Elano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2010

Transfer Denemeleri



Adnan Polat'ın 2 defansif orta saha transfer etmeyi düşünüyoruz söylemi üzerinden bir deneme yanılma planı gerçekleştirelim;

Rijkaard önümüzdeki sezon 4 - 3 - 3 yerine daha sağlam ve Türkiye ligine uygun bir 4 - 2 - 3 - 1 düşünüyor anlamı çıkarılabilir bu söylemden.

Brezilya'da Elano 4 - 2 - 3 - 1'de üçlünün sağında oynuyor ve kanımca başarılı da, görev adamı, tamamlayıcı bir parça. 4 - 3 - 3'ten vazgeçip 2 defansif orta sahalı bir 4 - 2 - 3 - 1 formasyonunda Keita üçlünün sağında, en verimli olduğu yerde, Arda solunda, en verimli olduğu yerde ve zorunlu olarak Elano üçlünün ortasında konumlanır. Yer değiştirerek de oynarlar maç içersinde. Elano, Brezilya Milli Takımı'nda olduğu gibi sağa, Keita'ya sürekli yaklaşır, koşu yoluna pas atar, şut olasılığını artırır, arkaya sarkar, verkaca rahat girer. Eğer alınacak defansif orta sahalardan biri çok farklı görevler alabilen bir oyuncu olursa, 4 - 3- 3 formasyonuna da şans tanır yeri geldiğinde, öne atılabilir bu oyuncu ve yanına da Elano geçer ancak Elano'nun burada verimsiz olduğu bilinen bir gerçek, yine de denemekten büyük zarar gelmeyecektir.

Yönetimin düşünce olarak 2 defansif orta saha planı gayet mantıklı, sadece vizyona yakışır, seviyeyi düşürmeyecek, tereddüt edilmeyecek isimler transfer edilmeli. Daha da yabancı hakkı var, Kewell kalsa ve sakatlık olasılığını da göz önüne alıp 9 yabancı içeren bir kadro bile kurulabilir, yabancı sayısındaki artış Rijkaard'a kolaylık sağlar, sahaya yansıtmak istedikleri açısından. Yabancı bir kaleci de şart kanımca. Baros'u yedeklemek için yabancı kontenjanından bir ismi çok az oynatmak lüks kaçacaktır, keza Sercan da çok pahalı bir yedek olur, akılcı olmaz. Sercan ve Baros beraber düşünülürse de bütün bu planlar bir çırpıda silinmiş olur, böyle bir tutarsızlığı düşünmek bile istemiyorum. Bir de Avrupa'da oynayan Türk oyuncuların uyumu daha hızlı olacaktır, Servet, Topal gibi isimlere göre, onlara da mutlaka yönelmek gerekiyor.

Yabancı kontenjanı konusunuda sayısız isim dile getirilebilir, ben sadece ihtiyaç dahilinde ve gönlümden geçen isimleri belirtmek istiyorum;

Thomas Sorensen (Stoke City) Ryan Nelsen (Blackburn Rovers) Christian Poulsen (Juventus) Mikel Arteta (Everton)

Mevcut olması gerekenler: Lucas Neill, Elano, Kader Keita, Harry Kewell, Milan Baros

9 yabancı ediyor, kontenjan 10 zaten. Bu kadronun kurulma şansı zayıf olsa da ekonomik yönden -her ne kadar çok büyük yatırımlar istemese de- Gio'nun da 10. isim olarak tutulmasını isterdim.

2 farklı strateji dönüyor zihinlerde, birincisi 4 - 3 - 3'e yani Rijkaard'ın felsefesine uygun isimler bulunarak -mutlaka ilk 11'de yer alacak 5 Türk dahil buna- yola Barça modeliyle devam edilmesi, ikincisi geçtiğimiz yıldan ders alıp kısa vadeli bir alternatif yol üretmek ve çift önliberolu, Elano'lu yeni bir formasyon, görev dağılımıyla başarı kovalamak. Şu an ikinci alternatif daha akılcı duruyor her ne kadar yabancı seçimlerimden de -Elano türü Arteta- anlaşılacağı üzere birinci yolu istiyor gözüksem de.

