Kongre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kongre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2010

Dublörler & Kenyon Hamlesi



İnanmadım adları medya tarafından gündeme getirildiğinde, seçim kazanma amaçlı kullanıldığını düşündüm, hala da aynı paralelden bakıyorum, bazı farklarla.

Peter Kenyon, Thomas Kurth ve Esteve Calzada kanlı canlı, somut olarak karşımızdalar, ismen değil. Yine de inanmadım, dublörleri herhalde diye düşünüp araştırdım, fotoğraflarına baktım. Bu inanılmaz olayın gerçekleşme olasılığını düşündükçe -gerçi Rijkaard isminin yarattığı devrim etkisi bunu da doğurabilirdi- olmaz canım daha neler, Türkiye daha o seviyeye gelmedi, böyle çok üst düzey profesyonel isimlerin gelmesi çok zaman alır ve bunu ancak Galatasaray başarır bir gün diyordum kendimce.

Gerçekleşti, buradalar, Galatasaray çatısı altında, hem de yıllar geçmeden, o bir günü bugüne dönüştürerek. Peki nasıl ve neden, araştırılması gereken asıl konu bu, şoku atlattıktan sonra.

Peter Kenyon, Chelsea ve Manchester United'ın eski CEO'su, keza Umbro'nun da.

Thomas Kurth, eski G - 14 CEO'su.

Esteve Calzada, Barça'nın eski Marketing Genel Direktörü.

Gazete ve internet sitelerinde daha pek çok unvan var bu isimlerin yöneticilik kariyerleriyle ilgili. İmtina edip, dezenformasyon yaratmamak adına çok detaya girmiyorum, hakim olmadığım bir konu çünkü.

Futbolu her yönüyle takip edip Kenyon ismini duymayan yoktur yine de. Kurth'un da bir ara Galatasaray tarafından İstanbul'a getirildiğini hatırlıyorum. Calzada adınaysa Barça belgesellerinde, kulüp resmi sitesinde veya Katalan gazetelerinde birşeyler okurken rastlamadım, gözüme takılmadı hiç.

Biraz araştırma yapınca ilginç bilgiler çıkıyor ortaya, doğruluğu tartışılır, Calzada'nın Messi'nin isim ve imaj haklarını elinde bulundurması gibi.

Başkan adayı Adnan Öztürk'ün Kenyon hamlesi, Başkan Adnan Polat'ın en zayıf noktasının yönetimde profesyonelleşme olduğunu vurgulamak amacını taşıyor görünürde. İsimlerin kongreye çok yakın bir zamanda ortaya çıkması, projenin çok da içerikli olmadığını ve seçim kozu çerçevesinde sıcağı sıcağına gerçekleştiğini de gösteriyor, Rijkaard gibi değil. Futbol İcra Kurulu'nda görevlendirilmesi düşünülen bu isimler, mekan sınırı olmadan, bazı danışmanlık işlerini yürüteceklermiş gibi bir izlenim bırakıyorlar bende. İstanbul'da bulunmadan, Galatasaray'a nasıl bir fayda getirebilirler, çok tartışılır. Ortada bir açılım var ancak bunun içeriği net değil gibi bir algı yaratıyor, siyasetin hafızamıza yeni yeni kazıdığı bir söylem şeklinde sunacak olursam.

Görünürde olmayan amaç ne öyleyse?

Kenyon hamlesini, Galatasaray'ın en can yakıcı ve hassas noktası olan Lise zihniyetinin, Başkan Adnan Polat'ın bedeller ödeyerek iyi bir seviyeye getirdiği kulübün mirasının üzerine oturma çabası olarak görüyorum. 2005 - 2010 arasında mali yapı, amatör branşlar, stad sorunsalı ve futbol takımına bir model oturtulması gibi konularda gösterilen gelişmeler, 2010 - 2015 arasında meyvelerini vemeye başlayacak. Zihniyet, bu fotoğrafın içinde yer almak istiyor, Adnan Polat'ı yenilmez birisi yapmamak, statükoyu korumak ve Galatasaray'ın yapısının değişmemesi adına, çünkü çok az kaldı bu güzel günlere. Kenyon, Kurth, Calzada gibi aklın almayacağı isimlerin -bir şekilde, iş ilişkileri yoluyla ikna edilip- seçim kozu olarak kullanılması da bunun en büyük göstergesi.

Öztürk'ün dişe dokunur bir projesi de yok bu isimler dışında.

Öztürk seçil(e)mezse de bu isimleri Galatasaray'a kazandırıp, amacının sadece seçilmek olmadığını kanıtlamalıdır. Kazanan Galatasaray olsun denir ya konuşmalarda, bunun yolu böyle bir davranıştan geçer.



Sonuç olarak;

Kenyon hamlesinin amacı dışında 3 apayrı yönü var irdelenmesi gereken. İlki sevindirici olan kısmı, Kenyon'un Galatasaray adı için gelmesi, diğeriyse bunun bir proje değil seçim kozu olarak kullanılması, içinin boş olması, hüzünlendirici kısmı da bu. Sonuncusu ve sinirlendirici kısmıysa Zihniyet'in kara bulutlar halinde Galatasaray'ın üzerine çöküvermesi olasılığı.

20 Mart 2010

A. Eren Loğoğlu