20 Mayıs 2010

7 David Villa, Kusursuzluğa Doğru Beklenen Tehlike!



Beklenen oldu, transfer gerçekleşti.

Geçtiğimiz sezon Eto'o, Ibra ve Villa transfer üçgeninde tercihim Eto'o'dan ve bozulmaması gereken sistemden yanaydı. Eto'o gidecekse yerine farklı özellikleri olan Ibra'nın gelmesinin daha akılcı olacağını belirtmiştim. Büyük bir yanılgı olduğu anlaşıldı bu düşüncemin, Ibra'yı birkaç maç Barça felsefesi içersinde izleyince.

Bir oyuncu transfer edildiğinde sahaya çıkmadan hakkında yorum yapmak yanıltıcı olabiliyor, Ibra bunun en güzel örneği oldu. Pek çok açıdan Barça'ya uymadı, Eto'o ile olan farklılıklarını dile getirmiş ancak açığı kapatabileceğini düşünmüştüm başka işlerle.

Pep'den bu sezon en azından bazı maçlarda Ibra'yı ileri üçlünün solunda denemesini bekledim, bunu hiç düşünmedi. Eto'o'nun avantajı çok hareketli olup sürekli yer değiştirmesi ve savunmanın arkasına iyi sarkıp son vuruşu yapmasıydı. Ibra kendini markajdan hiç kurtaramadı, bunda ağır kalması ve nereye koşu yapması gerektiği konusunda alışkanlığının olmamasının payı vardı. Belki Henry gibi top getiren ve ters kademeden gol yapan bir isim olabilirdi, bunu da Pep uygulamadı.

Villa tam da Eto'o gibi. Onun kadar savruk olmasa da -Eto'o'nun savrukluğu bile çok işe yarıyordu gol bulmakta- belli bir disiplin, sabır içinde gol pozisyonuna girmeyi bekleyen, son vuruşları çok iyi olan, çabuk, doğru koşular yapan bir oyuncu. Takıma derinlik katabileceğini sanmıyorum Eto'o gibi, yani sürekli yer değiştirme, sağa sola deplase olma gibi ancak statik olarak savunma arkasına sarkmayı sabırla bekleyip, en doğru koşuyu yapacak oyuncu da o. Bu da Barça'nın istediği bir şey. Eto'o'nun seviyesine çıkacak, katkı olarak olmasa da gol verimliliği anlamında daha faydalı da olacaktır.

Xavi ve Iniesta'yla Euro 2008'deki uyumluluğu da pas - koşu - son vuruş üçgeninde en doğru isim olabileceğini gösteriyor. Pas alışverişine giriyor, duvar oluyor, alıyor, veriyor ve kaçıyor, adam eksiltebiliyor küçük hamlelerle, yön değiştirerek.

Çekincelerim var elbette. Bir kısa boylu oyuncunun daha ilk 11'de yer alması, Villa'nın aslında Drogba, Torres türü santrfor değil onlara yardımcı oyuncu modelinde olması -gerçi Higuain, Negredo, Milito türü oyuncular da artık adaptasyon sağladılar tek santrafor modeline- ilk aklıma gelenler.

Müthiş referanslar da var mutlaka, Valencia'daki gol istatistiği gibi, adam tek sözcükle golcü, golü kokluyor, Ibra gibi değil.

Ibra'nın getirdiği bir sıkıntı da uzun boyunun etkisiyle Barçalı kanat oyuncularının zaman zaman ona doğru ortalar yapmasıydı. Villa böyle bir gereksinim doğurmayacaktır, kısa olmasından ötürü.

Barça çok kısalıyor, bu Inter, Chelsea gibi fizik güce dayalı bir oyun sergileyen takımlara karşı ciddi bir handikap olabilir. Eto'o da çok uzun değildi ancak Henry ve Toure'nin 6 kupa kazanılan sezonda her maç oynadığı düşünülünce Barça'nın çok da kısa kalmadığı, en azından rakibin duran toplarında durumu dengelediği görülebilir. Barça, felsefesinin gereği olarak, yerden ve kısa paslarla oynuyor, topa sahip oluyor ancak rakibin böyle oynama zorunluluğu yok ve en tehlikeli anlar genellikle duran toplar oluyor Barça savunması için. Cesc'in de gelmesi bu konuyu daha ciddi hale getirecektir.