Türk oyuncu havuzuna göz atalım bir de;

Aurelio, Tuncay, Semih, C Kazım, Volkan, G Gönül, E Belözoğlu, N Kahveci, İ Toraman
Caner, V Kavlak, Y Pehlivan, Ö Toprak, M Fathi, S Taşçı, S Bolat, G Inler, N Şahin, Mevlüt, E Derdiyok, M Özil
Ozan, V Şen, Sercan
Selçuk, Necati, Onur Kıvrak
Hamit

Bazı isimlerin transferi imkansıza yakın, ekonomik ve tercih gibi sebeplerden ötürü. Şerh koyacağım isimler de var listede. Sadece seviye olarak Galatasaray'da oynayabilecekler üzerinden bir havuz gibi düşünülebilir, bu listeden mutlaka transfer yapılması gerekiyor.

Yakın zamanda konuya dair üç yazı sunmuştum;

http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/05/hiddink-ve-beklentiler.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/05/derin-galatasaray.html

http://erenlogoglu.blogspot.com/2010/04/transferde-strateji-zaman.html

Benzer düşünceler içeriyordu, doğru yabancı seçimleri ve Avrupa'da altyapı eğitimini tamamlamış yerli oyuncular. Özellikle dikkate alınması gereken kısım bu. Ligden yerli oyuncu transfer etmenin zorlukları biliniyorken bu yola başvurmak da gayet rasyonel. Milli Takımın vazgeçilemeyecek üç oyuncusundan -Hamit, Arda ve Tuncay- ikisini aynı takımda buluşturabilmek de önemli. Tuncay, Fenerbahçe'nin Arda'sı gibiydi bir dönem, altyapıdan gelmese de. Onu transfer etmek hem kanat oyuncularına opsiyon sunma, en zorunlu hallerde forvet pozisyonunda bile rotasyona girme ve ezeli rakibe en çarpıcı tokadı atma adına önemli bir hamle olur. Daha önce de dile getirdiğim gibi Semih ve Aurelio da akla yatan isimler. C Kazım da keza. Diğer isimleri Fenerbahçe bırakmaz, Galatasaray da istemez gibime geliyor. Şampiyonlar Ligi'ne katılacak Bursaspor'dan ve yeni bir hava yakalamış olan Trabzonspor'dan oyuncu koparmak çok zor. Necati de geri dönmek istemeyecektir, sözleşme de yeniledi, Hamit de Almanya'da bir sene daha kalmak istediğini belirtti. Geriye de zaten yine bahsedilen yurtdışında oynayan yerli isimler kalıyor, Özil imkansız ötesi, diğerleri de bonservisleri dahilinde transferleri düşünülebilecek isimler.

Görünen şu ki;

Aykut, Ufuk, Sabri, Neill, H Balta, Ali Turan, Çağlar, Musa, E Çolak, S Özkan, Arda, Baros, M Batdal gelecek sezon kadroda olacaklar.

Elano ve Keita kalma olasılığı yüksek diğer iki isim.

Uğur, E Güngör, Servet, G Zan takas ya da bonservisi verilerek gönderilmek isteniyor.

Kewell ve Gio hakkında muhtemelen Dünya Kupası sonrası karar verilecek.

Pesimist olmak için çok fazla argüman var iken optimist olmayı seçeceğim futbolda, basketboldaysa tam tersi. Belki de radikal olma çabasıdır. Hala ve ısrarla yabancı kalecinin şart olduğuna -bu kesinlikle Enyawa gibi birkaç maç iyi oynayan biri değil, çok tecrübeli Schwarzer, Sorensen ayarında olmalı- inanıyorum. Yerli futbolcu havuzundan özellikle yurtdışında olanlardan birkaç transfer mutlaka yapılmalı, performansı düşmüş kendini tekrar gösterme şansını yakalayabilecek Tuncay, Marco gibi isimler de mutlaka düşünülmelidir. Alternatifi bol olmayan ve doğru yapılanmayan bir kadronun ne kadar şöhretli oyuncu barındırırsa barındırsın başarılı olamayacağı önümüzde çıplak bir şekilde duruyor.

Transferler gerçekleştikçe daha detaylı ve ana planı daha iyi okuyarak yeni ve sağlıklı yorumlara girilebilir, şu an yapılan beyin fırtınasından öteye geçmeyecektir.

