12 Ağustos 2009

Kısa Bir Ara

55'inci Mknz. P. Tug. K.lığı Kırklareli'ne Kısa Dönem Er statüsünde ve Piyade sınıfında asker olarak gidiyorum.

Uygun olduğumda yazmaya çalışacağım.

En kısa zamanda yeniden görüşmek üzere, hoşça kalın.

12 Ağustos 2009

A. Eren Loğoğlu

10 Ağustos 2009

Barça'nın Yaz Süreci













































Fotoğraflar Elmundodeportivo'dan.

10 Ağustos 2009

A. Eren Loğoğlu

Kadro Düzenlemesi, İndirgenmiş 4 - 3 - 3, Şifre 7



33 - 4 = 29
29 - 4 = 11 + 7 + 7 = 25

4 - 3 - 3;

____________1___________
2______4________5______3
____________6___________
_______8________10______
____7_______________11__
____________9___________

Konum:

1: Leo Franco, Aykut Erçetin, Orkun Uşak
2: Sabri Sarıoğlu, Uğur Uçar, Serkan Kurtuluş
3: Hakan Balta, Volkan Yaman, Alparslan Erdem
4: Gökhan Zan, Emre Güngör, Semih Kaya
5: Servet Çetin, Emre Aşık, Murat Akça
6: Mehmet Topal, Mustafa Sarp, Mehmet Güven
7: Kader Keita, Aydın Yılmaz, Serkan Çalık
8: Elano, Tobias Linderoth, Barış Özbek
9: Milan Baros, Shabani Nonda, Erhan Şentürk (Özgürcan Özcan)
10: Arda Turan, Ayhan Akman, Cassio Lincoln
11: Harry Kewell, Serdar Eylik, Yaser Yıldız

11 * 3 = 33 eldeki oyuncu sayısı, şifresi 3 alternatif üzerine kurulu.

Olması istenen ise 11 + 7 + 7 = 25. Peki neden, şifre ne?

11, ideal olan, sahaya çıkan ilk takımı belirtiyor. Eklenen 7, 18 oyunculu maç kadrosunu deşifre ediyor. Birazdan düzenleme olarak sunacağım indirgenmiş 4 - 3 - 3, 7 rakamının kusursuzluk sunan önemini anlatıyor. Son 7 ise, ilk 11'de olmayan, yedek bekleyen 7 oyuncunun 7 alternatifi koşulunu öne sürüyor.

Pozisyon A: 1 - Kaleci
Poz. B: 2 - 3 Bek
Poz C: 4 - 5 Stoper
Poz. D: 6 Ön libero
Poz. E: 8 - 10 Orta Sahanın Ortası
Poz. F: 7 - 11 Kenarlar
Poz. G: 9 Santrafor

İndirgenmiş 4 - 3 - 3;

____________A___________
B______C________C______B
____________D___________
_______E________E_______
____F_______________F____
____________G____________

7 rakamı 7 harfle temsil ediliyor bu düzenlemede.

Poz. A, D ve G tek konumlandırma içeriyor, statik bir durum var, buna X diyelim.
Poz. B, C, E ve F çift konumlandırma içeriyor, dinamik bir durum var, buna da Y diyelim.

Örnek vermek gerekirse;

Poz. C'de yer alan bir oyuncu 4 ya da 5 olabilir. Teknik Adamlar genellikle 4 konumu için sağ ayaklı, 5 konumu için sol ayaklı oyuncuyu tercih etse de, sağ ya da sol ayaklı olmak ciddi bir sorun yaratmıyor. Benzer durumlar, Poz. E ve F için de geçerli. 7 konumunda yer alan Aydın, ters ayaklı olarak 11 konumunda da yer alabiliyor. Aynı şekilde 11 konumunda yer alan Kewell ya da Serdar, 7 konumunda oynayabiliyor. 2 farklı konum yerine 1 pozisyon üzerinden, indirgenmiş 4 - 3 - 3 ile değerlendirme yapma şansını doğuruyor bu da.

Bu kadro düzenleme organizasyonunun bir zaafı var. Poz. C, E, F için geçerli olan durum Poz. B için değil. Aslında geçerli, Inter - Lazio maçında sol bek, 3 konumunda oynayan ve asıl konumu 2 olan Javier Zanetti gibi bir oyuncu varsa kadroda.

