Wimbledon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wimbledon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Temmuz 2012

D a h a 1 7 !




Teoman'ın şarkısında söylediği gibi, bir o kadar genç gözüküyor çimlerin üzerinde ve daha 17. Grand Slam diyor kupayı eline aldığında Ekselansları. 


Fedex yeniden zirvede. Evinde, en çok şampiyonluk kazandığı yerde. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi turnuvaya çıkarsa çıksın her zaman en fazla destek alan İsviçreli oyuncu için belki de ilk kez durum farklı. Bütün Büyük Britanya, İskoç Andy Murray'nin hasrete son vermesini bekliyor. Prenses Kate Middleton ve kardeşi orada, İngiltere Başbakanı David Cameron orada, Sir Alex Ferguson, David Beckham ve moda ikonu eşi Posh orada, üstad Rod Laver ve daha birçok isim. Bir de Federer'in babalarını kupa kazanırken görmesini istediği ikiz kızları orada, motivasyonu en yoğun sağlayan sanırım onlar, bir ülkenin özleminden çok daha öte masumiyetleri (Cameron'ın jest ve mimiklerini hatırlayın Murray sayı aldığında) saf bir alkış, hatta el çırpma daha çok ne olduğunu çözemeden, az biraz ortamdan sıkılmış bir halleri de yok değil.

Roger başardı, üç yaşına girecek iki kızı olan bir baba Wimbledon Şampiyonu. 31 yaşına bir ay kaldı. ATP sıralamasında 1 numaraya yükseldi. Hayranı olduğu Pete Sampras'ın kırılamaz denilen 286 haftalık birinci sırada kalma rekorunu tarihe gömüyor. (285 hafta) 33 yaşında bir numaraya yükselen A. Agassi'den sonra bunu başaran en yaşlı isim aynı zamanda. 17. Grand Slam'ini kazandı. Tenis tarihinin en çok GS kazanan oyuncusu hala. Sampras 14  idi, Nadal 11 şu an. 26 yaşında olan ve dayanıklılık temelli oyunuyla Rafa'nın bu sayısı geçeceğini öngörmek kehanet. Federer erişilmez bir seviyede. Spor tarihinin en önemli isimlerinden biri artık, sayılardan bağımsız. Michael Jordan, Michael Schumacher ne ise, Roger Federer de o, saygın.

Rekabetin bu denli yoğun olduğu ve tarihe şimdiden yazılan isimlerin çıktığı (Rafa & Novak) bir dönemde üstelik de 30 yaş sonrasında Grand Slam kazanmak & 1 numara olmak sadece Federer'e yakışırdı. Roger Wimbledon tarihinde sekizinci kez final (7/8) oynayan ilk isim olup yedinci şampiyonluğuna erişti. (Sampras 7/7 ve Becker 3/7) Sampras 2000 Wimbledon şampiyonluğu ardı 9. Grand Slam mücadelesinde yeni bir zafere -son- erişmişti, yaşı 31 idi. (2002 US Open) Ve Federer 2010 Avustralya Açık ardı 10. GS olan Wimbledon'da zafere ulaştı & yaş 31 sayılır. Ustasına saygı kuşağı. 2001 Wimbledon'da efsane şampiyon Sampras'ı elediği gün başladı zaten her şey.

