferson hamlesi ve Cavs'in Shaq hamlesiyse önemliydi.
2008'in şampiyonu Celtics ise Rasheed hamlesi üzerine yoğunlaşmıştı ve başarıya ulaşmış gibi. Free agent olan oyuncunun, mid-level exception durumunda bir 2 yıllık kontratı kabul etti söyleniyor. Bu tercihin temel sebebi yeniden şampiyon olma isteği ve Sheed'in bu konudaki motivasyonu.
Pierce, Allen, Garnett, coach Doc Rivers, organizasyonun başkanı Danny Ainge ve sahibi Wyc Grousbeck geçtiğimiz hafta Rasheed'i evinde, Detroit'te ziyaret etmişti. Wallace, 3 saatlik görüşmenin ardından, Orlando ve San Antonio'nun tekliflerini de düşünmek istediğini belirtmişti. Şimdi ise free agent oyuncuların resmi transfer sezonlarının açıldığı ilk gün, diğer görüşmeleri iptal edip, Celtics'e imza atacağını söylüyor.
Takım kurgusuna bakalım Sheed katılımıyla;
Rajon Rondo, Stephen Marbury, Eddie House, Tony Allen, Ray Allen, Paul Pierce, Leon Powe, Glen Davis, Kevin Garnett, Rasheed Wallace, Kendrick Perkins.
Sheed muhtemelen Perkins'in zamanlarından çalacaktır C pozisyonunda. Zaman zaman da PF pozisyonunda Garnett'i dinlendirecektir. NBA'in en iyi pota altına artık Celtics sahip diyebiliriz bu anlamda. Rasheed pota altına size getiriyor, dış şut tehdidi var ve sırtı dönük oynayabiliyor. 3 farklı alanda katkısı olacak, çok önemli. Bunun yanında oyun konsantrasyonu, Celtics'e uyan karakteriyle de kusursuz bir parça, eksikleri gidermek adına.
Celtics'in bir de Rasheed gibi ateşleyici bir dış oyuncuya ihtiyacı var Posey gibi. Geçtiğimiz sene, Marbury bunu başaramadı. Garnett olmamasına rağmen yine de iyi dayandılar.
Şimdi Garnett'in önderliğinde, Pierce, Allen, Rasheed ile bir başka Bad Boys akımını yeniden yaratabilir, kaldıkları yerden devam edebilirler.
Celtics Rasheed hamlesiyle, Lakers, Spurs ve Cavs'in bir adım önüne geçer.
6 Temmuz 2009
A. Eren Loğoğlu
06 Temmuz 2009
Rasheed Celtics'e
09 Haziran 2009
Taraf Olunmadan, Seyir Zevki Olur mu?

Olmuyor, taraf olunmadan seyir zevki alınmıyor oyunlardan. Elbette bunun tersini düşünenler, sadece oyunu sevenler vardır, onların görüşüne de saygılıyım ancak Iniesta Chelsea'ye son dakika golünü attığında, oyunu sevip sevinmek ile Barça'yı tuttuğunuz için sevinmek arasında alınan haz açısından bir fark yok mu, kanımca var. Örnekler çoğaltılabilir, Federer'in FH'inden alınan haz, eğer onu tutuyorsanız başka, tenisi seviyorsanız başkadır ki bu o sayıya verdiğiniz tepkiden ölçülebilir.
Bir bakalım nerede, nasıl, hangi sebepten taraf olmuşum;
Bir kere Galatasaray, her şeyin üstündedir. Dayım kaynaklıdır ki O'nun da Galatasaraylı oluşu, abilerinden dolayı yani diğer dayımlardan gelir. Onlar da Metin Oktay'dan etkilenmişlerdir, dedem iyi bir Beşiktaş'lı olduğu halde. Babam futboldan hiç anlamazdı, annem de öyle, zira ailem, kız kardeşlerim de dahil ben üzülmeyeyim diye çocukluğumdan itibaren futbola ilgi duydular, her biri benim kadar olmasa da, iyi Galatasaraylılardır, annem benden daha çok heyecanlanır, birlikte maç izleme fırsatım olduğunda. Babam da bu uzun süreçte futboldan anlamaya başlamış ve her maçı takip eder bir konuma yükselmiştir. Ailemin büyük çoğunluğundaki ilginç Galatasaray tutkusu -amcamlar da Galatasaraylıdır, haliyle kuzenlerimin büyük kısmı da- belki de bende bu sevginin fanatizm boyutuna erişmesine olanak sağlamıştır. Sporun her alanında Galatasaraylıyımdır, futbol A ve altyapı, basketbol, voleybol, su sporları, her türlü karşılaşmasına gidip desteklemişliğim, tribünde ultrAslan - Üni kurucularından biri ve taraftar olarak da yer almışlığım vardır.
