30 Kasım 2008

Galatasaray, Kıtalararası Şampiyon



Galatasaray Spor Kulübü Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olarak Türk Spor Tarihi'nde bir ilki başarmıştı. Onlar bununla yetinmediler ve Avrupa Şampiyonu olarak gittikleri Japonya'dan Dünya Şampiyonu olarak ayrılıyorlar.

Final maçında Kanada temsilcisi British Colombia'yı 77-62 yenerek tarihi yeniden yazdılar.

Teşekkürler Aslanlar.

Ülke sporunu hala düşünen, Futbol ve Basketbol Federasyonları ve Kulüpler Birliği temsilcileriyle aynı masada yemekler yemeden, alın teriyle, emekle, spor ahlakıyla, yan yollara sapmadan Şampiyonluklar kazanan bu takım Türk Sporunun zirvesindedir artık, indirmeye de kimsenin gücü yetmez.

"‘Amacımız İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak. Türk olmayan takımları yenmek’’ Galatasaray Spor Kulübü'nün kuruluş amacıydı.

Ali Sami Bey rahat uyu, kurduğun bu birlik Dünya Şampiyonu.

30 Kasım 2008

A. Eren Loğoğlu

28 Kasım 2008

Başkalaşım

Devinim evrelerinde
Yüz çizgileri boyu akış

Dingin sevişmeler sonrası
Göçüp gidebilmek yangınıyla tutuşan yolcu

Uykusuz
Susuz
Yarı çıplak, yarı aç
Gergin, seslerin duyulmadığı bir frekans
Sahte ilişkiler süreci

Yaşadım ve yaşlandım.

Akmayan
Aksa da aklanmayan
Kirli bir zamanı terk ediyorum.

Edilgen cümlelerin kayıp öznesi,

Hüznün esir aldığı
Ve işkencelere saldığı bir zindan,

Korku imparatorluğunun yıkılmayan son kalesi

Silindi zihnimden birdenbire.

Yağmur'una kavuşan toprak gibi

Başkalaştım
Aşka alıştım

Soğudum
Sosyal kaçamak gecelerinden

Unutulurdu kabuk bağlayan yaralar
Olasılık hesapları olmasaydı

Düzensizlik düzeninden geriye
Örtü ve tortu kaldı.

Yaşıyorum
Umursamadan çevreyi
Sırtımda yalan kamburları taşımadan

Açık seçik, her şeyi
Ayna gerçekliğinde yansıtarak

Çarpıtmadan çarpıklıkları

Koyu inançlar duymadan yazıyorum

Ve
Yanımda Ya-ğmurum

Islanıyoruz ömrümüz kadar.

28 Kasım 2008

A. Eren Loğoğlu

16 Kasım 2008

AC Victoria's Secret



Sezon öncesi poster çekimleri başladı. Ayaktakiler, Oturanlar, Soldan Sağa gibi terimlerle tek tek isimleri yazmayacağım.

25 kişilik maç kadrosudur bu fotoğraf. Teknik adamların kadroyu küçültme operasyonlarına kurban gidebilir birkaç model. Sakatlar iyileşti tamamen. Gisele hala görünürlerde yok, teknik adamla sorunları var sanırım.

16 Kasım 2008

A. Eren Loğoğlu

15 Kasım 2008

Hollywood'dan Iverson Geçti



Pistons, Lakers'ın yenilmezlik serisine son vererek 7-2'ye geldi. Son 9 maçın 7'sini Bad Boys kazanmıştı zaten, olağan bir durumdu bu ve Lakers'ın yenilmezliği Pistons'la oynamaması kaynaklıydı, Doğu takımlarına karşı da ilk maçlarıydı.

AI daha hazır değil, alışkanlıklarına takımın uyum göstermesi zaman alacak. Ancak şu bir gerçek ki NBA'de en çok şampiyon olmak isteyen, bu uğurda her şeyini sahaya verecek bir oyuncu varsa o da Iverson'dır. Bad Boys'un da takımı ateşleyecek, konsantrasyonu artıracak bir lidere ihtiyaç vardı. Bu yönlerden çok başarılı bir takas oldu, ayrıca salary cap olarak da akıllı bir iş yapılmış gibi. Iverson'dan verim alınamazsa, sezon sonunda sözleşmesi bitiyor, böylelikle cap'de ciddi bir boşluk açılacak, bunun yanında McDyess ve Billups'ın kontratlarından da kurtulmuş oldu organizasyon. McDyess'ın 30 gün sonra geri döneceği de konuşuluyor.

Maç 95-106, 11 sayı farkla bitti, Lakers'a 106 sayı atmak önemliydi. Rasheed zihin olarak oyunun içindeydi, savunma ribaundlarıyla 2. şansları hiç tanımadı LA Lakers'a. Sheed bu konsantrasyonu sağlarsa, Iverson sürekli bunu tetikleyecektir, şampiyonluk şansı da artar Pistons'ın.