Txiki'nin çok önemli açıklamaları oldu pek çok konuda bunlara da değinelim;

Bir kere şunu söylemem gerekiyor, bu adamlar futbolu çok iyi biliyorlar, her söylemlerinden zeka, felsefe, doğru gözlem ve analiz fışkırıyor.

Messi'nin sezonu nasıl geçirdiği hakkında sorulan soruya, 47 gol atmasının muazzam bir şey olduğunu ancak onun üzerinde bu kadar baskı oluşturmanın takımda bazı işlerin yanlış gittiği anlamına geldiğini söylüyor. Hücumda verimliliği daha dengeli dağıtıp onun yükünü hafifletmeliyiz diyor. İnanılmaz gerçekten Messi'ye olan bu yaklaşım ve çok doğru bir tespit.

Buradan devam edersem, Txiki aslında Ibra ve Henry'den beklenen verimi alamamaktan dert yanıyor, haklı da. Pedro bütün bir sezon açığı kapatmasa ve Bojan son haftalarda imdada yetişmese Barça çok sıkıntılı bir yılı geride bırakmış olabilirdi.

Guardiola gelecek sezon da takımın başında. İlginç olan şu, felsefelerine o kadar çok güveniyorlar ki Pep gider bir başkası gelir, değişen pek bir şey olmaz anlayışı var. Keza kulüp tarihinin en başarılı başkanı Laporta'nın seçimleri kazanmasına kesin gözüyle bakılamıyor, demokrasi bu denli işlemiş kulübün bünyesine.

Bazı alanlarda 6 kupalı sezona göre iyi performans veremedik diyor ki burada ileri üçlüyü kast ettiği çok açık. Şunu da ekliyor, bu alanları geliştirmemiz gerekiyor. Villa transferi de bu minvalde bir hamle.

"Leo'nun ileri üçlünün ortasına, hücumun merkezine kaynaşması ya da sağ kanattan devreye girmesi gibi, Villa da bu tür bir oyuncu, başarılı diyagonal koşular yapan, boşluğu, alanı iyi kullanan ve takıma derinlik kazandıran. Villa, Barça profiline sahip bir isim."

Cesc transferi hakkındaki söylemleri, bizim yöneticilere ders niteğilinde. Arsenal'in dileklerine ve Cesc'in kontratına saygı göstermeliyiz diyor her şeyden önce. Fabregas'ın Barcelona'ya gelmek istemesini harika bir haber olarak karşılıyor, bir gün mutlaka bunun olacağını belirtiyor ve Barça türü bir oyuncu olduğundan dem vuruyor. Şunu da ekliyor, Arsenal'in onun hakkında ne düşündüğü önemli çünkü takımının önemli oyuncularından biri ve bir kontratla sınırlı.

Rezerv oyuncuların A Takıma yükselmek yerine A Takım ile antremanlara katılmasının önemini vurgulayıp, bu konudaki adayların Thiago ve Jonathan olduğunu söylüyor.

Pique hakkında üst üste çok iyi iki sezon geçirdiğini, savunmanın merkezindeki yerini sağlamlaştırdığını açıkça ifade ediyor. Oradan da savunma merkezinde yer alan diğer oyunculara ve bu bölgedeki rekabete değiniyor. Marquez, Milito'nun ne kadar değerli oyuncular olduğunu, sakatlıklar sonrası form bulduklarında takıma sağladıkları katkıyı anlatıyor iki yılda. Kimsenin yerinin garanti olmadığından bahsedip büyük umutlarla ve yüksek bir bedelle transfer edilen Chygrynskiy'nin ilk yılında neden başarılı olamadığına değiniyor. Puyol'un kaptan ve İspanya Milli Takımının ilk tercihi oluşu, Pique'nin üst üste 2 yıl muhteşem performans sergilemesi, onun başarılı olmasını zorlaştırıyor. Takımın çok fazla oyuncuya ihtiyacı var ve oynamayan bir oyuncu kötü demek değil diye de ekliyor. Chygrynskiy 22 yaşında, gelişme göstermesi için daha zaman var, davranışları ve karakteri olağanüstü, özellikle soyunma odasında, arkadaşları tarafından çok seviliyor ve onu mutlaka diğerleriyle rekabet ederken göreceğiz diyor Txiki.