Roland Garros'a dönelim süreci daha iyi anlamak adına. Djokovic vs Nadal rekabeti 353 dk. süren ve tarihin en uzun finali unvanını elde eden 2012 Avustralya Açık ile taçlanmıştı, yorulmazlar. Bir başka halka daha eklendi bu kapışmaya. Nadal, Djokovic'e karşı kariyerinin en uzun Roland Garros finalini (artı maçını) oynadı, 229 dakika ile. (2011, vs Fedex, 220 dk.) Nadal'ın önceki altı final maçı ort. 174 dk. sürüyordu. 05-204 dk. & 06-182 dk. & 07-190 dk. & 08-108 dk. & 10-138 dk. & 11-220 dk.şeklindeydi. Nadal önünde Fransa Açık'ta yedi kez servis kırmak, sekiz oyun üst üste kazanmak imkansız ötesi işlerdi, Djokovic başardı, maçı alamasa da. Djokovic'in son iki senede (2011 YF & 2012 F) Fransa Açık zirvesine çıktığı düşünülürse performansı gelecek adına umut vericiydi. 2013'te Djokovic Nadal'ı daha çok zorlayacak ve şampiyonluğa bir adım daha yaklaşacak tahminimce. (Birkaç sene sonra da kazanır, Kariyer GS için) Nadal ise 7. Fransa Açık & 11. GS'ini kazanıp duraklama dönemini sonlandırmıştı. Paris'te sekiz yapıp tarihe geçecektir. (Sampras & Fedex 7 Wimbledon) Bunun yanı sıra Nadal, GS finallerinde üst üste üç kez kaybettiği Djokovic karşısında psikolojik olarak yeniden doğrulmuştu.  Nadal'ın tribüne çıkıp ağlayarak ailesine sarılması "devrinin sona ermediği" mesajıydı. (2008 Wimbledon aynı reaksiyonu vermişti, orası devrin başlangıcıydı) Nadal'ın 2 ya da 3 Fransa Açık ve bunun yanına birkaç Wimbledon ekleme şansı bulunuyor. (Sert zemin zor, Djokovic var ve Murray geliyor sonunda) Rafa Nadal'ın karşısındaki en büyük engel yine Nole Djokovic olacak, Wimbledon, Amerika & Avustralya Açık Finalleri'nde. Nadal, Fedex'ten altı şampiyonluk çalmıştı (4 Fransa Açık) ve şimdiden Djokovic, Rafa'dan üç şampiyonluk çalmış durumda. (17-11) Nadal, savunma stratejili oyun & toprak kortta (12-2) daha çok oynayıp Fedex'e üstünlük kurunca (18-10) rekabetin değeri azaldı. Savunmayı ön plana alan, tarzları birbirine benzeyen Djokovic ve Nadal mücadelesinin çok daha çetin (dengeli) geçmesini bekleyebiliriz. Muhtemelen üç dört sene boyunca Rafa ve Novak arasında, Sırp raketin bir adım önde olduğu şekilde şampiyonluk dağılımı görülebilir. Murray de birkaç şampiyonluk elde edecek gibi duruyor. Fiziksel gücü, dayanıklılık seviyesini en üst sınırda kullanan Novak & Rafa için sakatlıklar da belirleyici olur süreçte. (Fedex bu yönden de farklıydı) Son iki sezon fırtına gibi esip 4/7 GS kazanan ve yenilmez görünen Djokovic, bu sürede Fedex'e iki kez kaybedip bir kez kıl payı kazandı (iki galibiyeti daha var elbette) aslında bu da Federer'in kendisine ters gelen Nadal dışında hiçbir oyuncu tarafından en iyi zamanlarında bile zorlanamayacağının göstergesi. Nadal eğer Wimbledon'ı da kazanıp psikolojik üstünlüğü tamamen ele geçirseydi işte o zaman apayrı bir tenis tarihi senaryosundan bahsedebilirdik. (varsayım 16-12) Her şey değişti. Rafa fırsatı tepti. Fedex eğer 2012 yazı çifte zafer (2 X Wimbledon) gerçekleştirirse tarihin en iyi oyuncusu olduğuna dair şüphesi olanlar da susacak. Federer için kanımca son hedef çim kortta (Wimbledon) oynanacak 2012 Londra Olimpiyatları'nı kazanmak, tek eksik ödül altın madalya ve yapabilir. Mutlaka US Open (ona uygun) ve 2013 Wimbledon (8. kez, rekor) için motivasyon sebepleri bulacak ancak mental olarak bu saatten sonra buna ne kadar hazır olabilir, belirsiz.

Fedex'in kariyerinde en can yakan üç yenilgi 2008 Wimbledon ve 2009 Avustralya & Amerika Açık olmalı bu açıdan. İlki Nadal'ın yükselişiydi, Roger'ın tek Wimbledon yenilgisiydi finalde. Diğeri Nadal'a kariyer Grand Slam şansı sağladı. Üçüncüsü Rafa dışında birine kaybetmesiydi, Del Potro'ya. Şu an 20 GS kazanmış olabilirdi, imkansızlık gibi bir şey.

