08 Nisan 2012

Sempre Junts | Barça: Sonuna Kadar | 80 Günde Hakem Hataları ve La Liga



Sezonun bitmesine iki aydan az bir zaman kaldı. 10 ya da Şampiyonlar Ligi Finali ile birlikte 11 maç. 7 La Liga, 1 Kral Kupası Finali ve 3 ŞL maçı. Gelinen bu noktada bir kısım sporsever ve yazar Barça'yı başarısız buldu bile. (Oyun olarak gerileme olduğu söylenebilir bence ama kazanılanlar ve olasılıklar dahilinde bu ifade çok iddialı) Gerçekten öyle mi peki?

Barça, İspanya Süper Kupası, UEFA Süper Kupa ve FIFA Kulüpler Dünya Kupası'nı şimdiden elde etti. Şampiyonlar Ligi'nde Serie A'nın lideri AC Milan'ı eleyip yarı finale yükseldi. Kral Kupası'nda Bielsa'nın A. Bilbao'su ile final oynayacak. La Liga'da bitime 7 hafta kala 4 puan geride ve Madrid'i Camp Nou'da ağırlayacak. (Puan farkının sebeplerini detaylı anlatacağım yazımda) Beş El Clasico oynayıp Mourinho'ya hiç kaybetmedi Guardiola, üçünü kazandı.

Abidal ameliyat olacak, artık oynayamıyor. Villa Aralık'tan bu yana sakat ve sezonu kapattı. Pedro inanılmaz formsuz ve deplasmanlarda Messi'yi rahatlatan oyunu kenarlara doğru genişletip merkezde rakip savunmacıların arasındaki boşlukları artırma, bunun yanında savunma arkasına sızıp kusursuz son vuruşlarla gol üretme görevi gerçekleştiremiyor. Pique & Puyol ikilisi son dört sezonun en kötü dönemini yaşıyor. Fabregas transferinin Xavi'nin yerine rotasyon olarak kullanılacağı düşünülürken sakatlıklar ve Pep'in futbol devrimine yeni boyut getirmek istediği üçlü savunmayla birlikte klasik 4-3-3 deformasyona uğradı. Bunun sonucu olarak alan ve pozisyon paylaşımında yapılan hatalarla topla oynama % 55'lere kadar düştü, topun altı saniye içinde kazanımı gecikmeye uğradı, rakipler daha çok net gol pozisyonuna giriyor. Alexis'in aranan oyuncu (ayağında Barça'da olması gerektiğinden fazla süre top tutması ve en çok top kaybı yapan isim) olmaması, sık sık sakatlanması ve teknik heyetin hatasının farkına varıp sezonun en kritik maçında Cuenca'yı ona tercih etmesi (üstelik Pep sebep olarak net bir çizgide oynayan, kanat oyuncusu istedim demesi ve Alexis'in Rossi'ye tercih edilme sebebi olarak da oyunu çizgiye genişleten, kanat oyuncusu -winger- gereksinimini sunmuştu, çelişki yani Alexis'te hata yaptığının belgesi) transfer yanlışlığını gösteriyor.

Alexis bu sezon 25 maçta ilk 11 başlayıp 34 maça çıktı ve 2140 dakika süre alıp 11 gol kaydetti. Pedro geçtiğimiz sezon 40 maçta ilk 11 başlayıp 53 maça çıktı ve 3632 dakika süre alıp 22 gol kaydetti. Villa geçtiğimiz sezon 48 maçta ilk 11 başlayıp 52 maça çıktı ve 4119 dakika süre alıp 23 gol kaydetti. Şilili az süre alıyor, ortalama olarak (0,32) az gol atıyor, dakika başına da (194 dk.) son sırada yer alıyor, her şey açık.

Barça bu sezon 54 maç yaptı, 41 galibiyet, 11 beraberlik ve 2 yenilgi aldı. 161 gol atıp 39 gol yedi.

2008-09 62 maç 42 galibiyet 13 beraberlik 7 mağlubiyet 158 gol atıp 55 gol yedi
2009-10 59 maç 45 galibiyet 10 beraberlik 4 mağlubiyet 138 gol atıp 39 gol yedi
2010-11 62 maç 45 galibiyet 11 beraberlik 6 mağlubiyet 152 gol atıp 39 gol yedi

İlk sezonun öğrenme evresi olduğu ve rakiplerin de Barça'yı anlamaya çalıştığı düşünüldüğünde inceleme dışı kalması anlaşılabilir. Elbette 155 golün sebebinin Messi & Eto'o & Henry gibi bir daha bir araya gelmesi imkansız bir üçlü forvet hattı olduğunu da açıklayalım, 2008 Avrupa Şampiyonası sonrası görevlerinin ne olduğunu tamamen anlayan Xavi ve Iniesta'yla birlikte. (Eto'o -sahte 9- ve Henry -Arsenal- Barça DNA taşıyan isimlerdi ayrıca) Bir sonraki sezon top sahip olmayı artırmak için altı saniyede topu kazanma kuralının iyiden iyiye -Pedro'yla- savunmayı rahatlattığı görülebilir. Gol sayısındaki azalma elbette üçlü forvetin bozulması Eto'o & Ibra takası, Henry'nin fiziksel düşüşü kaynaklıydı. Pep, Zlatan'ı 2009'da Chelsea karşısında çalışmayan sistemine bir farkındalık katsın diye istemişti ancak Ibrakadabra büyüyü tamamen bozdu ve Messi'yi huzursuz etti. Üçüncü sezon, ilk ikisinden ders alma ve doğruları uygulama zamanıydı, kusursuzluğa erişme her yönden. Villa transferi bunu anlattı. Messi merkeze kaydı, sahte 9 oldu ve kendini, tarihin en iyi oyuncusu olmayı buldu. Barça hem çok gol atıp hem de az gol yedi. Tekrardan bütün kupaları topladı.