Pedro hakkında "Oynadığı her maç çok büyük katkı verdi, her önemli maçta gol attı. Geçtiğimiz yıl Henry 26 gol atıp treble yapılmasında anahtar oyunculardan biriydi, bu sezon Pedro 23 gol attı, muhteşem." şeklinde görüş belirtiyor.

Henry'nin gitmesi konusunda "Çok büyük bir oyuncu. O da Marquez gibi üç kupa kazanılmasında en büyük pay sahiplerindendi. Takımdaki her oyuncunun rolünün farkında olmalıyız, Henry'nin de karar vermesi gereken konu bu. Kendisine sormalı, ne olmak istiyor, bu rol ile mutlu mu? Burada kalmak ya da gitmek ona bağlı." diyerek görüşlerini dile getiriyor.

Ibra'ya gelince biraz temkinli yaklaşıyor. Kimin iyi ve kötü olduğu konusunda teknik adam karar verecektir diyip, Ibra'nın sezonu iyi bitirmediğini ekliyor. Bazı zorluklarla ve sakatlıklarla uğraştını ve optimistik olunmasını gerektiğini, daha ilk sezonunda olduğunu vurguluyor. "Satılık değil, takıma çok şey kattı, onu alabilmeyi hayal ettik, kalmasını istiyoruz. Ama mutlu olmalı, rahat hissetmeli, söyleyecek sözü olmalı."

Bojan kalıyor. Sadece 19 yaşında, çok sabırlı, biz de öyle, çok yakın zamanda Barça'nın 9 numarası -merkez santrforu- olacak diyor Txiki. Sanırım Villa sonrası dönemi kast ediyor.

Ve Toure. "Olağanüstü ve önemli bir oyuncu. Soru, olayları nasıl gördüğü. Kabul etmesi gereken rol. Gelecek sezon planlamasında onu da sayıyoruz takımda fakat oyuncular pozisyonlarını kabul etmeliler. Busquest, Xavi, Iniesta, Keita fantastik derecede iyi oynuyorlar. Rekabetle yüzleşmeli ve hayal ettiğiniz kadar çok oynayamayabilirsiniz. Bir oyuncu öncelikle buna saygı göstermeli. Eğer bunu yaparlarsa, bizim için harika. Eğer kabul etmezlerse, bunu tartışmak isteriz, bir yükümlülüğümüz var. Burada kalmak istemeyen bir oyuncuyu asla tutmayacağız." şeklinde açıklama yapıyor.

Barcelona'nın oyuncularına yaklaşımının ne kadar profesyonel, gerçekçi, samimi ve sahtelikten uzak olduğu görülebiliyor Toure örneğinde. Bir oyuncunun sezon içersinde huzursuzluk çıkarmasını en başından engelleyip, bunu oyuncunun vereceği bir söze bağlayıp, karakter analizi de yapmış oluyorlar, belki de karakter kazandırıyorlar.

Txiki'nin söylediği her şeye katılmamak elde değil. Sadece Ibra kısmında çok da uzlaşmadığımı belirtebilirim. Satılık değil denilse de gitme olasılığı yüksek Katalan gazetelerine göre. Belki de Ibra solda düşünülüyor, şu da var;

Pep bu yıl, klasik 4 – 3 – 3 'ten farklı olarak 4 – 2 – 3 – 1 sistemini de oturtmaya çalıştı. Yeri geldiğinde takım bu düzene de geçebilmeliydi onun düşüncesine göre. Klasik 4 – 3 – 3 'ün diğer sistemlerden farkı sahaya matematiksel olarak en dengeli dağılımı sunmasından kaynaklanıyor. Futbol sahasını 9 eşit parçaya böldüğünüzde bu yerleşim, bütün bu 9 alanı parselleyerek oynamak üzerine kurulu, 4 – 4 – 2 ya da diğer yerleşimler mutlaka 9 parçadan en az birini dolduramıyor. Tüm bunlara karşın Barça'nın yerden, kısa paslara dayanan, topa sahip olmayı amaç edinen, sabırla top çevirip, üçüncü bölgede konuşlandıktan sonra belirli set hücumlarıyla gol girişiminde bulunan düzeni aslında herhangi bir dizilimden bağımsız şekilleniyor. Barça sahaya nasıl yerleşirse yerleşsin önemli olan bu felsefe. Zaten savunmanın merkezinden topla çıkışlar, iç içe geçen savunma ve orta saha bütünlüğü, yer değişkenliği gösteren -bazen aynı kanatta kalıyorlar pozisyon gereği- hücum hattı gibi durumlar yerleşimi tamamen belli bir şablondan çıkarıyor.