Devam edelim;

Her X için 1 * 2 + 1 = 3 alternatif
Her Y için 2 * 2 + 1 = 5 alternatif

Bu denklemlerde çarpı 2 yedeklemeye, her konum için 1'e, artı 1 ise 3. bir alternatife karşılık geliyor.

Örnek olarak, Y haline ait olan Poz. F için 2 * 2 = 4 alternatif düşünüldüğünde Keita, Kewell, Aydın, Serdar'ın ardından Poz F.'nin tanımlandığı 7 ve 11 konumlarında oynayabilen 5. bir oyuncuyu, bu 4 oyuncuya alternatif haline getirmek, düzenleme açısından en optimum çözüm olacaktır.

X için 3 alt. * 3 Poz. = 9
Y için 5 alt. * 4 Poz. = 20

Toplam X + Toplam Y = 29

3 alternatifli 33 kişilik kadroyu 29'a getirmenin formülü bu ancak yeterli değil. Çünkü 29 sayısı, forma bulma şansı az olan oyuncuların hala çoğunlukta olması anlamına geliyor. Takımlar bu sayıyı 24 - 26 civarına düşürmeye çalışıyorlar doğal olarak.

Anlatmak istediğimi biraz daha açayım. İlk 11'in 2 stoperine 2 yedek düşünürken, artı 1 oyuncuyu da bu 4'ü için alternatif olarak düzenlemeye katıyorum, sonuç olarak 5 alternatif ortaya çıkıyor.

Sorun yaratan Poz. B'ye bakalım bir de. Sabri, Uğur, Hakan Balta, Alparslan ilk 4 alternatif iken, sağ ve sol ayağını kullanabilen 5. bir oyuncunun varlığı, düzenlemeyi çok kolaylaştırıyor. Pozisyonun kendi içerisinden üretkenlik sağlama zorunluluğu var 29 olan kadro sayısını kusursuz 25'e düşürmek için. Uğur'un sol bek bölgesinde denenmesi bu konuda yardımcı olacaktır.

25 sayısının kusursuzluğu 11 + 7 + 7 denkleminden geliyor. İdeal ilk 11'den sonra oyuna girebilecek 7 oyuncunun bulunduğu 18'i kusursuz hale getirmenin şifresi 7 rakamında gizli. Konumlandırılmış 11, 7 pozisyona indirgendiğinde, oyundan çıkan her bir oyuncunun alternatifi ilk 18'de yer alıyor.

İdeal 11: Leo, Sabri, Balta, Gökhan, Servet, Topal, Keita, Elano, Baros, Arda, Kewell
Kulübe: Aykut, Uğur, Emre G, M Sarp, Ayhan, Aydın, Nonda

Poz. A'nın alternatifi Aykut
Poz. B'nin Uğur
Poz. C'nin Emre G
Poz. D'nin M Sarp
Poz. E'nin Ayhan
Poz. F'nin Aydın
Poz. G'nin Nonda

Yani her pozisyonun bir yedeği var. Herhangi bir sakatlık anında, yerine giren oyuncu devşirme değil, asıl pozisyonunda oynayacak, düzenleme açısından bu çok önemli.

18'in dışında kalıp 25'te yer alanlar: Orkun, Alparslan, E Aşık, Tobias, Barış, Serdar, Özgürcan

29'u 25'e düşürmenin formülü de pozisyon içi üretkenlik ekseninde belirleniyor. Tobias'a Poz. D'den kontenjan sağlamanın sebebi de bu. Bu tercih Poz. D'nin 3. alternatifi M Güven yerine Tobias'ı, Poz. E için de Barış'ı seçmeye yol açıyor. Benzer durumlar Serdar ve Alparslan tercihlerinde de var. Arda ve Elano'nun kenarlarda oynayabilmesi, Poz. F için Yaser'in elenmesi anlamına geliyor.