Adana Demirspor sevdası, memleket ayağına. Terim ve Şaş, yoğunluğu artıran unsurlardır.
İspanya: FC Barcelona (90 - 94 Rüya Takım kaynaklı başlayan bir ilgi, Katalan halkından biri gibi hissettiğimi söyleyebilirim)
İtalya: AC Milan (88 - 94 Efsane Takım, Kızıl Kara Tugaylar eksenli bir başlangıcı var, Berlusconi'den nefret etsem de)
NBA: Detroit Pistons (Bad Boys kaynaklı), Chicago Bulls (Michael Jordan)
F1: Ferrari, Michael Schumacher, Nico Rosberg (Benetton döneminden bu yana MS, Ferrari ise hem İtalyan oluşu, hem de kırmızı renginden ötürü, Akdeniz kültürüne sonuna kadar bağlıyım)
Arjantin: Boca Juniors (Diego'dan dolayı, River taraftarına göre Di Stefano daha büyük oyuncudur)
Tenis: Roger Federer, Novak Djokovic, Ana Ivanovic (Roger tek idi ama yarattığı dominasyonun getirdiği heyecansızlık başka alternatifleri de bünyeye kattı)
Snooker: Ronnie O'Sullivan (Oyun tarzını, hızlı oluşunu sevmem sebebiyle)
Beyzbol: Boston Red Sox (Jack Shepherd'dan ve Yankees rakibi olmasından dolayı)
Anti olunanlar: Fenerbahçe'nin hiçbir şeyinden haz etmem, Kadıköy'de oturuyorum, yaptıkları her şey daha çok gözüme batıyor. Anti tez olayının da bunda etkisi var. Yaptıkları hiçbir şeyin doğru olduğunu düşünmem, hep bir açıklamam olur.
Real Madrid ve Inter 2. sırada gelirler. Franco'dan girmiyorum, beni bilen biliyor zaten. Nadal'dan ve Alonso'dan da nefret ederim yine. Nicole'den ve son sene hileli 1. liğinden ötürü Hamilton'ı da sevmem, zaten İngilizlere her alanda -müzik, sinema, tv dizileri, spor gibi- çok büyük saygı duysam da kalitelerinden dolayı, Akdeniz kültürüyle hiç bağdaşmayan ve beni yansıtmayan yapıları sebebiyle sıcak bakmam. McLaren'ı da sevmem bu sebepten.
Düzen takımları Chelsea ve ManUtd'den haz etmem. New York'un hiçbir takımını tutmam Amerikan Sporları'nda, hele de Yankees, uzak olsun. Elbette düzenin karşısında biri olarak, nasıl ki Franco'nun Madrid'ini sevmiyorsam, Hollywood'un Lakers'ından da nefret ederim. Beat L.A. her zaman ve her yerde.
Brezilya'yı sevmem, Katalan oluşumdan ötürü Milli Takım tutma gibi bir ihtiyaç hissetmem zaten, Türk Milli Takımı için çoğunlukla heyecanlanmam, milliyetçi değilimdir. Diego kaynaklı bir Arjantin ilgisi vardır.
9 Haziran 2009
A. Eren Loğoğlu
10 Mayıs 2009
Denver Nuggets, Yola Devam
Celtics - Magic serisi 7 maça uzar gibi duruyor. Celtics eğer bu turu da geçerse, Cavs karşısında 7 maçlık bir onur mücadelesine girişebilir mi, bunu zaman ve Garnett'in iyileşme süreci gösterecek. Bir şampiyonun yüreğini asla hafife almamak gerekir. Yine de Doğu Finali'ni Cavs'in kazanması daha olası.
Batı Finali de LA Lakers - Nuggets gibi gözüküyor. Tarihi bir seri bekliyorum, 7 maça uzayabilir. Lakers daha yakın ama Billups'ın oynadığı bir takım, beklenmediği halde bir kez daha alt ederse Lakers'ı, pek şaşırmam.
Bir de Kobe, MJ'in bir Play Off maçında en çok sayı -63- rekorunu ne zaman kıracak, merak ediyorum.
Billups'ın takımı Denver ve Ben'in takımı Cleveland, tahmin ettiğim üzere rahat ilerliyorlar Konferans Finali için. 2 eski Detroit'li, Mr. Big Shot ve Big Ben, efsane Pistons'ın eskiyen dominasyonunun son temsilcileri olarak, yollarına devam ediyorlar. NBA Finali'ne kadar devam, Chuck Daly aşkına.