Barça biraz da buna güvenerek Ibra ve Villa'yı hücumda birlikte oynatabilir, tıpkı İspanya'nın Euro 2008'de şampiyon olurken Villa'yı Torres ile birlikte oynatması gibi. Arkalarında Xavi, Iniesta, Silva üçlüsü, bu üçlünün ardında da Senna vardı. 4 – 1 – 3 – 2 gibi bir yerleşim.

İlginç bir veri sunacağım şimdi, doğru analiz açısından. Fabregas turnuva boyunca daimi yedek ve Villa final maçında yerini Fabregas'a bıraktı. Her maçı iki forvetle oynayan Aragones, finali Torres önde tek, arkasında Iniesta Xavi Fabregas Silva dörtlüsüyle kazandı. En önemli maç Villa yedeğe yollandı, yerleşim gereği. Bu da yardımcı oyuncu olmasının bedeli, modern futbolun Villa'yla değil Torres'le beslenmesinin sonucu. Barça bu sıkıntıyla karşı karşıya gelecektir eğer Ibra kalacaksa. Bu denli bonservis ödenip transfer edilmiş iki oyuncunun sürekli kenarda beklemesi pek olası değil, baskı olacaktır.

Barça klasik 4 – 3 – 3 'ünden vazgeçip İspanya modeline dönebilir bu durumda. Torres pozisyonunda Ibra yanında Villa, arkalarında Messi Xavi Iniesta ve ön süpürücü Sergio ya da Toure. Pep, böyle bir formasyonu, oynatma zorunluluğu kaynaklı kullanabilir ya da Ibra'yı Henry gibi solda oynatmayı deneyebilir klasik 4 – 3 – 3 'te, yani 6 kupa kazanılan yerleşimde. Ibra'nın bu görevi üstlenip üstlenemeyeceğine ancak sahada görüp karar verilebilir, teorik düşünce yetersiz kalacaktır, daha önce böyle bir role soyunmadığı için.

Bir yere kadar bu İspanya modeli de Barça'nın oyun felsefesini, akışkanlığını bozmayabilir. Ancak Barça'yı bekleyen çok ama çok büyük bir tehlike var, o da Cesc'in transferi halinde ön süpürücüden vazgeçme fantezisi. Los Galacticos'un da zamanında düştüğü yanlış da denebilir, Makalele etkisi.

İspanya'nın yaptığı gibi Cesc'in takıma girmesi, Torres ya da Villa'dan birinin kenara gelmesi demektir, futbol doğrusu olarak. Bu da haliyle tek forvete daha uygun olan Torres değil, Villa olmuştur. Barcelona'da benzer durum vuku bulacaktır. 4 – 1 – 3 – 2 'den yumuşak bir geçişle 4 – 1 – 4 – 1 'e yol alınacak. Messi Xavi Cesc Iniesta, önlerinde Ibra ya da Villa tercihi ortaya çıkacaktır. Bu da her maç Cesc, Villa ve Ibra'dan birinin yedek oturma zorunluluğudur ki bu çok lüks kaçar, huzursuzluk yaratır, sorun oluşturur.

Makalele etkisi neden önemli? Yani 4 – 4 – 2 düşünülüp, ön süpürücüyü yok eden ve merkezde Xavi Cesc'in box to box özelliğine, bunun yanında topa daha çok sahip olmaya güvenen sistem neden intihar olabilir buna da değinelim. Messi Xavi Cesc Iniesta dörtlüsünün önünde Ibra Villa ikilisinin kullanılması olasılığından. Barça gibi topa sahip olan takımların oyunda dominasyonunu sağlayan ana etkenlerden biri, dönen topu çabuk kazanıp, ataklarını yeniden ve zaman kaybetmeden olgunlaştırmaları. Dönen topları kazanan da ön süpürücü ya da merkez savunmacılar oluyor özellikle Barça'da. Eğer Messi vs. total savunmada yorulursa hücum verimliliği azalacaktır, dönen topu kazanamayan ya da geç kazanan takım, topa daha az sahip olacak ve felsefesine en tahrip edici zararı verecektir.