Topla Oynama Oranları

2008-09 % 65.8
2009-10 % 68.7
2010-11 % 73.4

Guardiola'nın kafa yorduğu meselelerden biri "topu nasıl daha çok ayağımda tutarım" sorusu üzerine idi. Savunmayı riske eden ancak orta sahadaki oyuncu sayısını artırıp oyunun merkezini burası olarak belirleyen (kompakt yapıdan ötürü top kazanımı da kolaylaşıyor oyun merkeze taşınınca) 3-4-3 formasyonu biçilmiş kaftan olabilirdi. Pep bu yüzden Fabregas ve Alexis hamlelerine ihtiyaç duydu, oyunun kenarlara genişlemesine, Messi gibi sihir yapan birine ve sahte 9'a arkadan destek verip gol yollarına sarkan, ara pası özelliği olan, pas yüzdesi yüksek birine. Alexis ve Cesc'e yani. Plan pek başarılı olamadı. Bu sezon % 69 seviyesine geriledi Barça topa sahip olma hususunda. Alves'in nasıl bir görev alacağı bir türlü hesaplanamadı, üçlü savunmanın sağ tarafı mı yoksa ileri üçlünün sağ tarafı mı gibi. Kenarda katkı veremeyen ve asıl yeri en uç olan Alexis bu bölgeye kaydırılınca (Leverkusen, 1-3) Messi sağ kanat gibi oynadı ve üretkenliği azaldı. Fabregas takıma çok kolay adaptasyon sağlasa da oyun ritminin bozulduğu maçlarda hiç sorumluluk alamadı. Barça akışkan oyun yapısını kaybetti.

İyi noktalar yok mu peki? Çok fazla hala. Zaten burada tarihin en iyi futbol takımından, teorik olarak geldiği noktadan, kusursuzluğa yaklaşmasından detaylı bahsettiğimiz için pek çok zaaf üzerinde durabiliyoruz, onlara övgüler düzüp hatalardan söz etmemek bu sezonu açıklamamıza yetmez.

Thiago, Cuenca ve Tello. Üç oyuncu daha kazandı Barça. Alexis, Villa ve Pedro'nun kötü olduğu dönemlerde zorunluluktan ortaya çıktı Isaac ve Cristian. Cuenca tam bir kanat oyuncusu, asla top kaybı yapmayan ve topu tam zamanında ayağından çıkaran, Barça DNA taşıyıp bunun üzerine bir de İngilizlerin sert kavisli ortalarından yapabilen, böylelikle takıma ekstra bir unsur katabilen. Tello, tam da Alexis'ten beklenen, kenardan ceza sahasına akıp pozisyon kovalayan, hızlı oyuncuydu. Ve elbette büyük yetenek Thiago. Bu sezon çok fazla süre aldı, takımın ideal onbirinin ritmi açısından zararlı olsa da bu tercih, onun gelişimine yarar sağladı.



Pep, geçtiğimiz sezon Puyol ciddi bir sakatlık geçirip son üç ay oynamadığında Mascherano'yu savunmanın merkezine çekmişti. Dahiceydi çünkü çılgınlık da içeriyordu 1.74'lük bir oyuncunun stoper olması. Buna tolerans gösterebilecek, topun havaya çıkmasını engelleyen tek takım da Barça'ydı. Tuttu. Mascherano, Puyol sonrası için onun yerini alabilecek harika bir oyuncuya dönüştü. (La Liga'da maç başına top kazanma: Abidal 11.2 - Mascherano 10.8 - Pique 10.3 - Busquets 8.8 - Puyol 8.6)

Barça'nın daha şimdiden 39 gol yemesi, takım savunmasındaki zayıflığı sergiliyor. 4 Ocak'taki Osasuna maçından sonra 16 maçın (11 Mart) yalnızca ikisinde kalesini gole kapatabildi. İki kez üç gol yedi, en son iki sezon önce Villarreal karşısında üç gol görmüştü. (Osasuna 3-2, Granada 5-3) Pique & Puyol ikilisinden vazgeçen Pep, son 8 maçta beş kez kalesine duvar ördü. Üç gol atan Granada karşısında ise Javier yoktu.

Üçlü savunmanın rakibe daha çok gol şansı tanıyan konumu aynı olanağı Barça'ya da sunuyor, özellikle iç sahada. Messi'nin 60 golü de bunun işareti. Osasuna maçından sonra oynanan 13 maçta 23 gol attı.

Bundan sonra ne olacak? Chelsea, Milan'a göre daha rahat bir rakip Barça için. 2009 geriliminin sürüp sürmeyeceği elbette önemli. Lampard & Terry için son şanslar, hesabı kapatmak isteyebilirler. Torres'te düzelme emareleri var, Euro 2012 için bir fırsat bu maçlar. Atletico Madrid formasıyla Barça'ya 10 maçta 7 golü vardı. Barça'ya en çok gol atan isimlerden biri, onu 9 maçta 6 gol ile Agüero takip ediyor. Cristiano Ronaldo 15 maçta 5 gol ile üçüncü sırada ama oranı bir hayli düşük. (Villa 12 maç 6 gol sayılmazsa) (Drogba 7 maçta 2 gol Barça'ya karşı) (Madrid'e karşı Messi 18 maçta 13 gol, Eto'o 16 maçta 9 gol, Villa 24 maçta 10 gol, Ronaldinho 11 maçta 5 gol) Di Matteo'nun tarzı Villas-Boas'a göre daha çok Mourinho'ya benziyor, bu da dipnot.