2012 Wimbledon'a bakalım. Maça dair detaylar çok ama en can alıcı olan Fedex'in ilk set dışında servisine hep tutunması ve kırdırmamasıydı. Birçok kez servis kırma şansı da yakaladı ki bu durum zaten onun ne kadar oyunun içinde olduğunu anlatıyordu. Murray çok iyi direndi tenis tarihinin en iyi oyuncusuna. Bir tarafta kariyerinin ilk GS'ini kovalayan ve bütün kalabalığı arkasına almış bir adam, diğer tarafta eşi ve iki çocuğu önünde 17. zaferini kovalayan yaşlanmış ama "onun devri kapandı" yorumlarına aldırış etmemiş bir efsane. İkinci setin son sayısını alırken vuruşundaki o asaleti başka hiçbir oyuncuda göremezsiniz. Federer'in sui generis bir tekniği oldu her zaman. Kitaba uygun oynadı, kitap gibi oynadı, kitapta yazdığı gibi oynadı. Servis atarken topu havaya attığı andan düşüşe geçen sürede rakip yarı sahanın neresine vuracağı hiç tahmin edilemedi. En kritik noktada bile o zerafet kokan estetik dokunuşlarından vazgeçmedi, boyun eğmedi stratejilere. İşin sanat kısmını atlamadı, biraz tembeldi, yeteneğine güvendi ve koşmadı topun arkasından fazlaca. Servis & vole Sampras'tan yadigardı, 90'ları hatırlattı her fileye gelişinde, her smacında, volesinde. Kimsenin aklına gelmeyen vuruşlar ondan çıkardı, çoğunlukla kısa keserdi. Barça'ya benzer bir oyunu vardı, çizgi gerisinde savunmak yerine öne çıkmak, hücum etmek, riske girmek, topu forehand tarafına alıp bitirici vuruşu yapmak gibi tercihleri vardı. Buz gibi görünürdü belki ama içinde fırtınalar kopardı. Ağlardı çekinmeden, "Tanrım bu beni mahvediyor" demişti Nadal'a kaybettiğinde, sözünü sakınmazdı. Rakipleri sürekli onun karşısında sakatlanıyor ya da öyle gözüküyordu fiziksel sınırlarını zorlayarak oynamalarından ötürü. Fedex bu işlere girmezdi. Gözü pek şahin gibi değildi, gerek duymazdı fazla.

24 kez finale çıktı, 17'sini kazandı. 7 Wimbledon, 5 Amerika Açık, 4 Avustralya Açık ve 1 Roland Garros şeklindeydi dağılım. Fransa'da beş final oynadı ama tarihin en iyi toprak kort oyuncusuyla aynı döneme rast gelince daha fazla sevinç yaşayamadı. En yakın rakibi Nadal 16 kez final oynayıp 11'ini kazandı. 7 Roland Garros, 2 Wimbledon, 1 Avustralya Açık ve 1 Amerika Açık şeklinde. Nadal'ın toprak kort (ve ona yakın Wimbledon) dışında dönemsel ve dominasyon içermeyen başarılar yakaladığı çok net görülüyor yayılıma bakınca. Fedex'in yüzlerce rekoruna değinmeye bile gerek yok böyle bir karşılaştırmada dengeleri bozma adına.


İki buçuk sene geçmişti aradan, artık bitti söylemlerine inat yeniden varoldu, ilk doğduğu yerde. Babaydı, büyüyen ikizleri izledi onu, anne Mirka yanlarında, kazandı. Gönülleri ve bolca saygıyı. Roger Federer, gelmiş geçmiş en büyük tenis oyuncusu olarak ayrıldı merkez korttan, üzdüğü insanların gözü yaşlı, hayranlık dolu bakışları önünde. Çok güzel durdu Wimbledon şampiyonluğu üstünde, bir ceketi vardı bir zamanlar, ona asardı apolet gibi.



C'mon Fedex! seslerinin yankılandığı kulaklarımızla, alkışlayan ellerimizle, estetik kusursuzluğunu seyreden gözlerimizle, seni yaşayabildiğimiz için çok şanslıyız...

9 Temmuz 2012

A. Eren Loğoğlu

22 Haziran 2010

Kolay Olmadı!