Poz. A: Leo, Aykut, Orkun
Poz. B: Sabri, Uğur, Balta, Alparslan (5. alternatif yine Uğur)
Poz. C: Servet, Zan, E Güngör, E Aşık (5. alternatif Balta, Topal ya da Uğur)
Poz. D: Topal, M Sarp (3. alternatif Tobias)
Poz. E: Arda, Elano, Ayhan, Barış, Tobias
Poz. F: Keita, Kewell, Aydın, Serdar (5. alternatif Arda ya da Elano)
Poz G: Baros, Nonda, Özgürcan (Özgürcan kadroda yoksa 3. alternatif S Çalık ya da Keita)

25'in dışında kalanlar: S Kurtuluş, Volkan, Semih, Murat, M Güven, Lincoln, Yaser, S Çalık

Kusursuz, eksiği olmayan bütünsel bir yapıya sahip olmak için bu tür matematiksel tabanı olan kadro düzenlemeleri şart gözüküyor. Şifresi 7 olan kusursuz 25 sayısı elbette bir sınır değil, genç birkaç oyuncu A Takımla çalışsın diye kadro 25'in üstünde, takım içi alternatif üretkenliğine göre 25'in altında da olabilir, şartlar çok önemli. Bir ideal sınırdan bahsedecek olursak, 4 - 3 - 3 özelinde, 7 pozisyondan oluşması sebebiyle 25 yeterli bir sayı.

25 kişilik ideal bir kadronun anlattığı da bazı konular var, üzerinde durulması gereken. Farklı pozisyonlarda oynayabilen, her iki ayağını kullanabilen, ters ayaklı, takım içi üretkenlik şansı sunabilen oyuncuların şart olması gibi.
Total futbol sonucu ortaya çıkan bu kavramlara, takım düzenlemesi ekseninde matematiksel olarak da erişilmiş olması son derece çarpıcı.

Denklemler, formülleştirme çabaları oyuncu isimlerinden bağımsızdır, tercihler subjektif olduğundan değişkenlik gösterecektir. Bu sebeple zihinler, isimler üzerinde yoğunlaşmamalıdır, not olarak bunu da düşeyim.

10 Ağustos 2009

A. Eren Loğoğlu

04 Ağustos 2009

TFF'nin Standartsızlığı



Türkiye Ligi ilk hafta maçlarının saat ve günleri belli oldu, ilginç bir noktaya değineceğim.

Önce 2008 - 2009 sezonunun ilk haftasına bakalım. Fenerbahçe 23 Ağustos Cumartesi 2008'de Gaziantepspor deplasmanına çıktı ve maç saati 21.45 idi.

Aynı sezon, bir önceki sezonu şampiyon kapatmasından dolayı açılışı yapan Galatasaray, Denizlispor ile Ali Sami Yen'de karşılaştı aynı gün ve maç saati 19.00 idi.

Şimdi de 2009 - 2010 sezonunun ilk haftasına göz gezdirelim. Fenerbahçe'nin üzerinde kara bulut gibi dolaşan tesadüf sözcüğü fikstürde de karşımıza çıkıyor ve Galatasaray'ın ilk maçı Gaziantepspor deplasmanı oluyordu 9 Ağustos Pazar 2009'da ve maç saati 19.30 olarak belirlendi.

Fenerbahçe ise çapraz eşleşme yapılır gibi Denizlispor ile karşılacaktı, tek fark deplasman olması, maç aynı gün ve saati 21.45 olarak ifade edildi.

İlginçlik ya da gariplik görülebiliyor sanırım bu açıklayıcı tablodan. Üst üste 2 yıl, 2 farklı takım Gaziantepspor deplasmanıyla başlıyor lige, biri 19.30, diğeri 21.45'te oynuyor.

Standart içermeyen bu durum herhangi bir mantık içeriyor mu, hayır!

Ağustos ayının sıcaklık ortalamalarının yüksek olması, iklim ve havanın deplasmana gelen futbolcuları daha çok etkilediği bir gerçek mi, evet!

Peki TFF tarafından, bu durumdan en az etkilenmesi sağlanan kulüp hangisi, tabi ki Fenerbahçe!