Barça ŞL finaline yükselecektir. Bu yüzden Mourinho "onlar zaten finalde" şeklinde yorum yapıp hem Chelsea'ye olan bağlığını gösteriyor, hem de eski takımını motive etmeye çabalıyor. Guardiola döneminde Barça'yı ikili eliminasyon usulüyle alt etmenize imkan yok. 29 turun 27'sinden galip ayrıldılar. ( % 93) 16 kupanın 13'ünü kazandılar. Tek maç Mourinho için avantaj, en azından bir şansı var. (Kral Kupası 2011) Barça ligdeki El Clasico'yu da kazanırsa Madrid'e karşı yenilmezlik serisi sekiz maça çıkacak. Sekiz maç boyunca Barça'yı yenemeyen Mourinho, Münih'te final ile seriyi kırıp kupaya uzanırsa her şeyi kazanmış olacak ve geride kalan sekiz maç unutulup gidecek bir anda, tek bir zaferle. Çok tehlikeli bir senaryo ve gerçekleşebilir. Gelmiş geçmiş en iyi takım Barça'nın iki maç üzerinden Mourinho & Madrid formülüne elenme olasılığı daha düşüktü. Tek maç, reaktif ve geçici stratejik çözümlerin (belki tek duran top gol olur) iş yapabilmesi anlamına geliyor. Üstelik Abidal & Villa yok, Pique & Puyol & Pedro formsuz, kusursuzluk denkleminin (5-0 El Clasico) neredeyse % 50'si çürümüş durumda.

2009'daki Chelsea maçındaki hakem kararları, şaşırmayın izleyince, bütün pozisyonları penaltı zannediyordunuz -çünkü Mourinho bunu alt bilincinize yerleştirdi- ve Camp Nou'daki maçı unuttunuz!

Ya La Liga?

Bir hafta içinde üç maçlık bir periyot var El Clasico öncesi. (ilk maçlar geçildi) Barça evinde Getafe'yle oynayacak ve Levante'ye gidecek. Son beş deplasmanda galip geldiler ve burayı kayıpsız atlatmaları önemli. R. Madrid, Gijon'u sahasında ağırlayıp, Atletico'ya gidecek. Daha zor bir fikstür. Guardiola görüşüm değişmedi, kazanma şansımız yok diyor. (Belki de ayyuka çıkan hakem hatalarına bir atıf bu ya da Cruyff'un 1991-94 arası 4 sene üst üste şampiyon yaparken Rüya Takımı, iki kez geriden gelmesi, Tenerife, son günde kazanılan zaferlerden önce söylediği gibi) El Clasico'yu Barça kazandığı an mini bir lig daha başlayacak görünümü var.

Bu yazdıklarımın hiçbirini dikkate almayın veya. Gelmiş geçmiş en iyi futbol takımını izlemenin keyfini yaşayın iki ay daha, onları çok özleyeceğiz 10 sene sonra.

7 Nisan Zaragoza 1-4

----------------Valdes---------------
Alves----Puyol-------Javier---Adriano
----------------Keita----------------
---------Thiago-------Fabregas-------
---Pedro---------------------Alexis--
----------------Messi----------------

Sergio, Xavi ve Iniesta aynı anda kenarda, işlerin zorlaşacağının bir göstergesi. Zaragoza, rakibi karşısında zayıf olduğunu bilen bir takım nasıl oynaması gerekiyorsa öyle davranıyor. Saha zemini bile ayarlanmış, çimler uzun, topu yavaşlatacak şekilde. (Belki de penaltıyı bu yüzden kaçırdılar) İlk 8 dakikada 6 faul yapıyorlar. Oyunun sürekli durması onların lehine ve her pozisyonda bir sonrakini düşünerek hakeme itiraz ediyorlar, haklı ya da haksız, ki hakem pek etkilenmiyor bundan. Tribünler de her pozisyon için kendilerine düdük beklentisinde, klasik İspanya.

Zaragoza akılcı oyununu sürdürüp penaltı kazandı, gole çeviremedi ama beş dakika sonra öne de geçti. (penaltı tartışmalı, Valdes müdahale etmiyorsa kendini atıyor gibi oyuncu, Milan maçında Abbiati, direk Alexis'e müdahale ediyordu ilk anda) (gol de ofsayt olabilir, en arkadaki oyuncu -Adriano- bozmuyorsa)

Keita, maçın en kötü oyuncusu çünkü Barça'da ön kesici nasıl oynamalı, bilse de uygulayamıyor. Takım ideal orta üçlüsü olmayınca organize olmaktan çok uzak, topa sahip olsa bile pozisyona dönüştüremiyor. İlk tehlikede Alexis ve Cesc golü yapamıyor ancak köşe vuruşunda kalecinin ikramını Puyol çevirmiyor. Antrenörler için ilginç olan şu; Barça duran top kullanıyorsa tutmanız gereken tek bir oyuncu var, Carles, başkası değil ama o bir şekilde topa gidiyor ve golü yapıyor, en kritik anlarda. İkinci gol, Alexis'in becerisi. Dikine gitmeyi iyi bilen Şilili, Messi'ye asistini yapıyor ve Barça rahatlıyor. Zaragoza'nın şanssızlığı, faule dayanan stratejilerini sekteye uğratan kırmızı kart, aynı oyuncuya denk geliyor. Faul alan Alexis, penaltıda olduğu gibi, bu maç çok yararlı, özellikle ikinci yarı ancak Cesc'e vermediği pas sonrası Messi ve Fabregas'tan azarı işitiyor, Barça'ya hala uyum sağlayamadığı ortada, yeteneğiyle ayakta kalmaya çalışıyor. İkinci yarı Sergio girince ve rakibin 10 kişi kalmasıyla kontrolü tamamen ele alıyor Katalanlar. Aradaki 10 dakikalık bölüm yine ızdırap Barça için.