Federer daha 1. turda eleniyordu. Yanlış okumadınız, Wimbledon tarihinin en büyük sürprizlerinden biri yaşanmak üzereydi. Federer'in form durumunu göz önüne alınca zorlanması beklenebilirdi ancak bu kadarı çok fazlaydı. Çok yoğun bir heyecan fırtınası esti denilebilir.

İlk sette oyun 5 - 5 iken servis kıran Falla, seti 5 - 7 kazanıp durumu 1 - 0'a getirdi. Bu bile anormaldi, çim kortta Federer'in set vermesi, hem de ilk turda.

İkinci sette bu defa oyun 3 - 3 iken servis kırdı Falla ve sonuna kadar götürüp bu avantajı, seti 4 - 6 kazandı.

Federer 0 - 2 geriye düşmüştü setlerde. Bilinen bir şey varsa o da şuydu, 5 setlik bir oyunda 3 set kazanmadan Federer'i yendiğinize inanmamak. Öyle de oldu.

Üçüncü set oyun 4 - 4, Federer servis atıyor ve durum 0 - 40'a geliyor, tam da buradan maçı döndürmeyi başardı Fedex, tam dört servis kırma şansını karşılayarak. Sonraki oyunda da servis kırıp oyunu 4 - 6'ya setleri de 1 - 2'ye getirdi.

Tamam her şey Federer lehine döndü derken, Falla servis kırdı ve 0 - 2 öne geçti dördüncü sette. Oyun 3 - 5'e kadar geldi, maçı kazanmak için sadece bir oyun uzaklıktaydı Falla. Fedex önce servisini aldı, sonra servis kırdı, birer oyun daha kazanıldı ve tie break setinde olması gereken gerçekleşti ve Federer 7 - 6 ile setlerde durumu 2 - 2'ye getirdi.

Beşinci setteyse oyundan düşen rakibi karşısında zorlamadan 6 - 0 ile maçı 3 - 2'ye getirip tur atladı.

Federer kesinlikle iyi değildi, acaba Sampras - Federer maçının gelecekteki halini mi izliyoruz sanrısına kapıldı pek çoğumuz ama Falla'nın da servisi kötüydü zaten. Biraz daha becerebilseydi servis işini maçı da kazanır ve Federer'i ilk turda evine gönderip tv karşısında İsviçre'yi izlemesine aracı olabilirdi.

Kanımca Federer için iyi oldu böyle bir mücadele, silkelenme adına ihtiyacı vardı, bu saatten sonra ne kadar form tutabilir ve karşısına biraz daha form seviyesi yüksek ve gerçek bir çim kort oyuncusu çıkarsa ne yapar gibi akıllarda soru işareti bırakmadı değil. Yine de her haliyle Yarı Final'e geleceğini düşünüyorum.

22 Haziran 2010

A. Eren Loğoğlu

20 Haziran 2010

Wimbledon Başlasın!



Wimbledon başlıyor ve ayrı bir heyecanı var bu yılın, Marsel İlhan.

Ana tabloya kalan ilk Türk oyuncu, Federer'in de olduğu kura tarafından katılıyor Wimbledon'a. Kura incelendiğinde Marsel eğer ilerleyebilirse Çeyrek Final'de Roger'in rakibi olabilir, bunları söyleyebilmek bile olağanüstü. Süpriz olmazsa Davydenko gelecektir ve Federer'in önü açık duruyor buraya kadar. Yarı Finaldeyse Djokovic, Roddick, Hewitt'in olduğu taraftan birisiyle eşleşecek.

Nadal'a bakınca, önce Soderling, sonra da Verdasco & Murray galibiyle oynayacak. Bir nebze daha kolay gibi Federer'e göre. Tabi bu isimleri daha çok sıralamadaki yerlerine ve kariyerlerine göre belirledim asıl önemli olanın performanslar olduğunu unutmayıp mutlaka farklı isimlerin de Federer ve Nadal'ın karşısına çıkabileceğini düşünüyorum.

Cilic, Berdych, Gulbis ilk akla gelenler.

Federer, olması gerektiği gibi, Wimbledon'ı kazanacak ve eğer Nadal karşısına gelebilirse 2008'in de intikamını alacaktır.

Come on Fedex, sahne senin beyazlar içinde!