Barça Cesc'i transfer ederken Xavi'nin yaşlanmasını da dikkate alıyor ancak takımın ritmini ve yerleşim şeklini kesinlikle sekteye uğratmamalılar. Ibra'nın gitmesi bir çözüm. Cesc de gelir, üstüne bir de Toure giderse facia kaçınılmaz olabilir. Txiki, Pep ve Cruyff bu nokta üzerinde mutlaka duruyorlardır, durmalılar da.

Villa ve olası Fabregas transferine Ibra'dan sonra daha bir temkinli ve yerleşim, görev olasılıkları üzerinden bakmaya çalıştım. Dünya Kupası farklı olasılıklar için referans olacaktır Pep'e.

Gerçeklikten biraz uzaklaşıp bir de fantezi yapalım;

1 Valdes 2 Alves 3 Pique 4 Cesc 5 Puyol 6 Xavi 7 Villa 8 Iniesta 9 Ibra 10 Messi ... Aklım almıyor!

20 Mayıs 2010

A. Eren Loğoğlu

10 yorum:

Deniz Gür dedi ki...

Aklımdaki her şeyi kelimelere döken müthiş bir yazı olmuş. Txiki ile aynı kafada düşünmek müthiş bir şey. (: Cesc'in gelmesi olayı ile ilgili bir kaç düşüncem var. Süpürücü düşüncesi benim de kesinlikle aklıma takılan en büyük sorun. Ancak geçmişe bakarsak Rijkaard tarzı bir önliberonun şu anki mevcut süpürücülerden daha farklı bir özelliğe sahip olduğunu düşünüyorum. İsim olarak ikisi de önliberodur ancak birisi komple bir oyuncudur diğeri ise sadece süpürücü olarak görev yapmaktadır. Bu nedenle şöyle bir düşüncem var: Cesc geldiğinde Xavi veya Cesc bir şekilde bu tarz bir görevi devralabilir. Evet belki upuzun bacaklara, sağlam bir kalıba sahip değiller ama bu görevi Xavi'nin yapabileceğini düşünüyorum. En azından Cesc gelirse Pep birkaç maç bunu kesinlikle deneyecektir. Bir diğer durum da şöyle olabilir: 4-3-3'ün orta üçlüsünü evrime uğratıp tek defansif iki ofansif orta saha anlayışını iki defansif bir ofansif orta saha pozisyonuna dönüştürebilir takım ki bunu son maçlarda izledik biraz da mecburiyetten. Busquets ve Yaya aynı anda sahadalardı ve ikisi de defansif orta saha göreviyle sahadalardı. Çünkü Keita formsuzdu, Iniesta sakattı. Xavi yalnız kalacağına bu şekilde 2-1 gibi bir orta saha dizilimi vardı. İsimleri de değiştirerek düşünürsek Xavi ve Cesc'in ikisinin daha defansif rolde Iniesta'nın daha ofansif rolde olması düzeni sağlayabilir. Ben Cesc'in alan savunması kabiliyetinin ve ince pas özelliklerinin ofansif özelliklerine nazaran daha önemli olduğunu düşünüyorum sistem için. Ayrıca bu üç oyuncu da hücum üçlüsü gibi dönüşümlü oynayabilirler. Bunlar tabiki çok fantastik düşünceler ve Pep-Cruyff-Txiki üçlüsünün bunu düşündüğünü sanmıyorum. İyi ki ben yokum takımın başında yoksa dayanamaz denerdim :p

Yorumu yazdım ancak kabul edilmedi çok uzun olduğu gerekçesiyle ben de iki parça halinde gönderiyorum (:

Deniz Gür dedi ki...

