27 Ocak 2010

Gio & Jo



Baros & Kewell sakatlıklarından dolayı üzerimize çöken sis bulutlarını dağıtmasından ötürü tinsel anlamı var bu transferlerin. Acıbadem markasıyla çalışılmasının yarattığı komplo teorilerinin son bulmaması ve takımdan ayrılan 2 oyuncunun Sağlık Kurulu hakkında yaptığı açıklamalar, zihinleri bulandırmaya devam ediyor. İçinde Fenerbahçe geçen ya da bu spor kulübünün menfaatinin olduğu her kurum ve kuruluştan uzak durmak, farklı rekabet alanları oluşturabilmek, çok daha akılcı bir strateji kanımca.

Gio & Jo, kiralık olarak takım kadrosuna katıldı. Frank Rijkaard'ın uzun vadeli planlarının bir parçası olma olasığı yüksek her 2 oyuncunun da. Katalanlar Johan'ın yolunda yürümeye devam ederken, Galatasaray da benzer hamleleri yapma çabasıyla kıvranıyor. Süreç sancılı, şampiyonluk şart olsa da Rijkaard, tereddüt etmeden zihninde yer alan projeleri uygulamaya bir an önce geçirmek istiyor, devre arası olmasına rağmen.

Ayağa, yerden pas mottolu, pas açısı oluşturmak adına dinamik ve hıza dayanan, dar alan kullanan bir hücum futbolu, yeni FCB.

Barcelona'ya benzer bir futbol oynama arzusu ya da projesini ütopik görenler elbet olacaktır ancak Katalanların oyuncu değerine erişilemeyecek olsa da, bu denli başarılı bir futbol mantalitesini, modelini Galatasaray'a kazandırabilmek Rijkaard'ın İstanbul'u tercih etme sebeplerinin başında geliyor.

4-3-3'ten 4-6-0'a uzanan geniş ve modern bir yelpaze, Gio & Jo, Baros & Kewell, Arda & Elano, Keita & Caner gibi üst seviye kombinasyonlardan oluşan bir hücum yapısı.

Geriye bazı Türk oyuncuların uyum sıkıntısı kalıyor ki bu da zaman alıyor. Balta, Topal, Servet, Uğur, Sabri, Sarp, Zan, Güngör, Barış, Serdar, Ufuk ve Aykut. Projenin başarıya ulaşma şansı, Türk oyuncu grubunun ne derece evrilebileceğine bağlı gibi gözüküyor. Haziran'da başlayan dönüşüm bazı oyuncular üzerinde etkili oldu, Sabri ve Sarp daha verimli bir oyun sergiliyorlar ancak Topal ve Balta gibi bir adım ileri gitmeyen oyuncuların varlığı da can sıkıyor. Gio & Jo gibi transferler, alışma sürecini hızlandırmak adına çok değerli.

Eksiklikler hala bulunuyor, Lucas proje için aranan isim miydi tartışılır, her ne kadar Bülent Korkmaz etkisi yaratacak olsa da, orta sahada ciddi bir box to box oyuncu eksikliği, Topal sadece savunma görevleriyle sahada bulunmalı ve kaleci sorunsalı, Aykut'un Kalli dönemi performansının Leo'nun bu yıl gösterdiğinden daha iyi olduğunu düşünüyorum ve yabancı kontenjanında sıkıntılar yaşanıyorken, bu sorunun da en azından sezon sonu çözüme kavuşturulması gerekiyor.

Hamit, Marco, Sinan Bolat, Marquez zihnime gelen ilk isimler, sezon sonu adına.

___________Baros_________
Kewell______________Keita
______Arda_____Elano_____

Bu yapıya Caner, Gio ve Jo da katıldılar, olağanüstü bir başarı.

Avrupa maçlarında kısa vade içerisinde, 4-6-0 düzeninde, Gio ve Keita'yı en önde, arkalarında Arda, Elano ve Caner'i görebiliriz.

Rijkaard'ın artık Davids hamlesini de yapması gerekiyor, devre arası ya da sezon sonu.

27 Ocak 2010

A. Eren Loğoğlu

6 yorum:

Ümit dedi ki...

Hoşgeldin Eren.

Chao Grey dedi ki...

Hoşgeldin diyelim mi? Özlettin kendini fazlasıyla.

mtunay dedi ki...

İlk 'Türk Futbolu Komedisi' yazını okumuştum ve hayran kalmıştım. Yazılarını yeniden okumak çok güzel. Hoşgeldin.

Faruk Alpaslan dedi ki...

Barça biraz uç bir örnek ama insanı da heyecanlandırıyor hani... Bu arada hoşgeldin hocam.

extensor dedi ki...

Hoşgeldin hocam. Şu Hakan Balta'nın uyum sorunu konusu... Hakan bildiğim kadarıyla ilk devre boyunca arka adalesinde ödemle oynadı. O stilde yedeği de olmadığı için Rijkaard onu sürekli oynatmak zorunda kaldı.

Bu sakatlıkta Hakan'ı sürekli geri itti.
Şimdi yavaş yavaş atlatıyor bunları.

Kaldı ki bu Türk oyuncu grubu içerisinde oyun bilgisi ve mental yapısı en değerli oyuncu da Hakan Balta...

Yani onun evrilmesi diğerlerine oranla daha kolay olacaktır.

Hatta şöyle söyleyeyim. Galatasaray Barcelona'ya en çok hangi oyuncusu ile yaklaşıyor derseniz... Ben Hakan Balta - Abidal derim.

2. olarakta kimsenin beğenmediği ama Rijkaard sisteminin aranan adamı olan Franco - Valdes derim :)

Tekrardan hoş geldin

A. Eren Logoglu dedi ki...

Merhaba arkadaşlar,

geri döndüm, ara sonlandı, umarım kaldığım yerden devam edebilirim yazmak anlamında.

@ Extensor

Barcelona'nın saha içi en zayıf halkası veya pozisyonu ne diye sorulsa herhalde % 50 oranında sol bek ve kaleci seçimleri olurdu.

Bu sebeple en çok benzeşen iki oyuncunun bu bölgelerden olmasını anlamlı buluyorum en azından seviye açısından, sadece oyun karakteri olarak da değil.

Balta, Topal, Servet, Sabri gibi takım iskeletinde yer alması gereken uluslararası düzeydeki Türk oyuncuların mutlaka bu dönüşüme uyum sağlamaları gerekiyor ve bunu başarması gereken kişi Rijkaard ve Neeskens.

Galatasaray'ın 90'lardaki jenerasyonunda pek çok oyuncu -Bülent Korkmaz, Suat Kaya- buna benzer bir dar alan sistemine uyum dönüşümünden geçmiş ve UEFA Kupası, biraz da kadroda yer alan Türklerin evrim geçirmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı.

Rijkaard durumun o kadar farkında ki, yabancı sınırlaması hakkında yöneltilen bir soruya, 8 yabancı yeterli, Türkler de oynamalı şeklinde cevap vermiştir. Dünyaca ünlü bir futbol markasının, Aziz Yıldırım'ın sınırsız yabancı olmadan başarı olmaz argümanının karşısında böyle bir demeçle duruş göstermesi de ayrıca önemlidir.

Eren.