20 Haziran 2010

A. Eren Loğoğlu

06 Temmuz 2009

Tarih Yazarı Roger Federer, 15



Bir devrin kapanışı ne 2008 Wimbledon ne de 2009 Avustralya Açık olabilirdi. Tarihin En İyi Tenis Oyuncusu'na olan güvenim beni yanıltmadı, önce Nadal'ı yenip Madrid'i, sonra Roland Garros'u ve 14. Grand Slam'i, en sonunda da Wimbledon'ı ve 15. Grand Slam'i kazandı Roger.

Federer, Wimbledon ile 15. Grand Slam'ini kazanıp, Sampras'ı geçti ve tarihin en çok Grand Slam kazanan oyuncusu oldu 27 yaşında.

Avustralya Açık, Roland Garros, Wimbledon ve Amerika Açık'ın tamamını kazanan nadir isimlerden biri Fedex. Her üç zeminde de GS elde edip, ne kadar yönlü ve gelişime açık bir oyuncu olduğunu kanıtladı. Sampras'ın 14 GS'i olmasına rağmen Roland Garros'u yoktu. Kusursuz ve estetiğe dayanan muhteşem tekniğini, 2008 yılında zayıflayan fiziksel gücü ile tekrar birleştirdi.

Bugün Roddick karşısında Nadal'ı bulsa muhtemelen kazanacaktı, o derece inanılmaz bir performans sergiledi ancak yorgunluğun etkisiyle son servislerinde sürekli basit hatalar yaparak kaybetti Final'i.

7 yıl üst üste Wimbledon Finali'ne yükselen Federer, 6. defa kazanmış oldu bu turnuvayı. 20. Grand Slam Finali'nde 15. zaferiydi Fedex'in. Her iki istatistikte de rekor artık Federer'in ellerinde, daha geliştirecek, önce bir baba olsun, Nadal'a Amerika Açık kazanma şansı da tanımayacaktır.

2005 Wimbledon - 2007 Amerika Açık arasında 10 GS üst üste Final'e kaldı. Djokovic'e 2008 Avustralya Açık Yarı Finali'nde kaybetmese, üst üste Final'e çıkma rekoru sayısı 17'ye yükselecekti bugün oynanan Wimbledon ile. 2004 Wimbledon - 2009 Wimbledon -hala devam ediyor yani- arasında 21 GS üst üste Yarı Final'e kaldı.

Bu istatistikler, bırakın başarmayı, tenise başlayan, profesyonel oynayan, yakından takip edenler için hayal bile edilemez ama Federer bunların hepsini gerçekleştirdi. Çünkü o Tarihin En İyi Tenis Oyuncusu, tartışmasız.



Kimler gelmişti O'nu, Tarihin En İyisi'ni izlemeye;

Tenisin En Büyükleri, Rod Laver, John McEnroe, Pete Sampras, Björn Borg oradaydı, O'nu alkışlamak için. Büyük bir şölendi bu, bir saygı duruşu. Federer'in tarihi yazdığı yerde, tarihe tanıklık etmek isteyenler, tenisi sevenler oradaydı, O'nu elleri kabarırcasına alkışlamak için. O'nu bir kez daha, en iyi olduğu yerde, 15. GS'i kazanırken, en iyi olduğunu kanıtlarken izlemek, yıllar boyu gerçekleştirilemeyecek bu başarıları gelecek nesillere anlatmak adına oradaydı seyirciler ve ekranı başında olanlar.

Woody Allen, Russell Crowe, Sir Alex Ferguson, Michael Ballack, Andy Roddick'in eşi Brooklyn Decker da oradaydı tarihe tanıklık etmek için.

Mirka Vavrinec, Federer'in eşi, hamile olduğu halde oradaydı, O'nu desteklemek için. Fedex'in yakın arkadaşı Bush grubunun eski solisti Gavin Rossdale da oradaydı, haykırışlarıyla.

Oyunun kırılma anları vardı. 2. sette tie break oynanırken Roddick 2 - 6 öne geçmesine rağmen, Fedex'e 6 sayı üst üste vererek oyunu kaybetti ve setler 1 - 1'e geldi. 5. sette oyun 8 - 8 iken Federer'in servisinde 15 -40'a gelmişti, Fedex buradan da oyunu döndürmeyi başardı bir Şampiyon'a yakışır şekilde.