Sheed : 25 pts 13 reb
The Answer : 25 pts 4 ast
Tayshaun : 18 pts 4 reb 6 ast

Boston Celtics serisinde olduğu gibi Kobe yine düşük şut yüzdesiyle (12-30) oynadı. Bynum sakatlıktan kurtulamamış daha. Lakers'in Small Forward pozisyonundaki savunma zaafiyeti devam ediyor, Ariza çözüm olur deniyordu ama Prince yine canı ne isterse onu yaptı. Lakers şimdiden şampiyon ilan ediliyor ama 3 numara pozisyonuna çözüm bulamazlarsa işleri yine zor kanımca. Prince en zayıf halka, The Truth ve King James var daha. Doğu basketbolunun Play Off sertliğini de unutuyorlar. Doğunun 3 takımından hangisi Finals'a çıkarsa çıksın, Lakers'ın işi çok zor. Batı'da New Orleans dışında Lakers'ın rakibi yok gibi duruyor, Hornets bile iyi değil şu an ama zamanla ritm bulacaklardır. Lakers'ın NBa Finals'a, üstelik de galibiyet sayısı en yüksek takım olarak geleceğini düşünüyorum ancak Dallas Mavericks ve niceleri gibi, bu durum şampiyon olmalarına yetmeyebilir.

Iverson, Hollywood'un büyülü filmi yenilmez Lakers'ı gösterimden kaldırdı ve Doğu Basketbolunu unutanlara mesajı verdi.

15 Kasım 2008

A. Eren Loğoğlu

14 Kasım 2008

FC Victoria's Secret



Renkler : Sarı / Kırmızı / Mavi

Soldan Sağa : Alessandra Ambrosio, Marisa Miller, Selita Ebanks, Karolina Kurkova, Doutzen Kroes, Heidi Klum, Miranda Kerr, Behati Prinsloo, Adriana Lima

Kadroya giremeyen sakat oyuncular : Gisele Bundchen, Izabel Goulart, Ana Beatris Barros . . .



Amigo / oyuncu Sabri pardon Adriana birazdan mikrofonu alıp tezahürat yaptıracak.

14 Kasım 2008

A. Eren Loğoğlu

13 Kasım 2008

Siyah Zamanlar



İlk 30 dakika Galatasaray'ın görüntüsü şu ; deplasmanda 0-0'ı korumaya çalışan tipik bir Anadolu takımı. Kendi yarı sahasında topun gerisine geçme anlayışıyla bekleyen 7 oyunculu alan savunması, buna ek olarak hücumda çoğalamayan, oyun akışı sonucu rakip sahada sadece 2 oyuncusu bulunan, hücum organizasyonları geliştiremeyen, üst üste 3 pas yapamayan, rakip yarı sahaya yerleşemeyen, topla oynayamayan, tehlikeli bölgeye topu taşıyamayan, pozisyonu olmayan bir takım.

O kadar acı ki bu resim, o kadar çok üzülüyorum ki bu duruma. Kadroya, formasyona bakıyorsunuz, 4-2-3-1 devam ediyor. Orta bölgede baskıya çare olması beklenen Topal sahada. Arda, Lincoln, Kewell'i yedeklemesi düşünülen Aydın da sahada. Savunmanın merkezinde Meira - Servet ideal ikilisi, sağ bek Sabri, sol bek Volkan, önlerinde Ayhan da var. Lincoln ve Baros, Skibbe'nin oyun felsefesinde olması gereken yerlerde. İdealin dışındaki tek parça Ferdi. Arda veya Kewell olsa Ferdi'nin yerine gayet ideal bir kadro.

Neden olmuyor peki, Galatasaray neden Gerets ve Kalli döneminde olduğu gibi oyuna fırtına gibi giremiyor, neden oyuna hükmedemiyor, ilk 20 dakika 3-4 gol pozisyonu bulamıyor, neden deplasman takımı anlayışında ???

Skibbe böyle istiyor çünkü. Benfica maçının 2. yarısıyla bu düşüncesinden vazgeçiyor görünüyordu. Savunma daha ileride kurulmuş, dönen toplar sürekli kazanılarak hücum şansları doğmuş, böylelikle rakip sahaya yerleşen, dar alanda baskı da yapan Galatasaray bir zaferle dönmüştü Portekiz'den. Sonraki Fenerbahçe maçını psikolojik nedenlerin çok baskın olması sebebiyle teknik olarak değerlendirmemiştim, Skibbe'nin pek de çözüm üretebileceği bir maç değildi, haksızlık olurdu Kadıköy'e dair eleştirilerde bulunmak, çok başka etkenler vardı.

Ancak bu akşam görüldü ki Skibbe kendi oyun felsefesinden vazgeçmemiş, bizleri yanıltmış, gelecek adına çok karanlık bir resim bu.