Barça'daki sorunlardan birine değineceğim şimdi, dördüncü golün üzerine. Thiago son kez gol attığında tarihler 22 Aralık, Pedro 25 Ocak, Fabregas 8 Şubat, Alexis 14 Şubat idi. Dört oyuncu yaklaşık iki aydır gol atamıyor. Barça'yı taşıyan Messi, Iniesta ve Xavi yine. Transferde yapılan yanlışlıkla kastım bu esasında, takım Ballon D'or üçlüsünün üzerine düşen yükü azaltamadı, aksine artırdı son düzlükte. Henry, Eto'o, Villa veya Pedro'nun iyi zamanlarında durum böyle değildi son üç sezon. Alexis iyi oyuncu, Fabregas, Xavi'den sonraki Xavi, Thiago çok yetenekli ama şu an Barça'yı kusursuz noktaya getiremiyorlar, aksine defoları var bu oyunun içinde ve sürekli zaafları su yüzünde çünkü bu takım futbolun zirvesinde, her detay önemli.

Pep maç sonu zemin hakkında "Oyunumuzu etkiliyor ancak rakiplerimiz çimleri uzun tutmak istiyorsa buna adapte olmalıyız. Futbol, topun hep aynı zeminde ve iyi sektiği basketbol gibi değil" diyerek bir kez daha o güzel duruşunu sergiledi.

3 Nisan AC Milan 3-1

Maçtan önce bir istatistik, Messi İtalyan takımlarına karşı son 7 maçta yalnızca bir kez fileleri havalandırabildi, bu tür veriler ne zaman ortaya çıksa -İngilizlere atamıyor vs. gibi- Leo yerle bir ediyor bunu, yine öyle olacak.

1 - 42. dk.lar arası (2. gole kadar)

----------------Valdes---------------
-----Javier------Pique------Puyol----
----------------Sergio---------------
---------Xavi----------Iniesta-------
----------------Cesc-----------------
----Alves-----------------Cuenca-----
----------------Messi----------------

Milan'ın golünü inceleyelim. Gol pasından önce yaklaşık 35 saniye top İtalyan ekibinin ayağında. Oyun savunmadan başlıyor, bir dribling var kesiliyor ve top ters kanada aktarılıyor. Bu süre zarfında Barça topu kazanamıyor, beş saniye kuralı iflas etmiş durumda. Sebep? Elbette 3-4-3. Savunma sahaya iyi yayılamıyor, pozisyonlar kaybediliyor, rakibe mi gideyim bölgeyi mi koruyayım kararsızlığında hamle gecikmeleri yaşanıyor çünkü bir alışkanlık hala oluşmamış, özellikle top rakipteyken. Böyle olunca da top kazanımı gecikiyor ve rakibin yetenekli ayakları, boşlukları da iyi değerlendirince gol şansı artıyor. Robinho, Mascherano'yu bakkala gönderip Ibra'yı buluyor, Barça savunmasının IQ'su yüksek, hemen öne kayıp ofsayt peşinde ancak Javier koşusunu sürdürüyor bilinç dışı bir şekilde ve Nocerino'ya verilen pasta ofsaytı bozuyor, o olmasa pozisyon gol değeri kazanmayacak.

Barça kendi rutin hücum seti dışına çıkarak özellikle hızlı dikine kontrataklar ile pozisyonlar bulsa da akışkanlıktan uzak bir görüntü çiziyor ilk 40 dakika. Muhtemelen televizyon başındakiler Pep'in ne zaman 4-3-3'e geçeceğini merak ederken penaltı oluyor ve Messi skoru 2-1'e taşıyor. Her iki penaltı da net kanımca, ilkinde kontrolsüz giriş, kırmızı kart ağır olurdu son adam yorumuyla ve ikincisinde forma çekme var yaklaşık 5 saniye. Hakem zaten Nesta'yı daha önce uyardığından ikinci uyarıya gerek kalmadan kararını verdi. İtalyan takımlarının ceza sahasında bu tür davranışlara çok başvurduğu biliniyor. (Inter, 2010) Hatta Mourinho Madrid'i de bu açıdan bir İtalyan takımına benzetti. Üç haftaya bir Ramos ya da bir başkasının ceza sahasında rakibe müdahalesi veya elle teması üzerine tartışmalar çıkıyor. (Hepsine geleceğim tek tek, görsel ile birlikte) Marca gazetesi bile iki penaltının temiz olduğunu söylerken Mourinho bunun üzerinden polemik yaratma telaşına düşüyor maçtan sonra.

41-63 dk. arası

----------------Valdes---------------
Alves----Pique-------Javier-----Puyol
----------------Sergio---------------
---------Xavi---------Fabregas-------
---Cuenca------------------Iniesta---
----------------Messi----------------

Formasyon değişikliğiyle savunmada daha dengeli bir noktaya gelen Barça rakibine pozisyon vermeden tehlike üretmeyi sürdürüp maçı koparıyor.

Topla oynama, Barça % 60 - AC Milan % 40
Şut girişimi, Barça 20 - AC Milan 3
Kaleyi bulan şut, Barça 11 - AC Milan 1

Galliani "Barça dünyanın en iyi takımı ve tarihin en iyilerinden biri, Cruyff'un Ajax'ı ve Sacchi'nin Milan'ıyla birlikte" diyor maç sonu.

Ciddi bir kalp rahatsızlığı geçiren ve futboldan uzak kalan Cassano, Mourinho'ya taş atarak "Barça yenilmez, onlar ancak 40 saat boyunca otobüsle yolculuk etmelerine sebep olacak bir volkan yardımıyla yenilebilirler." diyor.



31 Mart Athletic Bilbao 2-0

----------------Valdes---------------
Alves----Pique-------Javier---Adriano
----------------Sergio---------------
---------Thiago-------Fabregas-------
---Alexis---------------------Tello--
----------------Messi----------------

Bielsa'nın ekibi kaleyi bulan ilk şutunu 80. dakikada atabiliyor. 0-0 biten Milan maçının ikinci yarısıyla birlikte Barça 125 dakika kalesine şut çekilmesine dahi izin vermiyor.