Maç istatistiklerine biraz değinecek olursam;

50 Ace attı Federer, oyunda tutunmasını sağlayan da daha çok buydu. Servisi nereye atacağının son anda belli oluşunu gösteren çizimler çok şey anlatıyordu O'nun oyununu tanımlamak için. 107 Winner ile bitirdi maçı. Andy'nin ilk servisleri oyuna sokma oranı % 70 idi, bu da O'nun maça tutunma noktasıydı. Federer ilk sette 4, diğer setlerde 3 defa yakaladığı servis kırma şanslarından sadece birini, sonuncusunu kazanıp maçı bitirebildi. Aslında oyun içerisinde rakibinden daha çok sayı alan Fedex'ti ve servis kırması daha çok beklenebilirdi, öyle de oldu ama sonunu bir türlü getiremedi, son sette bile sanırım 3 defa Deuce durumundan oyunu döndürmeyi başardı Andy.

Tam 4 saat 16 dakika sürdü mücadele. Epik bir Final oldu.

237 hafta üst üste sıralamada 1. olarak bulunmuştu, 18 Ağustos 2008'de Nadal'a devretmişti ilk sırayı, aradan 1 yıl geçmeden tahtını geri aldı Nadal'dan. Kariyeri bitti, geri dönmesi zor diyenlere inat yeniden ve küllerinden doğdu Şampiyon, Tarihin En İyisi.

Ceketine 15 işlenmişti bile.

Bu sefer ağlamadı ama güzel adam, gurur doluydu Laver'ın, Sampras'ın, Borg'un, McEnroe'nun önünde.

Tarihi yeniden yazan adama, Roger’a, binlerce kez teşekkürler, bu güzel anıları yaşattığı ve bizlere tarihe tanıklık etme fırsatını verdiği için.

Okunmalı;

http://www.atpworldtour.com/News/DEUCE-Tennis/Federer-15-Quest/Road-To-15-Slams.aspx

http://www.atpworldtour.com/News/DEUCE-Tennis/Federer-15-Quest/Slams-Stats.aspx

http://www.atpworldtour.com/News/DEUCE-Tennis/Federer-15-Quest/By-The-Numbers.aspx

http://www.atpworldtour.com/News/DEUCE-Tennis/Federer-15-Quest/Federer-Genius.aspx

6 Temmuz 2009

A. Eren Loğoğlu

01 Temmuz 2009

21



Atlanta Hawks'da oynadığı dönemde Michael Jordan'ı tutma görevi hep onundu, SG olmasından ötürü. Steve Smith'ten bahsediyorum. MJ'in performansını yavaşlatmayı başardığı bir maç sonrasında -sanırım MJ o maçta da 30 küsür sayı atmıştı- bunu nasıl başardığı soruldu gazeteciler tarafından.

Steve Smith şöyle demişti: "O'nu tutmak imkansız değil ama emin olun imkansıza çok yakın."

Roger Federer için de geçerli bu. O'nun başardıkları imkansız değil belki de ama buna çok yakın. Zorlu geçmesi beklenen Karlovic engelini de rahat bir şekilde aşarak Wimbledon 2009'da Yari Final'e geldi. Rekorunu geliştirmeye devam ediyor, hakikaten inanılmaz, üst üste 21 Grand Slam boyunca Yarı Final'e yükseldi Fedex. Bunu başarma ihtimali olduğunu zannetmiyorum başka bir oyuncunun.

2004 Fransa Açık'ta 3. Turda elenmesinden sonra Yarı Final'den aşağı bir turda veda etmedi turnuvaya. Bu 5 yıllık süreçte 17 defa Final oynayıp 12'sini kazandı ve sadece 3 defa Yarı Final'de elendi.

Spor tarihinde, özellikle tüketimin bu denli yoğun olduğu bir dönemde, bu kadar domine edici bir performansı sürdürebilmek, En Büyük olmanın bir ifadesi açık ve net.

Master of Skills, yoluna devam ediyor her zaman olduğu gibi.

O kadar şanslıyım ki, Federer'i seyretmiştim diyebileceğim nesiller boyu.