Pistons'dan rol çalsalar da, Nuggets'in Bad Boys havası ilgi çekici. Başta Billups, Kenyon, JR Smith, Andersen, Nene, Jones, Carter gibi oyuncularının hal ve hareketleri, az biraz 80'leri andırıyor. Carmelo da Isiah, Dumars modunda, Play Off Clutch Time oynamayı başarması kariyeri açısından önemli, bu konuda Wade ve James'i yakalama şansı olmasa da.
10 Mayıs 2009
A. Eren Loğoğlu
09 Mayıs 2009
Chuck Daly'e Elveda

Chuck Daly vefat etmiş.
Çok severdim kendisini, Detroit Pistons'lı olma sebeplerimdendi.
Dumars, Isiah, Salley, Laimbeer, Rodman, Johnson, Aguirre, Edwards yani Bad Boys, bizim yüreği güzel, oyunu sert çocuklar öksüz kalmış, Chuck babayı toprak almış.
92 Barselon'da, MJ, Bird, Magic, Barkley, Pippen, Malone, Stockton, Robinson, Ewing'li kadronun yani Rüya Takım'ın başında, oyunu sevmemize aracı olmuştu.
Çok üzüldüm, ne demeli şimdi.
9 Mayıs 2009
A. Eren Loğoğlu
15 Kasım 2008
Hollywood'dan Iverson Geçti

Pistons, Lakers'ın yenilmezlik serisine son vererek 7-2'ye geldi. Son 9 maçın 7'sini Bad Boys kazanmıştı zaten, olağan bir durumdu bu ve Lakers'ın yenilmezliği Pistons'la oynamaması kaynaklıydı, Doğu takımlarına karşı da ilk maçlarıydı.
AI daha hazır değil, alışkanlıklarına takımın uyum göstermesi zaman alacak. Ancak şu bir gerçek ki NBA'de en çok şampiyon olmak isteyen, bu uğurda her şeyini sahaya verecek bir oyuncu varsa o da Iverson'dır. Bad Boys'un da takımı ateşleyecek, konsantrasyonu artıracak bir lidere ihtiyaç vardı. Bu yönlerden çok başarılı bir takas oldu, ayrıca salary cap olarak da akıllı bir iş yapılmış gibi. Iverson'dan verim alınamazsa, sezon sonunda sözleşmesi bitiyor, böylelikle cap'de ciddi bir boşluk açılacak, bunun yanında McDyess ve Billups'ın kontratlarından da kurtulmuş oldu organizasyon. McDyess'ın 30 gün sonra geri döneceği de konuşuluyor.
Maç 95-106, 11 sayı farkla bitti, Lakers'a 106 sayı atmak önemliydi. Rasheed zihin olarak oyunun içindeydi, savunma ribaundlarıyla 2. şansları hiç tanımadı LA Lakers'a. Sheed bu konsantrasyonu sağlarsa, Iverson sürekli bunu tetikleyecektir, şampiyonluk şansı da artar Pistons'ın.
Sheed : 25 pts 13 reb
The Answer : 25 pts 4 ast
Tayshaun : 18 pts 4 reb 6 ast
Boston Celtics serisinde olduğu gibi Kobe yine düşük şut yüzdesiyle (12-30) oynadı. Bynum sakatlıktan kurtulamamış daha. Lakers'in Small Forward pozisyonundaki savunma zaafiyeti devam ediyor, Ariza çözüm olur deniyordu ama Prince yine canı ne isterse onu yaptı. Lakers şimdiden şampiyon ilan ediliyor ama 3 numara pozisyonuna çözüm bulamazlarsa işleri yine zor kanımca. Prince en zayıf halka, The Truth ve King James var daha. Doğu basketbolunun Play Off sertliğini de unutuyorlar. Doğunun 3 takımından hangisi Finals'a çıkarsa çıksın, Lakers'ın işi çok zor. Batı'da New Orleans dışında Lakers'ın rakibi yok gibi duruyor, Hornets bile iyi değil şu an ama zamanla ritm bulacaklardır. Lakers'ın NBa Finals'a, üstelik de galibiyet sayısı en yüksek takım olarak geleceğini düşünüyorum ancak Dallas Mavericks ve niceleri gibi, bu durum şampiyon olmalarına yetmeyebilir.
Iverson, Hollywood'un büyülü filmi yenilmez Lakers'ı gösterimden kaldırdı ve Doğu Basketbolunu unutanlara mesajı verdi.
15 Kasım 2008
A. Eren Loğoğlu