İlk yarı 2-2 biten maçı iyi analiz eden Pep, Bielsa'nın her alanda adam adama markaj ve oyuncu takibi şeklindeki harika savunmasına ekstra bir çözüm getiriyor; Topla 25-30 metre ilerleyen stoperler. Doğal olarak marke edilmeyen iki oyuncu dribling ile rakip kale sahası önüne kadar gelip diğer arkadaşlarını, özellikle orta sahayı rahatlatıyor ve yerleşme olanağı tanıyorlar takıma. Maçın en stratejik noktası bu.

Topla oynama, Barça % 57 - Bilbao % 43
Şut girişimi, Barça 20 - Bilbao 4
Kaleyi bulan şut, Barça 14 - Bilbao 1

Barça en son Pellegrini'nin Madrid'i karşısında topla oynamada % 55'e kadar düşmüştü 2010'daki 0-2 biten maçta. Guardiola, Keita ve Abidal'den sonra bu kez de en favori oyuncularından birinin Mascherano olduğunu açıklıyor basın toplantısında.

28 Mart AC Milan 0-0

----------------Valdes---------------
-----Javier------Pique------Puyol----
----------------Sergio---------------
---------Xavi----------Keita---------
----------------Messi----------------
----Alves-----------------Iniesta----
----------------Alexis---------------

Yine dörtlüden bozma bir üçlü savunma, Alves daha önde, Puyol daha geride, Iniesta sol kenar ve iç bölgeden sorumlu, ona yardımcı olan Keita var. Alexis en uç ve Messi hemen arkasında. Maça Milan iyi başlayıp yerleşim hatalarından yararlanıyor ve birkaç pozisyona giriyor. Toparlanan Barça, duran top organizasyonunda Alexis'i ceza sahasında topla buluşturuyor, kalecinin müdahalesi var ancak hakem penaltı vermiyor.

Abbiati devleşiyor, ikinci yarı Milan hücum yapamıyor, kaleye şutu yok, kontrol Barça'da ve maç başladığı gibi bitiyor. Guardiola maç sonu "7 Avrupa Kupası olan Milan'ın 0-0'lık sonuçtan mutlu olması alabileceğimiz en iyi övgüdür" diyor.

Barça'nın Amerika'daki akademisinin 11 Yaş Altı Takımı'nın görseliyle anlatalım biraz da bu felsefeyi. Daha çocuklar ama hiçbir farkları bulunmuyor esasında büyüklerinden. 4-3-3 formasyonu, yerden ve ayağa kısa paslar, topa sahip olma, en uçta sahte 9 gibi oynayan biri, savunma oyuncularının topu dan dun vurmak yerine kale önünde bile pas denemesi, gerçekten muazzam. Takımın en kısa oyuncusu, 10 numara giyip dört gol atıyor ve oyun tarzı Messi'yle aynı, DNA kodlama.

http://www.barcelonausa.com/



24 Mart Mallorca 0-2

RFEF'e göre 2 penaltı yapıp çift sarı kart alan Alves cezalı, Villarreal maçında rakibe tekme tokat girip çift sarı kart alan Ramos değil. İspanya Futbol Federasyonu'nun herhangi bir standartı yok, pardon var Real Madrid'in menfaatleri, ne de olsa adlarında Royal geçiyor. Ramos, Real Sociead maçında sahada, Katalunya eksenli medya dışında hiç kimse bunu sorgulama ihtiyacı bile hissetmiyor. Son iki sezon Ramos'un ısrarlı biçimde korunup ceza almaması, Pique'ye Ekim 2010'da milli takımın basın toplantısında yaptığı "İspanyolca" çıkışı kaynaklı olabilir. Unuttukları bir şey bulunuyor; Barça, onların milli takımına en çok oyuncu veren kulüp, krallığın bile önünde. (FC Barcelona 92 - Athletic Bilbao 86 - Real Madrid 80) Katalunya ve Bask ülkesi olmasa Kastilya tabanlı bir İspanya'nın ne duruma düşeceği belli, Raul'un elini eteğini çekmesi sonrası 2008 ve 2010'da Barça kaynaklı gelen başarılar da bunun bir başka ifadesi.

----------------Valdes---------------
-----Javier------Pique------Puyol----
----------------Sergio---------------
---------Thiago----------Iniesta-----
----------------Fabregas-------------
----Pedro------------------Alexis----
----------------Messi----------------

Pedro ve Alexis'in bölüm bölüm yerlerini değiştirdiğini gözlemledik. Villa zamanı Pedro sağ forvet olarak oynuyordu ve burada başarılıydı esasında, solda aynı verimi hiçbir zaman sağlayamadı. Aynı durum Cuenca için de geçerli, sağ forvet oynamak zorunda, yarar için. Guardiola 60. dakikada Montoya'yı oyuna alıp stabil bir duruma geçmek istedi, 4-3-3 ile ve bunda başarılı oldu.

20 Mart Granada 5-3

----------------Valdes---------------
Alves----Pique-------Puyol----Adriano
----------------Keita----------------
---------Xavi---------Thiago---------
---Alexis--------------------Cuenca--
----------------Messi----------------

Topla oynama % 74-26 ve kaleye atılan şut 18-6 ancak dakikalar 62'yi gösterdiğinde skor 2-2 olmuştu. İlk iki gol, Cuenca'nın oyun şablonuna yeni bir enstrüman olarak eklediği ortalarından geldi. Messi, hat trick yapıyor, Barça tarihinin en golcü oyuncusu oluyor. (240 gol şu an) Alves ikinci penaltıya da sebebiyet verip oyundan atılıyor.

Real Madrid'in Villarreal ile berabere kalmasının ardından puan farkı 6'ya düşüyor bir anda, umutlar yeşeriyor. Villarreal maçı sonu Madrid oyuncularının hakeme ağır hakaretler ettiğine dair haberler var Katalan medyasında. Son gelişmeler daha da vahim. Maç sonu Madrid oyuncuları Villarreal soyunma odasını basıp tehditlerde bulundukları üzerine. Real'in psikolojisi bozuluyor adeta, kırmızı kartlar, teknik heyetten atılanlar.