1 Temmuz 2009

A. Eren Loğoğlu

29 Haziran 2009

Ana'nın Gözyaşları & Federer Çeyrek Finalde



Wimbledon Tek Bayanlar 4. Tur maçında Ivanovic ve Venus karşı karşıya geldiler.

İlk seti 6 - 1 ile kazandı Venus. 2. sette ilk servis 40 - 40 iken Ana sakatlandı, yüzünden acı çektiği okunuyordu ve oyun bir süre durdu, antrenör çağrılarak. Tekrar oyuna dönüp 1 - 0 öne geçtiyse de, Williams'ın servisi sırasında ağlamaya başladı, dramatik bir andı, gözyaşlarına hakim olamıyordu, oyunu bıraktığını bildirdi.

Oysa maçtan önce kendisini çok iyi hissettiğini ve 1 numara olduğu günden daha iyi durumda olduğundan dem vurmuştu. İlk sette kötü oynamamasına rağmen 2 defa servis kırdırmış, 2. sete ise daha iyi başlamıştı.

Bu sefer de olmadı ama sana söz yine baharlar gelecek.

Ajde!



Tek Erkekler'de Federer, Soderling'i 3 - 0 ile geçti, sadece 1 defa servis kırdı, o da ilk sette, son 2 seti Tie Break ile kazandı. Tie Break setleri bile 7 - 5 bitebildi.

Soderling, elinden gelen her şeyi yapmasına rağmen, nete vole vurmaya bile gelmeyen, 23 sayıyı ace ile kazanan Federer karşısında, yenilmekten kurtulamadı.

Zorlu kuranın ilk engelini geçerek Çeyrek Final'e yükseldi Federer. Bu turda Verdasco - Karlovic, Yarı Finalde Haas - Djokovic galibiyle ve Finalde muhtemelen evsahibi Murray ile karşılaşacak.

29 Haziran 2009

A. Eren Loğoğlu

19 Haziran 2009

Nadal, Wimbledon'da Yok!



Fiziksel güce dayanan oyunu sebebiyle, tarihin hiçbir döneminde Federer gibi bir dominasyon sağlayamayacağını tekrarlayıp durmuştum önceki Nadal yazımlarımda. Çok erken başladı sakatlanmaya.

Nadal, Hewitt'le oynadığı gösteri maçında kendini test ettikten sonra, % 100 olmadığını gözlemleyip, amcası Toni'yle birlikte, Wimbledon'a katılmama kararı aldığını açıkladı;

http://www.wimbledon.org/en_GB/news/articles/2009-06-19/200906191245395523523.html

Geçmiş olsun Nadal'a ve Nadal severlere.

Yine Federer Zamanı, 15 için!

19 Haziran 2009

A. Eren Loğoğlu

08 Temmuz 2008

Federer İmparatorluğu Yıkılıyor mu?



2001 Wimbledon Finali, Ivanisevic - Rafter karşılaşması 2008 Wimbledon Finali'nden önce yaşanılan en heyecanlı tenis karşılaşmasıydı, artık bu özelliğini yavaş yavaş bu maça bırakacak gibi duruyor. Ivanisevic'in her servisinde yaşanan duygu yoğunluğu elbette yoktu ama tenis sporunun tarihini bu iki adam bir kez daha ve en açık şekliyle yazdılar desek sanırım yanlış olmaz. Federer'in devrinin kapanıp kapanmadığını zaman gösterecek, eğer bu karşılaşma yıllar sonra bunu da başarmış olarak tarihteki yerini alırsa çok daha efsanevi bir şekle bürünecektir.

Federer, gelmiş geçmiş en iyi tenis oyuncusu, tartışılmaz bir gerçek bu, 26 yaşında 16 Grand Slam Finali'nde 12 Şampiyonluk kazandı, olağanüstü bir şey. Pete Sampras'ın 14/18'ine ne kadar yakın olduğu ve bu rekoru geçmek adına bir şampiyon gibi uğraş vereceği de muhakkak. Üstelik Sampras hiç Fransa Açık kazanamadı, Yarı Final'den ileri gidemedi çünkü, Federer ise toprak kortta 3 Grand Slam Finali gördü, kazanamadı ama hala bir şansı var, çünkü o bu oyunun en iyisi. Yıllar sonra bu tanımı belki Nadal için de kullanacağız ama 22 yaşında olan bu İspanyol daha yolun başında, her ne kadar şimdiden 7 Grand Slam Finali'nde 5 defa mutlu sona ulaşsa da.