Fanteziyi biraz kenara bırakıp realiteyi düşünürsek Chaogrey'in yazısına yazdığım yorumun aynısını burada da yazmak istiyorum: Pep ilk sezonunda defans rotasyonunda sorun yaşadı. Puyol ve Pique olmadığı zaman oynatacak adam bulamadı ikinci yıl sakatların düzelmesi ve Dmytro'nun gelmesi ile (her ne kadar çok oynamasa da ukraynalı) bu rotasyon sorununu çözdü. Bu sezon ise orta saha ve hücum rotasyonunda sorun yaşadı. Zlatan belki isteksiz, belki formsuz olması sebebiyle istenileni veremedi (21 gol atmış olmasına rağmen bunu söylüyorsak bu takım gerçekten uzay takımıdır) Henry ise hem sakatlık hem de formsuzluk sebebiyle yokları oynadı. Bu sebeple 6 kişilik hücum rotasyonunda 2 kişiden verim alınamadı. Bu da Txiki'nin dediği gibi Messi'nin über bir performans göstermesine sebep oldu. Pedro ve Bojan da devreye girmeseler gerçekten çok zor olurdu işleri. Jeffren bile devreye girdi birkaç maç as 2 oyuncunun formsuzluğu sebebiyle. Ve şimdi formsuz 2 as oyuncudan birisi gidiyor yerine tempolu mücadele ile sahada yer alabilecek bir oyuncu geliyor. Bu hücum rotasyonunu inanılmaz rahatlatacak bir hamle kuşkusuz.

Az önce de dediğim gibi bir diğer sorun da ortasaha rotasyonundaydı. Iniesta'nın bu takım için ne kadar önemli olduğunun görüldüğü bir sezondu kesinlikle. Sezon başı kampını kaçırması ve sakatlıktan sonra aralıklarla forma giymesi onun temposunu çok bozdu. Bu yıl Iniesta'yı çok aradılar önümüzdeki yıl da aynı sorunla karşılaşmamak için Iniesta ve Xavi ayarında bir orta saha oyuncusuna daha ihtiyaçları vardı. Bu adam ne Busquets olabildi ne de sezon başında çok iyi maçlar çıkaran ve arka arkaya 6 gol atan Keita olabildi. İşte bu sebeple bana kalırsa son saydığım ikiliden daha yetenekli ve oyuna ağırlığını koyabilecek bir oyuncuya ihtiyaç var. Bu isim Cesc transferi olmazsa bana kalırsa Hleb de olabilir. Ancak herhangi bir teklif geldiğinde Hleb ile yollar ayrılacaktır. Pep onu genelde sol kanatta kullanmaya çalıştı. Bunun sebebi de aslında Iniesta'nın muazzam formuydu. Buna güvenilerek sezon başında kiralık gönderildi. Ancak bu ters tepti. Çok uzattım yazıdan da uzun bir yorum oldu gerçekten. Bunun için kusura bakma (:

Sonuç olarak diğer transferler için İspanya'nın Dünya Kupası'nı kaldırmasını beklememiz gerekiyor. Temmuz ayı kadronun netleşeceği aydır (:

Saygılarımla
www.fcbosa.com

Çağdaş dedi ki...

ibra gidici olsa bile nereye gidicek, bu da bir soru

sukullaci dedi ki...

bence taktiği bozmazlar. solda villa /iniesta forvette ibra/villa sağda messi arkalarında xavi ve iniesta/fabregas en geridede toure/bosquets zaten tüm oyuncuların aynı anda sağlıklı olması düşük bi ihtimal. bence sorun olmadan tüm oyuncular hemen hemen eşit şans bulurlar. fenerbahçe içinde 8 yabancısı var hangisi oynar deniyodu ama 6 sı bi arada çok az oynadı. ben seneye pedro'nun çok süre alamayacağını düşünüyorum villanın gelişi ve iniesta nın iyileşmesiyle. toure tarzı adamlardanda asla vazgeçilmez bence. bide şablon yapayım tam olsun

-----------ibra/villa
iniesta/villa----------messi(pedro)
----cesc/iniesta----xavi
---------------toure(bosq)

A. Eren Logoglu dedi ki...

2 soru işareti;

1 - Xavi'yi geriye kaydırmak, ona yapılan en büyük haksızlık, takımı 7 kupaya götüren sisteme de ihanet olur. Bir takım bir sezonda kupaların tamamını alan bir düzen oturttuysa bunu üzerinden devam etmelidir. Ekstra denemeler yapmak riskten öteye gitmeyecektir, koşulların değiştiği kabul edilse bile. Xavi'yi Barça'nın beyni olmaktan alıp, süpürücü alana atmak, oyun akışkanlığını alt üst eder. Ne Iniesta, ne de Cesc, Xavi derecesinde organize edemez set hücumunu. Bu konuda çok katı bir görüşe sahibim, taşlar oynarsa sıkıntılar azalmaz, artar.