Ortada bir yıl önce uygulanmış, açık ve net olan bir durum var, Gaziantep'teki Fenerbahçe maçı 21.45'te oynatılmış, doğru olan da bu ama nedense bu yıl uygulanamıyor. Ayrıca garip olan bir başka durum da Denizlispor deplasmanına çıkan Fenerbahçe'nin yine 21.45'te oynaması. TFF'nin futbolcu sağlığına en çok hassasiyet gösterdiği kulüp Fenerbahçe çünkü Milli Takıma en çok Brezilyalı'yı pardon Türk oyuncuyu onlar veriyor!

12 Ağustos'ta Milli maç var, en çok Milli oyuncu Galatasaray'da, bu sebeple 19.30'a alındı Gaziantepspor maçı denilebilir. Milli Takıma en çok oyuncuyu vermek, futbolcu sağlığını hiçe saymak için bir sebep olabilir mi, asla!

Milli Takıma çok oyuncu vermek suç, ihlal gibi bir algı yaratıyor herhalde Federasyon yetkilerinin zihninde, 8 Brezilyalının yanına birkaç Türk oyuncu serpiştirmek Türk Futbolu'nu daha ileri götürür düşüncesine sahip olmalı, Sevilla maçı sonrası açıklama yapanların yanında yer alan Levent Kızıl gibi TFF üyeleri.

3 yılda 3 şampiyonluk sözü verenler sezonu erken açtı demiştim 90 Dakika programının yayından kaldırılması sonrası kaleme aldığım yazıda. Devam ediyorlar oyunlarına, bozamasak da, yüzlerine vurmaya devam edeceğiz bu adaletsizlikleri ve oyunu sahada değil masada oynamaya daha çok ilgi gösterenler, masadakilerle birlikte haksızlıklar okyanusunda boğulacaklar. Sadece sahada oynanan oyuna bakalım feryatlarını dile getiren tarafsızlar ise, asıl oyunları, konuşulmasın istedikleri korku tünellerini, standartsızlıkları gördükçe, kendilerinden utanacaklar.

4 Ağustos 2009

A. Eren Loğoğlu

02 Ağustos 2009

Darağacında Bir Şair

Dargınım
Çarkları döndüren serin sulara

Kızgınım
Algıda seçici kurulan pusulara

Apar topar mahkeme kuruldu
Sorgu sual olmadan

Ön yargılayıp -ayıp be ayıp-

Karar oluşturuldu

İdam
Nasılsa var ölümden sonra yaşam

Cehennem yakıcılığında anlayış
Cennet kararsız!

Büyütülecek bir şey yoktu
Çoktu nezaketsiz ortam

Gergin, zararsız!

Arkadaş adlı tiyatroyu iyi oynayıp
Rahatsızlıktan nem kapan

Ve kendi yarattığı sığ evrene tapan

Edebiyat cahili
Zavallı niyet okuyucusu

Özgürlük diye bağrılan konserlerin
Ve sevda temalı eserlerin asıl oyuncusu

Sen olamazsın

Şiir kokan papatyalarla süslü bir saraya
Galata'dan geçip varamazsın

Renk körlüğü ve cesaret engel yol boyu akışına

Ayna başlarında yüzüm
Yüzüm yasaklandı bir daha bakışına

Suçsuzluğum ve özür borçsuzluğum eşliğinde asıldı bedenim

Evet, darağacında sallanan (d)eli kanlı benim!

2 Ağustos 2009

A. Eren Loğoğlu

01 Ağustos 2009

Türk Sineması Tatil Yapmıyor



Bu coğrafyanın sinema emekçilerinin değerli çabalarıyla Türk Sineması'nın yükselişi devam ediyor. Çekimi biten, çekimleri devam eden ve proje aşamasında olan pek çok film var. Zaman Gazetesinin 1 Ağustos 2009 Cumaertesi ekinde yer alan bir yazıdan derliyorum, liste çok daha uzun aslında.