20 Haziran 2010

A. Eren Loğoğlu

30 Temmuz 2009

Elano Galatasaray'da



Rijkaard, Neeskens, Roca Teknik Heyette,

Kewell, Baros, Keita, Elano, Tobias, Leo, Nonda yabancı kontenjanından kadroda,

Bu isimlerin yanında Arda, Topal, Balta, Servet, Ayhan, Zan, E Güngör, E Aşık, Sabri Türk Milli Takımının temelini oluşturan yerli oyuncular olarak kadroda,

Altyapıdan gelen, Uğur, Serdar kadroda

Daha Türk Milli olamayan Barış, ayrıca Alpaslan, M Sarp var. Elano heyecanıyla ismini saymadıklarım da olmuştur.

Haldun Üstünel'in yaratımında büyük emek sarfettiği bu kadro, Rijkaard'ın elinde Avrupa'nın her anlamda en üst seviye takımlarıyla yarışır bir konumu yer edinecektir. Avrupa Ligiyle başlayan süreç önümüzdeki sezon CL ile devam edecek, 1 sezonluk takımı tanıma, sistemi oturtma kazanımlardan sonra eksikler daha iyi görülecek ve birkaç takviye ile de çok güçlü bir şekilde Barcelona'ların olduğu gruplara gönül rahatlığıyla düşülecektir.

Elano, bu düşünceleri bünyeye zerk edebilecek kadar önemli bir transferdir. Algıları bozacak derecede farklıdır da üstelik. Baros, Kewell ve Keita'nın transferi için kariyeri düşüşteydi sebebini öne sürenler, Galatasaray tercihini görmezden gelenler, kariyerinin düşüş evresinde olmayan, daha birkaç gün önce, Milan ve Inter'in istediğinden bahsedilen Elano'nun transferini nasıl karşıladılar acaba!

Santos'u Brezilya Milli yapanlar, dünya kulüpleri peşindeydi diyenler Elano için ne söyleyebilirler, konuşma şansları var mıdır yoksa ağızlarını bıçak bile açmaz bir hale mi bürünmüşlerdir!

Santos kötü oyuncudur diye söylemiyorum bunu, oluşturan imaja, alaca bulacaya, camiasını kandırmak isteyen, Aziz Yıldırım'ı dolaylı yoldan da olsa besleyen sahtekar tavra itirazım. Elano'yu nasıl bir kategoriye sokmamız gerek, 35 kere Brezilya Milli olmuş bir oyuncu, bölgesinde oynayan pek çok yıldız isim var iken.

Kadrosunda 8 Brezilyalı bulundurup, 7'sini sahaya sürerek, 4 yabancı kontenjanı hakkını Türklerden yana kullananlar, Brezilya Ligi takımı hüviyetinde adaletsizliklere güvenerek yarışanlar bunları anlayamazlar, daha önce de anlayamadılar, vizyon denilen sözcüğün anlamından uzak, Aziz Yıldırım ve zihniyetine tamah edip, taparcasına bağlı olanlar, daha uzun bir süre de algı sorunu yaşayacaklar. Bir de engellenen Seyrantepe Stadı biterse, 10 yılda uzay çağına eriştiği söylenen Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'sinin Galatasaray'ın olmadığı bir ortamda vizyonsuzluk sonucu, ne tür bir seviye yakaladığı görülecektir. Aradan geçen 12 yıla rağmen hala Avrupa'ya hazırlanıyoruz masalına -bilinçli olarak getirilmeyen iyi teknik adamlar da dahildir buna- kananlar için, Rijkaard'ın 2 yıl içinde oluşturacağı süreç ve başarı belgeseli büyük bir şaşkınlık yaratacak, belki de asıl devrimi, Türk Sporu'nun üstündeki karanlık gölgeleri de bir daha düşmemek üzere kaldırarak gerçekleştirecektir.

Elano, bu derece önemli bir transferdir de.

Gelelim maddi ve teknik boyuta. 10 milyon Euro üzerinde bir değer biçilen ve transfer olan bir oyuncu için, harcamayı bu seviyenin altına düşürerek imza attırmak bir başarı. Oyuncunun yaşı, kariyeri gereği de en az Keita kadar hatta Keita'dan bile potansiyelinin yüksek olduğu söylenebilir, geri dönüşüm anlamında.

