30 Temmuz 2009

Elano Galatasaray'da



Rijkaard, Neeskens, Roca Teknik Heyette,

Kewell, Baros, Keita, Elano, Tobias, Leo, Nonda yabancı kontenjanından kadroda,

Bu isimlerin yanında Arda, Topal, Balta, Servet, Ayhan, Zan, E Güngör, E Aşık, Sabri Türk Milli Takımının temelini oluşturan yerli oyuncular olarak kadroda,

Altyapıdan gelen, Uğur, Serdar kadroda

Daha Türk Milli olamayan Barış, ayrıca Alpaslan, M Sarp var. Elano heyecanıyla ismini saymadıklarım da olmuştur.

Haldun Üstünel'in yaratımında büyük emek sarfettiği bu kadro, Rijkaard'ın elinde Avrupa'nın her anlamda en üst seviye takımlarıyla yarışır bir konumu yer edinecektir. Avrupa Ligiyle başlayan süreç önümüzdeki sezon CL ile devam edecek, 1 sezonluk takımı tanıma, sistemi oturtma kazanımlardan sonra eksikler daha iyi görülecek ve birkaç takviye ile de çok güçlü bir şekilde Barcelona'ların olduğu gruplara gönül rahatlığıyla düşülecektir.

Elano, bu düşünceleri bünyeye zerk edebilecek kadar önemli bir transferdir. Algıları bozacak derecede farklıdır da üstelik. Baros, Kewell ve Keita'nın transferi için kariyeri düşüşteydi sebebini öne sürenler, Galatasaray tercihini görmezden gelenler, kariyerinin düşüş evresinde olmayan, daha birkaç gün önce, Milan ve Inter'in istediğinden bahsedilen Elano'nun transferini nasıl karşıladılar acaba!

Santos'u Brezilya Milli yapanlar, dünya kulüpleri peşindeydi diyenler Elano için ne söyleyebilirler, konuşma şansları var mıdır yoksa ağızlarını bıçak bile açmaz bir hale mi bürünmüşlerdir!

Santos kötü oyuncudur diye söylemiyorum bunu, oluşturan imaja, alaca bulacaya, camiasını kandırmak isteyen, Aziz Yıldırım'ı dolaylı yoldan da olsa besleyen sahtekar tavra itirazım. Elano'yu nasıl bir kategoriye sokmamız gerek, 35 kere Brezilya Milli olmuş bir oyuncu, bölgesinde oynayan pek çok yıldız isim var iken.

Kadrosunda 8 Brezilyalı bulundurup, 7'sini sahaya sürerek, 4 yabancı kontenjanı hakkını Türklerden yana kullananlar, Brezilya Ligi takımı hüviyetinde adaletsizliklere güvenerek yarışanlar bunları anlayamazlar, daha önce de anlayamadılar, vizyon denilen sözcüğün anlamından uzak, Aziz Yıldırım ve zihniyetine tamah edip, taparcasına bağlı olanlar, daha uzun bir süre de algı sorunu yaşayacaklar. Bir de engellenen Seyrantepe Stadı biterse, 10 yılda uzay çağına eriştiği söylenen Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'sinin Galatasaray'ın olmadığı bir ortamda vizyonsuzluk sonucu, ne tür bir seviye yakaladığı görülecektir. Aradan geçen 12 yıla rağmen hala Avrupa'ya hazırlanıyoruz masalına -bilinçli olarak getirilmeyen iyi teknik adamlar da dahildir buna- kananlar için, Rijkaard'ın 2 yıl içinde oluşturacağı süreç ve başarı belgeseli büyük bir şaşkınlık yaratacak, belki de asıl devrimi, Türk Sporu'nun üstündeki karanlık gölgeleri de bir daha düşmemek üzere kaldırarak gerçekleştirecektir.

Elano, bu derece önemli bir transferdir de.

Gelelim maddi ve teknik boyuta. 10 milyon Euro üzerinde bir değer biçilen ve transfer olan bir oyuncu için, harcamayı bu seviyenin altına düşürerek imza attırmak bir başarı. Oyuncunun yaşı, kariyeri gereği de en az Keita kadar hatta Keita'dan bile potansiyelinin yüksek olduğu söylenebilir, geri dönüşüm anlamında.