Federer'in 4 Amerika Açık Şampiyonluğu var, Nadal'ın ise sadece bir Çeyrek Finali. Nadal için en az Wimbledon kadar zor olacak, belki daha da zor olacak, çünkü bir şampiyon, en iyi, devrinin kapanmaması adına en sıradışı, en epik mücadelesini sergileyecektir.

8 Temmuz 2008

A. Eren Loğoğlu

07 Temmuz 2008

Wimbledon 2008, Federer & Nadal, Sonsuzluğa Uzanan Rekabet



Spor tarihinin en efsanevi maçlarından birine tanıklık ettiğimi düşünüyorum. Yağmur araları ve ödül töreniyle birlikte 7 saate yakın süren bir karşılaşma oldu. Oyun süresi 4 saat 48 dakikaydı.

Nadal, ilk 2 sette 2 defa servis kırarak 6-4'lerle maçı 2-0'a getirdi. 3. ve 4. set servislerini kazanan 2 tenis oyuncusu ancak eşitliği tie break ile çözebildi. Federer ilkini 7-5, ikincisini 10-8 kazandığı 7-6'lık setlerle durumu 2-2'ye getirdi.

Final setinin hava kararıncaya kadar sürmesini ve dramanın tam bitmesi gerektiği yerde sona ermesini istiyordum, öyle de oldu. Eşitlik hiç bozulmadı, 7-7'ye kadar gelindi ve sonunda Nadal önce servis kırdı sonra da servisini alarak seti 9-7, maçı da 3-2 kazandı.

Maç izlerken aktarılan bilgilerden birkaçını paylaşayım ;

1 - Roger Federer 232 haftadır sıralamada 1. ve Rafael Nadal da 153 haftadır 2. sırada.

2 - Bu maça kadar aralarında oynanan karşılaşmalarda Nadal'ın 11, Federer'in 6 galibiyeti vardı.

3 - 6. defa bir Grand Slam Finali'nde karşı karşıya geldi bu iki oyuncu ve bunların 4'ünü Nadal kazandı.

4 - Federer'i 5 ve daha fazla maçta yenen tek tenis oyuncusu Nadal.

5 - Federer Wimbledon kariyerinde 2. defa ilk seti kaybetmiş oldu.

6 - 1980'den yani Björn Borg'dan beri aynı yıl hem Fransa Açık'ı hem de Wimbledon'ı kazanan oyuncu yoktu, Nadal bunu 28 yıl sonra başardı.

7 - Yine Björn Borg'un 6. defa üst üste şampiyon olamaması gibi, Roger Federer de 5'de kaldı.

8 - Federer 65 maçtır çim kortta, 40 maçtır da Wimbledon'da yenilmiyordu, bu seriler sona erdi.

Ödül töreni karanlık bir havada yapılabildi, maçın hikayesine yakışır bir sondu bu da. Nadal, Federer için tarihin en iyi tenis oyuncusu ifadesini kullandı. Federer ise kazanmak için herşeyi yaptığını söyledi.

Spor tarihinin gelmiş geçmiş en büyük rekabetlerinden birine şahit oluyoruz, yıllarca konuşulacak, unutulmayacak bir rekabet bu. Nadal'ın 22, Federer'in 26 yaşında olduğu düşünülünce daha uzun yıllar da sürecek gibi. Nadal'ın sürekli gelişme gösterdiğini de gözlemledik bu final maçında. Çim kortta Federer'e karşı nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynadı. Servisinin kırılmasına asla izin vermedi ve yılmadan, usanmadan baseline'da kalarak Federer'in backhand'ine gönderdi topları. Nadal'in bitmek bilmez enerjisini, Federer'in olağanüstü tekniğini yıllarca izlemek istiyor insan.

Her sporseverin arşivinde olması gereken bir maç, mutlaka bir yerlerden bulun ve izleyin eğer kaçırdıysanız.

7 Temmuz 2008

A. Eren Loğoğlu