17 Mart Sevilla 0-2

Maç öncesi Şampiyonlar Ligi kura çekimi vardı ve sonucunda; Barça çok zor bir kura ile karşılaştı. Önce AC Milan ve ardından Chelsea rakipler oldu. AC Milan vs Barça eşleşmesinin sonu 2010'daki Inter'e benzeyebilirdi. (Gruplar aşaması da aynıydı, galibiyet + beraberlik) Pep'in eşleşmek istemediği tek rakibin AC Milan olması, tehlike boyutunu sergiliyordu. (2-2 ve 2-3, kolay geçmedi + Ibra faktörü)

La Liga'da Barça & R. Madrid olağanüstü olunca Valencia & A. Bilbao & A. Madrid ile ara açık. Esasında arka blok da yeterince iyi ama yakından takip etmeyenler bunu göremiyor. Şampiyonlar Ligi + UEFA Kupası yoluna devam eden 16 ekip arasında 5 La Liga (ilk iki favori) > 1 Premier Lig (ilk iki yok) takımı vardı o hafta. (Son sekizde 5 La Liga yine) La Liga yarışmacı değil, Messi adada oynayamaz gibi yorumlar Avrupa kupalarında kalan takımlara bakılınca inandırıcılığını tamamen yitirdi.

----------------Valdes---------------
Alves----Pique-------Javier---Adriano
----------------Sergio---------------
---------Xavi---------Fabregas-------
---Pedro--------------------Iniesta--
----------------Messi----------------

Pedro ilk pozisyonu buluyor ancak önceki iki sezonda girip gole dönüştürdüğü pek çok benzer pozisyonda olduğu gibi vuramıyor artık topa. Xavi'nin muhteşem frikiği kilidi açıyor ve Messi zoru kolaya çevirip maçı daha 25. dakikada bitiriyordu. Madrid, Malaga'yı evinde ağırladı. 60. dakikada topla oynama % 45-55 ama kaleye atılan şut 10-3, geçiş futbolu ve dikine verimli oyunun ifadesi gibi veriler Real için.

11 Mart Santander 0-2

Bu kez önce Madrid oynuyor, zorlu Betis deplasmanı, puan kaybı olacak derken hakemler yine devrede, Real'in düşmesine asla izin vermeyecekler. Betis'in iki penaltısı verilmiyor, biri skor 2-2 iken ve diğeri 90+2'de. Ramos ve Alonso'nun pozisyonlarının görsellerini de ekliyorum, yorum sizin. (ikisi de net penaltı ama verilmiyor)

http://www.youtube.com/watch?v=X20Nn_1ospM&feature=youtu.be

http://www.youtube.com/watch?v=3a5D1A2YnyE&feature=youtu.be

Maçtan sonra Madrid soyunma odasının önünden yapılan gizli çekimde içeriden "elle oynamayı gördünüz mü" şeklinde yüksek sesli bir söylem duyulduğu iddia edildi üstelik, komedi dizboyu. (27. dakika)

Barça, Madrid ile bu koşullarda rekabet ediyor, bilinmeli. Hakem hataları kolaj:



----------------Valdes---------------
-----Alves------Javier------Puyol----
----------------Sergio---------------
---------Xavi------------Iniesta-----
----------------Fabregas-------------
----Cuenca------------------Pedro----
----------------Messi----------------

Kusursuza yakın bir oyun, % 74 topla oynama, kaleye atılan 23 şut ve kalesine atılan şutun olmaması, sezonun en dominant oyunlarından biriydi.

7 Mart Bayer Leverkusen 7-1

Topla oynama % 70, 65. dakikada toplam paslar 585-214 şeklinde, Leo Messi ŞL tarihinde bir maçta 5 gol atan ilk oyuncu oluyor. Tello ilk ŞL maçında iki gol birden atıyor.

Diego Milito "Messi tarihin en iyisi, bu yaşta her 3 günde bir bunları yapabilmek, inanılmaz" diyerek övgülerini dile getiriyor. Gary Lineker, Ruud Gullit, Terry Venables ve son olarak Roy Keane & Wayne Rooney sosyal medyada Messi'yi tarihin en iyi oyuncusu olarak gördüklerini açıklıyorlar. (rekabet ve seviye yönünden Şampiyonlar Ligi > Dünya Kupası ve Messi dört senedir domine ediyor burayı) Sir Alex Ferguson onun için "Oyuncular 25 yaşında olgunlaşmaya başlar. Messi'nin 24 yaşında olduğu düşünülürse, gelecekte neler olacağı gerçekten ürkütücü" diyor.

3 Mart Sporting Gijon 3-1

----------------Valdes---------------
Alves----Pique-------Javier---Adriano
----------------Keita----------------
---------Xavi---------Iniesta--------
---Pedro--------------------Cuenca---
----------------Fabregas-------------