Çekimi Bitenler;

Sonsuz - Y: Cemal Şan, O: İsmail Hacıoğlu, Şevket Çoruh, GT: 18 Eylül 2009

11'e 10 Kala - Y: Pelin Esmer, O: Mithat Esmer, Nejat İşler, GT: 25 Eylül 2009

Karanlıktakiler - Y: Çağan Irmak, O: Erdem Akakçe, Meral Çetinkaya, Derya Alabora, GT: 2 Ekim 2009

Kıskanmak - Y: Zeki Demirkubuz, O: Serhat Tutumluer, Berrak Tüzünataç, GT: 6 Kasım 2009

İncir Çekirdeği - Y: Selda Çiçek, O: Özgü Namal, Derya Durmaz, GT: 6 Kasım 2009

Beş Şehir - Y: Onur Ünlü, O: Beste Bereket, Ahmet Rıfat Şungar, GT: 13 Kasım 2009

Bornova Bornova - Y: İnan Temelkuran, GT: Kasım 2009

Kosmos - Y: Reha Erdem, O: Sermet Yeşil, Türkü Turan, GT: Aralık 2009

Kutu - Y: İlksen Başarır, O: Mert Fırat, Saadet Işıl Aksoy, Lale Mansur, GT: Aralık 2009

Kars Öyküleri - Y: Özcan Alper, Ahu Öztürk, Emre Akay, Ülkü Oktay, Zehra Derya Koç, GT: 2010

Soul Kitchen - Y: Fatih Akın, O: Moritz Bleibtreu, Birol Ünel

Kara Köpekler Havlarken - Y: Mehmet Bahadır Er, O: Cemal Toktaş, Volga Sorgu, Erkan Can

D - Y: Metin Yeğin, O: Selim Akgül, Nebil Sayın

Çekimi devam edenler;

Kanal - i - zasyon - Y: Alper Mesçi, O: Okan Bayülgen, Hakan Yılmaz, Erol Günaydın, GT: 23 Ekim 2009

Gecenin Kanatları - Y: Serdar Akar, O: Beren Saat, Yavuz Bingöl, Cezmi Baskın, GT: 11 Aralık 2009

Ejder Kapanı - Y: Uğur Yücel, O: Uğur Yücel, Kenan İmirzalıoğlu, Nejat İşler, GT: 22 OCak 2010

Siyah Beyaz - Y: Ahmet Boyacıoğlu, O: Tuncel Kurtiz, Nejat İşler, Erkan Can, Şevval Sam, GT: 2010'un ilk ayları

Bal - Y: Semih Kaplanoğlu, O: Erdal Beşikçioğlu, Tülin Özen, GT: 2010 Eylül - Ekim

Vaviyen - Y: Taylan Biraderler, O: Engin Günaydın, Binnur Kaya, GT: 2010


Bu derleme üzerinden bazı konulara değinelim. Nejat İşler ve Erkan Can'ın ismi var birçok filmde, heyecan verici. 1988 Metris Cezaevi firarını anlatan Metin Yeğin'in D'si, çok dikkat çekici. Yumurta, Süt ve şimdi de Bal, Semih Kaplanoğlu'nun Yusuf Üçlemesinin son filmi. Nahid Sırrı Örik'in aynı adlı romanından uyarlanan Kıskanmak, usta yönetmen Zeki Demirkubuz'un güzellik kavramının anlatıldığı filmi. Ahmet Boyacıoğlu'nun Siyah Beyaz'ı bir mekan filmi, mekana gelip giden müdavimlerin hikayesi anlatılıyor. Reha Erdem'in Kosmos'u ve Özcan Alper'in Kars'ı merakla beklenilmesi gereken filmler olacak gibi duruyor özellikle Beş Vakit ve Sonbahar'ı izlemiş olanlar için. Fatih Akın'ın Soul Kitchen'ında Birol Ünel'i izleyeceğiz. Avrupa Yakası dizisini sırtında taşıyan iki isim, Engin Günaydın ve Binnur Kaya, Taylan Biraderler'in Vaviyan adlı filminde de beraber yer alıyorlar.

Şimdiden iyi seyirler.

1 Ağustos 2009

A. Eren Loğoğlu

30 Temmuz 2009

Elano Galatasaray'da



Rijkaard, Neeskens, Roca Teknik Heyette,

Kewell, Baros, Keita, Elano, Tobias, Leo, Nonda yabancı kontenjanından kadroda,

Bu isimlerin yanında Arda, Topal, Balta, Servet, Ayhan, Zan, E Güngör, E Aşık, Sabri Türk Milli Takımının temelini oluşturan yerli oyuncular olarak kadroda,

Altyapıdan gelen, Uğur, Serdar kadroda

Daha Türk Milli olamayan Barış, ayrıca Alpaslan, M Sarp var. Elano heyecanıyla ismini saymadıklarım da olmuştur.