City'de orta 3'lü ve 4'lüde görev aldı, SWP ve Ireland ile, arkalarında Kompany ya da Zabaleta oynadı. Topal ya da Sarp'ın önünde Elano & Arda, Elano & Tobias, Elano & Ayhan şeklinde alternatifler var, tercihim süreklilik ve uzun vade açısından Tobias'ı içeren olur. Xavi & Iniesta benzetmelerini duyar gibiyim. Elano kanatlarda da oynayabilir, bu da önemli bir artı. Kewell, Keita, Arda, Serdar ve Elano olacak ki, müthiş ötesi. Özellikle Elano & Arda içeren bir orta 3'lü Türkiye Ligi'nde 20 maçı rahatlıkla götürür ancak zorluk derecesi artan deplasmanlarda ve Avrupa Arenasında, Tobias'ın devreye girdiği bir yapı, takımın başarı grafiğini daha yukarı çekecektir, bu da önceki yazılarımda da ısrarla vurguladığım 2 yapıyı ortaya koyuyor;

Alternatif 1:

_____________Topal________________
______Tobias_______Elano__________
___Keita__________________Arda____
_____________Baros________________

Alternatif 2:

_____________Topal________________
______Elano_________Arda__________
___Keita__________________Kewell__
_____________Baros________________

Alternatif 2'nin biraz fantastik kaçtığını ve savunma zaafları yaratacağını söylemek olası. Xavi & Iniesta benzetmesini yaparken, Xavi'nin savunma yönünü ve Barça'nın topla daha çok oynama kaynaklı olarak, pek çok takıma göre daha az savunma yapmak durumunda kaldığını belirtmekte fayda var. Başarılı bir alan paylaşımlı savunma, özellikle Barça'nın yaptığı gibi geride beklese de hareketli, pas arası kovalayan bir anlayış içerisinde bu 2 oyuncu, hem Arda'nın hem de Elano'nun zayıf da olsa savunma algıları olmalarından ötürü, başarı sağlayabilir. Ben yine de Tobias'ın olduğu bir yapıyı daha sağlıklı buluyor ve önemsiyorum.

Sabah Atahan ile telefonda konuşurken şöyle bir benzetme yaptı. Lincoln Ronaldinho ise, Elano Kaka türünde bir oyuncudur. Bunun anlamı takıma uyumu daha kolay olan -bunu zaten Premier League'de oynayan Brezilya bir oyuncu olmasından anlıyoruz- sorun çıkarmayan, bunları sergilerken Brezilya tekniğini de sunan, topla adam eksilten, uzaktan şutları olan ve en önemlisi duran topları çok iyi kullanan bir oyuncu Elano. Penaltı, korner, frikik her duran topun başına gelir ve golle sonuçlandırır, Türkiye Ligi açısından bu çok önemli bir hamle ve başarıya giden en kısa yol. Elano özellikleri, fiziği, topu sürüş biçimi açısından da Kaka'yı andırıyor, Milan O'nu isterken, Madrid'e giden Kaka'nın yerine düşünüyordu zaten, bu da Elano'nun oyunun iki yönünde de varolan tarzını ortaya koyuyor.

Elano'nun saha içi katkısının yanında, belirttiğim psikolojik katkısı da çok mühim. Türkiye'deki en ciddi rakibinizin 8 Brezilyalısı var ve hiçbiri Elano kadar Milli Takım'a seçilememiş.

Maliyet hesabı bilmeyenlere, bunlarla ilgilenmeyenlere de ek bir bilgi verelim. Elano + Keita'ya yapılan harcama Fenerbahçe'nin hemen hemen Mehmet Topuz ve Özer'e yaptığı ile aynı.