Messi cezalı. Iniesta ile öne geçip devreye öyle giriyor Barça. İkinci yarı başlıyor ve ilk pozisyonda kıyamet kopuyor. Faul bile yok, üstelik son oyuncu yorumu da hatalı. La Liga alenen Real Madrid'e kazandırılmak istenen bir ligden öteye geçemeyecek gibi. Pique kırmızı kart görüyor, gerçekten aklın alacağı bir durum değil. Her şey bununla da sınırlı kalmıyor. Marca'ya göre Barça'nın üç penaltısı çalınmıyor, skandal. Pique kırmızı kart kararının, devre arası hakemi çalınmayan penaltılar sebebiyle eleştirmesi kaynaklı -kasıtlı- olduğunu söyledi. Yani hakem devre arası bileniyor ve ilk pozisyonda intikam alıyor, sıradışı. RFEF (Royal İspanya Futbol Federasyonu) Pique'nin maç sonrası yaptığı yorumlardan dolayı ceza alacağını belirtince İspanya futbolu yangın yerine dönüyor. Katalanlar sonunda yeter artık diyor, isyan bayrağı dalgalanıyor gökyüzünde. Çünkü RFEF daha önce otoparkta hakem bekleyen Mourinho ve 2-2 biten Kral Kupası maçından sonra hakeme "Barça'nın kutlama partisine katılabilirsin" diyen Casillas'a soruşturma açmamış ve ceza vermemişti. Burada kesinlikle artniyet ve çifte standart var. Bu sezon hakem hatalarından çok canı yanan ve sessiz kalan Barça, Pique olayındaki çifte standart sonrası suskunluğunu bozdu. Barça resmi sitesinden "oyunun kurallarını öğrenmek istiyoruz" temalı sert bir bildiri yayınladı. Kulüp Kral Kupası toplantısına katılmama kararı aldı. RFEF protesto ediliyordu. Katalan medyasının manşetlerini "Savaş" başlığı süslüyordu o hafta boyunca. Hakem komitesi sözcüsü Jimenez'in, G. Franco'nun anti-Katalan faşist partisi Falange üyesi olduğu ortaya çıkarıldı. Franco öleli çok oldu ama gölgesi hala futbolun üzerine düşmekteydi.

Maç sonu tüm bu olumsuzluklar yaşanırken arka planda bir başka skandal daha mevcut ve artık gizlenemez boyutlarda. Federasyon Barça vs A. Bilbao Kral Kupası finalinin nerede oynanacağına dair karar veremiyor, Madrid baskısından. Tarihte ilk kez Kral Kupası'nda finale çıkan iki takımın talep ettiği stadyumda maç oynamasına ev sahibi -Real Madrid- karşı çıktı. Barça ve A. Bilbao en çok seyirci alan tarafsız saha olarak S. Bernabeu isteğinde bulunmuşlardı, özel bir amaç yoktu. A. Bilbao başkanı Urrutia "Endülüs'te oynayalım, Katalan ve Basklıların Euro'su Madrid'e gitmesin" (ekonomi yollu) mesajı iletti. Guardiola da hakemler hakkında konuşmayacağını, daha iyi oynamaya çalışacaklarını belirtip yalnızca federasyonun ceza kriterleri neler bilmek istiyorum ve bu konuda yönetime katılıyorum diyerek aslında usulsüzlüğü gözler önüne sermek istedi. Ona bir cevap veremedi elbette RFEF. (Pep'in sözleşme yenilememe sebebi olarak La Liga'da Madrid'in aşırı şekilde kollanmasından duyduğu rahatsızlık ve bunun verdği yıpranma gösteriliyor)

Kral Kupası Finali'nin 25 Mayıs Cuma günü Vicente Calderon'da oynanacağı duyuruldu. Guardiola "Bize nereyi söylerlerse orada oynayacağız. Biz finalde olduğumuz için Bilbao Bernabeu'de oynayamıyor, üzgünüz" dedi, yine güzel bir söylemdi.

Gijon maçından bir gün sonra Madrid, kadim dostu Espanyol'u manitaladı. Son üç sene Pochettino Espanyol'u Barça'dan 4 puan koparırken R. Madrid'e 0-21 gol averajı yapabildi. (Katalunya'daki İspanyollar) Sezon içinde B takımdan çağrılıp forma şansı verilen oyuncuların aldığı süre; Barça 1216 dk. ve R. Madrid yalnızca 8 dk. idi bu hafta itibariyle.

26 Şubat Atletico Madrid 1-2

----------------Valdes---------------
Alves----Javier-------Puyol---Abidal-
----------------Sergio---------------
---------Xavi---------Fabregas-------
---Alexis-------------------Iniesta--
----------------Messi----------------

Barça oyun kontrolünü ele alıyor ve öne de geçiyor güzel bir ceza sahası organizasyonuyla ancak ikinci yarının başında bir köşe vuruşuyla beraberlik geliyor. Puan kaybı kesinleşiyor derken Messi mucizeyi gerçekleştiriyor, yine akıl dolu bir erken kullanılan duran top ile. Barça, Osasuna sonrası 3. maçında da geçen sezonki olumlu yönlerini hatırlamaya devam etti. (Topla oynama % 82 idi ilk yarı) Her maç kalesinde gol gören yapıya bürünen Barça'da formsuz Pique yine tercih edilmedi ilk 11'de. Puyol idare etti.

Madrid maçlarındaki hakem hataları ise durmaksızın sürüyor. Rayo önünde 19. dakikada Ramos ceza sahası içinde rakibine doğru hamle yapıp kasten dirsek vuruyor, kırmızı kart ve penaltı, verilmedi. Mourinho & Madrid, işleri o kadar rayından çıkardı ki rakiplerine faul bile yap(a)mayan Messi, 5. sarı karttan cezalı duruma düştü. La Liga'da rakibi en çok kırmızı kart gören takım da Madrid. (En az faul yapıp en çok faul yapılan Barça oysa)

Rayo'dan Piti: "Hakemler her hafta Madrid'i kolluyor. Birileri reaksiyon göstermeli, bu böyle gidemez. Madridliler'in istediğini yapabilmesi sinir bozucu. Hakemlerin kart göstermekten neden korktuğunu anlayamazsınız. Hakemler Madrid aleyhine düdük çalmaktan korkuyor çünkü Mourinho onları otoparkta bekleyecektir." şeklinde çok ağır ithamlarda bulunarak isyanını dile getirdi. Daha önceleri, Levante'den Cabral: "Bernabeu'de hakkımız çalındı. Barça önündeki 10 puanlık farka dair konuşacak çok şey var" demişti.