City'de orta 3'lü ve 4'lüde görev aldı, SWP ve Ireland ile, arkalarında Kompany ya da Zabaleta oynadı. Topal ya da Sarp'ın önünde Elano & Arda, Elano & Tobias, Elano & Ayhan şeklinde alternatifler var, tercihim süreklilik ve uzun vade açısından Tobias'ı içeren olur. Xavi & Iniesta benzetmelerini duyar gibiyim. Elano kanatlarda da oynayabilir, bu da önemli bir artı. Kewell, Keita, Arda, Serdar ve Elano olacak ki, müthiş ötesi. Özellikle Elano & Arda içeren bir orta 3'lü Türkiye Ligi'nde 20 maçı rahatlıkla götürür ancak zorluk derecesi artan deplasmanlarda ve Avrupa Arenasında, Tobias'ın devreye girdiği bir yapı, takımın başarı grafiğini daha yukarı çekecektir, bu da önceki yazılarımda da ısrarla vurguladığım 2 yapıyı ortaya koyuyor;

Alternatif 1:

_____________Topal________________
______Tobias_______Elano__________
___Keita__________________Arda____
_____________Baros________________

Alternatif 2:

_____________Topal________________
______Elano_________Arda__________
___Keita__________________Kewell__
_____________Baros________________

Alternatif 2'nin biraz fantastik kaçtığını ve savunma zaafları yaratacağını söylemek olası. Xavi & Iniesta benzetmesini yaparken, Xavi'nin savunma yönünü ve Barça'nın topla daha çok oynama kaynaklı olarak, pek çok takıma göre daha az savunma yapmak durumunda kaldığını belirtmekte fayda var. Başarılı bir alan paylaşımlı savunma, özellikle Barça'nın yaptığı gibi geride beklese de hareketli, pas arası kovalayan bir anlayış içerisinde bu 2 oyuncu, hem Arda'nın hem de Elano'nun zayıf da olsa savunma algıları olmalarından ötürü, başarı sağlayabilir. Ben yine de Tobias'ın olduğu bir yapıyı daha sağlıklı buluyor ve önemsiyorum.

Sabah Atahan ile telefonda konuşurken şöyle bir benzetme yaptı. Lincoln Ronaldinho ise, Elano Kaka türünde bir oyuncudur. Bunun anlamı takıma uyumu daha kolay olan -bunu zaten Premier League'de oynayan Brezilya bir oyuncu olmasından anlıyoruz- sorun çıkarmayan, bunları sergilerken Brezilya tekniğini de sunan, topla adam eksilten, uzaktan şutları olan ve en önemlisi duran topları çok iyi kullanan bir oyuncu Elano. Penaltı, korner, frikik her duran topun başına gelir ve golle sonuçlandırır, Türkiye Ligi açısından bu çok önemli bir hamle ve başarıya giden en kısa yol. Elano özellikleri, fiziği, topu sürüş biçimi açısından da Kaka'yı andırıyor, Milan O'nu isterken, Madrid'e giden Kaka'nın yerine düşünüyordu zaten, bu da Elano'nun oyunun iki yönünde de varolan tarzını ortaya koyuyor.

Elano'nun saha içi katkısının yanında, belirttiğim psikolojik katkısı da çok mühim. Türkiye'deki en ciddi rakibinizin 8 Brezilyalısı var ve hiçbiri Elano kadar Milli Takım'a seçilememiş.

Maliyet hesabı bilmeyenlere, bunlarla ilgilenmeyenlere de ek bir bilgi verelim. Elano + Keita'ya yapılan harcama Fenerbahçe'nin hemen hemen Mehmet Topuz ve Özer'e yaptığı ile aynı.

Rijkaard'ın yarattığı özgüven havası bir kalkan oluşturarak Elano'yu koruyacak, medyanın Lincoln'ü, hem oyuncunun hem de taraftarın yanlışlarıyla düşürdüğü durum, yaşanmayacaktır. Yine de dikkatli olunmalı, yalan yanlış ve art niyet içeren haberlere sezon boyunca aldırış etmeden, sabır yeminleri edilen Rijkaard'a güvenerek -Elano'yu o istedi çünkü- yola devam etmeliyiz, özellikle bu akşam yaşanabilecek bir sıkıntı karşısında su koyvermeden.

Türkiye'de yılın transferidir Brezilyalı Elano. Türk Futbolu'nun başarı merkezi Galatasaray, görevi yeniden almak için hazır.

30 Temmuz 2009

A. Eren Loğoğlu