Rijkaard'ın yarattığı özgüven havası bir kalkan oluşturarak Elano'yu koruyacak, medyanın Lincoln'ü, hem oyuncunun hem de taraftarın yanlışlarıyla düşürdüğü durum, yaşanmayacaktır. Yine de dikkatli olunmalı, yalan yanlış ve art niyet içeren haberlere sezon boyunca aldırış etmeden, sabır yeminleri edilen Rijkaard'a güvenerek -Elano'yu o istedi çünkü- yola devam etmeliyiz, özellikle bu akşam yaşanabilecek bir sıkıntı karşısında su koyvermeden.

Türkiye'de yılın transferidir Brezilyalı Elano. Türk Futbolu'nun başarı merkezi Galatasaray, görevi yeniden almak için hazır.

30 Temmuz 2009

A. Eren Loğoğlu

13 yorum:

rogg dedi ki...

Çok güzel bir yazı her yanıyla katılıyorum lakin 8 brezilyalıdan 1'i Elano'dan daha çok milli olmuştur herhalde. R. Carlos ?

Elano hem kanat hem ortada oynuyor benim tercihim Arda'nın tekrar sol açığa çıkması. Bu sene CL'ne kalınırsa. Seneye Nonda'nın yerine ve defansa takviyelerler avrupa'da gerçekten başarılı olabiliriz.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Doğru, sol bölgeye transfer yapılınca ve son 2 yıldaki performansı göz önüne alınınca onu unutmuşum doğal olarak.

Orada verilmek istenen mesaj açık, transfer eksenli bir bakış açısı var, bu dönem 3 Brezilyalı transfer ettiler, Galatasaray ise tek ve Milli Takım kariyerleri ortada.

Eren.

Bawer İlgin dedi ki...

çük güzel bir yazı, katılıyorum aynen. zaten dun okudugum sivas yazısından sonra bu blogu izlemek farz olmustu :) bende kadronun alternatif 1'deki gibi ama Tobby'nın Topal'ın yanına çekilerek oynanacagını dusunuyorum.

Başar Bölükbaş dedi ki...

Türk Futbolu'nun başarı merkezi Galatasaray.
Bu soz Elano kadar hos oldu...

Adsız dedi ki...

bence orta sahada topalın önünde ardayla elano oynucak ama şu kadro şampiyonlar ligini hak ediyor ya:P inşallah şampiyon oluruzda elemeyle fln uğraşmayız. seneyede nondanın gönderilip 1-2 bomba daha patlatcağımızı düşünüyorum belki kewellda gidebilir:P

A. Eren Logoglu dedi ki...

Şu da var;

R Carlos bir Brezilya efsanesi ancak Milli Takım'da artık oynamıyor, Elano ise yaşı dolayısıyla hala oynayabilir ve bu ihtimal Fenerbahçe'deki 8 oyuncudan da fazla, daha çok anlatılmak istenen bu. Fenerbahçe ya Brezilya Milli Takımı kariyeri olmayan ama öyle gösterilen isimleri ya da Milli Takım'la ilişkisi bitmiş Roberto Carlos'u getirirken, Galatasaray hala oynayan bir Elano'yu getirdi.

Eren.

Sade dedi ki...

Elano gerçekten de şuan için Türkiye'ye getirilmesi imkansız oyunculardandı. Nasıl olduda geldi, vay anasını sayın seyirciler gibi yorumları duyar gibiyim. Ancak ne oluyorsa bu klavye başına geçince oluyor, takım ruhları baskın çıkıyor ve "ya esasın da şu da var, bu da var" falan gibisinden yorumlara dönüşüyor iş.

Tamam takım ruhunuz baskın çıkmış olabilir. Ancak biraz objektif olunuz. Objektif olmaktan kimseye zarar gelmez, aksine spor kazanır.

Bizlerde güzelim yazıya yorum yazalım, yazara övgüler yağdıralım diye niyetlendiğimizde bu tarz yorumları görüp, gülüp, yorumlarımızda istemsiz değişikliklere gitmeyelim.

Ben halen "Elano" gibi bir futbolcunun EPL'de oynarken Türkiye'yi tercih etmesini anlayabilmiş değilim, tabi anlamam da gerekmiyor zaten ben onun yerine seviniyorum! Haldun Üstünel gerçekten de Üstünel! Ne demiş? Nasıl ikna etmiş olabilir? Gerçekten de sürer ötesi bir başarı! Kelimeler Haldun Üstünel'in yaptıklarını anlatmakta kifayetsiz kalır!