19 Şubat Valencia 5-1

----------------Valdes---------------
Montoya---Pique-------Puyol---Abidal-
----------------Sergio---------------
---------Fabregas------Iniesta-------
---Alexis-------------------Pedro----
----------------Messi----------------

Barça'da düzelme emareleri var son iki maç. Valencia kalesine 32 şut çekildi (kaleyi bulan 15) bu seviye için olağanüstü! Messi dört gol ile geri döndü. Maçtan sonra goal.com editörü Ben Hayward'ın "Hakem hataları düzeltilen gerçek lig tablosu" yazısı siteden kaldırıldı. Hakem hataları düzeltilen La Liga 22. Hafta Puan Durumu; AS gazetesine göre RM 55 Barça 54 ve Mundo Deportivo'ya göre Barça 54 RM 51 idi. (Rayo, Betis dahil değil bir de)

Hakem hataları:

http://www.youtube.com/watch?v=kgi2Iqrl8Nw

http://www.youtube.com/watch?v=G05uz6QC27o

14 Şubat Bayer Leverkusen 1-3

----------------Valdes---------------
Alves-----Puyol-------Javier---Abidal
----------------Sergio---------------
---------Fabregas------Iniesta-------
---Messi-------------------Adriano---
----------------Alexis---------------

Merkeze yaklaşan ve İtalya'daki gibi açık alanlar bulan Sanchez iki gol atıp en etkili olduğu maçı sergiledi.

Geçtiğimiz sezon Barça (La Liga) ve Barça B (Liga Adelante) liglerinde en az ceza puanını alıp Fair Play ödüllerini kazanmıştı. 2011-12 sezonunda da İspanya 1. ve 2. liginde en az ceza puanıyla Fair Play lideri takımlar yine Barça & Barça B oldu.

Madrid'in bu sezonki Barça maçlarında faul sayısı maç başına 23 olurken diğer maçlarda faul sayısı maç başına yalnızca 12'de kaldı. Futbol tarihinin en başarılı TD'si Sir Alex Ferguson, FIFA röportajında Barça'nın hala Avrupa'nın en iyi takımı olduğunu belirtti.

8 Nisan 2012

A. Eren Loğoğlu

5 yorum:

Akkavak dedi ki...

Bu sene öyle bir sene ki insan konuşmadan kendini alamıyor.Zira direkt skoru etkileyen hataların arkası kesilmiyor bir türlü.Bunun,Mou denen varlığın seviyesine düşemekle alakası yok.O,bambaşka bir kişilik,olmayan pozisyonlardan hata üreten ve pazarlayan bir karakter.O'nun yaptıkları unutulmaz.

Bırakın verilen,verilmeyen penaltıları onu bunu...Sadece son dakika ellerini toplasanız yine rezil olacak bu mor menekşeler.Bir de üstüne riyakarca karşı saldırıya geçiyorlar.Mou'ya bakın maç sonlarında hiç bir şey olmamış gibi pişkince gezinip duruyor sahada.

Sırasıyla VALENCİA(2-3 iken,uzatmalar,Higuain), GETAFE(80 küsür dakika,0-1 iken,Pepe eliyle topu kesiyor sonra sanki top karnına değmiş gibi kıvranıyor yerde), BETİS(Önce Alonso,sonra Ramos eliyle topu kesiyor.), ESPANYOL(son dakikada Pedro'nun şutu elle kesiliyor)...Sadece bunlara baksanız isyan edersiniz.Hakemler hata yapar ama gözünün önündeki çalmaya cesaret edemiyorsa bunda bir iş var demektir.

Bu hafta da zaragoza'nın penaltısı penaltı değil,oyuncu açıkça kendini atıyor,golleri de ofsayt Aranda önde,Keita'nın ceza alanı içinde eline değen top da ayrıca penaltı.)

Daha Real lehine çalınan bazı uyduruk penaltıları(hepsi değil),Barça'nın verilmeyen 11 penaltısını(ki bunlar puan kaybına yol açıyor),Real'in yine açıkça skor avantajı sağladığı Mallorca,Rayo maçlarını saymıyorum bile.Buna Barça'nın Osasuna deplasmanında yaşadıklarını da eklersek iş çığrından çıkıyor.

Ligde Barça'ın hakemlerin ittirmesi ile kazandığı tek maç Atletico Madrid maçıdır(1-2).Kral Kupası yarı finalinde de Valencia maçında Pinto'nun atılmamasını unutmamak gerekir.

Tüm bunlar bu kadar geride kalmamıza bahane mi?Bence değil.Barcelona'lı oyuncuların bu sezon deplasmanlarda takındıkları tutum,Pep'in kadroyu allak bullak eden hamleleri birinci nedendir.Bu konuda İnsanın zoruna giden ise hala UTANMAZ bir şekilde hakemleri ağzına alıp karşı saldırıya geçme pişkinliğinde bulunan insanların olması.

Adsız dedi ki...

Aslında şöyle bir durumda mevcut: Barça geleceğin takımını da kurdu. Viva Barça!

hariçten gazal dedi ki...

şu anda sigorta busquets.iniesta da durağanlaştı.guardiolanın onu kanatta kullanması bence hiç de yerinde bir seçim değil.tiagodan xavi çıkmaz belki biraz iniesta.fabregas da uymadı bana göre saldırırken iyi dönüşte boş.alexis daha iyi olabilir.ona hemen kaleye gitmek değil de en uygun adamı bulma öğretilmeli!.tello da çok etkili ve temiz oynuyor.veee defans ...puyol uzatmalarda pique sağlam durmuyor.ya da FORMAT DEĞİŞİMLERİ ZORLUYOR DA OLABİLİR.der selam ederim.tüm barçaseverlere.

Murat Arslan dedi ki...

emeğine sağlık kardeşim, son yıllarda bu kadar detaylı bir barca yazısı okumamıştım.

Adsız dedi ki...

Sitenizde gezinirken çok güzel paylaşımlar gördük Buzboru olarak başarılarınızın devamını diler.