Haldun Üstünel'in yaratımında büyük emek sarfettiği bu kadro, Rijkaard'ın elinde Avrupa'nın her anlamda en üst seviye takımlarıyla yarışır bir konumu yer edinecektir. Avrupa Ligiyle başlayan süreç önümüzdeki sezon CL ile devam edecek, 1 sezonluk takımı tanıma, sistemi oturtma kazanımlardan sonra eksikler daha iyi görülecek ve birkaç takviye ile de çok güçlü bir şekilde Barcelona'ların olduğu gruplara gönül rahatlığıyla düşülecektir.

Elano, bu düşünceleri bünyeye zerk edebilecek kadar önemli bir transferdir. Algıları bozacak derecede farklıdır da üstelik. Baros, Kewell ve Keita'nın transferi için kariyeri düşüşteydi sebebini öne sürenler, Galatasaray tercihini görmezden gelenler, kariyerinin düşüş evresinde olmayan, daha birkaç gün önce, Milan ve Inter'in istediğinden bahsedilen Elano'nun transferini nasıl karşıladılar acaba!

Santos'u Brezilya Milli yapanlar, dünya kulüpleri peşindeydi diyenler Elano için ne söyleyebilirler, konuşma şansları var mıdır yoksa ağızlarını bıçak bile açmaz bir hale mi bürünmüşlerdir!

Santos kötü oyuncudur diye söylemiyorum bunu, oluşturan imaja, alaca bulacaya, camiasını kandırmak isteyen, Aziz Yıldırım'ı dolaylı yoldan da olsa besleyen sahtekar tavra itirazım. Elano'yu nasıl bir kategoriye sokmamız gerek, 35 kere Brezilya Milli olmuş bir oyuncu, bölgesinde oynayan pek çok yıldız isim var iken.

Kadrosunda 8 Brezilyalı bulundurup, 7'sini sahaya sürerek, 4 yabancı kontenjanı hakkını Türklerden yana kullananlar, Brezilya Ligi takımı hüviyetinde adaletsizliklere güvenerek yarışanlar bunları anlayamazlar, daha önce de anlayamadılar, vizyon denilen sözcüğün anlamından uzak, Aziz Yıldırım ve zihniyetine tamah edip, taparcasına bağlı olanlar, daha uzun bir süre de algı sorunu yaşayacaklar. Bir de engellenen Seyrantepe Stadı biterse, 10 yılda uzay çağına eriştiği söylenen Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'sinin Galatasaray'ın olmadığı bir ortamda vizyonsuzluk sonucu, ne tür bir seviye yakaladığı görülecektir. Aradan geçen 12 yıla rağmen hala Avrupa'ya hazırlanıyoruz masalına -bilinçli olarak getirilmeyen iyi teknik adamlar da dahildir buna- kananlar için, Rijkaard'ın 2 yıl içinde oluşturacağı süreç ve başarı belgeseli büyük bir şaşkınlık yaratacak, belki de asıl devrimi, Türk Sporu'nun üstündeki karanlık gölgeleri de bir daha düşmemek üzere kaldırarak gerçekleştirecektir.

Elano, bu derece önemli bir transferdir de.

Gelelim maddi ve teknik boyuta. 10 milyon Euro üzerinde bir değer biçilen ve transfer olan bir oyuncu için, harcamayı bu seviyenin altına düşürerek imza attırmak bir başarı. Oyuncunun yaşı, kariyeri gereği de en az Keita kadar hatta Keita'dan bile potansiyelinin yüksek olduğu söylenebilir, geri dönüşüm anlamında.