Ali Samiyen'e bu sene gitmemek için var mı bir sebep? Peki gitmek için kaç sebebiniz var?

kendine iyi bak dedi ki...

sanırım herkesi gonlu senin yazdıgın alternatif 2. kadroda fakat oyle olmayacagını da adımız gibi biliyoruz. eger turkiye liginde kewell'ın yedek kalması dusunuluyorsa ki ardadan sonra en iyi sol acıktır bana gore, o zaman diger takımların gercekten dusunmesi lazım. in haldun we trust.

Engin dedi ki...

Eren Galatasaray'da bu sene yapılan tüm transferler gösteriyor ki, ortada öyle bir iki "bomba" patlatarak, Azizvari günlük şovlar yapma vizyonunun ötesinde ciddi bir dönüşüm projesi var. Artık Galatasaray bu teknik kadro ve futbolcularla senin çok sevdiğin barça mı olur, altyapıdan optimum faydalanarak bir ajax mı olur yoksa yepyeni bir vizyona sahip, Galatasaray ekolünün hakettiği ve hepimizin özlediği Galatasaray mı olur, bunu zaman gösterecek. Şundan eminim ki iyi birşeyler oluyor, ancak başarısız geçebilecek 5-10 maç sonunda zirildanmaya başlayanlari, proje bu kadar büyükken ve buna verilmeye başlanan emek ortadayken,budaklı meşe odunuyla kovalamak farz olur,maazallah.:))

Transfer başarısı, vizyonun ortaya konulması vb.nin yanında porjenin önemli bölümünün de Galatasaray içerisinde zuhur edebilecek çatlak seslerin (bu kadar para harcandı, hala başarılı olamadık vb.) yeni bünyeye zarar vermemesine gayret etmek olacak.

koala dedi ki...

Eline sağlık Eren. Güzel bir analiz olmuş. Marka olmak, istediğin adamı bir biçimde getirebilmek çok önemli.

Ancak en önemlisi ve altı çizilmesi gereken, teknik direktörün Rijkaard olunca böylesi isimleri daha rahat getirebiliyorsun. O yüzden adam Inter'i, Milan'ı değil de bizi tercih edebilecek noktaya geliyor.

Haldun Üstünel'e gelince; söylenebilecek bir şey yok gerçekten. Tek istediğim bu görüşmelerin nasıl bir ortamda geçtiği. Gerçekten de herkesin söylediği gibi bunların bir gün kitaplaştırılması gerekiyor.

Ali Sami Yen.net ahalisinden

Umut Ozan Darıcı

Empyrium dedi ki...

Eline sana sağlık Eren.Yine güzel bir yazı.Takım gerçekten çok iyi oldu.Askerde olmak bu sene, biraz zorlayacak bizi.Gönül isterdi ki bu sancılı geçiş döneminde bile takımımın bir saniyesini kaçırmamak ancak el mecbur...

can yaman dedi ki...

merhaba Eren,

Yazdıklarını bir süredir takip ediyorum ve anladığım kadarıyla Fenerbahçe camiasını hiç ama hiç sevmiyorsun. Sana bir tavsiyem olacak, daha fazla yorulma ve blogunda Fenerbahçe'den söz etme. Emeğine yazıktır. Bırak çirkinlikleri, çirkeflikleri veyahut büyüklükleri onlarla kalsın. Ben saygı da duyabileceğim, şampiyon oldukarında kutlayabileceğim bir ezeli rakip istiyorum. Aziz Yıldırım başkanlığında bunun mümkün olmadığı da çok açık.

Chao Grey dedi ki...

Bundan sonra (aslında bundan önce de) Galatasaraylı blog yazarlarının üstüne düşen, medyanın tüm çirkefliklerini ifşa etmektir. Başka bir blogda olsa da kendi blogunda yayınlamalıdır herkes bu tarz haberleri. Lincoln'ü koruyamadık, bari aynı şeyler Elano'nun, Keita'nın, Leo Franco'nun başına gelmesin.