30 ve 45. dakikalar arasında savunmayı biraz öne çeken, biraz ileride rakibe basan, rakip sahaya yerleşen takım, kıpırdanma eğilimleri gösteriyor. 2 de gol pozisyonuna giriyor. Bu anlayış tüm maça yayılabilse, çok daha organize ve yetenekli oyuncuların tehlikeli bölgede topla buluşmasını sağlayacağız.

Peki bu farklılık neden? İlk 30 dakika, ilk yarının son 15 dakikası, iki farklı oyun anlayışı. Skibbe bu soruna çözüm bulmalı. Bu anlayış farklılığı oyuncu inisiyatifleriyle veya rakibin oyundan düştüğü anlarla açıklanmamalı.

2. yarı ise bu farklı iki oyun anlayışının anlamsız bir şekilde iç içe geçtiğini gözlemledik. Belirgin bir zaman dilimine yayılmadan 2-3 dakika yarı sahamızdan çıkamazken, sonraki 2-3 dakika ise dönen topların kazanıldığı ve rakip yarı alanda daha çok yer alan bir takıma dönüştük. Bu tutarsızlığın ana nedeni, oyuncuların Skibbe'nin söyledikleriyle, kendi sahaya koymak istedikleri arasında kalmaları kaynaklı olabilir. Arda'nın oyuna girdiği 60. dakika ile 70 dakika arası rakip sahaya yerleşip, iyi organize olarak pozisyonlar bulduktan sonra, 70 - 80. dakikalar arası tekrar duraksama sürecine geçildi. Bu süreçte Aghahowa ile ciddi fırsatları da değerlendiremedi Kayserispor. Son 10 dakika ise bu sezonun önemli artılarından olan duran top katkısıyla bir baskı oluşturuldu rakip yarı sahada, gol de bunun sonucunda kazanıldı.

Aydın'dan bahsetmek gerekiyor. 22 oyuncunun en kötüsüydü kanımca. Fizik gücü 1. Lig düzeyinde değil, sürekli top kayıpları, cılız pas ve şutlar, ikili mücadelelerin tamamına yakınını kaybetme, top kazanamama gibi temel futbol unsurlarının hiçbirinde başarılı olamadı.

Pek çok taraftar, Mehmet Topal, Barış gibi mücadele gücü yüksek oyuncuların dönmesini bekliyor. Unuttukları bir şey var. Mehmet Topal eğer Skibbe'nin felsefesiyle alan savunmasının ön oyuncusu olursa, sıradan bir oyuncuya dönüşür, pas hataları artar, oyundan düşer, aynı şekilde Barış da öyle ve kötü oynuyor zannedilirler. Bu tür oyuncular rakibe basmazsa, top çalmazsa, Teknik Direktör bu tür oyunculara başka görevler yüklerse, onların sakatlıktan dönmesini beklemenin de bir anlamı yok, değişen bir şey olmayacak çünkü.

Galatasaray'ı çok daha kötü günler bekliyor ne yazık ki.

13 Kasım 2008

A. Eren Loğoğlu

11 Kasım 2008

Acil Çıkış Kapısı Aranıyor!



Fenerbahçe'ye yeniliyorsanız beden de, ruh da başkalaşıyor. Sevemiyorum hiçbir şeyi o gece, uzaklaşmak istiyorum sevgilerimden, göçüp gidebilmek yangınıyla tutuşan bir yolcuyum son durağı bekleyen.

Yorgun, az biraz durgun, ses kısık, konuşmanın nasıl olduğunu hatırlamadığım, sadece yazıştığım, hastalanmaya yaklaştığım bir gün yaşıyorum.

Uykusuz, susuz, gergin, sahte bir kum saati süreci. Akmayan, aksa da aklanmayan kirli bir zamanı terk ettim. Edilgen cümleler okudum içinde kendi geçmeyen. Sonra kendime kızdım, küfürler savurdum, alkolün dibine vurdum, ıssızdım. Sesimi duyan dört duvar, yalnızdım. Büyüyen boşluğum ve sarhoşluğumdan geriye üzüntüm kaldı.

Üzüntümün beni esir aldığı, işkencelere saldığı bir zindandı Kadıköy. Korku imparatorluğunun yıkılamayan son kalesi. Özgürlük de, adalet de, mutluluk da zaferle kazanılmalıydı.

Başkalaştım, soğudum. Sosyal kaçışlar yaratmalı, gündem değiştirmeye yönelik düşünceler aratmalı zihinlerde, kaybolmalı intihar ve ihtiyar huysuzluğunda.

Bu sızı derinde, acıtır, sancıtır, kanar, dokundukça yanar.

Yağmurlarda ıslansam da olmuyor, olmadı, olmayacak...

11 Kasım 2008

A. Eren Loğoğlu