City'de orta 3'lü ve 4'lüde görev aldı, SWP ve Ireland ile, arkalarında Kompany ya da Zabaleta oynadı. Topal ya da Sarp'ın önünde Elano & Arda, Elano & Tobias, Elano & Ayhan şeklinde alternatifler var, tercihim süreklilik ve uzun vade açısından Tobias'ı içeren olur. Xavi & Iniesta benzetmelerini duyar gibiyim. Elano kanatlarda da oynayabilir, bu da önemli bir artı. Kewell, Keita, Arda, Serdar ve Elano olacak ki, müthiş ötesi. Özellikle Elano & Arda içeren bir orta 3'lü Türkiye Ligi'nde 20 maçı rahatlıkla götürür ancak zorluk derecesi artan deplasmanlarda ve Avrupa Arenasında, Tobias'ın devreye girdiği bir yapı, takımın başarı grafiğini daha yukarı çekecektir, bu da önceki yazılarımda da ısrarla vurguladığım 2 yapıyı ortaya koyuyor;

Alternatif 1:

_____________Topal________________
______Tobias_______Elano__________
___Keita__________________Arda____
_____________Baros________________

Alternatif 2:

_____________Topal________________
______Elano_________Arda__________
___Keita__________________Kewell__
_____________Baros________________

Alternatif 2'nin biraz fantastik kaçtığını ve savunma zaafları yaratacağını söylemek olası. Xavi & Iniesta benzetmesini yaparken, Xavi'nin savunma yönünü ve Barça'nın topla daha çok oynama kaynaklı olarak, pek çok takıma göre daha az savunma yapmak durumunda kaldığını belirtmekte fayda var. Başarılı bir alan paylaşımlı savunma, özellikle Barça'nın yaptığı gibi geride beklese de hareketli, pas arası kovalayan bir anlayış içerisinde bu 2 oyuncu, hem Arda'nın hem de Elano'nun zayıf da olsa savunma algıları olmalarından ötürü, başarı sağlayabilir. Ben yine de Tobias'ın olduğu bir yapıyı daha sağlıklı buluyor ve önemsiyorum.

Sabah Atahan ile telefonda konuşurken şöyle bir benzetme yaptı. Lincoln Ronaldinho ise, Elano Kaka türünde bir oyuncudur. Bunun anlamı takıma uyumu daha kolay olan -bunu zaten Premier League'de oynayan Brezilya bir oyuncu olmasından anlıyoruz- sorun çıkarmayan, bunları sergilerken Brezilya tekniğini de sunan, topla adam eksilten, uzaktan şutları olan ve en önemlisi duran topları çok iyi kullanan bir oyuncu Elano. Penaltı, korner, frikik her duran topun başına gelir ve golle sonuçlandırır, Türkiye Ligi açısından bu çok önemli bir hamle ve başarıya giden en kısa yol. Elano özellikleri, fiziği, topu sürüş biçimi açısından da Kaka'yı andırıyor, Milan O'nu isterken, Madrid'e giden Kaka'nın yerine düşünüyordu zaten, bu da Elano'nun oyunun iki yönünde de varolan tarzını ortaya koyuyor.

Elano'nun saha içi katkısının yanında, belirttiğim psikolojik katkısı da çok mühim. Türkiye'deki en ciddi rakibinizin 8 Brezilyalısı var ve hiçbiri Elano kadar Milli Takım'a seçilememiş.

Maliyet hesabı bilmeyenlere, bunlarla ilgilenmeyenlere de ek bir bilgi verelim. Elano + Keita'ya yapılan harcama Fenerbahçe'nin hemen hemen Mehmet Topuz ve Özer'e yaptığı ile aynı.

Rijkaard'ın yarattığı özgüven havası bir kalkan oluşturarak Elano'yu koruyacak, medyanın Lincoln'ü, hem oyuncunun hem de taraftarın yanlışlarıyla düşürdüğü durum, yaşanmayacaktır. Yine de dikkatli olunmalı, yalan yanlış ve art niyet içeren haberlere sezon boyunca aldırış etmeden, sabır yeminleri edilen Rijkaard'a güvenerek -Elano'yu o istedi çünkü- yola devam etmeliyiz, özellikle bu akşam yaşanabilecek bir sıkıntı karşısında su koyvermeden.

Türkiye'de yılın transferidir Brezilyalı Elano. Türk Futbolu'nun başarı merkezi Galatasaray, görevi yeniden almak için hazır.

30 Temmuz 2009

A. Eren Loğoğlu