2 - David Villa Valencia'da ileri üçlünün solunda oynadı mı, gerçekten merak ediyorum. İzlediğim maçlarda her zaman merkez oyuncu konumundaydı ve ısrarla onu solda düşününler biraz fantezi ve zorlama davranıyorlar gibime geliyor.

Deniz Gür dedi ki...

Selam evet Xavi'yi geri koymaya kıyamam mesela ama bu tarz sistem denemelerini yapıyor Pep. Son bahsettiğim Busquets ve Yaya'nın bir arada sahada defansif rolde oynaması da bunlardan birisiydi. Bilmiyorum dener mi. Dediğim gibi fantastik bir düşünce. Çomak sokmak kötü sonuçlar doğurabilir bu da riskidir bu olayın. Neyse tüm teorileri önümüzdeki yıl Cesc gelirse cevaplandıracaktır Pep.

Villa konusuna gelince. Henry'nin Arsenal zamanlarında merkez forvet oynaması ama hareketli ve sürekli araya geçen tarzda oynaması onu Barça'ya getirmişti. O zaman takımda Gujohnsen vardı, Ronaldinho vardı, Eto'o vardı, Messi vardı. Muhtemelen o zaman da herkes merak etmiştir Henry'nin neden alındığını ama Rijkaard bir şekilde onu sola adapte edebilmişti ve Pep'in ilk sezonunda çok da iyi oynadı o tarafta Henry. Kimse onu merkez forvet olarak düşünmemeye başladı. Aynı süreç Villa için de geçerli bana kalırsa. İlk senesinde sol açık pozisyonuna adapte olacaktır performansı belki de çok iyi olmayacaktır bu sebepten. Gerçi bu yılki Henry performansından çok daha iyi olacağına şüphem yok. Ama ikinci senesinde kesinlikle sisteme tamamen adapte bir şekilde işlemeye başlayacaktır sol kanadı.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Deniz,

bu sistem denemekten öte, yepyeni bir oyun içi düzenleme anlamına geliyor, ben böyle bir riske girileceğini zannetmiyorum. Xavi'nin yeriyle oynamak pek akılcı olmaz.

Gelelim Villa'ya. Henry örneği veriliyor sıklıkla ancak Henry zaten daha önceleri açık futbolcuysuydu, Arsenal'in uç bölgede sürekli yer değiştiren, pasa dayalı sisteminde, merkez oyuncu gibi davranmıyordu. Yani Henry'nin sola adapte olmasında hem geldiği takımın hem de oyuncunun geçmişte bu bölgeye sıklıkla kayabilmesinin payı vardı. Henry geldiğinde Eto'o merkez oyuncu ve Ronaldinho ileri üçlünün solundaydı, yapılan benzer denemeler ve Henry'ye bir yerleşim bulunamaması Barça'yı şampiyonluktan etmişti, çok uzak değil, 3 yıl oldu. Villa için aynı şeylerin geçerli olduğunu söyleyemeyiz bu sebeple onu solda düşünmek inanıştan öteye gitmeyecektir, denenebilir mi, elbette ancak ben daha çok İspanya tarzı bir modelin düşünülüceğini ve Ibra - Villa ikilisinin yan yana oynayabileceğini varsayıyorum, her ne kadar istemesem de, bu da ilerinin üçlünün solunda oynadı argümanı olarak karşımıza çıkmamalı.

Thiam Jaba dedi ki...

fabregas gelirse, toure artı marquez yazmış aceto. ibra'da gider.
valdes
maxwell pique puyol alves

busquets
xavi fabregas

iniesta villa messi

7 cüceler barça

yedekler: keita, pedro, bojan, chringsky, abidal, milito,

A. Eren Logoglu dedi ki...

Yazıda da belirttiğim gibi bu kadar kısalmak da sıkıntı doğurur, panzehir üretmesine olanak tanır rakiplerin.

Thiam Jaba dedi ki...

gerçi bugün ibra kalacak demiş, başkan. bu durumda fabregas yedek olur. solda ibra ortada villa messi
orta sahada busquets xavi iniesta
defans zaten sabit. yalnız bence barçanın iyi bir önlibero alması lazım toure giderse. busquets ve keita ikilisinden biri sakatlansa yedek adam yok takımda.